+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
Soru ve Cevaplar ve Misafir Soruları Kategorisinden Seyyid veya Şerif olduğun nasıl anlaşılır? Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. Misafir

    Seyyid veya Şerif olduğun nasıl anlaşılır?





    Sual: Seyyid veya Şerif olduğunu nasıl anlar bir kimse?
    Bunun için ne yapması gerekir?
    Birinden duymuştum, "sünnetli doğanlar peygamberler soyundan gelir" diye bu bilgi doğru mu yoksa uydurma mı? ?







  2. Muhammed
    الله اكبر

    Cevap: Seyyid veya Şerif olduğun nasıl anlaşılır?


    Reklam



    Cevap: Seyyidlerin genelde soy şecereleri bulunmaktadır. Bu şecerelerden kişinin seyyid olduğu anlaşılabilir.
    Seyyid olmanın verdiği asıl şeref İslamı yaşamak ve İslam davasını dava edinip ona sahip çıkmaktır. İslama sahip çıkan ve onu yaymaya çalışan kimseler, peygamber soyundan gelmeseler de manevi seyyid sayılırlar. alıntıdır.

  3. Misafir
    Alıntı Muhammed Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Seyyidlerin genelde soy şecereleri bulunmaktadır. Bu şecerelerden kişinin seyyid olduğu anlaşılabilir.
    Seyyid olmanın verdiği asıl şeref İslamı yaşamak ve İslam davasını dava edinip ona sahip çıkmaktır. İslama sahip çıkan ve onu yaymaya çalışan kimseler, peygamber soyundan gelmeseler de manevi seyyid sayılırlar Alıntıdır.
    dostum, başka sitelerden "alıntı" yapıp yazıyorsunuz. nasıl anlaşılacağı hakkında en ufak bilginiz bile yok !
    üstelik alıntı yaptığın şey de açıklamıyor soruyu !!!
    nerden, nasıl, ne şekilde anlaşılır diye sormuşlar... yani en belirgin özelliği nedir seyyidlerin ???
    bilmiyorsan, başka sitelerden alıp bilmişlik yapmaya kalkma, dostum !!!

  4. Hoca
    erimeye devam...
    dostum, başka sitelerden "alıntı" yapıp yazıyorsunuz. nasıl anlaşılacağı hakkında en ufak bilginiz bile yok !
    üstelik alıntı yaptığın şey de açıklamıyor soruyu !!!
    nerden, nasıl, ne şekilde anlaşılır diye sormuşlar... yani en belirgin özelliği nedir seyyidlerin ???
    bilmiyorsan, başka sitelerden alıp bilmişlik yapmaya kalkma, dostum !!!
    cevap veren kardeşimiz alıntı yapmış ve altta alıntıdır ibaresi yazılıdır.
    Alayvari cevap vereceğinize kendiniz yazsaydınız ya!!!


    SEYYİD



    Efendi, bey, mevla, ileri gelen baş, reis. Nesebi Hz. Hüseyin
    (r.a) yoluyla Rasûlüllah (s.a.s)'e ulaşan kimseleri ifade eden arapça bir
    sıfat.


    Rasûlüllah (s.a.s), Seyyidu's-Sakaleyn (iki âlemin efendisi),
    Seyyidul-En'am (yaratılmışların en büyüğü), Seyyidul-Enbiya (bütün
    peygamberlerin efendisi) gibi sıfatlarla vasıflandırılmıştır. Rasûlüllah
    (s.a.s)'den nakledilen hadis-i şeriflerde şöyle buyurulmaktadır: "Ben
    Ademoğlunun seyyidiyim" (Ebu Davud, Sünne, 13; İbn Mâce, Zühd, 37).


    "Ben kıyamet gününde insanların seyyidiyim" (Buharî, Enbiyâ, 3;
    Müslim, İman, 367, 369).


    Hadis-i Şeriflerde seyyid kelimesi, kabile başkanı, topluluğun
    ileri gelen seçkin kimseleri, kölenin efendisi gibi anlamlarda kullanılmaktadır.
    Ayrıca, cuma günü günlerin seyyidi olarak vasıflandırılmakta (İbn Mâce, İkame,
    79). İstiğfarın seyyidi olarak da: "Allahümme ente.....” duası zikredilmektedir
    (Buharî, Daavat, 2). Ayrıca ashab seyyid kelimesini aralarındaki faziletli
    kimseleri övmek için kullanmışlardır. Hz. Ömer (r.a); "Ebu Bekir seyyidinizdir.
    "Seyyidiniz (Bilâl (r.a)'i azad etmiştir" demekteydi (Buhari, Fedailul-Ashab,
    23).


