Konusunu Oylayın.: Kıskançlık yalan iftira ile ilgili hadisler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 10 kişi
Kıskançlık yalan iftira ile ilgili hadisler
  1. 03.Nisan.2012, 18:25
    1
    Misafir

    Kıskançlık yalan iftira ile ilgili hadisler

  2. 03.Nisan.2012, 20:12
    2
    morueqq
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Nisan.2012
    Üye No: 95375
    Mesaj Sayısı: 159
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 52



    Yalan ile ilgili hadisler

    Ravi: Ali
    Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Benim hakkımda yalan söylemeyin Zira benim üzerime yalan uyduran cehenneme girer"
    Kaynak: Buhari, İlm 38; Müslim, Mukaddime 1, (1); Tirmizi, İlm 8, (2662)





    Ravi: İbnu'z-Zübeyr
    Tanım: Babama dedim ki: "Ben niye senin Resulullah'tan hadis rivayetini işitmiyorum Halbuki falan ve falandan çokça işitiyorum?" Bana şu cevabı verdi: "Evet ben, Müslüman olduğum günden beri Aleyhissalatu vesselam'ı hiç terketmedih ep beraber olduk Ancak O'nun şöyle söylediğini de işittim: "Kim bile bile bana yalan nisbet ederse ateşteki yerini hazırlasın"
    Kaynak: Buhari, İlm 38; Ebu Davud, İlm 4, (3651)





    Ravi: Muğire İbnu Şu'be
    Tanım: Resulullah (aleyhissalatu sa) buyurdular ki: "Benim üzerime söylenen yalan, bir başkası üzerine söylenen yalan gibi değildir Öyleyse kim bile bile bana yalan nisbet ederse cehennemdeki yerini hazırlasın!"
    Kaynak: Buhari, Cenaiz 34; Müslim, Mukaddime 4, (4); Tirmizi, İlm 9, (2664)





    Ravi: Safvan İbnu Süleym
    Tanım: Ey Allah'ın Resulü! dedik, "mü'min korkak olur mu?" "Evet!" buyurdular"Pekiyi cimri olur mu?" dedik, yine: "Evet!" buyurdular Biz yine: "Pekiyi yalancı olur mu?" diye sorduk Bu sefer: "Hayır! buyurdular
    Kaynak: Muvatta, Kelam 19, (2, 990)





    Ravi: İbnu Mes'ud
    Tanım: Kul yalan söylemeye ve yalan söyleme niyetini taşımaya devam edince bir an gelir ki, kalbinde önce siyah bir nokta belirir Sonra bu nokta büyür ve kalbinin tamamı simsiyah olur Sonunda Allah nezdinde "yalancılar" arasına kaydedilir
    Kaynak: Muvatta, Kelam 18, 2,(990)





    Ravi: Behz İbnu Hakim an ebbihi an ceddihi
    Tanım: Resulullah bururdular ki: "Yazıklar olsun o kimseye ki, insanları güldürmek için konuşur ve yalan söylerler! Yazık ona, yazık ona"
    Kaynak: Ebu Davud, Edeb 88, (4990); Tirmizi, Zühd 10, (2316)





    Ravi: Esma
    Tanım: Bir kadın gelerek: "Ey Allah'ın Resulü! Benim bir kumam var Ona karşı (yalan söyleyerek) kocamın vermediği şeyle karnımı doyurmuş göstersem bana bir mahzur getirir mi?" diye sordu Aleyhissalatu vesselam: "Verilmeyenle karnını doyurmuş gösterip övünen, tıpkı, iki alan elbisesini giyen gibidir" cevabını verdi
    Kaynak: Buhari, Nikah 106; Müslim, Libas 127, (2130); Ebu Davud, Edeb 91, (4997)





