Konusunu Oylayın.: İslam kardeşliğinin ahlaki boyutu ile ilgili kompozisyon

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 6 kişi
İslam kardeşliğinin ahlaki boyutu ile ilgili kompozisyon
  1. 22.Mart.2012, 17:31
    1
    Misafir

    İslam kardeşliğinin ahlaki boyutu ile ilgili kompozisyon






    İslam kardeşliğinin ahlaki boyutu ile ilgili kompozisyon Mumsema İslam kardeşliğinin ahlaki boyutu ile ilgili kompozisyon yazisi soylermısınz arkadaslar coook onemli lutfen cevap atin


  2. 22.Mart.2012, 17:31
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 24.Kasım.2013, 16:57
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: İslam kardeşliğinin ahlaki boyutu ile ilgili kompozisyon yazisi soylermısınz????




    İslam ahlakında kardeşlik

    islam kardeşliği ile ilgili kompozisyon

    Yüce Dinimiz İslam, semavi dinlerin sonuncusu olup inanan insanları; kardeşlik, birlik, beraberlik, inanç, ibadet, ahlak vb. manevi bağlarla birbirlerine bağlamıştır. Zira inananlar sadece kan bağıyla değil, Kur’an-ı Kerim’in “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeş- lerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin”[1] ifadesiyle, gönül bağıyla da birbirlerine bağlıdırlar.
    Görüldüğü üzere, yeryüzünün her neresinde yaşı- yorlarsa yaşasınlar, renkleri, ırkları ve dilleri ne olursa olsun, bütün mü’minler kardeştirler. Ve aralarında kardeşlik hukuku geçerlidir.


    İslam dini ilk geldiği andan itibaren kavmiyetçiliği, ırkçılığı, sınıf farklılığını ortadan kaldırıp, insanlığa İslam kardeşliğini sundu. İhtilafları ittifaka, düşman- lıkları dostluğa çevirdi. Nefret tohumları yerine ülfet ve muhabbet tohumlarını ekmiştir.
    İslam dini, bu kardeşlik hukukunu korumak ve sağlıklı bir şekilde devamını sağlamak için bir takım sorumluluklar ve ilkeler ortaya koymuştur.
    Mü’minlere; aralarında Allah’ın selamını yaymak, ziyaretleşmek, hediyeleşmek, infakta bulunmak, yar- dımlaşmak, paylaşmak ve fedakârlık yapmak gibi güzel davranışları tavsiye ederken; kin ve düşmanlığı, gıybet etmeyi, yalan söylemeyi ve yalancı şahitlik yapmayı, haksız kazanç elde etmeyi, insanları alaya alıp kötü lakapla çağırmayı, dargınlık ve küskünlük gibi kardeşliğe zarar verecek, birlik ve beraberliği bozacak her türlü kötü söz ve davranışı da kesinlikle yasaklamıştır.

    Mekke’den Medine’ye hicret eden Muhacirler ile Medine’de bulunan Ensar arasında gerçekleştirilen İslam kardeşliği, yeryüzünde eşine rastlanılmayacak fedakârlıklarla gerçekleşmiştir. O gün onlar, İslam kardeşliğine ne kadar muhtaç idi ise, bugün bizler de fazlasıyla muhtacız. Dün Medineli Ensar; mallarını, topraklarını ve ailelerini bırakıp göç eden Muhacirlerin ihtiyaçlarını nasıl karşıladı ise bugün de bizler mümin kardeşlerimizin ihtiyaçlarını o şekilde karşılamaya çalışmalıyız.


    Nitekim Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır: “Müslüman Müslüman’ın kar- deşidir. Ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez. Din kardeşinin ihtiyacını karşılayanın, Allah da ihtiyacını karşılar. Kim bir Müslüman’dan bir sıkıntıyı giderirse Allah da kıyamet gününde onun sıkıntılarından birini giderir. Bir Müslüman’ın ayıbını örtenin, Allah da kıyamet gününde ayıplarını örter.”[2]


    Aynı Dine inanmış, aynı kıbleye yönelmiş, aynı Peygambere ümmet olmuş ve aynı kitabı kutsal kitap olarak kabul etmiş bizlerin birbirimizden ayrılması asla düşünülemez. Beş vakit namaz kılmak için camiye gidip, omuz omuza nasıl saf tutup kenetlenerek Rabbimize yöneliyorsak, sosyal hayatta da birbirimize öyle kenetlenmeliyiz.
    Birbirimizin ayıplarını araştırmak, birbirimizi sıkıntıya düşürecek tavırlar takınmak yerine, içimizdeki muhab- beti pekiştirecek, gönlümüzü birbirimize açacak prensip- leri hayatımıza aktarmalıyız. Bu sebeple haset, kin, düşmanlık gibi Dinimizin yasakladığı çirkin davranışları bir tarafa bırakmalı, merhamet, şefkat, muhabbet, dostluk gibi güzel davranışları yaşantımızın bir parçası haline getirmeliyiz. Çünkü biz Müslüman’ız, müslümana yakışan da budur.

