Konusunu Oylayın.: Çocuk düşüren kadında lohusalık hali (hükmü) geçerli olur mu? Çocuğun azaları oluştuğu belli değilse, nasıl hareket edilir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Çocuk düşüren kadında lohusalık hali (hükmü) geçerli olur mu? Çocuğun azaları oluştuğu belli değilse, nasıl hareket edilir?
  1. 26.Mart.2012, 15:53
    1
    Misafir

    Çocuk düşüren kadında lohusalık hali (hükmü) geçerli olur mu? Çocuğun azaları oluştuğu belli değilse, nasıl hareket edilir?






    Çocuk düşüren kadında lohusalık hali (hükmü) geçerli olur mu? Çocuğun azaları oluştuğu belli değilse, nasıl hareket edilir? Mumsema Çocuk düşüren kadında lohusalık hali (hükmü) geçerli olur mu?
    Çocuğun azaları oluştuğu belli değilse, nasıl hareket edilir?





  2. 26.Mart.2012, 19:50
    2
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Çocuk düşüren kadında lohusalık hali (hükmü) geçerli olur mu? Çocuğun azaları oluştuğu belli değilse, nasıl hareket edilir?




    Lohusa, kadınlarda doğumdan sonra cinsel organlarından gelen ve kanla ortaya çıkan, en çok kırk gün devam eden özel bir durum. Kadınların bu haline lohusalık (nifas) hali, bu kana da lohusalık kanı denir.

    Lohusalık müddeti kadından kadına değişir. Bazı kadınlarda bu süre, bir gün dahi olabilir. Lohusalık süresi, kanın kesilmesiyle son bulur. Lohusalığın asgarî süresi yoktur. Azamî süre ise kırk gündür. Doğumdan sonra kırk gün geçtiği halde kan devam ediyorsa, artık bu kan nifas kanı değil, özür kanıdır

    Lohusalık müddeti içinde (kırk gün) görülen temizlik de nifastan sayılır. Meselâ; doğumdan sonra on gün kan gelip, beş gün kesildikten sonra yeniden on gün daha kan gelecek olsa, bu yirmi beş günün hepsi de lohusalık müddeti sayılır.

    El, ayak gibi uzuvları belirmiş olan bir çocuğun düşmesiyle lohusalık hali meydana gelir ve çoğunlukla on, on beş gün devam eder.

    Kadın, düşük yaptığı için, organlarının belirgin olup olmadığını bilmemesi halinde; bu düşürme olayı âdet günlerinin başlangıcına rastlamış ve bununla kan devam etmişse: âdet günleri sayısınca namaz ve orucunu kesinkes terkeder. Çünkü bu günlerinde ya âdetlidir ya da lohusadır. Sonra yıkanır ve temizlik âdeti kadar süre namazlarını kılar. Sonra âdeti kadar süre namazlarını yine kılmaz. Çünkü yine ya lohusadır veya âdetlidır. Bu şekilde kırk gün müddetçe bu tahminle namazlarını temizlik dönemlerinde kılar, adet günlerinde kılmaz.

    Eğer âdet günlerinden sonra böyle bir düşük yapmışsa; bu düşük, temizlik günlerine rastladığı için, temizlik âdeti kadar gün namazını kılar. Sonra âdetine rastlayan günlerde kesin olarak bırakır. Çünkü ya lohusadır ya da âdetlidır.

    Lohusa olan kadınlar bu süre içinde; namaz kılamaz, oruç tutamaz, Kur'an okuyamaz, Kur'an'ı eline alamaz, Kâbe'yi tavaf edemez, mescidlere giremez ve kocası ile cinsî temasta bulunamazlar. Lohusa bir kadının kocası, hanımının göbeği ile diz kapakları altına kadar olan uzuvlarından, arada bir örtü veya giysi olmaksızın faydalanamaz. Arada bir örtü olduğu takdirde, cinsel ilişki olmamak şartıyla sevip okşayabilir.

    Lohusalık süresince kılınamayan farz namazlar daha sonra kaza edilmez, fakat tutulmayan oruçlar kaza edilir.

    Lohusalık kanı kesilince kadın boy abdesti alır ve ibadetlerini yapmaya başlar. Kocası ile cinsel ilişkiye de ancak yıkandıktan sonra veya kanın kesilmesinin üzerinden en az bir namaz vakti geçtikten sonra başlayabilir.

