Konusunu Oylayın.: İslam'da yardımlaşma nasıl olmalıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İslam'da yardımlaşma nasıl olmalıdır?
  1. 24.Şubat.2012, 17:46
    1
    Misafir

    İslam'da yardımlaşma nasıl olmalıdır?

  2. 24.Şubat.2012, 18:02
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: İslam'da yardımlaşma nasıl olmalıdır?




    İslâm'da Yardımlaşma
    Prof.Dr.Davut YAYLALI


    Başkalarının yardımına koşmak, Allah’ın inâyetine sunulmuş
    en beliğ bir davetiyedir.



    İlahî hikmetin gereği, insanlar şekil, kuvvet ve zekâ yönünden eşit değildir. Bunun neticesi olarak insanlar arasında çalışma hayatında, zenginlik ve makamda da bir farklılık olması tabiîdir. Bütün insanlar her bakımdan birbirine eşit olsaydı toplu olarak yaşamaları ve birbirine yardım etmeleri söz konusu olmazdı. Nitekim bir ayette Yüce Rabb’imiz bu hikmeti şu şekilde açıklamaktadır:

    “Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için kimini ötekine derecelerle üstün kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri şeylerden daha hayırlıdır.” (Zuhruf Sûresi, 43/32)

    Kaderin türlü tecellilerine sahne olan dünyamızda hayat süren insanlar, hep aynı çizgi üzerinde yürümemektedir. Servetinin hesabını bilmeyenlerin yanında yoksulluk ve sıkıntılarını ne zaman ve nasıl gidereceklerini bir türlü kestiremeyenlerin sayısı da pek çoktur. Hatta tek bir insanın hayatı bile daima aynı istikamette seyretmez. Zengin iken fakir düşen, fakir iken zenginleşen nice insan vardır. Yine insanlar arasında ihtiyarlığın son haddine ulaşarak çalışamaz hâle gelmiş, dert ve eleme düşmüş, her türlü sebebe yapışmış olmasına rağmen fakr u zaruretten kurtulamamış kimselerin de bulunacağı bir gerçektir.

    Şu imtihanlar dünyasında Yüce Allah birine servet vermişse, bunun yanında o servette başkalarının da payı bulunduğunu bildirmiş ve her hakkı sahibine vermeyi emretmiştir.

    Aslında, göklerin ve yerin serveti ve hazinesi Allah’ındır. Geçici bir müddet için bunun bekçiliğine memur ettiği kimseler cimrilik edip, ondan sadece kendileri faydalanmaya kalkışırlarsa bu, onların iyiliğine değil; bilakis hem bu dünyada, hem de öbür dünyada felaketlerine sebep olacaktır. Bu hususu Yüce Mevla’mız şu şekilde ifade buyurmaktadır:

    “Allah’ın lütfederek bol bol servet verdiği kimseler cimrilik gösterirlerse, bunun haklarında hayırlı olacağını sanmasınlar. Bilakis bu, onlar için pek kötü olacaktır. Kıyamet gününde cimrilik ettikleri şey boyunlarına dolanacaktır.” (Âl-i İmran Sûresi, 3/180)

    Ellerinde bulundurdukları servet ve imkânlardan başkalarının da faydalanmasına engel olanlar, bu hasis davranışlarıyla topluma ne büyük felaketler getirdiklerini düşünmelidirler. İçinde yaşadıkları toplum ve bu toplumdaki ekmek parasını alın teri ve göz nuruyla kazanmaya çalışan dar gelirli fertler olmasa bu servetlerini nereden edinecek ve nasıl koruyacaklardı?

    Yüce dinimiz, insanlar arasında sosyal adalet ve dayanışmayı sağlamak, servetin zenginler arasında dolaşmasına engel olmak, kilitli kasalarda biriktirilmesinin önüne geçmek, toplumda huzur ve sükûnu temin etmek için servetin Allah yolunda harcanmasını emretmiştir. Zira toplumun gerçek bir birlik ve beraberlik meydana getirebilmesi, zenginlerle fakirler arasındaki uçurumun zekât, sadaka ve diğer yardımlarla kapatılmasına ve böylece insanlar arasında sevgi bağının kurulmasına bağlıdır. Zekât ve sadaka vermek, malını Allah için harcamak insanın izzet ve şerefini yükseltir. Zira asıl şeref ve izzet yemekte değil; yedirmektedir. Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) “Veren el, alan elden üstündür.” hadisi de bu hususu teyit etmektedir.

    Yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerim'de birçok ayet-i kerime, kazanılan servetin Allah yolunda harcanmasını teşvik etmiştir. Bunlardan bir kısmının meali şu şekildedir:

    “O takva sahibi olanlar, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar, öfkelerini yenerler ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.” (Âl-i İmran Sûresi, 3/134)

    “Allah adaleti, ihsanı (insanlara iyilik yapmayı) ve akrabaya vermeyi sever.” (Nahl Sûresi, 16/90)

    “Herhangi birinize ölüm gelip de; ‘Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!’ demesinden önce, size verdiğimiz rızktan harcayın.” (Münâfikûn Sûresi, 63/10)

    Sevgili Peygamberimiz de bu konuyu şu veciz ifadeleriyle açıklamaktadır:

    “Sadakanın efdali, vücudun tam olarak sıhhatte bulunup, mal canlısı olarak zenginlikten hoşlanıp fakirlikten korktuğun bir zamanda verdiğin sadakadır. Sen sadakanı, artık dünyadan umudunu kesip, ‘şu malım filanın, bu malım da falanındır. ’ diye vasiyet etmeye başladığın son döneme bırakma. Zira o vakit mal artık falan varisindir.” (Müslim, Zekat 93; Nesai, Zekat 60; İbn Mace, Vesaya 4)

    “Ey Âdemoğlu, ihtiyacından fazlasını Allah yolunda harcaman, senin için hayırlıdır. Onu hayra harcamayıp tutman da senin için kötüdür.” (Riyazü’s-Salihin, I, 574)

    Burada şunu da belirtelim ki, yardımlaşmada ölçü, Allah rızası olmalıdır. Yüce Yaratıcı, bu hususa şu ayet-i kerimede dikkat çekerek şöyle buyurmaktadır:

    “Allah’ın rızasını kazanmak ve ruhlarındaki cömertliği kuvvetlendirmek için mallarını hayra sarf edenlerin durumu, bir tepede kurulmuş güzel bir bahçeye benzer ki, üzerine bol yağmur yağmış da iki kat ürün vermiştir. Bol yağmur yağmasa bile bir çisinti düşer de yine ürün verir. Allah yaptıklarınızı görmektedir.” (Bakara Sûresi, 2/265)

    Bunun tam aksine gösteriş için yapılan yardımlaşmanın kabule şayan olmayacağı, başkalarını minnet altında bırakarak eziyet etmek ve başa kakmak için verilen sadakaların boşa gideceği de şu ayette açıkça ifade edilmektedir:

    “Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek suretiyle, yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak, pürüzsüz kaya hâline getirivermiştir. Bunlar, kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Zira Allah inkârcıları emellerine kavuşturmaz.” (Bakara Sûresi, 2/264)

    Bu konuda dikkat edeceğimiz diğer bir husus da Allah yolunda harcamayı, şahsen beğenmediğimiz âdi ve basit şeylerden değil de mallarımızın iyi ve helallerinden yapmamızdır. Nitekim şu ayette bu hususa dikkat çekilmiştir.

    “Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve rızk olarak yerden size çıkardıklarımızdan hayra harcayın. Size verilse, gözünüzü yummadan alamayacağınız kötü malı, hayır diye vermeye kalkışmayın. Biliniz ki Allah, zengindir, övgüye layıktır.” (Bakara Sûresi, 2/267)

    Şu hâlde, mal ve serveti helal olan şeylerden, meşru olan yollarla elde etmek; kazanılan bu malı yine helal olan yerlerde, meşru bir tarzda hayırda harcamak lazımdır. Servetin gaye olmadığını, asıl gayenin Allah’a kulluk olduğunu bilmek ve serveti bu kulluk vasfı ve anlayışı içinde elde edip sarf etmeye gayret etmek, mal sevgisini kalbe yerleştirmemek gerekir.


