Konusunu Oylayın.: Kim tarafından zehirlendi peygaber efendimiz

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kim tarafından zehirlendi peygaber efendimiz
  1. 06.Mart.2012, 14:10
    1
    Misafir

    Kim tarafından zehirlendi peygaber efendimiz






    Kim tarafından zehirlendi peygaber efendimiz Mumsema peygamber efendimiz kim tarafından zehirlendi ve son sözleri neydi


  2. 06.Mart.2012, 14:10
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 06.Mart.2012, 23:54
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: kim tarafından zehirlendi peygaber efendimiz




    Bu arada yahûdîler, müslümanlardan gördükleri insânî muâmeleye rağmen hâinliklerinden vazgeçmediler. Gizlice bir plân yaparak Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i öldürmeye karar verdiler. Bu bedbahtlar, henüz önceki cürümlerinin netîceleri ortada iken, kendilerini diğer yahûdî kabîleleri gibi sürgün etmeyip affeden yüce Peygamber’e böyle bir ihânete tevessül etmekle, bir kere daha ahitlerini bozmuş oldular.
    Bu sinsi ihâneti gerçekleştirmek için yahûdîlerin reislerinden Hâris’in kızı Zeyneb, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i ashâbıyla birlikte yemeğe dâvet etti. Bir koyun kızartarak her tarafını zehirledi. Efendimiz’in hayvanın kürek kısmını daha çok sevdiğini öğrenerek orayı daha fazla zehirledi. Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, ilk lokmayı mübârek ağızlarına alır almaz, onu çıkararak ashâba:
    “–Bu et, bana zehirli olduğunu haber veriyor; sakın yemeyiniz!” buyurdular. Ancak ashâbdan Bişr bin Berâ, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in yemeğe başlaması üzerine etten bir parça almış, Hazret-i Peygamber’in îkâzı sâdır olmadan evvel çiğneyip yutmuş bulunuyordu. Onun dışındakiler yemeğe el sürmemişlerdi.
    Çok geçmeden ihâneti yapan kadın yakalanıp Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in huzûruna getirildi. Peygamber Efendimiz ona:
    “–Bu koyunu sen mi zehirledin?” diye sordu.
    Zeyneb:
    “–Zehirlediğimi Sana kim haber verdi?” dedi.
    Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
    “–Şu önümde bulunan kürek kemiği haber verdi.” buyurdu.
    Zeyneb:
    “–Evet, ben zehirledim!” diyerek suçunu îtirâf etti.
    Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bunu niçin yaptığını sorunca da:
    “–Sen benim babamı, amcamı ve kocamı öldürdün! Kavmime yapmadığın kalmadı! Kendi kendime; «Eğer o gerçekten peygamberse, yaptığım şey, kendisine muhakkak Allâh tarafından bildirilir ve zehir kendisine zarar vermez; eğer o yalancı biri veya bir hükümdarsa, bu zehirden ölür, böylece kendisinden kurtulmuş oluruz!» diye düşündüm!” dedi.
    Peygamber Efendimiz:
    “–Allâh, bunu yapacak gücü sana vermemiştir!” buyurdu.
    Kadın bir yandan cürmünü îtirâf ederken, diğer yandan da şâhid olduğu mûcizenin tesiriyle îmân ederek pişmanlığını dile getirdi. Af taleb etti. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz, kendisine yapılan bu suikasti affetti. Fakat bir müddet sonra Bişr -radıyallâhu anh-’ın, zehrin tesiriyle ölmesi üzerine vârisleri kısas istedi. Böylece Hâris’in kızına aynı zehir içirilerek kısas yapıldı.
    Peygamber Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm- da, zehrin tesirinden kurtulmak için, iki omzunun arasından kan aldırdı. (Buhârî, Cizye, 7; Müslim, Selâm, 45; İbn-i Hişâm, III, 390; Vâkıdî, II, 678-679; Heysemî, VI, 153)
    Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- üç sene sonra, vefâtı esnâsında hastalığının bu zehirden olduğunu ifâde etmiştir. (Hâkim, III, 242/4966


  4. 06.Mart.2012, 23:54
    2
    Editör



    Bu arada yahûdîler, müslümanlardan gördükleri insânî muâmeleye rağmen hâinliklerinden vazgeçmediler. Gizlice bir plân yaparak Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i öldürmeye karar verdiler. Bu bedbahtlar, henüz önceki cürümlerinin netîceleri ortada iken, kendilerini diğer yahûdî kabîleleri gibi sürgün etmeyip affeden yüce Peygamber’e böyle bir ihânete tevessül etmekle, bir kere daha ahitlerini bozmuş oldular.
    Bu sinsi ihâneti gerçekleştirmek için yahûdîlerin reislerinden Hâris’in kızı Zeyneb, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i ashâbıyla birlikte yemeğe dâvet etti. Bir koyun kızartarak her tarafını zehirledi. Efendimiz’in hayvanın kürek kısmını daha çok sevdiğini öğrenerek orayı daha fazla zehirledi. Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, ilk lokmayı mübârek ağızlarına alır almaz, onu çıkararak ashâba:
    “–Bu et, bana zehirli olduğunu haber veriyor; sakın yemeyiniz!” buyurdular. Ancak ashâbdan Bişr bin Berâ, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in yemeğe başlaması üzerine etten bir parça almış, Hazret-i Peygamber’in îkâzı sâdır olmadan evvel çiğneyip yutmuş bulunuyordu. Onun dışındakiler yemeğe el sürmemişlerdi.
    Çok geçmeden ihâneti yapan kadın yakalanıp Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in huzûruna getirildi. Peygamber Efendimiz ona:
    “–Bu koyunu sen mi zehirledin?” diye sordu.
    Zeyneb:
    “–Zehirlediğimi Sana kim haber verdi?” dedi.
    Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
    “–Şu önümde bulunan kürek kemiği haber verdi.” buyurdu.
    Zeyneb:
    “–Evet, ben zehirledim!” diyerek suçunu îtirâf etti.
    Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bunu niçin yaptığını sorunca da:
    “–Sen benim babamı, amcamı ve kocamı öldürdün! Kavmime yapmadığın kalmadı! Kendi kendime; «Eğer o gerçekten peygamberse, yaptığım şey, kendisine muhakkak Allâh tarafından bildirilir ve zehir kendisine zarar vermez; eğer o yalancı biri veya bir hükümdarsa, bu zehirden ölür, böylece kendisinden kurtulmuş oluruz!» diye düşündüm!” dedi.
    Peygamber Efendimiz:
    “–Allâh, bunu yapacak gücü sana vermemiştir!” buyurdu.
    Kadın bir yandan cürmünü îtirâf ederken, diğer yandan da şâhid olduğu mûcizenin tesiriyle îmân ederek pişmanlığını dile getirdi. Af taleb etti. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz, kendisine yapılan bu suikasti affetti. Fakat bir müddet sonra Bişr -radıyallâhu anh-’ın, zehrin tesiriyle ölmesi üzerine vârisleri kısas istedi. Böylece Hâris’in kızına aynı zehir içirilerek kısas yapıldı.
    Peygamber Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm- da, zehrin tesirinden kurtulmak için, iki omzunun arasından kan aldırdı. (Buhârî, Cizye, 7; Müslim, Selâm, 45; İbn-i Hişâm, III, 390; Vâkıdî, II, 678-679; Heysemî, VI, 153)
    Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- üç sene sonra, vefâtı esnâsında hastalığının bu zehirden olduğunu ifâde etmiştir. (Hâkim, III, 242/4966





+ Yorum Gönder