Konusunu Oylayın.: Müslümanlar için Cuma gününün önemi nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Müslümanlar için Cuma gününün önemi nedir?
  1. 03.Mart.2012, 19:01
    1
    Misafir

    Müslümanlar için Cuma gününün önemi nedir?

  2. 03.Mart.2012, 19:21
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Müslümanlar için Cuma gününün önemi nedir?




    Bu günün cuma adını alması bilhassa toplantı günü olmasından kaynaklanmaktadır.
    Aynı adı taşıyan sûrede, "Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında hemen namaza gidin ve alışverişi bırakın" (Cum'a, 62/9)
    mealindeki âyet, cuma namazının farz kılınmasından önce de günün bu adla anıldığına ve bir toplantı günü olduğuna işaret etmektedir.

    Çeşitli hadislerden anlaşıldığına göre cuma, haftalık ibadet günü olarak daha önce yahudi ve hristiyanlar için tayin ve takdir edilmiş, fakat onlar bu konuda ihtilâfa düşerek yahudiler cumartesiyi, hristiyanlar pazarı haftalık toplantı ve ibadet günü olarak benimsemişler, Allah da cuma gününü müslümanlara nasip etmiş, onları bu konuda hakka ulaşmaya muvaffak kılmıştır(Müslim, Cum'a, 19-23). Böylece İslâm'da haftalık toplu ibadet günü olarak cuma seçilmiş, bu günün bir bayram olduğu birçok rivayette açıkça belirtilmiştir (Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 3/243; İbn Kayyim el-Cevzİyye, Zâdü'l-mesîr, 1/369).

    Hz. Peygamber, "Güneşin doğduğu en hayırlı gün cumadır; Âdem o gün yaratılmış, o gün cennete girmiş ve o gün cennetten çıkarılmıştır; kıyamet de cuma günü kopacaktır" (Müslim, Cum'a, 18) sözüyle bu günün özelliğini dile getirmiştir.
    Allah'ın cennette cuma gününe tekabül eden ve "yevmü'l-mezîd" denilen günde kullarına kendisini ziyaret fırsatı vereceğini,
    bunun için onlara tecelli edeceğini bildirmiş (İbn Kayyim el-Cevziyye, I, 369-372, 408-410), başka bir hadiste de bu
    günde yapılan duaların kabul edileceği bir anın (icabet saati) bulunduğunu haber vermiştir.

    İcabet saatinin zevalden itibaren namazın başlamasına, imamın minbere çıkmasından namazın başlamasına veya bitimine ya da ezandan
    itibaren namazın eda edilmesine kadar devam ettiği, ayrıca fecir ile güneşin doğuşu, ikindi namazı ile güneşin batışı arasında olduğu şeklinde
    çeşitli görüşler ileri sürülmüştür.
    Hz. Peygamber'in,
    "Ben onu biliyordum, ancak Kadir gecesi gibi o da bana sonradan unutturuldu"
    (Hâkim, Müstedrek, 1/279)

    mealindeki hadisine dayanarak esmâ-i hüsnâ arasında ism-i a'zamın, ramazanın son on günü içinde
    Kadir gecesinin gizli tutulması gibi icabet saatinin de insanların bütün gün boyunca Allah'a yönelmeleri için gizli tutulduğu ifade edilmiştir.

    Cuma günü gerekli temizliği yaptıktan sonra camiye gidip hutbe dinleyen ve namazı kılan kimsenin
    o gün ile daha önceki cuma arasında işlemiş olduğu günahların affedileceği
    belirtilmiş
    (Buhârî, Cum‘a 6, 19; Müslim, Cum'a, 26),
    bu günü önemsemeden üç cuma namazını terkeden kimsenin kalbinin mühürleneceği
    bildirilmiştir (Ebû Dâvüd, Şalât, 204)
    .
    İslâm dünyasının her tarafından müslümanların bir araya geldiği en büyük toplu ibadet olan hac, arefe gününün cumaya rastlaması halinde "hacc-t ekber" (büyük hac) olarak anılır.