    Rasûlüllah (s.a.s), minberde bulunduğu bir sırada yanındaki
    Hasan (r.a)'ı işaret ederek, "Bu oğlum Seyyiddir. Umulur ki Allah onun
    vasıtasıyla iki müslüman fırkanın barışmasını sağlar" (Buhari, Sulh, 9;
    Fedailul-Ashab, 22; Tirmizi, Menakıp, 31). Bir defasında da; "Hasan ve Hüseyin
    cennet ehlinin gençlerinin iki seyyididirler" (Tirmizi, Menâsık, 31)
    buyurmuştur. Enes b. Malik (r.a), Rasûlüllah (s.a.s)'ı "Biz, Abdulmuttalib'in
    çocukları cennet ehlinin seyyidleriyiz. Ben, Hamza, Ali, Cafer, Hasan, Hüseyin
    ve Mehdî" derken dinlediğini söylemektedir (İbn Mace, Fiten, 34). Fatıma (r.a)
    ise, cennetteki kadınların seyyidesidir (Buhârî, Fedâilul-Ashâb, 29; Menâkıb,
    25). Hz. Ebu Bekir (r.a) ile Hz. Ömer (r.a)'de cennet ehlinin nebi ve resuller
    hariç iki yaşlı seyyididirler (İbn Mâce, Mukaddime, 11).


    Rasûlüllah (s.a.s)'in Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'i seyyidler
    olarak vasıflandırması, müslümanlarca, onların ve onların soyundan gelenlerin
    seyyid olarak isimlendirilmelerine sebep olmuştur. Müslümanların kalplerinde
    yaşattıkları, coşkun ehl-i Beyt sevgisi, onların tarih boyunca, Rasûlüllah
    (s.a.s)'ın torunlarının soyundan gelenlere aşırı bir sevgi beslemelerine ve
    onları diğer insanlardan ayırd ederek dünyevî muamelelerde farklı bir yere
    oturtmalarına sebep olmuştur. Başlangıçta, Hasan (r.a) ve Hüseyin (r.a)'ın her
    ikisi ve onların çocukları için seyyid ifadesi kullanılmaktaydı. Ancak sonraları
    Hasan (r.a)'ın soyundan gelenlere şerif, Hüseyin (r.a)'in soyundan gelenlere de
    seyyid denilmeye başlanmıştır. Seyyid ve şerifler, Emevîler döneminin sert ve
    acımasız muameleleri hariç tutulursa, şekli ne olursa olsun sonraki bütün
    yönetimlerce, layık oldukları şekilde saygı görmüşlerdir. Tarihteki bütün İslâm
    devletlerinde bu zümrenin işleriyle ilgilenen bir müessesenin bulunması ve bunun
    başında bulunan kimsenin (Nakîbul-Eşrâf) en yüksek makamlarından sayılması bunun
    en açık delilidir.


    Samanî'ler, seyyidlere tahsis ettikleri mülkî arazileri
    vergiden muaf tutmuşlardır (İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Devlet Teşkilatına
    Medhal, Ankara 1984, 237 n. I, 413). Fatımîler zamanında Mısır'da,
    Nikabetu't-Talibiyyin adlı bir müessese kurulmuştur. Bu müessesenin görevi,
    seyyid ve şeriflerin, neseplerini incelemek, teftiş etmek, aralarında çıkan
    ihtilafları çözümlemek ve onları neseplerine yakışmayacak, ahlâk dışı
    hareketlerden sakındırmaktı (Uzunçarşılı, a.g.e., 388-389). İlhanlılar, müslüman
    olduktan sonra Gazan Han zamanında "Nakıb-ı Nukabayı Sadât" adında bir müessese
    teşkil etmişlerdir. Bu kurumun görevi yine, Hz. Hasan (r.a) ve Hz. Hüseyin
    (r.a)'in soyundan gelen kimselerin şecerelerini tutmak, onlara ait işleri
    görmek, onları eğitmek, haklarını korumaktı (Uzunçarşılı, a.g.e., 246-247).


    Osmanlılar zamanında da seyyid ve şerifler, saygı görmüş ve
    onların toplum içindeki üstün ve saygın yerlerini korumaları için
    Nakıbul-Eşraflık adı altında bir memuriyet ihdas edilmiştir. Nakıbul-Eşraf,
    Müftil-Enam ve Şeyhül-İslam'dan sonra en yüksek makam olarak telakki
    edilmiştir.


    Osmanlılarda Nakıbul-Eşraflık makamı Yıldırım Bayezid
    (1389-1402) zamanında ortaya çıkmıştır. Seyyid Ali Netta' b. Muhammed,
    Nakıbul-Eşraf tayin olunarak, Osmanlı hudutları içerisinde bulunan Hz. Ali (r.a)
    evladının riyaseti ona tevdi edilmiştir. Seyyid ve şerifler halk arasında "emir"
    olarak isimlendirilmiş, onları diğer insanlardan ayıran yeşil sarıklarına da
    "emir sarık" denilmiştir. Ey zümreden olan kimseler bir suç işledikleri zaman,
    Nakıbul-Eşraf tarafından cezalandırılırlardı. Seyyid ve şeriflerin kayıtlı
    olduğu "şecere-i mutayyibe" adındaki defterler bulunmaktaydı. Nakıbu'l-Eşraf'ın
    devlet protokolü içinde önemli bir yeri vardı. Sonraları devlet düzeninin
    bozulmaya başlamasıyla birlikte onların, sahip oldukları imtiyazlar ve
    muafiyetlerden yararlanmak isteyen bir çok kimse uydurma şecereler ve yalan
    şahitlerle kendilerini seyyid veya şerif olarak Nakıbul-Eşraf defterlerine
    kaydettirmişlerdir.


