Konusunu Oylayın.: İslam Dininin kötü alışkanlıkları yasaklamasının nedenleri nelerdir?

5 üzerinden 4.94 | Toplam : 35 kişi
İslam Dininin kötü alışkanlıkları yasaklamasının nedenleri nelerdir?
  1. 03.Nisan.2012, 20:15
    1
    Misafir

    İslam Dininin kötü alışkanlıkları yasaklamasının nedenleri nelerdir?






    İslam Dininin kötü alışkanlıkları yasaklamasının nedenleri nelerdir? Mumsema arkadaşlar performans ödevim var acil yardım edin internette araştırddım bulamadım ..

    konu : İslam Dininin kötü alışkanlıkları yasaklamasının snedenleri nelerdir?


  2. 03.Nisan.2012, 20:15
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 03.Nisan.2012, 20:28
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: İslam Dininin kötü alışkanlıkları yasaklamasının nedenleri nelerdir?




    1. Alkollü İçki İçmek


    Yasaklanan maddelerin en başında şarap ve alkollü içecekler gelmektedir. Kur'an-ı Kerim bu tür içecekleri kesinlikle yasaklamıştır:

    “Ey iman edenler, sarhoşluk veren şeyler , şans oyunları, putperestçe uygulamalar ve gelecek hakkında kehanette bulunmak (falcılık) şeytan işi kötülüklerden başka bir şey değildir. Onlardan kaçının ki mutluluğa eresiniz.

    Şeytan, sarhoşluk veren şeyler ve şans oyunları ile aranıza düşmanlık ve nefret sokmaya ve sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymaya çalışır. Hâlâ vazgeçmeyecek misiniz?” (Maide 90-91
    Müslüman kişi Allah’ın bu açık emrine elbette uyar.
    Yetişkin insanların sigara ve alkollü içeceklerin kullanımını kendilerine hoş görürken çocuklarını yasaklamaları, bu tür içecekleri kullanmanın bir büyüklük göstergesi olarak algılanmasına neden olmaktadır. Yeni yetişen gençler, büyüdüklerini ispat etmek veya karşısındaki insanlara kendini büyük göstermek için sigara içmeye veya alkol almaya heves etmektedirler.
    Başlangıçta sigaranın kokusundan ve genizlerini yakmasından nefret etmelerine, alkolün boğazlarını yakmasından acı duymalarına rağmen bunu belli etmemeye çalışmaktadır. Çünkü bunu açıkladıkları zaman, karşılarında bulunan kimselerin onları hâlâ çocuk olmakla değerlendireceklerinden korkmakta, bu ise onların onurlarını kırmaktadır. Bu yüzden sigara ve içkiye yeni başlayanlar, boğulacak gibi olsalar bile öksürüklerini tutmaya, yemek boruları acıdan yanacak gibi olsa da yüzlerini buruşturmamaya özen gösterirler. Aslında bu çok kötü birbirini kandırma oyunudur. Bu oyunlarla sigara ve alkol içilmeye devam edilir. Bu arada vücut bu maddelere alışır. Belli bir zamandan sonra artık onsuz yapamaz hale gelir.
    Peygamberimiz “İçki bütün kötülüklerin anasıdır” buyurmuştur. Bunun anlamı şudur:
    Bir insan normalde asla yapmayacağı bir kötülük veya günahı, içkiliyken kolayca yapabilir. Çünkü içkili insan, sağlıklı düşünemez; kendisine ve çevresindekilere zarar verir. Bu nedenle içki bütün kötülüklerin anasıdır.

    Dr. Ali Kuzudişli


    2. Uyuşturucu Kullanmak


    Uyuşturucular, çağımızın en büyük sorunlarından biridir. Bilim, insanları tehdit eden birçok hastalığın tedavisini bulmuş; pek çok mikrobu yenmeyi başarmıştır. Fakat ruhsal boşluk içinde, türlü türlü sorunlar karmaşasında kalan insanlar, kendi vücutlarına, onu tahrip edecek maddeler alarak, mikroplardan daha çok zarar vermektedirler.
    Dinimiz uyuşturucu türlerine kesinlikle karşıdır ve haram kılmıştır. Uyuşturucu kullanan biri, bu dünyadaki yaşamını felakete sürüklediği gibi ebedi hayatını da mahveder.


    3. Kumar Oynamak


    Para veya mal karşılığı oynanan şans oyunlarına kumar denir. Kumar oynayanlar, birbirlerinin mal veya parasını haksız bir şekilde ele geçirirler.
    Kumar, uyuşturucu gibi bir çeşit bağımlılık yapan bir hastalıktır. Kumara alışan biri, kumar oynama huyundan kolay kolay vazgeçemez.
    Kumarın çok çeşidi vardır: Milli Piyango, sayısal loto, at yarışları, kazı kazan, iddia gibi oyunlar en yaygın olanlarıdır.
    Kumarda kazanılan para helal değildir. Bu nedenle kumarla elde edilen para, kısa zamanda yok olur gider; sahibine de yalnızca günahı kalır.
    Kumarda kaybeden kişi, önce kazanmak için oynadığı oyunu, daha sonra zararlarını karşılamak için oynamaya başlar; kaybettikçe hırslanır, elindekileri kaybettiği gibi, borca da girer; ailesini, yakınlarını zor durumda bırakır.
    Kumar oynanan yerlerde, kötü amaçlı gruplar, zayıf karakterli insanların ağlarına düşmesini bekler; böyle birini bulduklarında önce onu birkaç kez kazandırır, daha sonra bütün varlığını elinden alırlar.
    Kumara düşkün olan birinin servetini, ailesini, insanların güvenini ve hatta yaşamını kaybetme riski vardır. Bu nedenle hangi çeşidi olursa olsun kumardan uzak durmalı, kazansak bile elde ettiğimiz paranın helal olmayacağını bilmemiz gerekir.

