Konusunu Oylayın.: Kurban bayramı nedir,adı nerden gelir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kurban bayramı nedir,adı nerden gelir?
  1. 26.Mart.2012, 21:25
    1
    Misafir

    Kurban bayramı nedir,adı nerden gelir?






    Kurban bayramı nedir,adı nerden gelir? Mumsema hz. ibrahim in çocuğu olmuyordu.hz ibrahim allah a çocuğu olması için yalvarıyordu''ey allahım bana bi çocuk ver onu senin yolunda kurban edeyim''diye yalvarıyordu .allah ona bir çocuk vermişti . aradan zaman geçtikten sonra rüyasında adağını yerine getir sesini duydu üç gece üst üste bu rüyayı gördü .hz.hacer validemize ismail i yıka saçını başını tara dedi .hz hacer validemiz bu isteği yerine getirdi.devemı s
    onra.


  2. 26.Mart.2012, 21:25
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    hz. ibrahim in çocuğu olmuyordu.hz ibrahim allah a çocuğu olması için yalvarıyordu''ey allahım bana bi çocuk ver onu senin yolunda kurban edeyim''diye yalvarıyordu .allah ona bir çocuk vermişti . aradan zaman geçtikten sonra rüyasında adağını yerine getir sesini duydu üç gece üst üste bu rüyayı gördü .hz.hacer validemize ismail i yıka saçını başını tara dedi .hz hacer validemiz bu isteği yerine getirdi.devemı s
    onra.


    Benzer Konular

    - Seferi iken kurban bayramı gereği kurban kesilir mi? Bana bir arkadaş kurban kesileceği zaman en azı

    - El öpme geleneği nerden gelir?

    - Kurban Bayramı Nedir

    - Kurban Bayramı'nın önemi nedir?

    - Kurbanların Bayramı (Mü'minin bayramı, kurban olduğu gündür…)

  3. 27.Mart.2012, 01:32
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: kurban bayramı nedir,adı nerden gelir?




    İslamda Kurban bayramı Hz. İbrahim (as) ve oğlu Hz. İsmail (as) ın büyük bir imtihan verdiği Allah’a teslimiyet hadisesidir.
    Hz. İbrahim (as) dünyalık olarak çok büyükbaş ve küçükbaş hayvana sahipmiş, sahip olduğu dünyalıkları Allah yolunda sarfetmeyi çok severmiş, gelen misafirlerine yemek yedirmeden göndermezmiş, Allah’da (cc) buna karşılık malını hep daha fazla artırmış. (Günümüzde söylenilen Halil İbrahim bereketi oradan gelmektedir)
    Hz.İbrahim (as) ın ilerleyen yaşına rağmen çocuğu olmamıştı. Bir gün Cebrail (as) yanına gelerek, Allah yolundaki bu infakından ve misafirperverliğinden dolayı kendisini övünce, Hz. İbrahim’de Cebrail’e, Allah için vermeyi ne kadar çok sevdiğinin derecesini anlatmak için şöyle demişti; Allah bu yaşıma rağmen bana bir çocuk vermedi, eğer Allah bana bir oğul verirse bu dünyadaki en değerli şeyim o olur. İşte ben o en değerli şeyim olan o oğlumu bile Allah yolunda hibe eder, kurban ederim.
    “(İbrahim dedi ki) ‘Rabbim, bana iyilerden (bir evlat) ihsan et!’Biz de ona uslu bir oğul müjdeledik.” Saffat suresi 100,101

    Günün birinde Allah (cc) Hz.İbrahim (as) a Hz.İsmail‘i lütfetmişti, Hz.İsmail (as) sekiz on yaşlarına gelince Hz.İbrahim bir gece rüyasında, “Ey İbrahim adağını yerine getir” diye kendisine nida edildiğini görür. Aynı rüyayı peş peşe üç gün gördükten sonra bunun ilahi bir emir olduğunu anlar ve Rabbinin emrini yapmaya karar verir. Kimseye bundan söz etmeden Hacer validemize, İsmail’e güzel elbiseler giydirip saçını taramasını söyler. Hazır oluncada yaşlı baba biricik oğlunun elinden tutar ve Mina’ya doğru yola koyulur. Bu sırada şeytan Hz.İbrahim’in karşısına çıkarak onu vazgeçirmeye çalışır ama vazgeçiremez ve gözünün üzerine yediği taş kar kalır. Şeytan Hz.Hacer validemize giderek ona durumu anlatarak buna engel olmasını söylesede onuda ikna edemeyerek bir taşda Ondan yer.(Hacıların şeytan taşlamaları oradan gelmektedir)
    Hz.İbrahim (as), oğlu Hz.İsmail (as) ile yolda giderlerken oğluna, onu Allah için kurban edeceğini söylemesi gerektiğini düşünür ve söyler: “(Oğlu) yanında koşma çağına gelince : "Yavrum, ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak ne düşünürsün?" dedi. (Çocuk da): "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap! Beni inşaallah sabredenlerden bulacaksın!" dedi.” Saffat suresi 102
    Hz.İsmail (as) Babasına: ‘Babacığım, senden bir isteğim var; benim ellerimi ve ayaklarımı bağla olurki can havli ile sana güçlük çıkarabilirim. Babacığım, bir de benim gözlerimi bağla ve yere yüzü koyun yatır olurki, yüzüme ve gözlerime bakınca şevkat duygun öne çıkarda bu işten vazgeçebilirsin’ der.

    “Ne zaman ki ikisi de bu şekilde (Allah'a) teslim oldular, (İbrahim) onu tuttu şakağına yıktı (şakağı üzerine yatırdı).” Saffat suresi 103

    Hz.İbrahim (as) bıçağı, oğlunun boğazına defalarca sürmesine rağmen bıçak bir türlü kesmez. Ateşe;“İbrahim’e serin ve zararsız ol” diyerek “İbrahim’i yakma” emrini veren Allah (cc) bıçağada “İsmail’i kesme” emrini vermişti.

    “Ve ona şöyle seslendik: ‘Ey İbrahim! Rüyaya gerçekten sadakat gösterdin, işte Biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.’ ‘Şüphesiz ki bu apaçık ve kesin bir imtihandı.’ dedik. Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik. Sonradan gelenler içinde kendisine iyi bir nam bıraktık. Selam İbrahim'e! İşte iyi hareket edenleri böyle mükafatlandırırız.” Saffat suresi 104…110 Hz. İbrahim (as) ve oğlu Hz. İsmail (as) ın büyük bir imtihan verdiği Allah’a teslimiyet hadisesidir.

