Konusunu Oylayın.: Vahiy ne demktır kelam ne demektir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Vahiy ne demktır kelam ne demektir?
  1. 06.Mart.2012, 03:33
    1
    Misafir

    Vahiy ne demktır kelam ne demektir?






    Vahiy ne demktır kelam ne demektir? Mumsema Vahiy ne demktır kelam ne demektir


  2. 06.Mart.2012, 04:08
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Vahiy ne demktır kelam ne demektir?




    VAHİY NEDİR?

    Sözlükte "gizli konuşmak, emretmek, ilham etmek, îma ve işâret etmek, seslenmek, fısıldamak, mektup yazmak ve göndermek" anlamlarına gelen vahiy, ıstılahta, Allah'ın peygamberlerine iletmek istediği mesajlarını, doğrudan doğruya veya Cebrail vasıtasıyla bildirmesine denir.

    Kur'ân ve diğer kutsal kitaplar, vahiy ürünüdür. Vahiy, ilâhî ve gayr-i ilâhî olmak üzere iki kısma ayrılır. İlâhi vahiy, Allah'ın vahyi demek olup 5 çeşittir:

    1- Cebrail'e (Necm, 53/10) ve diğer meleklere vahyi (Enfâl, 8/12).

    2- Cansız varlıklardan yeryüzüne (Zilzâl, 99/4-5) ve gökyüzüne (Fussilet, 41/12) vahyi. Bu vahiy, "emretmek" anlamındadır.

    3- Canlılardan bal arısına vahyi (Nahl, 16/68-69). Bu vahiy, ilham, içgüdü anlamındadır.

    4- İnsanlardan Hz. Musa (a.s.)'ın annesine (Kasas, 28/7) ve Hz. İsâ (a.s.)'ın havarilerine (Mâide, 5/111) vahyi. Bu vahiy, fıtrî ilham, îma, emir anlamındadır.

    5- Peygamberlere vahiy (Nisâ, 4/162; A'râf, 7/117, 160). Bu vahiy, ıstılâhî anlamdaki gerçek vahiydir. Vahiy denince ilk akla gelen bu vahiydir. Bu vahiy, sözlü, sözsüz ve Cebrail vasıtasıyla olur. Sözlü vahiy, Allah'ın perde arkasından peygamberine hitap etmesidir. Sözsüz vahiy; rüyada veya uyanık iken vahyin peygamberin kalbine ilkası şeklinde olur.

    Cebrail vasıtasıyla vahiy;

    a) Peygamber uyanık veya uykuda iken vahyi peygamberin kalbine ilkası ile,

    b) Cebrail'in melek veya insan suretinde vahiy getirmesi ile,

    c) Cebrail görünmeden vahyin çıngırak sesi şeklinde gelmesi ile olur.

    Vahyin geliş şekillerinden bir kısmı, Şûrâ sûresinin 51. âyetinde bildirilmiştir. Vahiy, Allah ile peygamber arasında bir sırdır. Mahiyetini insanların tam anlaması imkânsızdır. Vahiy geldiği anda peygamber titrer, rengi değişir, alnı terler ve nefesi sıkışırdı. Hz. Muhammed (a.s.) gelen vahyi aynen hafızasına alır (Kıyame, 75/16-19), sonra vahiy katiplerine yazdırırdı. Her sene Ramazan ayında inen âyetleri ve sûreleri Cebrail'e okuyup arz ederdi.

    Gayr-i ilâhî vahy ise, ilâhî olmayan, cin ve insanlar arasında cereyan eden vahye denir. Zekeriyya (a.s.)'ın kavmine vahyi gibi (Meryem, 19/11), bu vahiy, imâ ve işâret etmek anlamındadır. Şeytanın şeytana vahyi gibi (En'âm, 6/121); bu vahiy, fısıldamak ve gizli konuşmak anlamındadır. (İ.K.)


    KELAM NE DEMEKTİR

    Kelâm (Arapça: الكلام) veya kelam, bir İslam dini ilmi. İlm-i Kelâm (Arapça: علم الكلام).


