Konusunu Oylayın.: Hangi durumlarda mezhepler taklit edilir ?

5 üzerinden 3.40 | Toplam : 5 kişi
Hangi durumlarda mezhepler taklit edilir ?
  1. 05.Mart.2012, 14:06
    1
    Misafir

    Hangi durumlarda mezhepler taklit edilir ?






    Hangi durumlarda mezhepler taklit edilir ? Mumsema Hangi durumlarda mezhepler taklit edilir ? Dinimizde hangi durumlarda mezhep taklidi olur ?


  2. 05.Mart.2012, 14:06
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 05.Mart.2012, 15:11
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Hangi durumlarda mezhepler taklit edilir ?




    Bir farzı yapmanın veya bir haramdan sakınmanın imkansız veya meşakkatli, güç olması durumunda, önce kendi mezhebimizde çare aranır. Kendi mezhebimizde çare yoksa diğer üç mezhebe bakılır. Hangi mezhepte çare varsa, o iş için, o konuda o mezhep taklit edilir. Hanefi âlimlerinden Muhammed Bağdadi hazretleri buyuruyor ki:Başka bir mezhebi taklit edebilmek için üç şart vardır: 1- Kendi mezhebine göre başladığı bir işi, başka mezhebe uyarak tamamlayamaz. Mesela, Hanefi’ye göre aldığı abdest ile Şafii’ye göre namaz kılamaz. 2- Taklit ettiği iki mezhep de, bu işe bâtıl dememeli. Bir Şafii, (Şafii’de abdest uzuvlarını ovmak farz değil, Maliki’de de kadına dokunmak abdesti bozmaz) diye, yabancı kadına dokunarak ve uzuvlarını ovmadan aldığı abdest ile namaz kılarsa, bu iki mezhebe göre de namazı sahih olmaz; çünkü yabancı kadına dokunmak Şafii’de abdesti bozar. Ovmak [delk] ise Maliki’de farzdır.3- Mezheplerin kolaylıklarını toplamamalıdır. Mesela, Hanefi’de velisiz veya Maliki’de şahitsiz yapılan nikah sahih olur. Ama hem velisiz, hem de şahitsiz olan bir nikah sahih olmaz.
    (Taklit risalesi)İsmail Nablüsi hazretleri buyuruyor ki:İhtiyaç olunca, başka mezhebi taklit ederek işini yapabilir. Fakat bu iş için, o mezhepte olan şartların hepsini uyabildiği kadar yerine getirmesi lazımdır.
    (İkd-ül-ferid)Başka mezhebi taklit etmek bazen şart, bazen caiz ve bazen de caiz değildir:

    Taklidin mecbur olduğu durumlar:

    1-
    Şafii mezhebine göre, zekatın, Kur’an-ı kerimde bildirilen sekiz sınıf insanın her sınıfına verilmesi lazımdır. Bunlardan, müellefe-i kulub sınıfı [ile zekat toplayan memur sınıfı ve kölelikten kurtarılacak borçlu sınıfı] bugün yoktur. Bunları bulup zekat vermek imkansız olduğu için, Şafiilerin bu sınıflardan sadece birine verebilmeleri için, Hanefi mezhebini taklit etmeleri gerekir. (M. Rabbani 3/22)
    2
    -
    Şehirlerarasıotobüsle yolculukta, inip yerde kılınamazsa yahut bırakılması mümkün olmayan iş sebebiyle, öğle, ikindi, akşam veya yatsı namazı vaktinde kılınamayacaksa, seferi olan; Maliki veya Şafii’yi, mukim olan Hanbeli’yi taklit ederek, öğleyle ikindiyi, akşamla da yatsıyı cem eder. Ceme imkan varken, kazaya bırakmak caiz olmaz. (S. Ebediyye)

    3-
    Diş dolgusu olanın, gusül, abdest ve namazda Maliki veya Şafii mezhebini taklit etmesi şarttır. Taklit etmezse, guslü ve buna bağlı olan abdesti ve namazı, sahih olmaz. (S. Ebediyye)4- Hacda kadınlara dokunarak, abdestinin bozulma ihtimali çok ise, Şafiilerin, Hanefi veya Maliki’yi taklit etmesi gerekir. (S. Ebediyye)5- Elbisesindeki necaseti temizleme imkanı olmayan Hanefi veya Şafii, namazı kazaya kalacaksa, Maliki mezhebini taklit ederek namazını kılar. Maliki mezhebinde, necaset namaza mani değildir. Temizlemek sünnettir. (S. Ebediyye)

    Mezhep taklidinin caiz olmadığı durumlar:

    1-
    Dünyalığa, şehvetine kavuşmak için, başka mezhebi taklit caiz değildir. (Ukud-üd-dürriyye)

    2-
    Hanefi mezhebinde olan kadınların, Şafii mezhebini taklit ederek mahremsiz hacca gitmeleri caiz değildir. Mezhep taklidi, ancak emrolunan bir iş yapılırken, meşakkat, sıkıntı olduğu zaman, bu sıkıntıdan kurtulmak içindir. Mahrem bir erkeği bulunmayan kadının, hacca gitmesi emrolunmadı ki, Şafii’yi taklit etmek lazım olsun. (S. Ebediyye)

    3-
    Şafii’de sütkardeş olmak için, ayrı ayrı beş kere, doya doya emmek gerekir. 1–2 kere emen bir Hanefi, (Şafii’de sütkardeş olmaz) diye, sütkardeşiyle evlenemez. Ancak, evlendikten sonra sütkardeş oldukları meydana çıkmışsa, o zaman bir yuvanın yıkılmaması için, Şafii taklit edilebilir.

    4-
    Maliki’yi taklit eden, seferde iken, bir ihtiyaç, bir sıkıntı olmadan, iki namazı cem edemez.

    Taklidin efdal olduğu durumlar:1-
    Hanefi mezhebinde, erkeğin dizi avrettir. Şafii’de diz avret değil, göbek avrettir. Maliki ve Hanbelî mezheplerinde, yalnız seveteyn avrettir. [Ön ve arka avret yeri]. Hanefi ve Şafii olan erkeğin, nafakasını kazanmak veya fitne çıkmasını önlemek için, sıkışık durumda, diğer iki mezhepten birini taklit edip uyluklarını örtmemesi caiz olur. (S. Ebediyye)

    2-
    Şafii’de, ölü için iskat yapılmaz. Hanefi taklit edilerek iskat yapılabilir. (Neful-enam)

    3-
    Uyumak veya unutmak, namazın kazaya kalması için özürdür. Ancak bu durumlarda henüz asr-ı sani [ikinci ikindi vakti] ve işa-i sani [ikinci yatsı vakti] girmemişse, öğle ve akşam namazlarını, asr-ı evvel [birinci ikindi] ve işa-i evvel [birinci yatsı] vakitlerinde, kılar. Bu vakitler de çıkmış ise, Hanbeli’ye uyarak öğle ile ikindi, akşam ile yatsı namazlarını cem eder, kazaya bırakmaz.

