Konusunu Oylayın.: Peygamberimizi neden anne ve babamızdan daha fazla severiz?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Peygamberimizi neden anne ve babamızdan daha fazla severiz?
  1. 14.Mart.2012, 21:01
    1
    Misafir

    Peygamberimizi neden anne ve babamızdan daha fazla severiz?






    Peygamberimizi neden anne ve babamızdan daha fazla severiz? Mumsema Peygamberimizi neden anne ve babamızdan daha fazla severiz?
    lütfen bana yeterli bilgi verin


  2. 03.Nisan.2012, 07:17
    2
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,512
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: Peygamberimizi neden anne ve babamızdan daha fazla severiz?




    • Peygamberi Sevmek Nasıl Olur?

      Allah Resulünü sevmek sadece "O'nu seviyorum" demekle olmaz.
      Her sevginin somut bazı belirlileri olduğu gibi Peygamber Efendimizi sevmenin de somut tezahürleri, belirtileri vardır. O'nu sevmenin bazı tezahürlerini bağrı yanık olanlardan, O'nun sevgisiyle tutuşanlardan öğrenmekteyiz: Said İbni Cübeyir'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Ensardan adamın biri Re-sulullah'a (s.a.v.) gelerek şöyle dedi: "Ya Resulallah, sizi canımdan, ailemden (ehlimden) ve malımdan daha çok seviyorum.
      Sizi hatırladığım zaman duramıyorum ve sizi görmeye geliyorum. Ben sizin vefatınızı ve kendi vefatımı düşündüğümde şunu görüyorum: Siz cennete girdiğinizde Peygamberlerle birlikte yüksek makamlara çıkarılıyorsunuz. Ben ise cennete girdiğim zaman sizi göremeyeceğimden korkuyorum." Peygamber Efendimiz (s.a.v.) adamı cevapsız bıraktı. Bunun üzerine şu ayeti kerime nazil oldu: "Kim Allah'a ve Resul'e itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddıklar, şehid-ler ve salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır." (Nisa, 69, s.88)
      Resulullalı (s.a.v.) da adamı çağırdı ve bu ayeti kendisine okudu. (Zamanen, Keşşaf, d.s. 531; İbni Kesir, n.g.0. c.l, s.SSS; Kildi tyflz, a.g.e., cl, s.20. M. Yusuf hayatû'sSahabe, c.2, s.353)
      Peygamber sevgisiyle ilgili bir örnek de Hz. Ömer'in (r.a.) şu ifadeleridir: Resulullah bir gün Hz. Ömer (r.a.) ile sohbet ediyordu. Kendisine: "Ey Ömer, beni ne kadar seviyorsun?" diye sorunca, Hz. Ömer (r.a.) Resulullah'a (s.a.v.): "Siz bana nefsim hariç her şeyden daha sevimlisiniz." cevabını verdi. Resulullah (s.a.v.) kendisine: "Ben kişiye nefsinden daha sevimli olmadıkça iman etmiş olmaz." buyurdular. Hz. Ömer bunun üzerine biraz düşünür ve şu cevabı verir: "Kur'anı Kerim'i Sana indiren Allah'a yemin ederim ki, (şimdi) Sen bana nefsimden de daha sevimlisin ya Resulallah!" Resulullah bunun