    “…Allah ki, İbrahim'i (Halil) dost edinmişti.” Nisa suresi 125
    Hz. İbrahim (as) dünyalık olarak çok büyükbaş ve küçükbaş hayvana sahipmiş, sahip olduğu dünyalıkları Allah yolunda sarfetmeyi çok severmiş, gelen misafirlerine yemek yedirmeden göndermezmiş, Allah’da (cc) buna karşılık malını hep daha fazla artırmış. (Günümüzde söylenilen Halil İbrahim bereketi oradan gelmektedir)“Andolsun şanıma ki, İbrahim'e de elçilerimiz müjde ile geldi ve " Selam!" dediler. O da: " Selam!" dedi ve durmadan gidip kızartılmış bir buzağı getirdi.” Hud suresi 69Hz.İbrahim (as) ın ilerleyen yaşına rağmen çocuğu olmamıştı. Bir gün Cebrail (as) yanına gelerek, Allah yolundaki bu infakından ve misafirperverliğinden dolayı kendisini övünce, Hz. İbrahim’de Cebrail’e, Allah için vermeyi ne kadar çok sevdiğinin derecesini anlatmak için şöyle demişti; Allah bu yaşıma rağmen bana bir çocuk vermedi, eğer Allah bana bir oğul verirse bu dünyadaki en değerli şeyim o olur. İşte ben o en değerli şeyim olan o oğlumu bile Allah yolunda hibe eder, kurban ederim.“(İbrahim dedi ki) ‘Rabbim, bana iyilerden (bir evlat) ihsan et!’Biz de ona uslu bir oğul müjdeledik.” Saffat suresi 100,101 Günün birinde Allah (cc) Hz.İbrahim (as) a Hz.İsmail‘i lütfetmişti, Hz.İsmail (as) sekiz on yaşlarına gelince Hz.İbrahim bir gece rüyasında, “Ey İbrahim adağını yerine getir” diye kendisine nida edildiğini görür. Aynı rüyayı peş peşe üç gün gördükten sonra bunun ilahi bir emir olduğunu anlar ve Rabbinin emrini yapmaya karar verir. Kimseye bundan söz etmeden Hacer validemize, İsmail’e güzel elbiseler giydirip saçını taramasını söyler. Hazır oluncada yaşlı baba biricik oğlunun elinden tutar ve Mina’ya doğru yola koyulur. Bu sırada şeytan Hz.İbrahim’in karşısına çıkarak onu vazgeçirmeye çalışır ama vazgeçiremez ve gözünün üzerine yediği taş kar kalır. Şeytan Hz.Hacer validemize giderek ona durumu anlatarak buna engel olmasını söylesede onuda ikna edemeyerek bir taşda Ondan yer.(Hacıların şeytan taşlamaları oradan gelmektedir)Hz.İbrahim (as), oğlu Hz.İsmail (as) ile yolda giderlerken oğluna, onu Allah için kurban edeceğini söylemesi gerektiğini düşünür ve söyler: “(Oğlu) yanında koşma çağına gelince : "Yavrum, ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak ne düşünürsün?" dedi. (Çocuk da): "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap! Beni inşaallah sabredenlerden bulacaksın!" dedi.” Saffat suresi 102Hz.İsmail (as) Babasına: ‘Babacığım, senden bir isteğim var; benim ellerimi ve ayaklarımı bağla olurki can havli ile sana güçlük çıkarabilirim. Babacığım, bir de benim gözlerimi bağla ve yere yüzü koyun yatır olurki, yüzüme ve gözlerime bakınca şevkat duygun öne çıkarda bu işten vazgeçebilirsin’ der.“Ne zaman ki ikisi de bu şekilde (Allah'a) teslim oldular, (İbrahim) onu tuttu şakağına yıktı (şakağı üzerine yatırdı).” Saffat suresi 103Hz.İbrahim (as) bıçağı, oğlunun boğazına defalarca sürmesine rağmen bıçak bir türlü kesmez. Ateşe;“İbrahim’e serin ve zararsız ol” diyerek “İbrahim’i yakma” emrini veren Allah (cc) bıçağada “İsmail’i kesme” emrini vermişti. “Ve ona şöyle seslendik: ‘Ey İbrahim! Rüyaya gerçekten sadakat gösterdin, işte Biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.’ ‘Şüphesiz ki bu apaçık ve kesin bir imtihandı.’ dedik. Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik. Sonradan gelenler içinde kendisine iyi bir nam bıraktık. Selam İbrahim'e! İşte iyi hareket edenleri böyle mükafatlandırırız.” Saffat suresi 104…110

    Çok eski zamanlardan beri sürüp gelen kurban geleneği hatta insanları kurban etme inancı Hz. Peygamber'in zamanına kadar devam etmiş, Abdülmuttalip, oğlu, Hz. Muhammed'in babası Abdullah'ı kurban etmeye teşebbüs etmiş, sonra vazgeçmişti. Bundan dolayı Sevgili Peygamberimiz: ''Ben iki kurbanlığın çocuğuyum.'' buyurmuştur.Kurban, gerek fert gerekse toplum açısından çeşitli yararlar taşıyan malî bir ibadettir. Kişi kurban kesmekle Allah'ın emrine boyun eğmiş ve kulluk bilincini koruduğunu canlı bir biçimde ortaya koymuş olur. Mü'minler her kurban kesiminde Hz. İbrahim ile oğlu Hz. İsmail'in Yüce Allah'ın buyruğuna mutlak itaat konusunda verdikleri başarılı sınavın hatırasını tazelemiş ve kendilerinin de benzeri bir itaate hazır olduğunu sembolik davranışla göstermiş olmaktadırlar.

