Konusunu Oylayın.: Şeytan Nasıl besleniyor?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Şeytan Nasıl besleniyor?
  1. 14.Mart.2012, 12:01
    1
    Misafir

    Şeytan Nasıl besleniyor?

  2. 14.Mart.2012, 12:14
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Şeytan Nasıl besleniyor?




    Bataklığı kurutmak isteyenler için, şeytanın mikrop üretme taktikleri:
    Onun, insandaki en önemli menfezi şehvetlerdir.
    Bilhassa cinsî şehvetlerimiz, yeme içme düşkünlüğümüz ona hareket verir. Bunun için Rabbimiz “zinaya yaklaşmayın” diyor. Zinaya giden yollar ne kadar çoğalırsa o, o kadar iğvasında başarılı olmuş demektir. Bunun için, gözün de elin de zinası var deniyor. Bunun için oburca yemek tenkit ediliyor, oruç emrediliyor. Şeytanla uğraşmak zordur ama onun tuzağıyla uğraşmak o kadar zor değildir. Kadınlı erkekli bir toplantıya katılmamayı emreden şeriatımızın maksadını anlamış olsaydık, şeytanın birçok hilesini çözmüş olurduk. Sevgili Peygamber aleyhisselam efendimizin, sofradan aç kalkmayı tavsiye eden öğüdüne uyabilseydik, şeytana giden bir sürü menfezi tıkamış olurduk.
    Sinirli insanlara hayrandır.
    Onları daha çabuk ve daha kolay batırır. Sabrı, yumuşaklığı ve sinirlenince abdest almayı emreden Peygamber aleyhisselam efendimiz, bize bataklığın nasıl kurutulabileceğini öğretmişti.
    İnsanlardaki hırs ve haset onun yakıtıdır.
    Hırs da haset de bizim listemizde bulunmamalıdır. Kanaati bir hazine olarak görmeli, Rabbimizin kısmetine rıza göstermeliyiz.
    Acelecilik onun karakteridir.
    Bunun için de dinimiz bize şu kuralı koydu: ‘Olgun hareket etmek Allah’tan, acelecilik şeytandandır.’
    Müslüman bir insan, kadere inandığı hâlde cimrilik eder ve fakirlik korkusu ile gözü kararırsa şeytan ondan pek hoşlanır.
    Körü körüne taassupçuluk ona davetiyedir.
    Hayır! Haktan yanayız. Hak bizim aleyhimize bile olsa tavrımız haktan tarafadır.
    Suizan onun kuluçkası olur.
    Belgesiz, kati bilgisiz konuşmak yoktur. Asıl olan temiz olmaktır. Kir sonradan bulaşır.
    Bid’at reklamcısıdır.
    Bunun için iki rekat sünnet bir namazı kılmaya üşenen nice Müslüman insanlar, aslı olmayan filan gece namazını hiç kaçırmazlar. Din, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin bıraktığı kadar ve bıraktığı şekildedir. Fazlası ve eksiği yanlıştır. Bunun için, cihad mertebesindeki faaliyetlere bir türlü vakit ve imkân bulamayanların, yeni bir isim etrafında toplantılara iştiyakla katılmalarındaki sırrı araştırmaya gerek olmadan dahi kavrayabiliriz.
    İbadet bile olsa yapılan dengesizlikler, aşırılıklar, onun hesabına çalışır.
    ‘Öncelikli’ ile ‘önemliyi’ karıştırmak onun işine gelir.
    “Sonra” sözü, en kutsal sözüdür.
    Her şeyi vaktinde yapmayı prensip edinmek ona karşı iyi bir savunmadır.
    İyi bir şüphecidir.
    Kuru tenkitten pek memnun olur.
    Cehaletten, ayet ve hadis bilmemekten ziyadesiyle duygulanır.
    ‘Beşikten mezara kadar ilim tahsil etmemiz’ neden emredildi ki bize?
    Cemaati olmadan yaşayanlar, onun elde bir saydığı kimselerdir.
    Yalnız koyun, kurdun ilk yemidir. İyi veya kötü, Kur’an ve hadisi rehber edinmiş, kişilerin putlaştırılmadığı bir cemaatin içinde bulunacak ve o bulunmanın bedeli ne ise onu ödemekten çekinmeyeceğiz.
    Bir umudu kırık görmesin, peşine düşer.
    Allah ile beraber olup mağlup olmak yoktur. Allah’ın rahmetinden olsa olsa kâfirler umut keser. Hastalık, fakirlik, sıkıntılar, baskılar, çaresizlikler, hiçbiri Allah’ın muhafazası dışında kaldığımızı göstermez. Bugün olmayan yarın olur. Veya ne zaman olursa o zaman uygundur. Biz üzerimize düşeni yapar, gerisini Rabbimizden bekleriz. Şeytanın oltasına takılmamanın en belirgin yolu budur.
    Din namına yapılan derin tartışmaların düşkünüdür.
    Hâlbuki din, tartışmak için değildir. Din tartışılmaz, yaşanır. İyi niyetle dahi olsa, iman ettikleri dinlerini uluorta tartışanlar adeta ‘Al beni.’ demiş olurlar ona. Öğrenme kılıklı da olsa, tartışmak sakıncalıdır.
    Övülmekten hoşlananlar, bir yaptığını bin anlatanlar, sinsi tevazu ifadeleri, uyuşukluk, özür beyancılığı, “ben” eksenli bir anlayış, onun telkinlerindendir.
    Tevazu ile yaşamak; şeytana karşı korunmuş olmak, Allah’ın rızasına yakın durmaktır. Zillete düşmemek kaydıyla, mütevazı bir hayat yaşamak, mü’minlere karşı alçak gönüllü olmak, dinimizin bizden istediği yaşam ölçüsüdür.