    4-
    Şafii’de, [mübalağa etmeden] abdest alırken boğaza su kaçması orucu bozmaz, Hanefi’de ise bozar. Elinde olmadan boğazına su kaçan Hanefi, Şafii mezhebini taklit ederse, orucunu bozulmaktan kurtarmış olur. Hanbeli mezhebinde de, abdest alırken boğaza su kaçması orucu bozmaz. Bu konuda Hanbeli’yi de taklit etmek de caizdir.

    5-
    Ramazan ayında her gün ayrı ayrı niyet etmek gerekir. Oruca niyet etmeyi unutan kimsenin orucu sahih olmaz. Ama, (Bu orucu İmamZüfer’in kavline uyarak tuttum) veya, (Bu orucu, Maliki mezhebine göre tuttum) denirse, yine sahih olur.

    6-
    Şafii’de, oruca imsak vaktinden önce niyet etmek şarttır. Uyumak, unutmak gibi herhangi bir sebeple bunu yapamayan bir Şafii, (Bu orucumu Hanefi mezhebine uyarak tutuyorum) derse, oruç sahih olur. Bozulmaktan kurtulmuş olur.

    7-
    Hanefi mezhebinde, ödünç verirken ödeme tarihi belirlemek caiz değildir. Ödeme tarihi koyabilmek için, Maliki mezhebini taklit etmek caiz olur. (Eşbah)

    Mezhep taklidinin caiz olduğu durumlar:

    1-
    Bir erkeğin, hanımı ile sütkardeş oldukları, fakat birinin veya her ikisinin, bir kere emmiş olduğu anlaşılsa, Hanefi mezhebine göre nikahları bozulur. Ayrılırlar veya Şafii mezhebini taklit ederler. Nikahlarında velileri bulunmamış ise, yahut şahitler Salih değilse, yeniden Şafii mezhebine göre nikah yaparak evli kalırlar. Eğer doyuncaya kadar beş kere emmiş ise, Şafii mezhebini taklit mümkün olmaz. Ayrılmaları gerekir. (S. Ebediyye)

    2-
    Şafii bir genç, bir kız kaçırsa, kızın babası razı olmazsa, Şafii’de, velisinin rızası olmadıkça evlenmesi caiz olmaz. Hanefi’yi taklit ederek velisiz de evlenebilir.

    3-
    Kirpi eti yemek, gelincik [fil hastalığına] iyi gelir. Hanefi ve Hanbelî’de kirpi haramdır. Hasta, Maliki veya Şafii mezhebinden birini taklit ederek yiyebilir. (S. Ebediyye)

    4-
    Şafii olan bir doktor, kadın hastaları muayene ederken abdestinin bozulmaması için, muayene esnasında Hanefi veya Maliki mezhebini taklit etmesi caizdir. (S. Ebediyye)

    5-
    Üç talakla boşanan kadın, iddet zamanı geçtikten sonra başka bir erkekle evlenip, o erkek de, zifaftan sonra bunu boşamadıkça, ve tekrar iddet zamanı geçmedikçe eski kocasıyla evlenemez. Böyle bir durumda, ilk nikâhları Şafii’ye uygun yapılmamışsa, başka birisiyle evlenmeye gerek kalmadan Şafii mezhebi taklit edilerek, Şafii’ye uygun nikâh yapmaları caiz olur. (Redd-ül-muhtar)

    6-
    Şafii mezhebinde fitre için, buğdayın veya diğer maddelerin kıymeti kadar altın, gümüş vermek caiz değildir. Hanefi mezhebi taklit edilerek, buğday yerine, değeri kadar altın veya gümüş vermek caizdir. (Şemseddin-i Remli)

    7-
    İstanbul’daki bir kimsenin babası Erzurum’da ikamet ederken vefat etse, babası vasiyet etmediyse, babası için hacca vekil göndermek isterse, Erzurum’dan göndermesi farzdır. Başka yerden gönderemez. Şafii mezhebinde mikat dışındaki her yerden göndermesi caizdir. Hanefi olanlar, paraları az ise, Şafii mezhebini taklit ederek, vasiyet etmemiş ana, baba ve yakınları için, Mekke’de vekil tutabilirler. (S. Ebediyye)

    8-
    Hastada, ihtiyarda, abdesti bozan bir şey hasıl olursa, Maliki mezhebinde, özür sahibi olur, abdesti bozulmaz. Hanefi ve Şafii’de özür sahibi olamayan hasta ve ihtiyarın, Maliki mezhebinin ikinci kavlini taklit etmesi caizdir. (Mezahib-i Erbaa)

    9-
    Namaz içinde idrar, yel kaçıran veya başka bir akıntısı olan Hanefi’nin, Maliki mezhebini taklit etmesi caiz olur. (S. Ebediyye)

    10-
    Hanefi mezhebinde lavman, orucu bozar. Ancak şiddetli kabızlık çeken, Maliki mezhebini taklit ederek, gündüz oruçlu iken lavman yaptırırsa, oruca devam edebilir. Çünkü Maliki mezhebinde lavman orucu bozmaz. (Mizan)

    11-
    Şafii bir kimse, karşı cinsten nikah düşen birine dokununca abdesti bozulur. Bunun için yolda, nakil vasıtalarında [dolmuşta, otobüste, trende], alış verişte [pazarda, markette] karşı cinse dokunma ihtimali olan Şafii olan kimse, Hanefi veya Maliki mezhebini taklit etmelidir. (S. Ebediyye)

    12-
    Müslüman kadınların, gayrimüslim kadınlara görünmesi, yabancı erkeklere görünmeleri gibi üç mezhepte de haramdır. Bunların yanında başı açık durmak gerektiği zaman Hanbeli mezhebi taklit edilirse, yani (Hanbeli’ye uydum) denirse günahtan kurtulmuş olunur.



