Konusunu Oylayın.: Felaket-i Ebediye ne demek?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Felaket-i Ebediye ne demek?
  1. 18.Mart.2012, 00:11
    1
    Misafir

    Felaket-i Ebediye ne demek?






    Felaket-i Ebediye ne demek? Mumsema Felaket-i Ebediye ne demek?


  2. 18.Mart.2012, 00:11
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 22.Mart.2012, 00:40
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Felaket-i Ebediye ne demek?




    “İhlas” gibi İslamî bir kavramın ardına sığınarak holding olan gurup, Müslümanlardan “Sizin de bir televizyonunuz olsun” diye yardım toplamıştı. Bu yardımlarla TGRT televizyonu kurulmuştu. Gariban Müslümanlar “Bizim de bir televizyonumuz olacak diye ne fedakarlıklara katlandılar, bir bilseniz. Örnek istiyorsanız, alın önceki bir yazıma gelen onlarca benzeri mesajdan sadece biri. Samsun Tekkeköy’den Zeki Selen Beyefendi yazıyor:“Bugünkü yazınızı okudum, teşekkürler. Malesef o malum tv için üç yıllık gazeteyi peşin alan bir öğretmenim. 1990′da salya sümük izliyorduk, Allah’ım bize bu güzel günleri de gösterdin diye ellerimiz duada idi. Ahmaklığı kabul etmiyorum, biz haklıydık, susamıştık, yalnız bizim susamışlığımızı mal devşirmeye dönüştürenlerin dünya ve ahirette zelil olması için Allah’ımıza havale ediyoruz, hakkımızı helal etmiyoruz. Gör bak neler olacak…… tı…. oldu da….”Basında, Enver Ören’in, Müslümanlardan toplanan parayla kurulan TGRT’yi, Rupert K. Murdoch adlı Yahudi medya patronuna sattığı haberleri yer aldı. Yasal olarak yabancıya satış mümkün olmadığı için, bu satış yerli bir ‘emanetçi’ üzerinden yapılmış. Murdoch, dünyanın her tarafında onlarca televizyon, gazete ve dergisi olan bir basın tröstünün sahibi. Soros nasıl ki ABD’nin İslam’a karşı savaşının mali ayağını yürütüyorsa, Murdoch da medya ayağını yürütüyor. Bu savaşın çelik çekirdeği olan Neo-Con takımıyla birlikte çalışıyor.Aynı guruba ait olan Türkiye Gazetesi’nde “Bir Bilen” rumuzuyla yazan merhum emekli Albay ve şeyh Hüseyin Hilmi Işık, “Saadet-i Ebediye” adlı kerameti kendinden menkul ilmihalindeki ölçülere uymayan Müslüman alimleri, aydınları ve yazarları “İngiliz ajanı” ilan etmeye bayılırdı. Bunu tasavvuf edebi ve hoşgörüsüyle nasıl barıştırırdı, orasını bilmem. Fakat şimdi, manevi babası olduğu TGRT, İngiliz-Amerikan-İsrail ajanlarının sesi oldu. “Her şey aslına döner” mi diyelim, yoksa “Bu ne perhiz, bu ne turşu” mu?Turşu’nun keskini daha önce kurulmuştu. Hilmi Işık’ın torunu, Enver Ören’in oğlu Mücahid Ören, Amerikan değerlerine bağlı kalacağına yemin ederek törenle Amerikan vatandaşlığına geçecekti. Böylece Şeyh’in ve cemaatinin “Amerika büyük şeytan” diyen karşı mezhepten bir isme can düşmanlığının gerçek nedeni, yıllar sonra anlaşılmış oldu.Saadet-i Ebediye adlı “Felaket-i Ebediye” üzerine daha önce yazmıştım. Bu kitapta, İslam medeniyetinin yetiştirdiği büyük üstadlara fütursuzca nasıl çamur atıldığının örneklerini, sayfa numaralarıyla vermiştim. Mesela, “Felaket-i Ebediyye”de Tekbirimizin büyük bestekarı Itri Efendi’ye bile çamur atılıyor, “dine bid’at karıştırmakla” itham ediliyordu. Itri’nin Tekbire musiki katmasını bid’at sayanlar, Müslümanların parasıyla kurulan televizyonun ekranına etini teşhir ederek geçinen hatunları dizmekte beis görmedi.


