Konusunu Oylayın.: Hizmet Ehli Nelere Dikkat Etmelidir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hizmet Ehli Nelere Dikkat Etmelidir?
  1. 25.Mart.2012, 20:08
    1
    Misafir

    Hizmet Ehli Nelere Dikkat Etmelidir?

  2. 25.Mart.2012, 20:10
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Hizmet Ehli Nelere Dikkat Etmelidir?




    Hizmet etmek, hizmet ehli olmak ve hizmet gayesi ile bir vakfın, bir meşrebin, bir oluşumun, bir derneğin, bir cemaatin veya bir camianın içinde yer almak önemli bir mazhariyet ve takdire şayan bir durumdur. Dini anlamda hizmet, fedakârlık esasına dayanır. Yapılan hizmetten insanlar yararlanmakla birlikte, karşılığı yalnız Allah’tan beklenir.

    Gerçek hizmet; ikbal için değil, ukba için olmalıdır.

    Hizmet ehli olan kişi ve grupların; hizmet etme yöntemlerinde, hizmet sunulan insanlarla ilişkilerinde ve sosyal yaşantılarında çok dikkatli olmaları gerekir.

    Hizmet ehli, en başta yanlış bilgi vermekten kaçınmalı, zayıf rivayetlerle tezlerini kuvvetlendirmekten sakınmalıdır. Sahih ve hasen olmayan hadisleri nakletmemeli, konuşmalarında ve yazılarında hadislerin kaynaklarını zikretmeyi alışkanlık haline getirmelidir.
    Toplum, çoğu zaman, hizmet ehlinin davranışlarıyla misyonunu özdeşleştirir. Böylece hizmet ehlinin yaptığı hatalar, temsil ettiği misyonun birer özelliği gibi algılanır. Hatta bazıları hizmet ehlinin davranışlarını birer fetva gibi algılayıp, yapılan yanlışların bile doğru olduğu sonucuna varabilirler. O halde hizmet ehli, hizmete konu olsun veya olmasın, bütün davranışlarına özen göstermelidir.

    “Benim mesleğim, meşrebim, mezhebim haktır” denebilir. Ancak “Benim mesleğimden, meşrebimden, mezhebimden başka doğru yoktur” denemez. O halde hizmet ehli, kendini taassuba götürecek her türlü iddia ve söylemden sakınmalıdır.

    “İnsanın söylediği her söz doğru olmalı, ancak her doğruyu her yerde söylememelidir.” Bu prensip hizmet ehli için de önemlidir. Hizmet ehli, bu prensibe uymak suretiyle her türlü kabalıktan ve antipatik/sevimsiz durumdan uzak durmalıdır.

    Dini konularda konuşma yapan hatip, dini konuları anlatırken, çok espri yapmaktan kaçınmalıdır. Ciddi konularda çok espri yapmak, hem konuşmacının mehabetini/etkinliğini azaltır, hem de konunun başkaları tarafından laubaliliğe boğulmasına neden olur.

    Yine dini konuları anlatan kişi, abartmalardan sakınmalı, ilgi toplama gayesiyle destan veya masal anlatır gibi davranmamalıdır. Konular, gerçek bilgilere dayandırılarak, gerçekçi bir üslup ve vakarla anlatılmalıdır.

    Konuşma veya sesli dua sırasında hatibin doğal olarak ağlaması gelmişse, sesinin ağlamaklı bir tonda çıkması tabiidir. Ancak önceden nerede ağlamaklı bir ses ile konuşacağını düşünüp buna göre davranmak, doğru olmaz. Doğal olmayan ağlamaklı bir ses tonu ile konuşmanın, ihlâsla bağdaşmayacağı açıktır. Bu tür aktörlük denemelerinde uzak durmak gerekir. Elbette içten geldiği için ve elde olmadan ağlamaklı bir sesle konuşan kişilerin durumu, bu tartışmanın dışındadır.

