Konusunu Oylayın.: Kadınlara neden talak hakkı verilmemiştir ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kadınlara neden talak hakkı verilmemiştir ?
  1. 26.Şubat.2012, 11:53
    1
    Misafir

    Kadınlara neden talak hakkı verilmemiştir ?






    Kadınlara neden talak hakkı verilmemiştir ? Mumsema Kadınlara neden talak hakkı verilmemiştir ?


  2. 26.Şubat.2012, 11:53
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 26.Şubat.2012, 14:41
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Kadınlara neden talak hakkı verilmemiştir ?




    İslam Hukuku’na göre boşanma hakkı erkeğe ait olup, erkek bu hakkı, bizzat kendi kullanabildiği gibi bir vekil aracılığıyla da kullanabilir. Bu vekil, herhangi birisi olabileceği gibi, hanımı da olabilir. Kişi boşanma yetkisini üçüncü kişiye verdiğinde, bu yetki vermeye tevkil üçüncü kişiye de vekil denir. Fakat kişi, bu boşanma yetkisini bizzat eşine vermişse , bu yetki vermeye “tefviz-i talak” hanımına da “mufavvaza” denir.1

    Belirtmek gerekir ki, bu yolla kocalarından boşanan kadınlar enderdir. Hem kadınlar İslam’ın kendilerine verilen haklardan habersiz olmaları hem de böyle bir talepte bulunan kadınların hoş karşılanmamış olması, tefviz-i talak müessesini teoride bırakmıştır.

    Tefviz-i Talakın Tanımı:

    Kelime tefviz, bir işin tasarruf ve idaresini başkasına vermek ve havale etmektir. Tefviz-i talak ise, İslam Hukukunda, ‘’Erkeğin sahip olduğu boşama hak ve yetkisini hanımına vererek, boşanmayı onun irade ve isteğine bırakması’’ şeklinde tarif edilmektedir. Bu vekaletten faklı bir tasarruf olup, bundan kocanın vazgeçme hakkı yoktur.2
    Tefviz-i Talakın Çeşitleri:

    Tefviz, zamanla sınırlı olup olmamasına göre üç kısma ayrılır.3

    1. Mutlak Tefviz: Bir talak ile sınırlı olmayan tefvizdir. Kocanın hanımına ‘’sana kendini boşama yetkisini verdim’’ (boşan) demesi gibi.

    2. Süreli Tefviz: Belirli bir süre için kocanın hanımına, boşanma hakkı vermesidir. ‘’Sana kendini boşama yetkisini sefer gittiğimde verdim’’ demesi gibi.

    3. Genel Tefviz: Zaman açısından bir sınırlama yapmadan kocanın boşanma hakkını hanımına vermesidir. “Sana kendini dilediğin zaman boşama yetkisini verdim” demesi gibi.

    Tefviz-i Talak Meşru Oluşu:

    Tefvizin meşru olduğu ayet ve hadisle sabittir. Kur’an’da: ‘’Ey peygamber! Eşlerine şöyle söyle: Eğer dünya dirliğini ve süsünü (refahını) istiyorsanız, gelin size boşanma bedellerinizi vereyim de, sizi güzellikle salıvereyim. Eğer Allah’ın Peygamberini ve ahiret yurdunu diliyorsanız, bilin ki, Allah, içinizde güzel davrananlar için büyük bir mükafat hazırlamıştır’’4 buyrulmaktadır. Alimlerin çoğunluğuna göre, kadınların dünyayı tercih etmelerinden kasıt, boşanmayı talep etmeleridir. Dolayısıyla boşanma yetkisi onlara verilmiştir.5

    Hz. Aişe de: ‘’Hz. Peygamber (s.a.v.) bizi serbest bıraktı. Biz ise Allah ve Rasulünü tercih ettik…’’6 buyurmuştur. Bu ifadeden anlaşıldığı üzere, oların boşanmayı tercih ederek boşanabilme hakları vardı.7

    Tefviz-i Talakın Zamanı:

    Boşanma yetkisinin kadına devri, nikah akdinden önce yapılacağı gibi, nikah anında veya daha sonra da yapılabilir.

