Konusunu Oylayın.: Hz. Ömer, yağmur duasında Hz. Abbas'ı vesile edinmiş midir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Hz. Ömer, yağmur duasında Hz. Abbas'ı vesile edinmiş midir?
  1. 18.Mart.2012, 22:51
    1
    Misafir

    Hz. Ömer, yağmur duasında Hz. Abbas'ı vesile edinmiş midir?






    Hz. Ömer, yağmur duasında Hz. Abbas'ı vesile edinmiş midir? Mumsema Hz. Ömer, yağmur duasında Hz. Abbas'ı vesile edinmiş midir?


  2. 19.Mart.2012, 02:24
    2
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Hz. Ömer, yağmur duasında Hz. Abbas'ı vesile edinmiş midir?




    ibni Abbas'ın zatını değil onun duasını vesile edinmiştir


    1) Meşru Tevessül Ve Çeşitleri:

    Meşru tevessül; söz, fiil veya inanç olarak Allah’ın sevip hoşnut olduğu vacip veya müstehap amellerle Allah’a yakın olmaktır. Çeşitleri şunlardır:

    a) Güzel İsimleri ve Yüce Sıfatlarıyla Allah’a Tevessül:

    Bunlarla tevessül en hayırlı tevessül çeşitlerinden olup, onların en yücesi ve en faydalısıdır. Bu tevessül türüne delil olarak şu ayeti verebiliriz.
    “Güzel isimler Allah’ındır. Onlarla Allah’a duada bulunun” (A’raf, 7/180)
    Ayetten de anlaşılacağı gibi Allah’a isimlerinden veya sıfatlarından biriyle tevessülde bulunmak Allah’ın sevip hoşnut olduğu amellerdendir. Bu nedenle Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem bu tevessül türü ile tevessülde bulunmuştur. Bize düşen de Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’nun ashabının ve tabiûn’un dua ettiği gibi duada bulunmak, Allah’a yaklaşmaya, yakın olmaya çalışırken onları kendimize örnek almaktır.

    b) Salih Amelle Tevessül:

    Bir müslümanın “Allahım! Sana olan imanım, Rasûlü’ne duyduğum sevgi ve inançla beni rahata erdirmeni senden dilerim” demesi bu türdendir. Kulun; namaz, oruç, cihad, Kur’an tilaveti, zikir, istiğfar, hayır işleyip haramdan sakınmak gibi salih amellerle Allah’a yakınlık aramasıdır. Buna delil olarak: “Derler ki -Rabbimiz! İman ettik. Günahlarımızı bağışla ve bizi cehennem azabından koru...” (Âli-İmrân, 3/16) ayetini verebiliriz. Sünnetten getirilecek delil ise mağara ashabının kıssasıdır. Bu kıssada geçmiş ümmetlerden üç kişi kötü hava koşullarında bir mağaraya sığınırlar. Derken bir kaya düşerek mağaranın girişini tıkar. Onlar da yapmış oldukları salih amellerle dua edip tevessülde bulunarak Allah’tan yardım dilerler. Allah da taşı aralayarak kurtulmalarını sağlar.

    c) Salih Kimselerin Dualarıyla Tevessül:

    Kul dara düştüğünde kendini Allah’a karşı günahkar hissederek salih bir kimsenin duasını taleb edebilir. Ancak bu kimse itikadı düzgün, ilim ve takva sahibi bir kimse olmalıdır. Bu tevessül türüne delil olarak: “Rabbimiz! Bizi ve imanda bizi geçmiş olan kardeşlerimizi bağışla!” (Haşr, 59/10) ayeti verilebilir. Ayrıca Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’nun: “Mü’minin, müslüman bir kimsenin gıyabında kardeşi için yapmış olduğu dua kabul edilir” (Müslim) hadisi de bu tevessül türüne delildir. Yine Enes b. Malik’ten rivayet edilen şu olay deliller cümlesindendir.
    “Kıtlık zamanı Ömer Abbas b. Abdulmuttalib (r.a.) ile yağmur duasına çıkarak şöyle dua etti: -Allahım! Sana Peygamberimiz ile tevessülde bulunurduk sen de bize yağmur yağdırırdın. (Şimdi) Sana Peygamberimizin amcası ile tevessülde bulunuyoruz. Bize yağmur indir. Ravi der ki-Yağmur inmiştir.”

