Konusunu Oylayın.: Emekliyim hiç elimde nakit birikmiş param yok Ama başkasına vermiş olduğum paralar var yani alacağım çokBu durumda benim zekat vermem gerekirmi?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Emekliyim hiç elimde nakit birikmiş param yok Ama başkasına vermiş olduğum paralar var yani alacağım çokBu durumda benim zekat vermem gerekirmi?
  1. 07.Mart.2012, 00:05
    1
    Misafir

    Emekliyim hiç elimde nakit birikmiş param yok Ama başkasına vermiş olduğum paralar var yani alacağım çokBu durumda benim zekat vermem gerekirmi?






    Emekliyim hiç elimde nakit birikmiş param yok Ama başkasına vermiş olduğum paralar var yani alacağım çokBu durumda benim zekat vermem gerekirmi? Mumsema ben emekliyim hiç elimde nakit birikmiş param yok. Ama başkasına vermiş olduğum paralar var yani alacağım çok.Bu durumda benim zekat vermem gerekirmi?


  2. 07.Mart.2012, 00:05
    1
    gulbeyaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    gulbeyaz
    Misafir



  3. 07.Mart.2012, 07:59
    2
    muvahhidim
    herşey O'nun için..!

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Eylül.2010
    Üye No: 78968
    Mesaj Sayısı: 1,235
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 14
    Bulunduğu yer: جَنُوبُ تُرْكيا

    Cevap: emekliyim hiç elimde nakit birikmiş param yok Ama başkasına vermiş olduğum paralar var yani alacağım çokBu durumda benim zekat vermem gerekirmi?




    Alacaklının Zekatı


    Bir malın mülkiyeti ile elde bulundurmanın birleşmesi


    Bir malın zekatının vacip olması için, bazı şartları olduğu gibi bir de mülkiyetiyle beraber elde bulunması da şarttır. O halde mülkiyetine sahip olmakla beraber bir malın ya sahibinin elinde veya vekilinin elinde bulunması ya hakikaten, ya da hükmen gerekir. Aslı mülkünde baki kalmakla beraber elinden çıkıp ta bir daha elde edilmesi umulmayan mallar zekatı hemen gerekmeyenler cümlesindendir. (1) Buna birkaç örnek verelim:

    a) İnkar edilen alacak,

    b) Gasbedilen mal veya alacak

    Gasbeden bunu ikrar bile etse, alınıp sahibine teslim edilmedikçe zekata tabi değildir.

    c) Yitirilen mal veya para,

    d) Denize düşen mal veya para,

    e) Çölde gömüp yeri unutulan veya belirsiz hale gelen mal veya para,

    Evde gömülüp yeri kesin olarak bilinmeyen mal ve para bu hükmün dışındadır. Çünkü ciddi bir arama-tarama ile bulunabilir. (2) Ama tarla veya bahçede gömülü olup yeri unutulan bir mal veya para hakkında iki görüş vardır : Bazısına göre bunu da bulmak mümkün olduğundan zekâtı gerekir. Bazısına göre, tarla veya bahçenin tamamını kazmak çok zor olduğundan zekâtı gerekmez.

    Bunun gibi, borcunu inkâr eden kimsenin zimmetindeki para veya malın zekâtı, elde sağlam belge veya şahit varsa, o takdirde gerekir. Bu belge veya şahitler yoksa gerekmez. Sahih olan da budur. (3)

    İnkâr edilen bir borcun üzerinden yıllar geçtikten sonra bazı belge veya şahitler zuhur ederse, yine de zekâtı gerekmez. Ancak ödendikten itibaren üzerinden bir yıl geçince zekâtı verilir. Fukahadan bazısına göre, ele geçtiği zaman mevcut yılın zekâtı verilir, geçen yılların verilmez. Ama devrin kadısı böyle bir borcu biliyor, yani resmî belgelerle tevsik edilmişse, o takdirde geçen yıllara ait zekâtı da verilir. (4)

    Borçlu İflas Etmişse :

    Borçlu iflas eder de aradan yıllar geçtikten sonra adamın durumu düzelir ve kadı efendinin de sözü edilen iflas durumundan haberi varsa, borç ödendiği takdirde, İmam Ebû Hanîfe ile İmam Ebü Yusufa göre geçen yıllara ait zekâtı çıkarıp vermek vâcib olur. (5)

    Borçlu, Kimseler Bulunmadığında İkrar Eder, Bulunduğunda İnkâr Ederse :

    Borçlu, kimseler bulunduğunda inkâra sapar, alacaklıyla yalnız kalınca borcunu ikrar ederse, o takdirde nisaba dahil edilmez ve bu nedenle de zekâtı verilmez.