    Dr. Ali Kuzudişli


    4. Kötü Alışkanlıklar Nasıl Başlıyor?



    Gençlikte riskler daha kolay alınır. Çevreyi etkileme ve kendini ispatlama bunda etkilidir. Olası kötü sonuçlar kolaylıkla göz ardı edilir. “Bana birşey olmaz” düşüncesi hakimdir. Gelecek ve gelecekte olabilecek riskler çok uzak uzak görülür. Genç, o anda oradaki sonuçlarla daha çok ilgilidir. Örneğin alkol ya da maddenin o anda vereceği doyum ya da çevrenin baskılarından kurtulma genç için önemliyken sigaraya bağlı yıllar sonra çıkabilecek sağlık sorunlarını pek de umursamaz. Uyuşturucu ve alkol bağımlıları bu maddeleri kullanmaya genellikle genç yaşta başlarlar; ileride giderek kötüleşecek olan bağımlılık macerasının ilk adımları erken yaşlarda atılır. Bunun pek çok nedenleri vardır. Bu nedenleri anlatabilmek için öncelikle gençlik dönemindeki doğal psikolojik ve sosyal gelişimi anlatacağız.
    Uyuşturucu ve alkol bağımlıları bu maddeleri kullanmaya genellikle genç yaşta başlarlar; ileride giderek kötüleşecek olan bağımlılık macerasının ilk adımları erken yaşlarda atılır.
    Anne ve babadan bağımsızlaşma doğal sürecinde genç, davranışlarını bir grup içinde deneyerek geliştirir. Grup içinde reddedilme bir genç için katlanılabilecek en zor şeylerdendir. Sigara, alkol ya da herhangi bir uyuşturucu o grup içinde ölçü olmuşsa ya de o grubun elemanı olmanın bir şartı gibiyse, gruptaki yerini kaybetme ya da alay edilme endişesi gence uyuşturucunun etkilerinden daha korkunç gelir. Bu grup etkileşimini dar kapsamlı bir arkadaş grubu olarak düşünmemek gerekir. Örneğin okulda, gencin doğrudan yakın arkadaş olmadığı ama ortamda baskın olan diğer kişilerin tutumları dahi gencin davranışlarını yönlendirmede etkilidir.
    Ayrıca, gençlikte farklı bir boyut kazanmaya başlayan kız-erkek ilişkileri ve bu ilişkiler içindeki bağlanma durumları, kendini kabul ettirme çabaları, çekici görünme isteği de kişinin davranışlarını yönlendirir.
    Ergenlikte düşünce dünyası genişler, soyut ve teorik düşünme başlar. Dolayısıyla bu yaşlardaki genç her şeyi sorgular. Yetişkinler için doğal kurallar haline gelmiş şeyleri kendi süzgecinden geçirerek içselleştirmek ister. Çoğu zaman da sırf kendisini farklı bir birey olarak ortaya koyabilmek amacıyla yerleşik değerleri reddedebilir. Çünkü kendisinin anne ya da babasının bir kopyası ya da uzantısı değil ayrı ve bağımsız bir birey olduğunu ispatlamaya çalışma bu dönemin en doğal çabasıdır. Aynı zamanda gençlik, en idealist dönemdir, bu çağda kişi her şeyi mümkün görür. Ayrıca herkesin kendisi gibi düşünmesini bekler. Gereği gibi aşılırsa bu dönemin sonunda hayat felsefesi, kişisel değerler, hayatın anlam ve amacı gibi kavramlar oluşur.
    Bağımlılıkla ilgili risk faktörleri:
    Aile ile ilgili risk faktörleri:
    Anne ve baba desteğinin az olmasıAnne ve babada madde kullanımıAnne ve babanın gencin alkol kullanımına izin verici, fazla toleranslı bir tutum içinde olmasıAnne ve babanın çocuk ile ilişkisinin kalitesi (ayrılan vaktin uzunluğundan çok bu vaktin nasıl değerlendirildiği önemlidir.)Tutarsız disiplin (anne ve babadan birinin yasakladığına diğerinin izin vermesi ya da farklı zamanlarda aynı ebeveynin farklı tutumlar sergilemesi)Anne ve babanın çocuğun aktivitelerine ilgisizliğiBaşarının ödüllendirilmeyişi, suçluluk duygusu uyandırmanın eğitim metodu olarak kullanılmasıÇevrenin gerçekçi olmayan beklentileri (çok başarı beklenmesi ve bu nedenle mevcut başarının takdir edilmeyişi gibi)
    Sosyal risk faktörleri:
    Yaşam stresleri (göç, işsizlik vs)Madde kullanan arkadaş grupları içinde olmakDüşük okul başarısıDüşük sosyoekonomik düzeyGöç yaşama
    Kişilikle ilgili faktörleri:
    Girişkenliğin az olmasıKendine güvenin az olmasıKendini kontrol etme yeteneğinin az olmasıBaş etme mekanizmalarının kötü olmasıDışarıdan kolay etkilenmeAgresif kişilik yapısıHeyecanlı, dürtüsel, asi, kötümser kişilik yapılarıSosyal değerlere yabancılıkDavranış bozuklukları
    Rol modelleri:
    Gencin kendisine örnek aldığı kişiler, bazı maddelere başlamasını kolaylaştırır. Örneğin ağzında sigarayla çekilmiş pozları ünlü olan James Dean’e hayran olan bir genç, O’nu taklit etmek, O’nun gibi çekici görünmek için sigaraya başlayabilir. Bu yönden de gerek medyaya gerekse anne ve babalara görev düşmektedir. Gençler aile içinden ve çevresinden başlamak üzere iyi rol modelleri bulabilmelidirler.