    Atatürk Üniv. İlahiyat Fak. Öğrt. Üyesi
    arşivden.




  3. 24.Şubat.2012, 18:02
    2
    Silent and lonely rains



    İslâm'da Yardımlaşma
    Prof.Dr.Davut YAYLALI


    Başkalarının yardımına koşmak, Allah’ın inâyetine sunulmuş
    en beliğ bir davetiyedir.



    İlahî hikmetin gereği, insanlar şekil, kuvvet ve zekâ yönünden eşit değildir. Bunun neticesi olarak insanlar arasında çalışma hayatında, zenginlik ve makamda da bir farklılık olması tabiîdir. Bütün insanlar her bakımdan birbirine eşit olsaydı toplu olarak yaşamaları ve birbirine yardım etmeleri söz konusu olmazdı. Nitekim bir ayette Yüce Rabb’imiz bu hikmeti şu şekilde açıklamaktadır:

    “Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için kimini ötekine derecelerle üstün kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri şeylerden daha hayırlıdır.” (Zuhruf Sûresi, 43/32)

    Kaderin türlü tecellilerine sahne olan dünyamızda hayat süren insanlar, hep aynı çizgi üzerinde yürümemektedir. Servetinin hesabını bilmeyenlerin yanında yoksulluk ve sıkıntılarını ne zaman ve nasıl gidereceklerini bir türlü kestiremeyenlerin sayısı da pek çoktur. Hatta tek bir insanın hayatı bile daima aynı istikamette seyretmez. Zengin iken fakir düşen, fakir iken zenginleşen nice insan vardır. Yine insanlar arasında ihtiyarlığın son haddine ulaşarak çalışamaz hâle gelmiş, dert ve eleme düşmüş, her türlü sebebe yapışmış olmasına rağmen fakr u zaruretten kurtulamamış kimselerin de bulunacağı bir gerçektir.

    Şu imtihanlar dünyasında Yüce Allah birine servet vermişse, bunun yanında o servette başkalarının da payı bulunduğunu bildirmiş ve her hakkı sahibine vermeyi emretmiştir.

    Aslında, göklerin ve yerin serveti ve hazinesi Allah’ındır. Geçici bir müddet için bunun bekçiliğine memur ettiği kimseler cimrilik edip, ondan sadece kendileri faydalanmaya kalkışırlarsa bu, onların iyiliğine değil; bilakis hem bu dünyada, hem de öbür dünyada felaketlerine sebep olacaktır. Bu hususu Yüce Mevla’mız şu şekilde ifade buyurmaktadır:

    “Allah’ın lütfederek bol bol servet verdiği kimseler cimrilik gösterirlerse, bunun haklarında hayırlı olacağını sanmasınlar. Bilakis bu, onlar için pek kötü olacaktır. Kıyamet gününde cimrilik ettikleri şey boyunlarına dolanacaktır.” (Âl-i İmran Sûresi, 3/180)

    Ellerinde bulundurdukları servet ve imkânlardan başkalarının da faydalanmasına engel olanlar, bu hasis davranışlarıyla topluma ne büyük felaketler getirdiklerini düşünmelidirler. İçinde yaşadıkları toplum ve bu toplumdaki ekmek parasını alın teri ve göz nuruyla kazanmaya çalışan dar gelirli fertler olmasa bu servetlerini nereden edinecek ve nasıl koruyacaklardı?

    Yüce dinimiz, insanlar arasında sosyal adalet ve dayanışmayı sağlamak, servetin zenginler arasında dolaşmasına engel olmak, kilitli kasalarda biriktirilmesinin önüne geçmek, toplumda huzur ve sükûnu temin etmek için servetin Allah yolunda harcanmasını emretmiştir. Zira toplumun gerçek bir birlik ve beraberlik meydana getirebilmesi, zenginlerle fakirler arasındaki uçurumun zekât, sadaka ve diğer yardımlarla kapatılmasına ve böylece insanlar arasında sevgi bağının kurulmasına bağlıdır. Zekât ve sadaka vermek, malını Allah için harcamak insanın izzet ve şerefini yükseltir. Zira asıl şeref ve izzet yemekte değil; yedirmektedir. Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) “Veren el, alan elden üstündür.” hadisi de bu hususu teyit etmektedir.

    Yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerim'de birçok ayet-i kerime, kazanılan servetin Allah yolunda harcanmasını teşvik etmiştir. Bunlardan bir kısmının meali şu şekildedir:

    “O takva sahibi olanlar, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar, öfkelerini yenerler ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.” (Âl-i İmran Sûresi, 3/134)

    “Allah adaleti, ihsanı (insanlara iyilik yapmayı) ve akrabaya vermeyi sever.” (Nahl Sûresi, 16/90)

    “Herhangi birinize ölüm gelip de; ‘Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!’ demesinden önce, size verdiğimiz rızktan harcayın.” (Münâfikûn Sûresi, 63/10)

    Sevgili Peygamberimiz de bu konuyu şu veciz ifadeleriyle açıklamaktadır:

    “Sadakanın efdali, vücudun tam olarak sıhhatte bulunup, mal canlısı olarak zenginlikten hoşlanıp fakirlikten korktuğun bir zamanda verdiğin sadakadır. Sen sadakanı, artık dünyadan umudunu kesip, ‘şu malım filanın, bu malım da falanındır. ’ diye vasiyet etmeye başladığın son döneme bırakma. Zira o vakit mal artık falan varisindir.” (Müslim, Zekat 93; Nesai, Zekat 60; İbn Mace, Vesaya 4)

    “Ey Âdemoğlu, ihtiyacından fazlasını Allah yolunda harcaman, senin için hayırlıdır. Onu hayra harcamayıp tutman da senin için kötüdür.” (Riyazü’s-Salihin, I, 574)

    Burada şunu da belirtelim ki, yardımlaşmada ölçü, Allah rızası olmalıdır. Yüce Yaratıcı, bu hususa şu ayet-i kerimede dikkat çekerek şöyle buyurmaktadır:

    “Allah’ın rızasını kazanmak ve ruhlarındaki cömertliği kuvvetlendirmek için mallarını hayra sarf edenlerin durumu, bir tepede kurulmuş güzel bir bahçeye benzer ki, üzerine bol yağmur yağmış da iki kat ürün vermiştir. Bol yağmur yağmasa bile bir çisinti düşer de yine ürün verir. Allah yaptıklarınızı görmektedir.” (Bakara Sûresi, 2/265)

    Bunun tam aksine gösteriş için yapılan yardımlaşmanın kabule şayan olmayacağı, başkalarını minnet altında bırakarak eziyet etmek ve başa kakmak için verilen sadakaların boşa gideceği de şu ayette açıkça ifade edilmektedir:

    “Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı hâlde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve incitmek suretiyle, yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak, pürüzsüz kaya hâline getirivermiştir. Bunlar, kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar. Zira Allah inkârcıları emellerine kavuşturmaz.” (Bakara Sûresi, 2/264)

    Bu konuda dikkat edeceğimiz diğer bir husus da Allah yolunda harcamayı, şahsen beğenmediğimiz âdi ve basit şeylerden değil de mallarımızın iyi ve helallerinden yapmamızdır. Nitekim şu ayette bu hususa dikkat çekilmiştir.

    “Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve rızk olarak yerden size çıkardıklarımızdan hayra harcayın. Size verilse, gözünüzü yummadan alamayacağınız kötü malı, hayır diye vermeye kalkışmayın. Biliniz ki Allah, zengindir, övgüye layıktır.” (Bakara Sûresi, 2/267)

    Şu hâlde, mal ve serveti helal olan şeylerden, meşru olan yollarla elde etmek; kazanılan bu malı yine helal olan yerlerde, meşru bir tarzda hayırda harcamak lazımdır. Servetin gaye olmadığını, asıl gayenin Allah’a kulluk olduğunu bilmek ve serveti bu kulluk vasfı ve anlayışı içinde elde edip sarf etmeye gayret etmek, mal sevgisini kalbe yerleştirmemek gerekir.