  4. 05.Mart.2012, 15:11
    2
    Silent and lonely rains



    Bir farzı yapmanın veya bir haramdan sakınmanın imkansız veya meşakkatli, güç olması durumunda, önce kendi mezhebimizde çare aranır. Kendi mezhebimizde çare yoksa diğer üç mezhebe bakılır. Hangi mezhepte çare varsa, o iş için, o konuda o mezhep taklit edilir. Hanefi âlimlerinden Muhammed Bağdadi hazretleri buyuruyor ki:Başka bir mezhebi taklit edebilmek için üç şart vardır: 1- Kendi mezhebine göre başladığı bir işi, başka mezhebe uyarak tamamlayamaz. Mesela, Hanefi’ye göre aldığı abdest ile Şafii’ye göre namaz kılamaz. 2- Taklit ettiği iki mezhep de, bu işe bâtıl dememeli. Bir Şafii, (Şafii’de abdest uzuvlarını ovmak farz değil, Maliki’de de kadına dokunmak abdesti bozmaz) diye, yabancı kadına dokunarak ve uzuvlarını ovmadan aldığı abdest ile namaz kılarsa, bu iki mezhebe göre de namazı sahih olmaz; çünkü yabancı kadına dokunmak Şafii’de abdesti bozar. Ovmak [delk] ise Maliki’de farzdır.3- Mezheplerin kolaylıklarını toplamamalıdır. Mesela, Hanefi’de velisiz veya Maliki’de şahitsiz yapılan nikah sahih olur. Ama hem velisiz, hem de şahitsiz olan bir nikah sahih olmaz.
    (Taklit risalesi)İsmail Nablüsi hazretleri buyuruyor ki:İhtiyaç olunca, başka mezhebi taklit ederek işini yapabilir. Fakat bu iş için, o mezhepte olan şartların hepsini uyabildiği kadar yerine getirmesi lazımdır.
    (İkd-ül-ferid)Başka mezhebi taklit etmek bazen şart, bazen caiz ve bazen de caiz değildir:

    Taklidin mecbur olduğu durumlar:

    1-
    Şafii mezhebine göre, zekatın, Kur’an-ı kerimde bildirilen sekiz sınıf insanın her sınıfına verilmesi lazımdır. Bunlardan, müellefe-i kulub sınıfı [ile zekat toplayan memur sınıfı ve kölelikten kurtarılacak borçlu sınıfı] bugün yoktur. Bunları bulup zekat vermek imkansız olduğu için, Şafiilerin bu sınıflardan sadece birine verebilmeleri için, Hanefi mezhebini taklit etmeleri gerekir. (M. Rabbani 3/22)
    2
    -
    Şehirlerarasıotobüsle yolculukta, inip yerde kılınamazsa yahut bırakılması mümkün olmayan iş sebebiyle, öğle, ikindi, akşam veya yatsı namazı vaktinde kılınamayacaksa, seferi olan; Maliki veya Şafii’yi, mukim olan Hanbeli’yi taklit ederek, öğleyle ikindiyi, akşamla da yatsıyı cem eder. Ceme imkan varken, kazaya bırakmak caiz olmaz. (S. Ebediyye)

    3-
    Diş dolgusu olanın, gusül, abdest ve namazda Maliki veya Şafii mezhebini taklit etmesi şarttır. Taklit etmezse, guslü ve buna bağlı olan abdesti ve namazı, sahih olmaz. (S. Ebediyye)4- Hacda kadınlara dokunarak, abdestinin bozulma ihtimali çok ise, Şafiilerin, Hanefi veya Maliki’yi taklit etmesi gerekir. (S. Ebediyye)5- Elbisesindeki necaseti temizleme imkanı olmayan Hanefi veya Şafii, namazı kazaya kalacaksa, Maliki mezhebini taklit ederek namazını kılar. Maliki mezhebinde, necaset namaza mani değildir. Temizlemek sünnettir. (S. Ebediyye)

    Mezhep taklidinin caiz olmadığı durumlar:

    1-
    Dünyalığa, şehvetine kavuşmak için, başka mezhebi taklit caiz değildir. (Ukud-üd-dürriyye)

    2-
    Hanefi mezhebinde olan kadınların, Şafii mezhebini taklit ederek mahremsiz hacca gitmeleri caiz değildir. Mezhep taklidi, ancak emrolunan bir iş yapılırken, meşakkat, sıkıntı olduğu zaman, bu sıkıntıdan kurtulmak içindir. Mahrem bir erkeği bulunmayan kadının, hacca gitmesi emrolunmadı ki, Şafii’yi taklit etmek lazım olsun. (S. Ebediyye)

    3-
    Şafii’de sütkardeş olmak için, ayrı ayrı beş kere, doya doya emmek gerekir. 1–2 kere emen bir Hanefi, (Şafii’de sütkardeş olmaz) diye, sütkardeşiyle evlenemez. Ancak, evlendikten sonra sütkardeş oldukları meydana çıkmışsa, o zaman bir yuvanın yıkılmaması için, Şafii taklit edilebilir.

    4-
    Maliki’yi taklit eden, seferde iken, bir ihtiyaç, bir sıkıntı olmadan, iki namazı cem edemez.

    Taklidin efdal olduğu durumlar:1-
    Hanefi mezhebinde, erkeğin dizi avrettir. Şafii’de diz avret değil, göbek avrettir. Maliki ve Hanbelî mezheplerinde, yalnız seveteyn avrettir. [Ön ve arka avret yeri]. Hanefi ve Şafii olan erkeğin, nafakasını kazanmak veya fitne çıkmasını önlemek için, sıkışık durumda, diğer iki mezhepten birini taklit edip uyluklarını örtmemesi caiz olur. (S. Ebediyye)

    2-
    Şafii’de, ölü için iskat yapılmaz. Hanefi taklit edilerek iskat yapılabilir. (Neful-enam)

    3-
    Uyumak veya unutmak, namazın kazaya kalması için özürdür. Ancak bu durumlarda henüz asr-ı sani [ikinci ikindi vakti] ve işa-i sani [ikinci yatsı vakti] girmemişse, öğle ve akşam namazlarını, asr-ı evvel [birinci ikindi] ve işa-i evvel [birinci yatsı] vakitlerinde, kılar. Bu vakitler de çıkmış ise, Hanbeli’ye uyarak öğle ile ikindi, akşam ile yatsı namazlarını cem eder, kazaya bırakmaz.

    4-
    Şafii’de, [mübalağa etmeden] abdest alırken boğaza su kaçması orucu bozmaz, Hanefi’de ise bozar. Elinde olmadan boğazına su kaçan Hanefi, Şafii mezhebini taklit ederse, orucunu bozulmaktan kurtarmış olur. Hanbeli mezhebinde de, abdest alırken boğaza su kaçması orucu bozmaz. Bu konuda Hanbeli’yi de taklit etmek de caizdir.

    5-
    Ramazan ayında her gün ayrı ayrı niyet etmek gerekir. Oruca niyet etmeyi unutan kimsenin orucu sahih olmaz. Ama, (Bu orucu İmamZüfer’in kavline uyarak tuttum) veya, (Bu orucu, Maliki mezhebine göre tuttum) denirse, yine sahih olur.

    6-
    Şafii’de, oruca imsak vaktinden önce niyet etmek şarttır. Uyumak, unutmak gibi herhangi bir sebeple bunu yapamayan bir Şafii, (Bu orucumu Hanefi mezhebine uyarak tutuyorum) derse, oruç sahih olur. Bozulmaktan kurtulmuş olur.