    Kötü alışkanlık ve davranışları önlemek için:


    1. Değerlerimizi iyi öğrenelim ve yaygınlaştıralım

    Değerlerimizi, nedenleri ve kaynaklarıyla öğrenmek bizi zararlı alışkanlıklardan ve davranışlardan koruyacaktır. Bireyin yalnızca kendini koruması yeterli olmamaktadır. Çünkü hepimiz aynı toplumda yaşıyoruz ve birbirimizin davranışlarından etkileniyoruz.
    Madem ki birbirimizi etkiliyoruz, öyleyse doğru olanın etki gücünün daha yoğun olması için çaba göstermeliyiz. Böylece hem kendimizi hem de sevdiklerimizi daha iyi korumuş oluruz.

    2. Çocuklar aileleriyle sürekli ve kaliteli bir iletişim içinde olmalı, ailelerinde kusur bulsalar da iletişimi ortadan kaldıran davranışlar içine girmemelidirler. Bilmeliyiz ki, ailelerimiz yanlış yapsa da, bizim kötülüğümüzü istemez.

    Aileniz size, arkadaşlarınızın ailelerinden daha az veya daha çok harçlık verebilir. Az vermesi sizin isteklerinizi karşılamak için yanlış şeyler yapmanızı gerektirmez. Çok harçlık almanız da aynı şekilde değişik heyecanların büyüsüne kapılıp, geri dönüşü çok zor olan zararlı maceralara atılmanızı gerektirmez.

    3. Çocuklarla diyaloglarımızdan anladığımıza göre, zararlı maddelerin başlama nedenlerinden en önde gelen ikisi, özenti/merak ve kendini ispatlamadır.

    Çocuklar bazı merak edilen şeylerin geri dönüşünün çok zor hatta imkansız olduğunu bilmelidir. Zararlı maddelerin nasıl sonuçlar doğurduğu ortada olduğuna göre bu tuzağa düşmek akıllı bir insanın yapacağı şey değildir. Denenmişi denemek aptallık değil midir?
    Her genç kendini ispatlamak, kişiliğini göstermek ister. Ancak bunu yanlış ve zararlı şeyler yaparak ispatlamaya çalışmak akıl kârı bir şey midir? Oysa yeteneklerimizi geliştirerek, düşünce, davranış ve konuşmalarımızla kalıcı ve etkili bir kişilik oluşturabiliriz.

    4. Arkadaşlarımızı iyi seçelim. İnsanlar arkadaşları ve çevresiyle tanınırlar. Sürekli beraber olduğumuz
    arkadaşlarımız, bizim üzerimizde oldukça etkilidirler. Bu nedenle çocuklar kendileri iyi için iyi bir arkadaş çevresi oluşturmalıdır.

    Ailesinden yeterli derecede güç alamayan derslerinde başarılı olamayan, veya fiziksel-ruhsal açıdan güçsüz olan çocuklar, sokakta veya mahallede “kendi çapında” güç kazanmış olan bir çeşit çocuk çetelerine ve bunların liderliğini yapan “abi”lere ilgi duymaktadırlar. Bu gruplara girmek, zayıf çocuğa güç kazanmanın biricik yolu olarak görünmekte, bu nedenle onlarla birlikte olmak ona güven vermektedir. Çocuk “çete”sinin, zayıf çocuğa her istediğini yaptırması böylece çok kolay olmaktadır. Çocuklar ve aileler bu gerçeği iyi görmeli ve tuzağa düşmemelidir.

    5. Pazarlama tuzakları… Her insan maalesef elde ettiği kazancın ak veya kara olmasına aldırış etmemektedir. Bağımlı kişi, “madde” alabilmek için paraya ihtiyaç duymakta, bunun için yeni kurbanlar bulmak zorunda kalmaktadırlar. Eğlence yerlerinde, okul önlerinde ve son zamanlarda internet kafelerde türlü hilelerle çocukları ve gençleri avlamaktadırlar.


