Konusunu Oylayın.: Hz. Yusuf'un kardeşleri Hz Yusuf,a ne yapmışlardır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hz. Yusuf'un kardeşleri Hz Yusuf,a ne yapmışlardır?
  1. 25.Mart.2012, 17:30
    1
    Misafir

    Hz. Yusuf'un kardeşleri Hz Yusuf,a ne yapmışlardır?

  2. 25.Mart.2012, 17:49
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Hz. Yusuf'un kardeşleri Hz Yusuf,a ne yapmışlardır?




    Kısaca şunu söylemek istiyorum...Hz Yusufu kardeşleri kıskanıyor ve bir plan yaparak kuyuya atıyor....Daha fazla bilgi için yusuf suresini okuyabilirsin....


  3. 25.Mart.2012, 17:49
    2
    Editör



    Kısaca şunu söylemek istiyorum...Hz Yusufu kardeşleri kıskanıyor ve bir plan yaparak kuyuya atıyor....Daha fazla bilgi için yusuf suresini okuyabilirsin....


  4. 25.Mart.2012, 17:51
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Hz. Yusuf'un kardeşleri Hz Yusuf,a ne yapmışlardır?

    Hz. Yusuf’un Kardeşleri


    (Babası) Demişti
    ki: "Oğlum, rüyanı kardeşlerine anlatma, yoksa sana bir tuzak kurarlar. Çünkü
    şeytan, insan için apaçık bir düşmandır." (Yusuf Suresi, 5)

    Andolsun, Yusuf ve
    kardeşlerinde soranlar için ayetler (ibretler) vardır. Onlar şöyle demişti:
    "Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha sevgilidir; oysa ki biz, birbirini
    pekiştiren bir topluluğuz. Gerçekte babamız, açıkça bir şaşkınlık içindedir."
    "Öldürün Yusuf'u veya onu bir yere atıp-bırakın ki babanızın yüzü yalnızca size
    (dönük) kalsın. Ondan sonra da salih bir topluluk olursunuz." İçlerinden bir
    sözcü dedi ki: "Eğer (mutlaka bir şey) yapacaksanız, öldürmeyin Yusuf'u, onu
    kuyunun derinliklerine bırakıverin de bir yolcu kafilesi alsın." (Bu karara
    vardıktan sonra) "Ey Babamız," dediler. "Sana ne oluyor, Yusuf'a karşı bize
    güvenmiyorsun? Oysa gerçekte biz, onun iyiliğini isteyenleriz." "Sen onu yarın
    bizimle gönder, gönlünce gezsin, oynasın. Elbette biz onu koruyup-gözetiriz."
    Dedi ki: "Sizin onu götürmeniz gerçekten beni üzer ve siz ondan habersiz iken
    onu kurdun yemesinden korkuyorum." Dediler ki: "Andolsun, biz, birbirini
    kollayan bir topluluk iken, kurt onu yerse, bu durumda şüphesiz kayba uğrayan
    (aciz) kimseler oluruz." Nitekim onu götürdükleri ve kuyunun derinliklerine
    atmaya topluca davrandıkları zaman, biz ona (şöyle) vahyettik: "Andolsun, sen
    onlara kendileri, farkında değilken bu yaptıklarını haber vereceksin." Akşam
    üstü babalarına ağlar vaziyette geldiler. Dediler ki: "Ey Babamız, gerçek şu ki,
    biz gittik, yarışıyorduk. Yusuf'u da yiyeceklerimizin (veya eşyamızın) yanında
    bırakmıştık. Fakat onu kurt yemiş. Ne var ki biz doğruyu söylesek bile sen bize
    inanacak değilsin." Ve üzerine yalandan kan (sürülmüş) olan gömleğini
    getirdiler. "Hayır" dedi. Nefsiniz, sizi yanıltıp (böyle) bir işe sürüklemiş.
    Bundan sonra (bana düşen) güzel bir sabırdır. Sizin bu düzüp-uydurduklarınıza
    karşı (kendisinden) yardım istenecek olan Allah'tır." (Yusuf Suresi, 7-18)