    Kurban, Kitap, Sünnet ve icma ile meşru kılınmış bir ibadettir ve hicretten iki sene sonra meşru kılınmıştır. Peygamberimiz (sav) de hicretin ikinci yılından vefatına kadar her yıl zilhicce ayının onuncu günü kurban bayramında kurban kesmiştir. Kurban ibadetine Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’inde mealen şu ayetlerle işaret buyurmuştur:“Rabbin için Namaz kıl ve Kurban kes” (Kevser Suresi: 2)

    Kurban ibadetinin önem ve ehemmiyetine vurgu yapan hadis-i şeriflerden bir kaç tanesi ise şöyledir:

    “Ademoğlu kurban bayramı gününde (kurban) kanı akıtmaktan daha sevimli bir iş ile Allah'a yaklaşabilmiş değildir. Kanını akıttığı hayvan, kıyamet günü boynuzları, çatal tırnakları ve kılları ile gelecektir. Akan kan yere düşmeden önce, Yüce Allah katında, yüksek bir makama ulaşır. Bu bakımdan kurbanlarınızı gönül hoşluğu ile kesiniz”, “Kim imkânı olduğu halde kurban kesmezse bizim namazgâhımıza yaklaşmasın” (ibn Mace, Ahmet bş Hanbel)

    Bu ayet ve hadislerden hareketle Kurban ibadetinin hükmü hakkında islam âlimleri şu mütalaa ve mülahazalarda bulunmuşlardır: Kurban kesmek, dinen aranan şartlara haiz olan bir kişiye, Hanefi mezhebindeki çoğunluğun ve bazı müctehid imamların görüşüne göre vacip, diğer meseblere göre sünnettir.Kesilen kurban üzerinde yapılacak muamele konusunda da hem Kur’an, hem de Sünnet bizi yalnız bırakmıyor. Önce ayetler:

    “Elbette onların (kesilen kurbanların) ne etleri, ne de kanları Allah'a ulaşmaz. Ancak O'na sizin takvanız ulaşacaktır.” Hac 37

    “Onlardan yiyin ve eli dar olana ve yoksullara yedirin” (Hac Suresi ayet: 28); “Etinden yiyin ve ondan dilenen ve dilenmeyen yoksullara yedirin” (Hac Suresi ayet:36) Bu konuda bize ışık tutan bir Hadis-i şerifde şöyledir; Peygamberimiz(sav), Hz Aişeye: “Kurban etini ne yaptınız?” diye sorduğunda. Hz Ayşe (ra) validemiz: “Ya Rasulallah! Hepsini dağıttık sadece ön butları kaldı” cevabını vermişler. Bunun üzerine Peygamberimiz efendimiz (sav): “Bilakis ey Aişe! Hepsi kalmış ön budları hariç” buyurmuşlar.

    Kurban, ibadet olmasının yanında, tamamen anlayamasak da içinde onlarca hikmeti barındıran ve sosyal birçok faydası olan mühim bir yardımlaşma müessesesidir. Kurbanın çok sayıdaki hikmetlerinden farkına varabildiğimiz ve tesbit edebildiğimiz, bazı hikmetlerini şöylece sıralayabiliriz:• Kurban, kurban kesen insanın kulluğundaki sadakat ve teslimiyetinin bir nişanesidir. Kulun bedeni ibadetinin yanında, mali bir ibadetten de kaçınmadığını gösterir.• Kurban bayramı Namazından hemen sonra kurban kesen mü’min, “bedenimi Allah’a kulluğa sevkettiğim gibi malımı da Allah’a kulluk yolunda sarfederek hem beden hem de malımla kulluğumu ispat ediyorum” demek istiyor. Kelimenin manasından da anlaşılacağı gibi, kurban, kurban ibadetini yerine getiren Müslümana, Allah'a daha da yakın olma arzusu ve isteğiyle bu ibadeti gerçekleştiği için ilahi sevgiyi kazandırır. • Ferdi, cimrilikten, kişisel çıkarlardan, ihtiras ve maddecilikten uzaklaştırıp, Allah'ın cömertlik sıfatının tecellisine mazhar kılar.• Kişiyi topluma bağlar; komşu ve muhtaçlarla kaynaşma imkânını sağlar. Kişinin toplumda itibarını artırır. • Aileye huzur getirir; çocukların beyinlerinde dinden ve dindarlıktan, yardımda bulunmaktan yana silinmez izler meydana getirir.• Aile ferdlerini hayırda, iyilikte, yardımda bulunmaya, fakirlerle ilgilenmeye alıştırır. • Toplumun samimi duygularla bütünleşmesine yardımcı olur. Rahmet meleklerinin dua ve istiğfarlarını artırır. Eve rahmet ve bereket inmesine sebep olur. • Kabirde huzur içinde yatmayı sağlar. Ahirette sahibine manevi bir binek ve sırattan geçmesine destek olur. • Hz. Peygamber (sav)’in güzel sünnetlerinden birini yerine getirmenin sevinç ve huzurunu tattırır. ve O'nun şefaatına vesile olur. Kurban, sıradan bir etlik, kurban bayramı da bir et yeme şöleni değildir; fakat Kurban dini bir ibadet, Kurban bayramı da dini bir gündür. Kurban kesmenin hikmetlerinden sayılan yukarıdaki maddelerin çoğunda, Kurbanın insanlar arasında iyi ilişkilerin kurulmasına sebep olduğunu görürüz. Bir gün Efendimiz mescide giderken yolda çocukların oynadığını, bir tane çocuğunda oynayanlardan ayrı bir kenarda ağladığını görür. Çocuğun yanına gelerek niçin arkadaşlarıyla oynamayıp ağladığını sorar. Çocuk da; babasının savaşda şehit olduğunu, annesininde başka bir adamla evlendiğini ve bu adamında kendisini istemediğini söyler. Efendimiz çocuğa ismini sorar, çocuk isminin Abdullah olduğunu söyler. Çocuğun başını okşar ve “Ali baban, Fatma annen, Peygamberde deden olsun istermisin Abdullah” buyurur. Abdullah’da sevinçle “evet isterim” der. Efendimiz Abdullah’ın elinden tutarak kızı Hz.Fatma’nın (ra) evine götürür ve üstü başı yıkanıp yeni elbiseler giydirilir. Abdullah tekrar oynamakta olan arkadaşlarının yanına gelir, arkadaşları elbiselerini nereden aldığını sorararlar. Abdullah ben Ali ve Fatmanın oğlu Peygamberinde torunu oldum der. Arkadaşları gıbta ederler keşke bizde Ali ile Fatma’nın oğlu Peygamberinde torunu olsaydık. Abdullah’ı da aralarına alarak neşe ile oynamaya devam ederler. Yetim başı okşamak Allah’ın sevdiği güzelliklerdendir. “Hayır, hayır, doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz. Birbirinizi yoksulu doyurmaya teşvik etmiyorsunuz.” Fecr 17.18“Öyle ise, sakın yetime kahretme (onu horlama)! El açıp isteyeni de azarlama!” Duha suresi 9,10