    Hizmet ehli, hürmet ifadelerini doğru kullanmalıdır. Peygamberimiz için, Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem (s.a.v) denir. Diğer peygamberler için Mesela, Hz. Âdem aleyhi’s-selam (a.s) denir. Ashap için Mesela, Hz. Ebubekir radiyallahu anh (r.a.) denir. Tabiinden itibaren diğer büyük insanlar için, mesela Hasan Basri Hazretleri, İmam Azam Hazretleri denir. Tarikat liderleri için ise mesela, Abdulkadir Geylani Hazretleri veya Abdulkadir Geylani Kuddüsehu sırreh (k.s.) denir. Hürmet unvanlarını bu şekilde kullanmak, gelenekleşmiş bir durumdur. Bu geleneğe uymak yerinde olur. Kıymetli bazı insanların isimlerinin sonuna “hazretleri” ifadesini getirmemiz gerekirken, muhabbetimizin fazlalığı nedeniyle, geleneğe uymayıp, isimlerinin başına “hazreti” ifadesini getirmemiz kendi çapında bir aşırılıktır. Aşırılıklarla mutlu olmak, sağlıklı bir durum değildir.

    İslam’da, sünnete uygun giyinmek vardır. Ancak sünnete uygun giyinmekten formayı andıran özel kıyafetlerin giyinmesi gerektiği anlaşılmamalıdır. Vücut hatlarını belli etmeyecek kadar geniş, temiz, mütevazı ve dikkat çekmeyecek şekilde giyinen kişi sünnete uygun giyinmiş olur.

    İbadet ve hayır gayesiyle yapılan işlerde iyi niyet esas olmakla birlikte, fıkhi kurallara uygunluk da gereklidir. Basit gibi görünen bir örnek verelim: On kişi bir araya gelip sadaka niyetiyle bir hayvan kesip ihtiyaç sahiplerine dağıtabilir; ancak böyle bir kesimi kurban olarak adlandırmaları doğru olmaz. Çünkü kimlerin, hangi şartlar dâhilinde kurban kesebileceği bellidir.

    Hizmet ehlinin, hizmet ehli kimliğiyle siyasi angajmanlara/bağlantılara girmesi, bu kimlikle aday adayı olması veya bu kimliğinden aldığı güçle adaylık pazarlığı yapması hizmete zarar verir. Adı üstünde, hizmet ehli! Hizmet, fedakârlık gerektirir. Hizmet, kişisel ikbal arayışları içinde olmak ile bağdaşmaz. Elbette her vatandaş gibi hizmet ehli de bir siyasi görüşe sahip olabilir, dolayısıyla aday olma hakkı da vardır. Ama siyaset ehli, siyasete soyunduğu andan itibaren, hizmet ehli olmaktan kaynaklanan etkinliğini bir yana bırakarak, siyaseti kendi bireysel donanımı ve imkânlarıyla yapmalıdır.

    Hizmet ehli, ekonomik ilişkileri açısından şeffaf olmalıdır. Hizmetten kaynaklanan imkânlarla zengin olmayı aklından bile geçirmemelidir.

    Hizmet için elde edilen menkul ve gayrı menkul değerler, harcanıncaya kadar, tüzel kişilerin malı olarak korunmalı, emanet niyetiyle de olsa, özel şahıslara temlik edilmemelidir.

    Hizmet grupları, hizmet amacıyla kültürel alanlar dışında, ticari faaliyetlere girişmemelidir. Çünkü bu tür faaliyetler, ticarette haksız rekabete yol açmış olur.

    Yazını başında da ifade ettiğim gibi; hizmet etmek, hizmet ehli olmak ve hizmet gayesi ile bir vakfın, bir meşrebin, bir oluşumun, bir derneğin, bir cemaatin veya bir camianın içinde yer almak önemli bir mazhariyet ve takdire şayan durumdur. Ancak hizmetin ruhuna ve amacına aykırı tutum ve davranışlardan uzak durabilmek için yukarıda sayılan hususlara riayet etmek gerekir.

