Konusunu Oylayın.: Zeval vakti ne demektir,tam vakti ne zamandır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Zeval vakti ne demektir,tam vakti ne zamandır?
  1. 24.Şubat.2012, 12:32
    1
    Misafir

    Zeval vakti ne demektir,tam vakti ne zamandır?

  2. 24.Şubat.2012, 12:46
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Zeval vakti ne demektir,tam vakti ne zamandır?




    ZEVAL VAKTİ

    Güneşin gökyüzünün ortasından batıya doğru hareket etme zamanı
    .
    "Zâle" fiilinden mastar olup anlamı; yer değiştirmek, ayrılmak, yok olmak, güneş batıya meyletmek, güneş tam tepe noktaya gelmek gitmek
    .

    Zeval sözcüğü öğle namazının vaktini belirlemede bir fıkıh terimi olarak kullanılır
    .
    Çünkü öğle vakti, güneşin gökyüzünde çıktığı en yüksek noktadan batıya doğru meyletmesiyle başlar ve herşeyin gölgesinin bir misli uzamasına kadar devam eder
    .
    Cisimlerin, güneş tam tepe noktada iken yere düşen gölgesi bunun dışındadır
    .
    Bu gölgeye "fey'-i zeval" denir
    .
    Öğlenin bu ilk vaktine "asr-ı evvel" denir
    .
    Bu, Ebû Yûsuf, İmam Muhammed, Şâfiî, Mâlik ve Ahmed b
    .
    Hanbel'in görüşüdür
    .
    Ebû Hanîfe'ye göre ise, öğlenin vakti, fey-i zevâl dışında, cisimlerin gölgesi iki misli uzayıncaya kadar devam eder
    .
    Bununla öğle namazı vakti çıkmış, ikindi namazı vakti girmiş olur
    .
    Buna da "asr-ı sânî" denir
    .
    Cisimlerin gölgesinin mislini hesaplamada zeval vaktinde bu cisimlerin sahip oldukları gölge, uzunluğa itibar etmede uzayan gölgeye eklenir
    .

    Öğle namazı vaktinin başlangıcı, güneşin tepe noktasından batıya yönelmesidir
    .
    Delil şu âyettir: "Güneşin batıya kaymasından, gecenin karanlığına kadar geçen süre içinde namazları kıl, sabah namazını da eda et
    .
    Çünkü sabah namazında melekler hazır bulunur" (el-İsrâ', 17/78)
    .

    Öğle namazı vakti zeval'l-e başladığına göre zeval süresinin belirlenmesi gerekir
    .
    Çünkü tam zeval vaktinde ne kazaya kalmış farz namaz, ne vitir gibi vacip bir namaz, ne de cenaze namazı kılınır
    .
    Daha önce okunmuş bir secde âyetinden dolayı tilâvet secdesi de yapılamaz
    .
    Aksi halde bunların iâdeleri gerekir
    .
    Diğer yandan zeval vaktinde nâfile namaz da kılınamaz
    .
    Ancak kılınacak olursa, mekruh olmakla birlikte geçerli olur ve iadesi gerekmez
    .
    Çünkü bu mekruhluk, nafile namazların sıhhatine engel olmaz
    .
    Bununla birlikte güneş doğarken, batarken ve tam tepe noktasında iken kılınmakta olan bir nafile namazı bozup, kerâhet vakti çıktıktan sonra kaza etmek daha faziletlidir
    .
    Bu üç vakitle ilgili yasaklama, güneşe tapanlara benzememek içindir
    .

    Zeval vaktinin süresine gelince; İslâm'da gün "şer'î" ve "örfi" diye ikiye ayrılır
    .
    "şer'î gün"; ikinci fecirden güneşin batmasına kadar olan süredir
    .
    "Örfi gün" ise güneşin doğuşu ile batışı arasındaki süredir
    .
    Günün süresindeki bu görüş ayrılığı zeval vaktinin süresinde de farklı sonuca yol açmıştır
    .
    Birinci görüşe göre, bu konuda örfi gün geçerli olup tam zeval vaktine "istiva vakti " denir
    .
    Bu güneşin her kesin tam başı üzerinde olduğu veya o hiizaya geldiği andır
    .
    İşte kerahet zamanı da yalnız bu andan ibarettir
    .
    İkinci görüşe göre; bu konuda "şer'î gün" geçerlidir
    .
    Şer'î günde "istivâ" vakti, zeval vaktinden biraz önce belirli hale gelir
    .
    Bu durumda kerâhet vakti de, bu istivâ vaktinden önce, zeval vaktine kadar olan süreden ibarettir
    .

