Konusunu Oylayın.: Kardeşlik İle İlgili Hutbe Cuma Hutbesi 2012

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kardeşlik İle İlgili Hutbe Cuma Hutbesi 2012
  1. 15.Mart.2012, 00:10
    1
    Misafir

    Kardeşlik İle İlgili Hutbe Cuma Hutbesi 2012






    Kardeşlik İle İlgili Hutbe Cuma Hutbesi 2012 Mumsema Kardeşlik İle İlgili Hutbe Cuma Hutbesi


  2. 15.Mart.2012, 00:10
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 15.Mart.2012, 13:16
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Kardeşlik İle İlgili Hutbe Cuma Hutbesi 2012




    MÜMİNLER TEK BİR VÜCUT GİBİDİR


    وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِّنَ الْخَوفْ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِّنَ الأَمَوَالِ وَالأنفُسِ وَالثَّمَرَاتِ وَبَشِّرِ الصَّابِرِينَ. الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّـا إِلَيْهِ رَاجِعونَ





    Muhterem Kardeşlerim!


    Millet olarak geçtiğimiz Pazar günü Van ve Erci؛’te meydana gelen depremin üzüntüsünü yüreklerimizin derinliklerinde hissetmekteyiz. ضncelikle, depremde canlarını kaybeden karde؛lerimize Cenab-ı Hak’tan rahmet diliyorum. Yaralı olanlara acil ؛ifa; yakınlarına, me؛akkate ve sıkıntıya kar؛ı güçlü, dirençli ve sabırlı olmalarını Yüce Mevlâ’dan niyaz ediyorum. Yüce Rabbimiz bِyle musibetlerden milletimizi ve tüm insanlığı muhafaza eylesin!


    Kıymetli Kardeşlerim!


    Hangi sebeplerle olursa olsun, tabiî afetlere kar؛ı maddî ve manevî bütün tedbirleri almak gerektiği her türlü izahtan vârestedir. Ancak, meydana geldikten sonra onları doğru okumak, doğru anlamak ve doğru yorumlamak da en az birincisi kadar ِnemli, imanî ve insanî bir gِrevdir. Var olu؛un nihaî anlamını idrak eden, hayatın bir imtihan olduğuna inanan, ِlümün yokluk ve hiçlik anlamına gelmediğini bilen müminler için depremleri ve her türlü musibeti anlamak ve yorumlamak zor olmasa gerektir.


    Kur’an’ın ‘zelzele’ dediği bu hadiseyi, sadece fay hatlarıyla okumak, sadece bir doğa kanunu deyip geçi؛tirmek, tesadüflerle izah etmek asla doğru değildir.


    Yüce Dinimizin ِğretilerine gِre bu tür musibetleri değerlendirirken dikkat edilmesi gereken iki husus vardır:


    Birincisi, bu tür musibetleri insanoğlunun sorumluluğunu ortadan kaldıracak ؛ekilde yorumlayamayız. Dolayısıyla ya؛adığımız bu hadiseden ibret alarak binalarımızı sağlam yapmalıyız. Peygamber Efendimiz (sav)’in ifadesiyle yaptığımız her i؛i ‘en güzel ve en sağlam’ bir ؛ekilde yapmalı sonra Allah’a tevekkül etmeliyiz.


    İkincisi, bu tür hadiseleri Rabbimizin kudretini yok sayarak yorumlayamayız. Zira insanın sorumsuzluklarından ne؛’et eden musibetleri, sorumluluklarını ortadan kaldıracak ؛ekilde yorumlamak ne kadar yanlı؛sa, tabiî musibetleri de yaratıcı kudreti yok sayarak yorumlamak o derece büyük bir hatadır.


    Kardeşlerim!


    Eğer musibetlerin denenmek, sınanmak ve imtihan edilmek gibi bir anlamı varsa bilinsin ki, ؛u andan itibaren bu imtihan, Van ve Erci؛ depreminde canlarını ve mallarını kaybeden karde؛lerimiz için değil; henüz yeryüzü zemini üzerinde dola؛abilen bizler içindir. Dolayısıyla bizlere dü؛en üç gِrev bulunmaktadır:


    Birincisi, sabretmektir. Hutbemin ba؛ında okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz bizleri, açlıkla, korku ile mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmek suretiyle imtihan edeceğini bildiriyor ve bu imtihanlara kar؛ı sabırlı olanların müjdelenmesini emrediyor.1


    Sevgili Peygamberimiz (sas) de “Sabır ancak (musibetin) ilk vurduğu andadır.”2 sِzleriyle, ya؛anılan musibetlerin ilk anında gِsterilmesi gereken sabrın ِnemine dikkat çekiyor.