    İyi niyetle kaleme alınan bu yazının faydalı olması ümidiyle hizmet ehli olan bütün kişi ve gruplara Allah’tan hayırlı başarılar diliyorum.

    Ali BOZKURT



  3. 25.Mart.2012, 20:10
    2
    Moderatör



    Hizmet etmek, hizmet ehli olmak ve hizmet gayesi ile bir vakfın, bir meşrebin, bir oluşumun, bir derneğin, bir cemaatin veya bir camianın içinde yer almak önemli bir mazhariyet ve takdire şayan bir durumdur. Dini anlamda hizmet, fedakârlık esasına dayanır. Yapılan hizmetten insanlar yararlanmakla birlikte, karşılığı yalnız Allah’tan beklenir.

    Gerçek hizmet; ikbal için değil, ukba için olmalıdır.

    Hizmet ehli olan kişi ve grupların; hizmet etme yöntemlerinde, hizmet sunulan insanlarla ilişkilerinde ve sosyal yaşantılarında çok dikkatli olmaları gerekir.

    Hizmet ehli, en başta yanlış bilgi vermekten kaçınmalı, zayıf rivayetlerle tezlerini kuvvetlendirmekten sakınmalıdır. Sahih ve hasen olmayan hadisleri nakletmemeli, konuşmalarında ve yazılarında hadislerin kaynaklarını zikretmeyi alışkanlık haline getirmelidir.
    Toplum, çoğu zaman, hizmet ehlinin davranışlarıyla misyonunu özdeşleştirir. Böylece hizmet ehlinin yaptığı hatalar, temsil ettiği misyonun birer özelliği gibi algılanır. Hatta bazıları hizmet ehlinin davranışlarını birer fetva gibi algılayıp, yapılan yanlışların bile doğru olduğu sonucuna varabilirler. O halde hizmet ehli, hizmete konu olsun veya olmasın, bütün davranışlarına özen göstermelidir.

    “Benim mesleğim, meşrebim, mezhebim haktır” denebilir. Ancak “Benim mesleğimden, meşrebimden, mezhebimden başka doğru yoktur” denemez. O halde hizmet ehli, kendini taassuba götürecek her türlü iddia ve söylemden sakınmalıdır.

    “İnsanın söylediği her söz doğru olmalı, ancak her doğruyu her yerde söylememelidir.” Bu prensip hizmet ehli için de önemlidir. Hizmet ehli, bu prensibe uymak suretiyle her türlü kabalıktan ve antipatik/sevimsiz durumdan uzak durmalıdır.

    Dini konularda konuşma yapan hatip, dini konuları anlatırken, çok espri yapmaktan kaçınmalıdır. Ciddi konularda çok espri yapmak, hem konuşmacının mehabetini/etkinliğini azaltır, hem de konunun başkaları tarafından laubaliliğe boğulmasına neden olur.

    Yine dini konuları anlatan kişi, abartmalardan sakınmalı, ilgi toplama gayesiyle destan veya masal anlatır gibi davranmamalıdır. Konular, gerçek bilgilere dayandırılarak, gerçekçi bir üslup ve vakarla anlatılmalıdır.

    Konuşma veya sesli dua sırasında hatibin doğal olarak ağlaması gelmişse, sesinin ağlamaklı bir tonda çıkması tabiidir. Ancak önceden nerede ağlamaklı bir ses ile konuşacağını düşünüp buna göre davranmak, doğru olmaz. Doğal olmayan ağlamaklı bir ses tonu ile konuşmanın, ihlâsla bağdaşmayacağı açıktır. Bu tür aktörlük denemelerinde uzak durmak gerekir. Elbette içten geldiği için ve elde olmadan ağlamaklı bir sesle konuşan kişilerin durumu, bu tartışmanın dışındadır.