    7-
    Hanefi mezhebinde, ödünç verirken ödeme tarihi belirlemek caiz değildir. Ödeme tarihi koyabilmek için, Maliki mezhebini taklit etmek caiz olur. (Eşbah)

    Mezhep taklidinin caiz olduğu durumlar:

    1-
    Bir erkeğin, hanımı ile sütkardeş oldukları, fakat birinin veya her ikisinin, bir kere emmiş olduğu anlaşılsa, Hanefi mezhebine göre nikahları bozulur. Ayrılırlar veya Şafii mezhebini taklit ederler. Nikahlarında velileri bulunmamış ise, yahut şahitler Salih değilse, yeniden Şafii mezhebine göre nikah yaparak evli kalırlar. Eğer doyuncaya kadar beş kere emmiş ise, Şafii mezhebini taklit mümkün olmaz. Ayrılmaları gerekir. (S. Ebediyye)

    2-
    Şafii bir genç, bir kız kaçırsa, kızın babası razı olmazsa, Şafii’de, velisinin rızası olmadıkça evlenmesi caiz olmaz. Hanefi’yi taklit ederek velisiz de evlenebilir.

    3-
    Kirpi eti yemek, gelincik [fil hastalığına] iyi gelir. Hanefi ve Hanbelî’de kirpi haramdır. Hasta, Maliki veya Şafii mezhebinden birini taklit ederek yiyebilir. (S. Ebediyye)

    4-
    Şafii olan bir doktor, kadın hastaları muayene ederken abdestinin bozulmaması için, muayene esnasında Hanefi veya Maliki mezhebini taklit etmesi caizdir. (S. Ebediyye)

    5-
    Üç talakla boşanan kadın, iddet zamanı geçtikten sonra başka bir erkekle evlenip, o erkek de, zifaftan sonra bunu boşamadıkça, ve tekrar iddet zamanı geçmedikçe eski kocasıyla evlenemez. Böyle bir durumda, ilk nikâhları Şafii’ye uygun yapılmamışsa, başka birisiyle evlenmeye gerek kalmadan Şafii mezhebi taklit edilerek, Şafii’ye uygun nikâh yapmaları caiz olur. (Redd-ül-muhtar)

    6-
    Şafii mezhebinde fitre için, buğdayın veya diğer maddelerin kıymeti kadar altın, gümüş vermek caiz değildir. Hanefi mezhebi taklit edilerek, buğday yerine, değeri kadar altın veya gümüş vermek caizdir. (Şemseddin-i Remli)

    7-
    İstanbul’daki bir kimsenin babası Erzurum’da ikamet ederken vefat etse, babası vasiyet etmediyse, babası için hacca vekil göndermek isterse, Erzurum’dan göndermesi farzdır. Başka yerden gönderemez. Şafii mezhebinde mikat dışındaki her yerden göndermesi caizdir. Hanefi olanlar, paraları az ise, Şafii mezhebini taklit ederek, vasiyet etmemiş ana, baba ve yakınları için, Mekke’de vekil tutabilirler. (S. Ebediyye)

    8-
    Hastada, ihtiyarda, abdesti bozan bir şey hasıl olursa, Maliki mezhebinde, özür sahibi olur, abdesti bozulmaz. Hanefi ve Şafii’de özür sahibi olamayan hasta ve ihtiyarın, Maliki mezhebinin ikinci kavlini taklit etmesi caizdir. (Mezahib-i Erbaa)

    9-
    Namaz içinde idrar, yel kaçıran veya başka bir akıntısı olan Hanefi’nin, Maliki mezhebini taklit etmesi caiz olur. (S. Ebediyye)

    10-
    Hanefi mezhebinde lavman, orucu bozar. Ancak şiddetli kabızlık çeken, Maliki mezhebini taklit ederek, gündüz oruçlu iken lavman yaptırırsa, oruca devam edebilir. Çünkü Maliki mezhebinde lavman orucu bozmaz. (Mizan)

    11-
    Şafii bir kimse, karşı cinsten nikah düşen birine dokununca abdesti bozulur. Bunun için yolda, nakil vasıtalarında [dolmuşta, otobüste, trende], alış verişte [pazarda, markette] karşı cinse dokunma ihtimali olan Şafii olan kimse, Hanefi veya Maliki mezhebini taklit etmelidir. (S. Ebediyye)

    12-
    Müslüman kadınların, gayrimüslim kadınlara görünmesi, yabancı erkeklere görünmeleri gibi üç mezhepte de haramdır. Bunların yanında başı açık durmak gerektiği zaman Hanbeli mezhebi taklit edilirse, yani (Hanbeli’ye uydum) denirse günahtan kurtulmuş olunur.



  5. 03.Haziran.2015, 17:43
    3
    @hmet
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mayıs.2007
    Üye No: 771
    Mesaj Sayısı: 7,758
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: gölbaşı

    Cevap: Hangi durumlarda mezhepler taklit edilir ?

    Kısaca mezhepler her zaman taklit edilebilirler.
    Alimler zaruret halinde demişler haklılar da


  6. 03.Haziran.2015, 17:43
    3
    Üye
    Kısaca mezhepler her zaman taklit edilebilirler.
    Alimler zaruret halinde demişler haklılar da


  7. 01.Haziran.2016, 19:57
    4
    Misafir

    Cevap: Hangi durumlarda mezhepler taklit edilir ?





    Ehl-i sünnet mezheplerin hepsi haktır ve hepsi de doğrudur. Bu bakımdan şu mezhep diğerinden daha üstündür gibi bir düşünce yanlıştır.Her mevsime göre değişik elbise giyilir. Her hastalığa göre farklı ilâç alınır. Bunun gibi, asırlara göre şeriatlar, milletlerin yaşayış ve kabiliyetlerine göre de hükümler değişebilir. Nitekim İslâmdan önce her millete ayrı ayrı şeriat ve peygamberler gönderildiği olmuştur.Peygamber Efendimizin (asm) gelmesinden önce insanlar birbirlerinden çok uzak, yaşayış ve kabiliyet bakımından bedeviyete yakın olduğundan, o zaman gelen şeriatlar da onların haline uygun olarak farklı farklı gelmiştir. Öyle ki, aynı bölgede, aynı asırda, ayrı ayrı şeriat ve peygamberler gönderildiği olmuştur.Peygamber Efendimizin (asm) gelmesinden sonra insanlar kabiliyet, yaşayış ve anlayış bakımından daha yüksek bir seviyeye çıktılar. Dinî sahada ve sosyal hayatta birçok inkılâp ve değişiklikler meydana geldi. Böylece insanlar bir tek hocadan ders alacak, bir tek şeriatla amel edecek vaziyete ulaştılar. Bunun için de ayrı ayrı şeriatlara ve peygamberlere lüzum kalmamıştır. Fakat insanlık yaşayış, örf ve âdet itibariyle aynı seviyeye gelmediklerinden mezhepler birden fazla olmuştur.Şayet insanlığın çoğunluğu yüksek bir okulun talebeleri gibi, eğitim, kültür ve yaşayış bakımından aynı seviyede olsalar, o vakit mezhepler birleşebilirdi. Fakat şu andaki insanlığın durumu buna müsait değildir.Mezheplerin birden fazla olmasının hikmetine gelince, Bediüzzaman Said Nursi bu hususta şöyle bir misal vermektedir:
    “

    Bir su beş muhtelif mizaçlı hastalara göre nasıl beş hüküm alır. Şöyle ki:""Birisine, hastalığının mizacına göre su ilâçtır; tıbben vaciptir.