    İkincisi, dua etmektir. Rabbimizi yanımızda hissedercesine O’na yalvarmak, yakarmak. Zira dua, müminin en büyük serveti, en büyük hazinesidir.


    ـçüncüsü, milletçe dayanı؛madır. Herhangi bir yerde bir karde؛imizin ba؛ına bir musibet geldiği zaman Resûl-i Ekrem’in; “Bütün mü’minler tek bir vücut gibidir.” ferman‎ gereًince milletçe o musibetin ac‎s‎n‎ kalbimizin ta derinliklerinde hissetmek gerekir.


    Değerli Kardeş‏lerim!


    Sadece ülkemizde deًil dünyan‎n neresinde bir gِzya‏‎, bir s‎k‎nt‎, bir musibet olsa milletimizin birlik, beraberlik, yard‎mla‏ma, dayan‎‏ma ve karde‏lik duygular‎n‎n harekete geçmesi her türlü takdirin üzerindedir. Nitekim deprem meydana geldiًi andan itibaren doًusuyla-bat‎s‎yla, kuzeyiyle-güneyiyle topyekûn bütün milletimizin ayn‎ hüznü payla‏mas‎, ayn‎ ac‎y‎ hissetmesi gِnül dünyam‎z‎n fay hatlar‎n‎n ne kadar güçlü olduًunu bir kez daha gِstermi‏tir. Unutulmas‎n ki, en büyük deprem, en büyük sars‎nt‎ insanlar‎n inanç dünyalar‎nda, kalplerimizin ve yüreklerimizin fay hatlar‎nda meydana gelen, dünyam‎z‎ da ahiretimizi de yok edecek sars‎nt‎lard‎r. Mühim olan yeryüzündeki sars‎nt‎lar sebebiyle Allah’a olan iman‎m‎zda ve gِnül fay hatlar‎m‎zda bir sars‎nt‎ meydana gelmemesidir. Yüce Rabbimiz aziz milletimizin kalbinden ve yüreًinden bu birlik, beraberlik, karde‏lik ve dayan‎‏ma ruhunu hiçbir zaman eksik etmesin.


    Karde‏şlerim


    Bu vesileyle pek çok yard‎m kampanyas‎n‎n ba‏lam‎‏ olmas‎ndan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Diyanet ف‏leri Ba‏kanl‎ً‎ olarak, bu kampanyalara bir nebze olsun destek olabilmek amac‎yla bugün Cuma namaz‎n‎n akabinde sevgi, muhabbet ve karde‏lik yüklü yard‎mlar‎n‎za arac‎l‎k etmek istiyoruz. Cenâb-‎ Hak ‏imdiden yapacaً‎n‎z tüm yard‎mlar‎ dergâh‎nda kabul eylesin.


    Hutbeme son verirken, yar‎n 88. y‎l‎n‎ idrak edeceًimiz Cumhuriyet Bayram‎n‎z‎ tebrik ediyor, bu vesileyle bütün ‏ehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, Yüce Mevlâ’dan birlik ve dirliًimizi daim eylemesini niyaz ediyorum.


    Haz‎rlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüًü


    1Bakara, 2/155-156.


    2Buhari, Cenaiz, 32

    ------------------

    Hutbe - Kardeşlik ve Dayanışma Müminlere Güç Verir
    “Allah’a ve Resulü’ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, korkuya kapılırsınız da gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir.”




    Muhterem kardeşlerim,
    “Müminler ancak kardeştir” [49:10] buyuran Rabbimiz, Müslümanların en ileri vasıflarından birisinin de kardeşlik olduğu prensibini ilan etmiştir. Allah’ın dininde kardeşler olan insanların, Allah rızası için birlikte hareket etmeleri ve günlük hayatın zorluklarına karşı başarı elde etmeleri ancak bu kardeşliklerini canlı tutmaları ile mümkün olabilir. Müslümanlar, tarih boyunca zorluk ve sıkıntıları hep bu şekilde aşabilmişlerdir. Çünkü kardeş olan insanlar, tam bir dayanışmaya girer ve birlikte sorunların üstesinden gelebilirler. Bunu başta Allah’ın bütün insanlığa örnek kıldığı Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav) ve ashabının yaşantısında görmekteyiz. Bu anlayış ve iman içinde hareket eden Müslümanlar, Kur’an ahlak ve anlayışının yayılmasına vesile olmuşlardır.

