Konusunu Oylayın.: Zekât veya öşür bana haksız bir rekabetmiş gibi geliyor Bu durumu nasıl izah edebilirsiniz?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Zekât veya öşür bana haksız bir rekabetmiş gibi geliyor Bu durumu nasıl izah edebilirsiniz?
  1. 30.Mart.2012, 10:15
    1
    Misafir

    Zekât veya öşür bana haksız bir rekabetmiş gibi geliyor Bu durumu nasıl izah edebilirsiniz?






    Zekât veya öşür bana haksız bir rekabetmiş gibi geliyor Bu durumu nasıl izah edebilirsiniz? Mumsema Zekât veya öşür bana haksız bir rekabetmiş gibi geliyor. Zira ben bir Müslüman olarak kendimi bunları vermek durumunda hissederken Müslüman olmayan biri bu tür mükellefiyetleri olmadığı için haksız rekabetten istifade etmektedir. Bu durumu nasıl izah edebilirsiniz?


  2. 30.Mart.2012, 10:15
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Zekât veya öşür bana haksız bir rekabetmiş gibi geliyor. Zira ben bir Müslüman olarak kendimi bunları vermek durumunda hissederken Müslüman olmayan biri bu tür mükellefiyetleri olmadığı için haksız rekabetten istifade etmektedir. Bu durumu nasıl izah edebilirsiniz?


    Benzer Konular

    - Kabir azabı var mıdır? Nasıl izah edile-bilir? Öldükten sonra ruhun durumu?

    - İslam dininde zekat ve öşür dışında devlete vergi vermek gibi bir mükellefiyet var mı

    - Arı balından zekat farz mı? bala öşür gerekirmi?

    - Doğum Korkusu ile Nasıl Baş Edebilirsiniz?

    - Annem bana haksız yere beddua ve ah etti bana inşallah kanser olursun dedi hakkımı helal etmiyor ve

  3. 30.Mart.2012, 10:18
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Zekât veya öşür bana haksız bir rekabetmiş gibi geliyor Bu durumu nasıl izah edebilirsiniz?




    – Müslüman olmak bir yükümlülüktür. Candan, maldan ve her şeyden Allah Teala ve Tekaddes Hazretlerinin rızası için vazgeçebilmektir. O ver diyorsa vermek, kıl diyorsa kılmak boynumuzun borcudur. Aksi halde Müslüman olmak nasıl mümkün olacaktır? Sonra vermekle malın tükenmediğini, aksine arttığını biz biliyoruz. Böyle inanıyoruz. Sonra bir düşünelim verme duygusu gelişmemiş bir toplum büyük afetlerle karşılaştığında yaralarını nasıl saracaktır?

    Şayet bizler 99 depreminin ağır yaralarını sarabilmiş isek bu halkımızın içinde olan hamiyetperverlik duygularının hâlâ canlı olmasındandır. Benzer bir durum ile karşılaşan batılı toplumların ise yardım helikopterlerini bile nasıl hırsları ve kinleri uğruna yağmaladıklarını ve kurşunladıklarını hep birlikte gördük. Cenab-ı Allahın bizlere verdiği nimetlerin bir şükrü olarak vermek ve verirken de fakire, aldığı için teşekkür etmek durumundayız. Hak Teala Hazretleri şu muazzam evreni biz insanlar için yaratmıştır.

    Şu kâinattaki her şey bizim hizmetimize verilmiştir. Bir bardak suyu afiyetle içebilmek için neleri vermeyiz ki? Öyle ise Cenab-ı Hakkın afiyetinin devamını ve içinde bulunduğumuz refahın şükrünü eda etmek için fazlası ile vermeliyiz. Verebildiğimiz için de hamdetmeliyiz.
    Sonra bilmeliyiz ki, zekât verilmesi gereken en asgari miktardır. Ortada bir yangın varsa, ben bir kova ancak atarım, deme lüksüne sahip değiliz. O yangın sönünceye kadar görevimiz devam edecektir. Ya fakirlik bulunduğumuz muhitten bütün olumsuzlukları ile bütünüyle ortadan kalkacak ya da bizler vermeye devam edeceğiz. Ta ki, kalb-i selîm ile âlemlerin Rabbinin huzuruna çıkıncaya kadar. Unutmamak gerekir ki, yoksulluğun pençesinde iman mücadelesi veren ve küreselleşmenin esaretine düşmüş bütün Müslümanları kurtarana kadar, cebimizdeki son kuruşumuza kadar vermek zorundayız.“Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça, gerçek iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir” (Âl-i İmran, 92).“Yine sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: İhtiyaçtan fazlasını infak edin. İşte böylece Allah, size âyetlerini açıklıyor. Umulur ki siz düşünürsünüz” (Bakara, 219).
    Altınoluk



  4. 30.Mart.2012, 10:18
    2
    Silent and lonely rains



    – Müslüman olmak bir yükümlülüktür. Candan, maldan ve her şeyden Allah Teala ve Tekaddes Hazretlerinin rızası için vazgeçebilmektir. O ver diyorsa vermek, kıl diyorsa kılmak boynumuzun borcudur. Aksi halde Müslüman olmak nasıl mümkün olacaktır? Sonra vermekle malın tükenmediğini, aksine arttığını biz biliyoruz. Böyle inanıyoruz. Sonra bir düşünelim verme duygusu gelişmemiş bir toplum büyük afetlerle karşılaştığında yaralarını nasıl saracaktır?

    Şayet bizler 99 depreminin ağır yaralarını sarabilmiş isek bu halkımızın içinde olan hamiyetperverlik duygularının hâlâ canlı olmasındandır. Benzer bir durum ile karşılaşan batılı toplumların ise yardım helikopterlerini bile nasıl hırsları ve kinleri uğruna yağmaladıklarını ve kurşunladıklarını hep birlikte gördük. Cenab-ı Allahın bizlere verdiği nimetlerin bir şükrü olarak vermek ve verirken de fakire, aldığı için teşekkür etmek durumundayız. Hak Teala Hazretleri şu muazzam evreni biz insanlar için yaratmıştır.

    Şu kâinattaki her şey bizim hizmetimize verilmiştir. Bir bardak suyu afiyetle içebilmek için neleri vermeyiz ki? Öyle ise Cenab-ı Hakkın afiyetinin devamını ve içinde bulunduğumuz refahın şükrünü eda etmek için fazlası ile vermeliyiz. Verebildiğimiz için de hamdetmeliyiz.
    Sonra bilmeliyiz ki, zekât verilmesi gereken en asgari miktardır. Ortada bir yangın varsa, ben bir kova ancak atarım, deme lüksüne sahip değiliz. O yangın sönünceye kadar görevimiz devam edecektir. Ya fakirlik bulunduğumuz muhitten bütün olumsuzlukları ile bütünüyle ortadan kalkacak ya da bizler vermeye devam edeceğiz. Ta ki, kalb-i selîm ile âlemlerin Rabbinin huzuruna çıkıncaya kadar. Unutmamak gerekir ki, yoksulluğun pençesinde iman mücadelesi veren ve küreselleşmenin esaretine düşmüş bütün Müslümanları kurtarana kadar, cebimizdeki son kuruşumuza kadar vermek zorundayız.“Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça, gerçek iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir” (Âl-i İmran, 92).“Yine sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: İhtiyaçtan fazlasını infak edin. İşte böylece Allah, size âyetlerini açıklıyor. Umulur ki siz düşünürsünüz” (Bakara, 219).
    Altınoluk






+ Yorum Gönder