    Borçlu borcunu ikrar eder, fakat Hakimin huzuruna çıkarılınca inkâr eder, bunun için şahitlerin dinlenmesi gerekir, şahitler gelip şahadette bulunduktan sonra hakim alacaklı lehine karar verirse, o takdirde karar tarihinden itibaren sözü edilen alacağın zekatı hesap edilir. (6)

    Borçlu Kaçarsa: Borçlu borcunu ödememek için kaçar, alacaklı da onu takip edip yakalamaya gücü yeterse veya bir vekil tutmak suretiyle onu yakalatabilirse, o takdirde sözü edilen alacağın zekâtı gerekir. Buna güç getiremezse, gerekmez. (7)

    Alacaklar üç kısma ayrılır:

    1- Kuvvetli alacaklar. 2- Orta dereceli alacaklar. 3- Zayıf dereceli alacaklar

    1- Kuvvetli alacaklar: Ödünç olarak verilen paralar ve ticaret malları kuvvetli alacak kısmına girer. Böyle alacaklar borçlu tarafından inkar edilmiyorsa veya inkar ediliyorsa da alacaklarının sened ve şahidi bulunuyorsa zekat vacip olur. Geçmiş yılların zekatını vermekte icap eder. Ancak alacağın tahsiline kadar zekat geciktirilebilir. Buna göre alacağınız altın nisap miktarı ve daha fazla ise üzerinden geçen her yıl için zekat vermeniz gerekir.

    2- Orta dereceli alacaklar: Ticaret için olmayan mal karşılığı bu kabildendir. Kullanılmış eski elbise ve oturulan ev bedelleri gibi… Bu mallar müşterinin zimmetine geçtiği yıldan itibaren zekat hesabına girer ve bunlardan nisab miktarı ele geçmedikçe zekat vermek yoktur.

    3- Zayıf alacak: Bir mal karşılığı olamayan değerlerdir. Miras malı, mehir bedeli ve diyet gibi… Bu çeşit mallar, ele geçirildiği andan itibaren, nisaba baliğ olmak şartı ile, bir yıl üzerlerinden geçmedikçe zekata tabi olmaz.


    Dipnotlar:

    1- El- Muhit- Serahsi- El- Bedayi’- Kasani.

    2- Bahr-i Hâik - İbn Nüceym.

    3- El-Kâfi - Hâkim-i Şehîd El-Mervezî.

    4- El-Kâfî - Hâkim-i Şehîd El-Mervezi - Et-Tebyin - Zeylai.

    5- Câmius-Sağir - Kaadıhan.

    6- Fetâvâ-yi Kaadıhan.

    7- El-Muhit - Hadıyüddin Serahsî - Fetâvâ-yi Hindiyye.

    Kaynak:
    Celal YILDIRIM, İslam Fıkhı /Sorularla İslamiyet



    Hayrettin Karaman Nickli Üyeden Alıntı
    Sağlam (ödeneceği umulan, ödenmesinden ümit kesilmiş olmayan) alacakların zekatı, müctehidlerin çoğuna göre (hanefîler dahil) her yıl, alacaklı tarafından ödenir. İmam Mâlik'e göre sağlam olsun olmasın alacakların zekatı, tahsil edildiği yıl -geçmiş yıllarınki değil, yalnızca o yılınki- ödenir. İhtiyaç sahibine borç vermek de bir yardım olduğu için alacağın zekatı ödenmez diyen müctehidler de vardır. Ben İmam Malik'in ictihadını orta ve adil bir çözüm olarak görüyorum.

    Hayrettin Karaman



  4. 07.Mart.2012, 07:59
    2
    herşey O'nun için..!



    Alacaklının Zekatı


    Bir malın mülkiyeti ile elde bulundurmanın birleşmesi


    Bir malın zekatının vacip olması için, bazı şartları olduğu gibi bir de mülkiyetiyle beraber elde bulunması da şarttır. O halde mülkiyetine sahip olmakla beraber bir malın ya sahibinin elinde veya vekilinin elinde bulunması ya hakikaten, ya da hükmen gerekir. Aslı mülkünde baki kalmakla beraber elinden çıkıp ta bir daha elde edilmesi umulmayan mallar zekatı hemen gerekmeyenler cümlesindendir. (1) Buna birkaç örnek verelim:

    a) İnkar edilen alacak,

    b) Gasbedilen mal veya alacak

    Gasbeden bunu ikrar bile etse, alınıp sahibine teslim edilmedikçe zekata tabi değildir.

    c) Yitirilen mal veya para,

    d) Denize düşen mal veya para,

    e) Çölde gömüp yeri unutulan veya belirsiz hale gelen mal veya para,

    Evde gömülüp yeri kesin olarak bilinmeyen mal ve para bu hükmün dışındadır. Çünkü ciddi bir arama-tarama ile bulunabilir. (2) Ama tarla veya bahçede gömülü olup yeri unutulan bir mal veya para hakkında iki görüş vardır : Bazısına göre bunu da bulmak mümkün olduğundan zekâtı gerekir. Bazısına göre, tarla veya bahçenin tamamını kazmak çok zor olduğundan zekâtı gerekmez.