    • Hz. Ömer’in Sözünün Anlamı:

    Biz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem‘den bizim için dua etmesini böylece onun duasıyla Allah’a yakın olmayı kastediyorduk. Şimdiyse O, Allahın rahmetine kavuştuğundan dolayı bizim için dua edemez. Bu nedenle bizim için dua etmesini amcasından istiyoruz.
    Meşru tevessülün çeşitleri bunlardır. Bunların dışındakiler herhangi bir delile dayanmamaktadır. Meşru tevessül çeşitlerinin hükümleri farklıdır. Allah’ın isimleri ve sıfatları, iman ve tevhid ile tevessülde bulunmak vacip, salih ameller ve salih kimselerin dualarıyla tevessül ise müstehaptır. Her müslümanın zorluk anında Allah’tan korkarak, O’ndan haya ederek ve sırf O’na taatte bulunmak gayesiyle meşru tevessül çeşitleriyle Allah’a tevessülde bulunması gerekir.


  3. 19.Mart.2012, 02:24
    2
    âb ü kil



    ibni Abbas'ın zatını değil onun duasını vesile edinmiştir


    1) Meşru Tevessül Ve Çeşitleri:

    Meşru tevessül; söz, fiil veya inanç olarak Allah’ın sevip hoşnut olduğu vacip veya müstehap amellerle Allah’a yakın olmaktır. Çeşitleri şunlardır:

    a) Güzel İsimleri ve Yüce Sıfatlarıyla Allah’a Tevessül:

    Bunlarla tevessül en hayırlı tevessül çeşitlerinden olup, onların en yücesi ve en faydalısıdır. Bu tevessül türüne delil olarak şu ayeti verebiliriz.
    “Güzel isimler Allah’ındır. Onlarla Allah’a duada bulunun” (A’raf, 7/180)
    Ayetten de anlaşılacağı gibi Allah’a isimlerinden veya sıfatlarından biriyle tevessülde bulunmak Allah’ın sevip hoşnut olduğu amellerdendir. Bu nedenle Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem bu tevessül türü ile tevessülde bulunmuştur. Bize düşen de Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’nun ashabının ve tabiûn’un dua ettiği gibi duada bulunmak, Allah’a yaklaşmaya, yakın olmaya çalışırken onları kendimize örnek almaktır.

    b) Salih Amelle Tevessül:

    Bir müslümanın “Allahım! Sana olan imanım, Rasûlü’ne duyduğum sevgi ve inançla beni rahata erdirmeni senden dilerim” demesi bu türdendir. Kulun; namaz, oruç, cihad, Kur’an tilaveti, zikir, istiğfar, hayır işleyip haramdan sakınmak gibi salih amellerle Allah’a yakınlık aramasıdır. Buna delil olarak: “Derler ki -Rabbimiz! İman ettik. Günahlarımızı bağışla ve bizi cehennem azabından koru...” (Âli-İmrân, 3/16) ayetini verebiliriz. Sünnetten getirilecek delil ise mağara ashabının kıssasıdır. Bu kıssada geçmiş ümmetlerden üç kişi kötü hava koşullarında bir mağaraya sığınırlar. Derken bir kaya düşerek mağaranın girişini tıkar. Onlar da yapmış oldukları salih amellerle dua edip tevessülde bulunarak Allah’tan yardım dilerler. Allah da taşı aralayarak kurtulmalarını sağlar.

    c) Salih Kimselerin Dualarıyla Tevessül:

    Kul dara düştüğünde kendini Allah’a karşı günahkar hissederek salih bir kimsenin duasını taleb edebilir. Ancak bu kimse itikadı düzgün, ilim ve takva sahibi bir kimse olmalıdır. Bu tevessül türüne delil olarak: “Rabbimiz! Bizi ve imanda bizi geçmiş olan kardeşlerimizi bağışla!” (Haşr, 59/10) ayeti verilebilir. Ayrıca Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’nun: “Mü’minin, müslüman bir kimsenin gıyabında kardeşi için yapmış olduğu dua kabul edilir” (Müslim) hadisi de bu tevessül türüne delildir. Yine Enes b. Malik’ten rivayet edilen şu olay deliller cümlesindendir.
    “Kıtlık zamanı Ömer Abbas b. Abdulmuttalib (r.a.) ile yağmur duasına çıkarak şöyle dua etti: -Allahım! Sana Peygamberimiz ile tevessülde bulunurduk sen de bize yağmur yağdırırdın. (Şimdi) Sana Peygamberimizin amcası ile tevessülde bulunuyoruz. Bize yağmur indir. Ravi der ki-Yağmur inmiştir.”

