Konusunu Oylayın.: Dinde samimiyet ne demektir

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Dinde samimiyet ne demektir
  1. 12.Mart.2012, 00:06
    1
    Misafir

    Dinde samimiyet ne demektir

  2. 12.Mart.2012, 06:47
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: dinde samimiyet ne demektir




    İslam dininin temeli samimiyettir. Dinin her hükmünün, Kur'an'ın her ayetinin, İslam ahlakının her yönünün temelinde var olan yapı budur. Müslüman dinini samimiyetle öğreniyor ve Allah'a imanı ancak samimiyeti oranında yaşayabiliyor. Müslümanlığı yaşamaya başladığımdan bu yana ihlasın Allah'ın gizli bir kanunu olduğunu, aklın ve kavrayışın bu gizli kanunun işlemesiyle elde edildiğini anladım.

    Samimiyetsizlik dinin dışında yaşayan her insanın hayatına bütün yönleriyle tam olarak hakim durumda. Bu da insanlarda kavrayış güçlüğü, akılsızlık, duygusallık, sürekli yanlış yapma şeklinde ortaya çıkıyor. Müslümanlar güçlü teşhis kabiliyeti, hızlı bir kavrayış, kolay yönlendirebilmelerini aklın üstündeki samimiyetsizliğin verdiği baskıyı kaldırmalarıyla elde ediyorlar.

    Bu gün İslam ahlakının yeterince yaşanmadığı toplumlarda samimiyetsizlik insanları mutsuz, bencil ve hırslı yapıyor. Halbuki İslam'ın getirdiği samimiyetin sınırları belirli değildir. Müslüman sadece namazında, duasında, orucunda samimi olmaz. Güçlü bir Allah korkusuna sahip olduğu için hayatının her safhasında Allah'ın rızasını gözetir. Yaptığı bir ticaretten ya da alışverişten, mevki kazanmaya, okumakatan dostluk kurmaya kadar müslüman her tavrıyla sadece Alllah'ı hoşnut etmeye yönelir. "Öyle adamlar ki, ne ticaret, nede alışveriş onları Allah'ı zikretmekten, dosdodru namazı kılmaktan ve zekatı vermekten tutkuya kaptırıp alıkoymaz; onlar, kalplerin ve gözlerin inkılaba uğrayacağı günden korkarlar. "(Nur Suresi 37) Bu da onun Kuran'la davranması yani olabilecek en akılcı ve dengeli tavrı göstermesi demektir.

    Bu nedenle bugüne kadar müslüman yönetici modeli hep örnek ve aranılan model olmuş, bu kişiler dünyanın her yanına adalet, güvenilirlik, akıl üstünlükleriyle nam salmışlardır. Kur'an müslümana yaşamasını emrettiği hayatta iman etmeyen bir toplumun sahip olduğu bütün çarpık ahlak özellliklerini samimiyetle yıkan bir sistem getirmiş.
    De ki: "Ben, dini yalnızca O'na halis kılarak Allah'a ibadet etmekle emrolundum. " (Zümer Suresi, 11)
    Müslümanlar herkesin kardeşini kendi nefsine tercih ettiği, hataların hemen düzeltilip uyarıldığı doğallık ve dürüstlüğün hakim olduğu, mala ve mevkiye karşı düşkünlüğün kalmadığı, isyanın, çıkar çatışmasının, huzursuzluğun yaşanmadığı bir hayatı da kendi toplumlarına yaşatmıştır.

    Bediüzzamanın kitaplarını okurken onun da talebelerine hep güçlerini ihlasta, Allah'ın rızasını aramada ve haktan yana olmada bulmalarını öğütlediğini gördüm.
    "Bu dünyada, özellikle ahiret için yapılan amellerde en önemli esas, en büyük kuvvet, en sarsılmaz dayanak noktası, hakikate giden en kısa yol, en çabuk kabul gören dua, en güçlü aracı, en yüksek özellik, en saf kulluk ihlastır. "
    İşte Bediüzzamanın talebelerine tavsiye ettiği Kur'an ahlakını öğrenip yaşamaya başladıktan sonra ben de hizmetimde ve mücadelemde en büyük kuvvet ve dayanağı Allah'a olan samimiyette yani ihlasta buldum.