    Bunun gibi, borcunu inkâr eden kimsenin zimmetindeki para veya malın zekâtı, elde sağlam belge veya şahit varsa, o takdirde gerekir. Bu belge veya şahitler yoksa gerekmez. Sahih olan da budur. (3)

    İnkâr edilen bir borcun üzerinden yıllar geçtikten sonra bazı belge veya şahitler zuhur ederse, yine de zekâtı gerekmez. Ancak ödendikten itibaren üzerinden bir yıl geçince zekâtı verilir. Fukahadan bazısına göre, ele geçtiği zaman mevcut yılın zekâtı verilir, geçen yılların verilmez. Ama devrin kadısı böyle bir borcu biliyor, yani resmî belgelerle tevsik edilmişse, o takdirde geçen yıllara ait zekâtı da verilir. (4)

    Borçlu İflas Etmişse :

    Borçlu iflas eder de aradan yıllar geçtikten sonra adamın durumu düzelir ve kadı efendinin de sözü edilen iflas durumundan haberi varsa, borç ödendiği takdirde, İmam Ebû Hanîfe ile İmam Ebü Yusufa göre geçen yıllara ait zekâtı çıkarıp vermek vâcib olur. (5)

    Borçlu, Kimseler Bulunmadığında İkrar Eder, Bulunduğunda İnkâr Ederse :

    Borçlu, kimseler bulunduğunda inkâra sapar, alacaklıyla yalnız kalınca borcunu ikrar ederse, o takdirde nisaba dahil edilmez ve bu nedenle de zekâtı verilmez.

    Borçlu borcunu ikrar eder, fakat Hakimin huzuruna çıkarılınca inkâr eder, bunun için şahitlerin dinlenmesi gerekir, şahitler gelip şahadette bulunduktan sonra hakim alacaklı lehine karar verirse, o takdirde karar tarihinden itibaren sözü edilen alacağın zekatı hesap edilir. (6)

    Borçlu Kaçarsa: Borçlu borcunu ödememek için kaçar, alacaklı da onu takip edip yakalamaya gücü yeterse veya bir vekil tutmak suretiyle onu yakalatabilirse, o takdirde sözü edilen alacağın zekâtı gerekir. Buna güç getiremezse, gerekmez. (7)

    Alacaklar üç kısma ayrılır:

    1- Kuvvetli alacaklar. 2- Orta dereceli alacaklar. 3- Zayıf dereceli alacaklar

    1- Kuvvetli alacaklar: Ödünç olarak verilen paralar ve ticaret malları kuvvetli alacak kısmına girer. Böyle alacaklar borçlu tarafından inkar edilmiyorsa veya inkar ediliyorsa da alacaklarının sened ve şahidi bulunuyorsa zekat vacip olur. Geçmiş yılların zekatını vermekte icap eder. Ancak alacağın tahsiline kadar zekat geciktirilebilir. Buna göre alacağınız altın nisap miktarı ve daha fazla ise üzerinden geçen her yıl için zekat vermeniz gerekir.

    2- Orta dereceli alacaklar: Ticaret için olmayan mal karşılığı bu kabildendir. Kullanılmış eski elbise ve oturulan ev bedelleri gibi… Bu mallar müşterinin zimmetine geçtiği yıldan itibaren zekat hesabına girer ve bunlardan nisab miktarı ele geçmedikçe zekat vermek yoktur.

    3- Zayıf alacak: Bir mal karşılığı olamayan değerlerdir. Miras malı, mehir bedeli ve diyet gibi… Bu çeşit mallar, ele geçirildiği andan itibaren, nisaba baliğ olmak şartı ile, bir yıl üzerlerinden geçmedikçe zekata tabi olmaz.


    Dipnotlar:

    1- El- Muhit- Serahsi- El- Bedayi’- Kasani.

    2- Bahr-i Hâik - İbn Nüceym.

    3- El-Kâfi - Hâkim-i Şehîd El-Mervezî.

    4- El-Kâfî - Hâkim-i Şehîd El-Mervezi - Et-Tebyin - Zeylai.

    5- Câmius-Sağir - Kaadıhan.

    6- Fetâvâ-yi Kaadıhan.

    7- El-Muhit - Hadıyüddin Serahsî - Fetâvâ-yi Hindiyye.

    Kaynak:
    Celal YILDIRIM, İslam Fıkhı /Sorularla İslamiyet



    Hayrettin Karaman Nickli Üyeden Alıntı
    Sağlam (ödeneceği umulan, ödenmesinden ümit kesilmiş olmayan) alacakların zekatı, müctehidlerin çoğuna göre (hanefîler dahil) her yıl, alacaklı tarafından ödenir. İmam Mâlik'e göre sağlam olsun olmasın alacakların zekatı, tahsil edildiği yıl -geçmiş yıllarınki değil, yalnızca o yılınki- ödenir. İhtiyaç sahibine borç vermek de bir yardım olduğu için alacağın zekatı ödenmez diyen müctehidler de vardır. Ben İmam Malik'in ictihadını orta ve adil bir çözüm olarak görüyorum.

    Hayrettin Karaman






+ Yorum Gönder