    Değerli kardeşlerim,
    Kardeşliklerini perçinleyen müminlerin en mühim özelliklerinden bir tanesi, “tesanüd”tür. Tesanüd, kardeşlik, dayanışma, birlik olmak ve birlikte hareket etmektir. Tesanüd içinde hareket eden Müslümanlar aynı zaman da Allah’ın sevgisine de mazhar olan insanlardır. Çünkü Cenab-ı Hak: “Şüphesiz Allah, Kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çaba harcayanları sever.”[61:4] buyurmuş ve böyle kullarını seveceğini haber vermiştir.Diğer taraftan Rabbimiz, bu kardeşliğin ve dayanışmanın nasıl olması gerektiğini ve kardeşliğin kurulamamasının nelere sebep olacağını şu iki ayette gayet açık bir şekilde izah buyurmştur: “Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah’ın sizin üzenizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O’nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar.”[3:103] “Allah’a ve Resulü’ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, korkuya kapılırsınız da gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir.”[8:46]
    alıntı.


  4. 15.Mart.2012, 13:16
    2
    Silent and lonely rains



    MÜMİNLER TEK BİR VÜCUT GİBİDİR


    وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَيْءٍ مِّنَ الْخَوفْ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِّنَ الأَمَوَالِ وَالأنفُسِ وَالثَّمَرَاتِ وَبَشِّرِ الصَّابِرِينَ. الَّذِينَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ قَالُواْ إِنَّا لِلّهِ وَإِنَّـا إِلَيْهِ رَاجِعونَ





    Muhterem Kardeşlerim!


    Millet olarak geçtiğimiz Pazar günü Van ve Erci؛’te meydana gelen depremin üzüntüsünü yüreklerimizin derinliklerinde hissetmekteyiz. ضncelikle, depremde canlarını kaybeden karde؛lerimize Cenab-ı Hak’tan rahmet diliyorum. Yaralı olanlara acil ؛ifa; yakınlarına, me؛akkate ve sıkıntıya kar؛ı güçlü, dirençli ve sabırlı olmalarını Yüce Mevlâ’dan niyaz ediyorum. Yüce Rabbimiz bِyle musibetlerden milletimizi ve tüm insanlığı muhafaza eylesin!


    Kıymetli Kardeşlerim!


    Hangi sebeplerle olursa olsun, tabiî afetlere kar؛ı maddî ve manevî bütün tedbirleri almak gerektiği her türlü izahtan vârestedir. Ancak, meydana geldikten sonra onları doğru okumak, doğru anlamak ve doğru yorumlamak da en az birincisi kadar ِnemli, imanî ve insanî bir gِrevdir. Var olu؛un nihaî anlamını idrak eden, hayatın bir imtihan olduğuna inanan, ِlümün yokluk ve hiçlik anlamına gelmediğini bilen müminler için depremleri ve her türlü musibeti anlamak ve yorumlamak zor olmasa gerektir.


    Kur’an’ın ‘zelzele’ dediği bu hadiseyi, sadece fay hatlarıyla okumak, sadece bir doğa kanunu deyip geçi؛tirmek, tesadüflerle izah etmek asla doğru değildir.


    Yüce Dinimizin ِğretilerine gِre bu tür musibetleri değerlendirirken dikkat edilmesi gereken iki husus vardır:


    Birincisi, bu tür musibetleri insanoğlunun sorumluluğunu ortadan kaldıracak ؛ekilde yorumlayamayız. Dolayısıyla ya؛adığımız bu hadiseden ibret alarak binalarımızı sağlam yapmalıyız. Peygamber Efendimiz (sav)’in ifadesiyle yaptığımız her i؛i ‘en güzel ve en sağlam’ bir ؛ekilde yapmalı sonra Allah’a tevekkül etmeliyiz.


    İkincisi, bu tür hadiseleri Rabbimizin kudretini yok sayarak yorumlayamayız. Zira insanın sorumsuzluklarından ne؛’et eden musibetleri, sorumluluklarını ortadan kaldıracak ؛ekilde yorumlamak ne kadar yanlı؛sa, tabiî musibetleri de yaratıcı kudreti yok sayarak yorumlamak o derece büyük bir hatadır.