    Müslüman, başta mümin kardeşleri olmak üzere bütün insanların hakkına saygı gösteren ve onlara zarar verecek davranışlardan sakınan kimsedir. Bu sebeple, kendimiz için sevip arzuladığımız şeyleri mümin kardeşimiz içinde arzu etmek suretiyle Rabbimizin ve birlikte yaşadığımız insanların rızasını kazanmalı ve aramızdaki kardeşliği en ulvi noktaya çıkarmalıyız.
    Yazımı Peygamber Efendimizin çağlar ötesinden bizlere seslendiği şu hadisiyle bitiriyorum. "Birbirinize haset etmeyin, kin tutmayın. Başkalarının ayıplarını araştırmayın, konuştuklarını dinlemeyin, müşteri kızıştırmayın. Ey Allah'ın kulları! Kardeş olun."[3]
    _______________________-
    [1] Hucurat,/10
    [2] Buhari, Mezalim, 3
    [3] Müslim. Birr, 30
    Mustafa KILIÇ


  4. 24.Kasım.2013, 16:57
    2
    Moderatör



    İslam ahlakında kardeşlik

    islam kardeşliği ile ilgili kompozisyon

    Yüce Dinimiz İslam, semavi dinlerin sonuncusu olup inanan insanları; kardeşlik, birlik, beraberlik, inanç, ibadet, ahlak vb. manevi bağlarla birbirlerine bağlamıştır. Zira inananlar sadece kan bağıyla değil, Kur’an-ı Kerim’in “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeş- lerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin”[1] ifadesiyle, gönül bağıyla da birbirlerine bağlıdırlar.
    Görüldüğü üzere, yeryüzünün her neresinde yaşı- yorlarsa yaşasınlar, renkleri, ırkları ve dilleri ne olursa olsun, bütün mü’minler kardeştirler. Ve aralarında kardeşlik hukuku geçerlidir.


    İslam dini ilk geldiği andan itibaren kavmiyetçiliği, ırkçılığı, sınıf farklılığını ortadan kaldırıp, insanlığa İslam kardeşliğini sundu. İhtilafları ittifaka, düşman- lıkları dostluğa çevirdi. Nefret tohumları yerine ülfet ve muhabbet tohumlarını ekmiştir.
    İslam dini, bu kardeşlik hukukunu korumak ve sağlıklı bir şekilde devamını sağlamak için bir takım sorumluluklar ve ilkeler ortaya koymuştur.
    Mü’minlere; aralarında Allah’ın selamını yaymak, ziyaretleşmek, hediyeleşmek, infakta bulunmak, yar- dımlaşmak, paylaşmak ve fedakârlık yapmak gibi güzel davranışları tavsiye ederken; kin ve düşmanlığı, gıybet etmeyi, yalan söylemeyi ve yalancı şahitlik yapmayı, haksız kazanç elde etmeyi, insanları alaya alıp kötü lakapla çağırmayı, dargınlık ve küskünlük gibi kardeşliğe zarar verecek, birlik ve beraberliği bozacak her türlü kötü söz ve davranışı da kesinlikle yasaklamıştır.

    Mekke’den Medine’ye hicret eden Muhacirler ile Medine’de bulunan Ensar arasında gerçekleştirilen İslam kardeşliği, yeryüzünde eşine rastlanılmayacak fedakârlıklarla gerçekleşmiştir. O gün onlar, İslam kardeşliğine ne kadar muhtaç idi ise, bugün bizler de fazlasıyla muhtacız. Dün Medineli Ensar; mallarını, topraklarını ve ailelerini bırakıp göç eden Muhacirlerin ihtiyaçlarını nasıl karşıladı ise bugün de bizler mümin kardeşlerimizin ihtiyaçlarını o şekilde karşılamaya çalışmalıyız.


    Nitekim Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır: “Müslüman Müslüman’ın kar- deşidir. Ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez. Din kardeşinin ihtiyacını karşılayanın, Allah da ihtiyacını karşılar. Kim bir Müslüman’dan bir sıkıntıyı giderirse Allah da kıyamet gününde onun sıkıntılarından birini giderir. Bir Müslüman’ın ayıbını örtenin, Allah da kıyamet gününde ayıplarını örter.”[2]


    Aynı Dine inanmış, aynı kıbleye yönelmiş, aynı Peygambere ümmet olmuş ve aynı kitabı kutsal kitap olarak kabul etmiş bizlerin birbirimizden ayrılması asla düşünülemez. Beş vakit namaz kılmak için camiye gidip, omuz omuza nasıl saf tutup kenetlenerek Rabbimize yöneliyorsak, sosyal hayatta da birbirimize öyle kenetlenmeliyiz.
    Birbirimizin ayıplarını araştırmak, birbirimizi sıkıntıya düşürecek tavırlar takınmak yerine, içimizdeki muhab- beti pekiştirecek, gönlümüzü birbirimize açacak prensip- leri hayatımıza aktarmalıyız. Bu sebeple haset, kin, düşmanlık gibi Dinimizin yasakladığı çirkin davranışları bir tarafa bırakmalı, merhamet, şefkat, muhabbet, dostluk gibi güzel davranışları yaşantımızın bir parçası haline getirmeliyiz. Çünkü biz Müslüman’ız, müslümana yakışan da budur.

    Müslüman, başta mümin kardeşleri olmak üzere bütün insanların hakkına saygı gösteren ve onlara zarar verecek davranışlardan sakınan kimsedir. Bu sebeple, kendimiz için sevip arzuladığımız şeyleri mümin kardeşimiz içinde arzu etmek suretiyle Rabbimizin ve birlikte yaşadığımız insanların rızasını kazanmalı ve aramızdaki kardeşliği en ulvi noktaya çıkarmalıyız.
    Yazımı Peygamber Efendimizin çağlar ötesinden bizlere seslendiği şu hadisiyle bitiriyorum. "Birbirinize haset etmeyin, kin tutmayın. Başkalarının ayıplarını araştırmayın, konuştuklarını dinlemeyin, müşteri kızıştırmayın. Ey Allah'ın kulları! Kardeş olun."[3]
    _______________________-
    [1] Hucurat,/10
    [2] Buhari, Mezalim, 3
    [3] Müslim. Birr, 30
    Mustafa KILIÇ





+ Yorum Gönder