Konusunu Oylayın.: İmtihan yumağı içindemiyiz

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İmtihan yumağı içindemiyiz
  1. 14.Mart.2012, 12:02
    1
    Misafir

    İmtihan yumağı içindemiyiz






    İmtihan yumağı içindemiyiz Mumsema İmtihan yumağı içindemiyiz


  2. 14.Mart.2012, 12:02
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 30.Mart.2012, 10:01
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: İmtihan yumağı içindemiyiz




    Cennette yaratılmış bir babanın dünyadaki çocuklarıyız. Geçici bir sürede imtihan edilmek için burada bırakıldık. Babamızın imtihanı, bulunduğu cennette başlamıştı. Onun başını çektiği bir imtihan ipine biz de takıldık, gidiyoruz. Bize sunulan ve sunulmayan ne varsa tamamında imtihan karakteri vardır. Biz hissetsek de hissetmesek de gözlemlediklerimiz veya uzağımızda kalanlar dahil olmak üzere her şey bizim için, bizim sınanmamız içindir. Kur’an, bize bu imtihanı defalarca hatırlatmakta, yarın özür beyan etme gerekçelerimizi kaldırmaktadır.
    Babamızın imtihanındaki düşmanı İblis’ti. Onunla olan imtihanda babamız da kaybetti, İblis de. Babamız Âdem aleyhisselam neticede cennetten çıkarıldı. İblis de şeytan oldu. Şimdi yerkürede cennetten çıkarılmış babanın çocukları olarak, babamızı suça teşvik eden düşmanla karşı karşıyayız. Babamızın orada kaybettiği imtihanı, bizim burada kazanmamız gerekiyor. Allah’a kulluk görevlerimizi yaptırmamak için binbir hilesiyle bize saldıran şeytana karşı uyanık bulunup imtihan kazanmaktan başka çaremiz yoktur.
    Bu imtihanın belki de en çetin yönü, göremediğimiz ama onun bizi görebildiği bir düşmana karşı kendimizi korumak zorunda oluşumuzdur. Bir de biz onunla karşı karşıya geldiğimizde ilk defa bir düşmanla yüzleşmiş oluyoruz. O ise, ilk insandan beri, yaratılan her insanla uğraşan, insan sayısı kadar deneyimi olan bir düşman. O tecrübeli, biz acemiyiz.
    Düşmanımızla bizim aramızda öyle bir ağ kurulmuş ki, onu en mübarek yerden en kötü yere kadar, insan olarak bulunduğumuz her yerde görebiliriz. Kâbe’de tavaf ederken orada yanı başındadır. Oraya uygun ve seni orada batıracak cazip tekliflerle yanı başındadır.
    Evinde otururken yanı başındadır. Eve uygun hilelerle sana sırıtır durur. İş yerinde isen o da orada elinde teklif dosyasıyla bekler. En kötü yerde kazara bulunsan o zaten oradan biri gibi karşılar seni. Onun camisi veya meyhanesi olmaz. Her yer onun için uygun yerdir. Su kadar hareketli, çelik kadar serttir. Onu aramaya kalkmak, aldanmanın ilk basamağı gibidir. O yanı başında, masanın önünde, yastığının kenarında, çantanda, damarlarında, sofranda, kaşığının ucundadır. Senin bulunmak zorunda olduğun her yerdedir.
    Yalnız büyük bir gerçek önümüzde güneş gibi umut saçmaktadır:
    Onun galibiyeti kesin değildir. Her insanı mağlup edemeyecektir. Her insana saldıracak ama ihlaslı olmayan kulları yenebilecektir. Onun Allah ile olan sözleşmesinde, ihlaslı kullar hariç maddesi ezelden konmuştur. Samimi bir kulluk gayretinde olanlar için düşmana karşı en büyük tahkim yapılmış demektir, biiznillah.
    O, ilk ve en eski düşmandır. Cennetten kovduran, fâni dünyaya taptıran odur. Damarlarımızda dolaşıyor, uzakta değildir. İlk insandan beri çalışıyor, deneyimlidir. Korsan değildir, Allah’ın izni ile iş yapıyor. Yapacağı iş için çok küçük bir ipucu ona yeter; sızdı mı girdi demektir. Gitsin demekle hiç gitmez, onu besleyen mikropları defetmek gerekir.