    (Kuraklık
    başlayınca) Yusuf'un kardeşleri gelip yanına girdiler, onu tanımadıkları halde
    kendisi onları hemen tanıdı. Onların erzak yüklerini hazırlayınca dedi ki: "Bana
    babanızdan olan kardeşinizi getirin. Görmüyor musunuz, ben ölçüyü tam tutarım ve
    ben konukseverlerin en hayırlısıyım." "Eğer onu bana getirmeyecek olursanız,
    artık benim katımda sizin için bir ölçek (erzak) yoktur ve bana da yaklaşmayın."
    Dediler ki: "Onu babasından istemeye çalışacağız ve herhalde biz bunu
    yapabileceğiz." Yardımcılarına dedi ki: "Sermayelerini (erzak bedellerini)
    yüklerinin içine koyun. İhtimal ki ailelerine döndüklerinde bunun farkına
    varırlar da belki geri dönerler." Böylelikle babalarına döndükleri zaman,
    dediler ki: "Ey babamız, ölçek bizden engellendi. Bu durumda kardeşimizi bizimle
    gönder de erzağı alalım. Onu mutlaka koruyacağız." Dedi ki: "Daha önce kardeşi
    konusunda size güvendiğimden başka (bir şekilde) onun hakkında size güvenir
    miyim? Allah en hayırlı koruyucudur ve O, esirgeyenlerin esirgeyicisidir." Erzak
    yüklerini açıp da sermayelerinin kendilerine geri verilmiş olduğunu
    gördüklerinde, dediler ki: "Ey Babamız, daha neyi arıyoruz, işte sermayemiz bize
    geri verilmiş; (bununla yine) ailemize erzak getiririz, kardeşimizi koruruz ve
    bir deve yükünü de ilave ederiz. Bu (aldığımız) az bir ölçektir." "Bana
    etrafınızın çepeçevre kuşatılması dışında, onu ne olursa olsun mutlaka bana
    getireceğinize dair Allah adına kesin bir söz verinceye kadar, onu sizinle asla
    gönderemem." dedi. Böylelikle ona kesin bir söz verince dedi ki: "Allah,
    söylediklerimize vekildir." Ve dedi ki: "Ey çocuklarım, tek bir kapıdan
    girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ben size Allah'tan hiç bir şeyi sağlayamam
    (gideremem). Hüküm yalnızca Allah'ındır. Ben O'na tevekkül ettim. Tevekkül
    edenler de yalnızca O'na tevekkül etmelidirler." Babalarının kendilerine
    emrettiği yerden (Mısır'a) girdiklerinde, (bu,) -Yakub'un nefsindeki dileği
    açığa çıkarması dışında- onlara Allah'tan gelecek olan hiç bir şeyi (gidermeyi)
    sağlamadı. Gerçekten o, kendisine öğrettiğimiz için bir ilim sahibiydi. Ancak
    insanların çoğu bilmezler. (Yusuf Suresi, 58-68)

    Yusuf'un yanına
    girdikleri zaman, o, kardeşini bağrına bastı; "Ben" dedi. "Senin gerçekten
    kardeşinim. Artık onların yaptıklarına üzülme." Erzak yüklerini kendilerine
    hazırlayınca da, su kabını kardeşinin yükü içine bıraktı, sonra bir münadi
    (şöyle) seslendi: "Ey kafile, sizler gerçekten hırsızsınız." Onlara doğru
    yönelerek: "Neyi kaybettiniz?" dediler. Dediler ki: "Hükümdarın su tasını
    kaybettik, kim onu (bulup) getirirse, (ona armağan olarak) bir deve yükü vardır.
    Ben de buna kefilim." "Allah adına, hayret" dediler. "Siz de bilmişsiniz ki, biz
    (bu) yere bozgunculuk çıkarmak amacıyla gelmedik ve biz hırsız değiliz."
    "Öyleyse" dediler. "Eğer yalan söylüyorsanız (bunun) cezası nedir?" Dediler ki:
    "Bunun cezası, (su tası) yükünde bulunanın kendisidir. İşte biz zulmedenleri
    böyle cezalandırırız." Böylece (Yusuf) kardeşinin kabından önce onların
    kablarını (yoklamaya) başladı, sonra onu kardeşinin kabından çıkardı. İşte biz
    Yusuf için böyle bir plan düzenledik. (Yoksa) Hükümdarın dininde (yürürlükteki
    kanuna göre) kardeşini (yanında) alıkoyamazdı. Ancak Allah'ın dilemesi başka.
    Biz dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Ve her bilgi sahibinin üstünde daha
    iyi bir bilen vardır. (Yusuf Suresi, 69-76)