    Hanefilere göre erkeğin nikah akdinden önce ‘’şayet evlenirsek dilediğin zaman kendini boşayabilirsin’’ şeklinde kadına boşama yetkisini vermesiyle kadın boşama yetkisine sahip olmuş olur. Hanefilerin bu görüşü, boşamanın nikah öncesinde mümkün olabildiğini ve talakın evlilik şartına bağlanmasını caiz görmelerinin bir sonucudur.8

    Boşanma Yetkisinin Devri Konusunda Tefviz, Tevkil ve Temlik Terimleri Arasındaki Farklar:

    Kocanın boşanma yetkisini hanımına vermesine tefviz-i talak dendiğini belirtmiştik. Tefviz bazı sözcükler kullanılarak ifade edilir. Mesela, ‘’Nefsini ihtiyar et’’, ‘’işin kendi elindedir’’, ‘’dilersen kendini boşa’’9. Bu tabirlerle koca, kadına boşama hakkını bazen kendi adına kullanması niyetiyle verirken (tevkil) bazen de boşanma yetkisini tamamen kadının salahiyetine vermeye (temlik) niyet eder. Bazı mezheplere göre tevkil ile temlik aynı şey olarak kabul edilirken, bazılarına göre ise, farklı sonuçlar doğuracağı için, aynı şeyler değildir.10

    Koca eşine boşama yetkisini verince (temlik), artık bu sözünden geri dönemezken, müvekkil, vekilini istediği anda azledebilir. Şayet temlik belirli bir süreyle sınırlı ise, bu süreden sonra kadının bu hakkı kendiliğinden düşer. Vekaleten boşama hakkı verilen kişi ise, azledildikten sonra bu hakkını kaybeder.11

    Boşama yetkisinin kadına tefviz, tevkil veya temlik şeklinde verilmesi çok önemli bir konu olmayıp, birbirinden ayırt edilemeyecek kadar karışık sözcük ve tabirlerle icra edildiği için karışıklıklara sebep olabilmektedir. Bundan dolayı ‘’işin kendi elindedir, nefsini ihtiyar et, dilersen kendini boşa” tabirlerini kullanmak, özellikle Arap olmayan toplumlar için zorunlu olmayıp, istediği dilde, istediği kelimelerle bu yetkiyi vermesi mümkündür. Bundan dolayı, Arapça bilmeyen insanların tahyir ile meşiyyet arasındaki farkı bilerek, karısını vekil tayin etmek istediği zaman hangi sözcüğü, talak hakkını tamamen vermek istediği zaman ise hangi sözcüğü kullanacağını bilmesi mümkün değildir. Bundan dolayı önemli olan eşlerin, yaşadıkları toplumda anlaşılan kelimeleri kullanarak boşama yetkisini vermeleridir.

    Tefviz-i Talakın Sonucu:

    Boşanma hakkına sahip kadının, bu hakkını kullanarak kocasından boşanması bir ayırıcı (bain) talak meydana gelmiş olup, kadının rızası olmadığı müddetçe erkek evlilik birliğine dönemez, ister tefviz, ister temlik, isterse tevkil niyetiyle olsun, durum aynıdır.12

    Şayet boşanma yetkisi zamanla sınırlı olarak verilmişse, bu sürenin dolmasıyla kadının talak hakkı bitmiş olur. Mesela, erkek “yarın muhayyersin, ister boşan, ister boşanma” derse kadın o gün içinde boşanmazsa boşanma hakkını kaybetmiş olur.13

    Tefviz- talak verilmiş kadının, bu hakkına dayanarak kocasından ayrılması durumunda kaç taklakla boşandığı hususunda ihtilaf vardır. Bazılarına göre sadece bir talak meydana gelirken, bazılarına göre ise, koca bu yetkiyi verirken kadına kaç talak hakkını kullanabileceğini söylemişse, en fazla o kadar talak ile kocasından ayrılabilir.

    İslam’ın kadınlara verdiği bu hak, kişilerin insiyatifine bırakıldığı için gerektiği gibi kullanılamamıştır. Kadınların büyük bir kısmı da böyle bir haklarının olduğundan haberdar değildir. Bu hakkın farkında olanlar ise kınanmak ve kötü niyetli olmakla suçlanmaktan korkarak bu haklarını savunamamaktadırlar. Kadınlar İslam’ın verdiği bu yetkiyi kullandıkları takdirde bir çok haksızlıktan da kurtulmuş olacaklardır.

