Konusunu Oylayın.: Gıybet ve iftira hakkında hadisler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 14 kişi
Gıybet ve iftira hakkında hadisler
  1. 15.Mart.2012, 17:36
    1
    Misafir

    Gıybet ve iftira hakkında hadisler

  2. 15.Mart.2012, 18:21
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: gıybet ve iftira hakkında hadisler




    Peygamberimizin eşi Hz. Aişe validemiz anlatıyor: Bir gün Hz. Peygambere;
    قُلْتُ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حَسْبُكَ مِنْ صَفِيَّةَ كَذاَ وَكَذاَ
    "Ey Allah’ın Elçisi! (Kısa boylu oluşunu kastederek) şöyle şöyle olan Safiye sana yeter dedim. Bunun üzerine bana,
    فَقاَلَ : لَقَدْ قُلْتِ كَلِمَةً لَوْ مُزِجَتْ بِماَءِ الْبَحْرِ لَمَزَجَتْهُ
    "Ey Aişe! Öyle bir söz söyledin ki, eğer o söz denizin suyu ile karışsa her halde onu ifsat eder, tadını ve kokusunu bozardı" buyurdu.
    قاَلَتْ وَحَكَيْتُ لَهُ إِنْساَناً
    "Bir gün Hz. Peygambere bir insanı, davranışlarını taklit ederek anlattım." Bunun üzerine Allah'ın Elçisi,
    فَقاَلَ ماَ أُحِبُّ أَنِّي حَكَيْتُ إِنْساَناً وَ أَنَّ لِي كَذاَ وَكَذاَ:
    “Mukabilinde bana dünyayı verseler bile, bir insanı hoşlanmayacağı bir şey ile taklit ve tavsif etmeyi katiyen sevmem” buyurdu.
    [6]
    Sahabeden Süfyân b. Abdullah (r.a.) anlatıyor:
    قُلْتُ ياَ رَسُولَ اللهِ حَدِّثْنِي بِأَمْرٍ اَعْـتَصِمُ بِهِ قاَلَ
    "Ey Allah’ın Elçisi! Bana sımsıkı sarılacağım bir amel söyle" dedim. Peygamber Efendimiz
    قُلْ رَبِّيَ اللهُ ثُمَّ اسْتَقِمْ
    “Rabbim Allah’tır de, sonra dosdoğru ol” buyurdu. Kendisine,
    قُلْتُ ياَ رَسُولَ اللهِ ماَ أَخْوَفُ ماَ أَخاَفُ عَلَيَّ ؟
    "Ey Allah'ın Elçisi! Hakkımda korkacağın şeyin en tehlikelisi nedir?" dedim.
    فَأَخَذَ بِلِساَنِ نَفْسِهِ ثُمَّ قاَلَ : هذاَ
    "Mübarek dilini (eliyle) tuttu sonra “İşte budur” buyurdu.
    [7]
    لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ نَـمَّامٌ
    “Nemmâm cennete girmeyecektir",
    لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّة َقتات
    "Kattât cennete giremez."
    [8]
    Hadiste geçen "kattât" ve "nemam" kişiler arasında söz taşıyıcısı demektir. Bazı alimler; "nemâm" sözü bizzat dinleyip nakleden kimse;, "kattât" ise, söylenenlere kulak kabartıp işittiği gelişi güzel dedikoduları nakleden kimsedir şeklinde tanımlamışlardır.