    • Hz. Ömer’in Sözünün Anlamı:

    Biz Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem‘den bizim için dua etmesini böylece onun duasıyla Allah’a yakın olmayı kastediyorduk. Şimdiyse O, Allahın rahmetine kavuştuğundan dolayı bizim için dua edemez. Bu nedenle bizim için dua etmesini amcasından istiyoruz.
    Meşru tevessülün çeşitleri bunlardır. Bunların dışındakiler herhangi bir delile dayanmamaktadır. Meşru tevessül çeşitlerinin hükümleri farklıdır. Allah’ın isimleri ve sıfatları, iman ve tevhid ile tevessülde bulunmak vacip, salih ameller ve salih kimselerin dualarıyla tevessül ise müstehaptır. Her müslümanın zorluk anında Allah’tan korkarak, O’ndan haya ederek ve sırf O’na taatte bulunmak gayesiyle meşru tevessül çeşitleriyle Allah’a tevessülde bulunması gerekir.


  4. 21.Mayıs.2013, 01:37
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,654
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Hz. Ömer, yağmur duasında Hz. Abbas'ı vesile edinmiş midir?

    Enes b. Mâlik (r.a.) anlatıyor: Halk kıtlığa maruz kaldığında Ömer b. el-Hattâb (r.a.), Abbas b. Abdilmuttalib ile istiskâda bulunarak:

    - Allâh'ım! Peygamberimiz ile sana tevessül ederdik de bize yağmur verirdin. (Şimdi ise) Peygamberimizin amcası ile sana tevessül ediyoruz, bize yağmur ver! derdi. Bunun üzerine yağmur yağar ve halk suya kavuşmuş olurdu.(Buhârî, K. el-İstıska, 3; K. Fedâili's-sahâbe, 11.)

    AÇIKLAMA:

    Buhârînin (v. 256/869) rivâyet ettiği bu hadis sahih kabul edilmiş; gerek metin gerekse isnad bakımından sıhhati tartışma konusu yapılmamıştır.

    Bu rivâyet, sahâbenin sahâbe (Abbâsın şahsı) ile tevessülünü gösteren açık bir delildir. Hz. Ömer'in, "Biz Peygamberimiz ile sana tevessül ederdik" ifadesi sahâbenin, hem hayatta iken hem de vefatından sonra (Hz. Ömer devrinde vuku bulan) kuraklık ve kıtlık yılına (âmur-ramâde) kadar Peygamber ile tevessülde bulunduklarını ortaya koymaktadır.

    Hz. Ömer'in bu hareketi, Peygamber ile câiz olduğu gibi, onun, hayatta olan yakınıyla da tevessülün câiz olduğunu gösterir. Hatta İbn Abdilberr (v. 463/1070), Hz. Ömer'in Abbas ile istiskâda bulunmasının sebebini açıklarken şöyle demektedir:

    Yeryüzü, Hz. Ömer devrinde hicretin on yedinci senesinde şiddetli bir kuraklığa maruz kalmış ve kıtlık olmuştu. Bunun üzerine Kab, Ey müminlerin emîri! İsrâiloğullarının başına böyle bir musibet geldiğinde, Peygamberlerin yakını (asabe: baba tarafından yakınlar) ile istiskâda bulunurlardı dedi. Hz. Ömer de, İşte Rasûlullâhın amcası, babasının benzeri/kardeşi ve Hâşimoğullarının seyyidi! diyerek Abbâs'a gitti ve halkın içinde bulunduğu kıtlıktan ona yakındı.

    Şevkânî'nin (v. 1250/1834) değerlendirmesi ise şöyledir: Gerçekten Peygamber (s.a.v) ile hayatta iken tevessül sabit olmuştur. Ayrıca vefatından sonra ondan başkasıyla da sahâbenin sükûtî icmâı ile tevessül sabit olmuştur. Çünkü sahâbeden hiçbiri, Hz. Ömer'in Abbas (r.a.) ile tevessülünü yadırgamamıştır.

    Hz. Ömer, Abbâsı yanına alıp onunla tevessül ve teveccühte bulunduktan sonra, "Allâh'ım, bulut da su da senin katındadır, bulutu gönder ve bize yağmur indir!" diyerek uzun bir duâ yapmıştır. Gözyaşları içinde ve duygu yüklü bir iklimde gerçekleşen bu uzun duâdan sonra Hz. Ömer'in, Vallâhi bu (Abbas) Allâh'a vesiledir ve Onun nezdindeki yeridir/itibarıdır!? (Hâzâ vallâhi el-vesîletu ilallâhi azze ve celle vel-mekânu minhu) şeklinde sarfettiği söz ve Hassân b. Sâbitin, ". Abbâsın hâtırına/onun yüzü suyu hürmetine yağmur yağdı?" mânasına gelen şiiri, doğrudan zât ile (yani onun Allah nezdindeki mertebesiyle) tevessülü kabul edenlerin görüşünü destekler mahiyettedir.