    Ravi: Abdullah İbnu Amir
    Tanım: Bir gün, Resulullah (sav), evimizde otururken, annem beni çağırdı ve: "Hele bir gel sana ne vereceğim!" dedi Aleyhissalatu vesselam anneme: "Çocuğa ne vermek istemişim?" diye sordu "Ona bir hurma vermek istemiştim" deyince, Aleyhissalatu vesselam: "Dikkat et! Eğer ona bir şey vermeyecek olursan üzerine bir yalan yazılacak!" buyurdular
    Kaynak: Ebu Davud, Edeb 88, (4991)





    Ravi: Esma Bintu Yezid
    Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ey insanlar! Pervanenin ateşe atılması gibi sizi yalanın peşine düşmeye sevkeden şey nedir? Halbuki, üç yer hariç yalanın her çeşidi ademoğluna haramdır: Bu üç yere gelince: 1) Erkeğin, rızasını sağlamak için hanımına yalanı, 2) Harpte söylenecek yalan Çünkü harp bir hileden ibarettir 3) İki Müslümanın arasında sulhu sağlamak kasdiyla söylenen yalan"
    Kaynak: Tirmizi, Birr 26, (1940)





    Ravi: Ümmü Külsüm Bintu Ukbe
    Tanım: Resulullah (sav)'ı işittim, diyordu ki: "İki kişinin arasını düzelten, hayır söyleyip, hayır tebliğ eden kimse yalancı değildir"
    Kaynak: Buhari, Sulh 2; Müslim, Birr 101, (2605); Ebu Davud, Edeb 58, (4921); Tirmizi, Birr 26, (1939)

    İFTİRA

    Bekr İbnu Leys kabilesinden bir adam, Resulullah (sav)`a gelerek, bir kadınla (itiraf ederek) dört kere zina yaptığını söyledi. Resulullah (sav) ona yüz sopa vurulmasına hükmetti. Zira adam bekardı. Sonra, kadın aleyhine beyyine sordu. Kadın: İbnu Abbas - Kütübi sitte hadis no: 1604


    Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim bir mü`mini bir münafığa (gıybetçiye) karşı himaye ederse, Allah da onun için Kıyamet günü, etini cehennem ateşinden koruyacak bir melek gönderir. Kim de müslümana kötülenmesini dileyerek bir iftira atarsa, Allah onu, kıyamet günü, cehennem köprülerinden birinin üstünde, söylediğinin (günahından paklanıp) çıkıncaya kadar hapseder." Muaz İbnu Esed el-Cüheni - Kütübi sitte hadis no: 4326


    Ömer İbnu Abdilaziz (ra) iftira sebebiyle bir köleye seksen sopa vurdu. Ebu`z-Zinad der ki: "Bu hüküm hakkında, Abdullah İbnu Amir İbni Rebia`ya sordum. Bana şu cevabı verdi: "Ben, Osman İbnu Affan ve arkadan gelen diğer halifelerin zamanlarına yetiştim, hiç birisinin iftira sebebiyle köleye kırktan fazla vurduğunu görmedim!" Ebu`z-Zinad - Kütübi sitte hadis no: 1622

    ayetler

    Hucurat (49/12) “Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.”
    Nisa (4/112) “Kim kasıtlı veya kasıtsız bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, muhakkak ki, büyük bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.”
    Nur (24/4) “Namuslu kadınlara zina isnadında bulunup, sonra (bunu isbat için) dört şahit getiremeyenlere seksener sopa vurun ve artık onların şahitliğini hiçbir zaman kabul etmeyin. Onlar tamamen günahkârdırlar.”
    Nur (24/5) “Ancak bundan sonra tevbe edip ıslah olanlar müstesnadır. Allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir.”
    Nur (24/15) “Çünkü siz bu iftirayı, dilden dile birbirinize aktarıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi ağızlarınızda geveleyip duruyorsunuz. Bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. Halbuki bu, Allah katında çok büyük (bir suç) tur.”
    Nur (24/16) “Onu duyduğunuzda: "Bunu konuşup yaymamız bize yakışmaz. Hâşâ! Bu, çok büyük bir iftiradır" demeli değil miydiniz?”
    Nur (24/23) “Namuslu, kötülüklerden habersiz mümin kadınlara zina isnadında bulunanlar, dünya ve ahirette lânetlenmişlerdir. Onlar için çok büyük bir azap vardır.”
    Ahzab (33/58) “Mümin erkeklere ve mümin kadınlara, yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler, şüphesiz bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.”
    Saff (61/7) “İslâm'a çağırıldığı halde Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir! Allah, zalimler topluluğunu doğru yola erdirmez.”

