Konusunu Oylayın.: Hızır (A.S.) Peygamber midir ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hızır (A.S.) Peygamber midir ?
  1. 27.Şubat.2012, 13:21
    1
    Misafir

    Hızır (A.S.) Peygamber midir ?

  2. 27.Şubat.2012, 13:36
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Hızır (A.S.) Peygamber midir ?




    Hazret-i Hızır (as) Allah'ın salih bir kulu olup, Peygamber değildir diyen olmuşsa da, Cumhur-u ulemâya göre Peygamber'dir. Hazret-i Musa (sav) zamanında yaşamış ve kendisiyle görüşmüştür. Kehf süresinin Musa kıssasında Allah'ın büyük kullarından bir kul olduğu ifâde edilmiştir. Hazret-i Hızır (sav) ne kadar yaşamıştır, hâlâ yaşıyor mu?
    Bu hususta kesin bir söz söylemek mümkün değildir. İmam Nevevî "Tehzîb ül-Esma ve'l-Lugat" isimli kitabında bazı hadîslere dayanarak Hazret-i Hızır'ın ölmediğini ve kıyamete kadar yaşıyacağını beyân ediyor.
    İbnü's-Salah da şöyle diyor: Ulemânın çoğuna göre Hazret-i Hızır hâlâ yaşıyor. Buharı, Müslim ve birçok muhakkiklere göre ise Hz. Hızır, Peygamberimizin zamanında hayatta olsaydı mutlaka Peygamber (sav) ile görüşüp İslâm'a hizmet edecek ve cihada katılacaktı. Halbuki bu hususta hiç bir şey varid olmamıştır. Denildiği gibi Hz. Hızır hayatta olup dünyayı gezseydi mutlaka Peygamber (sav)'in cenazesinde bulunacaktı.
    Öte yandan asrımızın büyük âlimlerinden Bediüzzaman Said Nursi, ( Allah rahmet etsin) "Mektubat" adlı eserinde, hayatı beşe ayırarak Hz. Hızır ve Hz. İlyas'ın hayatın ikinci tabakasında olduğunu belirtmektedir. Bunu söylerken de bazı hadislere dayanmaktadır. Fakat bazı alimlerin hayatlarını kabul etmemelerini ise, Hz. Hızır’ın bizim gibi aynı hayat şartları içerisinde olmadığına dayandırır. Yani hayat mertebeleri beş’tir. Hz. Hızır ise ikinci mertebededir. Bu mertebeler ise:
    1- Bizim hayatımızdır. Bizim hayatımızın devam edebilmesi için, yemek, içmek ve hava almak gibi zaruri ihtiyaçları görmek zorundayız.
    2- Hz. Hızır ve İlyas ( a.s) hayatlarıdır ki, bir anda birkaç yerde bulunabilirler. Yemek içmek zorunda olmamakla beraber, istedikleri zaman yerler, içerler ve beşeri duruma girerler.
    3- Hz. İdris ve İsa (a.s) hayatlarıdır. Bu zatlar beşeriyet ihtiyaçlarından uzaklaşmışlardır. Melek hayatına benzer bir mertebeye çıktıklarından, bizimle hiç münasebetleri olmaz.
    4- Şehitlerin hayatıdır. Kur’anın ifade ettiği gibi, şehitlere ölüler demek doğru olmaz. Çünkü onlar öldüklerinin farkında olmadığından, kendilerini hayatta bilmektedirler. Ve kabir ehlinden daha yüksek bir mertebede yaşamaktadırlar.
    5- Kabir ehlinin hayat mertebeleridir. Ölülerin bile kendilerine münasip bir hayat mertebesinde oldukları Kur’anın ifadeleriyle sabittir.
    İşte bu ifadelerden anlaşıldığı gibi, Hz. Hızır ( a.s ) hayattadır. Fakat bizim hayat mertebesinde olmadığı için hayatında ihtilaflar olmuştur.
    (Bediüzzaman, Mektubat; Halil Günenç, Fetvalar)
    S.İslmyt