    İmani esasların aklı deliller kullanılarak izah ve isbat edilmesi temelinde gelişen İslami ilimdir. Başlangıç itibariyle Kelam, imanın esası olan Allah'a iman, Allah'ın sıfatları ile ilgilenmişse de, özellikle Gazali'den sonra bütün imani meseleleri kapsayacak genişlikte değerlendirilmeye başlanmıştır. Burada Gazali'nin Yunan felsefesinin tesirlerine karşı aldığı tavır önemli bir parametre olarak gözükmektedir.


    Kelamcılar, Allah'ın varlığını delillerle izah etmeye çalışmakla beraber, delilin, kendisine delil getiren Zat'ın mahluku olduğunu kabul eder, ve akli delillerin sadece aklın nazarında müşkül hadiseleri çözmede bir alet olduğunu düşünürler. Yoksa, Allah'ın varlığının, neticede mahluku olan delillerle teyidine ihtiyaç yoktur. O her şeyden ayandır.
    Mebde itibariyle fıkıh ilmi olarak mütalaa edilen kelam, daha sonra ilm-i tevhid olarak adlandırılmıştır. Fıkıh ameli meseleler üzerinde, kelam ise itikadi meseleler üzerinde yoğunlaşmıştır. Muhammed zamanında bütün meseleler kendisi tarafından çözüldüğü için problem söz konusu olmamışsa da, sonraki dönemlerde Kuran ve Muhammed'in yaşantısına göre içtihadlarda bulunmak zarureti hasıl olmuştur. Hicri birinci yzyılın son çeyreğinde imani esaslardan kader konusu tartışılmaya başlanmıştır.


    Bu süreç içerisinde itikadi mezhepler ortaya çıkmışlardır. Önemlilerinden:


    • Selefiyye
    • Maturidiyye
    • Eşariyye
    ehl-i sünnet içinde kabul edilirken,


    • Mutezile
    mezhebi ehl-i sünnet vel cemaat dışında mütalaa edilegelmiştir. Bunlar birbirlerinden Allah'ın varlığı, sıfatları, marifetullah, nübüvvet, nübüvvetin vasıfları, mucize, imammet, irade, kesb, hidayet, irtidad, doğru ve yanlışın tanımı, iman-amel münasebeti, ruh, kaza, kader gibi önemli konularda yer yer farklı görüşler ileri sürerler.
    arşivden




  3. 06.Mart.2012, 04:08
    2
    Silent and lonely rains



    VAHİY NEDİR?

    Sözlükte "gizli konuşmak, emretmek, ilham etmek, îma ve işâret etmek, seslenmek, fısıldamak, mektup yazmak ve göndermek" anlamlarına gelen vahiy, ıstılahta, Allah'ın peygamberlerine iletmek istediği mesajlarını, doğrudan doğruya veya Cebrail vasıtasıyla bildirmesine denir.

    Kur'ân ve diğer kutsal kitaplar, vahiy ürünüdür. Vahiy, ilâhî ve gayr-i ilâhî olmak üzere iki kısma ayrılır. İlâhi vahiy, Allah'ın vahyi demek olup 5 çeşittir:

    1- Cebrail'e (Necm, 53/10) ve diğer meleklere vahyi (Enfâl, 8/12).

    2- Cansız varlıklardan yeryüzüne (Zilzâl, 99/4-5) ve gökyüzüne (Fussilet, 41/12) vahyi. Bu vahiy, "emretmek" anlamındadır.

    3- Canlılardan bal arısına vahyi (Nahl, 16/68-69). Bu vahiy, ilham, içgüdü anlamındadır.

    4- İnsanlardan Hz. Musa (a.s.)'ın annesine (Kasas, 28/7) ve Hz. İsâ (a.s.)'ın havarilerine (Mâide, 5/111) vahyi. Bu vahiy, fıtrî ilham, îma, emir anlamındadır.

    5- Peygamberlere vahiy (Nisâ, 4/162; A'râf, 7/117, 160). Bu vahiy, ıstılâhî anlamdaki gerçek vahiydir. Vahiy denince ilk akla gelen bu vahiydir. Bu vahiy, sözlü, sözsüz ve Cebrail vasıtasıyla olur. Sözlü vahiy, Allah'ın perde arkasından peygamberine hitap etmesidir. Sözsüz vahiy; rüyada veya uyanık iken vahyin peygamberin kalbine ilkası şeklinde olur.