    Nureddin yıldız


  4. 30.Mart.2012, 10:01
    2
    Moderatör



    Cennette yaratılmış bir babanın dünyadaki çocuklarıyız. Geçici bir sürede imtihan edilmek için burada bırakıldık. Babamızın imtihanı, bulunduğu cennette başlamıştı. Onun başını çektiği bir imtihan ipine biz de takıldık, gidiyoruz. Bize sunulan ve sunulmayan ne varsa tamamında imtihan karakteri vardır. Biz hissetsek de hissetmesek de gözlemlediklerimiz veya uzağımızda kalanlar dahil olmak üzere her şey bizim için, bizim sınanmamız içindir. Kur’an, bize bu imtihanı defalarca hatırlatmakta, yarın özür beyan etme gerekçelerimizi kaldırmaktadır.
    Babamızın imtihanındaki düşmanı İblis’ti. Onunla olan imtihanda babamız da kaybetti, İblis de. Babamız Âdem aleyhisselam neticede cennetten çıkarıldı. İblis de şeytan oldu. Şimdi yerkürede cennetten çıkarılmış babanın çocukları olarak, babamızı suça teşvik eden düşmanla karşı karşıyayız. Babamızın orada kaybettiği imtihanı, bizim burada kazanmamız gerekiyor. Allah’a kulluk görevlerimizi yaptırmamak için binbir hilesiyle bize saldıran şeytana karşı uyanık bulunup imtihan kazanmaktan başka çaremiz yoktur.
    Bu imtihanın belki de en çetin yönü, göremediğimiz ama onun bizi görebildiği bir düşmana karşı kendimizi korumak zorunda oluşumuzdur. Bir de biz onunla karşı karşıya geldiğimizde ilk defa bir düşmanla yüzleşmiş oluyoruz. O ise, ilk insandan beri, yaratılan her insanla uğraşan, insan sayısı kadar deneyimi olan bir düşman. O tecrübeli, biz acemiyiz.
    Düşmanımızla bizim aramızda öyle bir ağ kurulmuş ki, onu en mübarek yerden en kötü yere kadar, insan olarak bulunduğumuz her yerde görebiliriz. Kâbe’de tavaf ederken orada yanı başındadır. Oraya uygun ve seni orada batıracak cazip tekliflerle yanı başındadır.
    Evinde otururken yanı başındadır. Eve uygun hilelerle sana sırıtır durur. İş yerinde isen o da orada elinde teklif dosyasıyla bekler. En kötü yerde kazara bulunsan o zaten oradan biri gibi karşılar seni. Onun camisi veya meyhanesi olmaz. Her yer onun için uygun yerdir. Su kadar hareketli, çelik kadar serttir. Onu aramaya kalkmak, aldanmanın ilk basamağı gibidir. O yanı başında, masanın önünde, yastığının kenarında, çantanda, damarlarında, sofranda, kaşığının ucundadır. Senin bulunmak zorunda olduğun her yerdedir.
    Yalnız büyük bir gerçek önümüzde güneş gibi umut saçmaktadır:
    Onun galibiyeti kesin değildir. Her insanı mağlup edemeyecektir. Her insana saldıracak ama ihlaslı olmayan kulları yenebilecektir. Onun Allah ile olan sözleşmesinde, ihlaslı kullar hariç maddesi ezelden konmuştur. Samimi bir kulluk gayretinde olanlar için düşmana karşı en büyük tahkim yapılmış demektir, biiznillah.
    O, ilk ve en eski düşmandır. Cennetten kovduran, fâni dünyaya taptıran odur. Damarlarımızda dolaşıyor, uzakta değildir. İlk insandan beri çalışıyor, deneyimlidir. Korsan değildir, Allah’ın izni ile iş yapıyor. Yapacağı iş için çok küçük bir ipucu ona yeter; sızdı mı girdi demektir. Gitsin demekle hiç gitmez, onu besleyen mikropları defetmek gerekir.

    Nureddin yıldız





+ Yorum Gönder