    Dediler ki: "Ey

    Vezir, gerçek şu ki, bunun yaşlı (ve) büyük bir babası var; onun yerine bizden
    birisini alıkoy. Doğrusu biz, seni iyilik yapanlardan görmekteyiz." Dedi ki:
    "Eşyamızı kendisinde bulduğumuzun dışında, birisini alıkoymamızdan Allah'a
    sığınırız. Yoksa bu durumda kuşkusuz biz zalim oluruz." Ondan umutlarını
    kestikleri zaman, (durumu) kendi aralarında görüşmek üzere bir yana çekildiler.
    Onların büyükleri dedi ki: "Babanızın size karşı Allah adına kesin bir söz
    aldığını ve daha önce Yusuf konusunda yaptığımız aşırılığı (işlediğimiz suçu)
    bilmiyor musunuz? Artık (bundan böyle) ben, ya babam bana izin verinceye veya
    Allah bana ilişkin hüküm verinceye kadar (bu) yerden kesin olarak ayrılamam. O,
    hüküm verenlerin en hayırlısıdır." "Dönün babanıza ve deyin ki: '-Ey babamız,
    senin oğlun gerçekten hırsızlık etti. Biz, bildiğimizden başkasına şahitlik
    etmedik. Biz gaybın kollayıcıları değiliz." "İçinde (yaşamakta) olduğumuz şehre
    sor, hem kendisinde geldiğimiz kervana da. Biz gerçekten doğruyu söyleyenleriz."
    (Şehre dönüp durumu babalarına aktarınca o:) "Hayır" dedi. "Nefsiniz sizi
    yanıltıp (böyle) bir işe sürüklemiş. Bundan sonra (bana düşen) güzel bir
    sabırdır. Umulur ki Allah (pek yakın bir gelecekte) onların tümünü bana getirir.
    Çünkü O, bilenin, hüküm ve hikmet sahibi olanın kendisidir." (Yusuf Suresi,
    78-83)


    "Oğullarım, gidin
    de Yusuf ile kardeşinden (duyarlı bir araştırmayla) bir haber getirin ve
    Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası
    Allah'ın rahmetinden umut kesmez." Böylece onun (Yusuf'un) huzuruna girdikleri
    zaman, dediler ki: "Ey Vezir, bize ve ailemize şiddetli bir darlık dokundu;
    önemi olmayan bir sermaye ile geldik. Bize artık (yine) ölçeği tam olarak ver ve
    bize ilave bir bağışta bulun. Şüphesiz Allah, tasaddukta bulunanlara karşılığını
    verir." (Yusuf) Dedi ki: "Sizler, cahiller iken Yusuf'a ve kardeşine neler
    yaptığınızı biliyor musunuz?" "Sen gerçekten Yusuf musun, sensin öyle mi?"
    dediler. "Ben Yusuf'um" dedi. "Ve bu da kardeşimdir. Doğrusu Allah bize lütufda
    bulundu. Gerçek şu ki, kim sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah, iyilikte
    bulunanların karşılığını boşa çıkarmaz." Dediler ki: "Allah adına, hayret, Allah
    seni gerçekten bize karşı tercih edip-seçmiştir ve biz de gerçekten hataya
    düşenler idik." Dedi ki: "Bugün size karşı sorgulama, kınama yoktur. Sizi Allah
    bağışlasın. O, merhametlilerin (en) merhametlisidir." "Bu gömleğimle gidin de,
    babamın yüzüne sürün. Gözü (yine) görür hale gelir. Bütün ailenizi de bana
    getirin." (Yusuf Suresi, 87-93)

    (Çocukları da
    "Ey babamız, bizim için günahlarımızın bağışlanmasını dile. Biz gerçekten hataya
    düşenler idik" dediler.

