Konusunu Oylayın.: Kaderi zulüm etmekle suçlamak doğrumu?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Kaderi zulüm etmekle suçlamak doğrumu?
  1. 08.Mart.2012, 16:16
    1
    Misafir

    Kaderi zulüm etmekle suçlamak doğrumu?






    Kaderi zulüm etmekle suçlamak doğrumu? Mumsema Kader zulmeder mi? açıklarmısınız


  2. 08.Mart.2012, 16:16
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 08.Mart.2012, 22:14
    2
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Kaderi zulüm etmekle suçlamak doğrumu?




    size çarpan bir arabayı suçladığınızda
    aslında şoförünü suçlamaktasınızdır
    kaderi suçlayan da Allah'ı suçlamaktadır
    zira kader şoförün elinin altındaki bir arabadan daha iradesizdir

    Allahu Alem

    şunları da netten buldum:

    Ebu Hureyre'den (r.a.) Rasululla h (s.a.v.) şöyle buyurdu:

    "Allahu Teala şöyle buyurdu: "Ademoğlu dehre söverek beni gücendiriyor. Oysaki dehr benim. İş benim elimdedir . Geceyi gündüze ben aktarıyorum." (Buhari Tefsir: 1, Tevhid: 35, Edeb: 101, Müslim, Elfaz: 1,2, Ebu Davud, Edeb: 181)

    Bir diğer rivayet de şöyledir:

    "Dehre sövmeyin. Çünkü gerçekten ben, evet ben dehrim."

    Bir başka rivayet de şöyledir:

    "Ademoğlu, 'yazıklar olsun dehre (zamana)' demesin. Çünkü ben, evet ben dehrim. Geceyi ve gündüzü ben gönderiyorum. Dilediğim zaman onların ikisini de tutarım." (Buhari Tefsir: 45/1, Tevhid: 35, Edep: 101, Müslim Elfaz: 1-2, 5-6, Ebu Davud Edep: 169, Ahmed: 5/299, 311)

    Şerhussünne adlı eserde deniyor ki:

    "Sıhhati üzerinde ittifak olunan bu hadisi Buhari ve Müslim, Ma'mer tarikiyle birkaç yönden Ebu Hureyre'den tahric etmişlerdir. Demiştir ki: "Bunun manası şudur:

    Araplar adetleri gereği başlarına bir felaket geldiğinde zamana söverlerdi. Çünkü Araplar başlarına gelen musibeti, hoşlanmadıkları şeyleri zamana (dehre) nisbet ediyorlar dı. Diyorlardı ki: "Onların başına zamanın belaları düştü. Zaman onları darmadağın etti."

    Başlarına gelen şiddetli olayları, felaket ve musibetleri dehre izafe ettiklerinde, bunun failine söverlerdi. Doğal olarak bunun sonuçta varacağı yer Aziz ve Celil olan Allah'a dayanıyordu. Çünkü gerçekte işleri meydana getiren, onları yapan ve var eden Allah'tır. İşte bu yüzden zamana sövmekten menedildiler."


    Aynı şekilde İbn Ebu Hatim, Ahmed b. Mansur'dan, bu da Süreye b. Nu'man'dan, o da benzerini İbn Uyeyn'den rivayet etmişlerdir. Sonra Yunus'tan, İbn Vehb'ten, Zühri'den, Ebu Seleme'den, bu da Ebu Hureyre'den rivayet etmiştir:

    "Rasulullah'ın (s.a.v.) şöyle dediğini işittim:

    "Allahu Teala şöyle buyuruyor: "Ademoğlu dehre sövüyor, oysa dehr benim, gece ile gündüz benim ellerimde dir." (Beyhaki, 3/3365)

    Sahih sahibi, Nesai, Yunus b. Yezid hadisinde rivayet etmiştir.

    Muhammed b. İshak Ala b. Abdurrahm an'dan, bu da babasından, o da Ebu Hureyre'den rivayet etmiştir, Rasulullah (s.a.v.) dedi ki:

    "Allah şöyle buyurdu:

    "Kulumdan ödünç istedim de vermedi. Bana söverek şöyle dedi: "Vay anasına dehrin." Oysa dehr benim." (Terğib, 3/471, Mansur, 6/35)

    Şafii, Ebu Ubeyde ve başka imamlar:

    "Dehre sövmeyin, gerçekten dehr bizzat Allah'tır" kavlinin tefsirind e şöyle dediler. "Araplar cahiliye dönemlerinde, başlarına bir bela, sıkıntı ya da şiddet gelince:

