Konusunu Oylayın.: Hz. Adem'in oğlu Kabil, kardeşi Habil'i öldürdükten sonra nereye gitmiştir ve Kabil'in soyu nasıl çoğalmıştır?

5 üzerinden 3.00 | Toplam : 2 kişi
Hz. Adem'in oğlu Kabil, kardeşi Habil'i öldürdükten sonra nereye gitmiştir ve Kabil'in soyu nasıl çoğalmıştır?
  1. 28.Şubat.2012, 22:46
    1
    Misafir

    Hz. Adem'in oğlu Kabil, kardeşi Habil'i öldürdükten sonra nereye gitmiştir ve Kabil'in soyu nasıl çoğalmıştır?






    Hz. Adem'in oğlu Kabil, kardeşi Habil'i öldürdükten sonra nereye gitmiştir ve Kabil'in soyu nasıl çoğalmıştır? Mumsema Hz. Adem'in oğlu Kabil, kardeşi Habil'i öldürdükten sonra nereye gitmiştir ve Kabil'in soyu nasıl çoğalmıştır?


  2. 28.Şubat.2012, 22:46
    1
    MeRtxxRaSteR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    MeRtxxRaSteR
    Misafir



    Hz. Adem'in oğlu Kabil, kardeşi Habil'i öldürdükten sonra nereye gitmiştir ve Kabil'in soyu nasıl çoğalmıştır?


    Benzer Konular

    - Habil ile Kabil olayından sonra Kabil kendi helaliyle mi evlendi?

    - Habil ile Kabil

    - Hz. Adem'in Oğulları; Kabil ile Habil

    - Habil ve Kabil ile ilgili ayetler

    - Hz.Adem'in çocukları Habil ve Kabil kaç yıl yaşadılar?

  3. 28.Şubat.2012, 22:48
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,654
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Hz. Adem'in oğlu Kabil, kardeşi Habil'i öldürdükten sonra nereye gitmiştir ve Kabil'in soyu nasıl çoğalmıştır?




    Kabil, Habili öldürdükten onra Âdem Aleyhisselâm, Kabil'e:
    "Git! Artık, sen, hiç bir zaman korkutulmaktan uzak kalmayacak, gördüğün hiç bir kimseden de, güvenlikte ve selâmette olmayacaksın!" dedi.
    Kabil; kendisiyle birlikte doğan kızın elinden tutarak Nevz dağından inip Yemen topraklarından Aden'e gitti. Burada nesli çoğaldı.

    Kabil'in Âkibeti:

    Kabil'in oğullarından Kabil'e rastlayıp da, onu, taşa tutmayan bir kimse yoktu.

    Kabil'in âmâ olan oğlu, bir gün, Kabil'in yanına kendi oğlu ile birlikte gelip oğ­lu: "İşte, bu, baban Kabil!" deyince, âmâ, hemen bir taş atarak babası Kabil'i öldürdü!

    Âmâ'nın oğlu: "Babacığım! Sen, babanı, öldürdün!" dedi. Âmâ, hemen elini kaldırıp oğluna bir şamar indirdi. O da, öldü!

    Bunun üzerine, âmâ "Yazıklar olsun bana! Attığım taşla babamı, öldürdüm! İndirdiğim şamarla da, oğlumu, öldürdüm!" diyerek acındı.

    Âdem Aleyhisselâm; Kabil oğullarının zina ve içkiye düştüklerini, bozuldukları­nı görünce de, Şit Aleyhisselâmın oğullarına da, Kabil oğulları ile evlilik bağlantısı kurmamalarını tavsiye etti.

    Peygamberlik, Din, İbâdet ve Yüce Allah'ın Hak ve Şeriatlarına göre hareket, Şit Aleyhisselâm'da ve oğullarında bulundu.

    Şit Aleyhisselâmın yurdu, Dağın başında; Kabil oğullarının yurdu ise, vadinin altında idi.

    Şit Aleyhisselâm; Allah'ı, takdis ve tenzihden geri durmaz, kavmine de; Al­lah'ın buyruklarını yerine getirmemekten sakınmalarını, Allah'ı, her türlü noksan, eksik sıfatlardan uzak tutmalarını ve dâima iyi işler işlemelerini emrederdi.