üzerine: "İşte şimdi oldu, ey Ömer!" (Kâdî İyâz, a.g.e., c.2, s.19) buyurdular.Adiyy Oğullarından Kasım naklediyor: "Uhud savaşında Enes b. Malik'in amcası Enes b. Nadr, Muhacir ve Ensardan bir grupla oturmakta olan Hz. Ömer (r.a.) ve Talha'mn (r.a.) yanına vardı ve :Neden (böyle şaşkın şaşkın) oturuyorsunuz? dedi.Allah Resulü Öldürüldü, dediler.Ondan sonra yaşamayı ne yapacaksınız? Allah Resulünün öldüğü dava uğrunda sizde ölün! dedi ve düşmana doğru ilerleyip şehid oluncaya kadaT savaştı. (M. Yusuf Kandehlevî, a.g.e., c.l, s. 452)Hz. Enes (r.a.) naklediyor: "Bir gün adamın biri Resu-lullah'a gelerek:"Kıyamet ne zaman ya Resulullah?"diye sordu. Resulullah (s.a.v.): "Kıyamet için sen ne hazırladın?" buyurunca; adam: "Kıyamet için ne çok namaz, ne çok oruç, nede çok sadaka hazırladım. Fakat ben Allah'ı ve Resulünü seviyorum." cevabını verdi. Resulullah kendisine:"Sen sevdiklerinle berabersin." buyurdular. (elKâdî İyâz, eşŞifâ, c.2, s.l920)Gelen a-dam farz ibadetlerinden başka diğer müslümanlar gibi nafile ibadetleri olmadığını üzülerek ifade etmişti. Fakat Peygamberimiz görevini yaptığı takdirde Allah ve Peygamber sevgisinin onu cennete taşımaya yeteceğini bildirmişti. Zaten sevgi, onlarla birlikte olması için kendisini iyiye, doğruya ve ibadete yönlendirmeye, dikkatini yoğunlaştırmaya yetecektir.Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyuruyor: "Yüce Allah'ı, sizi nimetleriyle beslediği için sevin. Beni, Yüce Allah'ı sevdiğiniz için sevin. Ehli Beytimi ise beni sevdiğiniz için sevin." (Suyutî, elCamiu'sSağir, Hds. No. 224) Resulullah (s.a.v.) başka bir defasında şöyle buyuruyor: "Allah'ın Peygamberi, kişiye çocuğundan, ana babasın dan, ve bütün insanlardan daha çok sevimli olmadıkça (tam manasıyla) iman etmiş olmaz." (Nesaî, Sünen, İman, c. 8, s.114115) Yani sizden biri Resulul-lah'ın (s.a.v.) rızasını ve arzusunu annesinin, babasının, çocuklarının ve diğer sevdiği insanların arzusuna tercih etmedikçe kamil manada iman etmiş olmaz. (Münavî, Feyzu'lKadir, c.6, s. 441)Hz. Enesin (r.a.) rivayet ettiğine göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyuruyor: "Allah ve O'nun Peygamberi kişiye her şeyden daha çok sevimli olmadıkça iman etmiş olmaz." (Buharı, İman, 10; Müslim, İman, c.l, s.6768, h.n. 6972) Ebu Rezin elUkaylî: "Ey Allah'ın Resulü, İman Nedir?" diye sorunca Resulullah (s.a.v.): "...Allah'ı ve O'nun Peygamberini her şeyden daha çok sevmendir. Kişiye ateşe atılmanın, kendisine şirke düşmekten daha sevimli olmasıdır." buyurdular. (Ahmet, Müsned, c.4, s.11) Peygamberimizi sevmenin somut bazı yansımalarını şöyle sıralayabiliriz;


