Konusunu Oylayın.: Yahudilerle Râfızîler'in Benzer Yönleri Nelerdir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Yahudilerle Râfızîler'in Benzer Yönleri Nelerdir?
  1. 13.Mart.2012, 16:17
    1
    Misafir

    Yahudilerle Râfızîler'in Benzer Yönleri Nelerdir?

  2. 29.Mart.2012, 15:01
    2
    HİZMETKAR
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Mayıs.2011
    Üye No: 86992
    Mesaj Sayısı: 371
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Bulunduğu yer: Dertlerin Babası

    Cevap: Yahudilerle Râfızîler'in Benzer Yönleri Nelerdir?




    Yahudilerle Râfızîler’in Benzer Yönleri Nelerdir?
    Şeyhulislâm İbn Teymiyye rahimehullah dedi ki: “Bu Râfızîlerin fitnesi; Yahudilerin fit-nesidir. Yahudiler: “Krallığa ancak Dâvûd’un soyu lâyıktır” derlerken Râfızîler de: “İmamlık ancak Ali evladına lâyıktır” diyorlar.Yahudiler: “Mesih Deccal ve kılıç inene kadar Allah yolunda cihâd yoktur” derken, Râfızîler: “Mehdî gelip bir münâdî semâdan sesleninceye kadar, Allah yolunda cihâd yok-tur” diyorlar.Yahudiler, namazı yıldızlar görününceye kadar erteliyor, Râfızîler de akşam namazını yıldızlar çıkıncaya kadar geciktiriyorlar. Ha-dis-i şerîf’te ise şöyle buyrulur: “Ümmetim iftarda acele ettikleri ve akşam nama-zını yıldızlar görününceye kadar erte-lemedikleri sürece, fıtrat üzere kalmaya devam edeceklerdir.”[1] Yahudiler Tevrat’ı tahrif ettiler, Râfızîler de Kur’an’ı tahrif ettiler.Yahudiler mestlere mesh etmezler, Râfı-zîler de mestlere mesh etmezler. Yahudiler “O bizim meleklerden düşmanımızdır” diyerek Cebrail aleyhisselam’a düşmanlık ederler, Râ-fızîler de Cebrail vahyi Muhammed’e getir-mekle hata etti derler.[2]Râfızîler, aynı şekilde Hıristiyanların da bazı hasletlerine uyum göstermektedirler. Hı-ristiyanlar, kadınlarına Mehir ödemez, meta olarak faydalanırlar. Râfızîler de aynı şekilde mut’a nikâhını helâl sayarak böyle evlenirler.Yahudi ve Hıristiyanlar, iki haslet ile Râfı-zîlerden üstündürler: Yahudilere sizin dîni-nizin en hayırlısı kimdir? Diye sorulunca “Mû-sâ’nın ashâbı” derler. Hıristiyanlar da dinle-rinin en hayırlısı sorulduğu zaman “İsa’nın havârileridir” derler. Râfızîlere: “Dîninizin en şerlileri kimdir?” diye sorsalar: “Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in ashâbıdır” derler.[3]Şeyh Abdullah el-Cumeylî, Bezlu’l-Mec-hûd Fî Muşâbeheti’r-Râfiza Li’l Yehûd adlı kitabında, Râfızîlerin kendilerinden başkala-rını tekfir edip kanlarını ve mallarını mubah saymada Yahudilere benzediklerini zikretmiş-tir. Diyor ki: Yahudiler insanları; “Yahudiler ve diğer milletler” olarak taksim ederler. Yahudiler yalnızca kendilerinin mümin oldu-ğuna inanırlar. Diğer milletler ise onlara göre Allah’ı bilmeyen putperest kâfirlerdir. Tal-mud’da şöyle gelir; “Yahudiler dışında herkes putperesttir.” Hahamların öğrettikleri de buna mutabıktır. Hatta İsa aleyhisselam bile onların tekfirlerinden kurtulamamıştır. Nitekim Tal-mud’da Mesih aleyhisselam hakkında “Allah’ı tanımayan kâfirdir” şeklinde geçer. Râfızîler de yalnızca kendilerinin mü’min olduklarına inanırlar. Kendileri dışındaki Müslümanları mürted kâfirler olarak, İslam’dan nasîbi ol-mayan kimseler olarak görürler. Râfızîlerin Müslümanları tekfir etmelerinin sebebi ise, kendilerinin i’tikâd ettiği “Velâyet”i kabul et-meyi İslam’ın bir rüknü olarak kabul etmele-ridir. Velâyeti kabul etmeyen kimse, Râfızîlere göre; iki şehâdet kelimesini söylemeyen veya İslam’ın beş şartını inkâr eden kimse gibi kâ-firdir. Hatta velâyet onlara göre İslam’ın diğer şartlarından da önceliklidir. Nitekim el-Bu-râkî, Ebû Abdillah aleyhisselam’dan şöyle dediğini nakleder: “Bizim Şîamız dışında İb-rahim’in dîninde olan hiç kimse yoktur. Diğer insanlar bundan uzaktır.” Kummî’nin Tef-sir’inde de Ebû Abdillah’tan naklen şöyle denilir: “Kıyâmet gününe kadar bizim dışımız-da İslam milleti/dîni üzere olan yoktur.”[4]



