Konusunu Oylayın.: Çocuk sevgisi hadisleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Çocuk sevgisi hadisleri
  1. 11.Mart.2012, 23:21
    1
    Misafir

    Çocuk sevgisi hadisleri






    Çocuk sevgisi hadisleri Mumsema çocuk sevgisi hadisleri


  2. 11.Mart.2012, 23:21
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 15.Mart.2012, 13:46
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: çocuk sevgisi hadisleri




    Cocuk, cennet nimetlerinden biridir.

    Cocuk kokusu, cennet kokularindandir.

    Her agacin bir meyvasi vardir. Gonulun meyvasi da cocuktur.

    Cocuklarinizi cok opun, her opuste Cennetteki dereceniz yukselir.

    Cocuk sevgisi, Cehennem atesine karsi perdedir.

    Cocuklara iyilik etmek, Sirati gecmeye sebeptir. Onlarla beraber yiyip icmek, Cehennemden kurtulustur.

    Cennetteki "Sevinc sarayi"na, ancak cocuklari sevindirenler girer.

    Evladiniza ikram edin, nasil ana-babanizin sizde hakki varsa, evladinizin da sizde hakki vardir.

    Cocuksuz bir evin bereketi olmaz

    Bu hadisleri bahsettikten sonra konumuza gecelim:

    Hz. Peygamber (s.a.s.), sevgili torunlari Hz. Hasan ve Hz. Huseyinli kucagina alir, oksar, oper ve severdi. Hatta namaz kilarken sevgili torunlari mubarek omuzlarina cikarlardi.Onlar rahatsiz olmasinlar diye de torunlari omuzlarindan inene kadar secdeden basini kaldirmazdi.

    Sevgili Peygamberimiz, Hz. Muhammed (s.a.v.) sokak ve carsilarda karsilastigi cocuklara selam verir , saclarini oksar ve onlara ikrâmda bulunurdu. Cocuklara karsi cocuk gibi davranir, onlarin dunyalarina girebilmeyi en iyi O basarirdi.

    Bir hadis-i seriflerinde:

    "Kucuk cocugu olan, onun hatiri icin cocuklassin."
    buyurmuslardir. Yani burdan anliyoruz ki "Cocukla cocuk olunmaz" cumlesi tamamen yanlistir.

    Kalbinin katiligindan sikayetci olan birine
    "Yetimin basini oksamayi, onlari sevmeyi ve onlara ikram etmeyi'' ogutlemistir.

    Yine bir hadis-i seriflerinde:

    "Cennette ferahlik ve sevinc evi denilen oyle gosterisli bir yer vardir ki, oraya yalniz cocuklari sevindirenler girebilir."
    buyurmuslardir.


    Bir gun Rasulullah (s.a.s) Hz. Ali'nin oglu Hasan (r.a .)'i opmustu. Yaninda bulunan Akra:
    "Benim on cocugum var, hic birini opmedim."
    dedi. Rasulullah (s.a.s) hayretle Akra'nin yuzune bakti ve buyurdu ki:
    "Eger Allah sizin gonullerinizden rahmet ve sefkati cekip cikarmissa ben ne yapabilirim?"
    buyurdu.


    [Peygamber Efendimiz (s.a.s.), hayatinda hic bir cocugu uzmemis ve kalbini kirmamistir. Kucuk yasta Rasululah'a hizmet etmeye baslayan Enes ( r.a) diyor ki:
    "On sene Hz. Peygamberle (s.a.v.)hizmet ettim. Bana bir defa olsun uf demedi. insanlarin en guzel huylusuydu. ''


    Ornegimiz ve onderimiz Peygamber Efendimiz (s.a.s.), cocuklarin egitimiyle yakindan ilgilenmis; onlarin hayirli bir nesil olarak yetismelerine cok buyuk ehemmiyet vermistir. Bakiniz bu konuda neler buyurmuslar ve ne guzel bir egitimci ornegi vermislerdir:

    "Cocuklariniza iyi bakiniz! Onlari guzel terbiye ediniz."

    "Cocugu guzel terbiye etmek ve ona guzel bir isim vermek, evladin baba uzerindeki haklarindandir."

