Konusunu Oylayın.: Aç isanlar varken hac ve umre yapmak uygun olur mu?

5 üzerinden 5.00 | Toplam: 1 kişi oyladı.

Aç isanlar varken hac ve umre yapmak uygun olur mu?
  1. 22.Mart.2012, 18:31
    1
    Misafir

    Aç isanlar varken hac ve umre yapmak uygun olur mu?






    Aç isanlar varken hac ve umre yapmak uygun olur mu? Mumsema Aç isanlar varken hac ve umre yapmak uygun olur mu? Ben hac parasını karnı aç bir garibe versem daha iyi etmiş olur muyum? Allah (cc) beni bu davranışımdan dolayı, yani beş farzdan birini yapmadım, gerekçesiyle cehenneme atar mı?


  2. 22.Mart.2012, 18:31
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Aç isanlar varken hac ve umre yapmak uygun olur mu? Ben hac parasını karnı aç bir garibe versem daha iyi etmiş olur muyum? Allah (cc) beni bu davranışımdan dolayı, yani beş farzdan birini yapmadım, gerekçesiyle cehenneme atar mı?


    Benzer Konular

    - Yemin kefaretim varken namazlar kabul olur mu ?

    - Umre sezonu dışında umre yapmak

    - Umre yapmak üzere mikat mahallinde ihrama giren bir kimse tavafı yaptıktan sonra yanılarak traş olup

    - Kerahet vakti nedir? tesbih namazını farz namazından sonra kılmam uygun olur mu? yada onu ikindi bit

    - Ana-babaya iyilik yapmak hac ve umre sevabı kazandırır

  3. 22.Mart.2012, 18:40
    2
    Hoca
    erimeye devam...

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 28,733
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 327
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Aç isanlar varken hac ve umre yapmak uygun olur mu? Ben hac parasını karnı aç bir garibe versem daha iyi etmiş olur muyum? Allah (cc) beni bu davranışımdan dolayı...




    Her ibadetin kendine göre değeri ve önemi vardır. Nasıl ki insan vücudunun her azasının bir yeri, önemi ve değeri vardır. El ve ayak gibi organların yanında göz kulak, beyin ve kalp gibi organlar da vardır. Bu organlardan her biri görevini yerine getirmekle sorumludur. Yoksa insan hayatı devam etmez.

    Bunun gibi her ibadetin kendine göre vazifesi vardır. Biri için diğerini yapmamak olmaz.

    Ayrıca ibadetler farz, vacip, nafile gibi kısımlara ayrılır. Farz bütün ibadetlerden önce gelir.

    Farz olanlar: Allah’ın mutlaka yapmamızı veya terk etmemizi istediği her şeydir. Allah’ın emir ve yasaklarını en iyi şekilde uygulayıp örnek olan Peygamberimiz (asm)'dir. Biz de ona uymak suretiyle en üst seviyede ibadetlerimizi yapmış oluruz. Namaz kılmak , oruç tutmak, zina etmemek, haram yememek gibi...

    Vacip olanlar: Dinimizin vacipleri; mesela gece namazını üç rekat olarak kılmak vaciptir.

    Nafile olanlar:
    İbadetleri yaparken farz ve vaciplerin dışındaki yaptığımız şeylerdir. Mesela namaz kılarken Kur’an'dan bazı sureleri okumak farz, ama subhaneke duasını okumak nafiledir.

    Adab olanlar: Bunlara da edeb diyoruz. Yemek yerken, yatarken, camiye, tuvalete girip çıkarken (v.b.) günlük işlerimizi yaparken Peygamberimiz (asm)’e uyarsak, o işi adabına uygun yapmış oluruz.

    Demek ki Peygamber Efendimizin (asm) hayatını farz, vacip, nafile ve adap diye ayırabiliriz. Bunların en yükseği ve en faziletlisi bu sıraya göredir.

    Bunu bir insanın vücudu gibi düşünebiliriz. İnsanın yaşaması için gerekli organları vardır. Beyin, kalp, kafa vs... İşte iman etmemiz gereken esaslar da ruhumuzun beyni kalbi gibidir.

    Vücudumuzun gözü, kulağı, eli, ayağı vs. duyu organları vardır. Farzlar da bunun gibidir. Ruhumuzun gözü, kulağı, eli, ayağıdır. Farzları yapmayan elsiz, ayaksız, gözsüz, kulaksız bir insan gibi eksiktir.

    Vücudumuzda bir de parmak, kaş, saç gibi güzellikler ve süsler vardır. Bunlar olmasa da yaşarız. Ama olduğu zaman daha mükemmel insan oluruz. Bunun gibi sünnetin nafile ve adab kısımları da ruhumuzun süsü ve güzelliğidir. Yapsak çok sevabı var, yapmasak günahı yok.