    Kardeşlerim!


    Eğer musibetlerin denenmek, sınanmak ve imtihan edilmek gibi bir anlamı varsa bilinsin ki, ؛u andan itibaren bu imtihan, Van ve Erci؛ depreminde canlarını ve mallarını kaybeden karde؛lerimiz için değil; henüz yeryüzü zemini üzerinde dola؛abilen bizler içindir. Dolayısıyla bizlere dü؛en üç gِrev bulunmaktadır:


    Birincisi, sabretmektir. Hutbemin ba؛ında okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz bizleri, açlıkla, korku ile mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmek suretiyle imtihan edeceğini bildiriyor ve bu imtihanlara kar؛ı sabırlı olanların müjdelenmesini emrediyor.1


    Sevgili Peygamberimiz (sas) de “Sabır ancak (musibetin) ilk vurduğu andadır.”2 sِzleriyle, ya؛anılan musibetlerin ilk anında gِsterilmesi gereken sabrın ِnemine dikkat çekiyor.


    İkincisi, dua etmektir. Rabbimizi yanımızda hissedercesine O’na yalvarmak, yakarmak. Zira dua, müminin en büyük serveti, en büyük hazinesidir.


    ـçüncüsü, milletçe dayanı؛madır. Herhangi bir yerde bir karde؛imizin ba؛ına bir musibet geldiği zaman Resûl-i Ekrem’in; “Bütün mü’minler tek bir vücut gibidir.” ferman‎ gereًince milletçe o musibetin ac‎s‎n‎ kalbimizin ta derinliklerinde hissetmek gerekir.


    Değerli Kardeş‏lerim!


    Sadece ülkemizde deًil dünyan‎n neresinde bir gِzya‏‎, bir s‎k‎nt‎, bir musibet olsa milletimizin birlik, beraberlik, yard‎mla‏ma, dayan‎‏ma ve karde‏lik duygular‎n‎n harekete geçmesi her türlü takdirin üzerindedir. Nitekim deprem meydana geldiًi andan itibaren doًusuyla-bat‎s‎yla, kuzeyiyle-güneyiyle topyekûn bütün milletimizin ayn‎ hüznü payla‏mas‎, ayn‎ ac‎y‎ hissetmesi gِnül dünyam‎z‎n fay hatlar‎n‎n ne kadar güçlü olduًunu bir kez daha gِstermi‏tir. Unutulmas‎n ki, en büyük deprem, en büyük sars‎nt‎ insanlar‎n inanç dünyalar‎nda, kalplerimizin ve yüreklerimizin fay hatlar‎nda meydana gelen, dünyam‎z‎ da ahiretimizi de yok edecek sars‎nt‎lard‎r. Mühim olan yeryüzündeki sars‎nt‎lar sebebiyle Allah’a olan iman‎m‎zda ve gِnül fay hatlar‎m‎zda bir sars‎nt‎ meydana gelmemesidir. Yüce Rabbimiz aziz milletimizin kalbinden ve yüreًinden bu birlik, beraberlik, karde‏lik ve dayan‎‏ma ruhunu hiçbir zaman eksik etmesin.


    Karde‏şlerim


    Bu vesileyle pek çok yard‎m kampanyas‎n‎n ba‏lam‎‏ olmas‎ndan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Diyanet ف‏leri Ba‏kanl‎ً‎ olarak, bu kampanyalara bir nebze olsun destek olabilmek amac‎yla bugün Cuma namaz‎n‎n akabinde sevgi, muhabbet ve karde‏lik yüklü yard‎mlar‎n‎za arac‎l‎k etmek istiyoruz. Cenâb-‎ Hak ‏imdiden yapacaً‎n‎z tüm yard‎mlar‎ dergâh‎nda kabul eylesin.


    Hutbeme son verirken, yar‎n 88. y‎l‎n‎ idrak edeceًimiz Cumhuriyet Bayram‎n‎z‎ tebrik ediyor, bu vesileyle bütün ‏ehitlerimizi rahmetle yâd ediyor, Yüce Mevlâ’dan birlik ve dirliًimizi daim eylemesini niyaz ediyorum.


    Haz‎rlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüًü


    1Bakara, 2/155-156.