    Yetişkin bir insan için bir ayakkabının yada bir elbisenin fazla bir önemi olmayabilir ancak çocuklar için özelliklede fakir yada yetim çoçuklar için bir çift ayakkabının yada bir elbisenin çok büyük önemi vardır. Yeni ayakkabısı ve almayada imkanı olmayan bir çocuğa yeni bir ayakkabı yada yeni bir elbise verildiğinde, o kadar sevinirki sanki giyecekten daha öte bir şey verilmiş gibidir. Bizde çoçukken bayramdan önce bize alınan elbiseleri yatarken baş ucumuza koyar, onlara bakarak uyurduk.Haydi, bizde bu bayram fakir bir çocuğu sevindirelim. Çevremize bir bakarsak mutlaka bir Abdullah vardır. Bizde onun başını okşayıp yeni elbiseler alıp giydirelim. Onların yüzündeki o masum gülücük ve gözlerindeki ışık inanın dünyadaki her şeye değerÇok eski zamanlardan beri sürüp gelen kurban geleneği hatta insanları kurban etme inancı Hz. Peygamber'in zamanına kadar devam etmiş, Abdülmuttalip, oğlu, Hz. Muhammed'in babası Abdullah'ı kurban etmeye teşebbüs etmiş, sonra vazgeçmişti. Bundan dolayı Sevgili Peygamberimiz: ''Ben iki kurbanlığın çocuğuyum.'' buyurmuştur.Kurban, gerek fert gerekse toplum açısından çeşitli yararlar taşıyan malî bir ibadettir. Kişi kurban kesmekle Allah'ın emrine boyun eğmiş ve kulluk bilincini koruduğunu canlı bir biçimde ortaya koymuş olur. Mü'minler her kurban kesiminde Hz. İbrahim ile oğlu Hz. İsmail'in Yüce Allah'ın buyruğuna mutlak itaat konusunda verdikleri başarılı sınavın hatırasını tazelemiş ve kendilerinin de benzeri bir itaate hazır olduğunu sembolik davranışla göstermiş olmaktadırlar.Kurban, Kitap, Sünnet ve icma ile meşru kılınmış bir ibadettir ve hicretten iki sene sonra meşru kılınmıştır. Peygamberimiz (sav) de hicretin ikinci yılından vefatına kadar her yıl zilhicce ayının onuncu günü kurban bayramında kurban kesmiştir. Kurban ibadetine Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’inde mealen şu ayetlerle işaret buyurmuştur:“Rabbin için Namaz kıl ve Kurban kes” (Kevser Suresi: 2)Kurban ibadetinin önem ve ehemmiyetine vurgu yapan hadis-i şeriflerden bir kaç tanesi ise şöyledir:“Ademoğlu kurban bayramı gününde (kurban) kanı akıtmaktan daha sevimli bir iş ile Allah'a yaklaşabilmiş değildir. Kanını akıttığı hayvan, kıyamet günü boynuzları, çatal tırnakları ve kılları ile gelecektir. Akan kan yere düşmeden önce, Yüce Allah katında, yüksek bir makama ulaşır. Bu bakımdan kurbanlarınızı gönül hoşluğu ile kesiniz”, “Kim imkânı olduğu halde kurban kesmezse bizim namazgâhımıza yaklaşmasın” (ibn Mace, Ahmet bş Hanbel)Bu ayet ve hadislerden hareketle Kurban ibadetinin hükmü hakkında islam âlimleri şu mütalaa ve mülahazalarda bulunmuşlardır: Kurban kesmek, dinen aranan şartlara haiz olan bir kişiye, Hanefi mezhebindeki çoğunluğun ve bazı müctehid imamların görüşüne göre vacip, diğer meseblere göre sünnettir.Kesilen kurban üzerinde yapılacak muamele konusunda da hem Kur’an, hem de Sünnet bizi yalnız bırakmıyor. Önce ayetler:“Elbette onların (kesilen kurbanların) ne etleri, ne de kanları Allah'a ulaşmaz. Ancak O'na sizin takvanız ulaşacaktır.” Hac 37“Onlardan yiyin ve eli dar olana ve yoksullara yedirin” (Hac Suresi ayet: 28); “Etinden yiyin ve ondan dilenen ve dilenmeyen yoksullara yedirin” (Hac Suresi ayet:36) Bu konuda bize ışık tutan bir Hadis-i şerifde şöyledir; Peygamberimiz(sav), Hz Aişeye: “Kurban etini ne yaptınız?” diye sorduğunda. Hz Ayşe (ra) validemiz: “Ya Rasulallah! Hepsini dağıttık sadece ön butları kaldı” cevabını vermişler. Bunun üzerine Peygamberimiz efendimiz (sav): “Bilakis ey Aişe! Hepsi kalmış ön budları hariç” buyurmuşlar.Kurban, ibadet olmasının yanında, tamamen anlayamasak da içinde onlarca hikmeti barındıran ve sosyal birçok faydası olan mühim bir yardımlaşma müessesesidir. Kurbanın çok sayıdaki hikmetlerinden farkına varabildiğimiz ve tesbit edebildiğimiz, bazı hikmetlerini şöylece sıralayabiliriz:
    • Kurban, kurban kesen insanın kulluğundaki sadakat ve teslimiyetinin bir nişanesidir. Kulun bedeni ibadetinin yanında, mali bir ibadetten de kaçınmadığını gösterir.• Kurban bayramı Namazından hemen sonra kurban kesen mü’min, “bedenimi Allah’a kulluğa sevkettiğim gibi malımı da Allah’a kulluk yolunda sarfederek hem beden hem de malımla kulluğumu ispat ediyorum” demek istiyor. Kelimenin manasından da anlaşılacağı gibi, kurban, kurban ibadetini yerine getiren Müslümana, Allah'a daha da yakın olma arzusu ve isteğiyle bu ibadeti gerçekleştiği için ilahi sevgiyi kazandırır.
    • Ferdi, cimrilikten, kişisel çıkarlardan, ihtiras ve maddecilikten uzaklaştırıp, Allah'ın cömertlik sıfatının tecellisine mazhar kılar.• Kişiyi topluma bağlar; komşu ve muhtaçlarla kaynaşma imkânını sağlar. Kişinin toplumda itibarını artırır.
    • Aileye huzur getirir; çocukların beyinlerinde dinden ve dindarlıktan, yardımda bulunmaktan yana silinmez izler meydana getirir.• Aile ferdlerini hayırda, iyilikte, yardımda bulunmaya, fakirlerle ilgilenmeye alıştırır.
    • Toplumun samimi duygularla bütünleşmesine yardımcı olur. Rahmet meleklerinin dua ve istiğfarlarını artırır. Eve rahmet ve bereket inmesine sebep olur.
    • Kabirde huzur içinde yatmayı sağlar. Ahirette sahibine manevi bir binek ve sırattan geçmesine destek olur.
    • Hz. Peygamber (sav)’in güzel sünnetlerinden birini yerine getirmenin sevinç ve huzurunu tattırır. ve O'nun şefaatına vesile olur. Kurban, sıradan bir etlik, kurban bayramı da bir et yeme şöleni değildir; fakat Kurban dini bir ibadet, Kurban bayramı da dini bir gündür. Kurban kesmenin hikmetlerinden sayılan yukarıdaki maddelerin çoğunda, Kurbanın insanlar arasında iyi ilişkilerin kurulmasına sebep olduğunu görürüz. “Hayır, hayır, doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz. Birbirinizi yoksulu doyurmaya teşvik etmiyorsunuz.” Fecr 17.18“Öyle ise, sakın yetime kahretme (onu horlama)! El açıp isteyeni de azarlama!” Duha suresi 9,10