    Diğer birisine
    hastalığı için zehir gibi muzırdır; tıbben ona haramdır. Diğer birisine az zarar verir; tıbben ona mekruhtur. Diğer birisine zararsız menfaat verir; tıbben ona sünnettir. Diğer birisine ne zarardır, ne menfaattır; afiyetle içsin, tıbben ona mübahtır. İşte hak burada taaddüt eder (çoğalır). Beşi de haktır. Sen diyebilir misin ki: ‘Su yalnız ilâçtır, yalnız vaciptir; başka hükmü yoktur.”“İşte bunun gibi, ahkâm-ı İlâhiye (İlâhî hükümler) mezheplere, hikmet-i İlâhiyenin sevkiyle ittiba edenlere (uyanlara) göre değişir. Hem hak olarak değişir ve herbirisi de hak olur, maslahat olur.”
    1

    Dünyanın muhtelif bölgelerinde yaşayan Müslümanlar dört mezhepten birisine bağlıdırlar. Bir Müslüman hak mezheplerden birisine tâbi olur, ibadet ve muamelelerini o mezhebin hüküm ve içtihadlarına göre sürdürebilir. İslâmî hayatını bu mezheplerden birisine göre yapan bir Müslümanın, ölünceye kadar aynı mezhepte kalması gibi bir mecburiyet yoktur. Bundan dolayıdır ki, arzu ederse tamamen bir diğer hak mezhebe geçebilir. Meselâ, Şâfiî mezhebine mensup olan bir kimse, dilerse Hanefî mezhebine; Hanefi mezhebine mensup bir kimse de, isterse Şâfiî mezhebine geçebilir.Ancak bir mezhepten diğer mezhebe geçen kimsenin, ibadet ve muamelelerinin kâmil mânâda olabilmesi için, girdiği mezhebin meselelerini bilmesi gerekir. Meselâ bir Şâfiî, Hanefi mezhebine geçiyorsa, en azından o mezhebe göre abdestin farzlarını, abdesti bozan halleri, namazın rükünlerini ve vaciplerini bilmesi gerekir. Bunları bilmeden geçecek olursa, farkına varmadan ibadetini eksik yapıp hataya düşebilir.Bir mezhepten diğerine tamamen geçmek mümkün olduğu gibi, kendi mezhebinde çıkış yolu bulamayan bir kimse o mevzuda diğer mezhebin içtihadına, görüşüne göre amel edebilir. Bu caizdir. Fakat bu taklit keyfi ve nefisten gelen bir arzu ile olmamalıdır. Bir zaruret ve maslahata göre yapılmalıdır.

    Bir meselede kendi mezhebinden başka bir mezhebi taklit eden kimse şu hususlara dikkat etmelidir:

    Birincisi:
    Bir ibadet veya muamele başka bir hak mezhebe göre taklit edilecekse, o ibadet veya muamelenin daha önce yapılmamış olması gerekir. Meselâ, Şâfiî mezhebine mensup olan bir kimse, namaza başlamadan önce hanımına eliyle dokunduğunu namazı kıldıktan sonra hatırlasa; sonra da, “Nasıl olsa abdestim Hanefi mezhebine göre tamamdır.” deyip o meselede Hanefiye tabi olsa, namazı sahih olmaz.

    İkincisi:
    Taklit eden kimse, her mezhepten kolayına geleni seçip ona göre amel etme gibi bir yola girmemelidir. Böyle bir hareket, farklı mezheplere göre birbirine zıt meseleleri birarada yapma sayılır ki, buna “telfik” denir. Telfik ise caiz değildir. Meselâ, abdestini Hanefi mezhebine göre alan kimsenin, niyet etmese de abdesti tamamdır. Çünkü bu mezhebe göre niyet abdestin farzlarından değildir. Fakat bu kişinin aynı mezhebe göre başının dörtte birini meshetmesi lâzım gelirken, bu hususta Şâfiî mezhebine uyarak başının dörtte birinden azını meshederse, bu abdest tamamlanmış sayılmaz. Böyle bir davranış “telfik” sayılacağından caiz değildir.2Bununla beraber,

    her mezhebin azimete taalluk eden cihetlerini taklit etmek bir takva işidir.
    Meselâ, Hanefi mezhebine mensup bir insanın eli hanımına dokunacak olsa abdesti bozulmaz; fakat Şâfiîye göre bozulur. Bu insanın böyle bir meselede Şâfiî mezhebini taklit ederek abdestini tazelemesi bir azimettir, bir takva işidir. Yine Şâfiî mezhebine mensup olan bir insanın vücudunun herhangi bir yerinden kan çıktığında abdestini tazelemesi de, aynı şekilde azimete girer.Yine, Hanefi mezhebinde olmayıp diğer mezheplerde olan ve ibadetlerin başlarında ve sonlarında yapılması sünnet dua ve benzeri nafile ibadetlerde o mezhebin görüşünü taklit etmek bir azimettir, sevaplıdır ve güzel bir harekettir.
    İçtihat ve Taklit konularında şunlara da dikkat edilmesi gerekir:-

    Bir mezhebi taklit etme hususunda insanlar üç gruptur:

    Birinci sınıf;
    içtihat rütbesine kavuşmuş alimlerdir. Bu mertebeye ulaşmış kimsenin başkasını taklit etmesi caiz değildir.

    İkinci sınıf;
    mutlak içtihat mertebesine ulaşmamakla beraber, mezhep imamının ilmî usulünü bilen, aynı usul çerçevesinde, belli konularda farklı görüşler ortaya koyabilen ilim sahibi kimselerdir. Bunlar -farklı derecelere sahip olmakla beraber- müçtehit fil-mezhep, müçtehit fil-mesele unvanını alabilenlerdir.