    • --->: Peygamberimizi sevmek
      Onun Sünnetine Uymak

      Kişi sevdiğini her şeye tercih eder. Sevdiğine uymayı da başkalarına uymaya tercih eder. Aksi takdirde sevgisinde samimi değildir, kupkuru bir iddia içerisindedir. Resulullah'ı (s.a.v.) sevmek de Öna uymayı ve itaat etmeyi gerektirir. Zira peygamber Allah'ın temsilcisi, görevlisi ve elçisidir. Bu elçiyi sevmek göndereni sevmek, elçiye itaat etmek gönderene itaat etmektir. Resulullah'ı (s.a.v.) seven kişi O'nun (s.a.v.) sünnetini nefsinde uygular, tatbik eder. O'nun (s.a.v.) sözlerine, davranışlarına uyar. Emirlerine riayet eder, men ettiklerinden de kaçınır. Rahat, ferah ve mutluluk zamanlarında da; darlık, üzüntü ve keder anlarında da O'nun (s.a.v.) edebiyle edeplenir ve ahlakına uyarak hareket eder. Yüce Allah O'nu sevmeyi, kendisini sevmekle birlikte emretmiş, Allah'ı sevmenin gereği olarak, Peygamberi Muhammed Mustafa'yı sevmeyi ve O'na itaat etmeyi şöyle emretmiştir: "(Ey Muhammed) De ki; Allah'ı seviyorsanız bana uyun. Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah affeder ve merhamet eder. De ki: Allah'a ve peygambere itaat edin. Yüz çevirirlerse bilsinler ki, Allah inkar edenleri sevmez." (Âli İmrân, 3132, s. 53)Bu ayeti kerime Allah'ı sevdiğini iddia eden her kesin mutlaka Peygamber'e (s.a.v.) de itaat etmesinin gerekli olduğunu bildirmektedir.Allah'ı sevdiğini iddia edip de, Hz. Muhammed'in yolunda olmayan kişinin, Hz. Muhammed'in getirdiği dine, kanun ve nizamlara, O'nun bütün söz ve fiillerine uymadığı sürece iddiasında yalancı olduğunu belirten bir delildir. (İbni Kesir, a.g.e., c.l, s. 366) Bunu şu hadisi şerif de çok güzel ifade etmektedir: "Kim bizim istemediğimiz bir amel işliyorsa, o amel geçersizdir (reddedilir)." (Müslim, Kaza, s.1344, H.n.1718)İbni Ebi Rafi'den esulullah'm (s.a.v.) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Sizden birinizi koltuğuna yaslanmış bir vaziyette bulmayayım ki, Ona benim sünnetimden, emrettiğimden yada yasakladığımdan bir şey gelir de o şöyle der; Bilmiyorum. Biz Allah'ın kitabında bulduğumuz şeye tabi oluruz." (Ebu Davud, Sünen, Sünnet, c. 5, s. 12; Tirmizî, elCamiu'sSahih, İlim, c. 4, s.37)Peygamber Efendimiz Allah'ın sözcüsüydü. O'nun kitabını, emir ve tavsiyelerini, mesaj ve bilgilerini insanlara iletiyordu. Allah kendisine bazen açıklama, izah etme ve örnek verme görevi vermişken, bazen de tali ve ayrıntı kabilindeki meselelerde hükmü açıklama vazifesi yüklemişti.O, bu görevlerini yaparken zaten Yüce Allah'ın gözetimindeydi. Eğer bir eksiklik veya teknik yanlışlık olsaydı Allah kendisini mutlaka uyarırdı. Bu nedenle Hz. Muhammed'in söylediği her söz, yaptığı her davranış Allah'ın onayından geçmiş demektir. Aksi takdirde zaten uyarılmaya muhatap olurdu ki, bu da Allah'ın yol göstermesi emsinden kabul edilecektir. Sonuç olarak Peygamber Efendimizin her sözü ve emrinin Allah'tan gelmiş gibi düşünmek ve ona göre davranmak gerekmektedir.

      Karşı Gelmekten Sakınmak

      O'nun (s.a.v.) emrettiklerini ve Allah'tan alarak tebliğ ettiklerini, kendi nefsinin arzu ve isteklerine, canının çektiklerine tercih etmek gerekir, Bir kişi hem O'nu sevdiğini söylüyor ve hem de karşı geliyorsa yalancı olmaz mı? Peygamberi seven sevgilisinin isteğini, emirlerini, arzuların nasıl terk eder? Seven sevgilisine ters düşmeyi, ayrı kalarak muhalif durumuna düşmeyi asla kabul etmez. O, sevgilisinin gönlünü hoş tutmak için her arzusunu, her isteğini kendi arzusu ve isteğinden üstün tutarak ona itaat eder. O'nu kendi nefsine tercih eder. Yüce Allah bu hususta şöyle buyuruyor:"Daha önceden Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine hicret edip gelenleri severler; onlara verilenler karşısında içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler, Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onlan kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir." (Haşr, 9, s. 545) En-sar, Peygamberimize ve muhacirlere sevgilerinden dolayı cömert davranmış her şeylerini paylaşmışlar ve onlan kendilerine tercih etmişlerdi.
      Cabir bin Abdullah şöyle bir hadisi şerif naklediyor: "Kim Muhammed'e (s.a.v.) itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur. Kim de Muhammed'e (s.a.v.) karşı gelirse Allah'a karşı gelmiş olur." (Buharı, İ'tısam, c.8, s. 140)