  4. 27.Mart.2012, 01:32
    2
    Silent and lonely rains



    İslamda Kurban bayramı Hz. İbrahim (as) ve oğlu Hz. İsmail (as) ın büyük bir imtihan verdiği Allah’a teslimiyet hadisesidir.
    Hz. İbrahim (as) dünyalık olarak çok büyükbaş ve küçükbaş hayvana sahipmiş, sahip olduğu dünyalıkları Allah yolunda sarfetmeyi çok severmiş, gelen misafirlerine yemek yedirmeden göndermezmiş, Allah’da (cc) buna karşılık malını hep daha fazla artırmış. (Günümüzde söylenilen Halil İbrahim bereketi oradan gelmektedir)
    Hz.İbrahim (as) ın ilerleyen yaşına rağmen çocuğu olmamıştı. Bir gün Cebrail (as) yanına gelerek, Allah yolundaki bu infakından ve misafirperverliğinden dolayı kendisini övünce, Hz. İbrahim’de Cebrail’e, Allah için vermeyi ne kadar çok sevdiğinin derecesini anlatmak için şöyle demişti; Allah bu yaşıma rağmen bana bir çocuk vermedi, eğer Allah bana bir oğul verirse bu dünyadaki en değerli şeyim o olur. İşte ben o en değerli şeyim olan o oğlumu bile Allah yolunda hibe eder, kurban ederim.
    “(İbrahim dedi ki) ‘Rabbim, bana iyilerden (bir evlat) ihsan et!’Biz de ona uslu bir oğul müjdeledik.” Saffat suresi 100,101

    Günün birinde Allah (cc) Hz.İbrahim (as) a Hz.İsmail‘i lütfetmişti, Hz.İsmail (as) sekiz on yaşlarına gelince Hz.İbrahim bir gece rüyasında, “Ey İbrahim adağını yerine getir” diye kendisine nida edildiğini görür. Aynı rüyayı peş peşe üç gün gördükten sonra bunun ilahi bir emir olduğunu anlar ve Rabbinin emrini yapmaya karar verir. Kimseye bundan söz etmeden Hacer validemize, İsmail’e güzel elbiseler giydirip saçını taramasını söyler. Hazır oluncada yaşlı baba biricik oğlunun elinden tutar ve Mina’ya doğru yola koyulur. Bu sırada şeytan Hz.İbrahim’in karşısına çıkarak onu vazgeçirmeye çalışır ama vazgeçiremez ve gözünün üzerine yediği taş kar kalır. Şeytan Hz.Hacer validemize giderek ona durumu anlatarak buna engel olmasını söylesede onuda ikna edemeyerek bir taşda Ondan yer.(Hacıların şeytan taşlamaları oradan gelmektedir)
    Hz.İbrahim (as), oğlu Hz.İsmail (as) ile yolda giderlerken oğluna, onu Allah için kurban edeceğini söylemesi gerektiğini düşünür ve söyler: “(Oğlu) yanında koşma çağına gelince : "Yavrum, ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak ne düşünürsün?" dedi. (Çocuk da): "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap! Beni inşaallah sabredenlerden bulacaksın!" dedi.” Saffat suresi 102
    Hz.İsmail (as) Babasına: ‘Babacığım, senden bir isteğim var; benim ellerimi ve ayaklarımı bağla olurki can havli ile sana güçlük çıkarabilirim. Babacığım, bir de benim gözlerimi bağla ve yere yüzü koyun yatır olurki, yüzüme ve gözlerime bakınca şevkat duygun öne çıkarda bu işten vazgeçebilirsin’ der.

    “Ne zaman ki ikisi de bu şekilde (Allah'a) teslim oldular, (İbrahim) onu tuttu şakağına yıktı (şakağı üzerine yatırdı).” Saffat suresi 103

    Hz.İbrahim (as) bıçağı, oğlunun boğazına defalarca sürmesine rağmen bıçak bir türlü kesmez. Ateşe;“İbrahim’e serin ve zararsız ol” diyerek “İbrahim’i yakma” emrini veren Allah (cc) bıçağada “İsmail’i kesme” emrini vermişti.

    “Ve ona şöyle seslendik: ‘Ey İbrahim! Rüyaya gerçekten sadakat gösterdin, işte Biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.’ ‘Şüphesiz ki bu apaçık ve kesin bir imtihandı.’ dedik. Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik. Sonradan gelenler içinde kendisine iyi bir nam bıraktık. Selam İbrahim'e! İşte iyi hareket edenleri böyle mükafatlandırırız.” Saffat suresi 104…110 Hz. İbrahim (as) ve oğlu Hz. İsmail (as) ın büyük bir imtihan verdiği Allah’a teslimiyet hadisesidir.