    Üçüncü kısım ise
    avam tabakasıdır.- Alimlere göre, avamın mezhebi yoktur, onların mezhebi müftünün fetvasıdır. Çünkü, bir mezhebi gerçek anlamda taklit etmek, onun görüşlerini bilmekle mümkündür. Bir mezhebin görüşlerinin daha isabetli olduğunu tespit etmek, önemli bilgi birikimiyle mümkündür. Bunun zor bir husus olduğu ortadadır. Bu zorluk, yalnız avam/halk kesimi için değil, bizim gibi sözde hocalar için de geçerlidir.(bk. Ravdatu’t-talibîn, 4/115-şamile). - Mezheplerin taklit edilmesi konusu, belli bir alimin görüşüne dayalı olarak ortaya çıkmamıştır. İslam alimleri, dört mezhebin görüşlerinin Ehl-i sünnet akidesine uygun olduğu hususunda icma olduğunu söylemişlerdir.(bk.el-Müflih, el-Furu’, 12/202-şamile). Bu nedenle hak mezheplerden birini esas alarak dinimizi yaşamamız gerekir. Ancak zor durumlarda başka hak bir mezhebin görüşüyle amel etmek de mümkündür.- Herhangi bir mezhebe geçmede, dinî bir merasim söz konusu olmadığı gibi, konulmuş belli kuralları da yoktur. Önemli olan, bağlandığı mezhebin kurallarını öğrenmek ve ona göre amel etmektir.-

    Bazı alimlere göre herhangi bir mezhebi taklit etmenin bazı şartları vardır:

    1.
    Taklit edilen mezhebin mudevven/ilmiyle kaynaklarıyla oturmuş bir konumda hak bir mezhep olmalıdır.

    2.
    Taklit edenin taklit edilenin söz konusu mesele hakkındaki ilmî şartlarını, usulünü bilmelidir.

    3.
    Taklit ettiği konu, resmi mahkeme/kadı tarafından nakzedilen/hükmü bozulan bir konu olmamalıdır.

    4.
    Her mezhepten ruhsatları bir araya getirecek şekilde olmamalıdır.

    5.
    Aynı konuda bir mezhebe göre amel ettiği halde, başka bir zamanda ona muhalif bir görüşe göre taklit yapılmamalıdır.

    6.
    Bir konuda farklı mezheplerin görüşü telfik edilmemelidir. Söz gelimi, eli kadına değen bir kimsenin bu konuda Hanefî mezhebini, sonra bir yerinden akan kandan dolayı da Şafii mezhebini taklit etmek, her iki mezhebe göre de abdestinin olmadığının göstergesidir.(bk. İanetu’t-talibîn, 4/249).Bu şartlar da gösteriyor ki, avam tabakasının mezhebi alimlerin fetvasıdır. Çünkü, bu şartların hepsi belli bir ilim birikimini gerektirir.

    Kaynaklar:
    1) Bediüzzaman Said Nursî. Sözler, s. 454-455, İstanbul: Sözler Yayınevi, 1987.
    2) İbni Âbidîn, Reddü’l-Muhtar. (Beyrut: İhyâü’t-Türâsi’l-Arabî)
    1:51; es-Seyyid Ebî Bekir. İânetü’t-Tâlibîn. (Beyrut: İhyâü’t-Türarâsi’l-Arabî) 4:219;

    Mehmet Paksu



  8. 01.Haziran.2016, 19:57
    4
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir




    Ehl-i sünnet mezheplerin hepsi haktır ve hepsi de doğrudur. Bu bakımdan şu mezhep diğerinden daha üstündür gibi bir düşünce yanlıştır.Her mevsime göre değişik elbise giyilir. Her hastalığa göre farklı ilâç alınır. Bunun gibi, asırlara göre şeriatlar, milletlerin yaşayış ve kabiliyetlerine göre de hükümler değişebilir. Nitekim İslâmdan önce her millete ayrı ayrı şeriat ve peygamberler gönderildiği olmuştur.Peygamber Efendimizin (asm) gelmesinden önce insanlar birbirlerinden çok uzak, yaşayış ve kabiliyet bakımından bedeviyete yakın olduğundan, o zaman gelen şeriatlar da onların haline uygun olarak farklı farklı gelmiştir. Öyle ki, aynı bölgede, aynı asırda, ayrı ayrı şeriat ve peygamberler gönderildiği olmuştur.Peygamber Efendimizin (asm) gelmesinden sonra insanlar kabiliyet, yaşayış ve anlayış bakımından daha yüksek bir seviyeye çıktılar. Dinî sahada ve sosyal hayatta birçok inkılâp ve değişiklikler meydana geldi. Böylece insanlar bir tek hocadan ders alacak, bir tek şeriatla amel edecek vaziyete ulaştılar. Bunun için de ayrı ayrı şeriatlara ve peygamberlere lüzum kalmamıştır. Fakat insanlık yaşayış, örf ve âdet itibariyle aynı seviyeye gelmediklerinden mezhepler birden fazla olmuştur.Şayet insanlığın çoğunluğu yüksek bir okulun talebeleri gibi, eğitim, kültür ve yaşayış bakımından aynı seviyede olsalar, o vakit mezhepler birleşebilirdi. Fakat şu andaki insanlığın durumu buna müsait değildir.Mezheplerin birden fazla olmasının hikmetine gelince, Bediüzzaman Said Nursi bu hususta şöyle bir misal vermektedir:
    “

    Bir su beş muhtelif mizaçlı hastalara göre nasıl beş hüküm alır. Şöyle ki:""Birisine, hastalığının mizacına göre su ilâçtır; tıbben vaciptir.

    Diğer birisine
    hastalığı için zehir gibi muzırdır; tıbben ona haramdır. Diğer birisine az zarar verir; tıbben ona mekruhtur. Diğer birisine zararsız menfaat verir; tıbben ona sünnettir. Diğer birisine ne zarardır, ne menfaattır; afiyetle içsin, tıbben ona mübahtır. İşte hak burada taaddüt eder (çoğalır). Beşi de haktır. Sen diyebilir misin ki: ‘Su yalnız ilâçtır, yalnız vaciptir; başka hükmü yoktur.”“İşte bunun gibi, ahkâm-ı İlâhiye (İlâhî hükümler) mezheplere, hikmet-i İlâhiyenin sevkiyle ittiba edenlere (uyanlara) göre değişir. Hem hak olarak değişir ve herbirisi de hak olur, maslahat olur.”
    1

