Konusunu Oylayın.: Üç kişinin; "babanın, misafirin, mazlumun" duasının mutlaka kabul edileceğine dair hadisin güvenilirliği nedir? Bunların duası mutlaka kabul olur mu?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Üç kişinin; "babanın, misafirin, mazlumun" duasının mutlaka kabul edileceğine dair hadisin güvenilirliği nedir? Bunların duası mutlaka kabul olur mu?
  1. 26.Mart.2012, 21:09
    1
    Misafir

    Üç kişinin; "babanın, misafirin, mazlumun" duasının mutlaka kabul edileceğine dair hadisin güvenilirliği nedir? Bunların duası mutlaka kabul olur mu?






    Üç kişinin; "babanın, misafirin, mazlumun" duasının mutlaka kabul edileceğine dair hadisin güvenilirliği nedir? Bunların duası mutlaka kabul olur mu? Mumsema Üç kişinin; "babanın, misafirin, mazlumun" duasının mutlaka kabul edileceğine dair hadisin güvenilirliği nedir? Bunların duası mutlaka kabul olur mu?


  2. 26.Mart.2012, 21:09
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 29.Mart.2012, 00:50
    2
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Üç kişinin; "babanın, misafirin, mazlumun" duasının mutlaka kabul edileceğine dair hadisin güvenilirliği nedir? Bunların duası mutlaka kabul olur mu?




    Değişik varyantlarıyla rivayet edilen hadisin ortak metninin tercümesi şöyledir:

    “Üç dua (ve beddua) -şüphesiz- müstecaptır/makbuldür. Mazlumun (zalim hakkında) yaptığı dua/beddua, Misafirin (ev sahibi için)yaptığı dua ve babanın evladı için yaptığı dua.”(Tirmizî, Bir,7)

    Hadisin şarihleri, bu duaların hem dua hem de beddua anlamına geldiği kanaatindeler. Buna göre, misafirin, kendisine iyilik edenlere yaptığı dua gibi, kötülük edenlere yaptığı bedduası da makbuldür. Yine mazlumun, kendisine zulmedenlere yaptığı beddua gibi, kendisine yardım edenlere yaptığı dua da makbuldür. Keza, bir babanın çocuğuna yaptığı dua gibi, bedduası da makbuldür. Annenin duası daha makbul olduğu için, hadiste yalnız babadan söz edilmiştir.(bk. Tuhfetu’l-ahvezî, ilgili hadisin şerhi).

    Dikkat edilirse, bir ayette de geçtiği gibi, hadislerde de “duaya icabet etmek” tabiri kullanılmıştır. Duaya icabet etmek, onu derhal yerine getirmek anlamında değildir. Bu kabul uzun bir zaman sonra olabildiği gibi, ahirette sevap olarak da olabilir. Çünkü, hadislerde “dua ibadet-ibadetin özü” olarak ifade edilmektedir. İbadetin meyveleri ahirette olduğu gibi, duaların meyveleri de ahirete sarkabilir.

    İcabetin anlamını bir misalle anlatırsak, şöyle diyebiliriz: Bir doktor, bir hastanın çağrısına cevap vermesi, icabettir. Ancak, hastanın istediğinin aynısını verip vermemek, tıp hikmetinin gereklerine bağlıdır. Bazen, doktor hastanın istediği aynı ilacı verir, çünkü gerçekten uygun bir ilaçtır. Bazen, aynısını değil, bir benzerini verir. Veya ilacı doğru bulmaz, hiç vermez. Bu iki durumda da icabet vardır, hastanın isteğinin kabul olmadığı söylenemez…

    Hadiste geçen “müstecap dua” da Allah’ın hikmetinin öngördüğü şekilde cereyan edecektir. Örneğin erkek çocuğu isteyen birisine Hz. Meyem gibi bir kız çocuğu vermek. Dünyada rahatlık isteyene, ahirette cennet hayatı vermek gibi. Hz. Meryem validemizin doğma vaktinde annesi onu mescide adar. Ve onun erkek değil kız olduğunu görünce epey şaşırır ve üzülür. Alimlerimiz bu durumu misal getirerek derler ki, Allah yaptığımız dualara muhakkak cevap verir. Bazen daha farklı ve daha güzel bir surette kabul eder. "Allah, Hz. Meryem'in annesi, Hanne'nin duasına cevap vermedi." denilmemeli; aksine "daha güzel bir surette cevap verdi" denilmelidir. Bazen de dünyada verilmez, fakat cennette daha ulvi ve daha güzel şekilde verilir.