    Dr. Ali Kuzudişli


    6. Başkalarına Zarar Vermek: Kul Hakkı


    İslâm dininde, insanın yerine getirmekle yükümlü olduğu haklar genel olarak, Allah'ın hakları ve kulların hakları olarak iki kısma ayrılmıştır. Allah'ın hakları deyince, Allah'ın emir ve yasaklarına saygı göstermek anlaşılmaktadır. Kul hakkı denilince de insanların birbirlerine karşı hakları anlaşılır. Bu anlayış, İslâm toplumlarında son derece yüksek ve örnek bir hak ve sorumluluk bilinci geliştirmiştir.
    Hayatın çeşitli şartlarında ve insanların birbirleriyle ilişkilerinde dikkat etmeleri gerekli pek çok hakları vardır. Kul hakkı, insanların haklarına saygılı olmak, söz ve davranışlarla onlara zarar vermemek demektir. Aynı şekilde bir insana zarar verecek şekilde istemediği sözü söylemeye veya davranışları yapmaya kul hakkı yemek denir. Bun göre, insan haklarına saygı gösterip, zarar vermemek kul hakkına saygı göstermektir. Bu haklara zarar vermeye çalışmak ise kul hakkı yemek demektir. Kul hakkı konusunda Müslüman olan insanla, olmayan arasında bir ayrım yoktur, yapılan her haksızlık kul hakkına girer.
    Kul hakkına sebep olan pek çok davranış vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:
    İnsan öldürmek
    Yalan söylemek ve hile yapmak
    Gıybet ve iftira etmek
    Hırsızlık yapmak
    Rüşvet alıp - vermek
    Haset etmek
    Bir kimsenin namus ve şerefine sataşmak
    Başkalarıyla alay etmek, ad takmak, onları küçük görmek, sövmek veya kötü söz söylemek
    Kötü zanda bulunmak
    Başkalarının özel hayatlarını araştırmak
    Birisine sövmek veya kötü söz söylemek
    Birisini dövmek ya da yaralamak
    Arkadaşının sırrını açıklamak
    Başkasının çocuğunu ücretsiz çalıştırmak
    Verdiği sözde durmayarak birisini bekletmek
    Borcunu zamanında ödememek
    Birisine istemediği bir sözü söylemek, yani sözle rahatsız etmek
    Birisine istemediği davranışı yapmak, yani onu rahatsız etmek.
    Her insanın, en az bir diğer insan kadar yaşama hakkı yanı sıra, eğitim görme, seçme, seçilme, haberleşme, seyahat etme gibi hakları vardır. Toplumsal hayatta dirlik ve düzeni sağlamanın en temel yolu, birbirimizin haklarına saygı göstermektir. Aksi hâlde, toplumda düzensizlik ve kargaşalar oluşur.
    Dinimiz, birbirimizin haklarına saygı göstermemizi ister. Başkalarının haklarına zarar veren her türlü kötü davranışı da yasaklar. Kul haklarının başında insanın yaşama hakkı gelir. Bu sebeple, insan öldürmek büyük günah sayılmıştır. Yüce Allah, Kur'an'da, "... Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur..." (Maide 32) buyruğuyla, başkalarının yaşama hakkına zarar vermemeyi emreder. Yine bir ayette şöyle buyrulur: "Kim bir mümini kasıtlı olarak öldürürse cezası, içinde ebedi kalmak üzere cehennemdir." (Nisa 93)
    Kul hakkı, insanlara zarar verecek her türlü maddî ve manevî davranışla oluşmaktadır. Kur'an'da, "Birbirinizin mallarını haksızlıkla yemeyin ve bile bile günahla insanların mallarından bir bölümünü yemeniz için onları hakimlere aktarmayın." (Bakara 188) buyrulur.
    Kul hakkından kurtulmak için, tüm diğer günahlar da olduğu gibi önce tövbe ederek, Allah’tan bağışlanma dilenmelidir. Ancak kul hakkından kurtulmak için ayrıca hak sahiplerinin ödenebilecek mal, para vb. maddî şeylerini geri ödemek ve helalleşmek de gerekmektedir. Hak sahibi ölmüşse, çocuklarına veya diğer varislerine hakları ödenir. Varisleri bilinmiyorsa, alınan hak kadar para veya mal yoksullara sadaka olarak verilir ve hak sahibi için dua edilir.
    Peygamberimiz kul hakkı üzerinde önemle durarak, "Birisinin hakkını alan kimse, ölmeden önce onunla helâlleşsin! Paranın, malın geçmeyeceği kıyamet gününe, üzerinde kul hakkı bulunarak gitmesin!" buyurmuştur.
    Helâlleşmek demek, insanların birbirleri üzerindeki haklarını karşılıklı olarak helâl etmeleridir. Böylece, hakkı olan kişi, hakkını bağışlamış ve hakkından vazgeçmiş olduğunu bildirmiş olmaktadır. Önemli olan helâlleşmenin dünyada yapılmasıdır. Bu dünyada helâlleşilemediği takdirde, tüm haklar öbür dünyada alınacaktır. Konuyla ilgili Peygamberimiz, "Kıyamet gününde bütün haklar sahiplerine verilecektir..." buyurmuştur. Helâlleşme yoluyla, insanların kul hakkından kurtulmaları çok önemlidir. Peygamberimiz, Şehitlerin kul borcundan başka bütün günahları bağışlanır." buyurmuştur.
    Kul haklarına el uzatanın durumunu anlatmak üzere Peygamberimiz şu bilgiyi vermiştir. "Benim ümmetim içinden müflis (yani iflas edip her şeyini kaybetmiş) kişi şudur: Ahirette Allah'ın huzuruna namaz, oruç, zekat gibi ibadetlerini yerine getirmiş olarak gelmekle birlikte, bu kişi, öyle (günahlarla da) gelir ki, kimine sövüp saymış, kiminin kanını akıtmış, kiminin malını yemiş, kimine iftira etmiştir. İşte bu durumda onun ibadetlerinden elde ettiği sevaplardan alınıp bu hak sahiplerine dağıtılır. Eğer amelleri bu hakları ödemeye yetmezse, bu kişilerin günahlarından alınıp hak yiyenin günahlarına eklenir. Böylece (sevapları elinden gitmiş, günahları daha da artmış bir kişi olarak) kaldırılıp cehenneme atılır."
    O hâlde, başkalarıyla bir arada yaşamamızın bir gereği olarak, herkesin hakkına saygı göstermeliyiz. Kimsenin canına ve malına zarar vermemeliyiz. Eğer zarar vermişsek, onunla helâlleşmeli, zarar maddî ise onun karşılığını ödemeye çalışmalıyız.

    Prof. Dr. M. Zeki Aydın



  4. 03.Nisan.2012, 20:28
    2
    Silent and lonely rains



    1. Alkollü İçki İçmek


    Yasaklanan maddelerin en başında şarap ve alkollü içecekler gelmektedir. Kur'an-ı Kerim bu tür içecekleri kesinlikle yasaklamıştır:

    “Ey iman edenler, sarhoşluk veren şeyler , şans oyunları, putperestçe uygulamalar ve gelecek hakkında kehanette bulunmak (falcılık) şeytan işi kötülüklerden başka bir şey değildir. Onlardan kaçının ki mutluluğa eresiniz.

