Konusunu Oylayın.: Her kötülüğün ardından hemen bir iyilik yapmak mı gerekir?

5 üzerinden 4.67 | Toplam : 3 kişi
Her kötülüğün ardından hemen bir iyilik yapmak mı gerekir?
  1. 08.Mart.2012, 23:21
    1
    Misafir

    Her kötülüğün ardından hemen bir iyilik yapmak mı gerekir?

  2. 08.Mart.2012, 23:53
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Her kötülüğün ardından hemen bir iyilik yapmak mı gerekir?




    O kapı herhangi bir günah işleyenden, affı mümkün görünmeyen günahlara dalan, hatta günah batağında
    debelenen tüm insanlar için ardına kadar açıktır.

    Kötülüğün ardından bir iyilik yap!

    Bu kadar günahla Allah beni affeder mi?
    İsteyerek veya istemeyerek
    zamanzamançeşitligünahların içine girebiliriz. Bu durum bizi ümitsizliğe sevk etmemeli. Unutmayalım ki, Rabbimiz çok merhametli. O, tövbe kapısını sonuna kadar açık bırakmış, yeter ki biz pişmanlık duyup tövbe ederek yaptığımız hatalardan geri dönelim.
    Bunun dışında tövbemizi tamamlamak ve insanı karanlığa mahkûm eden günahların kalp ve nefis üzerindeki etkisinden kurtulmak için yapmamız gereken diğer bir iş ise her bir günah ve kötülüğün ardından onu yok edecek bir iyilik yapmaktır. Bu şekilde günahların izleri silinir, yeni tertemiz bir sayfa açılır. Vicdanlar
    rahatlar, huzur dolu bir hayata adım atılır.
    Bu duruma işaret eden
    Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.),"Kötülüğün ardından hemen bir iyilik yap ki onu silsin" (Tirmizî, Bir, 55) buyurur.
    Sahabeden Ebû Zer anlatıyor:
    "Bir gün Allah Resûlü'nün (s.a.s.) yanına gittim. Ona:
    -Yâ Resûlallah! Bana yapınca cennete yaklaşacağım, cehennemden uzaklaşacağım bir amel öğret, diye rica ettim. Allah Resûlü (s.a.s.):
    - Bir kötülük yaptığın zaman ardından hemen bir iyilik yap. Bunu yaparsan on misli sevap alırsın, buyurdu. (Taberânî, Dua, 1498)
    TÖVBE KAPISI HER ZAMAN AÇIK!
    Tövbe yapılan kötülüğün, işlenen günahın günah olduğunu bilip onu terk ederek Allah'a dönmek, yaptıklarından pişman olduğunu belirterek O'ndan af talebinde bulunmaktır. Allah dostlarından Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri tövbeyi üç safhaya ayırır:
    1. Yaptığı kötülüğün farkına varıp pişman olmak.
    2. Günaha bir daha dönmemeye kesin karar vermek.
    3. İşlenen günah veya kötülüğün hemen ardından bir iyilik yapmak.
    Evet unutmayalım ki, tövbe Allah'ın sonsuza kadar açık tuttuğu rahmet kapısıdır. O kapı herhangi bir günah işleyenden, affı mümkün görünmeyen günahlara dalan, hatta günah batağında debelenen tüm insanlar için açıktır.
    GÜNAHTA ISRARCI OLMA!