    2Buhari, Cenaiz, 32

    ------------------

    Hutbe - Kardeşlik ve Dayanışma Müminlere Güç Verir
    “Allah’a ve Resulü’ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, korkuya kapılırsınız da gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir.”




    Muhterem kardeşlerim,
    “Müminler ancak kardeştir” [49:10] buyuran Rabbimiz, Müslümanların en ileri vasıflarından birisinin de kardeşlik olduğu prensibini ilan etmiştir. Allah’ın dininde kardeşler olan insanların, Allah rızası için birlikte hareket etmeleri ve günlük hayatın zorluklarına karşı başarı elde etmeleri ancak bu kardeşliklerini canlı tutmaları ile mümkün olabilir. Müslümanlar, tarih boyunca zorluk ve sıkıntıları hep bu şekilde aşabilmişlerdir. Çünkü kardeş olan insanlar, tam bir dayanışmaya girer ve birlikte sorunların üstesinden gelebilirler. Bunu başta Allah’ın bütün insanlığa örnek kıldığı Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav) ve ashabının yaşantısında görmekteyiz. Bu anlayış ve iman içinde hareket eden Müslümanlar, Kur’an ahlak ve anlayışının yayılmasına vesile olmuşlardır.

    Değerli kardeşlerim,
    Kardeşliklerini perçinleyen müminlerin en mühim özelliklerinden bir tanesi, “tesanüd”tür. Tesanüd, kardeşlik, dayanışma, birlik olmak ve birlikte hareket etmektir. Tesanüd içinde hareket eden Müslümanlar aynı zaman da Allah’ın sevgisine de mazhar olan insanlardır. Çünkü Cenab-ı Hak: “Şüphesiz Allah, Kendi yolunda, sanki birbirlerine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çaba harcayanları sever.”[61:4] buyurmuş ve böyle kullarını seveceğini haber vermiştir.Diğer taraftan Rabbimiz, bu kardeşliğin ve dayanışmanın nasıl olması gerektiğini ve kardeşliğin kurulamamasının nelere sebep olacağını şu iki ayette gayet açık bir şekilde izah buyurmştur: “Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah’ın sizin üzenizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O’nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar.”[3:103] “Allah’a ve Resulü’ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, korkuya kapılırsınız da gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir.”[8:46]
    alıntı.


  5. 21.Mart.2012, 15:10
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,670
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Kardeşlik İle İlgili Hutbe Cuma Hutbesi 2012