    Şeytan, sarhoşluk veren şeyler ve şans oyunları ile aranıza düşmanlık ve nefret sokmaya ve sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymaya çalışır. Hâlâ vazgeçmeyecek misiniz?” (Maide 90-91
    Müslüman kişi Allah’ın bu açık emrine elbette uyar.
    Yetişkin insanların sigara ve alkollü içeceklerin kullanımını kendilerine hoş görürken çocuklarını yasaklamaları, bu tür içecekleri kullanmanın bir büyüklük göstergesi olarak algılanmasına neden olmaktadır. Yeni yetişen gençler, büyüdüklerini ispat etmek veya karşısındaki insanlara kendini büyük göstermek için sigara içmeye veya alkol almaya heves etmektedirler.
    Başlangıçta sigaranın kokusundan ve genizlerini yakmasından nefret etmelerine, alkolün boğazlarını yakmasından acı duymalarına rağmen bunu belli etmemeye çalışmaktadır. Çünkü bunu açıkladıkları zaman, karşılarında bulunan kimselerin onları hâlâ çocuk olmakla değerlendireceklerinden korkmakta, bu ise onların onurlarını kırmaktadır. Bu yüzden sigara ve içkiye yeni başlayanlar, boğulacak gibi olsalar bile öksürüklerini tutmaya, yemek boruları acıdan yanacak gibi olsa da yüzlerini buruşturmamaya özen gösterirler. Aslında bu çok kötü birbirini kandırma oyunudur. Bu oyunlarla sigara ve alkol içilmeye devam edilir. Bu arada vücut bu maddelere alışır. Belli bir zamandan sonra artık onsuz yapamaz hale gelir.
    Peygamberimiz “İçki bütün kötülüklerin anasıdır” buyurmuştur. Bunun anlamı şudur:
    Bir insan normalde asla yapmayacağı bir kötülük veya günahı, içkiliyken kolayca yapabilir. Çünkü içkili insan, sağlıklı düşünemez; kendisine ve çevresindekilere zarar verir. Bu nedenle içki bütün kötülüklerin anasıdır.

    Dr. Ali Kuzudişli


    2. Uyuşturucu Kullanmak


    Uyuşturucular, çağımızın en büyük sorunlarından biridir. Bilim, insanları tehdit eden birçok hastalığın tedavisini bulmuş; pek çok mikrobu yenmeyi başarmıştır. Fakat ruhsal boşluk içinde, türlü türlü sorunlar karmaşasında kalan insanlar, kendi vücutlarına, onu tahrip edecek maddeler alarak, mikroplardan daha çok zarar vermektedirler.
    Dinimiz uyuşturucu türlerine kesinlikle karşıdır ve haram kılmıştır. Uyuşturucu kullanan biri, bu dünyadaki yaşamını felakete sürüklediği gibi ebedi hayatını da mahveder.


    3. Kumar Oynamak


    Para veya mal karşılığı oynanan şans oyunlarına kumar denir. Kumar oynayanlar, birbirlerinin mal veya parasını haksız bir şekilde ele geçirirler.
    Kumar, uyuşturucu gibi bir çeşit bağımlılık yapan bir hastalıktır. Kumara alışan biri, kumar oynama huyundan kolay kolay vazgeçemez.
    Kumarın çok çeşidi vardır: Milli Piyango, sayısal loto, at yarışları, kazı kazan, iddia gibi oyunlar en yaygın olanlarıdır.
    Kumarda kazanılan para helal değildir. Bu nedenle kumarla elde edilen para, kısa zamanda yok olur gider; sahibine de yalnızca günahı kalır.
    Kumarda kaybeden kişi, önce kazanmak için oynadığı oyunu, daha sonra zararlarını karşılamak için oynamaya başlar; kaybettikçe hırslanır, elindekileri kaybettiği gibi, borca da girer; ailesini, yakınlarını zor durumda bırakır.
    Kumar oynanan yerlerde, kötü amaçlı gruplar, zayıf karakterli insanların ağlarına düşmesini bekler; böyle birini bulduklarında önce onu birkaç kez kazandırır, daha sonra bütün varlığını elinden alırlar.
    Kumara düşkün olan birinin servetini, ailesini, insanların güvenini ve hatta yaşamını kaybetme riski vardır. Bu nedenle hangi çeşidi olursa olsun kumardan uzak durmalı, kazansak bile elde ettiğimiz paranın helal olmayacağını bilmemiz gerekir.