  4. 22.Mart.2012, 00:40
    2
    Editör



    “İhlas” gibi İslamî bir kavramın ardına sığınarak holding olan gurup, Müslümanlardan “Sizin de bir televizyonunuz olsun” diye yardım toplamıştı. Bu yardımlarla TGRT televizyonu kurulmuştu. Gariban Müslümanlar “Bizim de bir televizyonumuz olacak diye ne fedakarlıklara katlandılar, bir bilseniz. Örnek istiyorsanız, alın önceki bir yazıma gelen onlarca benzeri mesajdan sadece biri. Samsun Tekkeköy’den Zeki Selen Beyefendi yazıyor:“Bugünkü yazınızı okudum, teşekkürler. Malesef o malum tv için üç yıllık gazeteyi peşin alan bir öğretmenim. 1990′da salya sümük izliyorduk, Allah’ım bize bu güzel günleri de gösterdin diye ellerimiz duada idi. Ahmaklığı kabul etmiyorum, biz haklıydık, susamıştık, yalnız bizim susamışlığımızı mal devşirmeye dönüştürenlerin dünya ve ahirette zelil olması için Allah’ımıza havale ediyoruz, hakkımızı helal etmiyoruz. Gör bak neler olacak…… tı…. oldu da….”Basında, Enver Ören’in, Müslümanlardan toplanan parayla kurulan TGRT’yi, Rupert K. Murdoch adlı Yahudi medya patronuna sattığı haberleri yer aldı. Yasal olarak yabancıya satış mümkün olmadığı için, bu satış yerli bir ‘emanetçi’ üzerinden yapılmış. Murdoch, dünyanın her tarafında onlarca televizyon, gazete ve dergisi olan bir basın tröstünün sahibi. Soros nasıl ki ABD’nin İslam’a karşı savaşının mali ayağını yürütüyorsa, Murdoch da medya ayağını yürütüyor. Bu savaşın çelik çekirdeği olan Neo-Con takımıyla birlikte çalışıyor.Aynı guruba ait olan Türkiye Gazetesi’nde “Bir Bilen” rumuzuyla yazan merhum emekli Albay ve şeyh Hüseyin Hilmi Işık, “Saadet-i Ebediye” adlı kerameti kendinden menkul ilmihalindeki ölçülere uymayan Müslüman alimleri, aydınları ve yazarları “İngiliz ajanı” ilan etmeye bayılırdı. Bunu tasavvuf edebi ve hoşgörüsüyle nasıl barıştırırdı, orasını bilmem. Fakat şimdi, manevi babası olduğu TGRT, İngiliz-Amerikan-İsrail ajanlarının sesi oldu. “Her şey aslına döner” mi diyelim, yoksa “Bu ne perhiz, bu ne turşu” mu?Turşu’nun keskini daha önce kurulmuştu. Hilmi Işık’ın torunu, Enver Ören’in oğlu Mücahid Ören, Amerikan değerlerine bağlı kalacağına yemin ederek törenle Amerikan vatandaşlığına geçecekti. Böylece Şeyh’in ve cemaatinin “Amerika büyük şeytan” diyen karşı mezhepten bir isme can düşmanlığının gerçek nedeni, yıllar sonra anlaşılmış oldu.Saadet-i Ebediye adlı “Felaket-i Ebediye” üzerine daha önce yazmıştım. Bu kitapta, İslam medeniyetinin yetiştirdiği büyük üstadlara fütursuzca nasıl çamur atıldığının örneklerini, sayfa numaralarıyla vermiştim. Mesela, “Felaket-i Ebediyye”de Tekbirimizin büyük bestekarı Itri Efendi’ye bile çamur atılıyor, “dine bid’at karıştırmakla” itham ediliyordu. Itri’nin Tekbire musiki katmasını bid’at sayanlar, Müslümanların parasıyla kurulan televizyonun ekranına etini teşhir ederek geçinen hatunları dizmekte beis görmedi.





+ Yorum Gönder