    Kaynaklar:
    1- Muhammed Muhyiddin, el-Ahvalü’ş-Şahsiyyeti fi’ş-Şeriati’l-İslamiyeti, Mektebetü’l-İlmiye, Beyrut, 2003, s. 300.
    2- Ömer Nasuhi, Hukuk-i İslamiyye ve Istılah-ı Fıkhiyye Kamusu, Bilmen Yayınları, İstanbul, 1985, (I-VIII). c.II, s.177; İbn Rüşd, Ebu’l-Velid Muhammed b. Ahmed el-Hafid el-Kurtubi, Bidayetü’l-Müctehid ve’n-Nihayü’l-Muktesid, Daru’l-İbn Hazm, 1995, c.II, s.41.
    3- Abdülhamit, a.g.e., s.304-305; Bilmen, a.g.e., c.II, s.177.
    4- Ahzab, 33/28-29.
    5- Kurtubi, Muhammed b. Ahmed b. Ebi Bekr, Ahkamu’l-Kur’an, Beyrut, 1985, c.XIV, s.170.
    6- Buhari, Talak, 5, c.VI, s.165; Müslim, Talak, 4, c.II,s.1104; Ebu Davud, Talak, 12, c.II, s.653-654.
    7- Döndüren Hamdi, Delilleriyle Aile İlmihali, Altınoluk Yayınları, İstanbul, 1995, s.418-419.
    8- İbn Abidin, Muhammed Emin, Reddü’l-Muhtar Ale’d-Dürri’l-Muhtar, (Terc. Ahmed Davudoğlu), Şamil Yayınları, İstanbul, 1983, c.VI, s.349; Zuhayli, Vehbe, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Çev. Komisyon, Risale Yayınları, İstanbul, 1994, c.IX, s.334.
    9- Cin, Halil, Eski Hukukumuzda Boşanma, 2. Baskı, Selçuk Üniversitesi Yayınları, Konya, 1988; İslam ve Osmanlı Hukukunda Evlenme, Ankara Üni. Hukuk Fak. Yayınları, Ankara, 1974, s.68.
    10- İbn Rüşd, a.g.e., c.III, s.41; Döndüren, a.g..e, s.138.
    11- Abdülhamit, a.g.e., s.301. Bekr, Ahkamu’l-Kur’an, Beyrut, 1985, c.XIV, s.170.
    12- Cin, a.g.e., s.69; Döndüren, a.g..e, s.418.
    13- Abdülhamit, a.g.e., s.304.
    S.İslmyt



  4. 26.Şubat.2012, 14:41
    2
    Silent and lonely rains



    İslam Hukuku’na göre boşanma hakkı erkeğe ait olup, erkek bu hakkı, bizzat kendi kullanabildiği gibi bir vekil aracılığıyla da kullanabilir. Bu vekil, herhangi birisi olabileceği gibi, hanımı da olabilir. Kişi boşanma yetkisini üçüncü kişiye verdiğinde, bu yetki vermeye tevkil üçüncü kişiye de vekil denir. Fakat kişi, bu boşanma yetkisini bizzat eşine vermişse , bu yetki vermeye “tefviz-i talak” hanımına da “mufavvaza” denir.1

    Belirtmek gerekir ki, bu yolla kocalarından boşanan kadınlar enderdir. Hem kadınlar İslam’ın kendilerine verilen haklardan habersiz olmaları hem de böyle bir talepte bulunan kadınların hoş karşılanmamış olması, tefviz-i talak müessesini teoride bırakmıştır.

    Tefviz-i Talakın Tanımı:

    Kelime tefviz, bir işin tasarruf ve idaresini başkasına vermek ve havale etmektir. Tefviz-i talak ise, İslam Hukukunda, ‘’Erkeğin sahip olduğu boşama hak ve yetkisini hanımına vererek, boşanmayı onun irade ve isteğine bırakması’’ şeklinde tarif edilmektedir. Bu vekaletten faklı bir tasarruf olup, bundan kocanın vazgeçme hakkı yoktur.2
    Tefviz-i Talakın Çeşitleri:

    Tefviz, zamanla sınırlı olup olmamasına göre üç kısma ayrılır.3

    1. Mutlak Tefviz: Bir talak ile sınırlı olmayan tefvizdir. Kocanın hanımına ‘’sana kendini boşama yetkisini verdim’’ (boşan) demesi gibi.

