Konusunu Oylayın.: Mahşerde Allah ile pazarlık olacak mı ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Mahşerde Allah ile pazarlık olacak mı ?
  1. 25.Şubat.2012, 07:12
    1
    Misafir

    Mahşerde Allah ile pazarlık olacak mı ?






    Mahşerde Allah ile pazarlık olacak mı ? Mumsema Mahşerde Allah ile pazarlık olacak mı ?


  2. 25.Şubat.2012, 14:32
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Mahşerde Allah ile pazarlık olacak mı ?




    Mahşerde Allah ile pazarlık olmayacaktır...


  3. 25.Şubat.2012, 14:32
    2
    Editör



    Mahşerde Allah ile pazarlık olmayacaktır...


  4. 25.Şubat.2012, 14:54
    3
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Mahşerde Allah ile pazarlık olacak mı ?

    eğer pazarlık olarak sayacaksanız şöyle bazı hadisler var:
    Taberani rivayet eder:


    ... Ebu Ümame Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu demiştir:


    "Cennete girecek son adam şöyle bir kişidir ki sırat üzerinde, babası kendisini döven ve kaçan bir çocuk gibi kah karnı kah sırtı üzere gelerek yürür, ameli onu koşturmayacak kadar acz içindedir.


    Yarab der, beni Cennete ulaştır ve ateşten koru.
    Allah ona, ey kulum, şayet seni ateşten kurtarıp Cennet'e koysam, günah ve hatalarını itiraf eder misin diye vahyeder.


    Kul, evet yarabbi, izzet ve celaline yemin olsun ki, beni ateşten kurtarırsan günah ve hatalarımı itiraf edeceğim, der.


    Adam sıratı geçer. O sıra kendi kendine, şayet günah ve hatalarımı itiraf etsem, beni mutlaka tekrar ateşe gönderir diye söylenir.


    Allah ona, ey kulum, günah ve hatalarını bana itiraf et, seni ateşten kurtarayım, cennet'e koyayım diye vahyeder.


    Kul, izzet ve celaline yemin olsun ki ben asla günah işlemedim, hiçbir hata yapmadım, der.


    Allah ona, kulum, benim sana karşı delilim var buyurur.
    Kul, sağa döner, sola döner kimse göremez.


    Yarab der, bana delilini göster. Allah o kulun derisini konuşturur, derisi küçük günahlarını söyler.


    Kul hemen, izzetine yemin olsun ki yarab bende daha ne büyükleri var der.


    Allah ona kulum ben seni senden daha iyi biliyorum, gel bana günahlarını itiraf et, seni bağışlayayım, Cennet'e koyayım diye vahyeder.


    Bunun üzerine kul günahlarını itiraf eder ve cennete girer.


    Sonra Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem güldü, ta azı dişleri göründü. Bu ara şöyle diyordu:


    Bu kul cennet ehlinin menzilesi en düşük olanıdır, düşünün ondan üsttekiler artık nasıl olur?"


    XXXXXXXXX


    Müslim'in Sahihinde Abdullah b. Mes'ud Radıyallahu Anhu dan şu hadis gelmiştir.


    Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki:


    "Cennet'e girecek son kişi şöyle bir adamdır:
    Sırat üzerinde kah yürür, kah yüzüstü kapaklanır, bazan da ateş yüzünü yalar kavurur. Geçip aştığı zaman ateşe dönüp, beni senden kurtaran ne mübarek ne yüce bir varlıktır, der. O Allah bana öyle bir şey ihsan etmiştir ki ne öncekilerden ne sonrakilerden kimseye onu ihsan etmemiştir. Ona bir ağaç gösterilir, ey Rabbim, beni bu ağaca yaklaştırda gölgesinde gölgeleneyim, suyundan içeyim der.


    Allah, ey Adem oğlu, ben sana istediğini versem herhalde başkasını da istersin, buyurur.


    Adam hayır yarabbi der, Allah başka bir şey istemeyeceğine dair ondan söz alır. Aslında Rabbi onu mazur görecektir, nelere dayanamayacağını görmektedir. Neyse ağaca yaklaştırır, adam ağacın gölgesinde gölgelenir, suyundan içer. Sonra ona birinciden daha güzel bir ağaç gösterilir.