    Tövbe ettikten sonra esas olan bir daha günaha geri dönmemektir. Ancak ısrarla günaha geri dönen kimseler, sahabeden Hz. Abdullah b. Abbas'ın her mümin için ölçü olacak şu uyarısını asla unutmamalıdır:
    Sakın günahın akıbetinden emin olup da daha büyük günaha dalma! İyi bil ki, günah işlerken sağında solunda bulunanlardan utanmaman, yaptığın günahtan daha büyük bir günahtır. Allah'ın sana ne yapacağını bilmediğin halde, günahı yaparken gülüp durman, günahı başardığında sevinip başaramadığında üzülmen, yaptığın günahtan daha büyük günahtır.
    Hâlâ o günahı işlediğin sırada bir engel çıkıp da o günaha devam edememekten korkuyorsun da ne acıdır ki, günahı işlediğin sırada Allah'ın sana nazar etmesinden kalbin titremiyor. Emin ol ki bu durum çok daha büyük bir günahtır.
    BİR DUA
    Kalplerimizi kirlerden temizle!
    Ey Rabbimiz! İşte ellerimiz, Sana kalkmış halde kalplerimiz, Sana tevekkül duygusuyla dopdolu huzurunda elpençe divan duruyoruz. Senin güzel isimlerini ve ulvî sıfatlarını şefaatçi yaparak günahlarımızı bağışlamanı, kalplerimizi tertemiz hale getirmeni ve bizleri, nimetlerinle donattığın salih kullarınla beraber eylemeni diliyoruz.
    BİR TAVSİYE
    Arkadaşınızı arıyor musunuz?
    İnsanlar her geçen bireyselleşiyor, kendi kabuklarına çekiliyorlar. Dostluklar rafa kaldırıldı. Hepimizin geçmişte çok güzel anılar yaşadığımız, hayatı beraber paylaştığımız dostlarımız, arkadaşlarımız vardır. Belki çoktandır onlardan bir haber alamıyorsunuz. Ne dersiniz, bugün telefon rehberimize bakıp onlardan bir kaçını arayalım mı?
    BİR SORU-BİR CEVAP
    İdeal bir tövbe nasıl olmalı?
    Tövbe, sürçüp düşen, Allah'a isyan eden, sonra da kendini toparlayan insanın, samimi duygu, düşünce ve hareketlerle yeniden Hakk'a yönelmesi, söz vermesi, and içmesidir. Mana büyükleri yapılan tövbelerin kabul olması için şu hususları tavsiye ediyorlar:
    1. İnsan içten gele gele yaptığı kötülüğe pişman olmalı. Peygamber Efen-dimiz (sas) "Pişmanlık tövbedir" (Tergib Terhib, 4/98) buyurmakla bunu bil-dirmektedir.
    2. Kişi eskiden işlediği hatalarını ürperti ile hatırlamalı, ye-niden o günaha dönmeyi, adeta ateşlere atılıyor, darağacına götürülüyor gibi kötü görmeli.
    3. Bu hatalardan kulları ilgilendiren bir şey varsa, on-ları bulup haklarını vermeli, helal ettirmeli, bu kimseleri bulamazsa veya bunlar ölmüşse, onla-rın yerine hayır ve hasenatta bulunmalıdır.
    4. Zayi ettiği vakitler, yapamadığı ibadetü-taat varsa, en kısa zamanda bunları yerine getirmeli.
    5. Bunlardan dolayı ruhunda ve kalbinde açılan yaraları tamir için Allah katında en makbul ve cehenneme karşı da en tesirli bir zırh olan gözyaşı dökmelidir.