    Atatürk Üniv. İlahiyat Fak. Öğrt. Üyesi
    arşivden.




  4. 24.Şubat.2012, 18:10
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: İslam'da yardımlaşma nasıl olmalıdır?

    Yardım yapılırken dikkat
    edilmesi gereken hususlar

    Eğer yardımdan, yardımlaşmadan söz ediliyorsa, mutlaka orada bir yardım edenle bir de yardım edilen, yahut alanla veren vardır. Kısaca yardım, iki veya daha çok kişi arasında olur. Yardımın istenilen şekilde olabilmesi, yerini bulması için bazı hususlara dikkat edilmesi gerekir Hak sahibi aranmadan, dikkatsizce yapılan yardımların çoğu zaman arzu edilen sonucu vermediği unutulmamalıdır. Bunun için yardım yapılırken aşağıdaki hususlara dikkat etmekte yarar vardır.


    1. Yardım Allah(Azze ve Celle) rızası için yapılır. Allah(Azze ve Celle) rızası gözetilmeden yapılan iyilikte riyâ ve gösteriş, yahut çıkar düşüncesi vardır. Cenabı Hakk, yardımlarında kendi rızasını gözetenleri şöyle öğüyor:
    Malınızdan hayır adına her ne harcarsanız kendi menfaatiniz içindir. Zira siz, ancak Allah(Azze ve Celle) rızasını gözeterek verirsiniz. Böylece hayra dâir her ne verirseniz onun sevabı tam olarak size ödenir. Hakkınız yenmez ve size zulüm edilmez

    2. Yardım yapılacağı zaman gerçekten yoksul olan kimseler aranmalıdır. Allah(Azze ve Celle) Teâlâ şöyle buyuruyor:
    Sadakalarınızı o fakirlere verin ki, onlar, Allah(Azze ve Celle) yolunda çalışmaya koyulmuşlardır öteye beriye koşup kazanamazlar. Dilenmekten çekindikleri için, tanımayanlar, onları zengin zannederler. Ey Rasûlüm! Sen onları yüzlerinden tanırsın. Onlar iffetlerinden ötürü insanları rahatsız edip bir şey istemezler. Siz malınızdan bunlara ne harcarsanız, muhakkak Allah(Azze ve Celle) onu hakkıyle bilicidir Fazilet ve hayâ sahibi insanlar, yoksulluklarını açığa vurmaz, başkalarından kolay kolay bir şey istemezler. Yardım yapacak zenginlerin, çevrelerinde böylelerini arayıp bulmaları ve haysiyetlerini zedelemeden onlara yardım etmeleri gerekir. Hiç ihtiyaçları olmadığı halde istemeyi ve dilenmeyi alışkanlık hâline getirenler çoktur. Peygamber(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)imizin kötülediği bu kişilerden uzak durmalı ve kendileri yoksul olarak değerlendirilmemelidir.

    3. Âdi, işe yaramaz şeyler yardım diye başkalarına verilmemelidir. Düşük ve bayağı şeyleri vermek mürüvvet ve cömertliğe sığmaz. Cenabı Hakkın şu buyruğu unutulmamalıdır:
    Ey iman edenler! Kazandıklarınız ve sizin için yerden çıkardığımız ürünlerden en helâl ve iyisinden Allah(Azze ve Celle) yolunda harcayın. Kendinizin, ancak, göz yumarak alabileceği düşük ve bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın. Biliniz ki, Allah(Azze ve Celle) verdiğiniz sadakalardan müstağnidir, her hâlde hamde lâyıktır