    Meselâ; ocak ayının ilk günü, ikinci fecirle güneşin batması arasındaki şer'î günün süresi 11 saat 10 dakika olmuş olur
    .
    Buradaki örfi gün de 9 saat 25 dakikadır
    .
    Bu durumda şer'î günün yarısı, yani istiva zamanı fecirden 5 saat 35 dakika sonra olup, güneşin doğmasından 3 saat 50 dakika sonraya rastlamış olur
    .
    Bu yüzden şer'î günün yarısı, zeval vaktinden 52 dakika önce olmuş olur
    .
    İşte bu 52 dakikalık süre bir kerâhet zamanıdır
    .
    Harzem fakihlerinin görüşü bu şekildedir
    .

    Zeval vaktinde namaz kılma yasağı şu hadise dayanır
    .
    Ukbe b
    .
    Âmir el-Cühenî (r
    .
    a) şöyle demiştir: "Üç vakit vardır ki, Rasûlüllah (s
    .
    a
    .
    s) bize, bu vakitlerde namaz kılmamızı ve ölülerimizi defnetmemizi yasakladı: Güneş doğduğu zaman yükselinceye kadar, güneş tepe noktasına geldiği zaman zevaline kadar, güneş batmaya meylettiği zaman" (Müslim, Müsâfirîn, 293; Ebû Dâvud, 51; Tirmizî, Cenâiz, 41, Mevâkît, 31, 34, Cenâiz, 89; İbn Mâce, Cenâiz, 30; Dârimî, Salât, 142; Ahmed b
    .
    Hanbel, IV,152; bk
    .
    Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslâm İlmihali, İstanbul 1991, 206, 207, 232-234)
    .

    Hamdi DÖNDÜREN
    arşivden.



  3. 24.Şubat.2012, 12:46
    2
    Silent and lonely rains



    ZEVAL VAKTİ

    Güneşin gökyüzünün ortasından batıya doğru hareket etme zamanı
    .
    "Zâle" fiilinden mastar olup anlamı; yer değiştirmek, ayrılmak, yok olmak, güneş batıya meyletmek, güneş tam tepe noktaya gelmek gitmek
    .

    Zeval sözcüğü öğle namazının vaktini belirlemede bir fıkıh terimi olarak kullanılır
    .
    Çünkü öğle vakti, güneşin gökyüzünde çıktığı en yüksek noktadan batıya doğru meyletmesiyle başlar ve herşeyin gölgesinin bir misli uzamasına kadar devam eder
    .
    Cisimlerin, güneş tam tepe noktada iken yere düşen gölgesi bunun dışındadır
    .
    Bu gölgeye "fey'-i zeval" denir
    .
    Öğlenin bu ilk vaktine "asr-ı evvel" denir
    .
    Bu, Ebû Yûsuf, İmam Muhammed, Şâfiî, Mâlik ve Ahmed b
    .
    Hanbel'in görüşüdür
    .
    Ebû Hanîfe'ye göre ise, öğlenin vakti, fey-i zevâl dışında, cisimlerin gölgesi iki misli uzayıncaya kadar devam eder
    .
    Bununla öğle namazı vakti çıkmış, ikindi namazı vakti girmiş olur
    .
    Buna da "asr-ı sânî" denir
    .
    Cisimlerin gölgesinin mislini hesaplamada zeval vaktinde bu cisimlerin sahip oldukları gölge, uzunluğa itibar etmede uzayan gölgeye eklenir
    .

    Öğle namazı vaktinin başlangıcı, güneşin tepe noktasından batıya yönelmesidir
    .
    Delil şu âyettir: "Güneşin batıya kaymasından, gecenin karanlığına kadar geçen süre içinde namazları kıl, sabah namazını da eda et
    .
    Çünkü sabah namazında melekler hazır bulunur" (el-İsrâ', 17/78)
    .

