Konusunu Oylayın.: Hz. Asiye Validemizi Unutulmaz Kılan Neydi?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hz. Asiye Validemizi Unutulmaz Kılan Neydi?
  1. 14.Mart.2012, 08:29
    1
    Misafir

    Hz. Asiye Validemizi Unutulmaz Kılan Neydi?






    Hz. Asiye Validemizi Unutulmaz Kılan Neydi? Mumsema Hz. Asiye Validemizi Unutulmaz Kılan Neydi?


  2. 14.Mart.2012, 08:29
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 15.Mart.2012, 03:11
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Hz. Asiye Validemizi Unutulmaz Kılan Neydi?




    Hz. Asiye Validemizi Unutulmaz Kılan Neydi?

    Hani beyaz örtüler bürüdüğünde kainatı karlarınarasından çıkar ya bir muştu gibi kardelen…..
    Hani simsiyah bataklık örmüşken suların yüzünü umut gibi çıkar ya nilüfer….İşte Asiye’de kardelen gibi nilüfer gibi umut olmuştu da Musa’sı için doğmuştu Firavun’un kara sarayına.Asiye Firavun’un sarayında tek başına bir ümmetti.Bu yüzden alemlerin Rabbi; Musa’yı onun ellerine lutfetti.Firavun gibi zalim ve İlahlık iddisaında bulunan bir hükümdarın zevcesiyken aktı paktı…Firavun
    Asiye’yi beğenip zorla evlenmişti.Lakin O ne
    Firavun’un batıl inancıyla nede beşeri arzusuyla
    kirlenmemişti. Rabbi onunla Firavun’un arasına
    şeytanı koyuyor Firavun onu zevcesi zannediyor
    Asiye ise Onun sarayında bakire geziniyordu.Firavun’un
    tüm zalimliklerine sabrediyordu…..
    Firavun’un gördüğü rüyanın yorumundan
    ötürü zalimce bir karar alınmış tüm erkek doğan
    bebeklerin ölüm fermanı verilmişti.Yeni doğum yapmış
    bir kadın firavun korkusundan dolayı bebeğinden
    yine bebeğinin yaşamı için vazgeçerken
    Nil nehrine Rabbinin himayesine teslim eder bebeğini.
    Gelecekte Allah’ın peygamberi olacak Firavun’un
    saltanatını bitirecek İmran oğlu Musa idi bu
    bebek.Asiye Nil’in kendisine getirdiği Musa’sına
    Firavun’un zalimliklerinden koruma vazifesinide
    üstlenip bir peygamberin Firavun’un sarayında büyümesi
    için emek gösteriyordu.Kelamullah olan
    Hz.Musa’nın maddi manevi bakımını yapıyor bir
    bahçıvan gibi o tebliğ çınarını büyütüyordu.Kimbilir
    belki Musa için Firavun’un sarayına tayin edilmişti….
    Musa peygemberlik makamına vardığında
    zalim bir zevcenin yanında ak kalabilen bu kadın
    onun tebliğine de ilk iman edenlerden olmuştu.İslamın
    nuruyla aklığına paklığına bir de şimdi islam
    nuru eklenmişti.
    Firavun zalimliklerine doymuyor halkına
    zulum ediyor inkarına devam ediyordu.İnkarcılığı
    okadar ileri gitmişti ki artık kendine “ilahların
    ilahı”ismini takmıştı.Asiye ilahlık iddiasında bulunan
