Konusunu Oylayın.: Altın orandan başka kabenin konumunu açıklayan matematiksel bir ifade var mı?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Altın orandan başka kabenin konumunu açıklayan matematiksel bir ifade var mı?
  1. 07.Mart.2012, 15:47
    1
    Misafir

    Altın orandan başka kabenin konumunu açıklayan matematiksel bir ifade var mı?






    Altın orandan başka kabenin konumunu açıklayan matematiksel bir ifade var mı? Mumsema KABE NİN DÜNYA ÜZERİNDEKİ KONUMUNU SADECE ALTIN ORAN MI BELİRLİYOR? BAŞKA MATEMATİKSEL BİR İZAHI YOK MU?(ÖDEV İÇİN ÇOK ACİL MANTIKLI BİR CEVAP LAZIM .iYİ GÜNLER


  2. 07.Mart.2012, 15:47
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 24.Mart.2012, 23:57
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Altın orandan başka kabenin konumunu açıklayan matematiksel bir ifade var mı?




    "Kâbe" Dünyanın Merkezinde

    Coğrafyacılar, yeryüzünün herhangi bir noktasını kolaylıkla bulabilmek ve en pratik yoldan, en doğru biçimde gösterebilmek için, Dünya’yı enlem ve boylam adı verilen çizgilerle, sembolik olarak küçük karelere bölmüşlerdir. Ancak, bu çizgilerin başlangıç noktaları, bilimsel bir temele değil, farazî bir kabule dayanır. İngiltere’de Greenwich’ten geçtiği kabul edilen boylam çizgisi 0 (sıfır) kabul edilir.
    Hepimizin bildiği gibi enlem ve boylamlar dünya üzerinde koordinat belirlemede ve saatlerimizi ayarlamada kullanılan evrensel bir ölçüm sistemi ve ortak dil haline gelmiştir. Allahû Tealâ mesajlarını insanların anlayabileceği şekilde; onların ölçü birimleri ve dillerini kullanarak gönderir. Aksi halde mesajlar anlaşılabilir olmaz.

    Yuvarlak olduğu iddia edilen Dünya’mızın, aslında kutuplarının basık ve ortasının şişkin olduğu bir gerçektir. Bu şişkin bölgenin, tam ortasından geçen en büyük enleme ise “0 enlemi” denmektedir. Bu enlem, bilinen adıyla Ekvator’dur. Ekvator’un da nispi olarak, Dünya’yı tam ortadan ikiye ayırdığı kabul edilir.
    Kutup noktaları, Ekvator’un oluşturduğu dairenin tam merkezinden geçen bir eksenin iki uç noktasıdır. Ancak bunlar gerçek kutuplar değildir; coğrafi kutuplardır. Gerçek kutuplar ise manyetik özellikleri ile dikkat çeken, mıknatıs ibrelerinin yöneldiği esrarlı özellikleri ile dikkat çeken manyetik kuzey ve güney kutuplarıdır. Kuzey kutbu, coğrafi kutbun yaklaşık 1290 km güneyinde kalır. Bu da

    Kanada’nın kuzey batısında Ellef Ringnes adalarının kıyısına tekabül eder. Güney kutbuna gelince Antarktika kıtasında, Adelie Land denilen bir bölgede yer alır.
    Bir pusulaya Dünya’nın neresinden bakarsanız bakın, daima kuzey yönünü gösterir. Eğer bu yönü takip ederseniz, sonunda manyetik kuzey kutbuna varırsınız. Pusula ibreleri bu bölgedeki manyetik alanın tesirinde kalarak sürekli olarak buraya yönelir, bu yöneliş sayesinde bizler de karada, denizde ve havada yönümüzü kolayca buluruz.
    Enlem ve boylamların gösterdiği kutup noktaları ile pusulanın gösterdiği manyetik kutup noktaları neden birbirinden farklı yerlerdedir? Dünya’nın ekliptik olarak 27o 27′lık eğime sahip olduğunu biliriz. Dünya’nın başı böyle eğdirilmeseydi tek bir mevsimi, mesela hep yazı yahut kışı yaşayacaktık. Günler, buna göre uzar ya da kısalır. İşte bu eğim, kutupların yerini de değiştirmiş olur. Gerçekte; enlem ve boylamları çizerken Dünya’nın bu eğimini yani mıknatısların sürekli yöneldiği manyetik kutupları dikkate alırsak, yeni bir Ekvator çıkar. O zaman “0″ (sıfır) no’lu en büyük enlem olan Ekvator, bu yeni haliyle, Mekke kentinden geçecektir. Bu da Kâbe’nin, Dünya’nın ortasında bulunduğu gerçeğinin bir teyididir.
    Öte yandan, bu düzeltilmiş şekilde çizilen, Oğlak ve Yengeç dönenceleri de, yine Mekke’nin bulunduğu bloktangeçmektedirler. Bu mantığa göre çizilen boylam ise (iki kutbu birleştirerek), yine aynı blok içerisinde, dönenceleri ve Ekvator’u keser. Bu kesişme noktası yine Mekke’dir. Bu enlem ve boylamların Mekke’de kesişmeleri, Kâbe’nin yerinin çok özel olarak belirlendiğinin bir ifadesi kabul edilebilir ve yine insanların ibadetlerinde niçin oraya yöneldiklerinin sırlarını taşır.

    Dünya’nın manyetik kuzey ve güney kutuplarına göre çizilen yeni ekvator çizgisinin yani Kâbe’den geçen Ekvator çizgisi üzerinde, birisi Kâbe’ye göre doğu, diğeri ise batıda iki adet manyetik kutuplar bulunmaktadır. Batı kutbunu esrarengiz olayları ile “Bermuda” üçgeni teşkil ederken, doğusunu ise Japonya’da bir körfez bölgesi teşkil eder. Bu körfez de Bermuda gibi kaybolmaları ile meşhur olmuştur. Kâbe’nin bu iki noktanın tam ortasında yer alması da Kâbe’nin yerinin özel olarak seçildiğini düşündürmektedir.
    Peki ya dünyamızın Altın Oran Noktası... nerededir?
    Enlem ve boylamlar üzerinde yapılan hesaplardan anlaşılacağı gibi dünyanın altın oran noktası Mekke şehrindedir. Kâbe’nin koordinatları olan Doğu boylamı +39,82, Kuzey enlemi +21,42 değerleri (Bkz. Google Earth) gösterir ki; Kâbe ve kutsal bölge Dünya’nın Altın oran Kutsal bölgesindedir.