    Âdem Aleyhisselâmın oğullarından, Şit Aleyhisselâmdan başkasının nesli de­vam etmeyip kesilmiş, Şit Aleyhisselâm, böylece, Ebülbeşer olan Âdem Aleyhisselâmla birlikte bütün insanların soylarının varıp dayandığı soy direği olmuştur.

    Kabil oğullarında, ötedenberi içki, zina düşkünlüğü hayasızlık ve ateşe tap­mak gibi türlü kötülükler vardı. Çeşid çeşid çalgı âletleri de, edinmişlerdi. Kadın, erkek, genç, ihtiyar, sık sık toplanıp davul, düdük, zurna, def çalarlar, güler, oynarlar, nâra atarlardı.

    Hattâ, onların seslerini, dağda oturan Şit oğullarından bazıları duyarlardı. Onların, bu meclislerine, gençlerinden ziyade, yaşlılar, düşkündüler. Günah olan her kötülüğü işlemekte birleşmişlerdi.

    Zaman, uzayınca, Şit oğulları da, aralarında gereğini titizlikle yerine getire gel­dikleri Ahd ve mîsaklarını bozdular. İçlerinden, yüz erkek, oturdukları mukaddes dağlarından inip amuca oğulları­nın, ne yaptıklarını görmek istediler.

    Yerd b.Mehlâil, bunu, haber alınca, hemen yanlarına vardı. Onlara "Allah aş­kına yapmayınız!" dedi. Atalarının bu husustaki vasiyetini ve kendilerinin yaptık­ları And'ı hatırlattı. Kendilerine, va'z ve nasihatta bulundu ise de, dinlemediler. Oğlu İdris Aleyhisselam, ayağa kalkıp:
    "İyi biliniz ki, içinizden, kim Babamız Yerd'i, dinlemeyerek dağımızdan inerse, biz de onun bir daha dağımıza çıkmasına meydan vermeyiz!" dedi.
    Fakat, onlar, yine de, inmekten başkasına yanaşmadılar. Dağdan, Kabil oğullarının yanına indiler. Kabil oğullarının kadınları, Şis oğullarını yanlarında tutup bırakmadılar.

    Bundan sonra, Şis oğullarından yüz kişilik ikinci bir erkek kafilesi daha "Kar­deşlerimiz, ne yapıyorlar?" diyerek dağdan, onların yanına indiler. Onları da, Kabil oğullarının kadınları tutup bırakmadılar.

    Daha sonra, bütün Şis oğulları, dağdan, onların yanına indiler. Azgınlık ve onlarla evlilik yapıldı, birbirlerine karıştılar. Kabil oğulları, yeryüzünü dolduracak kadar çoğaldılar. Fakat, Tufanda hepsi boğulup yok oldular.

    Yerd b.Mehlâil, vefat edeceği sırada, oğulları için, bereket duası yaptı. Onları; oturdukları mukaddes dağdan aşağıya inmekten nehy etti.
    "Siz, her halde, er geç aşağı yere ineceksinizdir. İçinizden, hanginiz, en son inecek olursa, Atamız Âdem'in, içinde cesedi bu­lunan tâbutunu, indirsin. Sonra da, bize tavsiye edildiği gibi, onu, arzın ortasına yerleştirsin." dedi.
    (M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi)


  4. 28.Şubat.2012, 22:48
    2
    Moderatör



    Kabil, Habili öldürdükten onra Âdem Aleyhisselâm, Kabil'e:
    "Git! Artık, sen, hiç bir zaman korkutulmaktan uzak kalmayacak, gördüğün hiç bir kimseden de, güvenlikte ve selâmette olmayacaksın!" dedi.
    Kabil; kendisiyle birlikte doğan kızın elinden tutarak Nevz dağından inip Yemen topraklarından Aden'e gitti. Burada nesli çoğaldı.

    Kabil'in Âkibeti:

    Kabil'in oğullarından Kabil'e rastlayıp da, onu, taşa tutmayan bir kimse yoktu.

    Kabil'in âmâ olan oğlu, bir gün, Kabil'in yanına kendi oğlu ile birlikte gelip oğ­lu: "İşte, bu, baban Kabil!" deyince, âmâ, hemen bir taş atarak babası Kabil'i öldürdü!

    Âmâ'nın oğlu: "Babacığım! Sen, babanı, öldürdün!" dedi. Âmâ, hemen elini kaldırıp oğluna bir şamar indirdi. O da, öldü!