    [1]İmam Ahmed (4/147, 5/417, 422) Ebû Dâvûd (418) İbn Mâce (689) Zevâid’de: İsnâdı hasendir, denildi.[2] Gurrabiye denilen şiî fırkası, Cibril aleyhisselam’ın vahyi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e getirmekle hainlik ettiğini, bu risalete Ali radıyallahu anh’ın daha hak sahibi olduğunu iddia ederler. Bu yüzden: “el-Emîn Haydarın hakkını alıkoymakla hain oldu” derler. Gördün mü ey Müslüman kardeşim! Cibril aleyhisselam’ı nasıl da ihânetle suçluyorlar! Halbuki Allah subhanehu ve teâlâ onu güvenilirlik ile vasıflandırmıştır: “Onu Rûhu'l-Emîn (Cebrâil) indirdi.” (Şuara,193) Ve “O orada sayılan, güvenilen (bir elçi) dir.” (Tekvir, 21) Bazı Râfızîlerin îmân ettiği bu inançlara sen ne dersin ey Müslüman kardeşim?![3]Şeyhulislâm İbn Teymiyye, Minhâcu’s-Sunne (1/24)[4] Abdullah el-Cumeylî; Bezlu’l-Mechûd Fî Muşâbehe-ti’r-Râfiza Li’l-Yehûd (2/559, 568)



