Konusunu Oylayın.: Abayı yakmak deyiminin çıkış hikayesi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 9 kişi
Abayı yakmak deyiminin çıkış hikayesi
  1. 28.Şubat.2012, 09:48
    1
    Misafir

    Abayı yakmak deyiminin çıkış hikayesi






    Abayı yakmak deyiminin çıkış hikayesi Mumsema a harfiyle başlayan deyimlerin çıkış hikayeleri


  2. 28.Şubat.2012, 09:48
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 23.Kasım.2013, 22:58
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: abayı yakmak deyiminin çıkış hikayesi




    Abayı yakmak deyiminin çıkış hikayesi özet

    Birisine aşık olmak, tutulmak, gönül vermek mânâsında kullanılan bir tabirdir.

    "Aba", bilhassa tekkelere mensup olan dervişlerin giydiği, kalın yün kumaştan, elbise üstüne giyilen bir çeşit üstlüktür. Eski tekkelerdeki klasik olarak bir cami veya mescidin yanı sıra, şadırvanlı bir iç avlu bulunurdu. Bu dört köşe avlunun etrafında dervişan hücreleri, büyük bir dersane, mutbak, kiler ambar gibi binalar olurdu.

    Kış aylarında dershanenin ocağı hani hani yanarak içeriyi ısıttı. Böyle bir dergâhta bir gün, sırtlan abalı dervişler, şeyh efendinin dersine ve tavvuf bahsinde anlattıklarına o kadar dalmışlar ve ken*dilerinden geçmişler ki, arkası ocağa dönük olan bir dervişin sırtın*daki abası yanan derviş bile kendi sırtından çıkan dumanı fark etme*miş. Ar aşkına, yâr aşkına (Allah aşkına) yanan derviş, dünya ateşi*nin farkına varmamış.

    Bu olay, dilimize, şimdilerde "argo" olarak kabul edilen deyimi kazandırmış.



  4. 23.Kasım.2013, 22:58
    2
    Moderatör



    Abayı yakmak deyiminin çıkış hikayesi özet

    Birisine aşık olmak, tutulmak, gönül vermek mânâsında kullanılan bir tabirdir.

    "Aba", bilhassa tekkelere mensup olan dervişlerin giydiği, kalın yün kumaştan, elbise üstüne giyilen bir çeşit üstlüktür. Eski tekkelerdeki klasik olarak bir cami veya mescidin yanı sıra, şadırvanlı bir iç avlu bulunurdu. Bu dört köşe avlunun etrafında dervişan hücreleri, büyük bir dersane, mutbak, kiler ambar gibi binalar olurdu.

    Kış aylarında dershanenin ocağı hani hani yanarak içeriyi ısıttı. Böyle bir dergâhta bir gün, sırtlan abalı dervişler, şeyh efendinin dersine ve tavvuf bahsinde anlattıklarına o kadar dalmışlar ve ken*dilerinden geçmişler ki, arkası ocağa dönük olan bir dervişin sırtın*daki abası yanan derviş bile kendi sırtından çıkan dumanı fark etme*miş. Ar aşkına, yâr aşkına (Allah aşkına) yanan derviş, dünya ateşi*nin farkına varmamış.

    Bu olay, dilimize, şimdilerde "argo" olarak kabul edilen deyimi kazandırmış.






+ Yorum Gönder