    “…Allah ki, İbrahim'i (Halil) dost edinmişti.” Nisa suresi 125
    Hz. İbrahim (as) dünyalık olarak çok büyükbaş ve küçükbaş hayvana sahipmiş, sahip olduğu dünyalıkları Allah yolunda sarfetmeyi çok severmiş, gelen misafirlerine yemek yedirmeden göndermezmiş, Allah’da (cc) buna karşılık malını hep daha fazla artırmış. (Günümüzde söylenilen Halil İbrahim bereketi oradan gelmektedir)“Andolsun şanıma ki, İbrahim'e de elçilerimiz müjde ile geldi ve " Selam!" dediler. O da: " Selam!" dedi ve durmadan gidip kızartılmış bir buzağı getirdi.” Hud suresi 69Hz.İbrahim (as) ın ilerleyen yaşına rağmen çocuğu olmamıştı. Bir gün Cebrail (as) yanına gelerek, Allah yolundaki bu infakından ve misafirperverliğinden dolayı kendisini övünce, Hz. İbrahim’de Cebrail’e, Allah için vermeyi ne kadar çok sevdiğinin derecesini anlatmak için şöyle demişti; Allah bu yaşıma rağmen bana bir çocuk vermedi, eğer Allah bana bir oğul verirse bu dünyadaki en değerli şeyim o olur. İşte ben o en değerli şeyim olan o oğlumu bile Allah yolunda hibe eder, kurban ederim.“(İbrahim dedi ki) ‘Rabbim, bana iyilerden (bir evlat) ihsan et!’Biz de ona uslu bir oğul müjdeledik.” Saffat suresi 100,101 Günün birinde Allah (cc) Hz.İbrahim (as) a Hz.İsmail‘i lütfetmişti, Hz.İsmail (as) sekiz on yaşlarına gelince Hz.İbrahim bir gece rüyasında, “Ey İbrahim adağını yerine getir” diye kendisine nida edildiğini görür. Aynı rüyayı peş peşe üç gün gördükten sonra bunun ilahi bir emir olduğunu anlar ve Rabbinin emrini yapmaya karar verir. Kimseye bundan söz etmeden Hacer validemize, İsmail’e güzel elbiseler giydirip saçını taramasını söyler. Hazır oluncada yaşlı baba biricik oğlunun elinden tutar ve Mina’ya doğru yola koyulur. Bu sırada şeytan Hz.İbrahim’in karşısına çıkarak onu vazgeçirmeye çalışır ama vazgeçiremez ve gözünün üzerine yediği taş kar kalır. Şeytan Hz.Hacer validemize giderek ona durumu anlatarak buna engel olmasını söylesede onuda ikna edemeyerek bir taşda Ondan yer.(Hacıların şeytan taşlamaları oradan gelmektedir)Hz.İbrahim (as), oğlu Hz.İsmail (as) ile yolda giderlerken oğluna, onu Allah için kurban edeceğini söylemesi gerektiğini düşünür ve söyler: “(Oğlu) yanında koşma çağına gelince : "Yavrum, ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak ne düşünürsün?" dedi. (Çocuk da): "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap! Beni inşaallah sabredenlerden bulacaksın!" dedi.” Saffat suresi 102Hz.İsmail (as) Babasına: ‘Babacığım, senden bir isteğim var; benim ellerimi ve ayaklarımı bağla olurki can havli ile sana güçlük çıkarabilirim. Babacığım, bir de benim gözlerimi bağla ve yere yüzü koyun yatır olurki, yüzüme ve gözlerime bakınca şevkat duygun öne çıkarda bu işten vazgeçebilirsin’ der.“Ne zaman ki ikisi de bu şekilde (Allah'a) teslim oldular, (İbrahim) onu tuttu şakağına yıktı (şakağı üzerine yatırdı).” Saffat suresi 103Hz.İbrahim (as) bıçağı, oğlunun boğazına defalarca sürmesine rağmen bıçak bir türlü kesmez. Ateşe;“İbrahim’e serin ve zararsız ol” diyerek “İbrahim’i yakma” emrini veren Allah (cc) bıçağada “İsmail’i kesme” emrini vermişti. “Ve ona şöyle seslendik: ‘Ey İbrahim! Rüyaya gerçekten sadakat gösterdin, işte Biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.’ ‘Şüphesiz ki bu apaçık ve kesin bir imtihandı.’ dedik. Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik. Sonradan gelenler içinde kendisine iyi bir nam bıraktık. Selam İbrahim'e! İşte iyi hareket edenleri böyle mükafatlandırırız.” Saffat suresi 104…110

    Çok eski zamanlardan beri sürüp gelen kurban geleneği hatta insanları kurban etme inancı Hz. Peygamber'in zamanına kadar devam etmiş, Abdülmuttalip, oğlu, Hz. Muhammed'in babası Abdullah'ı kurban etmeye teşebbüs etmiş, sonra vazgeçmişti. Bundan dolayı Sevgili Peygamberimiz: ''Ben iki kurbanlığın çocuğuyum.'' buyurmuştur.Kurban, gerek fert gerekse toplum açısından çeşitli yararlar taşıyan malî bir ibadettir. Kişi kurban kesmekle Allah'ın emrine boyun eğmiş ve kulluk bilincini koruduğunu canlı bir biçimde ortaya koymuş olur. Mü'minler her kurban kesiminde Hz. İbrahim ile oğlu Hz. İsmail'in Yüce Allah'ın buyruğuna mutlak itaat konusunda verdikleri başarılı sınavın hatırasını tazelemiş ve kendilerinin de benzeri bir itaate hazır olduğunu sembolik davranışla göstermiş olmaktadırlar.

    Kurban, Kitap, Sünnet ve icma ile meşru kılınmış bir ibadettir ve hicretten iki sene sonra meşru kılınmıştır. Peygamberimiz (sav) de hicretin ikinci yılından vefatına kadar her yıl zilhicce ayının onuncu günü kurban bayramında kurban kesmiştir. Kurban ibadetine Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’inde mealen şu ayetlerle işaret buyurmuştur:“Rabbin için Namaz kıl ve Kurban kes” (Kevser Suresi: 2)

    Kurban ibadetinin önem ve ehemmiyetine vurgu yapan hadis-i şeriflerden bir kaç tanesi ise şöyledir:

    “Ademoğlu kurban bayramı gününde (kurban) kanı akıtmaktan daha sevimli bir iş ile Allah'a yaklaşabilmiş değildir. Kanını akıttığı hayvan, kıyamet günü boynuzları, çatal tırnakları ve kılları ile gelecektir. Akan kan yere düşmeden önce, Yüce Allah katında, yüksek bir makama ulaşır. Bu bakımdan kurbanlarınızı gönül hoşluğu ile kesiniz”, “Kim imkânı olduğu halde kurban kesmezse bizim namazgâhımıza yaklaşmasın” (ibn Mace, Ahmet bş Hanbel)

    Bu ayet ve hadislerden hareketle Kurban ibadetinin hükmü hakkında islam âlimleri şu mütalaa ve mülahazalarda bulunmuşlardır: Kurban kesmek, dinen aranan şartlara haiz olan bir kişiye, Hanefi mezhebindeki çoğunluğun ve bazı müctehid imamların görüşüne göre vacip, diğer meseblere göre sünnettir.Kesilen kurban üzerinde yapılacak muamele konusunda da hem Kur’an, hem de Sünnet bizi yalnız bırakmıyor. Önce ayetler:

    “Elbette onların (kesilen kurbanların) ne etleri, ne de kanları Allah'a ulaşmaz. Ancak O'na sizin takvanız ulaşacaktır.” Hac 37

    “Onlardan yiyin ve eli dar olana ve yoksullara yedirin” (Hac Suresi ayet: 28); “Etinden yiyin ve ondan dilenen ve dilenmeyen yoksullara yedirin” (Hac Suresi ayet:36) Bu konuda bize ışık tutan bir Hadis-i şerifde şöyledir; Peygamberimiz(sav), Hz Aişeye: “Kurban etini ne yaptınız?” diye sorduğunda. Hz Ayşe (ra) validemiz: “Ya Rasulallah! Hepsini dağıttık sadece ön butları kaldı” cevabını vermişler. Bunun üzerine Peygamberimiz efendimiz (sav): “Bilakis ey Aişe! Hepsi kalmış ön budları hariç” buyurmuşlar.

    Kurban, ibadet olmasının yanında, tamamen anlayamasak da içinde onlarca hikmeti barındıran ve sosyal birçok faydası olan mühim bir yardımlaşma müessesesidir. Kurbanın çok sayıdaki hikmetlerinden farkına varabildiğimiz ve tesbit edebildiğimiz, bazı hikmetlerini şöylece sıralayabiliriz:• Kurban, kurban kesen insanın kulluğundaki sadakat ve teslimiyetinin bir nişanesidir. Kulun bedeni ibadetinin yanında, mali bir ibadetten de kaçınmadığını gösterir.• Kurban bayramı Namazından hemen sonra kurban kesen mü’min, “bedenimi Allah’a kulluğa sevkettiğim gibi malımı da Allah’a kulluk yolunda sarfederek hem beden hem de malımla kulluğumu ispat ediyorum” demek istiyor. Kelimenin manasından da anlaşılacağı gibi, kurban, kurban ibadetini yerine getiren Müslümana, Allah'a daha da yakın olma arzusu ve isteğiyle bu ibadeti gerçekleştiği için ilahi sevgiyi kazandırır. • Ferdi, cimrilikten, kişisel çıkarlardan, ihtiras ve maddecilikten uzaklaştırıp, Allah'ın cömertlik sıfatının tecellisine mazhar kılar.• Kişiyi topluma bağlar; komşu ve muhtaçlarla kaynaşma imkânını sağlar. Kişinin toplumda itibarını artırır. • Aileye huzur getirir; çocukların beyinlerinde dinden ve dindarlıktan, yardımda bulunmaktan yana silinmez izler meydana getirir.• Aile ferdlerini hayırda, iyilikte, yardımda bulunmaya, fakirlerle ilgilenmeye alıştırır. • Toplumun samimi duygularla bütünleşmesine yardımcı olur. Rahmet meleklerinin dua ve istiğfarlarını artırır. Eve rahmet ve bereket inmesine sebep olur. • Kabirde huzur içinde yatmayı sağlar. Ahirette sahibine manevi bir binek ve sırattan geçmesine destek olur. • Hz. Peygamber (sav)’in güzel sünnetlerinden birini yerine getirmenin sevinç ve huzurunu tattırır. ve O'nun şefaatına vesile olur. Kurban, sıradan bir etlik, kurban bayramı da bir et yeme şöleni değildir; fakat Kurban dini bir ibadet, Kurban bayramı da dini bir gündür. Kurban kesmenin hikmetlerinden sayılan yukarıdaki maddelerin çoğunda, Kurbanın insanlar arasında iyi ilişkilerin kurulmasına sebep olduğunu görürüz. Bir gün Efendimiz mescide giderken yolda çocukların oynadığını, bir tane çocuğunda oynayanlardan ayrı bir kenarda ağladığını görür. Çocuğun yanına gelerek niçin arkadaşlarıyla oynamayıp ağladığını sorar. Çocuk da; babasının savaşda şehit olduğunu, annesininde başka bir adamla evlendiğini ve bu adamında kendisini istemediğini söyler. Efendimiz çocuğa ismini sorar, çocuk isminin Abdullah olduğunu söyler. Çocuğun başını okşar ve “Ali baban, Fatma annen, Peygamberde deden olsun istermisin Abdullah” buyurur. Abdullah’da sevinçle “evet isterim” der. Efendimiz Abdullah’ın elinden tutarak kızı Hz.Fatma’nın (ra) evine götürür ve üstü başı yıkanıp yeni elbiseler giydirilir. Abdullah tekrar oynamakta olan arkadaşlarının yanına gelir, arkadaşları elbiselerini nereden aldığını sorararlar. Abdullah ben Ali ve Fatmanın oğlu Peygamberinde torunu oldum der. Arkadaşları gıbta ederler keşke bizde Ali ile Fatma’nın oğlu Peygamberinde torunu olsaydık. Abdullah’ı da aralarına alarak neşe ile oynamaya devam ederler. Yetim başı okşamak Allah’ın sevdiği güzelliklerdendir. “Hayır, hayır, doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz. Birbirinizi yoksulu doyurmaya teşvik etmiyorsunuz.” Fecr 17.18“Öyle ise, sakın yetime kahretme (onu horlama)! El açıp isteyeni de azarlama!” Duha suresi 9,10