    TEFEKKÜR ATLASI
    Bir pire ne kadar yükseğe sıçrayabiliyor?
    Bir pirenin ne kadar yükseğe sıçradığını biliyor musunuz? Boyunun tam seksen-yüz katı. Şaşırdınız değil mi? Uzmanlar bu sıçramanın hızının, bir silâhtan çıkan kurşunun hızına yakın olduğunu söylüyorlar. Peki pire bu sıçramayı nasıl yapıyor dersiniz?
    Hemen söyleyelim. Pirelerde bacaklara bağlı, bir tür yay sistemi var. Bu sistem sayesinde diğer vücut yapılarından bir miktar enerji aniden bacaklara aktarılıyor. Bacaklarda kullanılan bu enerji, sadece %5'lik bir kayıpla, pirenin olağanüstü bir yüksekliğe sıçramasını sağlıyor.
    NASIL OLUYOR DA YARALANMIYOR?
    Peki pire bu kadar yükseğe çıkıp düştükten sonra nasıl oluyor da yaralanmıyor? Vücudunda iskelet sistemi yerine esnek yapılar bulunuyor da ondan. Diğer böceklerin sert kabuklarına karşı pirelerin vücutları oldukça yumuşak bir kılıfla kaplanmış. Bu yapı, şiddetli darbeleri emerek, pirenin sakatlanmasını engelliyor.
    Son soru, bu sistemi pireler nasıl bulmuş? Yoksa pireler çok zeki hayvanlar da bizim haberimiz mi yok, ne dersiniz?
    ÖRNEK HAYATLAR
    Peygamber Efendimiz çocukların hatalarını nasıl düzeltiyordu?
    Peygamber Efendimiz, yaptığı yanlış bir işten dolayı çocukları azarlamaz; yapılan işin yanlışlığını kırmadan söyler ve onlara doğru davranışı gösterirdi.
    Rafi adlı bir zâtın başından geçen bir olay bu konuda güzel bir örnek sayılır. Bu zât, başından geçen olayı şöyle anlatır:
    Henüz çocuk iken bir hurma ağacını taşlamıştım. Beni Hazreti Peygambere götürdüler. Peygamberimiz (aleyhisselâm) ile aramızda şu diyalog yaşandı:
    - Hurmayı niçin taşladın oğlum?
    - Karnım açtı, yemek için efendim.
    - Yavrum, acıktığın zaman bir daha hurma ağacını taşlama, kendiliğinden altına düşenlerden ye!
    Sonra başımı okşayarak, "Allah'ım! Bu yavrunun karnını doyur" diye dua etti.
    PEYGAMBERİMİZİN EĞİTİM METODU NEYDİ?
    Bu olayda dikkatimizi çeken ilk şey, Peygamber Efendimizin çocuğa karşı tatlı ve yumuşak bir dil kullanmış olmasıdır. Bir başka nokta, bir daha taşlamaması gerektiğini söylemesi, yani hatasını kavratmasıdır. Son ve daha önemli bir husus ise açlık sebebiyle hurma yeme ihtiyacı hissederse kendiliğinden alta düşeni yemesinin doğru olacağını hatırlatmasıdır.
    Görüldüğü gibi Peygamber Efendimiz, hurma ağacını taşladı diye huzuruna getirilen Rafi adlı çocuğu azarlamadı, onu üzen bir şey söylemedi. Sadece bunu niçin yaptığını öğrendi ve böyle durumlarda doğru davranışın ne olacağını ona bildirdi.
    HAZIRLAYAN: Ali DEMİREL

