Konusunu Oylayın.: HZ Muhammedin çocukluk ve gençlik yıllarındaki erdemli davranışlarına örnekler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 17 kişi
HZ Muhammedin çocukluk ve gençlik yıllarındaki erdemli davranışlarına örnekler
  1. 19.Mart.2012, 11:46
    1
    Misafir

    HZ Muhammedin çocukluk ve gençlik yıllarındaki erdemli davranışlarına örnekler






    HZ Muhammedin çocukluk ve gençlik yıllarındaki erdemli davranışlarına örnekler Mumsema HZ. Muhammed'in çocukluk ve gençlik yıllarındaki erdemli davranışları hakkında bilgi


  2. 19.Mart.2012, 12:03
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: HZ Muhammed (s.a.v) in çocukluk ve gençlik yıllarındaki erdemli davranışlarına örnekler




    Yalan söylemez, emanete hıyanet etmez, Yetimlere değer verirdi tüm insanlara eşit davranırdı


  3. 19.Mart.2012, 12:03
    2
    Silent and lonely rains



    Yalan söylemez, emanete hıyanet etmez, Yetimlere değer verirdi tüm insanlara eşit davranırdı


  4. 19.Mart.2014, 21:23
    3
    Misafir

    Cevap: HZ Muhammed (s.a.v) in çocukluk ve gençlik yıllarındaki erdemli davranışlarına örnekler

    Çok güzel bilgi paylaşımı Allah razı olsun Mumsema bu siteyi çok seviyorum. Dini bilgilerimin kaynağı burası.


  5. 19.Mart.2014, 21:23
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Çok güzel bilgi paylaşımı Allah razı olsun Mumsema bu siteyi çok seviyorum. Dini bilgilerimin kaynağı burası.


  6. 07.Aralık.2015, 13:22
    4
    melle
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Mayıs.2008
    Üye No: 20559
    Mesaj Sayısı: 2,084
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21

    Cevap: HZ Muhammed (s.a.v) in çocukluk ve gençlik yıllarındaki erdemli davranışlarına örnekler

    Peygamberimizin çocukluğu ve gençliği temiz ve erdemli bir şekilde geçmişti. Peygamberlikten sonraki yaşamı nasıl erdemli ise, kırk çocukluk ve gençlik döneminde de öylesine erdemliydi. Halbuki gençlik yıllarını geçirdiği Mekke şehri, o zamanlar o kadar karışıktı ki, Mekkeliler arasında yaşayıp da cahiliye çirkinliklerine bulaşmamak âdeta mümkün değildi.İslâm öncesi Cahiliye döneminde dolandırıcılık, hile, aldatma, hak yeme, verdiği sözde durmama, hainlik eksik olmuyor, çok basit bir iş gibi görülüyordu.Peygamberimiz bu karışık ve kirli toplumda kirlenmeden kalmayı başardı. Başkalarına bulaşan kötü hallerden bütünüyle uzak kaldı.


    Çünkü Yüce Allah, onu cahiliye devrinin her türlü pis işlerinden, çirkinliklerinden nefret duyacak bir karakterde yaratmıştı.
    Peygamberimizin gençliği, amcası Ebû Talib'in yanında ve onun himayesi altında geçti. Ebû Talib yeğeni için o zaman pek revaçta olan ticareti, meslek olarak seçmişti. Zaten kendisi de meşhur bir tüccardı.Peygamberimiz amcası ile birlikte ticarî seyahatler yaparak tecrübesini arttırdı. Doğruluğu, alış verişindeki adaleti kısa zamanda çevresinde duyuldu ve meşhur oldu. O zamanlar Arabistan'da doğru ve güvenilir kimselere sermaye verilir, ticaret yapılarak kârı paylaştırılırdı. Peygamberimize de buna benzer işler verilmiş, o da en doğru bir şekilde işini başarmıştı