    4. Yapılan yardım hiç bir şekilde başa kakılmamalıdır. Başa kakılarak yapılan yardımın sevabı yok olur. İyilik yerine kötülük yapmamak gerekir. Hiç şüphe yok ki, başa kakmanın vereceği üzüntü, maddî yardımın sevincinden çok fazla olur. Allah(Azze ve Celle) Teâlâ, başa kakılarak yapılan yardımı mümin olmayan kimselerin işleri olarak nitelemiştir:
    Ey iman edenler! Sadakalarınızı insanlara gösteriş için malını harcayan, Allah(Azze ve Celle)a ve âhiret gününe inanmayan kimse gibi başa kakmak ve eziyet etmek suretiyle boşa çıkarmayın. Çünkü onun bu gösterişinin hâli, üzerinde az bir toprak bulunan bir kayanın hâline benzer ki, ona şiddetli bir yağmur isabet edince, üzerindeki toprağı temizleyip kendisini katı bir taş hâlinde bırakır. Onlar, yaptıkları şeylerden hiç bir sevap kazanamazlar. Allah(Azze ve Celle), kâfirler topluluğuna hidâyet etmez

    5. Yoksulun hâlinden anlamalı ve ona iyi davranmalıdır. Yardım yapacak kimseler uyanık olmalıdır. Nice yoksullar vardır ki, utandıkları için açıktan bir şey isteyemez, durumlarını üstü kapalı anlatmayı tercih ederler. Aslında ihtiyaç sâhibinin hâli kendisini gösterir. Yardımseverler bu duruma dikkat etmeli ve onları küçük düşürmeden yardım elini uzatmalıdırlar. Bir ümitle gelen ve yardım isteyen kimselere iyi davranmak gerekir. Güler yüz ve tatlı söz, yardım yapılmasa bile, isteyeni memnun eder. Bunun için bazıları: İhtiyaç sahiplerin tebessümle karşıla, verirsen teşekkür eder, vermezsen mazur görürler demişlerdir.


    6. Peygamber(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz:
    Kardeşini güler yüzle karşılamaktan ibâret de olsa hiçbir iyiliği hor görme buyurmuştur. Öyleyse hiçbir yardım küçük görülmemelidir.

    7. İyilik ve yardımda bulunacak kişinin bunu zamanında yapması, fırsatı kaçırmaması gerekir. Zamanı geçirilerek yapılan yardım ihtiyacı karşılamaktan uzaktır. Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz dedirtmemelidir.


    8. Yardım yapılırken mümkün olduğu kadar gizliliğe dikkat edilmelidir. Zekât gibi farz olan ibadetlerde açıklık esastır. Fakat sadakalarda aksine davranış insanı riyâdan kurtarır. Cenabı Hakk
    Eğer sadakaları gizler de onları öylece fakirlere verirseniz, bu, sizin için daha hayırlıdır ve günâhlarınızdan bir kısmını örter buyurmuştur. Peygamber(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz de, sağ elinin verdiğini sol eli duymayacak şekilde gizli sadaka verenlerin, âhirette arşın gölgesinde gölgeleneceklerini haber vermiştir . Başkalarından yardım bekleyen kişilerin de dikkat etmesi gereken hususlar vardır.

    Bunlara dikkat edilmemesi yardım yapanların şevkini kırar, ellerini yardımdan çekmelerine sebep olur.


    1. İhtiyaçtan fazlası istenmemelidir.


    2. Yapılan yardımın sızlanmadan, azımsamadan kabûl edilmesi gerekir.


    3. Yardım, kerîm olandan istenmelidir. İyilik yapmayı sevmeyenden iyilik beklemek insanı perişanlığa sürükler. Yardım imkânı olmayandan istemek onu güç durumda bırakır. Hz. Ali : Yoku, yok! denilinceye kadar anlamayan ahmaktır demiştir.


    4. İyilik ve yardım yapana nankörlükle değil, teşekkür ve duâ ile karşılık verilmelidir. Peygamber(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz:
    İnsanlara teşekkür etmesini bilmeyen Allah(Azze ve Celle)a şükretmesini bilmez ve nimetin kesilmesine müstahak olur buyurmuştur. Şu halde nankör olmamak, iyilik ve yardımları teşekkürle, karşılamak ahlâkî bir görevdir. Bu görev duâ ile tamamlanmalıdır. İşte bu anlayışla yapılacak yardımlar, Müslümanları Hakkın rızasına ulaştıracak olan yardımlardır.
    alıntı.