    Bir anne ve babanin birakacagi en guzel ve degerli miras: islam'a, Kur'an'a tabi olan, vatanini, milletini seven, caliskan, durust ve terbiyeli cocuklar yetistirebilmektir. Sevgili Peygamberimiz ( s.a.s.) su hadis-i serifiyle bunu beyan etmislerdir:

    "Hic bir baba cocuguna guzel ahlak ve terbiyeden daha ustun bir hediye vemis olamaz."

    Dunya ve ahiret saadetimiz icin islam ahlakina sahip olmak ve bu kaideleri hayatimizda yasayip, yasatmak gerekir. Zaten islam'in gayesi, guzel ahlaki tesis etmek degil midir?

    Goruldugu gibi, Yuce Peygamebirmiz (s.a.s.) bu konuda da gereken seyleri bizlere aciklamistir. O halde, Peygamberimizin emirlerine itaaat edelim ki; dunyamiz huzurlu ve sen, ahiretimiz mutlu ve gulsen olsun. Ne mutlu Peygamber'ini ornek alan, O'nu, onder ve sunnetine uygun hayat yasamayi dustur edinen musluman cocuklara!...

    "Cocuklari hakkiyla sevmeyi, onlarla ilgilenmeyi, onlari cesitli tehlikeler karsisinda korumayi cehennemden kurtulusa vesile sayan" Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.)'in coluk cocuguna duskunlugunu Enes b. Malik (r.a) soyle nakleder: "Ben Rasulullah (s.a.s.) kadar coluk cocuguna, aile fertlerine, eli altindakilere merhameti olan hicbir kimse gormedim. Hz. Peygamber ( s.a.s.)'in oglu Ibrahim, Medine'nin yuksek taraflarindaki koylerin birinde sut annesinin yaninda bulunuyordu. Hz. Peygamber (s.a.s.) -biz de beraberinde oldugumuz halde- onun yanina giderdi. Bir defasinda Hz. Peygamber ( s.a.s.) o eve gitmisti ki, ev o sirada duman icindeydi. Cunku Ibrahim'in sut babasi bir demirciydi. Peygamberimiz (s.a.s.), Ibrahim'i kucagina alir, onu oper, sonra da geri donerdi."

    Peygamber Efendimiz (s.a.s.) ozellikle yetim ve yoksul cocuklarla yakindan ilgilenir, kiz cocuklari arasinda hizmetci ve isci gibi calismak mecburiyetinde kalanlara da merhametle davranir, onlarin her istedigini dinler, her ihtiyacini gidermeye calisirdi. Nakledecegimiz su hadise bu acidan enteresandir:

    Hz. Muhammed (s.a.s.) in cebinde on lirasi (on dirhem) vardi. Dort lirasina elbiseciden bir gomlek aldi. Disariya cikinca yoksul bir Medineli: "Ey Allah'in Rasulu, o gomlege cok ihtiyacim var, onu bana verir misin?" dedi. Peygamberimiz ( s.a.s.), gomlegi yoksula verdi. Elbiseci dukkanina tekrar girdi, geri kalan paranin dort lirasina kendisi icin bir gomlek satin aldi.

    Disariya cikinca kucuk bir kizin agladigini gordu. Hemen yaklasip sebebini sordu. Bir evde hizmetcilik yapan bu kucuk kiz: "Ev sahibim bana un almak icin iki lira vermisti, onu kaybettim, onun icin agliyorum" dedi.

    Peygamberimiz (s.a.s.) son kalan iki lirayi da bu kizcagiza verdi. Fakat kucuk kiz aglamaya devam ediyordu. Peygamberimiz ( s.a.s.) tekrar sordu: "Kaybettigin iki liraya yeniden kavustun, hala nicin agliyorsun?"

    Kiz: "Eve gec kaldim, beni dovmelerinden korkuyorum!" cevabini verdi.