    Dünyanın muhtelif bölgelerinde yaşayan Müslümanlar dört mezhepten birisine bağlıdırlar. Bir Müslüman hak mezheplerden birisine tâbi olur, ibadet ve muamelelerini o mezhebin hüküm ve içtihadlarına göre sürdürebilir. İslâmî hayatını bu mezheplerden birisine göre yapan bir Müslümanın, ölünceye kadar aynı mezhepte kalması gibi bir mecburiyet yoktur. Bundan dolayıdır ki, arzu ederse tamamen bir diğer hak mezhebe geçebilir. Meselâ, Şâfiî mezhebine mensup olan bir kimse, dilerse Hanefî mezhebine; Hanefi mezhebine mensup bir kimse de, isterse Şâfiî mezhebine geçebilir.Ancak bir mezhepten diğer mezhebe geçen kimsenin, ibadet ve muamelelerinin kâmil mânâda olabilmesi için, girdiği mezhebin meselelerini bilmesi gerekir. Meselâ bir Şâfiî, Hanefi mezhebine geçiyorsa, en azından o mezhebe göre abdestin farzlarını, abdesti bozan halleri, namazın rükünlerini ve vaciplerini bilmesi gerekir. Bunları bilmeden geçecek olursa, farkına varmadan ibadetini eksik yapıp hataya düşebilir.Bir mezhepten diğerine tamamen geçmek mümkün olduğu gibi, kendi mezhebinde çıkış yolu bulamayan bir kimse o mevzuda diğer mezhebin içtihadına, görüşüne göre amel edebilir. Bu caizdir. Fakat bu taklit keyfi ve nefisten gelen bir arzu ile olmamalıdır. Bir zaruret ve maslahata göre yapılmalıdır.

    Bir meselede kendi mezhebinden başka bir mezhebi taklit eden kimse şu hususlara dikkat etmelidir:

    Birincisi:
    Bir ibadet veya muamele başka bir hak mezhebe göre taklit edilecekse, o ibadet veya muamelenin daha önce yapılmamış olması gerekir. Meselâ, Şâfiî mezhebine mensup olan bir kimse, namaza başlamadan önce hanımına eliyle dokunduğunu namazı kıldıktan sonra hatırlasa; sonra da, “Nasıl olsa abdestim Hanefi mezhebine göre tamamdır.” deyip o meselede Hanefiye tabi olsa, namazı sahih olmaz.

    İkincisi:
    Taklit eden kimse, her mezhepten kolayına geleni seçip ona göre amel etme gibi bir yola girmemelidir. Böyle bir hareket, farklı mezheplere göre birbirine zıt meseleleri birarada yapma sayılır ki, buna “telfik” denir. Telfik ise caiz değildir. Meselâ, abdestini Hanefi mezhebine göre alan kimsenin, niyet etmese de abdesti tamamdır. Çünkü bu mezhebe göre niyet abdestin farzlarından değildir. Fakat bu kişinin aynı mezhebe göre başının dörtte birini meshetmesi lâzım gelirken, bu hususta Şâfiî mezhebine uyarak başının dörtte birinden azını meshederse, bu abdest tamamlanmış sayılmaz. Böyle bir davranış “telfik” sayılacağından caiz değildir.2Bununla beraber,

    her mezhebin azimete taalluk eden cihetlerini taklit etmek bir takva işidir.
    Meselâ, Hanefi mezhebine mensup bir insanın eli hanımına dokunacak olsa abdesti bozulmaz; fakat Şâfiîye göre bozulur. Bu insanın böyle bir meselede Şâfiî mezhebini taklit ederek abdestini tazelemesi bir azimettir, bir takva işidir. Yine Şâfiî mezhebine mensup olan bir insanın vücudunun herhangi bir yerinden kan çıktığında abdestini tazelemesi de, aynı şekilde azimete girer.Yine, Hanefi mezhebinde olmayıp diğer mezheplerde olan ve ibadetlerin başlarında ve sonlarında yapılması sünnet dua ve benzeri nafile ibadetlerde o mezhebin görüşünü taklit etmek bir azimettir, sevaplıdır ve güzel bir harekettir.
    İçtihat ve Taklit konularında şunlara da dikkat edilmesi gerekir:-

    Bir mezhebi taklit etme hususunda insanlar üç gruptur:

    Birinci sınıf;
    içtihat rütbesine kavuşmuş alimlerdir. Bu mertebeye ulaşmış kimsenin başkasını taklit etmesi caiz değildir.

    İkinci sınıf;
    mutlak içtihat mertebesine ulaşmamakla beraber, mezhep imamının ilmî usulünü bilen, aynı usul çerçevesinde, belli konularda farklı görüşler ortaya koyabilen ilim sahibi kimselerdir. Bunlar -farklı derecelere sahip olmakla beraber- müçtehit fil-mezhep, müçtehit fil-mesele unvanını alabilenlerdir.

    Üçüncü kısım ise
    avam tabakasıdır.- Alimlere göre, avamın mezhebi yoktur, onların mezhebi müftünün fetvasıdır. Çünkü, bir mezhebi gerçek anlamda taklit etmek, onun görüşlerini bilmekle mümkündür. Bir mezhebin görüşlerinin daha isabetli olduğunu tespit etmek, önemli bilgi birikimiyle mümkündür. Bunun zor bir husus olduğu ortadadır. Bu zorluk, yalnız avam/halk kesimi için değil, bizim gibi sözde hocalar için de geçerlidir.(bk. Ravdatu’t-talibîn, 4/115-şamile). - Mezheplerin taklit edilmesi konusu, belli bir alimin görüşüne dayalı olarak ortaya çıkmamıştır. İslam alimleri, dört mezhebin görüşlerinin Ehl-i sünnet akidesine uygun olduğu hususunda icma olduğunu söylemişlerdir.(bk.el-Müflih, el-Furu’, 12/202-şamile). Bu nedenle hak mezheplerden birini esas alarak dinimizi yaşamamız gerekir. Ancak zor durumlarda başka hak bir mezhebin görüşüyle amel etmek de mümkündür.- Herhangi bir mezhebe geçmede, dinî bir merasim söz konusu olmadığı gibi, konulmuş belli kuralları da yoktur. Önemli olan, bağlandığı mezhebin kurallarını öğrenmek ve ona göre amel etmektir.-

    Bazı alimlere göre herhangi bir mezhebi taklit etmenin bazı şartları vardır:

    1.
    Taklit edilen mezhebin mudevven/ilmiyle kaynaklarıyla oturmuş bir konumda hak bir mezhep olmalıdır.

    2.
    Taklit edenin taklit edilenin söz konusu mesele hakkındaki ilmî şartlarını, usulünü bilmelidir.

    3.
    Taklit ettiği konu, resmi mahkeme/kadı tarafından nakzedilen/hükmü bozulan bir konu olmamalıdır.

    4.
    Her mezhepten ruhsatları bir araya getirecek şekilde olmamalıdır.

    5.
    Aynı konuda bir mezhebe göre amel ettiği halde, başka bir zamanda ona muhalif bir görüşe göre taklit yapılmamalıdır.