    (90 + 21,42 = 111,42 111,42 / 180 = 0,61... ),
    (180 +39,82 = 219,82 219,82/360= 0,61...
    Mekke şehrinin kutuplara olan mesafelerinin ve gün dönümü çizgisine her iki yönde olan mesafelerinin oran hesaplama şeklini ifade eden formüldür.)

    • Altın Oran (tasarım ve estetik yaratış sayısı) = Phi sabiti = 0,61...
    • Mekke’nin güney kutbuna olan uzaklığı / Kutuplar arasındaki mesafe = 0,61...
    • Mekke’nin kuzey kutbuna uzaklığı / Mekke’nin güney kutbuna uzaklığı = 0,61...
    • Mekke’nin gündönümü çizgisine batı uzaklığı / Dünyanın çevre uzunluğu = 0,61...
    • ·Mekke’nin Gündönümü çizgisine batı uzaklığı /
      Mekke’nin gündönümü çizgisine doğu uzaklığı = 0,61...
    • ·Dünyadaki Gündönümü ya da kutupları birleştiren ve
      Mekke’den geçen tüm çizgilerin iç oranları = 0,61...
    • ·Mekke ve Kâbe’yi anlatan âyette (3:96) Mekke’ye kadar olan harf sayısı (29 ) /
      Âyetin toplam harf sayısı (47) = 0,61...
    Enlem ve boylam haritasını bir ressamın tablosu gibi düşünürsek; dünya haritası İlâhi bir tablo olacaktır; derinliği hiç bitmeyen, yaşayan bir tablo. Enlem ve boylam değerlerine göre tasarlanmış bir dünya haritasını Amerikan Phimatrix (resimlerin altın oran noktasını hesaplayıp göstermeye yarayan program – tablolar için tasarlanmıştır.) programında açıp ana altın oran noktasını göstermesini istersek bize Mekke şehrini gösterecektir. Enlem ve boylamların altın oran formülüne göre alabileceği değerler, dünyada sadece tek bir noktaya uygulanabilir. Ekvatoruna altındaki ya da Greenwich'in batısındaki koordinatlar - (eksi) ile ifade edilir.
    Ley Hatları adı verilen akışkan özellikli enerji kanallarıyla yeryüzünün örülmüş olduğu artık kesin olarak bilinmektedir. “Dünya enerjisi”, “Telürik Enerji” veya “Küresel Biyoenerji” gibi isimler de alan bu hatlar, yerkürenin manyetik gücünden farklı olarak, dünyayı yerküre üzerindeki belirli doğrusal çizgilerle dolaştığı varsayılan bir enerji türüdür. Bu terim ilk kez 1925 yılında bu hatları “yeniden” keşfeden İngiliz araştırmacı Alfred Watkins tarafından kullanılmıştır.

    Mitolojilerde geçen kutsal ırmaklar, aslında bu ley hatlarını yani yerküre “çakraları”nın haritasını ifade ediyor. Bu bölgelerin en güçlülerinden birisinin Mekke şehrindeki kutsal topraklar olduğu bilinmektedir.
    İbn-i Abbas’tan gelen hadîs rivayetinde “Göklerin en önde geleni, kendisinde arş olandır. Yerlerin en önde geleni de bizim üzerinde olduğumuz Arş’tır.” ifadesi yer alır. (Suyuti, ed-Dürer el-Mensur, VI/239)
    Bilindiği gibi âlemler sadece bizim içinde yaşadığımız fizik evren ile sınırlı değildir. Yedi farklı uzay-zamanın bulunduğunu Kur’ân’da geçen seb’a ve semâvât ifadelerinden anlamak mümkündür.
    Havada, yerin altında her nerede bulunursak bulunalım, Kâbe’nin bulunduğu mekâna yönelmek, istikbâl-i kıble için kafi gelmektedir. Bediüzzaman gibi maneviyat büyüklerinin de ifade ettiği gibi kıbleyi, sadece Kâbe’nin bulunduğu mekân olarak değil, Kâbe’den Arş’a uzanan nuranî bir sütun ve manevî bir direk olarak düşünmek gerekir. Bu nurdan sütun, ferş denen arzımızı cennetin de üstünde kalan ve âlemin çatısı hükmündeki “Arş”a bağlar.
    Kâbe’de hissedilen ve solunan apayrı bir maneviyat ve ruhî atmosferin Arş’a uzanan bu nuranî sütunla ilgisi nedir?
    Dünya’mızı en üst semaya bağlayan “göbek bağı” diyebileceğimiz nurdan bağın taşıdığı sırlar henüz meçhulümüzdür. Sürekli kutba yönelen mıknatıs misali insan kalbi de bu İlâhi nurun devamlı çekim etkisi altında mı bulunmaktadır?
    İnsanların pervane oldukları bu İlâhi nur, tefekkür-dua-tespih-hamd gibi manevî hâsılatın toplandığı ve oradan Arş’a ulaştırıldığı bir tür uydu misal toplama-dağıtım ve nakil üssü fonksiyonu mu görmektedir?
    İbadetlerde kıbleye yönelmekle, tıpkı antenlerini uyduya çeviren haberleşme vasıtaları gibi, kalp ve beyinden neşrolunan mânâ dalgalarının önce bu nurdan sütuna geldiğini ve oradan da İlâhi dergâha ulaştığını düşünebilir miyiz?
    Kâbe’de rahmet zirveye çıkar
    Acaba namaz gibi ibadetlerde kıbleye yönelmekle, o nurla bağlantıyı en üst noktaya mı çıkarıyoruz?
    Öyleyse, namaz sırasında yapılan hareketlerde bu nurun, insanın ruhî ve fizikî varlığının tüm unsurlarına nüfuzunun sağlandığı; Kâbe’de tavaf yapıldığında ise yani nurun odak noktasının çevresinde dönüldüğünde, bağlantı ve rezonansın en üst seviyeye çıkarıldığı an olmalıdır. Bu soru ve ihtimallerin gerçek cevaplarını maneviyat ve hakikat kâşiflerine bırakarak şu âyetin ifade ettiği mânâya bakalım:
    Âli İmrân-96: Muhakkak ki; mübarek ve âlemlere hidayet vesilesi olan (beyt), elbette ki insanlar için Mekke’de yapılmış olan ilk Beyt’tir.
    Âli İmrân-97: Orada (Baytullah’da açık beyyineler, Hz. İbrahim’in makamı vardır. Ve kim oraya girerse emin (emniyette) olur.
    “Ona yol bulmaya (Hacc’a gitmeye) gücü yetenlere, Allah için o Beyt’in hac edilmesi , insanların üzerine (farz)dir.” İlâhi fermanı, her sene mübarek bir zaman dilimi içinde, Beytullah’a teveccüh edip, belirli mekânları, hususî bir kısım usullerle ziyaret etmesini farz kılar.
    Oraya gidenlerin, bilaistisna herkesin ayrı bir atmosferi solumaları, orada ayrı bir iklim ve fizikî anlamda ifadesi mümkün olmayan apayrı bir havayı hissetmeleri de Kâbe’deki sırların sözle anlatılamayan fakat hissedilebilen tecellileri olmaktadır.
    Mekke’nin Sırları
    Mekke milyarlarca müslümana secde yönü, toplanma yeri ve İslâm’ın kutsal merkezi olarak bildirilmiştir. Gücü yeten her müslümana Kâbe, Muzdelife ve Arafat dağını kapsayan bir yolculuğa çıkarak Kutsal şehre gelmesi farz kılınmıştır.
    Mekke şehrinin kuzey kutup noktasına olan uzaklığı ile güney kutup noktasına olan uzaklığının oranı tam olarak 1,618 yani altın orandır. Ayrıca Mekke şehrinin güney kutup noktasına olan uzaklığı ile iki kutup arasındaki uzaklığın birbirine oranı yine 1,618’dir.