    HZ. PEYGAMBER VE KARDEŞLİK HUKUKU
    اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌفَاَصْلِحُوا بَيْنَ اَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ۟
    Muhterem Müslümanlar!
    Yüce dinimizde bütün müslümanları kardeş olarak kabul etmiştir. Nitekim Cenab-ı Hak, şöyle buyurmaktadır: “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki, size merhamet edilsin.”[1] Buna göre yeryüzünün neresinde yaşıyor olursa olsun, hangi dili onuşuyor olurlarsa olsun, hangi kavme mensup olurlarsa olsun veya hangi renge sahip olursa olsun, bütün mü'minler kelimenin tam anlamıyla birbirlerinin kardeşleridir; yani birbirlerinin sadık dostlarıdırlar. Peygamber Efendimiz (sav) de kardeşlik sorumluluklarımızı hatırlatarak "Birbirinize haset etmeyin. Alışverişte birbirinizi aldatmayın. Birbirinize dargın durmayın ve birbirinizden yüz çevirmeyin. ... Ey Allah'ın kulları! Kardeş olun. Müslüman müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz ve ona hor bakmaz.”[2]buyurmuştur.
    Değerli Kardeşlerim!
    Allah rızası için Mekke’de her şeyini bırakıp Medine’ye hicret etmiş bulunan, Muhacir Müslümanlara, Medineli Müslümanlar muhabbet ve samimiyetle kucaklarını açmışlar, ellerinden gelen her türlü yardımı onlardan esirgememişler ve bütün insanlığa ibret olacak bir kardeşlik tablosu sergilemişlerdir. Sevgili Peygamberimiz bizlerin de aynı duyarlılığı göstermemiz konusunda şöyle buyurmaktadır: “… Bir kimse Müslüman kardeşinin ihtiyacını karşılarsa, Allah da ona yardım eder. Bir kimse bir Müslüman’ın sıkıntısını giderirse, Allah da kıyamet günü onun sıkıntılarından birini giderir. Bir kimse din kardeşinin ayıbını örterse, Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter[3]
    Aziz Cemaat!
    Sevgi ve kardeşlik, Hz. Peygamber’in hayatında önemli bir ilke olmuştur. Hz. Peygamber (sav), İslam Dini’ni tebliğ ederken renk, ırk, dil, cinsiyet farkı gözetmemiş; tüm inananlara eşit yaklaşmıştır.Efendimiz saadet toplumuna ulaşabilmemiz için bizlere şu uyarıda bulunmaktadır "Sizden biriniz kendi nefsi için isteyip arzu ettiğini, mü’min kardeşi için de arzu etmedikçe gerçek manada iman etmiş olamaz.’’[4] İşte bu yüzden birbirimizi sırf Allah rızası için, karşılık beklemeksizin sevmeliyiz. Birbirimizle hayırda yardımlaşmalıyız. Birbirimize vefalı olmalı, kardeşimizi hor ve küçük görmemeliyiz. Affedici, paylaşmayı bilen, kendimiz için istediğimizi, mü’min kardeşimiz için de isteyen hatta onları kendimize tercih eden kişiler olmalıyız.Farklı kökenlerden gelen insanların bir arada yaşadığı günümüz toplumunda, arzu edilen birlik ve beraberliğin sağlanması, Hz Muhammed’in bize gösterdiği kardeşlik hukuku ve sevgiyle mümkündür. Yaratıcımız “bir” olduğuna göre, yaratılan her insan da yaratandan ötürü sevgi ve merhamete layıktır.
    Değerli Mü’minler!
    İnsanlığa rahmet olarak gönderilen sevgili Peygamberimiz (sav)in doğumunu şerefle yad ettiğimiz bu güzel günler, aynı zamanda milli bayramlarımızdan birisi olan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızın da kutlandığı önemli bir zaman dilimidir. 23 Nisan 1920 Türkiye Büyük Millet Meclisinin kurulduğu, Milletimizin, esir edilemeyeceğini bütün dünyaya haykırdığı, milli hâkimiyetimizi elde etme günüdür. Bu hâkimiyeti bugünün küçükleri, yarının büyükleri olan çocuklar koruyacak ve devam ettireceklerdir. O halde, yarınımızı ellerine teslim edeceğimiz çocuklarımızı, dini ve milli kültürümüze bağlı, vatan-millet ve kardeşlik sevgisiyle dolu olarak yetiştirmek her anne-babanın başta gelen kutsal görevidir.Hutbemi Hz. Peygamberin şu mübarek sözleriyle bitiriyorum: “Birbirinizin eksikliğini görmeye ve işitmeye çalışmayın; birbirinizin özel ve mahrem hayatını araştırmayın; menfaatte benlik yarışına girmeyin; birbirinizi çekememezlik etmeyin; birbirinize buğz etmeyin; birbirinize sırt çevirmeyin; ey Allah’ın kulları kardeş olun!”[5] Metin AVCI
    Eflani Müftüsü


    [1] 49/Hucurat, Ayet 10.

    [2] R. Salihîn Trc. c.1, s. 277.

    [3]R. Salihîn Trc. c.1, s.284.

    [4] Buhari; İman, 7.

    [5]Müslim; Birr, 9, IV, 1975.