    Hizmet ehli, hürmet ifadelerini doğru kullanmalıdır. Peygamberimiz için, Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem (s.a.v) denir. Diğer peygamberler için Mesela, Hz. Âdem aleyhi’s-selam (a.s) denir. Ashap için Mesela, Hz. Ebubekir radiyallahu anh (r.a.) denir. Tabiinden itibaren diğer büyük insanlar için, mesela Hasan Basri Hazretleri, İmam Azam Hazretleri denir. Tarikat liderleri için ise mesela, Abdulkadir Geylani Hazretleri veya Abdulkadir Geylani Kuddüsehu sırreh (k.s.) denir. Hürmet unvanlarını bu şekilde kullanmak, gelenekleşmiş bir durumdur. Bu geleneğe uymak yerinde olur. Kıymetli bazı insanların isimlerinin sonuna “hazretleri” ifadesini getirmemiz gerekirken, muhabbetimizin fazlalığı nedeniyle, geleneğe uymayıp, isimlerinin başına “hazreti” ifadesini getirmemiz kendi çapında bir aşırılıktır. Aşırılıklarla mutlu olmak, sağlıklı bir durum değildir.

    İslam’da, sünnete uygun giyinmek vardır. Ancak sünnete uygun giyinmekten formayı andıran özel kıyafetlerin giyinmesi gerektiği anlaşılmamalıdır. Vücut hatlarını belli etmeyecek kadar geniş, temiz, mütevazı ve dikkat çekmeyecek şekilde giyinen kişi sünnete uygun giyinmiş olur.

    İbadet ve hayır gayesiyle yapılan işlerde iyi niyet esas olmakla birlikte, fıkhi kurallara uygunluk da gereklidir. Basit gibi görünen bir örnek verelim: On kişi bir araya gelip sadaka niyetiyle bir hayvan kesip ihtiyaç sahiplerine dağıtabilir; ancak böyle bir kesimi kurban olarak adlandırmaları doğru olmaz. Çünkü kimlerin, hangi şartlar dâhilinde kurban kesebileceği bellidir.

    Hizmet ehlinin, hizmet ehli kimliğiyle siyasi angajmanlara/bağlantılara girmesi, bu kimlikle aday adayı olması veya bu kimliğinden aldığı güçle adaylık pazarlığı yapması hizmete zarar verir. Adı üstünde, hizmet ehli! Hizmet, fedakârlık gerektirir. Hizmet, kişisel ikbal arayışları içinde olmak ile bağdaşmaz. Elbette her vatandaş gibi hizmet ehli de bir siyasi görüşe sahip olabilir, dolayısıyla aday olma hakkı da vardır. Ama siyaset ehli, siyasete soyunduğu andan itibaren, hizmet ehli olmaktan kaynaklanan etkinliğini bir yana bırakarak, siyaseti kendi bireysel donanımı ve imkânlarıyla yapmalıdır.

    Hizmet ehli, ekonomik ilişkileri açısından şeffaf olmalıdır. Hizmetten kaynaklanan imkânlarla zengin olmayı aklından bile geçirmemelidir.

    Hizmet için elde edilen menkul ve gayrı menkul değerler, harcanıncaya kadar, tüzel kişilerin malı olarak korunmalı, emanet niyetiyle de olsa, özel şahıslara temlik edilmemelidir.

    Hizmet grupları, hizmet amacıyla kültürel alanlar dışında, ticari faaliyetlere girişmemelidir. Çünkü bu tür faaliyetler, ticarette haksız rekabete yol açmış olur.

    Yazını başında da ifade ettiğim gibi; hizmet etmek, hizmet ehli olmak ve hizmet gayesi ile bir vakfın, bir meşrebin, bir oluşumun, bir derneğin, bir cemaatin veya bir camianın içinde yer almak önemli bir mazhariyet ve takdire şayan durumdur. Ancak hizmetin ruhuna ve amacına aykırı tutum ve davranışlardan uzak durabilmek için yukarıda sayılan hususlara riayet etmek gerekir.

    İyi niyetle kaleme alınan bu yazının faydalı olması ümidiyle hizmet ehli olan bütün kişi ve gruplara Allah’tan hayırlı başarılar diliyorum.

    Ali BOZKURT






+ Yorum Gönder