    2. Süreli Tefviz: Belirli bir süre için kocanın hanımına, boşanma hakkı vermesidir. ‘’Sana kendini boşama yetkisini sefer gittiğimde verdim’’ demesi gibi.

    3. Genel Tefviz: Zaman açısından bir sınırlama yapmadan kocanın boşanma hakkını hanımına vermesidir. “Sana kendini dilediğin zaman boşama yetkisini verdim” demesi gibi.

    Tefviz-i Talak Meşru Oluşu:

    Tefvizin meşru olduğu ayet ve hadisle sabittir. Kur’an’da: ‘’Ey peygamber! Eşlerine şöyle söyle: Eğer dünya dirliğini ve süsünü (refahını) istiyorsanız, gelin size boşanma bedellerinizi vereyim de, sizi güzellikle salıvereyim. Eğer Allah’ın Peygamberini ve ahiret yurdunu diliyorsanız, bilin ki, Allah, içinizde güzel davrananlar için büyük bir mükafat hazırlamıştır’’4 buyrulmaktadır. Alimlerin çoğunluğuna göre, kadınların dünyayı tercih etmelerinden kasıt, boşanmayı talep etmeleridir. Dolayısıyla boşanma yetkisi onlara verilmiştir.5

    Hz. Aişe de: ‘’Hz. Peygamber (s.a.v.) bizi serbest bıraktı. Biz ise Allah ve Rasulünü tercih ettik…’’6 buyurmuştur. Bu ifadeden anlaşıldığı üzere, oların boşanmayı tercih ederek boşanabilme hakları vardı.7

    Tefviz-i Talakın Zamanı:

    Boşanma yetkisinin kadına devri, nikah akdinden önce yapılacağı gibi, nikah anında veya daha sonra da yapılabilir.

    Hanefilere göre erkeğin nikah akdinden önce ‘’şayet evlenirsek dilediğin zaman kendini boşayabilirsin’’ şeklinde kadına boşama yetkisini vermesiyle kadın boşama yetkisine sahip olmuş olur. Hanefilerin bu görüşü, boşamanın nikah öncesinde mümkün olabildiğini ve talakın evlilik şartına bağlanmasını caiz görmelerinin bir sonucudur.8

    Boşanma Yetkisinin Devri Konusunda Tefviz, Tevkil ve Temlik Terimleri Arasındaki Farklar:

    Kocanın boşanma yetkisini hanımına vermesine tefviz-i talak dendiğini belirtmiştik. Tefviz bazı sözcükler kullanılarak ifade edilir. Mesela, ‘’Nefsini ihtiyar et’’, ‘’işin kendi elindedir’’, ‘’dilersen kendini boşa’’9. Bu tabirlerle koca, kadına boşama hakkını bazen kendi adına kullanması niyetiyle verirken (tevkil) bazen de boşanma yetkisini tamamen kadının salahiyetine vermeye (temlik) niyet eder. Bazı mezheplere göre tevkil ile temlik aynı şey olarak kabul edilirken, bazılarına göre ise, farklı sonuçlar doğuracağı için, aynı şeyler değildir.10

    Koca eşine boşama yetkisini verince (temlik), artık bu sözünden geri dönemezken, müvekkil, vekilini istediği anda azledebilir. Şayet temlik belirli bir süreyle sınırlı ise, bu süreden sonra kadının bu hakkı kendiliğinden düşer. Vekaleten boşama hakkı verilen kişi ise, azledildikten sonra bu hakkını kaybeder.11

    Boşama yetkisinin kadına tefviz, tevkil veya temlik şeklinde verilmesi çok önemli bir konu olmayıp, birbirinden ayırt edilemeyecek kadar karışık sözcük ve tabirlerle icra edildiği için karışıklıklara sebep olabilmektedir. Bundan dolayı ‘’işin kendi elindedir, nefsini ihtiyar et, dilersen kendini boşa” tabirlerini kullanmak, özellikle Arap olmayan toplumlar için zorunlu olmayıp, istediği dilde, istediği kelimelerle bu yetkiyi vermesi mümkündür. Bundan dolayı, Arapça bilmeyen insanların tahyir ile meşiyyet arasındaki farkı bilerek, karısını vekil tayin etmek istediği zaman hangi sözcüğü, talak hakkını tamamen vermek istediği zaman ise hangi sözcüğü kullanacağını bilmesi mümkün değildir. Bundan dolayı önemli olan eşlerin, yaşadıkları toplumda anlaşılan kelimeleri kullanarak boşama yetkisini vermeleridir.