    zevcesinden gizli sarayda alemlerin Rabbi tek
    olan Allah’a ibadetlerini yapıyor yalnızca ona şükrediyor
    ve yalnızca Ondan lutuf bekliyordu.Rabbisini
    inkarcı kocasına rağmen her an anıyor andıkça
    Firavun’un ezalarından sıkılan yüreciğine huzur
    geliyordu.
    Hz.Musa’nın sarayı terk edişiyle Asiye sarayda
    inkarcıların Allah’a eş koşanların arasında
    yalnız kalmıştı.Zalim bir hükümdar ve zalim hükümdarın
    batıl inançları arasında tek başına kalmıştı.
    Lakin o tüm eza ve cefalara rağmen
    korkmuyordu “Rabbim alemleri yaratan Allah’tır”diyordu
    tüm tevekkülü ile…..
    İnançsızların batının peşinden koşanların
    arasında daha fazla saklayamadı imanını….Firavun
    iman ettiği için zevcesi Asiye’yi işkence ile
    ölüm cezasına çarptırdı.İmanın dan dönmesi ilah
    olarak “ilahım firavun “demesi halinde yaşamasına
    izin verecekti . Lakin Asiyenin mübarek dudaklarından
    yalnızca “şehadet ederim ki Allah’tan başka
    ilah yoktur yine şehadet ederimki Musa onun peygamberidir”
    sözleri dökülüyordu.Bu sözleri duyan
    Firavun ise iyice sinirleniyor el ve ayaklarından
    demir çivilere çaktırdığı Asiye’nin göğsüne değirmen
    taşları koydurtarak işkencesinin dozunu arttırıyordu.
    Asiye son nefesinde dahi imanına öylesine
    sahip çıkıyordu ki can havliyle dahi eşi Firavun’un
    “imanından vazgeç canını bağışlayayım”teklifini
    reddediyordu.Asiye eza ve işkencelere maruz bırakılarak
    şehadet şerbetini içmişti….
    Hiç şüphesiz ki adil olan Allah kimsenin sabrını,
    fedakarlık ve tahammülünü karşılıksız bırakmaz.
    Bu alemde sabredenler her türlü zorluklara
    tahammül gösterenler cennetle müjdelenmekle
    kalmayacak sabrının derinliği,zorluğu nispetinde
    de yükseleceklerdir.
    Firavun’un yalnızca zalimliklerine değil işkencelerine
    dahi sabır gösteren Hz.Asiye validemiz
    ;gösterdiği sabrı ve tahammülüyle alemler
    efendisi peygamberimizin övgüsüne mazhar olmuştur.
    Sevgili peygamberimiz bir hadisinde ““Cennet
    kadınlarının en iyisi şu dördüdür:Firavun’un
    karısı Asiye,İmran kızı Meryem,Huveyled kızı Hatice
    ve Muhammed (s.a.a) kızı Fatıma.Bunların en
    üstünüyse Fatıma’dır”buyurmuştur.Asiye validemiz
    zevcesi Firavun’un tüm ezalarına sabrederek cennet
    hanımlarının en iyisi makamına çıkmıştır.
    Acaba biz mümine kadınlar mümin eşlere
    sahip olduğumuz halde ibadetlerimizi ne derece
    yerine getirebiliyoruz ?
    Mümine bir kadın olduğu halde ilahlık iddiasında
    bulunan eşinden gizlice ibadetlerini yapmaya
    çalışan Hz.Asiye validemizin tevekkülüne ve sabrına
    sahipmiyiz ?