      Adı Anıldığında Salavât Getirmek


      Peygamber Sevgisinin diğer bir alameti ve belirtisi de O'nu çokça hatırlamaktır. Kim birisini çok severse onu çok anar. Onunla görüşmeyi, buluşmayı çok ister. Zira seven sevgilisiyle buluşmaktan pek hoşlanır, Peygamberimizin adı anıldığında, O'nu seven kişi gönlündeki sevgi ve hürmetinden dolayı bir özlem, bir hasret duyar. O'nu görmeyi arzular. Bu hürmet, sevgi ve özlem Hz. Peygamber'e dua etmeyi, O'na salavat getirmeyi gerektirir. İsmi Şeriflerini duyan aşıklar gönlündeki sevdanın coşması sonucunda salavât getirirler. Bunu da şu ayetin emrine uyarak büyük bir içtenlikle ve coşkuyla söylerler."Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e çok salavât getirirler. Ey iman edenler! Siz de O'na salavât getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin." (Ahzab, 56, s. 425} Yüce Allah kendisine hamd etmeyi insanlara emrettiği gibi bu ayette de Peygamberine salavât getirmeyi, dua etmeyi, saygı ve hürmet göstermeyi emretmekte ve farz kılmaktadır. Süfyani Sevrî ve diğer bazı alimler, Allah'ın Peygambere salavâtı, rahmet etmek; meleklerin salavâtı ise istiğfarını istemek şeklinde açıklamışlardır. (Tirmizî, a.g.e., Vitir, c.2, s.356) Bazı alimler de, Allah'ın salavâtı, kulunun Şanını yüceltmek; meleklerin salavâtı ise hürmetlerini sunmaktır, demişlerdir.




  3. 03.Nisan.2012, 07:17
    2
    Üye



    • Peygamberi Sevmek Nasıl Olur?