    Ayrıca, İbn Abdilberre göre birçok tarikten gelen şu rivâyet de bu noktada aydınlatıcı rol oynamaktadır. Hz. Ömer istiskâda bulunmak üzere Abbâsı da yanına alarak (musallâya) çıktı ve şöyle dedi:
    "Allâh'ım! Biz, Peygamberimizin amcası ile sana yaklaşıyor (tekarrub) ve onun şefaatçi olmasını diliyoruz (istişfâ). Peygamberin için onu gözet! Nitekim sen, ana babasının iyilik ve salâhı sebebiyle iki (yetim) çocuğu gözetmiştin. Biz, istiğfar ve istişfâ ederek sana geldik!"

    Sonra Hz. Ömer insanlara yönelerek şöyle seslendi:
    "Rabbinizden mağfiret dileyin. Çünkü O çok bağışlayıcıdır. (Mağfiret dileyin ki) üzerinize bol bol yağmur indirsin, mallarınızı ve oğullarınızı çoğaltsın, size bahçeler ihsan etsin, sizin için ırmaklar akıtsın!"

    Sonra da Abbas ayağa kalkarak duâ etti. Abbâsın gözleri yaşla doluydu.

    Netice itibariyle Hz. Ömer'in, dilimizde Peygamberimizin (s.a.v) "amcası hürmetine" diye duâ etmek şeklinde ifadesini bulan Abbas ile tevessülünün, öncelikle onun zâtı yani, Peygambere (s.a.v) olan yakınlığı sebebiyle Allah katındaki mertebesi; değer ve konumu ile tevessül mânasına geldiği anlaşılmaktadır. Birden fazla vuku bulan istiskâ/tevessül vakasından, Abbâsın fazileti, Hz. Ömer'in tevâzu ahlâkı, ehl-i beyt ve salih zatlarla istiskâ ve istişfâın müstehap oluşu gibi hükümler çıkarılmış bulunmaktadır.

    Söz konusu vaka sebebiyle, neden Abbas ile istiskâ/tevessül şeklinde gelebilecek bir suâlin, sadece akrabalık bağı veya fiziki yakınlık ile izah edilmesi eksik ve yetersiz kalacaktır. Zira Rasûlullâhın (s.a.v), kendisinden iki veya üç yaş büyük olan amcası Abbas için kişinin/insanın amcası babası gibidir diyerek ona hürmet ettiği, onu üzen ve incitenlerin kendisini de üzmüş ve incitmiş olacaklarını söylediği bilinmektedir.
    Selam ve dua ile.
    Sorularla İslamiyet



  5. 21.Mayıs.2013, 01:37
    3
    Moderatör
    Enes b. Mâlik (r.a.) anlatıyor: Halk kıtlığa maruz kaldığında Ömer b. el-Hattâb (r.a.), Abbas b. Abdilmuttalib ile istiskâda bulunarak:

    - Allâh'ım! Peygamberimiz ile sana tevessül ederdik de bize yağmur verirdin. (Şimdi ise) Peygamberimizin amcası ile sana tevessül ediyoruz, bize yağmur ver! derdi. Bunun üzerine yağmur yağar ve halk suya kavuşmuş olurdu.(Buhârî, K. el-İstıska, 3; K. Fedâili's-sahâbe, 11.)

    AÇIKLAMA:

    Buhârînin (v. 256/869) rivâyet ettiği bu hadis sahih kabul edilmiş; gerek metin gerekse isnad bakımından sıhhati tartışma konusu yapılmamıştır.

    Bu rivâyet, sahâbenin sahâbe (Abbâsın şahsı) ile tevessülünü gösteren açık bir delildir. Hz. Ömer'in, "Biz Peygamberimiz ile sana tevessül ederdik" ifadesi sahâbenin, hem hayatta iken hem de vefatından sonra (Hz. Ömer devrinde vuku bulan) kuraklık ve kıtlık yılına (âmur-ramâde) kadar Peygamber ile tevessülde bulunduklarını ortaya koymaktadır.