    Lohusa olan kadın dua ayetlerini, dua maksadıyla okuyabilir. Zikir ve tesbih edebilir. Pişirdiği yemekler, içtiği ve yediği şeylerin artıkları temizdir. Kocası onunla aynı yatakta yatabilir ve yukarıda belirtildiği ölçüde ondan yararlanabilir. Bu esnada kadının bazı ibadetlerden alıkonmasının bazı hikmetleri vardır. Bu esnada kadın ifraz ettiği bazı mayiler itibariyle, Allah'ın huzuruna çıkabilecek tam bir temizlik halinde değildir. Diğer taraftan büyük bir hastalık ve yorgunluk içinde olduğu için istirahata muhtaçtır.
    Bu esnada cinsel ilişkinin yasak kılınmasının hikmetlerinden biri de, kadının böyle bir ilişkiye fizik ve psikolojik yönden hazır olmamasıdır. Diğer taraftan bu esnadaki ilişki tıbben de mahzurludur. Cinsel hayattaki bu geçici yasak, eşler arasındaki sevgi ve özlemin artmasına da sebep olur.
    S.İslamiyet


  3. 26.Mart.2012, 19:50
    2
    Administrator



    Lohusa, kadınlarda doğumdan sonra cinsel organlarından gelen ve kanla ortaya çıkan, en çok kırk gün devam eden özel bir durum. Kadınların bu haline lohusalık (nifas) hali, bu kana da lohusalık kanı denir.

    Lohusalık müddeti kadından kadına değişir. Bazı kadınlarda bu süre, bir gün dahi olabilir. Lohusalık süresi, kanın kesilmesiyle son bulur. Lohusalığın asgarî süresi yoktur. Azamî süre ise kırk gündür. Doğumdan sonra kırk gün geçtiği halde kan devam ediyorsa, artık bu kan nifas kanı değil, özür kanıdır

    Lohusalık müddeti içinde (kırk gün) görülen temizlik de nifastan sayılır. Meselâ; doğumdan sonra on gün kan gelip, beş gün kesildikten sonra yeniden on gün daha kan gelecek olsa, bu yirmi beş günün hepsi de lohusalık müddeti sayılır.

    El, ayak gibi uzuvları belirmiş olan bir çocuğun düşmesiyle lohusalık hali meydana gelir ve çoğunlukla on, on beş gün devam eder.

    Kadın, düşük yaptığı için, organlarının belirgin olup olmadığını bilmemesi halinde; bu düşürme olayı âdet günlerinin başlangıcına rastlamış ve bununla kan devam etmişse: âdet günleri sayısınca namaz ve orucunu kesinkes terkeder. Çünkü bu günlerinde ya âdetlidir ya da lohusadır. Sonra yıkanır ve temizlik âdeti kadar süre namazlarını kılar. Sonra âdeti kadar süre namazlarını yine kılmaz. Çünkü yine ya lohusadır veya âdetlidır. Bu şekilde kırk gün müddetçe bu tahminle namazlarını temizlik dönemlerinde kılar, adet günlerinde kılmaz.

    Eğer âdet günlerinden sonra böyle bir düşük yapmışsa; bu düşük, temizlik günlerine rastladığı için, temizlik âdeti kadar gün namazını kılar. Sonra âdetine rastlayan günlerde kesin olarak bırakır. Çünkü ya lohusadır ya da âdetlidır.

    Lohusa olan kadınlar bu süre içinde; namaz kılamaz, oruç tutamaz, Kur'an okuyamaz, Kur'an'ı eline alamaz, Kâbe'yi tavaf edemez, mescidlere giremez ve kocası ile cinsî temasta bulunamazlar. Lohusa bir kadının kocası, hanımının göbeği ile diz kapakları altına kadar olan uzuvlarından, arada bir örtü veya giysi olmaksızın faydalanamaz. Arada bir örtü olduğu takdirde, cinsel ilişki olmamak şartıyla sevip okşayabilir.

    Lohusalık süresince kılınamayan farz namazlar daha sonra kaza edilmez, fakat tutulmayan oruçlar kaza edilir.

    Lohusalık kanı kesilince kadın boy abdesti alır ve ibadetlerini yapmaya başlar. Kocası ile cinsel ilişkiye de ancak yıkandıktan sonra veya kanın kesilmesinin üzerinden en az bir namaz vakti geçtikten sonra başlayabilir.

    Lohusa olan kadın dua ayetlerini, dua maksadıyla okuyabilir. Zikir ve tesbih edebilir. Pişirdiği yemekler, içtiği ve yediği şeylerin artıkları temizdir. Kocası onunla aynı yatakta yatabilir ve yukarıda belirtildiği ölçüde ondan yararlanabilir. Bu esnada kadının bazı ibadetlerden alıkonmasının bazı hikmetleri vardır. Bu esnada kadın ifraz ettiği bazı mayiler itibariyle, Allah'ın huzuruna çıkabilecek tam bir temizlik halinde değildir. Diğer taraftan büyük bir hastalık ve yorgunluk içinde olduğu için istirahata muhtaçtır.
    Bu esnada cinsel ilişkinin yasak kılınmasının hikmetlerinden biri de, kadının böyle bir ilişkiye fizik ve psikolojik yönden hazır olmamasıdır. Diğer taraftan bu esnadaki ilişki tıbben de mahzurludur. Cinsel hayattaki bu geçici yasak, eşler arasındaki sevgi ve özlemin artmasına da sebep olur.
    S.İslamiyet





+ Yorum Gönder