    Mucize bununla bitmez; tüm insanlığın ortak yer belirleme dili haline gelmiş enlem boylam haritasına göre de Dünyanın Altın Oran noktası Mekke şehrindedir.

    Mekke'den günleri değiştiği ve gün dönümü çizgisi olarak belirtilen sınıra olan doğu uzaklığı ile batı uzaklığının birbirine oranı da yine 1,618’dir.
    Ayrıca Mekke'nin gündönümü çizgisine batı yönlü uzaklığının, dünyanın o enlemdeki çevre uzunluğuna oranıda yine şaşırtıcı şekilde Altın oran yani 1,618 sayısını verir.
    Tüm harita sistemlerindeki bir kaç km olan ufak farklara rağmen Altın Oran noktası Mekke şehrinden asla dışarı çıkmaz ve Kâbe'yi içine alan Kutsal Bölge dairesinde kalır.

    Evinizde Google Earth programı'nın cetvel özelliğini kullanarak dünyadaki herhangi iki nokta arasındaki uzaklığı oldukça hassas şekilde kolayca keşfedebilir, dilerseniz enlem ve boylam koordinatları yoluyla hesaplayarak ya da basit bir hesap makinesi ile verilen oranların doğruluğunu evinizde dahi test edebilirsiniz. Pozitif enlem ve boylam değerleri ile deniz yerine karaya düşme açısından dünyanın tek altın oran noktası Mekke şehri olabilmektedir.

    Phi matrix programı ise tabloların ve resimlerin altın oran noktasını göstermeye yarayan bir Amerikan programıdır. Dünya enlem boylam haritasını derinliği hiç bitmeyen canlı bir tablo gibi düşünür ve bu programla açarsak Dünyanın Altın Oran noktasının Mekke şehri olarak belirlendiğini görürüz.
    Mucizeler devam ediyor...


    Mekke âyetinde Altın Oran Mucizesi



    Kur’ân-ı Kerim’de Mekke kelimesinin geçtiği ve orada tüm insanlığa îmân verecek açık delillerin varlığından bahseden tek bir âyet vardır.
    Âli İmrân-96: Muhakkak ki; mübarek ve âlemlere hidayet vesilesi olan (beyt), elbette ki insanlar içinMekke’de yapılmış olan ilk Beyt’tir.

    Bu mübarek şehrin ismi tüm Kur’ân’da tek bir âyette geçer.

    Âyetin devamında bu bölgede insanların îmânına vesile olacak delillerin varlığından bahseder. O delillerden biri bize göreAltın Oran bölgesi olmasıdır. Tesadüfen olması imkânsız olan bir mucize daha âyetin içinde kendini gösterir.
    Mekke kelimesine kadar (Mekke dahil) harflerin sayısı toplamı 29, âyetin tamamındaki harf sayısı 47’dir. Hiçbir zorlama olmadan, dünya haritasında yaptığımız gibi yaptığımızda, Mekke’ye kadar olan harflerin, âyetin tüm harflerine oranı 0,61... altın orandır.
    Eğer bir harf fazla ya da eksik olsa oran bozulacaktır. Dünya enlem ve boylam haritasında da aynı hesap yapılmıştı; Mekke’ye kadar olan uzaklığın tüm uzunluğa oranı alınmıştı.



    Ankebut-67: Görmediler mi ki, çevrelerinde insanlar kapılıp-yağma edilirken biz Harem (Mekke’y)i güvenilir(ve dokunulmaz) kıldık? Yine de onlar batıla inanıp Allahın nimetlerine nankörlük mü ediyorlar?

    Yüce Allah Kur’ân-ı Kerim’de Kutsal şehir Mekke için bu şekilde buyurmaktadır.

    Tüm bu işaretler göstermektedir ki; dünyayı ve matematiği yaratan tasvir edilmesi imkânsız muhteşem güç yani Allahû Tealâ ile Kâbe'nin ve Kutsal Bölgenin yer belirleyicisi ile Kur’ân'ın yaratıcısı aynı ve tek İlâh. O, bu mucizelerle geleceği ve insanların ortak dillerini önceden bilerek onlara işaretler verdiğini tüm insanlığa hatırlatmaktadır.

    Bu nedenle, Dünya'nın tek bir altın oran noktası olabilir ve Yüce Allah bunu Mekke olarak seçmiş, ardındanKur’ân'da onu anlatan âyeti de Altın Oran'a göre tasarlayarak bu bölgenin kaybolmasına asla izin vermemiştir.