    Tefviz-i Talakın Sonucu:

    Boşanma hakkına sahip kadının, bu hakkını kullanarak kocasından boşanması bir ayırıcı (bain) talak meydana gelmiş olup, kadının rızası olmadığı müddetçe erkek evlilik birliğine dönemez, ister tefviz, ister temlik, isterse tevkil niyetiyle olsun, durum aynıdır.12

    Şayet boşanma yetkisi zamanla sınırlı olarak verilmişse, bu sürenin dolmasıyla kadının talak hakkı bitmiş olur. Mesela, erkek “yarın muhayyersin, ister boşan, ister boşanma” derse kadın o gün içinde boşanmazsa boşanma hakkını kaybetmiş olur.13

    Tefviz- talak verilmiş kadının, bu hakkına dayanarak kocasından ayrılması durumunda kaç taklakla boşandığı hususunda ihtilaf vardır. Bazılarına göre sadece bir talak meydana gelirken, bazılarına göre ise, koca bu yetkiyi verirken kadına kaç talak hakkını kullanabileceğini söylemişse, en fazla o kadar talak ile kocasından ayrılabilir.

    İslam’ın kadınlara verdiği bu hak, kişilerin insiyatifine bırakıldığı için gerektiği gibi kullanılamamıştır. Kadınların büyük bir kısmı da böyle bir haklarının olduğundan haberdar değildir. Bu hakkın farkında olanlar ise kınanmak ve kötü niyetli olmakla suçlanmaktan korkarak bu haklarını savunamamaktadırlar. Kadınlar İslam’ın verdiği bu yetkiyi kullandıkları takdirde bir çok haksızlıktan da kurtulmuş olacaklardır.

    Kaynaklar:
    1- Muhammed Muhyiddin, el-Ahvalü’ş-Şahsiyyeti fi’ş-Şeriati’l-İslamiyeti, Mektebetü’l-İlmiye, Beyrut, 2003, s. 300.
    2- Ömer Nasuhi, Hukuk-i İslamiyye ve Istılah-ı Fıkhiyye Kamusu, Bilmen Yayınları, İstanbul, 1985, (I-VIII). c.II, s.177; İbn Rüşd, Ebu’l-Velid Muhammed b. Ahmed el-Hafid el-Kurtubi, Bidayetü’l-Müctehid ve’n-Nihayü’l-Muktesid, Daru’l-İbn Hazm, 1995, c.II, s.41.
    3- Abdülhamit, a.g.e., s.304-305; Bilmen, a.g.e., c.II, s.177.
    4- Ahzab, 33/28-29.
    5- Kurtubi, Muhammed b. Ahmed b. Ebi Bekr, Ahkamu’l-Kur’an, Beyrut, 1985, c.XIV, s.170.
    6- Buhari, Talak, 5, c.VI, s.165; Müslim, Talak, 4, c.II,s.1104; Ebu Davud, Talak, 12, c.II, s.653-654.
    7- Döndüren Hamdi, Delilleriyle Aile İlmihali, Altınoluk Yayınları, İstanbul, 1995, s.418-419.
    8- İbn Abidin, Muhammed Emin, Reddü’l-Muhtar Ale’d-Dürri’l-Muhtar, (Terc. Ahmed Davudoğlu), Şamil Yayınları, İstanbul, 1983, c.VI, s.349; Zuhayli, Vehbe, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Çev. Komisyon, Risale Yayınları, İstanbul, 1994, c.IX, s.334.
    9- Cin, Halil, Eski Hukukumuzda Boşanma, 2. Baskı, Selçuk Üniversitesi Yayınları, Konya, 1988; İslam ve Osmanlı Hukukunda Evlenme, Ankara Üni. Hukuk Fak. Yayınları, Ankara, 1974, s.68.
    10- İbn Rüşd, a.g.e., c.III, s.41; Döndüren, a.g..e, s.138.
    11- Abdülhamit, a.g.e., s.301. Bekr, Ahkamu’l-Kur’an, Beyrut, 1985, c.XIV, s.170.
    12- Cin, a.g.e., s.69; Döndüren, a.g..e, s.418.
    13- Abdülhamit, a.g.e., s.304.
    S.İslmyt






+ Yorum Gönder