    "İleride sizin
    için Rabbimden bağışlanma dilerim. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir" dedi.
    (Yusuf Suresi, 97-98)

    Bu, sana (ey
    Muhammed) vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Yoksa onlar, (Yusuf'un
    kardeşleri) o hileli-düzeni kurarlarken, yapacakları işe topluca karar
    verdikleri zaman sen yanlarında değildin. (Yusuf Suresi, 102)
    alıntı.



  5. 25.Mart.2012, 17:51
    3
    Silent and lonely rains
    Hz. Yusuf’un Kardeşleri


    (Babası) Demişti
    ki: "Oğlum, rüyanı kardeşlerine anlatma, yoksa sana bir tuzak kurarlar. Çünkü
    şeytan, insan için apaçık bir düşmandır." (Yusuf Suresi, 5)

    Andolsun, Yusuf ve
    kardeşlerinde soranlar için ayetler (ibretler) vardır. Onlar şöyle demişti:
    "Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha sevgilidir; oysa ki biz, birbirini
    pekiştiren bir topluluğuz. Gerçekte babamız, açıkça bir şaşkınlık içindedir."
    "Öldürün Yusuf'u veya onu bir yere atıp-bırakın ki babanızın yüzü yalnızca size
    (dönük) kalsın. Ondan sonra da salih bir topluluk olursunuz." İçlerinden bir
    sözcü dedi ki: "Eğer (mutlaka bir şey) yapacaksanız, öldürmeyin Yusuf'u, onu
    kuyunun derinliklerine bırakıverin de bir yolcu kafilesi alsın." (Bu karara
    vardıktan sonra) "Ey Babamız," dediler. "Sana ne oluyor, Yusuf'a karşı bize
    güvenmiyorsun? Oysa gerçekte biz, onun iyiliğini isteyenleriz." "Sen onu yarın
    bizimle gönder, gönlünce gezsin, oynasın. Elbette biz onu koruyup-gözetiriz."
    Dedi ki: "Sizin onu götürmeniz gerçekten beni üzer ve siz ondan habersiz iken
    onu kurdun yemesinden korkuyorum." Dediler ki: "Andolsun, biz, birbirini
    kollayan bir topluluk iken, kurt onu yerse, bu durumda şüphesiz kayba uğrayan
    (aciz) kimseler oluruz." Nitekim onu götürdükleri ve kuyunun derinliklerine
    atmaya topluca davrandıkları zaman, biz ona (şöyle) vahyettik: "Andolsun, sen
    onlara kendileri, farkında değilken bu yaptıklarını haber vereceksin." Akşam
    üstü babalarına ağlar vaziyette geldiler. Dediler ki: "Ey Babamız, gerçek şu ki,
    biz gittik, yarışıyorduk. Yusuf'u da yiyeceklerimizin (veya eşyamızın) yanında
    bırakmıştık. Fakat onu kurt yemiş. Ne var ki biz doğruyu söylesek bile sen bize
    inanacak değilsin." Ve üzerine yalandan kan (sürülmüş) olan gömleğini
    getirdiler. "Hayır" dedi. Nefsiniz, sizi yanıltıp (böyle) bir işe sürüklemiş.
    Bundan sonra (bana düşen) güzel bir sabırdır. Sizin bu düzüp-uydurduklarınıza
    karşı (kendisinden) yardım istenecek olan Allah'tır." (Yusuf Suresi, 7-18)