    Kâbe’nin Mucizesi


    Kâbe
    tarih boyunca garip tecellilere mazhar olmuş bir mekândır. Onun kutsallığı ve merkez rolü, tâ Hz. Âdem ve öncesine kadar uzanır. Hz. İbrahim tarafından imar edilmiş, Hz. Muhammed’in (a.s.m.) doğum yeri, bütün hak dînlerin kıblesi olması yanında, birçok peygamberle alâkası ile şimdiye kadar ona denk, Allah evi denebilecek bir bina görülmemiştir yeryüzünde.
    Bir çekirdekten yüz binlere, milyonlara varan sümbül ve tane alınması gibi, Allah’ın rahmetinin zirveye çıktığı bu mekânda kullar, yüz binler, milyonlar sevaplara ulaşır, hayırlara koşacakları bir fırsatla tanışırlar.

    Dünya’nın merkezine,
    aslında adeta Arş’a uzanan bu nurlu yolculukta insan yepyeni gerçeklerle tanışır. Bir yaratılış gösterisine şahit olur. Bembeyaz ihramlar içinde kefenleri her türlü farkın ve sınıfın ortadan kalktığı, aynı anda yeniden dirilmenin, mahşerin hatırlandığı, İslâm’ın bilfiil yaşandığı, cemaat şuuru ve sırrının en azim şekilde tecelli ettiği bir gösteriye tanık olur. Hac ibadetiyle, arzın Arş’a bağlanıldığı, nuranî dairenin yoğun dezenfekte etkisiyle kullar, Allah’a kulluk şuurunun yeniden kazanıldığı, ahd-i peymânın yenilendiği bir ibadet seremonisinde Allah’a doğru sonsuz bir hareketin içine girer.
    İnsanların günün yirmi dört saatinde devamlı bağlantı halinde olduğu ve ziyaret ettiği Kâbe’ye denk başka bir yer var mıdır yeryüzünde?

    İbadetlerde yöneldiğimiz Kâbe’nin manevi esrarından ne kadarına vakıfız?

    Kâbe
    , Eski Dünya’nın (Avrupa, Asya ve Afrika) merkezinde bir konumda yer alıyor ve bu üç kıtaya hemen hemen aynı uzaklıkta bulunuyor. Ama siz en iyisi elinize bir Dünya haritası alıp, Kuzey Amerika’dan Avustralya’ya, Kuzeydoğu Asya’dan Güney Amerika’ya doğru birer çizgi çekiniz ve bu çizgilerin kesiştiği yere bakınız. Kâbe’nin Dünya karalarının merkezinde kalan bir konumda yer aldığını görürsünüz.
    Leonardo pergeli olarak adlandırılan Altın oran pergeli ile yapılmış ölçümlerde Mekke şehrinin Arabistan’ın altın oran bölgesinde, Kâbe’nin de Mekke şehrinin altın oran bölgesinde yer aldığını görüyoruz. Tüm bunların tesadüfen olabilmesi olasılık hesaplarına göre imkânsızdır.

    Mekke/Kâbe'nin Dünya üzerindeki yerinin ve müslümanların 14 asırlık kutsal kitabı olan Kur’ân’da bu durumu anlatan âyetin de altın orana göre dizayn edilmiş olması ve bu kutsal alanda toplumların hidayetine neden olacak delillerin saklı olduğunu ifade etmesi, apaçık bir mucizedir ve bu kitabın kesinlikle altın oranın ne olduğunu bilen, dünyayı uzaydan görebilen, gelecekte kabul edilecek ölçü birimlerini ve geleceği görebilen, matematiği çok iyi bilen bir güç yani Allahû Tealâ tarafından yazdırıldığını ispatlamaktadır.

    Mekke'den başlayıp Kudüs'ten geçen ve İstanbul'da noktalanan Dünya'nın Altın Hat mucizesi

    Albert Einstein; "Tanrı zar atmaz."
    Galileo da; "Doğanın büyük kitabı, yalnız onun yazıldığı dili bilenler tarafından okunabilir." diyor.
    Milyarlarca müslümanın ona yöneldiği, İslâm'ın çekim merkezi, eski toplumlardan beri kutsal sayılan Mekke şehriDünya'nın Altın Oran noktasında bulunmaktadır.
    Mekke'den başlayıp Kudüs'ten geçen ve İstanbul'da noktalanan Dünya'nın Altın Hat'tı. Mekke, İslâmiyet'ten önce ve sonrasında yüzyıllardır insanları kendisine çeken bir merkez.

    Kudüs, semavî dînlerin başlangıç noktası, müslümanlar, hristiyanlar ve musevilerin kutsal toprağı.

    İstanbul, yüzyıllardır dünyanın incisi, fetihle müjdelenen şehir. Dünyaya yön veren Bizans ve Osmanlı imparatorluklarının baş şehri. Ve Altın Çağ'ın merkez şehri.

    Kur'ân-ı Kerim'de ve Mekke'de Altın Oran, Dünya üzerindeki Altın Hat ve Altın Siluet mucizeleri, evrene bambaşka bir gözle bakma fırsatı sağlayacaktır.
    Manevî hayatımızın merkezinde duran kalp gibi Kâbe de yeryüzünün kalbi olarak mı yaratıldı?
    Yüce Allah, kâinatı kusursuz bir düzen içinde yaratmıştır. Varoluşun sırlarını okumanın da birçok dili ve yöntemi vardır. Bu dili okuyabilmemizi sağlayan unsurlardan biri de "Altın Oran"dır.

    Kâinat, cinsiyetsiz bir insan şeklinde yaratılmıştır.
    Bu nedenle insan aynı zamanda kâinatı temsil eder ve onun küçük bir numunesidir. Dünya kâinatın tam kalbinde yer alır. Mekke ve Kâbe de tam dünyanın kalbinde yer alır. Bu açıdan da bakarsak Kâbe, hem dünyanın hem de kâinatın kalbidir. En üst seviyede enerji merkezi olmasıyla da kalbimizin manevî gıdasının kaynağıdır.

    Bu nedenle Dünya'nın tek bir altın oran noktası olabilir ve Yüce Allah bunu Mekke olarak seçmiş, ardındanKur’ân'da onu anlatan âyeti de Altın Oran'a göre tasarlayarak bu bölgenin kaybolmasına asla izin vermemiştir.
    Altın oran ile ilgili somut birtakım veriler ve ortaya çıkan gerçek durum söz konusudur. Yazılar boyunca anlatılan örneklerde neredeyse baktığımız her yerde görme imkânımız bulunan altın oran için yapılabilecek bir yorum, kaosun da bir düzeninin olabileceğidir.