  6. 21.Mart.2012, 15:10
    3
    Moderatör
    HZ. PEYGAMBER VE KARDEŞLİK HUKUKU
    اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌفَاَصْلِحُوا بَيْنَ اَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ۟
    Muhterem Müslümanlar!
    Yüce dinimizde bütün müslümanları kardeş olarak kabul etmiştir. Nitekim Cenab-ı Hak, şöyle buyurmaktadır: “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki, size merhamet edilsin.”[1] Buna göre yeryüzünün neresinde yaşıyor olursa olsun, hangi dili onuşuyor olurlarsa olsun, hangi kavme mensup olurlarsa olsun veya hangi renge sahip olursa olsun, bütün mü'minler kelimenin tam anlamıyla birbirlerinin kardeşleridir; yani birbirlerinin sadık dostlarıdırlar. Peygamber Efendimiz (sav) de kardeşlik sorumluluklarımızı hatırlatarak "Birbirinize haset etmeyin. Alışverişte birbirinizi aldatmayın. Birbirinize dargın durmayın ve birbirinizden yüz çevirmeyin. ... Ey Allah'ın kulları! Kardeş olun. Müslüman müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz ve ona hor bakmaz.”[2]buyurmuştur.
    Değerli Kardeşlerim!
    Allah rızası için Mekke’de her şeyini bırakıp Medine’ye hicret etmiş bulunan, Muhacir Müslümanlara, Medineli Müslümanlar muhabbet ve samimiyetle kucaklarını açmışlar, ellerinden gelen her türlü yardımı onlardan esirgememişler ve bütün insanlığa ibret olacak bir kardeşlik tablosu sergilemişlerdir. Sevgili Peygamberimiz bizlerin de aynı duyarlılığı göstermemiz konusunda şöyle buyurmaktadır: “… Bir kimse Müslüman kardeşinin ihtiyacını karşılarsa, Allah da ona yardım eder. Bir kimse bir Müslüman’ın sıkıntısını giderirse, Allah da kıyamet günü onun sıkıntılarından birini giderir. Bir kimse din kardeşinin ayıbını örterse, Allah da kıyamet gününde onun ayıbını örter[3]
    Aziz Cemaat!
    Sevgi ve kardeşlik, Hz. Peygamber’in hayatında önemli bir ilke olmuştur. Hz. Peygamber (sav), İslam Dini’ni tebliğ ederken renk, ırk, dil, cinsiyet farkı gözetmemiş; tüm inananlara eşit yaklaşmıştır.Efendimiz saadet toplumuna ulaşabilmemiz için bizlere şu uyarıda bulunmaktadır "Sizden biriniz kendi nefsi için isteyip arzu ettiğini, mü’min kardeşi için de arzu etmedikçe gerçek manada iman etmiş olamaz.’’[4] İşte bu yüzden birbirimizi sırf Allah rızası için, karşılık beklemeksizin sevmeliyiz. Birbirimizle hayırda yardımlaşmalıyız. Birbirimize vefalı olmalı, kardeşimizi hor ve küçük görmemeliyiz. Affedici, paylaşmayı bilen, kendimiz için istediğimizi, mü’min kardeşimiz için de isteyen hatta onları kendimize tercih eden kişiler olmalıyız.Farklı kökenlerden gelen insanların bir arada yaşadığı günümüz toplumunda, arzu edilen birlik ve beraberliğin sağlanması, Hz Muhammed’in bize gösterdiği kardeşlik hukuku ve sevgiyle mümkündür. Yaratıcımız “bir” olduğuna göre, yaratılan her insan da yaratandan ötürü sevgi ve merhamete layıktır.
    Değerli Mü’minler!
    İnsanlığa rahmet olarak gönderilen sevgili Peygamberimiz (sav)in doğumunu şerefle yad ettiğimiz bu güzel günler, aynı zamanda milli bayramlarımızdan birisi olan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızın da kutlandığı önemli bir zaman dilimidir. 23 Nisan 1920 Türkiye Büyük Millet Meclisinin kurulduğu, Milletimizin, esir edilemeyeceğini bütün dünyaya haykırdığı, milli hâkimiyetimizi elde etme günüdür. Bu hâkimiyeti bugünün küçükleri, yarının büyükleri olan çocuklar koruyacak ve devam ettireceklerdir. O halde, yarınımızı ellerine teslim edeceğimiz çocuklarımızı, dini ve milli kültürümüze bağlı, vatan-millet ve kardeşlik sevgisiyle dolu olarak yetiştirmek her anne-babanın başta gelen kutsal görevidir.Hutbemi Hz. Peygamberin şu mübarek sözleriyle bitiriyorum: “Birbirinizin eksikliğini görmeye ve işitmeye çalışmayın; birbirinizin özel ve mahrem hayatını araştırmayın; menfaatte benlik yarışına girmeyin; birbirinizi çekememezlik etmeyin; birbirinize buğz etmeyin; birbirinize sırt çevirmeyin; ey Allah’ın kulları kardeş olun!”[5] Metin AVCI
    Eflani Müftüsü


    [1] 49/Hucurat, Ayet 10.

    [2] R. Salihîn Trc. c.1, s. 277.

    [3]R. Salihîn Trc. c.1, s.284.

    [4] Buhari; İman, 7.

    [5]Müslim; Birr, 9, IV, 1975.





+ Yorum Gönder