    Haset İle İlgili Hadis

    "Ateşin odunu yakıp bitirdiği gibi haset de iyilikleri yer bitirir." Ebû Dâvûd, Edeb, 44
    Haset, başkasının sahip olduğu maddî veya manevî bir imkanın yok olmasını istemektir. Dilimizde kıskançlık ve çekememezlik diye ifade edilen haset, kalbe ait mezmum bir vasıftır.

    Kur'an-ı kerîm, bu menfi tutumun kişi ve toplumların imanî boyutunu zedeleyebileceğini şöyle vurgulamaktadır :

    "Ehl-i kitaptan çoğu, hakikat apaçık belli olduktan sonra, sırf içlerindeki hasetten ötürü, sizi îmânınızdan vazgeçirip küfre döndürmek isterler." (el-Bakara, 2/109)

    Âyet-i kerîme, bilhassa yahûdilerin Müslümanları imandan vazgeçirme yönündeki isteklerinin altında haset duygusunun yattığını açıkça belirtmektedir.

    Hz. Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-

    "Bir kulun kalbinde îmânla haset bir arada bulunmaz" (Nesâî, Cihâd, 8) buyurmak suretiyle îmân gibi hasedin de kalbî bir amel olduğuna dikkat çekmiştir. Ne var ki imân, kalplerdeki müspet yönelişi; haset ise menfî yönelişi temsil etmektedir.

    Dinimizde kötü huylardan biri olarak addedilen hasedin yasaklandığını belirten pek çok delil bulunmaktadır. Bir âyet-i kerîme'de:

    "Allah'ın sizi birbirinize üstün kılmasına haset etmeyiniz"
    buyrulmaktadır. (en-Nisâ 4/32) Hadis-i şerifte ise Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- ümmetine şöyle hitap etmektedir:

    "Birbirinize haset etmeyinız, alış verişte müşteri kızıştırmayınız, birbirinize buğz etmeyiniz, birbirinizden yüz çevirmeyiniz!... Ey Allah'ın kulları! kardeş olunuz! Müslüman müslümanın kardeşidir: Ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz, onu küçük görmez. (Göğsüne işâret ederek) Takvâ buradadır, takvâ buradadır, takvâ buradadır! Kişiye kötülük olarak müslüman kardeşini hor görmesi yeter. Her Müslümanın kanı, malı ve namusu diğer müslümana haramdır. Allah, sizin bedenlerinize ve sûretlerinize değil, ancak kalplerinize bakar." (Müslim, Birr, 32-33)

    Hasedin haram kılınması ve kötü karşılanmasının sebebi, hasetçinin itirazının ve muhalefetinin gerçekte Allah'a karşı olmasıdır. Çünkü insana her türlü nimeti, mevki ve makamı, üstünlüğü ve hayrı veren Allah Teâlâ'dır. O hâlde bir kimsenin sahip olduğu nimetlere karşı haset etmek, kıskançlık beslemek, Allah'ın iradesine müdahale anlamına gelir. Yukarıda naklettiğimiz, kulun kalbinde îmânla hasedin bir arada bulunamayacağını beyan eden hadîs-i şerîfte de bu duruma işaret edilmektedir. Ayrıca hasedin zararı da hasetçiden başkasına değildir. Zira îmân, kalbe huzur ve sükûn verirken haset, gönlün sıkıntıya düşmesine sebep olmaktadır. Bunun yanında kalplerini îmânla süsleyen hakiki mü'minlerin haset gibi kötü bir huydan kurtulmuş olacağını da söylemek mümkündür.