    Gerisi ise, insanı düşünceye daldırıp götürür…

    Yüce Kur'ân, muhteşem bir sayısal simetri ile dizayn edilip çağlar önce bilinmesi imkânsız pek çok bilimsel keşfi de önceden haber vererek adeta her kelimesi ile Kâdir-i Mutlak Yüce Allah'ın sözleri olduğunu âdeta haykırmaktadır…

    Nazan Başoğul



  4. 24.Mart.2012, 23:57
    2
    Silent and lonely rains



    "Kâbe" Dünyanın Merkezinde

    Coğrafyacılar, yeryüzünün herhangi bir noktasını kolaylıkla bulabilmek ve en pratik yoldan, en doğru biçimde gösterebilmek için, Dünya’yı enlem ve boylam adı verilen çizgilerle, sembolik olarak küçük karelere bölmüşlerdir. Ancak, bu çizgilerin başlangıç noktaları, bilimsel bir temele değil, farazî bir kabule dayanır. İngiltere’de Greenwich’ten geçtiği kabul edilen boylam çizgisi 0 (sıfır) kabul edilir.
    Hepimizin bildiği gibi enlem ve boylamlar dünya üzerinde koordinat belirlemede ve saatlerimizi ayarlamada kullanılan evrensel bir ölçüm sistemi ve ortak dil haline gelmiştir. Allahû Tealâ mesajlarını insanların anlayabileceği şekilde; onların ölçü birimleri ve dillerini kullanarak gönderir. Aksi halde mesajlar anlaşılabilir olmaz.

    Yuvarlak olduğu iddia edilen Dünya’mızın, aslında kutuplarının basık ve ortasının şişkin olduğu bir gerçektir. Bu şişkin bölgenin, tam ortasından geçen en büyük enleme ise “0 enlemi” denmektedir. Bu enlem, bilinen adıyla Ekvator’dur. Ekvator’un da nispi olarak, Dünya’yı tam ortadan ikiye ayırdığı kabul edilir.
    Kutup noktaları, Ekvator’un oluşturduğu dairenin tam merkezinden geçen bir eksenin iki uç noktasıdır. Ancak bunlar gerçek kutuplar değildir; coğrafi kutuplardır. Gerçek kutuplar ise manyetik özellikleri ile dikkat çeken, mıknatıs ibrelerinin yöneldiği esrarlı özellikleri ile dikkat çeken manyetik kuzey ve güney kutuplarıdır. Kuzey kutbu, coğrafi kutbun yaklaşık 1290 km güneyinde kalır. Bu da

    Kanada’nın kuzey batısında Ellef Ringnes adalarının kıyısına tekabül eder. Güney kutbuna gelince Antarktika kıtasında, Adelie Land denilen bir bölgede yer alır.
    Bir pusulaya Dünya’nın neresinden bakarsanız bakın, daima kuzey yönünü gösterir. Eğer bu yönü takip ederseniz, sonunda manyetik kuzey kutbuna varırsınız. Pusula ibreleri bu bölgedeki manyetik alanın tesirinde kalarak sürekli olarak buraya yönelir, bu yöneliş sayesinde bizler de karada, denizde ve havada yönümüzü kolayca buluruz.
    Enlem ve boylamların gösterdiği kutup noktaları ile pusulanın gösterdiği manyetik kutup noktaları neden birbirinden farklı yerlerdedir? Dünya’nın ekliptik olarak 27o 27′lık eğime sahip olduğunu biliriz. Dünya’nın başı böyle eğdirilmeseydi tek bir mevsimi, mesela hep yazı yahut kışı yaşayacaktık. Günler, buna göre uzar ya da kısalır. İşte bu eğim, kutupların yerini de değiştirmiş olur. Gerçekte; enlem ve boylamları çizerken Dünya’nın bu eğimini yani mıknatısların sürekli yöneldiği manyetik kutupları dikkate alırsak, yeni bir Ekvator çıkar. O zaman “0″ (sıfır) no’lu en büyük enlem olan Ekvator, bu yeni haliyle, Mekke kentinden geçecektir. Bu da Kâbe’nin, Dünya’nın ortasında bulunduğu gerçeğinin bir teyididir.
    Öte yandan, bu düzeltilmiş şekilde çizilen, Oğlak ve Yengeç dönenceleri de, yine Mekke’nin bulunduğu bloktangeçmektedirler. Bu mantığa göre çizilen boylam ise (iki kutbu birleştirerek), yine aynı blok içerisinde, dönenceleri ve Ekvator’u keser. Bu kesişme noktası yine Mekke’dir. Bu enlem ve boylamların Mekke’de kesişmeleri, Kâbe’nin yerinin çok özel olarak belirlendiğinin bir ifadesi kabul edilebilir ve yine insanların ibadetlerinde niçin oraya yöneldiklerinin sırlarını taşır.

    Dünya’nın manyetik kuzey ve güney kutuplarına göre çizilen yeni ekvator çizgisinin yani Kâbe’den geçen Ekvator çizgisi üzerinde, birisi Kâbe’ye göre doğu, diğeri ise batıda iki adet manyetik kutuplar bulunmaktadır. Batı kutbunu esrarengiz olayları ile “Bermuda” üçgeni teşkil ederken, doğusunu ise Japonya’da bir körfez bölgesi teşkil eder. Bu körfez de Bermuda gibi kaybolmaları ile meşhur olmuştur. Kâbe’nin bu iki noktanın tam ortasında yer alması da Kâbe’nin yerinin özel olarak seçildiğini düşündürmektedir.
    Peki ya dünyamızın Altın Oran Noktası... nerededir?
    Enlem ve boylamlar üzerinde yapılan hesaplardan anlaşılacağı gibi dünyanın altın oran noktası Mekke şehrindedir. Kâbe’nin koordinatları olan Doğu boylamı +39,82, Kuzey enlemi +21,42 değerleri (Bkz. Google Earth) gösterir ki; Kâbe ve kutsal bölge Dünya’nın Altın oran Kutsal bölgesindedir.

    (90 + 21,42 = 111,42 111,42 / 180 = 0,61... ),
    (180 +39,82 = 219,82 219,82/360= 0,61...
    Mekke şehrinin kutuplara olan mesafelerinin ve gün dönümü çizgisine her iki yönde olan mesafelerinin oran hesaplama şeklini ifade eden formüldür.)