    Bütün bu özelliklerinden dolayı gerek fert gerekse toplum olarak müslümanlar açısından büyük önem taşıyan cuma gününde farz olan cuma namazından başka şu hususların yapılması sünnet kabul edilmiştir:

    Boy abdesti almak (bazı âlimlere göre farzdır), bıyıkları kısaltma, tırnak kesme vb. bedenî temizlikleri yapmak, misvak veya fırça ile dişleri
    temizlemek, güzel elbise giymek, güzel koku sürünmek, camiye erkenden gitmek, Kehf sûresini okumak, camileri temizleyip kokulandırmak,
    sabah namazında Secde ve Dehr sûrelerini, cuma namazında ise Cum'a ve Münâfikün veya A'lâ ve Gâşiye sûrelerini okumak, çokça dua
    ve zikir yapmak, Hz. Peygamber'e salâtü selâm getirmek.
    Cuma namazı kılmak, her akıl-bâliğ mü’min erkeğe farz-ı ayndır (Cuma, 62/9-10) .
    Ezan okununca başka şeylerle uğraşılmayıp hemen camiye gidilmesi gerekir.
    Cuma günü, bayram günü olduğundan, bir gün önce veya sonrası olmaksızın sadece o güne has oruç tutmak mekruhtur.
    Camiye ezandan sonra girmek; zaruret olmaksızın, imam minbere çıkıp iç ezanın okunmasından itibaren namaz kılınıncaya
    kadar alışveriş ve benzeri bir dünya işiyle meşgul olmak ve cuma namazı vakti girdikten sonra namazı kılmadan yolculuğa
    çıkmak ise dinen kerih görülmüştür.
    Hutbe esnasında boş konuşan ve başka şeylerle ilgilenen kişi sevaptan mahrum kalır; ancak cumaya ezandan önce gelen, mü’minleri rahatsız etmeyen, hutbeyi sükûnet ve edep içinde dinleyen, namazı huşu ile kılanın bu namazı ise, bir önceki cumaya ve fazladan da üç güne kadar (işlemiş olduğu) günahlara keffarettir; zira Cenab-ı Hak şöyle buyuruyo:

    “Kim bir hayır yaparsa bu kendisinden on misliyle kabul edilir.”
    (En’am, 6/160) buyurmuştur .
    Bu sebeple bir müslüman cuma günü salih amelleri artırmalıdır. Allah’ın kardeş ilan ettiği Müslümanlar, bütün mübarek gün ve gecelerde
    olduğu gibi cumayı da bir vesile, bir fırsat bilerek yaratılış gayeleri olan ubûdiyetin (Zâriyât 51/56) gereğini, Allah'ın emri olan hayırda
    yarışmayı (Bakara 2/148) ufkunda sergilerler ve sergilemelidirler. İslam uleması arasında cumayla alakalı atasözü hükmünde bir
    değerlendirmeyle konuyu bağlayalım:“Cuma haftanın, ramazan yılın, hac ise ömrün ölçüsüdür.”
    S.İslmyt



  3. 03.Mart.2012, 19:21
    2
    Silent and lonely rains



    Bu günün cuma adını alması bilhassa toplantı günü olmasından kaynaklanmaktadır.
    Aynı adı taşıyan sûrede, "Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında hemen namaza gidin ve alışverişi bırakın" (Cum'a, 62/9)
    mealindeki âyet, cuma namazının farz kılınmasından önce de günün bu adla anıldığına ve bir toplantı günü olduğuna işaret etmektedir.

    Çeşitli hadislerden anlaşıldığına göre cuma, haftalık ibadet günü olarak daha önce yahudi ve hristiyanlar için tayin ve takdir edilmiş, fakat onlar bu konuda ihtilâfa düşerek yahudiler cumartesiyi, hristiyanlar pazarı haftalık toplantı ve ibadet günü olarak benimsemişler, Allah da cuma gününü müslümanlara nasip etmiş, onları bu konuda hakka ulaşmaya muvaffak kılmıştır(Müslim, Cum'a, 19-23). Böylece İslâm'da haftalık toplu ibadet günü olarak cuma seçilmiş, bu günün bir bayram olduğu birçok rivayette açıkça belirtilmiştir (Beyhakî, es-Sünenü'l-kübrâ, 3/243; İbn Kayyim el-Cevzİyye, Zâdü'l-mesîr, 1/369).

    Hz. Peygamber, "Güneşin doğduğu en hayırlı gün cumadır; Âdem o gün yaratılmış, o gün cennete girmiş ve o gün cennetten çıkarılmıştır; kıyamet de cuma günü kopacaktır" (Müslim, Cum'a, 18) sözüyle bu günün özelliğini dile getirmiştir.
    Allah'ın cennette cuma gününe tekabül eden ve "yevmü'l-mezîd" denilen günde kullarına kendisini ziyaret fırsatı vereceğini,
    bunun için onlara tecelli edeceğini bildirmiş (İbn Kayyim el-Cevziyye, I, 369-372, 408-410), başka bir hadiste de bu
    günde yapılan duaların kabul edileceği bir anın (icabet saati) bulunduğunu haber vermiştir.