    Yetişkin bir insan için bir ayakkabının yada bir elbisenin fazla bir önemi olmayabilir ancak çocuklar için özelliklede fakir yada yetim çoçuklar için bir çift ayakkabının yada bir elbisenin çok büyük önemi vardır. Yeni ayakkabısı ve almayada imkanı olmayan bir çocuğa yeni bir ayakkabı yada yeni bir elbise verildiğinde, o kadar sevinirki sanki giyecekten daha öte bir şey verilmiş gibidir. Bizde çoçukken bayramdan önce bize alınan elbiseleri yatarken baş ucumuza koyar, onlara bakarak uyurduk.Haydi, bizde bu bayram fakir bir çocuğu sevindirelim. Çevremize bir bakarsak mutlaka bir Abdullah vardır. Bizde onun başını okşayıp yeni elbiseler alıp giydirelim. Onların yüzündeki o masum gülücük ve gözlerindeki ışık inanın dünyadaki her şeye değerÇok eski zamanlardan beri sürüp gelen kurban geleneği hatta insanları kurban etme inancı Hz. Peygamber'in zamanına kadar devam etmiş, Abdülmuttalip, oğlu, Hz. Muhammed'in babası Abdullah'ı kurban etmeye teşebbüs etmiş, sonra vazgeçmişti. Bundan dolayı Sevgili Peygamberimiz: ''Ben iki kurbanlığın çocuğuyum.'' buyurmuştur.Kurban, gerek fert gerekse toplum açısından çeşitli yararlar taşıyan malî bir ibadettir. Kişi kurban kesmekle Allah'ın emrine boyun eğmiş ve kulluk bilincini koruduğunu canlı bir biçimde ortaya koymuş olur. Mü'minler her kurban kesiminde Hz. İbrahim ile oğlu Hz. İsmail'in Yüce Allah'ın buyruğuna mutlak itaat konusunda verdikleri başarılı sınavın hatırasını tazelemiş ve kendilerinin de benzeri bir itaate hazır olduğunu sembolik davranışla göstermiş olmaktadırlar.Kurban, Kitap, Sünnet ve icma ile meşru kılınmış bir ibadettir ve hicretten iki sene sonra meşru kılınmıştır. Peygamberimiz (sav) de hicretin ikinci yılından vefatına kadar her yıl zilhicce ayının onuncu günü kurban bayramında kurban kesmiştir. Kurban ibadetine Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’inde mealen şu ayetlerle işaret buyurmuştur:“Rabbin için Namaz kıl ve Kurban kes” (Kevser Suresi: 2)Kurban ibadetinin önem ve ehemmiyetine vurgu yapan hadis-i şeriflerden bir kaç tanesi ise şöyledir:“Ademoğlu kurban bayramı gününde (kurban) kanı akıtmaktan daha sevimli bir iş ile Allah'a yaklaşabilmiş değildir. Kanını akıttığı hayvan, kıyamet günü boynuzları, çatal tırnakları ve kılları ile gelecektir. Akan kan yere düşmeden önce, Yüce Allah katında, yüksek bir makama ulaşır. Bu bakımdan kurbanlarınızı gönül hoşluğu ile kesiniz”, “Kim imkânı olduğu halde kurban kesmezse bizim namazgâhımıza yaklaşmasın” (ibn Mace, Ahmet bş Hanbel)Bu ayet ve hadislerden hareketle Kurban ibadetinin hükmü hakkında islam âlimleri şu mütalaa ve mülahazalarda bulunmuşlardır: Kurban kesmek, dinen aranan şartlara haiz olan bir kişiye, Hanefi mezhebindeki çoğunluğun ve bazı müctehid imamların görüşüne göre vacip, diğer meseblere göre sünnettir.Kesilen kurban üzerinde yapılacak muamele konusunda da hem Kur’an, hem de Sünnet bizi yalnız bırakmıyor. Önce ayetler:“Elbette onların (kesilen kurbanların) ne etleri, ne de kanları Allah'a ulaşmaz. Ancak O'na sizin takvanız ulaşacaktır.” Hac 37“Onlardan yiyin ve eli dar olana ve yoksullara yedirin” (Hac Suresi ayet: 28); “Etinden yiyin ve ondan dilenen ve dilenmeyen yoksullara yedirin” (Hac Suresi ayet:36) Bu konuda bize ışık tutan bir Hadis-i şerifde şöyledir; Peygamberimiz(sav), Hz Aişeye: “Kurban etini ne yaptınız?” diye sorduğunda. Hz Ayşe (ra) validemiz: “Ya Rasulallah! Hepsini dağıttık sadece ön butları kaldı” cevabını vermişler. Bunun üzerine Peygamberimiz efendimiz (sav): “Bilakis ey Aişe! Hepsi kalmış ön budları hariç” buyurmuşlar.Kurban, ibadet olmasının yanında, tamamen anlayamasak da içinde onlarca hikmeti barındıran ve sosyal birçok faydası olan mühim bir yardımlaşma müessesesidir. Kurbanın çok sayıdaki hikmetlerinden farkına varabildiğimiz ve tesbit edebildiğimiz, bazı hikmetlerini şöylece sıralayabiliriz:
    • Kurban, kurban kesen insanın kulluğundaki sadakat ve teslimiyetinin bir nişanesidir. Kulun bedeni ibadetinin yanında, mali bir ibadetten de kaçınmadığını gösterir.• Kurban bayramı Namazından hemen sonra kurban kesen mü’min, “bedenimi Allah’a kulluğa sevkettiğim gibi malımı da Allah’a kulluk yolunda sarfederek hem beden hem de malımla kulluğumu ispat ediyorum” demek istiyor. Kelimenin manasından da anlaşılacağı gibi, kurban, kurban ibadetini yerine getiren Müslümana, Allah'a daha da yakın olma arzusu ve isteğiyle bu ibadeti gerçekleştiği için ilahi sevgiyi kazandırır.
    • Ferdi, cimrilikten, kişisel çıkarlardan, ihtiras ve maddecilikten uzaklaştırıp, Allah'ın cömertlik sıfatının tecellisine mazhar kılar.• Kişiyi topluma bağlar; komşu ve muhtaçlarla kaynaşma imkânını sağlar. Kişinin toplumda itibarını artırır.
    • Aileye huzur getirir; çocukların beyinlerinde dinden ve dindarlıktan, yardımda bulunmaktan yana silinmez izler meydana getirir.• Aile ferdlerini hayırda, iyilikte, yardımda bulunmaya, fakirlerle ilgilenmeye alıştırır.
    • Toplumun samimi duygularla bütünleşmesine yardımcı olur. Rahmet meleklerinin dua ve istiğfarlarını artırır. Eve rahmet ve bereket inmesine sebep olur.
    • Kabirde huzur içinde yatmayı sağlar. Ahirette sahibine manevi bir binek ve sırattan geçmesine destek olur.
    • Hz. Peygamber (sav)’in güzel sünnetlerinden birini yerine getirmenin sevinç ve huzurunu tattırır. ve O'nun şefaatına vesile olur. Kurban, sıradan bir etlik, kurban bayramı da bir et yeme şöleni değildir; fakat Kurban dini bir ibadet, Kurban bayramı da dini bir gündür. Kurban kesmenin hikmetlerinden sayılan yukarıdaki maddelerin çoğunda, Kurbanın insanlar arasında iyi ilişkilerin kurulmasına sebep olduğunu görürüz. “Hayır, hayır, doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz. Birbirinizi yoksulu doyurmaya teşvik etmiyorsunuz.” Fecr 17.18“Öyle ise, sakın yetime kahretme (onu horlama)! El açıp isteyeni de azarlama!” Duha suresi 9,10





+ Yorum Gönder