    Cebrail vasıtasıyla vahiy;

    a) Peygamber uyanık veya uykuda iken vahyi peygamberin kalbine ilkası ile,

    b) Cebrail'in melek veya insan suretinde vahiy getirmesi ile,

    c) Cebrail görünmeden vahyin çıngırak sesi şeklinde gelmesi ile olur.

    Vahyin geliş şekillerinden bir kısmı, Şûrâ sûresinin 51. âyetinde bildirilmiştir. Vahiy, Allah ile peygamber arasında bir sırdır. Mahiyetini insanların tam anlaması imkânsızdır. Vahiy geldiği anda peygamber titrer, rengi değişir, alnı terler ve nefesi sıkışırdı. Hz. Muhammed (a.s.) gelen vahyi aynen hafızasına alır (Kıyame, 75/16-19), sonra vahiy katiplerine yazdırırdı. Her sene Ramazan ayında inen âyetleri ve sûreleri Cebrail'e okuyup arz ederdi.

    Gayr-i ilâhî vahy ise, ilâhî olmayan, cin ve insanlar arasında cereyan eden vahye denir. Zekeriyya (a.s.)'ın kavmine vahyi gibi (Meryem, 19/11), bu vahiy, imâ ve işâret etmek anlamındadır. Şeytanın şeytana vahyi gibi (En'âm, 6/121); bu vahiy, fısıldamak ve gizli konuşmak anlamındadır. (İ.K.)


    KELAM NE DEMEKTİR

    Kelâm (Arapça: الكلام) veya kelam, bir İslam dini ilmi. İlm-i Kelâm (Arapça: علم الكلام).


    İmani esasların aklı deliller kullanılarak izah ve isbat edilmesi temelinde gelişen İslami ilimdir. Başlangıç itibariyle Kelam, imanın esası olan Allah'a iman, Allah'ın sıfatları ile ilgilenmişse de, özellikle Gazali'den sonra bütün imani meseleleri kapsayacak genişlikte değerlendirilmeye başlanmıştır. Burada Gazali'nin Yunan felsefesinin tesirlerine karşı aldığı tavır önemli bir parametre olarak gözükmektedir.


    Kelamcılar, Allah'ın varlığını delillerle izah etmeye çalışmakla beraber, delilin, kendisine delil getiren Zat'ın mahluku olduğunu kabul eder, ve akli delillerin sadece aklın nazarında müşkül hadiseleri çözmede bir alet olduğunu düşünürler. Yoksa, Allah'ın varlığının, neticede mahluku olan delillerle teyidine ihtiyaç yoktur. O her şeyden ayandır.
    Mebde itibariyle fıkıh ilmi olarak mütalaa edilen kelam, daha sonra ilm-i tevhid olarak adlandırılmıştır. Fıkıh ameli meseleler üzerinde, kelam ise itikadi meseleler üzerinde yoğunlaşmıştır. Muhammed zamanında bütün meseleler kendisi tarafından çözüldüğü için problem söz konusu olmamışsa da, sonraki dönemlerde Kuran ve Muhammed'in yaşantısına göre içtihadlarda bulunmak zarureti hasıl olmuştur. Hicri birinci yzyılın son çeyreğinde imani esaslardan kader konusu tartışılmaya başlanmıştır.


    Bu süreç içerisinde itikadi mezhepler ortaya çıkmışlardır. Önemlilerinden:


    • Selefiyye
    • Maturidiyye
    • Eşariyye
    ehl-i sünnet içinde kabul edilirken,


    • Mutezile
    mezhebi ehl-i sünnet vel cemaat dışında mütalaa edilegelmiştir. Bunlar birbirlerinden Allah'ın varlığı, sıfatları, marifetullah, nübüvvet, nübüvvetin vasıfları, mucize, imammet, irade, kesb, hidayet, irtidad, doğru ve yanlışın tanımı, iman-amel münasebeti, ruh, kaza, kader gibi önemli konularda yer yer farklı görüşler ileri sürerler.
    arşivden







+ Yorum Gönder