    Özetlersek, farz ve vacip kısımlar mutlaka yapılması gereken ibadetlerdir. Nafile ve adap kısımlar ise yaparsak çok sevabı var. Örneğin umre ve nafile hac yapmak yerine insanlara yardım tarafını seçmenin bir sakıncası olmadığı gibi, teşvik etmek de uygundur. Ancak farz haccın yerine sadaka yapmayı tercih etmek asla doğru olmaz.

    Buna göre, hac yapması üzerine farz olan bir kimse, bu görevi yapmak zorundadır. Ayrıca malı olanlar da zekat vermek zorundadır. Demek ki farzların dışında yardım etmek sünnet ise de yardım etmeyen günah işlemiş olmaz. Ancak farzı yapmamak günahtır.

    Farzlarını yaptıktan sonra fazladan hac yapmak isteyenlere, bunun yerine fakirlere yardım etmesini tavsiye ederiz. Ama yaptıkları nafile haccın ya da umrenin sevabının olmadığını söyleyemeyiz.
    S.İ.E.



  4. 22.Mart.2012, 18:40
    2
    erimeye devam...



    Her ibadetin kendine göre değeri ve önemi vardır. Nasıl ki insan vücudunun her azasının bir yeri, önemi ve değeri vardır. El ve ayak gibi organların yanında göz kulak, beyin ve kalp gibi organlar da vardır. Bu organlardan her biri görevini yerine getirmekle sorumludur. Yoksa insan hayatı devam etmez.

    Bunun gibi her ibadetin kendine göre vazifesi vardır. Biri için diğerini yapmamak olmaz.

    Ayrıca ibadetler farz, vacip, nafile gibi kısımlara ayrılır. Farz bütün ibadetlerden önce gelir.

    Farz olanlar: Allah’ın mutlaka yapmamızı veya terk etmemizi istediği her şeydir. Allah’ın emir ve yasaklarını en iyi şekilde uygulayıp örnek olan Peygamberimiz (asm)'dir. Biz de ona uymak suretiyle en üst seviyede ibadetlerimizi yapmış oluruz. Namaz kılmak , oruç tutmak, zina etmemek, haram yememek gibi...

    Vacip olanlar: Dinimizin vacipleri; mesela gece namazını üç rekat olarak kılmak vaciptir.

    Nafile olanlar:
    İbadetleri yaparken farz ve vaciplerin dışındaki yaptığımız şeylerdir. Mesela namaz kılarken Kur’an'dan bazı sureleri okumak farz, ama subhaneke duasını okumak nafiledir.

    Adab olanlar: Bunlara da edeb diyoruz. Yemek yerken, yatarken, camiye, tuvalete girip çıkarken (v.b.) günlük işlerimizi yaparken Peygamberimiz (asm)’e uyarsak, o işi adabına uygun yapmış oluruz.

    Demek ki Peygamber Efendimizin (asm) hayatını farz, vacip, nafile ve adap diye ayırabiliriz. Bunların en yükseği ve en faziletlisi bu sıraya göredir.

    Bunu bir insanın vücudu gibi düşünebiliriz. İnsanın yaşaması için gerekli organları vardır. Beyin, kalp, kafa vs... İşte iman etmemiz gereken esaslar da ruhumuzun beyni kalbi gibidir.

    Vücudumuzun gözü, kulağı, eli, ayağı vs. duyu organları vardır. Farzlar da bunun gibidir. Ruhumuzun gözü, kulağı, eli, ayağıdır. Farzları yapmayan elsiz, ayaksız, gözsüz, kulaksız bir insan gibi eksiktir.

    Vücudumuzda bir de parmak, kaş, saç gibi güzellikler ve süsler vardır. Bunlar olmasa da yaşarız. Ama olduğu zaman daha mükemmel insan oluruz. Bunun gibi sünnetin nafile ve adab kısımları da ruhumuzun süsü ve güzelliğidir. Yapsak çok sevabı var, yapmasak günahı yok.

    Özetlersek, farz ve vacip kısımlar mutlaka yapılması gereken ibadetlerdir. Nafile ve adap kısımlar ise yaparsak çok sevabı var. Örneğin umre ve nafile hac yapmak yerine insanlara yardım tarafını seçmenin bir sakıncası olmadığı gibi, teşvik etmek de uygundur. Ancak farz haccın yerine sadaka yapmayı tercih etmek asla doğru olmaz.

    Buna göre, hac yapması üzerine farz olan bir kimse, bu görevi yapmak zorundadır. Ayrıca malı olanlar da zekat vermek zorundadır. Demek ki farzların dışında yardım etmek sünnet ise de yardım etmeyen günah işlemiş olmaz. Ancak farzı yapmamak günahtır.

    Farzlarını yaptıktan sonra fazladan hac yapmak isteyenlere, bunun yerine fakirlere yardım etmesini tavsiye ederiz. Ama yaptıkları nafile haccın ya da umrenin sevabının olmadığını söyleyemeyiz.
    S.İ.E.






+ Yorum Gönder