Konusunu Oylayın.: Ayet inkar eden kafir oluyor. Hadis inkar eden kafir olur mu ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Ayet inkar eden kafir oluyor. Hadis inkar eden kafir olur mu ?
  1. 25.Şubat.2012, 07:23
    1
    Misafir

    Ayet inkar eden kafir oluyor. Hadis inkar eden kafir olur mu ?






    Ayet inkar eden kafir oluyor. Hadis inkar eden kafir olur mu ? Mumsema Ayet inkar eden kafir oluyor. Hadis inkar eden kafir olur mu ?


  2. 25.Şubat.2012, 07:23
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 25.Şubat.2012, 11:10
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Ayet inkar eden kafir oluyor. Hadis inkar eden kafir olur mu ?




    İslam’da Sünnet/sahih hadis teşriin ikinci kaynağıdır.

    İslam alimlerine göre, “Hayır, hayır! Senin Rabbin hakkı için, onlar aralarında ihtilâf ettikleri meselelerde seni hakem kılıp, sonra da verdiğin hükümden ötürü içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın sana tam bir teslimiyetle bağlanmadıkça iman etmiş olmazlar.”(Nisa, 4/65),

    “O kendi heva ve hevesiyle konuşmuyor. O, kendisine vahyedilen bir vahiyden başka bir şey değildir.”(Necm, 53/3-4)
    mealindeki ayetler Sünnetin teşriin ikinci kaynağı olduğunun delilidir.


    Buna göre, Hz. Peygamberin -fiilî, kavlî, takrirî- sünnetini bize ulaştıran sahih hadisleri inkâr etmek büyük bir dinî risk taşımaktadır.
    Hz. Peygamberin sünnetinin teşri kaynağı olduğunu inkâr eden veya sahih bir hadisin
    Hz. Peygamberin sözü olduğuna inandığı halde kabul etmeyen dinin dışına çıkmış olur.
    Bu husus âlimlerin ittifakla kabul ettiği bir konudur.


    Nitekim, İmam Ebu İshak b. Rahuye: “Hz. Peygamberden kendisine gelen bir haberin doğru olduğuna inandığı halde
    hayatî bir zorlama olmaksızın- onu reddeden kâfir olur” hükmünü vermiştir.


    Yine Suyutî; “Hadis otoriteleri tarafından sıhhatin şartı olarak kabul edilen kriterlere sahip olan bir hadisi inkâr eden kimse kâfir olup Yahudî, Hıristiyan ve diğer kâfir kafilelerle birlikte haş rolur” şeklinde fetva vermiştir(bk. Suyutî, Miftahu’l-Cenne fi’l-ihticaci bi’s-Sünne, s.14).

    Keza Allam İbnu’l-Vezîr de şunları söylemiştir:
    “Hz. Peygamberin hadisi(sözü) olduğunu bildiği halde onu inkâr eden kimse kâfir olur(bk. el-Avasım ve’l-kavasım, 2/274).


    Fetava’l-lecneti’d-daime adlı fetva kitabında şu görüşlere yer verilmiştir: “Sünnetle amel etmeyi inkar eden kimse kâfir olur. Çünkü, sünneti yalanlamak, hem Allah’ı, hem resulünü, hem de ümmetin icmaını tekzip manasına gelir(bk. Lecne, el-Mecmuatu’s-sanî, 3/194).

    Bir hadisin sahih olup olmaması onun senedindeki ravilerin zabt ve adalet şartlarına sahip olup olmamakla ilgilidir. İmam Şafii şöyle demiştir: “Hz. Peygamberden hadis rivayet edenlerin sika olması, o hadisin subutu(sahih olduğu) anlamına gelir”(el-Ümm, 10/107-İhtilafu’l-hadis bölümü).

    İbn Teymiye de şu görüşlere yer vermiştir: “Manası anlaşılmazsa bile, Kitap ve Sünnette yer alan her şeye iman etmek gerekir.”(Mecmuu’l-fetavî, 3/41).

    Bu açıklamalardan anlaşıldığı üzere, alimlerin bu konuda görüşleri şu merkezdedir: Sünneti/hadisleri prensip olarak inkâr eden dinden çıkar. Mütevatir bir hadis yakin ifade ettiği için ona iman etmek şart olup inkârı küfrü gerektirir.

    Prensip olarak kabul ettikten sonra, ayrı ayrı hadisleri değerlendirmedeki tutumuna bakılır. Eğer hadis otoritelerinin sıhhatin kriterleri olarak kabul ettikleri şartlara sahip bir hadisi -delilsiz- inkâr ederse yine dinin dışına çıkar. Eğer bu ilmî kriterlere uymayan bir rivayet olduğu için kabul etmezse bunda bir sakınca yoktur.

    İmam Şafii’nin sözlerinden de anlaşılacağı gibi, ister tevatür olsun ister olmasın, bir hadis alimlerin kabul ettiği sıhhat şartlarına sahip ise, bu onun sahih olduğunu göstergesidir.

    Hasen hadis, sahih hadis rivayetinin şartlarına sahip olmayan bir hadistir. Bu sebeple, bu hadisi zayıflıktan çıkarıp hasen dercesine yükselten şahit denilen başka rivayetlerin kuvveti veya zayıflığına göre Hasen hadis de kuvvetli veya zayıf kabul edilebilir.