    Dr. Ali Kuzudişli


    4. Kötü Alışkanlıklar Nasıl Başlıyor?



    Gençlikte riskler daha kolay alınır. Çevreyi etkileme ve kendini ispatlama bunda etkilidir. Olası kötü sonuçlar kolaylıkla göz ardı edilir. “Bana birşey olmaz” düşüncesi hakimdir. Gelecek ve gelecekte olabilecek riskler çok uzak uzak görülür. Genç, o anda oradaki sonuçlarla daha çok ilgilidir. Örneğin alkol ya da maddenin o anda vereceği doyum ya da çevrenin baskılarından kurtulma genç için önemliyken sigaraya bağlı yıllar sonra çıkabilecek sağlık sorunlarını pek de umursamaz. Uyuşturucu ve alkol bağımlıları bu maddeleri kullanmaya genellikle genç yaşta başlarlar; ileride giderek kötüleşecek olan bağımlılık macerasının ilk adımları erken yaşlarda atılır. Bunun pek çok nedenleri vardır. Bu nedenleri anlatabilmek için öncelikle gençlik dönemindeki doğal psikolojik ve sosyal gelişimi anlatacağız.
    Uyuşturucu ve alkol bağımlıları bu maddeleri kullanmaya genellikle genç yaşta başlarlar; ileride giderek kötüleşecek olan bağımlılık macerasının ilk adımları erken yaşlarda atılır.
    Anne ve babadan bağımsızlaşma doğal sürecinde genç, davranışlarını bir grup içinde deneyerek geliştirir. Grup içinde reddedilme bir genç için katlanılabilecek en zor şeylerdendir. Sigara, alkol ya da herhangi bir uyuşturucu o grup içinde ölçü olmuşsa ya de o grubun elemanı olmanın bir şartı gibiyse, gruptaki yerini kaybetme ya da alay edilme endişesi gence uyuşturucunun etkilerinden daha korkunç gelir. Bu grup etkileşimini dar kapsamlı bir arkadaş grubu olarak düşünmemek gerekir. Örneğin okulda, gencin doğrudan yakın arkadaş olmadığı ama ortamda baskın olan diğer kişilerin tutumları dahi gencin davranışlarını yönlendirmede etkilidir.
    Ayrıca, gençlikte farklı bir boyut kazanmaya başlayan kız-erkek ilişkileri ve bu ilişkiler içindeki bağlanma durumları, kendini kabul ettirme çabaları, çekici görünme isteği de kişinin davranışlarını yönlendirir.
    Ergenlikte düşünce dünyası genişler, soyut ve teorik düşünme başlar. Dolayısıyla bu yaşlardaki genç her şeyi sorgular. Yetişkinler için doğal kurallar haline gelmiş şeyleri kendi süzgecinden geçirerek içselleştirmek ister. Çoğu zaman da sırf kendisini farklı bir birey olarak ortaya koyabilmek amacıyla yerleşik değerleri reddedebilir. Çünkü kendisinin anne ya da babasının bir kopyası ya da uzantısı değil ayrı ve bağımsız bir birey olduğunu ispatlamaya çalışma bu dönemin en doğal çabasıdır. Aynı zamanda gençlik, en idealist dönemdir, bu çağda kişi her şeyi mümkün görür. Ayrıca herkesin kendisi gibi düşünmesini bekler. Gereği gibi aşılırsa bu dönemin sonunda hayat felsefesi, kişisel değerler, hayatın anlam ve amacı gibi kavramlar oluşur.
    Bağımlılıkla ilgili risk faktörleri:
    Aile ile ilgili risk faktörleri:
    Anne ve baba desteğinin az olmasıAnne ve babada madde kullanımıAnne ve babanın gencin alkol kullanımına izin verici, fazla toleranslı bir tutum içinde olmasıAnne ve babanın çocuk ile ilişkisinin kalitesi (ayrılan vaktin uzunluğundan çok bu vaktin nasıl değerlendirildiği önemlidir.)Tutarsız disiplin (anne ve babadan birinin yasakladığına diğerinin izin vermesi ya da farklı zamanlarda aynı ebeveynin farklı tutumlar sergilemesi)Anne ve babanın çocuğun aktivitelerine ilgisizliğiBaşarının ödüllendirilmeyişi, suçluluk duygusu uyandırmanın eğitim metodu olarak kullanılmasıÇevrenin gerçekçi olmayan beklentileri (çok başarı beklenmesi ve bu nedenle mevcut başarının takdir edilmeyişi gibi)
    Sosyal risk faktörleri:
    Yaşam stresleri (göç, işsizlik vs)Madde kullanan arkadaş grupları içinde olmakDüşük okul başarısıDüşük sosyoekonomik düzeyGöç yaşama
    Kişilikle ilgili faktörleri:
    Girişkenliğin az olmasıKendine güvenin az olmasıKendini kontrol etme yeteneğinin az olmasıBaş etme mekanizmalarının kötü olmasıDışarıdan kolay etkilenmeAgresif kişilik yapısıHeyecanlı, dürtüsel, asi, kötümser kişilik yapılarıSosyal değerlere yabancılıkDavranış bozuklukları
    Rol modelleri:
    Gencin kendisine örnek aldığı kişiler, bazı maddelere başlamasını kolaylaştırır. Örneğin ağzında sigarayla çekilmiş pozları ünlü olan James Dean’e hayran olan bir genç, O’nu taklit etmek, O’nun gibi çekici görünmek için sigaraya başlayabilir. Bu yönden de gerek medyaya gerekse anne ve babalara görev düşmektedir. Gençler aile içinden ve çevresinden başlamak üzere iyi rol modelleri bulabilmelidirler.

    Kötü alışkanlık ve davranışları önlemek için:


    1. Değerlerimizi iyi öğrenelim ve yaygınlaştıralım

    Değerlerimizi, nedenleri ve kaynaklarıyla öğrenmek bizi zararlı alışkanlıklardan ve davranışlardan koruyacaktır. Bireyin yalnızca kendini koruması yeterli olmamaktadır. Çünkü hepimiz aynı toplumda yaşıyoruz ve birbirimizin davranışlarından etkileniyoruz.
    Madem ki birbirimizi etkiliyoruz, öyleyse doğru olanın etki gücünün daha yoğun olması için çaba göstermeliyiz. Böylece hem kendimizi hem de sevdiklerimizi daha iyi korumuş oluruz.

    2. Çocuklar aileleriyle sürekli ve kaliteli bir iletişim içinde olmalı, ailelerinde kusur bulsalar da iletişimi ortadan kaldıran davranışlar içine girmemelidirler. Bilmeliyiz ki, ailelerimiz yanlış yapsa da, bizim kötülüğümüzü istemez.

    Aileniz size, arkadaşlarınızın ailelerinden daha az veya daha çok harçlık verebilir. Az vermesi sizin isteklerinizi karşılamak için yanlış şeyler yapmanızı gerektirmez. Çok harçlık almanız da aynı şekilde değişik heyecanların büyüsüne kapılıp, geri dönüşü çok zor olan zararlı maceralara atılmanızı gerektirmez.