    6.
    Bir konuda farklı mezheplerin görüşü telfik edilmemelidir. Söz gelimi, eli kadına değen bir kimsenin bu konuda Hanefî mezhebini, sonra bir yerinden akan kandan dolayı da Şafii mezhebini taklit etmek, her iki mezhebe göre de abdestinin olmadığının göstergesidir.(bk. İanetu’t-talibîn, 4/249).Bu şartlar da gösteriyor ki, avam tabakasının mezhebi alimlerin fetvasıdır. Çünkü, bu şartların hepsi belli bir ilim birikimini gerektirir.

    Kaynaklar:
    1) Bediüzzaman Said Nursî. Sözler, s. 454-455, İstanbul: Sözler Yayınevi, 1987.
    2) İbni Âbidîn, Reddü’l-Muhtar. (Beyrut: İhyâü’t-Türâsi’l-Arabî)
    1:51; es-Seyyid Ebî Bekir. İânetü’t-Tâlibîn. (Beyrut: İhyâü’t-Türarâsi’l-Arabî) 4:219;

    Mehmet Paksu



  9. 03.Haziran.2017, 03:44
    5
    MBK
    Üye

    Profili:
    MBK
    Üyelik Tarihi: 02.Haziran.2017
    Üye No: 112531
    Mesaj Sayısı: 24
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Yorum: Hangi durumlarda mezhepler taklit edilir ?

    Ben içimden hanbeliye niyet ettim gibi oldu taklit etmismiyimdir. Abdestte.
    Bir insan bir mezhebi taklit etse o mezhebi taklitten istediği zaman vazgeçebilir mi ? ALLAH RAZI OLSUN.


  10. 03.Haziran.2017, 03:44
    5
    MBK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    MBK
    Üye
    Ben içimden hanbeliye niyet ettim gibi oldu taklit etmismiyimdir. Abdestte.
    Bir insan bir mezhebi taklit etse o mezhebi taklitten istediği zaman vazgeçebilir mi ? ALLAH RAZI OLSUN.


  11. 03.Haziran.2017, 14:33
    6
    arifselim
    Yönetici

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Nisan.2007
    Üye No: 211
    Mesaj Sayısı: 23,394
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Yorum: Hangi durumlarda mezhepler taklit edilir ?

    Taklit ettim gibi oldu demekle taklit olmaz. Bu sorduğun soruyu diğer sorularında cevapladık. Bir mezhep ihtiyaç olduğunda taklit edilebilir ve tekrar önceki mezhebi ile devam eder.


  12. 03.Haziran.2017, 14:33
    6
    Yönetici
    Taklit ettim gibi oldu demekle taklit olmaz. Bu sorduğun soruyu diğer sorularında cevapladık. Bir mezhep ihtiyaç olduğunda taklit edilebilir ve tekrar önceki mezhebi ile devam eder.


  13. 25.Ekim.2017, 21:11
    7
    Yilmaz585858
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ekim.2017
    Üye No: 115329
    Mesaj Sayısı: 5
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Yorum: Hangi durumlarda mezhepler taklit edilir ?

    Birisi hanefi mezhebinde fakat malikiye taklit etmek istiyor cünkü abdesti zor tutdu icin( almanyada yaşadi için okullarda abdest almak zor) dişariya cikti zaman malikiye göre güsül aliyor, malikiye göre abdest aliyor ve malikiye göre namaz kiliyor

    Eve geldi zaman ise yine kendi mezhebine yani hanefiye göre yine kiliyor
    Yani hanefiye göre abdest aliyor ve hanefiyw göre namaz kiliyor

    Bunun yapti doğru mi?
    Namazlar kabul olunur mi?
    Cünkü sadece dişarda ihtiyac duyor, taklit etmeye, evde zaten kolay elhamdülillah, su akiyor


  14. 25.Ekim.2017, 21:11
    7
    Birisi hanefi mezhebinde fakat malikiye taklit etmek istiyor cünkü abdesti zor tutdu icin( almanyada yaşadi için okullarda abdest almak zor) dişariya cikti zaman malikiye göre güsül aliyor, malikiye göre abdest aliyor ve malikiye göre namaz kiliyor

    Eve geldi zaman ise yine kendi mezhebine yani hanefiye göre yine kiliyor
    Yani hanefiye göre abdest aliyor ve hanefiyw göre namaz kiliyor

    Bunun yapti doğru mi?
    Namazlar kabul olunur mi?
    Cünkü sadece dişarda ihtiyac duyor, taklit etmeye, evde zaten kolay elhamdülillah, su akiyor


  15. 27.Ekim.2017, 09:17
    8
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,632
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Yorum: Hangi durumlarda mezhepler taklit edilir ?

    Yapılan doğru değil
    Maliki ile Hanefi mezhebi rasındaki fark nedir? Hanefi mezhebinde çıkış yolu olmayan konu nedir


  16. 27.Ekim.2017, 09:17
    8
    Moderatör
    Yapılan doğru değil
    Maliki ile Hanefi mezhebi rasındaki fark nedir? Hanefi mezhebinde çıkış yolu olmayan konu nedir


  17. 27.Ekim.2017, 16:59
    9
    Yilmaz585858
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ekim.2017
    Üye No: 115329
    Mesaj Sayısı: 5
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Yorum: Hangi durumlarda mezhepler taklit edilir ?

    Malikide semavi özür sahibi oliyorsun yani aff edersiniz yellensen de bile abdestin bozulmiyor
    Ama hanefide her namaz vakti yeni abdest alamam lazim benim bildim kadar malikide yellensende bile ögleyi ikindiye bir abdestnen kilarsin-yani yanlis mi biliyorum? -dedim gibi alman okullarda güvenilir değil tuvaletler erkek falanda cok var gören belki


  18. 27.Ekim.2017, 16:59
    9
    Malikide semavi özür sahibi oliyorsun yani aff edersiniz yellensen de bile abdestin bozulmiyor
    Ama hanefide her namaz vakti yeni abdest alamam lazim benim bildim kadar malikide yellensende bile ögleyi ikindiye bir abdestnen kilarsin-yani yanlis mi biliyorum? -dedim gibi alman okullarda güvenilir değil tuvaletler erkek falanda cok var gören belki


  19. 29.Ekim.2017, 16:30
    10
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,632
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Yorum: Hangi durumlarda mezhepler taklit edilir ?

    Dört mezhepte özür sahibi her namaz vakti için abdest alması gerekir. Yanlış öğrenmişsiniz. 5 vakit için 5 abdest gerekir buda zor bir şey değil

    semavi özür nedir


  20. 29.Ekim.2017, 16:30
    10
    Moderatör
    Dört mezhepte özür sahibi her namaz vakti için abdest alması gerekir. Yanlış öğrenmişsiniz. 5 vakit için 5 abdest gerekir buda zor bir şey değil

    semavi özür nedir





+ Yorum Gönder