    Adam yarab der. Beni buna yaklaştır, suyundan içeyim, gölgesinde gölgeleneyim, senden, başkasını istemeyeceğim.


    Allah, ey Ademoğlu, benden, başkasını istemeyeceğine dair söz vermemiş miydin, seni ona yaklaştırsam bir başkasını da istersin, buyurur. Sonra başkasını istemeyeceğine dair ondan söz alır. Halbuki Rabbi onun mazur olduğunu bilmektedir, onun dayanamayacaklarını görmektedir. Neyse onu ağaca yaklaştırır, adam gölgesinde gölgelenir, suyundan içer. Sonra ona Cennet kapısının yanında Önceki ikisinden daha güzel bir ağaç gösterilir.


    Ey Rabbim der, beni bu ağaca yaklaştır da gölgesinde gölgeleneyim, suyundan içeyim, artık senden, başkasını daha istemeyeceğim.


    Allah, ey Ademoğlu, bana, daha başkasını istemeyeceğim diye söz vermemiş miydin, buyurur.
    Adam, evet ya rabbi artık bu son der. Rabbi onun mazurluğunu bilmektedir, çünki onun dayanamıyacağı şeyleri görmektedir. Onu ağaca yaklaştırır. Ama o ağaca yaklaştırınca adam Cennet ehlinin seslerini duyar. Der ki, yarab beni içeri koy.


    Allah, ey Ademoğlu seni benden ne razi edecek? Sana bir dünya bir de mislini versem razi olur musun, buyurur.
    Adam, yarab, sen alemlerin Rabbisin, benimle alay eder misin der."


    Bunun üzerine İbn Mes'ud güldü ve niye güldüğümü sormayacak mısınız dedi. Niye gülüyorsun dediler.


    Rasulullah da gülmüştü, kendisine niye gülüyorsun ey Allah'ın rasülü dediler, buyurdu ki:


    "Adam, sen alemlerin Rabbisin, benimle alay eder misin dediği zaman Rabbül-alemin güleceği için güldüm. Onun o sözüne Allah şöyle karşılık verir:


    "Seninle alay etmem. Fakat, ben ne istersem gücüm yeter."(Müslim, 187, İman kitabı, Cehennem ehlinden son çıkacak kişi babı.)


  5. 25.Şubat.2012, 14:54
    3
    âb ü kil
    eğer pazarlık olarak sayacaksanız şöyle bazı hadisler var:
    Taberani rivayet eder:


    ... Ebu Ümame Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu demiştir:


    "Cennete girecek son adam şöyle bir kişidir ki sırat üzerinde, babası kendisini döven ve kaçan bir çocuk gibi kah karnı kah sırtı üzere gelerek yürür, ameli onu koşturmayacak kadar acz içindedir.


    Yarab der, beni Cennete ulaştır ve ateşten koru.
    Allah ona, ey kulum, şayet seni ateşten kurtarıp Cennet'e koysam, günah ve hatalarını itiraf eder misin diye vahyeder.


    Kul, evet yarabbi, izzet ve celaline yemin olsun ki, beni ateşten kurtarırsan günah ve hatalarımı itiraf edeceğim, der.


    Adam sıratı geçer. O sıra kendi kendine, şayet günah ve hatalarımı itiraf etsem, beni mutlaka tekrar ateşe gönderir diye söylenir.


    Allah ona, ey kulum, günah ve hatalarını bana itiraf et, seni ateşten kurtarayım, cennet'e koyayım diye vahyeder.


    Kul, izzet ve celaline yemin olsun ki ben asla günah işlemedim, hiçbir hata yapmadım, der.


    Allah ona, kulum, benim sana karşı delilim var buyurur.
    Kul, sağa döner, sola döner kimse göremez.


    Yarab der, bana delilini göster. Allah o kulun derisini konuşturur, derisi küçük günahlarını söyler.


    Kul hemen, izzetine yemin olsun ki yarab bende daha ne büyükleri var der.