    • Altın Oran (tasarım ve estetik yaratış sayısı) = Phi sabiti = 0,61...
    • Mekke’nin güney kutbuna olan uzaklığı / Kutuplar arasındaki mesafe = 0,61...
    • Mekke’nin kuzey kutbuna uzaklığı / Mekke’nin güney kutbuna uzaklığı = 0,61...
    • Mekke’nin gündönümü çizgisine batı uzaklığı / Dünyanın çevre uzunluğu = 0,61...
    • ·Mekke’nin Gündönümü çizgisine batı uzaklığı /
      Mekke’nin gündönümü çizgisine doğu uzaklığı = 0,61...
    • ·Dünyadaki Gündönümü ya da kutupları birleştiren ve
      Mekke’den geçen tüm çizgilerin iç oranları = 0,61...
    • ·Mekke ve Kâbe’yi anlatan âyette (3:96) Mekke’ye kadar olan harf sayısı (29 ) /
      Âyetin toplam harf sayısı (47) = 0,61...
    Enlem ve boylam haritasını bir ressamın tablosu gibi düşünürsek; dünya haritası İlâhi bir tablo olacaktır; derinliği hiç bitmeyen, yaşayan bir tablo. Enlem ve boylam değerlerine göre tasarlanmış bir dünya haritasını Amerikan Phimatrix (resimlerin altın oran noktasını hesaplayıp göstermeye yarayan program – tablolar için tasarlanmıştır.) programında açıp ana altın oran noktasını göstermesini istersek bize Mekke şehrini gösterecektir. Enlem ve boylamların altın oran formülüne göre alabileceği değerler, dünyada sadece tek bir noktaya uygulanabilir. Ekvatoruna altındaki ya da Greenwich'in batısındaki koordinatlar - (eksi) ile ifade edilir.
    Ley Hatları adı verilen akışkan özellikli enerji kanallarıyla yeryüzünün örülmüş olduğu artık kesin olarak bilinmektedir. “Dünya enerjisi”, “Telürik Enerji” veya “Küresel Biyoenerji” gibi isimler de alan bu hatlar, yerkürenin manyetik gücünden farklı olarak, dünyayı yerküre üzerindeki belirli doğrusal çizgilerle dolaştığı varsayılan bir enerji türüdür. Bu terim ilk kez 1925 yılında bu hatları “yeniden” keşfeden İngiliz araştırmacı Alfred Watkins tarafından kullanılmıştır.

    Mitolojilerde geçen kutsal ırmaklar, aslında bu ley hatlarını yani yerküre “çakraları”nın haritasını ifade ediyor. Bu bölgelerin en güçlülerinden birisinin Mekke şehrindeki kutsal topraklar olduğu bilinmektedir.
    İbn-i Abbas’tan gelen hadîs rivayetinde “Göklerin en önde geleni, kendisinde arş olandır. Yerlerin en önde geleni de bizim üzerinde olduğumuz Arş’tır.” ifadesi yer alır. (Suyuti, ed-Dürer el-Mensur, VI/239)
    Bilindiği gibi âlemler sadece bizim içinde yaşadığımız fizik evren ile sınırlı değildir. Yedi farklı uzay-zamanın bulunduğunu Kur’ân’da geçen seb’a ve semâvât ifadelerinden anlamak mümkündür.
    Havada, yerin altında her nerede bulunursak bulunalım, Kâbe’nin bulunduğu mekâna yönelmek, istikbâl-i kıble için kafi gelmektedir. Bediüzzaman gibi maneviyat büyüklerinin de ifade ettiği gibi kıbleyi, sadece Kâbe’nin bulunduğu mekân olarak değil, Kâbe’den Arş’a uzanan nuranî bir sütun ve manevî bir direk olarak düşünmek gerekir. Bu nurdan sütun, ferş denen arzımızı cennetin de üstünde kalan ve âlemin çatısı hükmündeki “Arş”a bağlar.
    Kâbe’de hissedilen ve solunan apayrı bir maneviyat ve ruhî atmosferin Arş’a uzanan bu nuranî sütunla ilgisi nedir?
    Dünya’mızı en üst semaya bağlayan “göbek bağı” diyebileceğimiz nurdan bağın taşıdığı sırlar henüz meçhulümüzdür. Sürekli kutba yönelen mıknatıs misali insan kalbi de bu İlâhi nurun devamlı çekim etkisi altında mı bulunmaktadır?
    İnsanların pervane oldukları bu İlâhi nur, tefekkür-dua-tespih-hamd gibi manevî hâsılatın toplandığı ve oradan Arş’a ulaştırıldığı bir tür uydu misal toplama-dağıtım ve nakil üssü fonksiyonu mu görmektedir?
    İbadetlerde kıbleye yönelmekle, tıpkı antenlerini uyduya çeviren haberleşme vasıtaları gibi, kalp ve beyinden neşrolunan mânâ dalgalarının önce bu nurdan sütuna geldiğini ve oradan da İlâhi dergâha ulaştığını düşünebilir miyiz?
    Kâbe’de rahmet zirveye çıkar
    Acaba namaz gibi ibadetlerde kıbleye yönelmekle, o nurla bağlantıyı en üst noktaya mı çıkarıyoruz?
    Öyleyse, namaz sırasında yapılan hareketlerde bu nurun, insanın ruhî ve fizikî varlığının tüm unsurlarına nüfuzunun sağlandığı; Kâbe’de tavaf yapıldığında ise yani nurun odak noktasının çevresinde dönüldüğünde, bağlantı ve rezonansın en üst seviyeye çıkarıldığı an olmalıdır. Bu soru ve ihtimallerin gerçek cevaplarını maneviyat ve hakikat kâşiflerine bırakarak şu âyetin ifade ettiği mânâya bakalım:
    Âli İmrân-96: Muhakkak ki; mübarek ve âlemlere hidayet vesilesi olan (beyt), elbette ki insanlar için Mekke’de yapılmış olan ilk Beyt’tir.
    Âli İmrân-97: Orada (Baytullah’da açık beyyineler, Hz. İbrahim’in makamı vardır. Ve kim oraya girerse emin (emniyette) olur.
    “Ona yol bulmaya (Hacc’a gitmeye) gücü yetenlere, Allah için o Beyt’in hac edilmesi , insanların üzerine (farz)dir.” İlâhi fermanı, her sene mübarek bir zaman dilimi içinde, Beytullah’a teveccüh edip, belirli mekânları, hususî bir kısım usullerle ziyaret etmesini farz kılar.
    Oraya gidenlerin, bilaistisna herkesin ayrı bir atmosferi solumaları, orada ayrı bir iklim ve fizikî anlamda ifadesi mümkün olmayan apayrı bir havayı hissetmeleri de Kâbe’deki sırların sözle anlatılamayan fakat hissedilebilen tecellileri olmaktadır.
    Mekke’nin Sırları
    Mekke milyarlarca müslümana secde yönü, toplanma yeri ve İslâm’ın kutsal merkezi olarak bildirilmiştir. Gücü yeten her müslümana Kâbe, Muzdelife ve Arafat dağını kapsayan bir yolculuğa çıkarak Kutsal şehre gelmesi farz kılınmıştır.
    Mekke şehrinin kuzey kutup noktasına olan uzaklığı ile güney kutup noktasına olan uzaklığının oranı tam olarak 1,618 yani altın orandır. Ayrıca Mekke şehrinin güney kutup noktasına olan uzaklığı ile iki kutup arasındaki uzaklığın birbirine oranı yine 1,618’dir.