    Serap Akıncıoğlu



  3. 12.Mart.2012, 06:47
    2
    Editör



    İslam dininin temeli samimiyettir. Dinin her hükmünün, Kur'an'ın her ayetinin, İslam ahlakının her yönünün temelinde var olan yapı budur. Müslüman dinini samimiyetle öğreniyor ve Allah'a imanı ancak samimiyeti oranında yaşayabiliyor. Müslümanlığı yaşamaya başladığımdan bu yana ihlasın Allah'ın gizli bir kanunu olduğunu, aklın ve kavrayışın bu gizli kanunun işlemesiyle elde edildiğini anladım.

    Samimiyetsizlik dinin dışında yaşayan her insanın hayatına bütün yönleriyle tam olarak hakim durumda. Bu da insanlarda kavrayış güçlüğü, akılsızlık, duygusallık, sürekli yanlış yapma şeklinde ortaya çıkıyor. Müslümanlar güçlü teşhis kabiliyeti, hızlı bir kavrayış, kolay yönlendirebilmelerini aklın üstündeki samimiyetsizliğin verdiği baskıyı kaldırmalarıyla elde ediyorlar.

    Bu gün İslam ahlakının yeterince yaşanmadığı toplumlarda samimiyetsizlik insanları mutsuz, bencil ve hırslı yapıyor. Halbuki İslam'ın getirdiği samimiyetin sınırları belirli değildir. Müslüman sadece namazında, duasında, orucunda samimi olmaz. Güçlü bir Allah korkusuna sahip olduğu için hayatının her safhasında Allah'ın rızasını gözetir. Yaptığı bir ticaretten ya da alışverişten, mevki kazanmaya, okumakatan dostluk kurmaya kadar müslüman her tavrıyla sadece Alllah'ı hoşnut etmeye yönelir. "Öyle adamlar ki, ne ticaret, nede alışveriş onları Allah'ı zikretmekten, dosdodru namazı kılmaktan ve zekatı vermekten tutkuya kaptırıp alıkoymaz; onlar, kalplerin ve gözlerin inkılaba uğrayacağı günden korkarlar. "(Nur Suresi 37) Bu da onun Kuran'la davranması yani olabilecek en akılcı ve dengeli tavrı göstermesi demektir.

    Bu nedenle bugüne kadar müslüman yönetici modeli hep örnek ve aranılan model olmuş, bu kişiler dünyanın her yanına adalet, güvenilirlik, akıl üstünlükleriyle nam salmışlardır. Kur'an müslümana yaşamasını emrettiği hayatta iman etmeyen bir toplumun sahip olduğu bütün çarpık ahlak özellliklerini samimiyetle yıkan bir sistem getirmiş.
    De ki: "Ben, dini yalnızca O'na halis kılarak Allah'a ibadet etmekle emrolundum. " (Zümer Suresi, 11)
    Müslümanlar herkesin kardeşini kendi nefsine tercih ettiği, hataların hemen düzeltilip uyarıldığı doğallık ve dürüstlüğün hakim olduğu, mala ve mevkiye karşı düşkünlüğün kalmadığı, isyanın, çıkar çatışmasının, huzursuzluğun yaşanmadığı bir hayatı da kendi toplumlarına yaşatmıştır.

    Bediüzzamanın kitaplarını okurken onun da talebelerine hep güçlerini ihlasta, Allah'ın rızasını aramada ve haktan yana olmada bulmalarını öğütlediğini gördüm.
    "Bu dünyada, özellikle ahiret için yapılan amellerde en önemli esas, en büyük kuvvet, en sarsılmaz dayanak noktası, hakikate giden en kısa yol, en çabuk kabul gören dua, en güçlü aracı, en yüksek özellik, en saf kulluk ihlastır. "
    İşte Bediüzzamanın talebelerine tavsiye ettiği Kur'an ahlakını öğrenip yaşamaya başladıktan sonra ben de hizmetimde ve mücadelemde en büyük kuvvet ve dayanağı Allah'a olan samimiyette yani ihlasta buldum.

    Serap Akıncıoğlu






+ Yorum Gönder