  5. 24.Şubat.2012, 18:10
    3
    Silent and lonely rains
    Yardım yapılırken dikkat
    edilmesi gereken hususlar

    Eğer yardımdan, yardımlaşmadan söz ediliyorsa, mutlaka orada bir yardım edenle bir de yardım edilen, yahut alanla veren vardır. Kısaca yardım, iki veya daha çok kişi arasında olur. Yardımın istenilen şekilde olabilmesi, yerini bulması için bazı hususlara dikkat edilmesi gerekir Hak sahibi aranmadan, dikkatsizce yapılan yardımların çoğu zaman arzu edilen sonucu vermediği unutulmamalıdır. Bunun için yardım yapılırken aşağıdaki hususlara dikkat etmekte yarar vardır.


    1. Yardım Allah(Azze ve Celle) rızası için yapılır. Allah(Azze ve Celle) rızası gözetilmeden yapılan iyilikte riyâ ve gösteriş, yahut çıkar düşüncesi vardır. Cenabı Hakk, yardımlarında kendi rızasını gözetenleri şöyle öğüyor:
    Malınızdan hayır adına her ne harcarsanız kendi menfaatiniz içindir. Zira siz, ancak Allah(Azze ve Celle) rızasını gözeterek verirsiniz. Böylece hayra dâir her ne verirseniz onun sevabı tam olarak size ödenir. Hakkınız yenmez ve size zulüm edilmez

    2. Yardım yapılacağı zaman gerçekten yoksul olan kimseler aranmalıdır. Allah(Azze ve Celle) Teâlâ şöyle buyuruyor:
    Sadakalarınızı o fakirlere verin ki, onlar, Allah(Azze ve Celle) yolunda çalışmaya koyulmuşlardır öteye beriye koşup kazanamazlar. Dilenmekten çekindikleri için, tanımayanlar, onları zengin zannederler. Ey Rasûlüm! Sen onları yüzlerinden tanırsın. Onlar iffetlerinden ötürü insanları rahatsız edip bir şey istemezler. Siz malınızdan bunlara ne harcarsanız, muhakkak Allah(Azze ve Celle) onu hakkıyle bilicidir Fazilet ve hayâ sahibi insanlar, yoksulluklarını açığa vurmaz, başkalarından kolay kolay bir şey istemezler. Yardım yapacak zenginlerin, çevrelerinde böylelerini arayıp bulmaları ve haysiyetlerini zedelemeden onlara yardım etmeleri gerekir. Hiç ihtiyaçları olmadığı halde istemeyi ve dilenmeyi alışkanlık hâline getirenler çoktur. Peygamber(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)imizin kötülediği bu kişilerden uzak durmalı ve kendileri yoksul olarak değerlendirilmemelidir.

    3. Âdi, işe yaramaz şeyler yardım diye başkalarına verilmemelidir. Düşük ve bayağı şeyleri vermek mürüvvet ve cömertliğe sığmaz. Cenabı Hakkın şu buyruğu unutulmamalıdır:
    Ey iman edenler! Kazandıklarınız ve sizin için yerden çıkardığımız ürünlerden en helâl ve iyisinden Allah(Azze ve Celle) yolunda harcayın. Kendinizin, ancak, göz yumarak alabileceği düşük ve bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın. Biliniz ki, Allah(Azze ve Celle) verdiğiniz sadakalardan müstağnidir, her hâlde hamde lâyıktır