    Mucize bununla bitmez; tüm insanlığın ortak yer belirleme dili haline gelmiş enlem boylam haritasına göre de Dünyanın Altın Oran noktası Mekke şehrindedir.

    Mekke'den günleri değiştiği ve gün dönümü çizgisi olarak belirtilen sınıra olan doğu uzaklığı ile batı uzaklığının birbirine oranı da yine 1,618’dir.
    Ayrıca Mekke'nin gündönümü çizgisine batı yönlü uzaklığının, dünyanın o enlemdeki çevre uzunluğuna oranıda yine şaşırtıcı şekilde Altın oran yani 1,618 sayısını verir.
    Tüm harita sistemlerindeki bir kaç km olan ufak farklara rağmen Altın Oran noktası Mekke şehrinden asla dışarı çıkmaz ve Kâbe'yi içine alan Kutsal Bölge dairesinde kalır.

    Evinizde Google Earth programı'nın cetvel özelliğini kullanarak dünyadaki herhangi iki nokta arasındaki uzaklığı oldukça hassas şekilde kolayca keşfedebilir, dilerseniz enlem ve boylam koordinatları yoluyla hesaplayarak ya da basit bir hesap makinesi ile verilen oranların doğruluğunu evinizde dahi test edebilirsiniz. Pozitif enlem ve boylam değerleri ile deniz yerine karaya düşme açısından dünyanın tek altın oran noktası Mekke şehri olabilmektedir.

    Phi matrix programı ise tabloların ve resimlerin altın oran noktasını göstermeye yarayan bir Amerikan programıdır. Dünya enlem boylam haritasını derinliği hiç bitmeyen canlı bir tablo gibi düşünür ve bu programla açarsak Dünyanın Altın Oran noktasının Mekke şehri olarak belirlendiğini görürüz.
    Mucizeler devam ediyor...


    Mekke âyetinde Altın Oran Mucizesi



    Kur’ân-ı Kerim’de Mekke kelimesinin geçtiği ve orada tüm insanlığa îmân verecek açık delillerin varlığından bahseden tek bir âyet vardır.
    Âli İmrân-96: Muhakkak ki; mübarek ve âlemlere hidayet vesilesi olan (beyt), elbette ki insanlar içinMekke’de yapılmış olan ilk Beyt’tir.

    Bu mübarek şehrin ismi tüm Kur’ân’da tek bir âyette geçer.

    Âyetin devamında bu bölgede insanların îmânına vesile olacak delillerin varlığından bahseder. O delillerden biri bize göreAltın Oran bölgesi olmasıdır. Tesadüfen olması imkânsız olan bir mucize daha âyetin içinde kendini gösterir.
    Mekke kelimesine kadar (Mekke dahil) harflerin sayısı toplamı 29, âyetin tamamındaki harf sayısı 47’dir. Hiçbir zorlama olmadan, dünya haritasında yaptığımız gibi yaptığımızda, Mekke’ye kadar olan harflerin, âyetin tüm harflerine oranı 0,61... altın orandır.
    Eğer bir harf fazla ya da eksik olsa oran bozulacaktır. Dünya enlem ve boylam haritasında da aynı hesap yapılmıştı; Mekke’ye kadar olan uzaklığın tüm uzunluğa oranı alınmıştı.



    Ankebut-67: Görmediler mi ki, çevrelerinde insanlar kapılıp-yağma edilirken biz Harem (Mekke’y)i güvenilir(ve dokunulmaz) kıldık? Yine de onlar batıla inanıp Allahın nimetlerine nankörlük mü ediyorlar?

    Yüce Allah Kur’ân-ı Kerim’de Kutsal şehir Mekke için bu şekilde buyurmaktadır.

    Tüm bu işaretler göstermektedir ki; dünyayı ve matematiği yaratan tasvir edilmesi imkânsız muhteşem güç yani Allahû Tealâ ile Kâbe'nin ve Kutsal Bölgenin yer belirleyicisi ile Kur’ân'ın yaratıcısı aynı ve tek İlâh. O, bu mucizelerle geleceği ve insanların ortak dillerini önceden bilerek onlara işaretler verdiğini tüm insanlığa hatırlatmaktadır.

    Bu nedenle, Dünya'nın tek bir altın oran noktası olabilir ve Yüce Allah bunu Mekke olarak seçmiş, ardındanKur’ân'da onu anlatan âyeti de Altın Oran'a göre tasarlayarak bu bölgenin kaybolmasına asla izin vermemiştir.

    Kâbe’nin Mucizesi


    Kâbe
    tarih boyunca garip tecellilere mazhar olmuş bir mekândır. Onun kutsallığı ve merkez rolü, tâ Hz. Âdem ve öncesine kadar uzanır. Hz. İbrahim tarafından imar edilmiş, Hz. Muhammed’in (a.s.m.) doğum yeri, bütün hak dînlerin kıblesi olması yanında, birçok peygamberle alâkası ile şimdiye kadar ona denk, Allah evi denebilecek bir bina görülmemiştir yeryüzünde.
    Bir çekirdekten yüz binlere, milyonlara varan sümbül ve tane alınması gibi, Allah’ın rahmetinin zirveye çıktığı bu mekânda kullar, yüz binler, milyonlar sevaplara ulaşır, hayırlara koşacakları bir fırsatla tanışırlar.