    .
    Hz. Muhammed Aile Büyüklerini Sever ve SayardıDinimiz insan ilişkileri hakkında pek çok güzel kural ortaya koymuş ve bunlar Peygamberimizin şahsında en güzel uygulamasını bulmuştur.
    Buna göre küçükler büyüklerine saygılı davranmalı, büyükler de küçüklere sevgi ve şefkatle yaklaşmalıdır.
    Büyüklere saygılı olmak denilince aklımıza öncelikle anne-babamız gelir. Peygamberimiz anne babaya iyilik etmeyi
    sevap kandıran en hayırlı işlerden biri saymıştır. Peygamberimiz şöyle buyurur:
    “Üç dua kabul edilir: haksızlığa uğramış mazlumun duası, misafirin duası ve babanın çocuklarına duası.”Aile içindeki diğer büyüklere de saygılı davranmamız gerekir. Ağabeyimiz, ablamız en yakın büyüklerimizdir. Amca, dayı, hala, teyze anneanne dede ve diğer akrabalarımız saygı göstermemiz gereken kimselerdir. Peygamberimiz, kendisi doğmadan vefat ettiği için babasını hiç görmemiş, annesini küçük yaşta kaybetmişti. O, yetişmesinde büyük emeği olan dedesi Abdülmuttalip’i, amcası Ebu Talip’i ve sütannesi Halime’yi her zaman hayırla anardı. O, amcaları Hz. Hamza ve Abbas’a daima saygı gösterirdi.Peygamberimiz yalnız akrabadan olan büyüklere değil, yaşça büyük olanlara, yaşından dolayı saygı göstermeyi emretmiştir. Bir keresinde Peygamberimizi görmeye yaşlı bir adam gelmişti. Orada bulunan topluluk, yaşlı adama yer vermede gecikti.


    Bunun üzerine Peygamberimiz:


    “Küçüklerimize merhamet etmeyen ve büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.” buyurdu.
    Yaşları küçük olanlar, zamanla büyüyecek ve toplumun büyükleri olacaklardır. Yarın büyük olduğu için saygı görmek isteyenler,
    bugünden büyüklerine saygı göstermelidirler. Peygamberimiz şöyle buyurur:
    “Bir genç, yaşından dolayı bir ihtiyara saygı gösterirse Yüce Allah o gence, yaşlandığı zaman saygı gösterecek kimseleri mutlaka var eder.”




    Hz. Muhammed Kötü Davranışlardan Kaçınırdı

    Peygamberimiz cahiliye döneminin kötülüklerinden uzak olarak büyüdü. Yüce Allah onu, kusur ve ayıplardan korudu. Ergenlik çağına geldiğinde toplumunun en ahlaklısı, en iyi huylusu oldu. Allah, en güzel erdemli davranışları onda toplamıştı.
    Yalan, iftira, kötü söz, alay, dedikodu, ikiyüzlülük, kıskançlık, kin ve düşmanlık kötü huy ve davranışlardandır. Peygamberimiz, bu tür kötü davranışlardan her zaman uzak durmuştur.Peygamberimizin ağzından hiçbir zaman kötü söz çıkmazdı. O: “Bir Müslüman’a sövmek büyük günahtır.” buyurmuştur. Aynı şekilde: “Bir kimseye kötülük olarak Müslüman kardeşini hor görmesi yeter” demiştir.İnsanlar arasında söz taşıyanlar ve dedikodu edenleri Peygamberimiz hoş görmemiştir. Onlar hakkında şöyle buyurmuştur:“Ara bozmak için laf taşıyan kimse cennete giremez.”Dinimiz insana ve topluma zararlı olan her türlü huy ve davranışları yasaklamıştır. Buna göre bir Müslüman yalan ve iftiradan uzak durmalı, söz ve davranışlarında doğruluktan ayrılmamalıdır. Başkalarına kötü söz söylememeli, insanları küçük görüp onlarla alay etmemelidir. Yaptığı işi gösteriş için yapmamalı, iyilikleri ve ibadetleri yalnızca Allah için yapmalıdır. Kıskançlıktan kin ve düşmanlıktan uzak durmalı, anlık öfkelerine yenilmemelidir. Kendini beğenmekten, duyarsızlıktan israf ve cimrilikten uzak durmalıdır.
    Hz. Muhammed Haksızlıklara Güzel Bir Tavırla Karşı Çıkardı
    Peygamberimiz cahiliye döneminin kötülüklerinden uzak olarak büyüdü. Yüce Allah onu, kusur ve ayıplardan korudu. Ergenlik çağına geldiğinde toplumunun en ahlaklısı, en iyi huylusu oldu. Allah, en güzel erdemli davranışları onda toplamıştı.Yalan, iftira, kötü söz, alay, dedikodu, ikiyüzlülük, kıskançlık, kin ve düşmanlık kötü huy ve davranışlardandır. Peygamberimiz, bu tür kötü davranışlardan her zaman uzak durmuştur.Peygamberimizin ağzından hiçbir zaman kötü söz çıkmazdı. O: “Bir Müslüman’a sövmek büyük günahtır.” buyurmuştur.
    Aynı şekilde: “Bir kimseye kötülük olarak Müslüman kardeşini hor görmesi yeter” demiştir.
    İnsanlar arasında söz taşıyanlar ve dedikodu edenleri Peygamberimiz hoş görmemiştir. Onlar hakkında şöyle buyurmuştur:“Ara bozmak için laf taşıyan kimse cennete giremez.”Dinimiz insana ve topluma zararlı olan her türlü huy ve davranışları yasaklamıştır. Buna göre bir Müslüman yalan ve iftiradan uzak durmalı, söz ve davranışlarında doğruluktan ayrılmamalıdır. Başkalarına kötü söz söylememeli, insanları küçük görüp onlarla alay etmemelidir. Yaptığı işi gösteriş için yapmamalı, iyilikleri ve ibadetleri yalnızca Allah için yapmalıdır. Kıskançlıktan kin ve düşmanlıktan uzak durmalı, anlık öfkelerine yenilmemelidir. Kendini beğenmekten, duyarsızlıktan israf ve cimrilikten uzak durmalıdır.