    İcabet saatinin zevalden itibaren namazın başlamasına, imamın minbere çıkmasından namazın başlamasına veya bitimine ya da ezandan
    itibaren namazın eda edilmesine kadar devam ettiği, ayrıca fecir ile güneşin doğuşu, ikindi namazı ile güneşin batışı arasında olduğu şeklinde
    çeşitli görüşler ileri sürülmüştür.
    Hz. Peygamber'in,
    "Ben onu biliyordum, ancak Kadir gecesi gibi o da bana sonradan unutturuldu"
    (Hâkim, Müstedrek, 1/279)

    mealindeki hadisine dayanarak esmâ-i hüsnâ arasında ism-i a'zamın, ramazanın son on günü içinde
    Kadir gecesinin gizli tutulması gibi icabet saatinin de insanların bütün gün boyunca Allah'a yönelmeleri için gizli tutulduğu ifade edilmiştir.

    Cuma günü gerekli temizliği yaptıktan sonra camiye gidip hutbe dinleyen ve namazı kılan kimsenin
    o gün ile daha önceki cuma arasında işlemiş olduğu günahların affedileceği
    belirtilmiş
    (Buhârî, Cum‘a 6, 19; Müslim, Cum'a, 26),
    bu günü önemsemeden üç cuma namazını terkeden kimsenin kalbinin mühürleneceği
    bildirilmiştir (Ebû Dâvüd, Şalât, 204)
    .
    İslâm dünyasının her tarafından müslümanların bir araya geldiği en büyük toplu ibadet olan hac, arefe gününün cumaya rastlaması halinde "hacc-t ekber" (büyük hac) olarak anılır.

    Bütün bu özelliklerinden dolayı gerek fert gerekse toplum olarak müslümanlar açısından büyük önem taşıyan cuma gününde farz olan cuma namazından başka şu hususların yapılması sünnet kabul edilmiştir:

    Boy abdesti almak (bazı âlimlere göre farzdır), bıyıkları kısaltma, tırnak kesme vb. bedenî temizlikleri yapmak, misvak veya fırça ile dişleri
    temizlemek, güzel elbise giymek, güzel koku sürünmek, camiye erkenden gitmek, Kehf sûresini okumak, camileri temizleyip kokulandırmak,
    sabah namazında Secde ve Dehr sûrelerini, cuma namazında ise Cum'a ve Münâfikün veya A'lâ ve Gâşiye sûrelerini okumak, çokça dua
    ve zikir yapmak, Hz. Peygamber'e salâtü selâm getirmek.
    Cuma namazı kılmak, her akıl-bâliğ mü’min erkeğe farz-ı ayndır (Cuma, 62/9-10) .
    Ezan okununca başka şeylerle uğraşılmayıp hemen camiye gidilmesi gerekir.
    Cuma günü, bayram günü olduğundan, bir gün önce veya sonrası olmaksızın sadece o güne has oruç tutmak mekruhtur.
    Camiye ezandan sonra girmek; zaruret olmaksızın, imam minbere çıkıp iç ezanın okunmasından itibaren namaz kılınıncaya
    kadar alışveriş ve benzeri bir dünya işiyle meşgul olmak ve cuma namazı vakti girdikten sonra namazı kılmadan yolculuğa
    çıkmak ise dinen kerih görülmüştür.
    Hutbe esnasında boş konuşan ve başka şeylerle ilgilenen kişi sevaptan mahrum kalır; ancak cumaya ezandan önce gelen, mü’minleri rahatsız etmeyen, hutbeyi sükûnet ve edep içinde dinleyen, namazı huşu ile kılanın bu namazı ise, bir önceki cumaya ve fazladan da üç güne kadar (işlemiş olduğu) günahlara keffarettir; zira Cenab-ı Hak şöyle buyuruyo:

    “Kim bir hayır yaparsa bu kendisinden on misliyle kabul edilir.”
    (En’am, 6/160) buyurmuştur .
    Bu sebeple bir müslüman cuma günü salih amelleri artırmalıdır. Allah’ın kardeş ilan ettiği Müslümanlar, bütün mübarek gün ve gecelerde
    olduğu gibi cumayı da bir vesile, bir fırsat bilerek yaratılış gayeleri olan ubûdiyetin (Zâriyât 51/56) gereğini, Allah'ın emri olan hayırda
    yarışmayı (Bakara 2/148) ufkunda sergilerler ve sergilemelidirler. İslam uleması arasında cumayla alakalı atasözü hükmünde bir
    değerlendirmeyle konuyu bağlayalım:“Cuma haftanın, ramazan yılın, hac ise ömrün ölçüsüdür.”
    S.İslmyt






+ Yorum Gönder