    Dünya’nın merkezine,
    aslında adeta Arş’a uzanan bu nurlu yolculukta insan yepyeni gerçeklerle tanışır. Bir yaratılış gösterisine şahit olur. Bembeyaz ihramlar içinde kefenleri her türlü farkın ve sınıfın ortadan kalktığı, aynı anda yeniden dirilmenin, mahşerin hatırlandığı, İslâm’ın bilfiil yaşandığı, cemaat şuuru ve sırrının en azim şekilde tecelli ettiği bir gösteriye tanık olur. Hac ibadetiyle, arzın Arş’a bağlanıldığı, nuranî dairenin yoğun dezenfekte etkisiyle kullar, Allah’a kulluk şuurunun yeniden kazanıldığı, ahd-i peymânın yenilendiği bir ibadet seremonisinde Allah’a doğru sonsuz bir hareketin içine girer.
    İnsanların günün yirmi dört saatinde devamlı bağlantı halinde olduğu ve ziyaret ettiği Kâbe’ye denk başka bir yer var mıdır yeryüzünde?

    İbadetlerde yöneldiğimiz Kâbe’nin manevi esrarından ne kadarına vakıfız?

    Kâbe
    , Eski Dünya’nın (Avrupa, Asya ve Afrika) merkezinde bir konumda yer alıyor ve bu üç kıtaya hemen hemen aynı uzaklıkta bulunuyor. Ama siz en iyisi elinize bir Dünya haritası alıp, Kuzey Amerika’dan Avustralya’ya, Kuzeydoğu Asya’dan Güney Amerika’ya doğru birer çizgi çekiniz ve bu çizgilerin kesiştiği yere bakınız. Kâbe’nin Dünya karalarının merkezinde kalan bir konumda yer aldığını görürsünüz.
    Leonardo pergeli olarak adlandırılan Altın oran pergeli ile yapılmış ölçümlerde Mekke şehrinin Arabistan’ın altın oran bölgesinde, Kâbe’nin de Mekke şehrinin altın oran bölgesinde yer aldığını görüyoruz. Tüm bunların tesadüfen olabilmesi olasılık hesaplarına göre imkânsızdır.

    Mekke/Kâbe'nin Dünya üzerindeki yerinin ve müslümanların 14 asırlık kutsal kitabı olan Kur’ân’da bu durumu anlatan âyetin de altın orana göre dizayn edilmiş olması ve bu kutsal alanda toplumların hidayetine neden olacak delillerin saklı olduğunu ifade etmesi, apaçık bir mucizedir ve bu kitabın kesinlikle altın oranın ne olduğunu bilen, dünyayı uzaydan görebilen, gelecekte kabul edilecek ölçü birimlerini ve geleceği görebilen, matematiği çok iyi bilen bir güç yani Allahû Tealâ tarafından yazdırıldığını ispatlamaktadır.

    Mekke'den başlayıp Kudüs'ten geçen ve İstanbul'da noktalanan Dünya'nın Altın Hat mucizesi

    Albert Einstein; "Tanrı zar atmaz."
    Galileo da; "Doğanın büyük kitabı, yalnız onun yazıldığı dili bilenler tarafından okunabilir." diyor.
    Milyarlarca müslümanın ona yöneldiği, İslâm'ın çekim merkezi, eski toplumlardan beri kutsal sayılan Mekke şehriDünya'nın Altın Oran noktasında bulunmaktadır.
    Mekke'den başlayıp Kudüs'ten geçen ve İstanbul'da noktalanan Dünya'nın Altın Hat'tı. Mekke, İslâmiyet'ten önce ve sonrasında yüzyıllardır insanları kendisine çeken bir merkez.

    Kudüs, semavî dînlerin başlangıç noktası, müslümanlar, hristiyanlar ve musevilerin kutsal toprağı.

    İstanbul, yüzyıllardır dünyanın incisi, fetihle müjdelenen şehir. Dünyaya yön veren Bizans ve Osmanlı imparatorluklarının baş şehri. Ve Altın Çağ'ın merkez şehri.

    Kur'ân-ı Kerim'de ve Mekke'de Altın Oran, Dünya üzerindeki Altın Hat ve Altın Siluet mucizeleri, evrene bambaşka bir gözle bakma fırsatı sağlayacaktır.
    Manevî hayatımızın merkezinde duran kalp gibi Kâbe de yeryüzünün kalbi olarak mı yaratıldı?
    Yüce Allah, kâinatı kusursuz bir düzen içinde yaratmıştır. Varoluşun sırlarını okumanın da birçok dili ve yöntemi vardır. Bu dili okuyabilmemizi sağlayan unsurlardan biri de "Altın Oran"dır.

    Kâinat, cinsiyetsiz bir insan şeklinde yaratılmıştır.
    Bu nedenle insan aynı zamanda kâinatı temsil eder ve onun küçük bir numunesidir. Dünya kâinatın tam kalbinde yer alır. Mekke ve Kâbe de tam dünyanın kalbinde yer alır. Bu açıdan da bakarsak Kâbe, hem dünyanın hem de kâinatın kalbidir. En üst seviyede enerji merkezi olmasıyla da kalbimizin manevî gıdasının kaynağıdır.

    Bu nedenle Dünya'nın tek bir altın oran noktası olabilir ve Yüce Allah bunu Mekke olarak seçmiş, ardındanKur’ân'da onu anlatan âyeti de Altın Oran'a göre tasarlayarak bu bölgenin kaybolmasına asla izin vermemiştir.
    Altın oran ile ilgili somut birtakım veriler ve ortaya çıkan gerçek durum söz konusudur. Yazılar boyunca anlatılan örneklerde neredeyse baktığımız her yerde görme imkânımız bulunan altın oran için yapılabilecek bir yorum, kaosun da bir düzeninin olabileceğidir.

    Gerisi ise, insanı düşünceye daldırıp götürür…

    Yüce Kur'ân, muhteşem bir sayısal simetri ile dizayn edilip çağlar önce bilinmesi imkânsız pek çok bilimsel keşfi de önceden haber vererek adeta her kelimesi ile Kâdir-i Mutlak Yüce Allah'ın sözleri olduğunu âdeta haykırmaktadır…

    Nazan Başoğul






+ Yorum Gönder