    Hz.Muhammed (s.a.v)in erdemli gençliği


    Peygamberimizin gençlik dönemi, doğduğu şehir olan Mekke’de geçmiştir. Gençlik döneminde de Peygamberimiz tutum ve davranışlarıyla
    belirgin bir kişilik olmuştur. O dönemde gençler için normal karşılanan pek çok kötü adet ve işlerden uzak durmuştur.

    Müslümanlıktan önce (Câhiliyet Döneminde) Araplar arasında iç savaşlar eksik olmazdı. Yalnızca "Eşhür-i hurum" denilen dört ayda savaşmak haram sayılırdı.
    Bu dört ayda (Zilka'de, Zilhicce, Muharrem, Receb) savaş yapılacak olursa buna "Ficâr Savaşı" denirdi.

    Kureyş kabîlesi ile Hevâzin kabîlesi arasında kan davası yüzünden bir savaş başlamış, dört yıl sürmüştü.
    Savaş, kan dökülmesi haram olan aylarda da devâm ettiği için "Ficâr Savaşı" denildi.

    Peygamberimiz (s.a.s.) yirmi yaşlarında iken, kabilesi savaşa girdiği için kendisi de katılmak zorunda kaldı.
    Fakat kimseye ok atmamış, kimsenin kanını dökmemiştir. Sâdece karşı taraftan atılan okları toplayıp, amcalarına vermiştir.

    Bütün Mekkeliler gibi Hz. Muhammed (s.a.s.) de amcasıyla birlikte ticâret yapıyordu. Gerek çocukluğunda, gerekse ticâret hayâtında, dürüstlüğü ile tanınmıştı. Sözünde durmadığı, yalan söylediği, başkalarına zarar verecek bir davranışta bulunduğu, bir kimseyi incittiği asla görülmemiş; dürüstlüğü dillere destan olmuştu. Bu yüzden Mekke'liler O'na "el-Emîn" (her konuda güvenilir kişi) diyorlardı. O'nun bu yüksek ahlâkını öğrenen Kureyş’in zengin kadınlarından Hatice, kendisine sermâye vererek ticâret ortaklığı teklif etti. Böylece Peygamber (s.a.s.) ile Hatice arasında ticâret ortaklığı başlamış oldu.



  7. 07.Aralık.2015, 13:22
    4
    Devamlı Üye
    Peygamberimizin çocukluğu ve gençliği temiz ve erdemli bir şekilde geçmişti. Peygamberlikten sonraki yaşamı nasıl erdemli ise, kırk çocukluk ve gençlik döneminde de öylesine erdemliydi. Halbuki gençlik yıllarını geçirdiği Mekke şehri, o zamanlar o kadar karışıktı ki, Mekkeliler arasında yaşayıp da cahiliye çirkinliklerine bulaşmamak âdeta mümkün değildi.İslâm öncesi Cahiliye döneminde dolandırıcılık, hile, aldatma, hak yeme, verdiği sözde durmama, hainlik eksik olmuyor, çok basit bir iş gibi görülüyordu.Peygamberimiz bu karışık ve kirli toplumda kirlenmeden kalmayı başardı. Başkalarına bulaşan kötü hallerden bütünüyle uzak kaldı.