    Bunun uzerine Hz. Muhammed (s.a.s.), kucuk kizin elinden tuttu: " Korkma yavrum, gel benimle!" dedi. Onu eve kadar goturdu, once selam verdi. Ancak ucuncu selaminda kapi acildi. Peygamberimiz: "Ilk selamimi duymadiniz mi?" deyince "Duyduk ama selaminizin artmasini ve sesinizi daha cok duymayi arzu ettik. Sana canimiz feda ey Allah'in Rasulu, buraya kadar niye zahmet ettiniz?" dediler. Peygamberimiz ( s.a.s.): "Su kizcagiz, gec kaldim diye dovulmekten korkuyordu da bunu size kadar getirdim." cevabini verdi. Ev sahibi: "Ey Allah'in Rasulu, sizin evimize gelmenize sebep oldugu icin bu hizmetci kizi (cariyeyi) azad ediyorum. Artik hurdur" deyince, Hz. Peygamber ( s.a.s.) soyle buyurdu: "Allah'in bana verdigi on lira ne kadar bereketli imis! Allah onunla peygamberine ve Medineli bir yoksula birer gomlek giydirdi, bir kiz cocugunu da sevindirdi, hurriyetinin bagislanmasina vesile oldu! Suphesiz bize sonsuz gucuyle rizik veren O'dur."

    Annelerin cocuklarina gosterdikleri sefkat ve merhamet, peygamberimiz memnun ederdi. Bir gun fakir bir kadin cocugu ile Hz. Aise (ra)'yi ziyarete gelir. Hz. Aise, evde olanlara ikram edecek bir hurmadan baska bir sey bulamaz. Hurmayi anneye verir. Anne, hurmayi ikiye bolerek cocuklarina yedirir. Bundan son derece duygulanan Hz. Aise, olayi Peygamberimize anlatinca, Peygamberimiz:
    "Kimin kiz cocuklari olur ve onlari gecindirmekte sabir ve tahammul gosterirse, onlar o kimse icin cehenneme siper olur."
    buyurdu.

    Bir gun Halit b. Said, peygamberimizi ziyarete gelmis, kizi Eme'yi de beraber getirmisti. O zaman Eme kucuk bir kizdi. Arapcayi henuz bilmiyordu. Babasi Habesistan'dan yeni donmustu. Uzerinde sari bir elbise vardi. Resulu Ekrem elbisesinin guzel oldugunu soyleyerek Emel'e iltifat etmek istedi. Ona elbisesini gostererek habesce guzel anlaminda "sene sene" buyurdu. Bu peygamber sicakligindan cesaret alan Eme, Efendimizin arkasina gecerek peygamberlik muhruyle oynamaya basladi. Babasi onu azarlayinca, sevgi selalesi Efendimiz, birak cocugu! Diyerek Eme'nin nubuvvet muhruyle oynamasina izin verdi. Bu laubali davranistan cocugu babasi gibi azarlamak bir yana, onun azarlanmasina bile razi olmadi.




  4. 15.Mart.2012, 13:46
    2
    Editör



    Cocuk, cennet nimetlerinden biridir.

    Cocuk kokusu, cennet kokularindandir.

    Her agacin bir meyvasi vardir. Gonulun meyvasi da cocuktur.

    Cocuklarinizi cok opun, her opuste Cennetteki dereceniz yukselir.

    Cocuk sevgisi, Cehennem atesine karsi perdedir.

    Cocuklara iyilik etmek, Sirati gecmeye sebeptir. Onlarla beraber yiyip icmek, Cehennemden kurtulustur.

    Cennetteki "Sevinc sarayi"na, ancak cocuklari sevindirenler girer.

    Evladiniza ikram edin, nasil ana-babanizin sizde hakki varsa, evladinizin da sizde hakki vardir.

    Cocuksuz bir evin bereketi olmaz

    Bu hadisleri bahsettikten sonra konumuza gecelim:

    Hz. Peygamber (s.a.s.), sevgili torunlari Hz. Hasan ve Hz. Huseyinli kucagina alir, oksar, oper ve severdi. Hatta namaz kilarken sevgili torunlari mubarek omuzlarina cikarlardi.Onlar rahatsiz olmasinlar diye de torunlari omuzlarindan inene kadar secdeden basini kaldirmazdi.

    Sevgili Peygamberimiz, Hz. Muhammed (s.a.v.) sokak ve carsilarda karsilastigi cocuklara selam verir , saclarini oksar ve onlara ikrâmda bulunurdu. Cocuklara karsi cocuk gibi davranir, onlarin dunyalarina girebilmeyi en iyi O basarirdi.

    Bir hadis-i seriflerinde:

    "Kucuk cocugu olan, onun hatiri icin cocuklassin."
    buyurmuslardir. Yani burdan anliyoruz ki "Cocukla cocuk olunmaz" cumlesi tamamen yanlistir.