    --------------------------------

    Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki
    bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.


    (Tirmizî, Birr, 55)



  3. 08.Mart.2012, 23:53
    2
    Silent and lonely rains



    O kapı herhangi bir günah işleyenden, affı mümkün görünmeyen günahlara dalan, hatta günah batağında
    debelenen tüm insanlar için ardına kadar açıktır.

    Kötülüğün ardından bir iyilik yap!

    Bu kadar günahla Allah beni affeder mi?
    İsteyerek veya istemeyerek
    zamanzamançeşitligünahların içine girebiliriz. Bu durum bizi ümitsizliğe sevk etmemeli. Unutmayalım ki, Rabbimiz çok merhametli. O, tövbe kapısını sonuna kadar açık bırakmış, yeter ki biz pişmanlık duyup tövbe ederek yaptığımız hatalardan geri dönelim.
    Bunun dışında tövbemizi tamamlamak ve insanı karanlığa mahkûm eden günahların kalp ve nefis üzerindeki etkisinden kurtulmak için yapmamız gereken diğer bir iş ise her bir günah ve kötülüğün ardından onu yok edecek bir iyilik yapmaktır. Bu şekilde günahların izleri silinir, yeni tertemiz bir sayfa açılır. Vicdanlar
    rahatlar, huzur dolu bir hayata adım atılır.
    Bu duruma işaret eden
    Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.),"Kötülüğün ardından hemen bir iyilik yap ki onu silsin" (Tirmizî, Bir, 55) buyurur.
    Sahabeden Ebû Zer anlatıyor:
    "Bir gün Allah Resûlü'nün (s.a.s.) yanına gittim. Ona:
    -Yâ Resûlallah! Bana yapınca cennete yaklaşacağım, cehennemden uzaklaşacağım bir amel öğret, diye rica ettim. Allah Resûlü (s.a.s.):
    - Bir kötülük yaptığın zaman ardından hemen bir iyilik yap. Bunu yaparsan on misli sevap alırsın, buyurdu. (Taberânî, Dua, 1498)
    TÖVBE KAPISI HER ZAMAN AÇIK!
    Tövbe yapılan kötülüğün, işlenen günahın günah olduğunu bilip onu terk ederek Allah'a dönmek, yaptıklarından pişman olduğunu belirterek O'ndan af talebinde bulunmaktır. Allah dostlarından Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri tövbeyi üç safhaya ayırır:
    1. Yaptığı kötülüğün farkına varıp pişman olmak.
    2. Günaha bir daha dönmemeye kesin karar vermek.
    3. İşlenen günah veya kötülüğün hemen ardından bir iyilik yapmak.
    Evet unutmayalım ki, tövbe Allah'ın sonsuza kadar açık tuttuğu rahmet kapısıdır. O kapı herhangi bir günah işleyenden, affı mümkün görünmeyen günahlara dalan, hatta günah batağında debelenen tüm insanlar için açıktır.
    GÜNAHTA ISRARCI OLMA!
    Tövbe ettikten sonra esas olan bir daha günaha geri dönmemektir. Ancak ısrarla günaha geri dönen kimseler, sahabeden Hz. Abdullah b. Abbas'ın her mümin için ölçü olacak şu uyarısını asla unutmamalıdır:
    Sakın günahın akıbetinden emin olup da daha büyük günaha dalma! İyi bil ki, günah işlerken sağında solunda bulunanlardan utanmaman, yaptığın günahtan daha büyük bir günahtır. Allah'ın sana ne yapacağını bilmediğin halde, günahı yaparken gülüp durman, günahı başardığında sevinip başaramadığında üzülmen, yaptığın günahtan daha büyük günahtır.
    Hâlâ o günahı işlediğin sırada bir engel çıkıp da o günaha devam edememekten korkuyorsun da ne acıdır ki, günahı işlediğin sırada Allah'ın sana nazar etmesinden kalbin titremiyor. Emin ol ki bu durum çok daha büyük bir günahtır.
    BİR DUA
    Kalplerimizi kirlerden temizle!
    Ey Rabbimiz! İşte ellerimiz, Sana kalkmış halde kalplerimiz, Sana tevekkül duygusuyla dopdolu huzurunda elpençe divan duruyoruz. Senin güzel isimlerini ve ulvî sıfatlarını şefaatçi yaparak günahlarımızı bağışlamanı, kalplerimizi tertemiz hale getirmeni ve bizleri, nimetlerinle donattığın salih kullarınla beraber eylemeni diliyoruz.
    BİR TAVSİYE
    Arkadaşınızı arıyor musunuz?
    İnsanlar her geçen bireyselleşiyor, kendi kabuklarına çekiliyorlar. Dostluklar rafa kaldırıldı. Hepimizin geçmişte çok güzel anılar yaşadığımız, hayatı beraber paylaştığımız dostlarımız, arkadaşlarımız vardır. Belki çoktandır onlardan bir haber alamıyorsunuz. Ne dersiniz, bugün telefon rehberimize bakıp onlardan bir kaçını arayalım mı?