    Öğle namazı vakti zeval'l-e başladığına göre zeval süresinin belirlenmesi gerekir
    .
    Çünkü tam zeval vaktinde ne kazaya kalmış farz namaz, ne vitir gibi vacip bir namaz, ne de cenaze namazı kılınır
    .
    Daha önce okunmuş bir secde âyetinden dolayı tilâvet secdesi de yapılamaz
    .
    Aksi halde bunların iâdeleri gerekir
    .
    Diğer yandan zeval vaktinde nâfile namaz da kılınamaz
    .
    Ancak kılınacak olursa, mekruh olmakla birlikte geçerli olur ve iadesi gerekmez
    .
    Çünkü bu mekruhluk, nafile namazların sıhhatine engel olmaz
    .
    Bununla birlikte güneş doğarken, batarken ve tam tepe noktasında iken kılınmakta olan bir nafile namazı bozup, kerâhet vakti çıktıktan sonra kaza etmek daha faziletlidir
    .
    Bu üç vakitle ilgili yasaklama, güneşe tapanlara benzememek içindir
    .

    Zeval vaktinin süresine gelince; İslâm'da gün "şer'î" ve "örfi" diye ikiye ayrılır
    .
    "şer'î gün"; ikinci fecirden güneşin batmasına kadar olan süredir
    .
    "Örfi gün" ise güneşin doğuşu ile batışı arasındaki süredir
    .
    Günün süresindeki bu görüş ayrılığı zeval vaktinin süresinde de farklı sonuca yol açmıştır
    .
    Birinci görüşe göre, bu konuda örfi gün geçerli olup tam zeval vaktine "istiva vakti " denir
    .
    Bu güneşin her kesin tam başı üzerinde olduğu veya o hiizaya geldiği andır
    .
    İşte kerahet zamanı da yalnız bu andan ibarettir
    .
    İkinci görüşe göre; bu konuda "şer'î gün" geçerlidir
    .
    Şer'î günde "istivâ" vakti, zeval vaktinden biraz önce belirli hale gelir
    .
    Bu durumda kerâhet vakti de, bu istivâ vaktinden önce, zeval vaktine kadar olan süreden ibarettir
    .

    Meselâ; ocak ayının ilk günü, ikinci fecirle güneşin batması arasındaki şer'î günün süresi 11 saat 10 dakika olmuş olur
    .
    Buradaki örfi gün de 9 saat 25 dakikadır
    .
    Bu durumda şer'î günün yarısı, yani istiva zamanı fecirden 5 saat 35 dakika sonra olup, güneşin doğmasından 3 saat 50 dakika sonraya rastlamış olur
    .
    Bu yüzden şer'î günün yarısı, zeval vaktinden 52 dakika önce olmuş olur
    .
    İşte bu 52 dakikalık süre bir kerâhet zamanıdır
    .
    Harzem fakihlerinin görüşü bu şekildedir
    .

    Zeval vaktinde namaz kılma yasağı şu hadise dayanır
    .
    Ukbe b
    .
    Âmir el-Cühenî (r
    .
    a) şöyle demiştir: "Üç vakit vardır ki, Rasûlüllah (s
    .
    a
    .
    s) bize, bu vakitlerde namaz kılmamızı ve ölülerimizi defnetmemizi yasakladı: Güneş doğduğu zaman yükselinceye kadar, güneş tepe noktasına geldiği zaman zevaline kadar, güneş batmaya meylettiği zaman" (Müslim, Müsâfirîn, 293; Ebû Dâvud, 51; Tirmizî, Cenâiz, 41, Mevâkît, 31, 34, Cenâiz, 89; İbn Mâce, Cenâiz, 30; Dârimî, Salât, 142; Ahmed b
    .
    Hanbel, IV,152; bk
    .
    Hamdi Döndüren, Delilleriyle İslâm İlmihali, İstanbul 1991, 206, 207, 232-234)
    .

    Hamdi DÖNDÜREN
    arşivden.






+ Yorum Gönder