    Hz. Ömer'in bu hareketi, Peygamber ile câiz olduğu gibi, onun, hayatta olan yakınıyla da tevessülün câiz olduğunu gösterir. Hatta İbn Abdilberr (v. 463/1070), Hz. Ömer'in Abbas ile istiskâda bulunmasının sebebini açıklarken şöyle demektedir:

    Yeryüzü, Hz. Ömer devrinde hicretin on yedinci senesinde şiddetli bir kuraklığa maruz kalmış ve kıtlık olmuştu. Bunun üzerine Kab, Ey müminlerin emîri! İsrâiloğullarının başına böyle bir musibet geldiğinde, Peygamberlerin yakını (asabe: baba tarafından yakınlar) ile istiskâda bulunurlardı dedi. Hz. Ömer de, İşte Rasûlullâhın amcası, babasının benzeri/kardeşi ve Hâşimoğullarının seyyidi! diyerek Abbâs'a gitti ve halkın içinde bulunduğu kıtlıktan ona yakındı.

    Şevkânî'nin (v. 1250/1834) değerlendirmesi ise şöyledir: Gerçekten Peygamber (s.a.v) ile hayatta iken tevessül sabit olmuştur. Ayrıca vefatından sonra ondan başkasıyla da sahâbenin sükûtî icmâı ile tevessül sabit olmuştur. Çünkü sahâbeden hiçbiri, Hz. Ömer'in Abbas (r.a.) ile tevessülünü yadırgamamıştır.

    Hz. Ömer, Abbâsı yanına alıp onunla tevessül ve teveccühte bulunduktan sonra, "Allâh'ım, bulut da su da senin katındadır, bulutu gönder ve bize yağmur indir!" diyerek uzun bir duâ yapmıştır. Gözyaşları içinde ve duygu yüklü bir iklimde gerçekleşen bu uzun duâdan sonra Hz. Ömer'in, Vallâhi bu (Abbas) Allâh'a vesiledir ve Onun nezdindeki yeridir/itibarıdır!? (Hâzâ vallâhi el-vesîletu ilallâhi azze ve celle vel-mekânu minhu) şeklinde sarfettiği söz ve Hassân b. Sâbitin, ". Abbâsın hâtırına/onun yüzü suyu hürmetine yağmur yağdı?" mânasına gelen şiiri, doğrudan zât ile (yani onun Allah nezdindeki mertebesiyle) tevessülü kabul edenlerin görüşünü destekler mahiyettedir.

    Ayrıca, İbn Abdilberre göre birçok tarikten gelen şu rivâyet de bu noktada aydınlatıcı rol oynamaktadır. Hz. Ömer istiskâda bulunmak üzere Abbâsı da yanına alarak (musallâya) çıktı ve şöyle dedi:
    "Allâh'ım! Biz, Peygamberimizin amcası ile sana yaklaşıyor (tekarrub) ve onun şefaatçi olmasını diliyoruz (istişfâ). Peygamberin için onu gözet! Nitekim sen, ana babasının iyilik ve salâhı sebebiyle iki (yetim) çocuğu gözetmiştin. Biz, istiğfar ve istişfâ ederek sana geldik!"

    Sonra Hz. Ömer insanlara yönelerek şöyle seslendi:
    "Rabbinizden mağfiret dileyin. Çünkü O çok bağışlayıcıdır. (Mağfiret dileyin ki) üzerinize bol bol yağmur indirsin, mallarınızı ve oğullarınızı çoğaltsın, size bahçeler ihsan etsin, sizin için ırmaklar akıtsın!"

    Sonra da Abbas ayağa kalkarak duâ etti. Abbâsın gözleri yaşla doluydu.

    Netice itibariyle Hz. Ömer'in, dilimizde Peygamberimizin (s.a.v) "amcası hürmetine" diye duâ etmek şeklinde ifadesini bulan Abbas ile tevessülünün, öncelikle onun zâtı yani, Peygambere (s.a.v) olan yakınlığı sebebiyle Allah katındaki mertebesi; değer ve konumu ile tevessül mânasına geldiği anlaşılmaktadır. Birden fazla vuku bulan istiskâ/tevessül vakasından, Abbâsın fazileti, Hz. Ömer'in tevâzu ahlâkı, ehl-i beyt ve salih zatlarla istiskâ ve istişfâın müstehap oluşu gibi hükümler çıkarılmış bulunmaktadır.

    Söz konusu vaka sebebiyle, neden Abbas ile istiskâ/tevessül şeklinde gelebilecek bir suâlin, sadece akrabalık bağı veya fiziki yakınlık ile izah edilmesi eksik ve yetersiz kalacaktır. Zira Rasûlullâhın (s.a.v), kendisinden iki veya üç yaş büyük olan amcası Abbas için kişinin/insanın amcası babası gibidir diyerek ona hürmet ettiği, onu üzen ve incitenlerin kendisini de üzmüş ve incitmiş olacaklarını söylediği bilinmektedir.
    Selam ve dua ile.
    Sorularla İslamiyet






+ Yorum Gönder