Konusunu Oylayın.: Kötülüklere karşı tavrımız nasıl olmalıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kötülüklere karşı tavrımız nasıl olmalıdır?
  1. 14.Mart.2012, 12:10
    1
    Misafir

    Kötülüklere karşı tavrımız nasıl olmalıdır?

  2. 14.Mart.2012, 12:17
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Kötülüklere karşı tavrımız nasıl olmalıdır?




    Ebu Said el-Hudri radıyallahu anhın rivayet ettiği meşhur hadiste Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, kötülüklere karşı nasıl bir tavır takınacağımızı ve takınacağımız tavrın bizi Allah katında hangi noktaya götüreceğini belirlemektedir:
    ‘Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin. Eliyle değiştirmeye gücü yetmeyen diliyle değiştirsin. Ona da gücü yetmeyen ise kalbiyle onu değiştirsin. Bu ise imanın en zayıf noktasıdır.’
    Hadis şu hususları tescil etmektedir:
    1- Mü’min, kötülüklere karşı engel olma görevi ile görevlidir. Bu, bir ihtiyari görev değildir. Çünkü hadis, imanda bir seviye tayini yapmaktadır. İhtiyari olan bir konu, imanla bağlantılı hâle gelmez. Kötülük ise Allah Teâlâ’nın rızasına aykırı olan her şeyin adıdır.
    2- Mü’min, kötülüğe karşı tepki gösterirken belli bir siyaset izlemek durumunda olacaktır. Ortadaki kötülükten daha vahim bir sonucu doğuracak tutumlar içinde olması beklenemez, yapması doğru da olmaz. Buna göre eliyle müdahale etme imkânı olan eliyle müdahale eder. Elle müdahale etmek, güç kullanmak olarak anlaşılabilir. Güç kullanmanın, sonuçları bakımından kazandırıcı olmayacağı veya mü’mini tehlikeye atacağı zamanlarda, bir ikinci seçeneğe, dille müdahaleye geçilebilir.
    3- Dille müdahale, sözlü, yazılı veya benzeri bir metodu yansıtmaktadır. Bu da bir başarıdır. Çünkü esas olan kötülüğün engellenmesidir. Bu engelleme dille sağlanmışsa gereken yapılmış demektir. Bu da mü’mini iman açısından uygun seviyelerde tutmaktadır.
    4- Dille müdahale edilmemesi durumunda ortaya şöyle bir sonuç çıkmaktadır:
    Mü’min, her ne kadar kendisi aynısını yapmıyorsa da engellemeye çalışmadığı o kötülüğe karşı bir benimseme içindedir. Bu benimseme yoksa o zaman mü’min, kötülüğün gemiye vereceği zarar konusunda şuursuzdur. İki durumda da iman davasına karşı desteksiz kalma, görev almama tavrı vardır. Böyle bir tavır, iman açısından tehlikeli bir noktada durmaktır. Mü’minin, kalbiyle tepki göstermesi yani işlenen kötülüğe karşı içinden bir nefret beslemesi henüz imanın tamamen kaybolmadığını gösterir. Hadiste de bu açıdan bakılarak imanın en zayıf seviyesi olarak kalple tepki gösterme seviyesi gösterilmiştir.

    Nureddin yıldız


  3. 14.Mart.2012, 12:17
    2
    Moderatör



    Ebu Said el-Hudri radıyallahu anhın rivayet ettiği meşhur hadiste Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, kötülüklere karşı nasıl bir tavır takınacağımızı ve takınacağımız tavrın bizi Allah katında hangi noktaya götüreceğini belirlemektedir:
    ‘Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin. Eliyle değiştirmeye gücü yetmeyen diliyle değiştirsin. Ona da gücü yetmeyen ise kalbiyle onu değiştirsin. Bu ise imanın en zayıf noktasıdır.’
    Hadis şu hususları tescil etmektedir:
    1- Mü’min, kötülüklere karşı engel olma görevi ile görevlidir. Bu, bir ihtiyari görev değildir. Çünkü hadis, imanda bir seviye tayini yapmaktadır. İhtiyari olan bir konu, imanla bağlantılı hâle gelmez. Kötülük ise Allah Teâlâ’nın rızasına aykırı olan her şeyin adıdır.
    2- Mü’min, kötülüğe karşı tepki gösterirken belli bir siyaset izlemek durumunda olacaktır. Ortadaki kötülükten daha vahim bir sonucu doğuracak tutumlar içinde olması beklenemez, yapması doğru da olmaz. Buna göre eliyle müdahale etme imkânı olan eliyle müdahale eder. Elle müdahale etmek, güç kullanmak olarak anlaşılabilir. Güç kullanmanın, sonuçları bakımından kazandırıcı olmayacağı veya mü’mini tehlikeye atacağı zamanlarda, bir ikinci seçeneğe, dille müdahaleye geçilebilir.
    3- Dille müdahale, sözlü, yazılı veya benzeri bir metodu yansıtmaktadır. Bu da bir başarıdır. Çünkü esas olan kötülüğün engellenmesidir. Bu engelleme dille sağlanmışsa gereken yapılmış demektir. Bu da mü’mini iman açısından uygun seviyelerde tutmaktadır.
    4- Dille müdahale edilmemesi durumunda ortaya şöyle bir sonuç çıkmaktadır:
    Mü’min, her ne kadar kendisi aynısını yapmıyorsa da engellemeye çalışmadığı o kötülüğe karşı bir benimseme içindedir. Bu benimseme yoksa o zaman mü’min, kötülüğün gemiye vereceği zarar konusunda şuursuzdur. İki durumda da iman davasına karşı desteksiz kalma, görev almama tavrı vardır. Böyle bir tavır, iman açısından tehlikeli bir noktada durmaktır. Mü’minin, kalbiyle tepki göstermesi yani işlenen kötülüğe karşı içinden bir nefret beslemesi henüz imanın tamamen kaybolmadığını gösterir. Hadiste de bu açıdan bakılarak imanın en zayıf seviyesi olarak kalple tepki gösterme seviyesi gösterilmiştir.

    Nureddin yıldız





+ Yorum Gönder