    "Vay anasına bu dehrin, yazıklar olsun bu zamana." derler ve yaptıklarını dehre isnad ederek ona söverlerdi. Oysa bu sövdükleri şeylerin faili Allah'tır. Ona sövdüklerinde adeta Allah'a sövmüş gibi olmaktadırlar. Çünkü bu olan şeylerin gerçekte faili sadece Allah'tır. İşte bu açıdan Allah, bu sakıncası sebebiyle dehre sövmeyi yasaklamıştır. Böyle yaptıkları taktirde sözleriyle Allah'ı kastetmiş ve dolayısıyla işlenen şeyleri ona isnad etmiş olurlar. Doğrusu bunun yorumuyla ilgili olarak söylenen en güzel söz budur. Murad olunan da budur. Allah en iyisini bilir."

    Ancak Zahiriye mezhebind en İbn Hazm ve onun gibiler bu hadise bakarak "Dehr" i Esmai Hüsna'dan saymakla yanılmışlardır.

    Bunun manası hadiste:

    "Geceyle gündüzü ben çeviririm." kavliyle açıklanmıştır. Geceyle gündüzün değiştirilmesi demek; halkın istediği ve hoşlanmadığı şeylerle ilgili tüm tasarrufl arın yüce Allah'ın elinde olması demektir. Bu hadiste Muhammed b. Abdulvehh ab'ın buraya almadığı bir ziyade vardır. O da: "İş benim elimdedir" kavlidir.

    Ebu Hureyre'den (r.a.) Rasululla h (s.a.v.) şöyle buyurdu:

    "Allahu Teala şöyle buyurdu:

    "İnsanoğlu dehre (zamana) söverek beni gücendiriyor. Halbuki dehr benim. Geceyi gündüze ben aktarıyorum" (Buhari Tefsir: 45/1, Tevhid: 35, Edeb:101, Müslim Elfaz: 1-2, 5-6, Ebu Davud Edeb: 169, Ahmed: 5/299, 311)

    Bu rivayetin manası:

    "Daha önce geçen:

    "Ben dehrim, gece ve gündüzü çeviririm" hadisinde açıklanmıştı. Yani hayır ve şer olarak cereyan eden ne varsa hepsi Allah'ın iradesi ve tedbiriyle olmaktadır. Hepsi de Allah'ın bilgisi ve hikmetiyledir. Bu hususta hiçbir kimse Allah'a ortak olamaz. Bu durumda vacip olan, her iki halde de her şeyden münezzeh olan Allah hakkında hüsnü zanda bulunularak O'na hamdetmek, tevbe etmek ve bir daha yanlış yapmamak üzere Allah'a dönmektir.


  4. 08.Mart.2012, 22:14
    2
    âb ü kil



    size çarpan bir arabayı suçladığınızda
    aslında şoförünü suçlamaktasınızdır
    kaderi suçlayan da Allah'ı suçlamaktadır
    zira kader şoförün elinin altındaki bir arabadan daha iradesizdir

    Allahu Alem

    şunları da netten buldum:

    Ebu Hureyre'den (r.a.) Rasululla h (s.a.v.) şöyle buyurdu:

    "Allahu Teala şöyle buyurdu: "Ademoğlu dehre söverek beni gücendiriyor. Oysaki dehr benim. İş benim elimdedir . Geceyi gündüze ben aktarıyorum." (Buhari Tefsir: 1, Tevhid: 35, Edeb: 101, Müslim, Elfaz: 1,2, Ebu Davud, Edeb: 181)

    Bir diğer rivayet de şöyledir:

    "Dehre sövmeyin. Çünkü gerçekten ben, evet ben dehrim."

    Bir başka rivayet de şöyledir:

    "Ademoğlu, 'yazıklar olsun dehre (zamana)' demesin. Çünkü ben, evet ben dehrim. Geceyi ve gündüzü ben gönderiyorum. Dilediğim zaman onların ikisini de tutarım." (Buhari Tefsir: 45/1, Tevhid: 35, Edep: 101, Müslim Elfaz: 1-2, 5-6, Ebu Davud Edep: 169, Ahmed: 5/299, 311)

    Şerhussünne adlı eserde deniyor ki:

    "Sıhhati üzerinde ittifak olunan bu hadisi Buhari ve Müslim, Ma'mer tarikiyle birkaç yönden Ebu Hureyre'den tahric etmişlerdir. Demiştir ki: "Bunun manası şudur:

    Araplar adetleri gereği başlarına bir felaket geldiğinde zamana söverlerdi. Çünkü Araplar başlarına gelen musibeti, hoşlanmadıkları şeyleri zamana (dehre) nisbet ediyorlar dı. Diyorlardı ki: "Onların başına zamanın belaları düştü. Zaman onları darmadağın etti."