      Allah Resulünü sevmek sadece "O'nu seviyorum" demekle olmaz.
      Her sevginin somut bazı belirlileri olduğu gibi Peygamber Efendimizi sevmenin de somut tezahürleri, belirtileri vardır. O'nu sevmenin bazı tezahürlerini bağrı yanık olanlardan, O'nun sevgisiyle tutuşanlardan öğrenmekteyiz: Said İbni Cübeyir'den (r.a.) rivayet edildiğine göre Ensardan adamın biri Re-sulullah'a (s.a.v.) gelerek şöyle dedi: "Ya Resulallah, sizi canımdan, ailemden (ehlimden) ve malımdan daha çok seviyorum.
      Sizi hatırladığım zaman duramıyorum ve sizi görmeye geliyorum. Ben sizin vefatınızı ve kendi vefatımı düşündüğümde şunu görüyorum: Siz cennete girdiğinizde Peygamberlerle birlikte yüksek makamlara çıkarılıyorsunuz. Ben ise cennete girdiğim zaman sizi göremeyeceğimden korkuyorum." Peygamber Efendimiz (s.a.v.) adamı cevapsız bıraktı. Bunun üzerine şu ayeti kerime nazil oldu: "Kim Allah'a ve Resul'e itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddıklar, şehid-ler ve salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır." (Nisa, 69, s.88)
      Resulullalı (s.a.v.) da adamı çağırdı ve bu ayeti kendisine okudu. (Zamanen, Keşşaf, d.s. 531; İbni Kesir, n.g.0. c.l, s.SSS; Kildi tyflz, a.g.e., cl, s.20. M. Yusuf hayatû'sSahabe, c.2, s.353)
      Peygamber sevgisiyle ilgili bir örnek de Hz. Ömer'in (r.a.) şu ifadeleridir: Resulullah bir gün Hz. Ömer (r.a.) ile sohbet ediyordu. Kendisine: "Ey Ömer, beni ne kadar seviyorsun?" diye sorunca, Hz. Ömer (r.a.) Resulullah'a (s.a.v.): "Siz bana nefsim hariç her şeyden daha sevimlisiniz." cevabını verdi. Resulullah (s.a.v.) kendisine: "Ben kişiye nefsinden daha sevimli olmadıkça iman etmiş olmaz." buyurdular. Hz. Ömer bunun üzerine biraz düşünür ve şu cevabı verir: "Kur'anı Kerim'i Sana indiren Allah'a yemin ederim ki, (şimdi) Sen bana nefsimden de daha sevimlisin ya Resulallah!" Resulullah bunun üzerine: "İşte şimdi oldu, ey Ömer!" (Kâdî İyâz, a.g.e., c.2, s.19) buyurdular.Adiyy Oğullarından Kasım naklediyor: "Uhud savaşında Enes b. Malik'in amcası Enes b. Nadr, Muhacir ve Ensardan bir grupla oturmakta olan Hz. Ömer (r.a.) ve Talha'mn (r.a.) yanına vardı ve :Neden (böyle şaşkın şaşkın) oturuyorsunuz? dedi.Allah Resulü Öldürüldü, dediler.Ondan sonra yaşamayı ne yapacaksınız? Allah Resulünün öldüğü dava uğrunda sizde ölün! dedi ve düşmana doğru ilerleyip şehid oluncaya kadaT savaştı. (M. Yusuf Kandehlevî, a.g.e., c.l, s. 452)Hz. Enes (r.a.) naklediyor: "Bir gün adamın biri Resu-lullah'a gelerek:"Kıyamet ne zaman ya Resulullah?"diye sordu. Resulullah (s.a.v.): "Kıyamet için sen ne hazırladın?" buyurunca; adam: "Kıyamet için ne çok namaz, ne çok oruç, nede çok sadaka hazırladım. Fakat ben Allah'ı ve Resulünü seviyorum." cevabını verdi. Resulullah kendisine:"Sen sevdiklerinle berabersin." buyurdular. (elKâdî İyâz, eşŞifâ, c.2, s.l920)Gelen a-dam farz ibadetlerinden başka diğer müslümanlar gibi nafile ibadetleri olmadığını üzülerek ifade etmişti. Fakat Peygamberimiz görevini yaptığı takdirde Allah ve Peygamber sevgisinin onu cennete taşımaya yeteceğini bildirmişti. Zaten sevgi, onlarla birlikte olması için kendisini iyiye, doğruya ve ibadete yönlendirmeye, dikkatini yoğunlaştırmaya yetecektir.Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyuruyor: "Yüce Allah'ı, sizi nimetleriyle beslediği için sevin. Beni, Yüce Allah'ı sevdiğiniz için sevin. Ehli Beytimi ise beni sevdiğiniz için sevin." (Suyutî, elCamiu'sSağir, Hds. No. 224) Resulullah (s.a.v.) başka bir defasında şöyle buyuruyor: "Allah'ın Peygamberi, kişiye çocuğundan, ana babasın dan, ve bütün insanlardan daha çok sevimli olmadıkça (tam manasıyla) iman etmiş olmaz." (Nesaî, Sünen, İman, c. 8, s.114115) Yani sizden biri Resulul-lah'ın (s.a.v.) rızasını ve arzusunu annesinin, babasının, çocuklarının ve diğer sevdiği insanların arzusuna tercih etmedikçe kamil manada iman etmiş olmaz. (Münavî, Feyzu'lKadir, c.6, s. 441)Hz. Enesin (r.a.) rivayet ettiğine göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyuruyor: "Allah ve O'nun Peygamberi kişiye her şeyden daha çok sevimli olmadıkça iman etmiş olmaz." (Buharı, İman, 10; Müslim, İman, c.l, s.6768, h.n. 6972) Ebu Rezin elUkaylî: "Ey Allah'ın Resulü, İman Nedir?" diye sorunca Resulullah (s.a.v.): "...Allah'ı ve O'nun Peygamberini her şeyden daha çok sevmendir. Kişiye ateşe atılmanın, kendisine şirke düşmekten daha sevimli olmasıdır." buyurdular. (Ahmet, Müsned, c.4, s.11) Peygamberimizi sevmenin somut bazı yansımalarını şöyle sıralayabiliriz;