    Hasen hadisin sıhhat tarafı ağır basan bir hadise ilişmemek gerekir.

    Bununla beraber, bir kimse samimi olarak -ilmî delillere dayanarak- bu hadisin sahih olmadığına inanıyorsa bunu inkâr etmekte de bir sakınca olmayabilir.
    S.İslmyt



  4. 25.Şubat.2012, 11:10
    2
    Silent and lonely rains



    İslam’da Sünnet/sahih hadis teşriin ikinci kaynağıdır.

    İslam alimlerine göre, “Hayır, hayır! Senin Rabbin hakkı için, onlar aralarında ihtilâf ettikleri meselelerde seni hakem kılıp, sonra da verdiğin hükümden ötürü içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın sana tam bir teslimiyetle bağlanmadıkça iman etmiş olmazlar.”(Nisa, 4/65),

    “O kendi heva ve hevesiyle konuşmuyor. O, kendisine vahyedilen bir vahiyden başka bir şey değildir.”(Necm, 53/3-4)
    mealindeki ayetler Sünnetin teşriin ikinci kaynağı olduğunun delilidir.


    Buna göre, Hz. Peygamberin -fiilî, kavlî, takrirî- sünnetini bize ulaştıran sahih hadisleri inkâr etmek büyük bir dinî risk taşımaktadır.
    Hz. Peygamberin sünnetinin teşri kaynağı olduğunu inkâr eden veya sahih bir hadisin
    Hz. Peygamberin sözü olduğuna inandığı halde kabul etmeyen dinin dışına çıkmış olur.
    Bu husus âlimlerin ittifakla kabul ettiği bir konudur.


    Nitekim, İmam Ebu İshak b. Rahuye: “Hz. Peygamberden kendisine gelen bir haberin doğru olduğuna inandığı halde
    hayatî bir zorlama olmaksızın- onu reddeden kâfir olur” hükmünü vermiştir.


    Yine Suyutî; “Hadis otoriteleri tarafından sıhhatin şartı olarak kabul edilen kriterlere sahip olan bir hadisi inkâr eden kimse kâfir olup Yahudî, Hıristiyan ve diğer kâfir kafilelerle birlikte haş rolur” şeklinde fetva vermiştir(bk. Suyutî, Miftahu’l-Cenne fi’l-ihticaci bi’s-Sünne, s.14).

    Keza Allam İbnu’l-Vezîr de şunları söylemiştir:
    “Hz. Peygamberin hadisi(sözü) olduğunu bildiği halde onu inkâr eden kimse kâfir olur(bk. el-Avasım ve’l-kavasım, 2/274).


    Fetava’l-lecneti’d-daime adlı fetva kitabında şu görüşlere yer verilmiştir: “Sünnetle amel etmeyi inkar eden kimse kâfir olur. Çünkü, sünneti yalanlamak, hem Allah’ı, hem resulünü, hem de ümmetin icmaını tekzip manasına gelir(bk. Lecne, el-Mecmuatu’s-sanî, 3/194).

    Bir hadisin sahih olup olmaması onun senedindeki ravilerin zabt ve adalet şartlarına sahip olup olmamakla ilgilidir. İmam Şafii şöyle demiştir: “Hz. Peygamberden hadis rivayet edenlerin sika olması, o hadisin subutu(sahih olduğu) anlamına gelir”(el-Ümm, 10/107-İhtilafu’l-hadis bölümü).

    İbn Teymiye de şu görüşlere yer vermiştir: “Manası anlaşılmazsa bile, Kitap ve Sünnette yer alan her şeye iman etmek gerekir.”(Mecmuu’l-fetavî, 3/41).

    Bu açıklamalardan anlaşıldığı üzere, alimlerin bu konuda görüşleri şu merkezdedir: Sünneti/hadisleri prensip olarak inkâr eden dinden çıkar. Mütevatir bir hadis yakin ifade ettiği için ona iman etmek şart olup inkârı küfrü gerektirir.

    Prensip olarak kabul ettikten sonra, ayrı ayrı hadisleri değerlendirmedeki tutumuna bakılır. Eğer hadis otoritelerinin sıhhatin kriterleri olarak kabul ettikleri şartlara sahip bir hadisi -delilsiz- inkâr ederse yine dinin dışına çıkar. Eğer bu ilmî kriterlere uymayan bir rivayet olduğu için kabul etmezse bunda bir sakınca yoktur.

    İmam Şafii’nin sözlerinden de anlaşılacağı gibi, ister tevatür olsun ister olmasın, bir hadis alimlerin kabul ettiği sıhhat şartlarına sahip ise, bu onun sahih olduğunu göstergesidir.

    Hasen hadis, sahih hadis rivayetinin şartlarına sahip olmayan bir hadistir. Bu sebeple, bu hadisi zayıflıktan çıkarıp hasen dercesine yükselten şahit denilen başka rivayetlerin kuvveti veya zayıflığına göre Hasen hadis de kuvvetli veya zayıf kabul edilebilir.

    Hasen hadisin sıhhat tarafı ağır basan bir hadise ilişmemek gerekir.

    Bununla beraber, bir kimse samimi olarak -ilmî delillere dayanarak- bu hadisin sahih olmadığına inanıyorsa bunu inkâr etmekte de bir sakınca olmayabilir.
    S.İslmyt






+ Yorum Gönder