    Nureddin yıldız.


  3. 14.Mart.2012, 12:14
    2
    Moderatör



    Bataklığı kurutmak isteyenler için, şeytanın mikrop üretme taktikleri:
    Onun, insandaki en önemli menfezi şehvetlerdir.
    Bilhassa cinsî şehvetlerimiz, yeme içme düşkünlüğümüz ona hareket verir. Bunun için Rabbimiz “zinaya yaklaşmayın” diyor. Zinaya giden yollar ne kadar çoğalırsa o, o kadar iğvasında başarılı olmuş demektir. Bunun için, gözün de elin de zinası var deniyor. Bunun için oburca yemek tenkit ediliyor, oruç emrediliyor. Şeytanla uğraşmak zordur ama onun tuzağıyla uğraşmak o kadar zor değildir. Kadınlı erkekli bir toplantıya katılmamayı emreden şeriatımızın maksadını anlamış olsaydık, şeytanın birçok hilesini çözmüş olurduk. Sevgili Peygamber aleyhisselam efendimizin, sofradan aç kalkmayı tavsiye eden öğüdüne uyabilseydik, şeytana giden bir sürü menfezi tıkamış olurduk.
    Sinirli insanlara hayrandır.
    Onları daha çabuk ve daha kolay batırır. Sabrı, yumuşaklığı ve sinirlenince abdest almayı emreden Peygamber aleyhisselam efendimiz, bize bataklığın nasıl kurutulabileceğini öğretmişti.
    İnsanlardaki hırs ve haset onun yakıtıdır.
    Hırs da haset de bizim listemizde bulunmamalıdır. Kanaati bir hazine olarak görmeli, Rabbimizin kısmetine rıza göstermeliyiz.
    Acelecilik onun karakteridir.
    Bunun için de dinimiz bize şu kuralı koydu: ‘Olgun hareket etmek Allah’tan, acelecilik şeytandandır.’
    Müslüman bir insan, kadere inandığı hâlde cimrilik eder ve fakirlik korkusu ile gözü kararırsa şeytan ondan pek hoşlanır.
    Körü körüne taassupçuluk ona davetiyedir.
    Hayır! Haktan yanayız. Hak bizim aleyhimize bile olsa tavrımız haktan tarafadır.
    Suizan onun kuluçkası olur.
    Belgesiz, kati bilgisiz konuşmak yoktur. Asıl olan temiz olmaktır. Kir sonradan bulaşır.
    Bid’at reklamcısıdır.
    Bunun için iki rekat sünnet bir namazı kılmaya üşenen nice Müslüman insanlar, aslı olmayan filan gece namazını hiç kaçırmazlar. Din, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin bıraktığı kadar ve bıraktığı şekildedir. Fazlası ve eksiği yanlıştır. Bunun için, cihad mertebesindeki faaliyetlere bir türlü vakit ve imkân bulamayanların, yeni bir isim etrafında toplantılara iştiyakla katılmalarındaki sırrı araştırmaya gerek olmadan dahi kavrayabiliriz.
    İbadet bile olsa yapılan dengesizlikler, aşırılıklar, onun hesabına çalışır.
    ‘Öncelikli’ ile ‘önemliyi’ karıştırmak onun işine gelir.
    “Sonra” sözü, en kutsal sözüdür.
    Her şeyi vaktinde yapmayı prensip edinmek ona karşı iyi bir savunmadır.
    İyi bir şüphecidir.
    Kuru tenkitten pek memnun olur.
    Cehaletten, ayet ve hadis bilmemekten ziyadesiyle duygulanır.
    ‘Beşikten mezara kadar ilim tahsil etmemiz’ neden emredildi ki bize?
    Cemaati olmadan yaşayanlar, onun elde bir saydığı kimselerdir.
    Yalnız koyun, kurdun ilk yemidir. İyi veya kötü, Kur’an ve hadisi rehber edinmiş, kişilerin putlaştırılmadığı bir cemaatin içinde bulunacak ve o bulunmanın bedeli ne ise onu ödemekten çekinmeyeceğiz.
    Bir umudu kırık görmesin, peşine düşer.
    Allah ile beraber olup mağlup olmak yoktur. Allah’ın rahmetinden olsa olsa kâfirler umut keser. Hastalık, fakirlik, sıkıntılar, baskılar, çaresizlikler, hiçbiri Allah’ın muhafazası dışında kaldığımızı göstermez. Bugün olmayan yarın olur. Veya ne zaman olursa o zaman uygundur. Biz üzerimize düşeni yapar, gerisini Rabbimizden bekleriz. Şeytanın oltasına takılmamanın en belirgin yolu budur.
    Din namına yapılan derin tartışmaların düşkünüdür.
    Hâlbuki din, tartışmak için değildir. Din tartışılmaz, yaşanır. İyi niyetle dahi olsa, iman ettikleri dinlerini uluorta tartışanlar adeta ‘Al beni.’ demiş olurlar ona. Öğrenme kılıklı da olsa, tartışmak sakıncalıdır.
    Övülmekten hoşlananlar, bir yaptığını bin anlatanlar, sinsi tevazu ifadeleri, uyuşukluk, özür beyancılığı, “ben” eksenli bir anlayış, onun telkinlerindendir.
    Tevazu ile yaşamak; şeytana karşı korunmuş olmak, Allah’ın rızasına yakın durmaktır. Zillete düşmemek kaydıyla, mütevazı bir hayat yaşamak, mü’minlere karşı alçak gönüllü olmak, dinimizin bizden istediği yaşam ölçüsüdür.

    Nureddin yıldız.





+ Yorum Gönder