    4. Yapılan yardım hiç bir şekilde başa kakılmamalıdır. Başa kakılarak yapılan yardımın sevabı yok olur. İyilik yerine kötülük yapmamak gerekir. Hiç şüphe yok ki, başa kakmanın vereceği üzüntü, maddî yardımın sevincinden çok fazla olur. Allah(Azze ve Celle) Teâlâ, başa kakılarak yapılan yardımı mümin olmayan kimselerin işleri olarak nitelemiştir:
    Ey iman edenler! Sadakalarınızı insanlara gösteriş için malını harcayan, Allah(Azze ve Celle)a ve âhiret gününe inanmayan kimse gibi başa kakmak ve eziyet etmek suretiyle boşa çıkarmayın. Çünkü onun bu gösterişinin hâli, üzerinde az bir toprak bulunan bir kayanın hâline benzer ki, ona şiddetli bir yağmur isabet edince, üzerindeki toprağı temizleyip kendisini katı bir taş hâlinde bırakır. Onlar, yaptıkları şeylerden hiç bir sevap kazanamazlar. Allah(Azze ve Celle), kâfirler topluluğuna hidâyet etmez

    5. Yoksulun hâlinden anlamalı ve ona iyi davranmalıdır. Yardım yapacak kimseler uyanık olmalıdır. Nice yoksullar vardır ki, utandıkları için açıktan bir şey isteyemez, durumlarını üstü kapalı anlatmayı tercih ederler. Aslında ihtiyaç sâhibinin hâli kendisini gösterir. Yardımseverler bu duruma dikkat etmeli ve onları küçük düşürmeden yardım elini uzatmalıdırlar. Bir ümitle gelen ve yardım isteyen kimselere iyi davranmak gerekir. Güler yüz ve tatlı söz, yardım yapılmasa bile, isteyeni memnun eder. Bunun için bazıları: İhtiyaç sahiplerin tebessümle karşıla, verirsen teşekkür eder, vermezsen mazur görürler demişlerdir.


    6. Peygamber(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz:
    Kardeşini güler yüzle karşılamaktan ibâret de olsa hiçbir iyiliği hor görme buyurmuştur. Öyleyse hiçbir yardım küçük görülmemelidir.

    7. İyilik ve yardımda bulunacak kişinin bunu zamanında yapması, fırsatı kaçırmaması gerekir. Zamanı geçirilerek yapılan yardım ihtiyacı karşılamaktan uzaktır. Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz dedirtmemelidir.


    8. Yardım yapılırken mümkün olduğu kadar gizliliğe dikkat edilmelidir. Zekât gibi farz olan ibadetlerde açıklık esastır. Fakat sadakalarda aksine davranış insanı riyâdan kurtarır. Cenabı Hakk
    Eğer sadakaları gizler de onları öylece fakirlere verirseniz, bu, sizin için daha hayırlıdır ve günâhlarınızdan bir kısmını örter buyurmuştur. Peygamber(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz de, sağ elinin verdiğini sol eli duymayacak şekilde gizli sadaka verenlerin, âhirette arşın gölgesinde gölgeleneceklerini haber vermiştir . Başkalarından yardım bekleyen kişilerin de dikkat etmesi gereken hususlar vardır.

    Bunlara dikkat edilmemesi yardım yapanların şevkini kırar, ellerini yardımdan çekmelerine sebep olur.


    1. İhtiyaçtan fazlası istenmemelidir.


    2. Yapılan yardımın sızlanmadan, azımsamadan kabûl edilmesi gerekir.


    3. Yardım, kerîm olandan istenmelidir. İyilik yapmayı sevmeyenden iyilik beklemek insanı perişanlığa sürükler. Yardım imkânı olmayandan istemek onu güç durumda bırakır. Hz. Ali : Yoku, yok! denilinceye kadar anlamayan ahmaktır demiştir.


    4. İyilik ve yardım yapana nankörlükle değil, teşekkür ve duâ ile karşılık verilmelidir. Peygamber(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz:
    İnsanlara teşekkür etmesini bilmeyen Allah(Azze ve Celle)a şükretmesini bilmez ve nimetin kesilmesine müstahak olur buyurmuştur. Şu halde nankör olmamak, iyilik ve yardımları teşekkürle, karşılamak ahlâkî bir görevdir. Bu görev duâ ile tamamlanmalıdır. İşte bu anlayışla yapılacak yardımlar, Müslümanları Hakkın rızasına ulaştıracak olan yardımlardır.
    alıntı.







+ Yorum Gönder