    (Kuraklık
    başlayınca) Yusuf'un kardeşleri gelip yanına girdiler, onu tanımadıkları halde
    kendisi onları hemen tanıdı. Onların erzak yüklerini hazırlayınca dedi ki: "Bana
    babanızdan olan kardeşinizi getirin. Görmüyor musunuz, ben ölçüyü tam tutarım ve
    ben konukseverlerin en hayırlısıyım." "Eğer onu bana getirmeyecek olursanız,
    artık benim katımda sizin için bir ölçek (erzak) yoktur ve bana da yaklaşmayın."
    Dediler ki: "Onu babasından istemeye çalışacağız ve herhalde biz bunu
    yapabileceğiz." Yardımcılarına dedi ki: "Sermayelerini (erzak bedellerini)
    yüklerinin içine koyun. İhtimal ki ailelerine döndüklerinde bunun farkına
    varırlar da belki geri dönerler." Böylelikle babalarına döndükleri zaman,
    dediler ki: "Ey babamız, ölçek bizden engellendi. Bu durumda kardeşimizi bizimle
    gönder de erzağı alalım. Onu mutlaka koruyacağız." Dedi ki: "Daha önce kardeşi
    konusunda size güvendiğimden başka (bir şekilde) onun hakkında size güvenir
    miyim? Allah en hayırlı koruyucudur ve O, esirgeyenlerin esirgeyicisidir." Erzak
    yüklerini açıp da sermayelerinin kendilerine geri verilmiş olduğunu
    gördüklerinde, dediler ki: "Ey Babamız, daha neyi arıyoruz, işte sermayemiz bize
    geri verilmiş; (bununla yine) ailemize erzak getiririz, kardeşimizi koruruz ve
    bir deve yükünü de ilave ederiz. Bu (aldığımız) az bir ölçektir." "Bana
    etrafınızın çepeçevre kuşatılması dışında, onu ne olursa olsun mutlaka bana
    getireceğinize dair Allah adına kesin bir söz verinceye kadar, onu sizinle asla
    gönderemem." dedi. Böylelikle ona kesin bir söz verince dedi ki: "Allah,
    söylediklerimize vekildir." Ve dedi ki: "Ey çocuklarım, tek bir kapıdan
    girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ben size Allah'tan hiç bir şeyi sağlayamam
    (gideremem). Hüküm yalnızca Allah'ındır. Ben O'na tevekkül ettim. Tevekkül
    edenler de yalnızca O'na tevekkül etmelidirler." Babalarının kendilerine
    emrettiği yerden (Mısır'a) girdiklerinde, (bu,) -Yakub'un nefsindeki dileği
    açığa çıkarması dışında- onlara Allah'tan gelecek olan hiç bir şeyi (gidermeyi)
    sağlamadı. Gerçekten o, kendisine öğrettiğimiz için bir ilim sahibiydi. Ancak
    insanların çoğu bilmezler. (Yusuf Suresi, 58-68)

    Yusuf'un yanına
    girdikleri zaman, o, kardeşini bağrına bastı; "Ben" dedi. "Senin gerçekten
    kardeşinim. Artık onların yaptıklarına üzülme." Erzak yüklerini kendilerine
    hazırlayınca da, su kabını kardeşinin yükü içine bıraktı, sonra bir münadi
    (şöyle) seslendi: "Ey kafile, sizler gerçekten hırsızsınız." Onlara doğru
    yönelerek: "Neyi kaybettiniz?" dediler. Dediler ki: "Hükümdarın su tasını
    kaybettik, kim onu (bulup) getirirse, (ona armağan olarak) bir deve yükü vardır.
    Ben de buna kefilim." "Allah adına, hayret" dediler. "Siz de bilmişsiniz ki, biz
    (bu) yere bozgunculuk çıkarmak amacıyla gelmedik ve biz hırsız değiliz."
    "Öyleyse" dediler. "Eğer yalan söylüyorsanız (bunun) cezası nedir?" Dediler ki:
    "Bunun cezası, (su tası) yükünde bulunanın kendisidir. İşte biz zulmedenleri
    böyle cezalandırırız." Böylece (Yusuf) kardeşinin kabından önce onların
    kablarını (yoklamaya) başladı, sonra onu kardeşinin kabından çıkardı. İşte biz
    Yusuf için böyle bir plan düzenledik. (Yoksa) Hükümdarın dininde (yürürlükteki
    kanuna göre) kardeşini (yanında) alıkoyamazdı. Ancak Allah'ın dilemesi başka.
    Biz dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Ve her bilgi sahibinin üstünde daha
    iyi bir bilen vardır. (Yusuf Suresi, 69-76)