    Allah ona kulum ben seni senden daha iyi biliyorum, gel bana günahlarını itiraf et, seni bağışlayayım, Cennet'e koyayım diye vahyeder.


    Bunun üzerine kul günahlarını itiraf eder ve cennete girer.


    Sonra Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem güldü, ta azı dişleri göründü. Bu ara şöyle diyordu:


    Bu kul cennet ehlinin menzilesi en düşük olanıdır, düşünün ondan üsttekiler artık nasıl olur?"


    XXXXXXXXX


    Müslim'in Sahihinde Abdullah b. Mes'ud Radıyallahu Anhu dan şu hadis gelmiştir.


    Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki:


    "Cennet'e girecek son kişi şöyle bir adamdır:
    Sırat üzerinde kah yürür, kah yüzüstü kapaklanır, bazan da ateş yüzünü yalar kavurur. Geçip aştığı zaman ateşe dönüp, beni senden kurtaran ne mübarek ne yüce bir varlıktır, der. O Allah bana öyle bir şey ihsan etmiştir ki ne öncekilerden ne sonrakilerden kimseye onu ihsan etmemiştir. Ona bir ağaç gösterilir, ey Rabbim, beni bu ağaca yaklaştırda gölgesinde gölgeleneyim, suyundan içeyim der.


    Allah, ey Adem oğlu, ben sana istediğini versem herhalde başkasını da istersin, buyurur.


    Adam hayır yarabbi der, Allah başka bir şey istemeyeceğine dair ondan söz alır. Aslında Rabbi onu mazur görecektir, nelere dayanamayacağını görmektedir. Neyse ağaca yaklaştırır, adam ağacın gölgesinde gölgelenir, suyundan içer. Sonra ona birinciden daha güzel bir ağaç gösterilir.


    Adam yarab der. Beni buna yaklaştır, suyundan içeyim, gölgesinde gölgeleneyim, senden, başkasını istemeyeceğim.


    Allah, ey Ademoğlu, benden, başkasını istemeyeceğine dair söz vermemiş miydin, seni ona yaklaştırsam bir başkasını da istersin, buyurur. Sonra başkasını istemeyeceğine dair ondan söz alır. Halbuki Rabbi onun mazur olduğunu bilmektedir, onun dayanamayacaklarını görmektedir. Neyse onu ağaca yaklaştırır, adam gölgesinde gölgelenir, suyundan içer. Sonra ona Cennet kapısının yanında Önceki ikisinden daha güzel bir ağaç gösterilir.


    Ey Rabbim der, beni bu ağaca yaklaştır da gölgesinde gölgeleneyim, suyundan içeyim, artık senden, başkasını daha istemeyeceğim.


    Allah, ey Ademoğlu, bana, daha başkasını istemeyeceğim diye söz vermemiş miydin, buyurur.
    Adam, evet ya rabbi artık bu son der. Rabbi onun mazurluğunu bilmektedir, çünki onun dayanamıyacağı şeyleri görmektedir. Onu ağaca yaklaştırır. Ama o ağaca yaklaştırınca adam Cennet ehlinin seslerini duyar. Der ki, yarab beni içeri koy.


    Allah, ey Ademoğlu seni benden ne razi edecek? Sana bir dünya bir de mislini versem razi olur musun, buyurur.
    Adam, yarab, sen alemlerin Rabbisin, benimle alay eder misin der."


    Bunun üzerine İbn Mes'ud güldü ve niye güldüğümü sormayacak mısınız dedi. Niye gülüyorsun dediler.


    Rasulullah da gülmüştü, kendisine niye gülüyorsun ey Allah'ın rasülü dediler, buyurdu ki:


    "Adam, sen alemlerin Rabbisin, benimle alay eder misin dediği zaman Rabbül-alemin güleceği için güldüm. Onun o sözüne Allah şöyle karşılık verir:


    "Seninle alay etmem. Fakat, ben ne istersem gücüm yeter."(Müslim, 187, İman kitabı, Cehennem ehlinden son çıkacak kişi babı.)





+ Yorum Gönder