  3. 27.Şubat.2012, 13:36
    2
    Silent and lonely rains



    Hazret-i Hızır (as) Allah'ın salih bir kulu olup, Peygamber değildir diyen olmuşsa da, Cumhur-u ulemâya göre Peygamber'dir. Hazret-i Musa (sav) zamanında yaşamış ve kendisiyle görüşmüştür. Kehf süresinin Musa kıssasında Allah'ın büyük kullarından bir kul olduğu ifâde edilmiştir. Hazret-i Hızır (sav) ne kadar yaşamıştır, hâlâ yaşıyor mu?
    Bu hususta kesin bir söz söylemek mümkün değildir. İmam Nevevî "Tehzîb ül-Esma ve'l-Lugat" isimli kitabında bazı hadîslere dayanarak Hazret-i Hızır'ın ölmediğini ve kıyamete kadar yaşıyacağını beyân ediyor.
    İbnü's-Salah da şöyle diyor: Ulemânın çoğuna göre Hazret-i Hızır hâlâ yaşıyor. Buharı, Müslim ve birçok muhakkiklere göre ise Hz. Hızır, Peygamberimizin zamanında hayatta olsaydı mutlaka Peygamber (sav) ile görüşüp İslâm'a hizmet edecek ve cihada katılacaktı. Halbuki bu hususta hiç bir şey varid olmamıştır. Denildiği gibi Hz. Hızır hayatta olup dünyayı gezseydi mutlaka Peygamber (sav)'in cenazesinde bulunacaktı.
    Öte yandan asrımızın büyük âlimlerinden Bediüzzaman Said Nursi, ( Allah rahmet etsin) "Mektubat" adlı eserinde, hayatı beşe ayırarak Hz. Hızır ve Hz. İlyas'ın hayatın ikinci tabakasında olduğunu belirtmektedir. Bunu söylerken de bazı hadislere dayanmaktadır. Fakat bazı alimlerin hayatlarını kabul etmemelerini ise, Hz. Hızır’ın bizim gibi aynı hayat şartları içerisinde olmadığına dayandırır. Yani hayat mertebeleri beş’tir. Hz. Hızır ise ikinci mertebededir. Bu mertebeler ise:
    1- Bizim hayatımızdır. Bizim hayatımızın devam edebilmesi için, yemek, içmek ve hava almak gibi zaruri ihtiyaçları görmek zorundayız.
    2- Hz. Hızır ve İlyas ( a.s) hayatlarıdır ki, bir anda birkaç yerde bulunabilirler. Yemek içmek zorunda olmamakla beraber, istedikleri zaman yerler, içerler ve beşeri duruma girerler.
    3- Hz. İdris ve İsa (a.s) hayatlarıdır. Bu zatlar beşeriyet ihtiyaçlarından uzaklaşmışlardır. Melek hayatına benzer bir mertebeye çıktıklarından, bizimle hiç münasebetleri olmaz.
    4- Şehitlerin hayatıdır. Kur’anın ifade ettiği gibi, şehitlere ölüler demek doğru olmaz. Çünkü onlar öldüklerinin farkında olmadığından, kendilerini hayatta bilmektedirler. Ve kabir ehlinden daha yüksek bir mertebede yaşamaktadırlar.
    5- Kabir ehlinin hayat mertebeleridir. Ölülerin bile kendilerine münasip bir hayat mertebesinde oldukları Kur’anın ifadeleriyle sabittir.
    İşte bu ifadelerden anlaşıldığı gibi, Hz. Hızır ( a.s ) hayattadır. Fakat bizim hayat mertebesinde olmadığı için hayatında ihtilaflar olmuştur.
    (Bediüzzaman, Mektubat; Halil Günenç, Fetvalar)
    S.İslmyt






+ Yorum Gönder