    Mekke, M. 960 yılından sonra, şerif olarak adlandırılan Hz.
    Hasan'ın neslinden gelen kimseler tarafından idare edilmiştir. Mekke şerifleri
    Abbasîlerin güçlerini yitirmelerinden sonra, sürekli olarak Mısır'daki
    Fatımîlere bağımlı kalmak zorunda kalmışlardır. Osmanlılar zamanında da
    Mekke'nin idaresi şeriflerin eline bırakılmış ve Hicaz'ı yarı muhtar bir şekilde
    idare etmişlerdir. İstanbul'dan Mekke'ye gönderilen sürre alayları ile şeriflere
    büyük ikramlarda bulunulmuştur. Fatih, İstanbul'u fethettiği zaman Mekke
    şerifine fethi bildiren bir nâme ile hediyeler göndermiş, şerif'e iki bin, ayarı
    tam halis altın, Mekke ve Medine'deki seyyid ve şeriflere ve muhtaç kimselere
    sarfedilmek üzere yedi bin altın göndermiş ve onun duasını talep etmiştir. Bu
    sırada Mekke şerifleri Memluklulara tabi bulunmaktaydı (Uzunçarşılı, Mekke-i
    Mükerreme Emirleri, Ankara 1984, s. 4 vd.). Mekke'nin 1924 yılında Vahhabiler
    tarafından işgaline kadar şerifler Mekke'nin yönetimini ellerinde tutmuşlardır.
    Öte taraftan cumhuriyetin kurulmasından sonra, halifeliğin kaldırılmasıyla diğer
    bir çok dinî müessese ile birlikte Nakıbul-Eşraflık kurumu da
    kaldırılmıştır.


    Ömer TELLİOĞLU
    Şamil islam ansiklopedisi


  5. Misafir
    Seyyid olduğu zaten hemen anlasılır. Konusmasindan hayasindan durusundan ahlakindan yanindan ayrilmayan dindar insanlardan en belirgin olanda yuzundeki buyuk nurdan, gorundugu kimseye Allahı hatirlatmasi ve o kisiyi heyecanlandirmasindan anlasilir.
    Soy secereside kesin bellidir.

  6. Misafir
    sağ elinde ALLAH lafzı sol elinin serçe parmağının alt tarafında küçük ben var

    Muhterem beyefendi sol elinde ben olduğunu nerden biliyorsunuz acaba?? önemle merak ettim acaba genelinde sol işaret parmağında böyle bir ben durumu hakimmi Seyyidlerin??? Saygılar.

  7. Misafir
    gerçekten bende merak ettim bi kaynağınız var mı ? benimde sol elimin serce parmağının altında çok küçük bir ben var da bende araştırmalar içerisindeyim ama malesef ilerleyemedim hz. hüseyin soyundan geldiğimizde söylenilir yolundan ayrılmayanlardan oluruz inşaallah

  8. Misafir
    Benim bildigim hz mehdi a.s sag elinin ustune ben olacaktir , seyyid lerinde varmi bende merak ettim hz mehdi zaten peygamber efendimizin soyundan gelecektir.

  9. Misafir
    Adiyamanda ki seyh seyyid abdulbaki el huseyni k.s onun yanina gidenlerin icinde seyyid varsa o kendisi söylüyor zatn

  10. Misafir
    Selam kardes siz seyyidlerin sag elinde allah lafzi sol elinin serce parmaginda ben var yazmissiniz... Bende var yazdiklarin bana seyyidsin diyen olduydu ama onun Haberi yoktu elimdeki benden ve allah lafzindan...
    Kaynaginiz nedir... Nerden duydunuz/okudunuz yazarsaniz sevinirim
    Saygilar

  11. Misafir
    ben seyyidim kesin olarak ama parmağımda ben falan yok?
    ---
    Bir kisinin elinde kelimei tevhit yazmasi ve omuz uzerinde Allah Muhammed yazmasinin manasi nedir.!!!
    ---
    Bir kisinin elinde kelimei tevhit yazisi ve omzunda Allah muhammed yazmasinin sebebi nedir

  12. arifselim
    Yönetici
    Parmakta ben olması tek başına bir delil sayılmaz. Peygamberin yoluna uyan kimselere ne mutlu asıl önemli olan ona layık bir ümmet olabilmektir.

    Kelime-i tevhid demek 'La ilehe illallah Muhammedün Resulullah' demektir. Elde nasıl hepsi yazılı olur anlayamadım.

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
seyyidlerin özellikleri,  peygamber soyundan gelenler nasıl anlaşılır,  seyyidlerin fiziksel özellikleri,  seyyidlik nasıl anlaşılır,  seyyid soyundan gelenler nasıl anlaşılır,  seyit soyundan gelenler nasıl anlaşılır,  seyyid olmak nasıl anlaşılır