    3. Çocuklarla diyaloglarımızdan anladığımıza göre, zararlı maddelerin başlama nedenlerinden en önde gelen ikisi, özenti/merak ve kendini ispatlamadır.

    Çocuklar bazı merak edilen şeylerin geri dönüşünün çok zor hatta imkansız olduğunu bilmelidir. Zararlı maddelerin nasıl sonuçlar doğurduğu ortada olduğuna göre bu tuzağa düşmek akıllı bir insanın yapacağı şey değildir. Denenmişi denemek aptallık değil midir?
    Her genç kendini ispatlamak, kişiliğini göstermek ister. Ancak bunu yanlış ve zararlı şeyler yaparak ispatlamaya çalışmak akıl kârı bir şey midir? Oysa yeteneklerimizi geliştirerek, düşünce, davranış ve konuşmalarımızla kalıcı ve etkili bir kişilik oluşturabiliriz.

    4. Arkadaşlarımızı iyi seçelim. İnsanlar arkadaşları ve çevresiyle tanınırlar. Sürekli beraber olduğumuz
    arkadaşlarımız, bizim üzerimizde oldukça etkilidirler. Bu nedenle çocuklar kendileri iyi için iyi bir arkadaş çevresi oluşturmalıdır.

    Ailesinden yeterli derecede güç alamayan derslerinde başarılı olamayan, veya fiziksel-ruhsal açıdan güçsüz olan çocuklar, sokakta veya mahallede “kendi çapında” güç kazanmış olan bir çeşit çocuk çetelerine ve bunların liderliğini yapan “abi”lere ilgi duymaktadırlar. Bu gruplara girmek, zayıf çocuğa güç kazanmanın biricik yolu olarak görünmekte, bu nedenle onlarla birlikte olmak ona güven vermektedir. Çocuk “çete”sinin, zayıf çocuğa her istediğini yaptırması böylece çok kolay olmaktadır. Çocuklar ve aileler bu gerçeği iyi görmeli ve tuzağa düşmemelidir.

    5. Pazarlama tuzakları… Her insan maalesef elde ettiği kazancın ak veya kara olmasına aldırış etmemektedir. Bağımlı kişi, “madde” alabilmek için paraya ihtiyaç duymakta, bunun için yeni kurbanlar bulmak zorunda kalmaktadırlar. Eğlence yerlerinde, okul önlerinde ve son zamanlarda internet kafelerde türlü hilelerle çocukları ve gençleri avlamaktadırlar.