  3. 03.Nisan.2012, 20:12
    2
    morueqq - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    Yalan ile ilgili hadisler

    Ravi: Ali
    Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Benim hakkımda yalan söylemeyin Zira benim üzerime yalan uyduran cehenneme girer"
    Kaynak: Buhari, İlm 38; Müslim, Mukaddime 1, (1); Tirmizi, İlm 8, (2662)





    Ravi: İbnu'z-Zübeyr
    Tanım: Babama dedim ki: "Ben niye senin Resulullah'tan hadis rivayetini işitmiyorum Halbuki falan ve falandan çokça işitiyorum?" Bana şu cevabı verdi: "Evet ben, Müslüman olduğum günden beri Aleyhissalatu vesselam'ı hiç terketmedih ep beraber olduk Ancak O'nun şöyle söylediğini de işittim: "Kim bile bile bana yalan nisbet ederse ateşteki yerini hazırlasın"
    Kaynak: Buhari, İlm 38; Ebu Davud, İlm 4, (3651)





    Ravi: Muğire İbnu Şu'be
    Tanım: Resulullah (aleyhissalatu sa) buyurdular ki: "Benim üzerime söylenen yalan, bir başkası üzerine söylenen yalan gibi değildir Öyleyse kim bile bile bana yalan nisbet ederse cehennemdeki yerini hazırlasın!"
    Kaynak: Buhari, Cenaiz 34; Müslim, Mukaddime 4, (4); Tirmizi, İlm 9, (2664)





    Ravi: Safvan İbnu Süleym
    Tanım: Ey Allah'ın Resulü! dedik, "mü'min korkak olur mu?" "Evet!" buyurdular"Pekiyi cimri olur mu?" dedik, yine: "Evet!" buyurdular Biz yine: "Pekiyi yalancı olur mu?" diye sorduk Bu sefer: "Hayır! buyurdular
    Kaynak: Muvatta, Kelam 19, (2, 990)





    Ravi: İbnu Mes'ud
    Tanım: Kul yalan söylemeye ve yalan söyleme niyetini taşımaya devam edince bir an gelir ki, kalbinde önce siyah bir nokta belirir Sonra bu nokta büyür ve kalbinin tamamı simsiyah olur Sonunda Allah nezdinde "yalancılar" arasına kaydedilir
    Kaynak: Muvatta, Kelam 18, 2,(990)





    Ravi: Behz İbnu Hakim an ebbihi an ceddihi
    Tanım: Resulullah bururdular ki: "Yazıklar olsun o kimseye ki, insanları güldürmek için konuşur ve yalan söylerler! Yazık ona, yazık ona"
    Kaynak: Ebu Davud, Edeb 88, (4990); Tirmizi, Zühd 10, (2316)





    Ravi: Esma
    Tanım: Bir kadın gelerek: "Ey Allah'ın Resulü! Benim bir kumam var Ona karşı (yalan söyleyerek) kocamın vermediği şeyle karnımı doyurmuş göstersem bana bir mahzur getirir mi?" diye sordu Aleyhissalatu vesselam: "Verilmeyenle karnını doyurmuş gösterip övünen, tıpkı, iki alan elbisesini giyen gibidir" cevabını verdi
    Kaynak: Buhari, Nikah 106; Müslim, Libas 127, (2130); Ebu Davud, Edeb 91, (4997)





    Ravi: Abdullah İbnu Amir
    Tanım: Bir gün, Resulullah (sav), evimizde otururken, annem beni çağırdı ve: "Hele bir gel sana ne vereceğim!" dedi Aleyhissalatu vesselam anneme: "Çocuğa ne vermek istemişim?" diye sordu "Ona bir hurma vermek istemiştim" deyince, Aleyhissalatu vesselam: "Dikkat et! Eğer ona bir şey vermeyecek olursan üzerine bir yalan yazılacak!" buyurdular
    Kaynak: Ebu Davud, Edeb 88, (4991)