    Bunun üzerine, âmâ "Yazıklar olsun bana! Attığım taşla babamı, öldürdüm! İndirdiğim şamarla da, oğlumu, öldürdüm!" diyerek acındı.

    Âdem Aleyhisselâm; Kabil oğullarının zina ve içkiye düştüklerini, bozuldukları­nı görünce de, Şit Aleyhisselâmın oğullarına da, Kabil oğulları ile evlilik bağlantısı kurmamalarını tavsiye etti.

    Peygamberlik, Din, İbâdet ve Yüce Allah'ın Hak ve Şeriatlarına göre hareket, Şit Aleyhisselâm'da ve oğullarında bulundu.

    Şit Aleyhisselâmın yurdu, Dağın başında; Kabil oğullarının yurdu ise, vadinin altında idi.

    Şit Aleyhisselâm; Allah'ı, takdis ve tenzihden geri durmaz, kavmine de; Al­lah'ın buyruklarını yerine getirmemekten sakınmalarını, Allah'ı, her türlü noksan, eksik sıfatlardan uzak tutmalarını ve dâima iyi işler işlemelerini emrederdi.

    Âdem Aleyhisselâmın oğullarından, Şit Aleyhisselâmdan başkasının nesli de­vam etmeyip kesilmiş, Şit Aleyhisselâm, böylece, Ebülbeşer olan Âdem Aleyhisselâmla birlikte bütün insanların soylarının varıp dayandığı soy direği olmuştur.

    Kabil oğullarında, ötedenberi içki, zina düşkünlüğü hayasızlık ve ateşe tap­mak gibi türlü kötülükler vardı. Çeşid çeşid çalgı âletleri de, edinmişlerdi. Kadın, erkek, genç, ihtiyar, sık sık toplanıp davul, düdük, zurna, def çalarlar, güler, oynarlar, nâra atarlardı.

    Hattâ, onların seslerini, dağda oturan Şit oğullarından bazıları duyarlardı. Onların, bu meclislerine, gençlerinden ziyade, yaşlılar, düşkündüler. Günah olan her kötülüğü işlemekte birleşmişlerdi.

    Zaman, uzayınca, Şit oğulları da, aralarında gereğini titizlikle yerine getire gel­dikleri Ahd ve mîsaklarını bozdular. İçlerinden, yüz erkek, oturdukları mukaddes dağlarından inip amuca oğulları­nın, ne yaptıklarını görmek istediler.

    Yerd b.Mehlâil, bunu, haber alınca, hemen yanlarına vardı. Onlara "Allah aş­kına yapmayınız!" dedi. Atalarının bu husustaki vasiyetini ve kendilerinin yaptık­ları And'ı hatırlattı. Kendilerine, va'z ve nasihatta bulundu ise de, dinlemediler. Oğlu İdris Aleyhisselam, ayağa kalkıp:
    "İyi biliniz ki, içinizden, kim Babamız Yerd'i, dinlemeyerek dağımızdan inerse, biz de onun bir daha dağımıza çıkmasına meydan vermeyiz!" dedi.
    Fakat, onlar, yine de, inmekten başkasına yanaşmadılar. Dağdan, Kabil oğullarının yanına indiler. Kabil oğullarının kadınları, Şis oğullarını yanlarında tutup bırakmadılar.

    Bundan sonra, Şis oğullarından yüz kişilik ikinci bir erkek kafilesi daha "Kar­deşlerimiz, ne yapıyorlar?" diyerek dağdan, onların yanına indiler. Onları da, Kabil oğullarının kadınları tutup bırakmadılar.

    Daha sonra, bütün Şis oğulları, dağdan, onların yanına indiler. Azgınlık ve onlarla evlilik yapıldı, birbirlerine karıştılar. Kabil oğulları, yeryüzünü dolduracak kadar çoğaldılar. Fakat, Tufanda hepsi boğulup yok oldular.

    Yerd b.Mehlâil, vefat edeceği sırada, oğulları için, bereket duası yaptı. Onları; oturdukları mukaddes dağdan aşağıya inmekten nehy etti.
    "Siz, her halde, er geç aşağı yere ineceksinizdir. İçinizden, hanginiz, en son inecek olursa, Atamız Âdem'in, içinde cesedi bu­lunan tâbutunu, indirsin. Sonra da, bize tavsiye edildiği gibi, onu, arzın ortasına yerleştirsin." dedi.
    (M. Asım Köksal, Peygamberler Tarihi)





+ Yorum Gönder