    • --->: Peygamberimizi sevmek
      Onun Sünnetine Uymak

      Kişi sevdiğini her şeye tercih eder. Sevdiğine uymayı da başkalarına uymaya tercih eder. Aksi takdirde sevgisinde samimi değildir, kupkuru bir iddia içerisindedir. Resulullah'ı (s.a.v.) sevmek de Öna uymayı ve itaat etmeyi gerektirir. Zira peygamber Allah'ın temsilcisi, görevlisi ve elçisidir. Bu elçiyi sevmek göndereni sevmek, elçiye itaat etmek gönderene itaat etmektir. Resulullah'ı (s.a.v.) seven kişi O'nun (s.a.v.) sünnetini nefsinde uygular, tatbik eder. O'nun (s.a.v.) sözlerine, davranışlarına uyar. Emirlerine riayet eder, men ettiklerinden de kaçınır. Rahat, ferah ve mutluluk zamanlarında da; darlık, üzüntü ve keder anlarında da O'nun (s.a.v.) edebiyle edeplenir ve ahlakına uyarak hareket eder. Yüce Allah O'nu sevmeyi, kendisini sevmekle birlikte emretmiş, Allah'ı sevmenin gereği olarak, Peygamberi Muhammed Mustafa'yı sevmeyi ve O'na itaat etmeyi şöyle emretmiştir: "(Ey Muhammed) De ki; Allah'ı seviyorsanız bana uyun. Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah affeder ve merhamet eder. De ki: Allah'a ve peygambere itaat edin. Yüz çevirirlerse bilsinler ki, Allah inkar edenleri sevmez." (Âli İmrân, 3132, s. 53)Bu ayeti kerime Allah'ı sevdiğini iddia eden her kesin mutlaka Peygamber'e (s.a.v.) de itaat etmesinin gerekli olduğunu bildirmektedir.Allah'ı sevdiğini iddia edip de, Hz. Muhammed'in yolunda olmayan kişinin, Hz. Muhammed'in getirdiği dine, kanun ve nizamlara, O'nun bütün söz ve fiillerine uymadığı sürece iddiasında yalancı olduğunu belirten bir delildir. (İbni Kesir, a.g.e., c.l, s. 366) Bunu şu hadisi şerif de çok güzel ifade etmektedir: "Kim bizim istemediğimiz bir amel işliyorsa, o amel geçersizdir (reddedilir)." (Müslim, Kaza, s.1344, H.n.1718)İbni Ebi Rafi'den esulullah'm (s.a.v.) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Sizden birinizi koltuğuna yaslanmış bir vaziyette bulmayayım ki, Ona benim sünnetimden, emrettiğimden yada yasakladığımdan bir şey gelir de o şöyle der; Bilmiyorum. Biz Allah'ın kitabında bulduğumuz şeye tabi oluruz." (Ebu Davud, Sünen, Sünnet, c. 5, s. 12; Tirmizî, elCamiu'sSahih, İlim, c. 4, s.37)Peygamber Efendimiz Allah'ın sözcüsüydü. O'nun kitabını, emir ve tavsiyelerini, mesaj ve bilgilerini insanlara iletiyordu. Allah kendisine bazen açıklama, izah etme ve örnek verme görevi vermişken, bazen de tali ve ayrıntı kabilindeki meselelerde hükmü açıklama vazifesi yüklemişti.O, bu görevlerini yaparken zaten Yüce Allah'ın gözetimindeydi. Eğer bir eksiklik veya teknik yanlışlık olsaydı Allah kendisini mutlaka uyarırdı. Bu nedenle Hz. Muhammed'in söylediği her söz, yaptığı her davranış Allah'ın onayından geçmiş demektir. Aksi takdirde zaten uyarılmaya muhatap olurdu ki, bu da Allah'ın yol göstermesi emsinden kabul edilecektir. Sonuç olarak Peygamber Efendimizin her sözü ve emrinin Allah'tan gelmiş gibi düşünmek ve ona göre davranmak gerekmektedir.