    BİR SORU-BİR CEVAP
    İdeal bir tövbe nasıl olmalı?
    Tövbe, sürçüp düşen, Allah'a isyan eden, sonra da kendini toparlayan insanın, samimi duygu, düşünce ve hareketlerle yeniden Hakk'a yönelmesi, söz vermesi, and içmesidir. Mana büyükleri yapılan tövbelerin kabul olması için şu hususları tavsiye ediyorlar:
    1. İnsan içten gele gele yaptığı kötülüğe pişman olmalı. Peygamber Efen-dimiz (sas) "Pişmanlık tövbedir" (Tergib Terhib, 4/98) buyurmakla bunu bil-dirmektedir.
    2. Kişi eskiden işlediği hatalarını ürperti ile hatırlamalı, ye-niden o günaha dönmeyi, adeta ateşlere atılıyor, darağacına götürülüyor gibi kötü görmeli.
    3. Bu hatalardan kulları ilgilendiren bir şey varsa, on-ları bulup haklarını vermeli, helal ettirmeli, bu kimseleri bulamazsa veya bunlar ölmüşse, onla-rın yerine hayır ve hasenatta bulunmalıdır.
    4. Zayi ettiği vakitler, yapamadığı ibadetü-taat varsa, en kısa zamanda bunları yerine getirmeli.
    5. Bunlardan dolayı ruhunda ve kalbinde açılan yaraları tamir için Allah katında en makbul ve cehenneme karşı da en tesirli bir zırh olan gözyaşı dökmelidir.
    TEFEKKÜR ATLASI
    Bir pire ne kadar yükseğe sıçrayabiliyor?
    Bir pirenin ne kadar yükseğe sıçradığını biliyor musunuz? Boyunun tam seksen-yüz katı. Şaşırdınız değil mi? Uzmanlar bu sıçramanın hızının, bir silâhtan çıkan kurşunun hızına yakın olduğunu söylüyorlar. Peki pire bu sıçramayı nasıl yapıyor dersiniz?
    Hemen söyleyelim. Pirelerde bacaklara bağlı, bir tür yay sistemi var. Bu sistem sayesinde diğer vücut yapılarından bir miktar enerji aniden bacaklara aktarılıyor. Bacaklarda kullanılan bu enerji, sadece %5'lik bir kayıpla, pirenin olağanüstü bir yüksekliğe sıçramasını sağlıyor.
    NASIL OLUYOR DA YARALANMIYOR?
    Peki pire bu kadar yükseğe çıkıp düştükten sonra nasıl oluyor da yaralanmıyor? Vücudunda iskelet sistemi yerine esnek yapılar bulunuyor da ondan. Diğer böceklerin sert kabuklarına karşı pirelerin vücutları oldukça yumuşak bir kılıfla kaplanmış. Bu yapı, şiddetli darbeleri emerek, pirenin sakatlanmasını engelliyor.
    Son soru, bu sistemi pireler nasıl bulmuş? Yoksa pireler çok zeki hayvanlar da bizim haberimiz mi yok, ne dersiniz?
    ÖRNEK HAYATLAR
    Peygamber Efendimiz çocukların hatalarını nasıl düzeltiyordu?
    Peygamber Efendimiz, yaptığı yanlış bir işten dolayı çocukları azarlamaz; yapılan işin yanlışlığını kırmadan söyler ve onlara doğru davranışı gösterirdi.
    Rafi adlı bir zâtın başından geçen bir olay bu konuda güzel bir örnek sayılır. Bu zât, başından geçen olayı şöyle anlatır:
    Henüz çocuk iken bir hurma ağacını taşlamıştım. Beni Hazreti Peygambere götürdüler. Peygamberimiz (aleyhisselâm) ile aramızda şu diyalog yaşandı:
    - Hurmayı niçin taşladın oğlum?
    - Karnım açtı, yemek için efendim.
    - Yavrum, acıktığın zaman bir daha hurma ağacını taşlama, kendiliğinden altına düşenlerden ye!
    Sonra başımı okşayarak, "Allah'ım! Bu yavrunun karnını doyur" diye dua etti.
    PEYGAMBERİMİZİN EĞİTİM METODU NEYDİ?
    Bu olayda dikkatimizi çeken ilk şey, Peygamber Efendimizin çocuğa karşı tatlı ve yumuşak bir dil kullanmış olmasıdır. Bir başka nokta, bir daha taşlamaması gerektiğini söylemesi, yani hatasını kavratmasıdır. Son ve daha önemli bir husus ise açlık sebebiyle hurma yeme ihtiyacı hissederse kendiliğinden alta düşeni yemesinin doğru olacağını hatırlatmasıdır.
    Görüldüğü gibi Peygamber Efendimiz, hurma ağacını taşladı diye huzuruna getirilen Rafi adlı çocuğu azarlamadı, onu üzen bir şey söylemedi. Sadece bunu niçin yaptığını öğrendi ve böyle durumlarda doğru davranışın ne olacağını ona bildirdi.
    HAZIRLAYAN: Ali DEMİREL

    --------------------------------

    Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki
    bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.


    (Tirmizî, Birr, 55)






+ Yorum Gönder