    Çünkü Yüce Allah, onu cahiliye devrinin her türlü pis işlerinden, çirkinliklerinden nefret duyacak bir karakterde yaratmıştı.
    Peygamberimizin gençliği, amcası Ebû Talib'in yanında ve onun himayesi altında geçti. Ebû Talib yeğeni için o zaman pek revaçta olan ticareti, meslek olarak seçmişti. Zaten kendisi de meşhur bir tüccardı.Peygamberimiz amcası ile birlikte ticarî seyahatler yaparak tecrübesini arttırdı. Doğruluğu, alış verişindeki adaleti kısa zamanda çevresinde duyuldu ve meşhur oldu. O zamanlar Arabistan'da doğru ve güvenilir kimselere sermaye verilir, ticaret yapılarak kârı paylaştırılırdı. Peygamberimize de buna benzer işler verilmiş, o da en doğru bir şekilde işini başarmıştı


    .
    Hz. Muhammed Aile Büyüklerini Sever ve SayardıDinimiz insan ilişkileri hakkında pek çok güzel kural ortaya koymuş ve bunlar Peygamberimizin şahsında en güzel uygulamasını bulmuştur.
    Buna göre küçükler büyüklerine saygılı davranmalı, büyükler de küçüklere sevgi ve şefkatle yaklaşmalıdır.
    Büyüklere saygılı olmak denilince aklımıza öncelikle anne-babamız gelir. Peygamberimiz anne babaya iyilik etmeyi
    sevap kandıran en hayırlı işlerden biri saymıştır. Peygamberimiz şöyle buyurur:
    “Üç dua kabul edilir: haksızlığa uğramış mazlumun duası, misafirin duası ve babanın çocuklarına duası.”Aile içindeki diğer büyüklere de saygılı davranmamız gerekir. Ağabeyimiz, ablamız en yakın büyüklerimizdir. Amca, dayı, hala, teyze anneanne dede ve diğer akrabalarımız saygı göstermemiz gereken kimselerdir. Peygamberimiz, kendisi doğmadan vefat ettiği için babasını hiç görmemiş, annesini küçük yaşta kaybetmişti. O, yetişmesinde büyük emeği olan dedesi Abdülmuttalip’i, amcası Ebu Talip’i ve sütannesi Halime’yi her zaman hayırla anardı. O, amcaları Hz. Hamza ve Abbas’a daima saygı gösterirdi.Peygamberimiz yalnız akrabadan olan büyüklere değil, yaşça büyük olanlara, yaşından dolayı saygı göstermeyi emretmiştir. Bir keresinde Peygamberimizi görmeye yaşlı bir adam gelmişti. Orada bulunan topluluk, yaşlı adama yer vermede gecikti.


    Bunun üzerine Peygamberimiz:


    “Küçüklerimize merhamet etmeyen ve büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.” buyurdu.
    Yaşları küçük olanlar, zamanla büyüyecek ve toplumun büyükleri olacaklardır. Yarın büyük olduğu için saygı görmek isteyenler,
    bugünden büyüklerine saygı göstermelidirler. Peygamberimiz şöyle buyurur:
    “Bir genç, yaşından dolayı bir ihtiyara saygı gösterirse Yüce Allah o gence, yaşlandığı zaman saygı gösterecek kimseleri mutlaka var eder.”