      Karşı Gelmekten Sakınmak

      O'nun (s.a.v.) emrettiklerini ve Allah'tan alarak tebliğ ettiklerini, kendi nefsinin arzu ve isteklerine, canının çektiklerine tercih etmek gerekir, Bir kişi hem O'nu sevdiğini söylüyor ve hem de karşı geliyorsa yalancı olmaz mı? Peygamberi seven sevgilisinin isteğini, emirlerini, arzuların nasıl terk eder? Seven sevgilisine ters düşmeyi, ayrı kalarak muhalif durumuna düşmeyi asla kabul etmez. O, sevgilisinin gönlünü hoş tutmak için her arzusunu, her isteğini kendi arzusu ve isteğinden üstün tutarak ona itaat eder. O'nu kendi nefsine tercih eder. Yüce Allah bu hususta şöyle buyuruyor:"Daha önceden Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine hicret edip gelenleri severler; onlara verilenler karşısında içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler, Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onlan kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir." (Haşr, 9, s. 545) En-sar, Peygamberimize ve muhacirlere sevgilerinden dolayı cömert davranmış her şeylerini paylaşmışlar ve onlan kendilerine tercih etmişlerdi.
      Cabir bin Abdullah şöyle bir hadisi şerif naklediyor: "Kim Muhammed'e (s.a.v.) itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur. Kim de Muhammed'e (s.a.v.) karşı gelirse Allah'a karşı gelmiş olur." (Buharı, İ'tısam, c.8, s. 140)

      Adı Anıldığında Salavât Getirmek


      Peygamber Sevgisinin diğer bir alameti ve belirtisi de O'nu çokça hatırlamaktır. Kim birisini çok severse onu çok anar. Onunla görüşmeyi, buluşmayı çok ister. Zira seven sevgilisiyle buluşmaktan pek hoşlanır, Peygamberimizin adı anıldığında, O'nu seven kişi gönlündeki sevgi ve hürmetinden dolayı bir özlem, bir hasret duyar. O'nu görmeyi arzular. Bu hürmet, sevgi ve özlem Hz. Peygamber'e dua etmeyi, O'na salavat getirmeyi gerektirir. İsmi Şeriflerini duyan aşıklar gönlündeki sevdanın coşması sonucunda salavât getirirler. Bunu da şu ayetin emrine uyarak büyük bir içtenlikle ve coşkuyla söylerler."Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e çok salavât getirirler. Ey iman edenler! Siz de O'na salavât getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin." (Ahzab, 56, s. 425} Yüce Allah kendisine hamd etmeyi insanlara emrettiği gibi bu ayette de Peygamberine salavât getirmeyi, dua etmeyi, saygı ve hürmet göstermeyi emretmekte ve farz kılmaktadır. Süfyani Sevrî ve diğer bazı alimler, Allah'ın Peygambere salavâtı, rahmet etmek; meleklerin salavâtı ise istiğfarını istemek şeklinde açıklamışlardır. (Tirmizî, a.g.e., Vitir, c.2, s.356) Bazı alimler de, Allah'ın salavâtı, kulunun Şanını yüceltmek; meleklerin salavâtı ise hürmetlerini sunmaktır, demişlerdir.







+ Yorum Gönder