    Kalbinin katiligindan sikayetci olan birine
    "Yetimin basini oksamayi, onlari sevmeyi ve onlara ikram etmeyi'' ogutlemistir.

    Yine bir hadis-i seriflerinde:

    "Cennette ferahlik ve sevinc evi denilen oyle gosterisli bir yer vardir ki, oraya yalniz cocuklari sevindirenler girebilir."
    buyurmuslardir.


    Bir gun Rasulullah (s.a.s) Hz. Ali'nin oglu Hasan (r.a .)'i opmustu. Yaninda bulunan Akra:
    "Benim on cocugum var, hic birini opmedim."
    dedi. Rasulullah (s.a.s) hayretle Akra'nin yuzune bakti ve buyurdu ki:
    "Eger Allah sizin gonullerinizden rahmet ve sefkati cekip cikarmissa ben ne yapabilirim?"
    buyurdu.


    [Peygamber Efendimiz (s.a.s.), hayatinda hic bir cocugu uzmemis ve kalbini kirmamistir. Kucuk yasta Rasululah'a hizmet etmeye baslayan Enes ( r.a) diyor ki:
    "On sene Hz. Peygamberle (s.a.v.)hizmet ettim. Bana bir defa olsun uf demedi. insanlarin en guzel huylusuydu. ''


    Ornegimiz ve onderimiz Peygamber Efendimiz (s.a.s.), cocuklarin egitimiyle yakindan ilgilenmis; onlarin hayirli bir nesil olarak yetismelerine cok buyuk ehemmiyet vermistir. Bakiniz bu konuda neler buyurmuslar ve ne guzel bir egitimci ornegi vermislerdir:

    "Cocuklariniza iyi bakiniz! Onlari guzel terbiye ediniz."

    "Cocugu guzel terbiye etmek ve ona guzel bir isim vermek, evladin baba uzerindeki haklarindandir."

    Bir anne ve babanin birakacagi en guzel ve degerli miras: islam'a, Kur'an'a tabi olan, vatanini, milletini seven, caliskan, durust ve terbiyeli cocuklar yetistirebilmektir. Sevgili Peygamberimiz ( s.a.s.) su hadis-i serifiyle bunu beyan etmislerdir:

    "Hic bir baba cocuguna guzel ahlak ve terbiyeden daha ustun bir hediye vemis olamaz."

    Dunya ve ahiret saadetimiz icin islam ahlakina sahip olmak ve bu kaideleri hayatimizda yasayip, yasatmak gerekir. Zaten islam'in gayesi, guzel ahlaki tesis etmek degil midir?

    Goruldugu gibi, Yuce Peygamebirmiz (s.a.s.) bu konuda da gereken seyleri bizlere aciklamistir. O halde, Peygamberimizin emirlerine itaaat edelim ki; dunyamiz huzurlu ve sen, ahiretimiz mutlu ve gulsen olsun. Ne mutlu Peygamber'ini ornek alan, O'nu, onder ve sunnetine uygun hayat yasamayi dustur edinen musluman cocuklara!...

    "Cocuklari hakkiyla sevmeyi, onlarla ilgilenmeyi, onlari cesitli tehlikeler karsisinda korumayi cehennemden kurtulusa vesile sayan" Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.)'in coluk cocuguna duskunlugunu Enes b. Malik (r.a) soyle nakleder: "Ben Rasulullah (s.a.s.) kadar coluk cocuguna, aile fertlerine, eli altindakilere merhameti olan hicbir kimse gormedim. Hz. Peygamber ( s.a.s.)'in oglu Ibrahim, Medine'nin yuksek taraflarindaki koylerin birinde sut annesinin yaninda bulunuyordu. Hz. Peygamber (s.a.s.) -biz de beraberinde oldugumuz halde- onun yanina giderdi. Bir defasinda Hz. Peygamber ( s.a.s.) o eve gitmisti ki, ev o sirada duman icindeydi. Cunku Ibrahim'in sut babasi bir demirciydi. Peygamberimiz (s.a.s.), Ibrahim'i kucagina alir, onu oper, sonra da geri donerdi."