    Dr. Ali Kuzudişli


    6. Başkalarına Zarar Vermek: Kul Hakkı


    İslâm dininde, insanın yerine getirmekle yükümlü olduğu haklar genel olarak, Allah'ın hakları ve kulların hakları olarak iki kısma ayrılmıştır. Allah'ın hakları deyince, Allah'ın emir ve yasaklarına saygı göstermek anlaşılmaktadır. Kul hakkı denilince de insanların birbirlerine karşı hakları anlaşılır. Bu anlayış, İslâm toplumlarında son derece yüksek ve örnek bir hak ve sorumluluk bilinci geliştirmiştir.
    Hayatın çeşitli şartlarında ve insanların birbirleriyle ilişkilerinde dikkat etmeleri gerekli pek çok hakları vardır. Kul hakkı, insanların haklarına saygılı olmak, söz ve davranışlarla onlara zarar vermemek demektir. Aynı şekilde bir insana zarar verecek şekilde istemediği sözü söylemeye veya davranışları yapmaya kul hakkı yemek denir. Bun göre, insan haklarına saygı gösterip, zarar vermemek kul hakkına saygı göstermektir. Bu haklara zarar vermeye çalışmak ise kul hakkı yemek demektir. Kul hakkı konusunda Müslüman olan insanla, olmayan arasında bir ayrım yoktur, yapılan her haksızlık kul hakkına girer.
    Kul hakkına sebep olan pek çok davranış vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:
    İnsan öldürmek
    Yalan söylemek ve hile yapmak
    Gıybet ve iftira etmek
    Hırsızlık yapmak
    Rüşvet alıp - vermek
    Haset etmek
    Bir kimsenin namus ve şerefine sataşmak
    Başkalarıyla alay etmek, ad takmak, onları küçük görmek, sövmek veya kötü söz söylemek
    Kötü zanda bulunmak
    Başkalarının özel hayatlarını araştırmak
    Birisine sövmek veya kötü söz söylemek
    Birisini dövmek ya da yaralamak
    Arkadaşının sırrını açıklamak
    Başkasının çocuğunu ücretsiz çalıştırmak
    Verdiği sözde durmayarak birisini bekletmek
    Borcunu zamanında ödememek
    Birisine istemediği bir sözü söylemek, yani sözle rahatsız etmek
    Birisine istemediği davranışı yapmak, yani onu rahatsız etmek.
    Her insanın, en az bir diğer insan kadar yaşama hakkı yanı sıra, eğitim görme, seçme, seçilme, haberleşme, seyahat etme gibi hakları vardır. Toplumsal hayatta dirlik ve düzeni sağlamanın en temel yolu, birbirimizin haklarına saygı göstermektir. Aksi hâlde, toplumda düzensizlik ve kargaşalar oluşur.
    Dinimiz, birbirimizin haklarına saygı göstermemizi ister. Başkalarının haklarına zarar veren her türlü kötü davranışı da yasaklar. Kul haklarının başında insanın yaşama hakkı gelir. Bu sebeple, insan öldürmek büyük günah sayılmıştır. Yüce Allah, Kur'an'da, "... Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur..." (Maide 32) buyruğuyla, başkalarının yaşama hakkına zarar vermemeyi emreder. Yine bir ayette şöyle buyrulur: "Kim bir mümini kasıtlı olarak öldürürse cezası, içinde ebedi kalmak üzere cehennemdir." (Nisa 93)
    Kul hakkı, insanlara zarar verecek her türlü maddî ve manevî davranışla oluşmaktadır. Kur'an'da, "Birbirinizin mallarını haksızlıkla yemeyin ve bile bile günahla insanların mallarından bir bölümünü yemeniz için onları hakimlere aktarmayın." (Bakara 188) buyrulur.
    Kul hakkından kurtulmak için, tüm diğer günahlar da olduğu gibi önce tövbe ederek, Allah’tan bağışlanma dilenmelidir. Ancak kul hakkından kurtulmak için ayrıca hak sahiplerinin ödenebilecek mal, para vb. maddî şeylerini geri ödemek ve helalleşmek de gerekmektedir. Hak sahibi ölmüşse, çocuklarına veya diğer varislerine hakları ödenir. Varisleri bilinmiyorsa, alınan hak kadar para veya mal yoksullara sadaka olarak verilir ve hak sahibi için dua edilir.
    Peygamberimiz kul hakkı üzerinde önemle durarak, "Birisinin hakkını alan kimse, ölmeden önce onunla helâlleşsin! Paranın, malın geçmeyeceği kıyamet gününe, üzerinde kul hakkı bulunarak gitmesin!" buyurmuştur.
    Helâlleşmek demek, insanların birbirleri üzerindeki haklarını karşılıklı olarak helâl etmeleridir. Böylece, hakkı olan kişi, hakkını bağışlamış ve hakkından vazgeçmiş olduğunu bildirmiş olmaktadır. Önemli olan helâlleşmenin dünyada yapılmasıdır. Bu dünyada helâlleşilemediği takdirde, tüm haklar öbür dünyada alınacaktır. Konuyla ilgili Peygamberimiz, "Kıyamet gününde bütün haklar sahiplerine verilecektir..." buyurmuştur. Helâlleşme yoluyla, insanların kul hakkından kurtulmaları çok önemlidir. Peygamberimiz, Şehitlerin kul borcundan başka bütün günahları bağışlanır." buyurmuştur.
    Kul haklarına el uzatanın durumunu anlatmak üzere Peygamberimiz şu bilgiyi vermiştir. "Benim ümmetim içinden müflis (yani iflas edip her şeyini kaybetmiş) kişi şudur: Ahirette Allah'ın huzuruna namaz, oruç, zekat gibi ibadetlerini yerine getirmiş olarak gelmekle birlikte, bu kişi, öyle (günahlarla da) gelir ki, kimine sövüp saymış, kiminin kanını akıtmış, kiminin malını yemiş, kimine iftira etmiştir. İşte bu durumda onun ibadetlerinden elde ettiği sevaplardan alınıp bu hak sahiplerine dağıtılır. Eğer amelleri bu hakları ödemeye yetmezse, bu kişilerin günahlarından alınıp hak yiyenin günahlarına eklenir. Böylece (sevapları elinden gitmiş, günahları daha da artmış bir kişi olarak) kaldırılıp cehenneme atılır."
    O hâlde, başkalarıyla bir arada yaşamamızın bir gereği olarak, herkesin hakkına saygı göstermeliyiz. Kimsenin canına ve malına zarar vermemeliyiz. Eğer zarar vermişsek, onunla helâlleşmeli, zarar maddî ise onun karşılığını ödemeye çalışmalıyız.

    Prof. Dr. M. Zeki Aydın



  5. 05.Mart.2013, 19:26
    3
    Misafir

    Cevap: İslam Dininin kötü alışkanlıkları yasaklamasının nedenleri nelerdir?

    çok güzel bir site çok teşekkür ederim


  6. 05.Mart.2013, 19:26
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    çok güzel bir site çok teşekkür ederim


  7. 24.Şubat.2015, 18:17
    4
    Misafir

    Cevap: İslam Dininin kötü alışkanlıkları yasaklamasının nedenleri nelerdir?

    çok güzel işime yaradı


  8. 24.Şubat.2015, 18:17
    4
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    çok güzel işime yaradı


  9. 26.Mart.2015, 16:48
    5
    Misafir

    Cevap: İslam Dininin kötü alışkanlıkları yasaklamasının nedenleri nelerdir?

    çok sağolun Allah'ın yasakladığı herşeyde mutlaka bir hikmet vardır.


  10. 26.Mart.2015, 16:48
    5
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    çok sağolun Allah'ın yasakladığı herşeyde mutlaka bir hikmet vardır.


  11. 29.Mart.2015, 15:19
    6
    Misafir

    Cevap: İslam Dininin kötü alışkanlıkları yasaklamasının nedenleri nelerdir?

    İslam dini 5 şeyi korumak üzere kural koymuştur

    1- Hayat,

    2- Din,

    3- Akıl,

    4- Mal

    5- Nesil.


  12. 29.Mart.2015, 15:19
    6
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    İslam dini 5 şeyi korumak üzere kural koymuştur

    1- Hayat,

    2- Din,

    3- Akıl,

    4- Mal

    5- Nesil.


  13. 01.Mayıs.2017, 18:04
    7
    Misafir

    Yorum: İslam Dininin kötü alışkanlıkları yasaklamasının nedenleri nelerdir?

    proşe ödevim için çok iyi oldu tessekkür ederim Dr. Ali Kuzudişliye teşekkürler


  14. 01.Mayıs.2017, 18:04
    7
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    proşe ödevim için çok iyi oldu tessekkür ederim Dr. Ali Kuzudişliye teşekkürler





+ Yorum Gönder