    Nemime; bir kimsenin halini bir başkasına fesada sebep olacak bir tarzda, rızası olmadan nakletmektir.
    Peygamberimiz (a.s.) ahabından herhangi biri hakkında hoşuna gitmeyecek bir söz, bir davranış, kötü bir huy anlatılmamasını, onlar hakkındaki yi zannı yok edecek bir durumun olmamasını istemiş ve onlara,
    لاَ يُبَلِّغُنِي أَحَدٌ مِنْ أَصْحاَبِي عَنْ أَحَدٍ شَيْئاً
    "Kimse bana ashabımdan birinden (canımı sıkacak) bir söz getirmesin buyurmuş, sebebini,
    فَإِنِّي أُحِبُّ أَنْ أَخْرُجَ إِلَيْكُمْ وَأناَ سَلِيمُ الصَّدْرِ
    "Çünkü ben, karşınıza zihnimde hiç bir şey olmadan çıkmayı seviyorum "
    [9] şeklinde açıklamıştır.
    Peygamberimiz (a.s.) اجتنبوا السبع الموبقات "Helâk edici yedi büyük günahtan sakının" buyurmuş bu yük günah arasında iffetli ve namuslu kadınlar iftirada bulunmayı da saymıştır.
    [10]
    Peygamberimiz (a.s.),
    اية المنافق ثلاث اذا حدث كذب و اذا وعد اخلف و اذا اؤتمن خان
    "Münafıklığın alameti üç tanedir; (Münafık); konuştuğu zaman yalan konuşur, vaat ettiği zaman döner, sözünü tutmaz, bir şey emanet edildiği zaman ona hainlik eder"
    [11] buyurmuştur.
    Sevgili Peygamberimiz (a.s.):
    لا يستقيم ايمان عبد حتى يستقيم قلبه و لا يستقيم قلبه حتى يستقيم لسانه و لا يدخل رجل الجنة لايامن جاره بوائقه
    "Kulun kalbi doğru olmadıkça imanı doğru olmaz, dili doğru olmadıkça kalbi doğru olmaz. Komşusu zararlarından emin olmadıkça kişi cennete giremez"
    [12]buyurmuştur.
    IV. YARARLANILABİLECEK BAZI KAYNAKLAR
    1-Gazali, İhya-u Ulumu’d-Din (terc: Ahmet Serdaroğlu), Bedir Yayınları, İstanbul, III, 343.
    2-Fussilet, 41/34; Nisa, 4/148; Tevbe, 9/71; Kalem,68/10-14; Hucurat, 49/6; Kaf,50/18; Hac, 22/30; Ahzab, 33/70; Mümin,,40/28; İsra,17/36; Mâide, 5/8; Bakara, 2/283; Furkan,25/ 72; Bakara, 2/284 ayetlerinin tefsiri
    [1] Bu vaaz projesi Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Burhan ERKUŞ tarafından hazırlanmıştır.
    [2] Tirmizî, Kıyame, 2 (IV, 613).
    [3] Hucurât, 49/12.
    [4] Ahzab 33/58.
    [5] Müslim, Birr, 70 (III, 2001); Ebu Davut, Edep, 40 (V, 191-192).
    [6] Ebû Dâvud, Edeb, 40 (V, 192-193).
    [7] Tirimizî, Zühd, 60 (IV, 607).
    [8] Buhari, Edeb 50 (VIII, 86); Ebu Davud, Edeb 38 (V, 190).
    [9] Ebu Davud, Edeb 33 (V, 183).
    [10] Buhârî, Vasâyâ, 23 (III, 195); Müslim, Îmân, 144, (I,91).
    [11] Tirmizî, İman, 14 (V, 19).
    [12] Ahmed b. Hanbel, III, 198.