    Peygamber Efendimiz (s.a.s.) ozellikle yetim ve yoksul cocuklarla yakindan ilgilenir, kiz cocuklari arasinda hizmetci ve isci gibi calismak mecburiyetinde kalanlara da merhametle davranir, onlarin her istedigini dinler, her ihtiyacini gidermeye calisirdi. Nakledecegimiz su hadise bu acidan enteresandir:

    Hz. Muhammed (s.a.s.) in cebinde on lirasi (on dirhem) vardi. Dort lirasina elbiseciden bir gomlek aldi. Disariya cikinca yoksul bir Medineli: "Ey Allah'in Rasulu, o gomlege cok ihtiyacim var, onu bana verir misin?" dedi. Peygamberimiz ( s.a.s.), gomlegi yoksula verdi. Elbiseci dukkanina tekrar girdi, geri kalan paranin dort lirasina kendisi icin bir gomlek satin aldi.

    Disariya cikinca kucuk bir kizin agladigini gordu. Hemen yaklasip sebebini sordu. Bir evde hizmetcilik yapan bu kucuk kiz: "Ev sahibim bana un almak icin iki lira vermisti, onu kaybettim, onun icin agliyorum" dedi.

    Peygamberimiz (s.a.s.) son kalan iki lirayi da bu kizcagiza verdi. Fakat kucuk kiz aglamaya devam ediyordu. Peygamberimiz ( s.a.s.) tekrar sordu: "Kaybettigin iki liraya yeniden kavustun, hala nicin agliyorsun?"

    Kiz: "Eve gec kaldim, beni dovmelerinden korkuyorum!" cevabini verdi.

    Bunun uzerine Hz. Muhammed (s.a.s.), kucuk kizin elinden tuttu: " Korkma yavrum, gel benimle!" dedi. Onu eve kadar goturdu, once selam verdi. Ancak ucuncu selaminda kapi acildi. Peygamberimiz: "Ilk selamimi duymadiniz mi?" deyince "Duyduk ama selaminizin artmasini ve sesinizi daha cok duymayi arzu ettik. Sana canimiz feda ey Allah'in Rasulu, buraya kadar niye zahmet ettiniz?" dediler. Peygamberimiz ( s.a.s.): "Su kizcagiz, gec kaldim diye dovulmekten korkuyordu da bunu size kadar getirdim." cevabini verdi. Ev sahibi: "Ey Allah'in Rasulu, sizin evimize gelmenize sebep oldugu icin bu hizmetci kizi (cariyeyi) azad ediyorum. Artik hurdur" deyince, Hz. Peygamber ( s.a.s.) soyle buyurdu: "Allah'in bana verdigi on lira ne kadar bereketli imis! Allah onunla peygamberine ve Medineli bir yoksula birer gomlek giydirdi, bir kiz cocugunu da sevindirdi, hurriyetinin bagislanmasina vesile oldu! Suphesiz bize sonsuz gucuyle rizik veren O'dur."

    Annelerin cocuklarina gosterdikleri sefkat ve merhamet, peygamberimiz memnun ederdi. Bir gun fakir bir kadin cocugu ile Hz. Aise (ra)'yi ziyarete gelir. Hz. Aise, evde olanlara ikram edecek bir hurmadan baska bir sey bulamaz. Hurmayi anneye verir. Anne, hurmayi ikiye bolerek cocuklarina yedirir. Bundan son derece duygulanan Hz. Aise, olayi Peygamberimize anlatinca, Peygamberimiz:
    "Kimin kiz cocuklari olur ve onlari gecindirmekte sabir ve tahammul gosterirse, onlar o kimse icin cehenneme siper olur."
    buyurdu.

    Bir gun Halit b. Said, peygamberimizi ziyarete gelmis, kizi Eme'yi de beraber getirmisti. O zaman Eme kucuk bir kizdi. Arapcayi henuz bilmiyordu. Babasi Habesistan'dan yeni donmustu. Uzerinde sari bir elbise vardi. Resulu Ekrem elbisesinin guzel oldugunu soyleyerek Emel'e iltifat etmek istedi. Ona elbisesini gostererek habesce guzel anlaminda "sene sene" buyurdu. Bu peygamber sicakligindan cesaret alan Eme, Efendimizin arkasina gecerek peygamberlik muhruyle oynamaya basladi. Babasi onu azarlayinca, sevgi selalesi Efendimiz, birak cocugu! Diyerek Eme'nin nubuvvet muhruyle oynamasina izin verdi. Bu laubali davranistan cocugu babasi gibi azarlamak bir yana, onun azarlanmasina bile razi olmadi.







+ Yorum Gönder