    Ravi: Esma Bintu Yezid
    Tanım: Resulullah (sav) buyurdular ki: "Ey insanlar! Pervanenin ateşe atılması gibi sizi yalanın peşine düşmeye sevkeden şey nedir? Halbuki, üç yer hariç yalanın her çeşidi ademoğluna haramdır: Bu üç yere gelince: 1) Erkeğin, rızasını sağlamak için hanımına yalanı, 2) Harpte söylenecek yalan Çünkü harp bir hileden ibarettir 3) İki Müslümanın arasında sulhu sağlamak kasdiyla söylenen yalan"
    Kaynak: Tirmizi, Birr 26, (1940)





    Ravi: Ümmü Külsüm Bintu Ukbe
    Tanım: Resulullah (sav)'ı işittim, diyordu ki: "İki kişinin arasını düzelten, hayır söyleyip, hayır tebliğ eden kimse yalancı değildir"
    Kaynak: Buhari, Sulh 2; Müslim, Birr 101, (2605); Ebu Davud, Edeb 58, (4921); Tirmizi, Birr 26, (1939)

    İFTİRA

    Bekr İbnu Leys kabilesinden bir adam, Resulullah (sav)`a gelerek, bir kadınla (itiraf ederek) dört kere zina yaptığını söyledi. Resulullah (sav) ona yüz sopa vurulmasına hükmetti. Zira adam bekardı. Sonra, kadın aleyhine beyyine sordu. Kadın: İbnu Abbas - Kütübi sitte hadis no: 1604


    Resulullah (sav) buyurdular ki: "Kim bir mü`mini bir münafığa (gıybetçiye) karşı himaye ederse, Allah da onun için Kıyamet günü, etini cehennem ateşinden koruyacak bir melek gönderir. Kim de müslümana kötülenmesini dileyerek bir iftira atarsa, Allah onu, kıyamet günü, cehennem köprülerinden birinin üstünde, söylediğinin (günahından paklanıp) çıkıncaya kadar hapseder." Muaz İbnu Esed el-Cüheni - Kütübi sitte hadis no: 4326


    Ömer İbnu Abdilaziz (ra) iftira sebebiyle bir köleye seksen sopa vurdu. Ebu`z-Zinad der ki: "Bu hüküm hakkında, Abdullah İbnu Amir İbni Rebia`ya sordum. Bana şu cevabı verdi: "Ben, Osman İbnu Affan ve arkadan gelen diğer halifelerin zamanlarına yetiştim, hiç birisinin iftira sebebiyle köleye kırktan fazla vurduğunu görmedim!" Ebu`z-Zinad - Kütübi sitte hadis no: 1622

    ayetler

    Hucurat (49/12) “Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok esirgeyicidir.”
    Nisa (4/112) “Kim kasıtlı veya kasıtsız bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, muhakkak ki, büyük bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.”
    Nur (24/4) “Namuslu kadınlara zina isnadında bulunup, sonra (bunu isbat için) dört şahit getiremeyenlere seksener sopa vurun ve artık onların şahitliğini hiçbir zaman kabul etmeyin. Onlar tamamen günahkârdırlar.”
    Nur (24/5) “Ancak bundan sonra tevbe edip ıslah olanlar müstesnadır. Allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir.”
    Nur (24/15) “Çünkü siz bu iftirayı, dilden dile birbirinize aktarıyor, hakkında bilgi sahibi olmadığınız şeyi ağızlarınızda geveleyip duruyorsunuz. Bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. Halbuki bu, Allah katında çok büyük (bir suç) tur.”
    Nur (24/16) “Onu duyduğunuzda: "Bunu konuşup yaymamız bize yakışmaz. Hâşâ! Bu, çok büyük bir iftiradır" demeli değil miydiniz?”
    Nur (24/23) “Namuslu, kötülüklerden habersiz mümin kadınlara zina isnadında bulunanlar, dünya ve ahirette lânetlenmişlerdir. Onlar için çok büyük bir azap vardır.”
    Ahzab (33/58) “Mümin erkeklere ve mümin kadınlara, yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler, şüphesiz bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.”
    Saff (61/7) “İslâm'a çağırıldığı halde Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir! Allah, zalimler topluluğunu doğru yola erdirmez.”