  3. 15.Mart.2012, 18:21
    2
    Silent and lonely rains



    Peygamberimizin eşi Hz. Aişe validemiz anlatıyor: Bir gün Hz. Peygambere;
    قُلْتُ لِلنَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حَسْبُكَ مِنْ صَفِيَّةَ كَذاَ وَكَذاَ
    "Ey Allah’ın Elçisi! (Kısa boylu oluşunu kastederek) şöyle şöyle olan Safiye sana yeter dedim. Bunun üzerine bana,
    فَقاَلَ : لَقَدْ قُلْتِ كَلِمَةً لَوْ مُزِجَتْ بِماَءِ الْبَحْرِ لَمَزَجَتْهُ
    "Ey Aişe! Öyle bir söz söyledin ki, eğer o söz denizin suyu ile karışsa her halde onu ifsat eder, tadını ve kokusunu bozardı" buyurdu.
    قاَلَتْ وَحَكَيْتُ لَهُ إِنْساَناً
    "Bir gün Hz. Peygambere bir insanı, davranışlarını taklit ederek anlattım." Bunun üzerine Allah'ın Elçisi,
    فَقاَلَ ماَ أُحِبُّ أَنِّي حَكَيْتُ إِنْساَناً وَ أَنَّ لِي كَذاَ وَكَذاَ:
    “Mukabilinde bana dünyayı verseler bile, bir insanı hoşlanmayacağı bir şey ile taklit ve tavsif etmeyi katiyen sevmem” buyurdu.
    [6]
    Sahabeden Süfyân b. Abdullah (r.a.) anlatıyor:
    قُلْتُ ياَ رَسُولَ اللهِ حَدِّثْنِي بِأَمْرٍ اَعْـتَصِمُ بِهِ قاَلَ
    "Ey Allah’ın Elçisi! Bana sımsıkı sarılacağım bir amel söyle" dedim. Peygamber Efendimiz
    قُلْ رَبِّيَ اللهُ ثُمَّ اسْتَقِمْ
    “Rabbim Allah’tır de, sonra dosdoğru ol” buyurdu. Kendisine,
    قُلْتُ ياَ رَسُولَ اللهِ ماَ أَخْوَفُ ماَ أَخاَفُ عَلَيَّ ؟
    "Ey Allah'ın Elçisi! Hakkımda korkacağın şeyin en tehlikelisi nedir?" dedim.
    فَأَخَذَ بِلِساَنِ نَفْسِهِ ثُمَّ قاَلَ : هذاَ
    "Mübarek dilini (eliyle) tuttu sonra “İşte budur” buyurdu.
    [7]
    لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ نَـمَّامٌ
    “Nemmâm cennete girmeyecektir",
    لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّة َقتات
    "Kattât cennete giremez."
    [8]
    Hadiste geçen "kattât" ve "nemam" kişiler arasında söz taşıyıcısı demektir. Bazı alimler; "nemâm" sözü bizzat dinleyip nakleden kimse;, "kattât" ise, söylenenlere kulak kabartıp işittiği gelişi güzel dedikoduları nakleden kimsedir şeklinde tanımlamışlardır.
    Nemime; bir kimsenin halini bir başkasına fesada sebep olacak bir tarzda, rızası olmadan nakletmektir.
    Peygamberimiz (a.s.) ahabından herhangi biri hakkında hoşuna gitmeyecek bir söz, bir davranış, kötü bir huy anlatılmamasını, onlar hakkındaki yi zannı yok edecek bir durumun olmamasını istemiş ve onlara,
    لاَ يُبَلِّغُنِي أَحَدٌ مِنْ أَصْحاَبِي عَنْ أَحَدٍ شَيْئاً
    "Kimse bana ashabımdan birinden (canımı sıkacak) bir söz getirmesin buyurmuş, sebebini,
    فَإِنِّي أُحِبُّ أَنْ أَخْرُجَ إِلَيْكُمْ وَأناَ سَلِيمُ الصَّدْرِ
    "Çünkü ben, karşınıza zihnimde hiç bir şey olmadan çıkmayı seviyorum "
    [9] şeklinde açıklamıştır.
    Peygamberimiz (a.s.) اجتنبوا السبع الموبقات "Helâk edici yedi büyük günahtan sakının" buyurmuş bu yük günah arasında iffetli ve namuslu kadınlar iftirada bulunmayı da saymıştır.
    [10]
    Peygamberimiz (a.s.),
    اية المنافق ثلاث اذا حدث كذب و اذا وعد اخلف و اذا اؤتمن خان
    "Münafıklığın alameti üç tanedir; (Münafık); konuştuğu zaman yalan konuşur, vaat ettiği zaman döner, sözünü tutmaz, bir şey emanet edildiği zaman ona hainlik eder"
    [11] buyurmuştur.
    Sevgili Peygamberimiz (a.s.):
    لا يستقيم ايمان عبد حتى يستقيم قلبه و لا يستقيم قلبه حتى يستقيم لسانه و لا يدخل رجل الجنة لايامن جاره بوائقه
    "Kulun kalbi doğru olmadıkça imanı doğru olmaz, dili doğru olmadıkça kalbi doğru olmaz. Komşusu zararlarından emin olmadıkça kişi cennete giremez"
    [12]buyurmuştur.
    IV. YARARLANILABİLECEK BAZI KAYNAKLAR
    1-Gazali, İhya-u Ulumu’d-Din (terc: Ahmet Serdaroğlu), Bedir Yayınları, İstanbul, III, 343.
    2-Fussilet, 41/34; Nisa, 4/148; Tevbe, 9/71; Kalem,68/10-14; Hucurat, 49/6; Kaf,50/18; Hac, 22/30; Ahzab, 33/70; Mümin,,40/28; İsra,17/36; Mâide, 5/8; Bakara, 2/283; Furkan,25/ 72; Bakara, 2/284 ayetlerinin tefsiri
    [1] Bu vaaz projesi Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Burhan ERKUŞ tarafından hazırlanmıştır.
    [2] Tirmizî, Kıyame, 2 (IV, 613).
    [3] Hucurât, 49/12.
    [4] Ahzab 33/58.
    [5] Müslim, Birr, 70 (III, 2001); Ebu Davut, Edep, 40 (V, 191-192).
    [6] Ebû Dâvud, Edeb, 40 (V, 192-193).
    [7] Tirimizî, Zühd, 60 (IV, 607).
    [8] Buhari, Edeb 50 (VIII, 86); Ebu Davud, Edeb 38 (V, 190).
    [9] Ebu Davud, Edeb 33 (V, 183).
    [10] Buhârî, Vasâyâ, 23 (III, 195); Müslim, Îmân, 144, (I,91).
    [11] Tirmizî, İman, 14 (V, 19).
    [12] Ahmed b. Hanbel, III, 198.





+ Yorum Gönder