    Demek ki, bu üç kişinin duasına mutlaka icabet vardır; fakat bunun yansıması farklı şekillerde olabilir. Ya aynıyla verilir ya da daha hayırlısıyla. Ya dünyada verilir ya da ahirette...


  4. 29.Mart.2012, 00:50
    2
    Administrator



    Değişik varyantlarıyla rivayet edilen hadisin ortak metninin tercümesi şöyledir:

    “Üç dua (ve beddua) -şüphesiz- müstecaptır/makbuldür. Mazlumun (zalim hakkında) yaptığı dua/beddua, Misafirin (ev sahibi için)yaptığı dua ve babanın evladı için yaptığı dua.”(Tirmizî, Bir,7)

    Hadisin şarihleri, bu duaların hem dua hem de beddua anlamına geldiği kanaatindeler. Buna göre, misafirin, kendisine iyilik edenlere yaptığı dua gibi, kötülük edenlere yaptığı bedduası da makbuldür. Yine mazlumun, kendisine zulmedenlere yaptığı beddua gibi, kendisine yardım edenlere yaptığı dua da makbuldür. Keza, bir babanın çocuğuna yaptığı dua gibi, bedduası da makbuldür. Annenin duası daha makbul olduğu için, hadiste yalnız babadan söz edilmiştir.(bk. Tuhfetu’l-ahvezî, ilgili hadisin şerhi).

    Dikkat edilirse, bir ayette de geçtiği gibi, hadislerde de “duaya icabet etmek” tabiri kullanılmıştır. Duaya icabet etmek, onu derhal yerine getirmek anlamında değildir. Bu kabul uzun bir zaman sonra olabildiği gibi, ahirette sevap olarak da olabilir. Çünkü, hadislerde “dua ibadet-ibadetin özü” olarak ifade edilmektedir. İbadetin meyveleri ahirette olduğu gibi, duaların meyveleri de ahirete sarkabilir.

    İcabetin anlamını bir misalle anlatırsak, şöyle diyebiliriz: Bir doktor, bir hastanın çağrısına cevap vermesi, icabettir. Ancak, hastanın istediğinin aynısını verip vermemek, tıp hikmetinin gereklerine bağlıdır. Bazen, doktor hastanın istediği aynı ilacı verir, çünkü gerçekten uygun bir ilaçtır. Bazen, aynısını değil, bir benzerini verir. Veya ilacı doğru bulmaz, hiç vermez. Bu iki durumda da icabet vardır, hastanın isteğinin kabul olmadığı söylenemez…

    Hadiste geçen “müstecap dua” da Allah’ın hikmetinin öngördüğü şekilde cereyan edecektir. Örneğin erkek çocuğu isteyen birisine Hz. Meyem gibi bir kız çocuğu vermek. Dünyada rahatlık isteyene, ahirette cennet hayatı vermek gibi. Hz. Meryem validemizin doğma vaktinde annesi onu mescide adar. Ve onun erkek değil kız olduğunu görünce epey şaşırır ve üzülür. Alimlerimiz bu durumu misal getirerek derler ki, Allah yaptığımız dualara muhakkak cevap verir. Bazen daha farklı ve daha güzel bir surette kabul eder. "Allah, Hz. Meryem'in annesi, Hanne'nin duasına cevap vermedi." denilmemeli; aksine "daha güzel bir surette cevap verdi" denilmelidir. Bazen de dünyada verilmez, fakat cennette daha ulvi ve daha güzel şekilde verilir.

    Demek ki, bu üç kişinin duasına mutlaka icabet vardır; fakat bunun yansıması farklı şekillerde olabilir. Ya aynıyla verilir ya da daha hayırlısıyla. Ya dünyada verilir ya da ahirette...





+ Yorum Gönder