    Haset İle İlgili Hadis

    "Ateşin odunu yakıp bitirdiği gibi haset de iyilikleri yer bitirir." Ebû Dâvûd, Edeb, 44
    Haset, başkasının sahip olduğu maddî veya manevî bir imkanın yok olmasını istemektir. Dilimizde kıskançlık ve çekememezlik diye ifade edilen haset, kalbe ait mezmum bir vasıftır.

    Kur'an-ı kerîm, bu menfi tutumun kişi ve toplumların imanî boyutunu zedeleyebileceğini şöyle vurgulamaktadır :

    "Ehl-i kitaptan çoğu, hakikat apaçık belli olduktan sonra, sırf içlerindeki hasetten ötürü, sizi îmânınızdan vazgeçirip küfre döndürmek isterler." (el-Bakara, 2/109)

    Âyet-i kerîme, bilhassa yahûdilerin Müslümanları imandan vazgeçirme yönündeki isteklerinin altında haset duygusunun yattığını açıkça belirtmektedir.

    Hz. Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-

    "Bir kulun kalbinde îmânla haset bir arada bulunmaz" (Nesâî, Cihâd, 8) buyurmak suretiyle îmân gibi hasedin de kalbî bir amel olduğuna dikkat çekmiştir. Ne var ki imân, kalplerdeki müspet yönelişi; haset ise menfî yönelişi temsil etmektedir.

    Dinimizde kötü huylardan biri olarak addedilen hasedin yasaklandığını belirten pek çok delil bulunmaktadır. Bir âyet-i kerîme'de:

    "Allah'ın sizi birbirinize üstün kılmasına haset etmeyiniz"
    buyrulmaktadır. (en-Nisâ 4/32) Hadis-i şerifte ise Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- ümmetine şöyle hitap etmektedir:

    "Birbirinize haset etmeyinız, alış verişte müşteri kızıştırmayınız, birbirinize buğz etmeyiniz, birbirinizden yüz çevirmeyiniz!... Ey Allah'ın kulları! kardeş olunuz! Müslüman müslümanın kardeşidir: Ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz, onu küçük görmez. (Göğsüne işâret ederek) Takvâ buradadır, takvâ buradadır, takvâ buradadır! Kişiye kötülük olarak müslüman kardeşini hor görmesi yeter. Her Müslümanın kanı, malı ve namusu diğer müslümana haramdır. Allah, sizin bedenlerinize ve sûretlerinize değil, ancak kalplerinize bakar." (Müslim, Birr, 32-33)

    Hasedin haram kılınması ve kötü karşılanmasının sebebi, hasetçinin itirazının ve muhalefetinin gerçekte Allah'a karşı olmasıdır. Çünkü insana her türlü nimeti, mevki ve makamı, üstünlüğü ve hayrı veren Allah Teâlâ'dır. O hâlde bir kimsenin sahip olduğu nimetlere karşı haset etmek, kıskançlık beslemek, Allah'ın iradesine müdahale anlamına gelir. Yukarıda naklettiğimiz, kulun kalbinde îmânla hasedin bir arada bulunamayacağını beyan eden hadîs-i şerîfte de bu duruma işaret edilmektedir. Ayrıca hasedin zararı da hasetçiden başkasına değildir. Zira îmân, kalbe huzur ve sükûn verirken haset, gönlün sıkıntıya düşmesine sebep olmaktadır. Bunun yanında kalplerini îmânla süsleyen hakiki mü'minlerin haset gibi kötü bir huydan kurtulmuş olacağını da söylemek mümkündür.








+ Yorum Gönder