    Dediler ki: "Ey

    Vezir, gerçek şu ki, bunun yaşlı (ve) büyük bir babası var; onun yerine bizden
    birisini alıkoy. Doğrusu biz, seni iyilik yapanlardan görmekteyiz." Dedi ki:
    "Eşyamızı kendisinde bulduğumuzun dışında, birisini alıkoymamızdan Allah'a
    sığınırız. Yoksa bu durumda kuşkusuz biz zalim oluruz." Ondan umutlarını
    kestikleri zaman, (durumu) kendi aralarında görüşmek üzere bir yana çekildiler.
    Onların büyükleri dedi ki: "Babanızın size karşı Allah adına kesin bir söz
    aldığını ve daha önce Yusuf konusunda yaptığımız aşırılığı (işlediğimiz suçu)
    bilmiyor musunuz? Artık (bundan böyle) ben, ya babam bana izin verinceye veya
    Allah bana ilişkin hüküm verinceye kadar (bu) yerden kesin olarak ayrılamam. O,
    hüküm verenlerin en hayırlısıdır." "Dönün babanıza ve deyin ki: '-Ey babamız,
    senin oğlun gerçekten hırsızlık etti. Biz, bildiğimizden başkasına şahitlik
    etmedik. Biz gaybın kollayıcıları değiliz." "İçinde (yaşamakta) olduğumuz şehre
    sor, hem kendisinde geldiğimiz kervana da. Biz gerçekten doğruyu söyleyenleriz."
    (Şehre dönüp durumu babalarına aktarınca o:) "Hayır" dedi. "Nefsiniz sizi
    yanıltıp (böyle) bir işe sürüklemiş. Bundan sonra (bana düşen) güzel bir
    sabırdır. Umulur ki Allah (pek yakın bir gelecekte) onların tümünü bana getirir.
    Çünkü O, bilenin, hüküm ve hikmet sahibi olanın kendisidir." (Yusuf Suresi,
    78-83)


    "Oğullarım, gidin
    de Yusuf ile kardeşinden (duyarlı bir araştırmayla) bir haber getirin ve
    Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası
    Allah'ın rahmetinden umut kesmez." Böylece onun (Yusuf'un) huzuruna girdikleri
    zaman, dediler ki: "Ey Vezir, bize ve ailemize şiddetli bir darlık dokundu;
    önemi olmayan bir sermaye ile geldik. Bize artık (yine) ölçeği tam olarak ver ve
    bize ilave bir bağışta bulun. Şüphesiz Allah, tasaddukta bulunanlara karşılığını
    verir." (Yusuf) Dedi ki: "Sizler, cahiller iken Yusuf'a ve kardeşine neler
    yaptığınızı biliyor musunuz?" "Sen gerçekten Yusuf musun, sensin öyle mi?"
    dediler. "Ben Yusuf'um" dedi. "Ve bu da kardeşimdir. Doğrusu Allah bize lütufda
    bulundu. Gerçek şu ki, kim sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah, iyilikte
    bulunanların karşılığını boşa çıkarmaz." Dediler ki: "Allah adına, hayret, Allah
    seni gerçekten bize karşı tercih edip-seçmiştir ve biz de gerçekten hataya
    düşenler idik." Dedi ki: "Bugün size karşı sorgulama, kınama yoktur. Sizi Allah
    bağışlasın. O, merhametlilerin (en) merhametlisidir." "Bu gömleğimle gidin de,
    babamın yüzüne sürün. Gözü (yine) görür hale gelir. Bütün ailenizi de bana
    getirin." (Yusuf Suresi, 87-93)

    (Çocukları da
    "Ey babamız, bizim için günahlarımızın bağışlanmasını dile. Biz gerçekten hataya
    düşenler idik" dediler.

    "İleride sizin
    için Rabbimden bağışlanma dilerim. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir" dedi.
    (Yusuf Suresi, 97-98)

    Bu, sana (ey
    Muhammed) vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Yoksa onlar, (Yusuf'un
    kardeşleri) o hileli-düzeni kurarlarken, yapacakları işe topluca karar
    verdikleri zaman sen yanlarında değildin. (Yusuf Suresi, 102)
    alıntı.






+ Yorum Gönder