    Hz. Muhammed Kötü Davranışlardan Kaçınırdı

    Peygamberimiz cahiliye döneminin kötülüklerinden uzak olarak büyüdü. Yüce Allah onu, kusur ve ayıplardan korudu. Ergenlik çağına geldiğinde toplumunun en ahlaklısı, en iyi huylusu oldu. Allah, en güzel erdemli davranışları onda toplamıştı.
    Yalan, iftira, kötü söz, alay, dedikodu, ikiyüzlülük, kıskançlık, kin ve düşmanlık kötü huy ve davranışlardandır. Peygamberimiz, bu tür kötü davranışlardan her zaman uzak durmuştur.Peygamberimizin ağzından hiçbir zaman kötü söz çıkmazdı. O: “Bir Müslüman’a sövmek büyük günahtır.” buyurmuştur. Aynı şekilde: “Bir kimseye kötülük olarak Müslüman kardeşini hor görmesi yeter” demiştir.İnsanlar arasında söz taşıyanlar ve dedikodu edenleri Peygamberimiz hoş görmemiştir. Onlar hakkında şöyle buyurmuştur:“Ara bozmak için laf taşıyan kimse cennete giremez.”Dinimiz insana ve topluma zararlı olan her türlü huy ve davranışları yasaklamıştır. Buna göre bir Müslüman yalan ve iftiradan uzak durmalı, söz ve davranışlarında doğruluktan ayrılmamalıdır. Başkalarına kötü söz söylememeli, insanları küçük görüp onlarla alay etmemelidir. Yaptığı işi gösteriş için yapmamalı, iyilikleri ve ibadetleri yalnızca Allah için yapmalıdır. Kıskançlıktan kin ve düşmanlıktan uzak durmalı, anlık öfkelerine yenilmemelidir. Kendini beğenmekten, duyarsızlıktan israf ve cimrilikten uzak durmalıdır.
    Hz. Muhammed Haksızlıklara Güzel Bir Tavırla Karşı Çıkardı
    Peygamberimiz cahiliye döneminin kötülüklerinden uzak olarak büyüdü. Yüce Allah onu, kusur ve ayıplardan korudu. Ergenlik çağına geldiğinde toplumunun en ahlaklısı, en iyi huylusu oldu. Allah, en güzel erdemli davranışları onda toplamıştı.Yalan, iftira, kötü söz, alay, dedikodu, ikiyüzlülük, kıskançlık, kin ve düşmanlık kötü huy ve davranışlardandır. Peygamberimiz, bu tür kötü davranışlardan her zaman uzak durmuştur.Peygamberimizin ağzından hiçbir zaman kötü söz çıkmazdı. O: “Bir Müslüman’a sövmek büyük günahtır.” buyurmuştur.
    Aynı şekilde: “Bir kimseye kötülük olarak Müslüman kardeşini hor görmesi yeter” demiştir.
    İnsanlar arasında söz taşıyanlar ve dedikodu edenleri Peygamberimiz hoş görmemiştir. Onlar hakkında şöyle buyurmuştur:“Ara bozmak için laf taşıyan kimse cennete giremez.”Dinimiz insana ve topluma zararlı olan her türlü huy ve davranışları yasaklamıştır. Buna göre bir Müslüman yalan ve iftiradan uzak durmalı, söz ve davranışlarında doğruluktan ayrılmamalıdır. Başkalarına kötü söz söylememeli, insanları küçük görüp onlarla alay etmemelidir. Yaptığı işi gösteriş için yapmamalı, iyilikleri ve ibadetleri yalnızca Allah için yapmalıdır. Kıskançlıktan kin ve düşmanlıktan uzak durmalı, anlık öfkelerine yenilmemelidir. Kendini beğenmekten, duyarsızlıktan israf ve cimrilikten uzak durmalıdır.


    Hz.Muhammed (s.a.v)in erdemli gençliği


    Peygamberimizin gençlik dönemi, doğduğu şehir olan Mekke’de geçmiştir. Gençlik döneminde de Peygamberimiz tutum ve davranışlarıyla
    belirgin bir kişilik olmuştur. O dönemde gençler için normal karşılanan pek çok kötü adet ve işlerden uzak durmuştur.

    Müslümanlıktan önce (Câhiliyet Döneminde) Araplar arasında iç savaşlar eksik olmazdı. Yalnızca "Eşhür-i hurum" denilen dört ayda savaşmak haram sayılırdı.
    Bu dört ayda (Zilka'de, Zilhicce, Muharrem, Receb) savaş yapılacak olursa buna "Ficâr Savaşı" denirdi.

    Kureyş kabîlesi ile Hevâzin kabîlesi arasında kan davası yüzünden bir savaş başlamış, dört yıl sürmüştü.
    Savaş, kan dökülmesi haram olan aylarda da devâm ettiği için "Ficâr Savaşı" denildi.

    Peygamberimiz (s.a.s.) yirmi yaşlarında iken, kabilesi savaşa girdiği için kendisi de katılmak zorunda kaldı.
    Fakat kimseye ok atmamış, kimsenin kanını dökmemiştir. Sâdece karşı taraftan atılan okları toplayıp, amcalarına vermiştir.

    Bütün Mekkeliler gibi Hz. Muhammed (s.a.s.) de amcasıyla birlikte ticâret yapıyordu. Gerek çocukluğunda, gerekse ticâret hayâtında, dürüstlüğü ile tanınmıştı. Sözünde durmadığı, yalan söylediği, başkalarına zarar verecek bir davranışta bulunduğu, bir kimseyi incittiği asla görülmemiş; dürüstlüğü dillere destan olmuştu. Bu yüzden Mekke'liler O'na "el-Emîn" (her konuda güvenilir kişi) diyorlardı. O'nun bu yüksek ahlâkını öğrenen Kureyş’in zengin kadınlarından Hatice, kendisine sermâye vererek ticâret ortaklığı teklif etti. Böylece Peygamber (s.a.s.) ile Hatice arasında ticâret ortaklığı başlamış oldu.






+ Yorum Gönder