    Başlarına gelen şiddetli olayları, felaket ve musibetleri dehre izafe ettiklerinde, bunun failine söverlerdi. Doğal olarak bunun sonuçta varacağı yer Aziz ve Celil olan Allah'a dayanıyordu. Çünkü gerçekte işleri meydana getiren, onları yapan ve var eden Allah'tır. İşte bu yüzden zamana sövmekten menedildiler."


    Aynı şekilde İbn Ebu Hatim, Ahmed b. Mansur'dan, bu da Süreye b. Nu'man'dan, o da benzerini İbn Uyeyn'den rivayet etmişlerdir. Sonra Yunus'tan, İbn Vehb'ten, Zühri'den, Ebu Seleme'den, bu da Ebu Hureyre'den rivayet etmiştir:

    "Rasulullah'ın (s.a.v.) şöyle dediğini işittim:

    "Allahu Teala şöyle buyuruyor: "Ademoğlu dehre sövüyor, oysa dehr benim, gece ile gündüz benim ellerimde dir." (Beyhaki, 3/3365)

    Sahih sahibi, Nesai, Yunus b. Yezid hadisinde rivayet etmiştir.

    Muhammed b. İshak Ala b. Abdurrahm an'dan, bu da babasından, o da Ebu Hureyre'den rivayet etmiştir, Rasulullah (s.a.v.) dedi ki:

    "Allah şöyle buyurdu:

    "Kulumdan ödünç istedim de vermedi. Bana söverek şöyle dedi: "Vay anasına dehrin." Oysa dehr benim." (Terğib, 3/471, Mansur, 6/35)

    Şafii, Ebu Ubeyde ve başka imamlar:

    "Dehre sövmeyin, gerçekten dehr bizzat Allah'tır" kavlinin tefsirind e şöyle dediler. "Araplar cahiliye dönemlerinde, başlarına bir bela, sıkıntı ya da şiddet gelince:

    "Vay anasına bu dehrin, yazıklar olsun bu zamana." derler ve yaptıklarını dehre isnad ederek ona söverlerdi. Oysa bu sövdükleri şeylerin faili Allah'tır. Ona sövdüklerinde adeta Allah'a sövmüş gibi olmaktadırlar. Çünkü bu olan şeylerin gerçekte faili sadece Allah'tır. İşte bu açıdan Allah, bu sakıncası sebebiyle dehre sövmeyi yasaklamıştır. Böyle yaptıkları taktirde sözleriyle Allah'ı kastetmiş ve dolayısıyla işlenen şeyleri ona isnad etmiş olurlar. Doğrusu bunun yorumuyla ilgili olarak söylenen en güzel söz budur. Murad olunan da budur. Allah en iyisini bilir."

    Ancak Zahiriye mezhebind en İbn Hazm ve onun gibiler bu hadise bakarak "Dehr" i Esmai Hüsna'dan saymakla yanılmışlardır.

    Bunun manası hadiste:

    "Geceyle gündüzü ben çeviririm." kavliyle açıklanmıştır. Geceyle gündüzün değiştirilmesi demek; halkın istediği ve hoşlanmadığı şeylerle ilgili tüm tasarrufl arın yüce Allah'ın elinde olması demektir. Bu hadiste Muhammed b. Abdulvehh ab'ın buraya almadığı bir ziyade vardır. O da: "İş benim elimdedir" kavlidir.

    Ebu Hureyre'den (r.a.) Rasululla h (s.a.v.) şöyle buyurdu:

    "Allahu Teala şöyle buyurdu:

    "İnsanoğlu dehre (zamana) söverek beni gücendiriyor. Halbuki dehr benim. Geceyi gündüze ben aktarıyorum" (Buhari Tefsir: 45/1, Tevhid: 35, Edeb:101, Müslim Elfaz: 1-2, 5-6, Ebu Davud Edeb: 169, Ahmed: 5/299, 311)

    Bu rivayetin manası:

    "Daha önce geçen:

    "Ben dehrim, gece ve gündüzü çeviririm" hadisinde açıklanmıştı. Yani hayır ve şer olarak cereyan eden ne varsa hepsi Allah'ın iradesi ve tedbiriyle olmaktadır. Hepsi de Allah'ın bilgisi ve hikmetiyledir. Bu hususta hiçbir kimse Allah'a ortak olamaz. Bu durumda vacip olan, her iki halde de her şeyden münezzeh olan Allah hakkında hüsnü zanda bulunularak O'na hamdetmek, tevbe etmek ve bir daha yanlış yapmamak üzere Allah'a dönmektir.





+ Yorum Gönder