  4. 15.Mart.2012, 03:11
    2
    Özel Üye



    Hz. Asiye Validemizi Unutulmaz Kılan Neydi?

    Hani beyaz örtüler bürüdüğünde kainatı karlarınarasından çıkar ya bir muştu gibi kardelen…..
    Hani simsiyah bataklık örmüşken suların yüzünü umut gibi çıkar ya nilüfer….İşte Asiye’de kardelen gibi nilüfer gibi umut olmuştu da Musa’sı için doğmuştu Firavun’un kara sarayına.Asiye Firavun’un sarayında tek başına bir ümmetti.Bu yüzden alemlerin Rabbi; Musa’yı onun ellerine lutfetti.Firavun gibi zalim ve İlahlık iddisaında bulunan bir hükümdarın zevcesiyken aktı paktı…Firavun
    Asiye’yi beğenip zorla evlenmişti.Lakin O ne
    Firavun’un batıl inancıyla nede beşeri arzusuyla
    kirlenmemişti. Rabbi onunla Firavun’un arasına
    şeytanı koyuyor Firavun onu zevcesi zannediyor
    Asiye ise Onun sarayında bakire geziniyordu.Firavun’un
    tüm zalimliklerine sabrediyordu…..
    Firavun’un gördüğü rüyanın yorumundan
    ötürü zalimce bir karar alınmış tüm erkek doğan
    bebeklerin ölüm fermanı verilmişti.Yeni doğum yapmış
    bir kadın firavun korkusundan dolayı bebeğinden
    yine bebeğinin yaşamı için vazgeçerken
    Nil nehrine Rabbinin himayesine teslim eder bebeğini.
    Gelecekte Allah’ın peygamberi olacak Firavun’un
    saltanatını bitirecek İmran oğlu Musa idi bu
    bebek.Asiye Nil’in kendisine getirdiği Musa’sına
    Firavun’un zalimliklerinden koruma vazifesinide
    üstlenip bir peygamberin Firavun’un sarayında büyümesi
    için emek gösteriyordu.Kelamullah olan
    Hz.Musa’nın maddi manevi bakımını yapıyor bir
    bahçıvan gibi o tebliğ çınarını büyütüyordu.Kimbilir
    belki Musa için Firavun’un sarayına tayin edilmişti….
    Musa peygemberlik makamına vardığında
    zalim bir zevcenin yanında ak kalabilen bu kadın
    onun tebliğine de ilk iman edenlerden olmuştu.İslamın
    nuruyla aklığına paklığına bir de şimdi islam
    nuru eklenmişti.
    Firavun zalimliklerine doymuyor halkına
    zulum ediyor inkarına devam ediyordu.İnkarcılığı
    okadar ileri gitmişti ki artık kendine “ilahların
    ilahı”ismini takmıştı.Asiye ilahlık iddiasında bulunan
    zevcesinden gizli sarayda alemlerin Rabbi tek
    olan Allah’a ibadetlerini yapıyor yalnızca ona şükrediyor
    ve yalnızca Ondan lutuf bekliyordu.Rabbisini
    inkarcı kocasına rağmen her an anıyor andıkça
    Firavun’un ezalarından sıkılan yüreciğine huzur
    geliyordu.
    Hz.Musa’nın sarayı terk edişiyle Asiye sarayda
    inkarcıların Allah’a eş koşanların arasında
    yalnız kalmıştı.Zalim bir hükümdar ve zalim hükümdarın
    batıl inançları arasında tek başına kalmıştı.
    Lakin o tüm eza ve cefalara rağmen
    korkmuyordu “Rabbim alemleri yaratan Allah’tır”diyordu
    tüm tevekkülü ile…..
    İnançsızların batının peşinden koşanların
    arasında daha fazla saklayamadı imanını….Firavun
    iman ettiği için zevcesi Asiye’yi işkence ile
    ölüm cezasına çarptırdı.İmanın dan dönmesi ilah
    olarak “ilahım firavun “demesi halinde yaşamasına
    izin verecekti . Lakin Asiyenin mübarek dudaklarından
    yalnızca “şehadet ederim ki Allah’tan başka
    ilah yoktur yine şehadet ederimki Musa onun peygamberidir”
    sözleri dökülüyordu.Bu sözleri duyan
    Firavun ise iyice sinirleniyor el ve ayaklarından
    demir çivilere çaktırdığı Asiye’nin göğsüne değirmen
    taşları koydurtarak işkencesinin dozunu arttırıyordu.
    Asiye son nefesinde dahi imanına öylesine
    sahip çıkıyordu ki can havliyle dahi eşi Firavun’un
    “imanından vazgeç canını bağışlayayım”teklifini
    reddediyordu.Asiye eza ve işkencelere maruz bırakılarak
    şehadet şerbetini içmişti….
    Hiç şüphesiz ki adil olan Allah kimsenin sabrını,
    fedakarlık ve tahammülünü karşılıksız bırakmaz.
    Bu alemde sabredenler her türlü zorluklara
    tahammül gösterenler cennetle müjdelenmekle
    kalmayacak sabrının derinliği,zorluğu nispetinde
    de yükseleceklerdir.
    Firavun’un yalnızca zalimliklerine değil işkencelerine
    dahi sabır gösteren Hz.Asiye validemiz
    ;gösterdiği sabrı ve tahammülüyle alemler
    efendisi peygamberimizin övgüsüne mazhar olmuştur.
    Sevgili peygamberimiz bir hadisinde ““Cennet
    kadınlarının en iyisi şu dördüdür:Firavun’un
    karısı Asiye,İmran kızı Meryem,Huveyled kızı Hatice
    ve Muhammed (s.a.a) kızı Fatıma.Bunların en
    üstünüyse Fatıma’dır”buyurmuştur.Asiye validemiz
    zevcesi Firavun’un tüm ezalarına sabrederek cennet
    hanımlarının en iyisi makamına çıkmıştır.
    Acaba biz mümine kadınlar mümin eşlere
    sahip olduğumuz halde ibadetlerimizi ne derece
    yerine getirebiliyoruz ?
    Mümine bir kadın olduğu halde ilahlık iddiasında
    bulunan eşinden gizlice ibadetlerini yapmaya
    çalışan Hz.Asiye validemizin tevekkülüne ve sabrına
    sahipmiyiz ?





+ Yorum Gönder