  3. 29.Mart.2012, 15:01
    2
    Devamlı Üye



    Yahudilerle Râfızîler’in Benzer Yönleri Nelerdir?
    Şeyhulislâm İbn Teymiyye rahimehullah dedi ki: “Bu Râfızîlerin fitnesi; Yahudilerin fit-nesidir. Yahudiler: “Krallığa ancak Dâvûd’un soyu lâyıktır” derlerken Râfızîler de: “İmamlık ancak Ali evladına lâyıktır” diyorlar.Yahudiler: “Mesih Deccal ve kılıç inene kadar Allah yolunda cihâd yoktur” derken, Râfızîler: “Mehdî gelip bir münâdî semâdan sesleninceye kadar, Allah yolunda cihâd yok-tur” diyorlar.Yahudiler, namazı yıldızlar görününceye kadar erteliyor, Râfızîler de akşam namazını yıldızlar çıkıncaya kadar geciktiriyorlar. Ha-dis-i şerîf’te ise şöyle buyrulur: “Ümmetim iftarda acele ettikleri ve akşam nama-zını yıldızlar görününceye kadar erte-lemedikleri sürece, fıtrat üzere kalmaya devam edeceklerdir.”[1] Yahudiler Tevrat’ı tahrif ettiler, Râfızîler de Kur’an’ı tahrif ettiler.Yahudiler mestlere mesh etmezler, Râfı-zîler de mestlere mesh etmezler. Yahudiler “O bizim meleklerden düşmanımızdır” diyerek Cebrail aleyhisselam’a düşmanlık ederler, Râ-fızîler de Cebrail vahyi Muhammed’e getir-mekle hata etti derler.[2]Râfızîler, aynı şekilde Hıristiyanların da bazı hasletlerine uyum göstermektedirler. Hı-ristiyanlar, kadınlarına Mehir ödemez, meta olarak faydalanırlar. Râfızîler de aynı şekilde mut’a nikâhını helâl sayarak böyle evlenirler.Yahudi ve Hıristiyanlar, iki haslet ile Râfı-zîlerden üstündürler: Yahudilere sizin dîni-nizin en hayırlısı kimdir? Diye sorulunca “Mû-sâ’nın ashâbı” derler. Hıristiyanlar da dinle-rinin en hayırlısı sorulduğu zaman “İsa’nın havârileridir” derler. Râfızîlere: “Dîninizin en şerlileri kimdir?” diye sorsalar: “Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in ashâbıdır” derler.[3]Şeyh Abdullah el-Cumeylî, Bezlu’l-Mec-hûd Fî Muşâbeheti’r-Râfiza Li’l Yehûd adlı kitabında, Râfızîlerin kendilerinden başkala-rını tekfir edip kanlarını ve mallarını mubah saymada Yahudilere benzediklerini zikretmiş-tir. Diyor ki: Yahudiler insanları; “Yahudiler ve diğer milletler” olarak taksim ederler. Yahudiler yalnızca kendilerinin mümin oldu-ğuna inanırlar. Diğer milletler ise onlara göre Allah’ı bilmeyen putperest kâfirlerdir. Tal-mud’da şöyle gelir; “Yahudiler dışında herkes putperesttir.” Hahamların öğrettikleri de buna mutabıktır. Hatta İsa aleyhisselam bile onların tekfirlerinden kurtulamamıştır. Nitekim Tal-mud’da Mesih aleyhisselam hakkında “Allah’ı tanımayan kâfirdir” şeklinde geçer. Râfızîler de yalnızca kendilerinin mü’min olduklarına inanırlar. Kendileri dışındaki Müslümanları mürted kâfirler olarak, İslam’dan nasîbi ol-mayan kimseler olarak görürler. Râfızîlerin Müslümanları tekfir etmelerinin sebebi ise, kendilerinin i’tikâd ettiği “Velâyet”i kabul et-meyi İslam’ın bir rüknü olarak kabul etmele-ridir. Velâyeti kabul etmeyen kimse, Râfızîlere göre; iki şehâdet kelimesini söylemeyen veya İslam’ın beş şartını inkâr eden kimse gibi kâ-firdir. Hatta velâyet onlara göre İslam’ın diğer şartlarından da önceliklidir. Nitekim el-Bu-râkî, Ebû Abdillah aleyhisselam’dan şöyle dediğini nakleder: “Bizim Şîamız dışında İb-rahim’in dîninde olan hiç kimse yoktur. Diğer insanlar bundan uzaktır.” Kummî’nin Tef-sir’inde de Ebû Abdillah’tan naklen şöyle denilir: “Kıyâmet gününe kadar bizim dışımız-da İslam milleti/dîni üzere olan yoktur.”[4]



    [1]İmam Ahmed (4/147, 5/417, 422) Ebû Dâvûd (418) İbn Mâce (689) Zevâid’de: İsnâdı hasendir, denildi.[2] Gurrabiye denilen şiî fırkası, Cibril aleyhisselam’ın vahyi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e getirmekle hainlik ettiğini, bu risalete Ali radıyallahu anh’ın daha hak sahibi olduğunu iddia ederler. Bu yüzden: “el-Emîn Haydarın hakkını alıkoymakla hain oldu” derler. Gördün mü ey Müslüman kardeşim! Cibril aleyhisselam’ı nasıl da ihânetle suçluyorlar! Halbuki Allah subhanehu ve teâlâ onu güvenilirlik ile vasıflandırmıştır: “Onu Rûhu'l-Emîn (Cebrâil) indirdi.” (Şuara,193) Ve “O orada sayılan, güvenilen (bir elçi) dir.” (Tekvir, 21) Bazı Râfızîlerin îmân ettiği bu inançlara sen ne dersin ey Müslüman kardeşim?![3]Şeyhulislâm İbn Teymiyye, Minhâcu’s-Sunne (1/24)[4] Abdullah el-Cumeylî; Bezlu’l-Mechûd Fî Muşâbehe-ti’r-Râfiza Li’l-Yehûd (2/559, 568)






+ Yorum Gönder