Konusunu Oylayın.: Çocuklarımız neden yalnız büyüyorlar?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Çocuklarımız neden yalnız büyüyorlar?
  1. 23.Şubat.2012, 13:15
    1
    Misafir

    Çocuklarımız neden yalnız büyüyorlar?

  2. 23.Şubat.2012, 14:17
    2
    ebuturab
    Site Doktoru

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Mart.2007
    Üye No: 74
    Mesaj Sayısı: 1,714
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 20
    Bulunduğu yer: vuslat-ı nur

    Cevap: Çocuklarımız neden yalnız büyüyorlar?




    Alıntı
    Çocuklarımız neden yalnız büyüyorlar


    Büyük aile geleneğinden uzaklaşarak çekirdek aileye döneli uzun zaman oldu. Ancak aile yapısının değişmesi çocukları da etkilemektedir. Geniş ailelerde büyüyen çocuklar büyük ebeveynlerden de beslenirken, mikro ailede büyüyen çocuk evin içinde anne babasından başka kimseyi göremiyor. Küçük ailelerde çocuk yalnızlaşıyor ve kendini yalıtılmış bir alana hapsedilmiş hissediyor.

    2011-11-23
    - Anne çeşitli nedenlere bağlı olarak evinden çıkmıyorsa çocuk yalnız kalır.

    - Ailenin yakın akrabalarla sorunu varsa çocukla irtibat kesiliyor ve çocuk yalnızlaşıyor. Oysa akrabalarla ilişkiler çocuğun kişilik gelişimini beslemekte ve desteklemektedir

    - Ailenin yakınlarından uzak yaşaması, ekonomik nedenlere bağlı olarak aile bireyleriyle görüşememesi çocuğu yalnızlaştırıyor.

    - Ailenin küçülmesi ve büyük ebeveynlerin aile ortamından uzaklaştırılması çocuğun akrabalarından kopmasına neden oluyor.

    Uyaranlar zengin olmalı

    Çocuğun çok sayıda insandan çok sayıda uyaran alarak büyümesi gerekir. Mesela yalan konuştuğunda aile büyüklerinden biri uyarır, diğeri bu çok kötü bir davranıştır bir daha yapma der, diğeri beden diliyle tepki verir ve çocuk farklı zamanlarda yapılan farklı hatalı davranışlarda o kadar olumsuz uyaranla karşılaşacak ki nerede ne yapması gerektiğini öğrenecektir. Yani çocuk topluma açıldığında olumsuz davranışla ilgili bilgi sahibi olacaktır. İnsanların olumlu ya da olumsuz uyaranlarıyla hayatı tanıyacak ve olaylara farklı boyutlardan bakmayı öğrenecektir.

    Annenin mizacı çocuğu etkiler

    Bilindiği üzere mizaç doğuştan getirdiğimiz kişisel özelliklerdir. Çevremizde gördüğümüz kimi insanlar sakindir kimileri serinkanlıdır, kimileri hemen heyecanlanır. Kimi dokunsaldır, kimi meraklıdır kimi alıngandır. Bütün bunlar mizaç farkıyla alakalı bir durumdur. Annenin mizaç özelliği çocuğu bir şekilde etkiler. Anne farkında olmadan her gün çocuğa aynı tutum içinde yaklaşır. Yemeğini belli usullerle yedirir, benzer konuşmalar yapar, benzer tepkiler verir. Çocuk anneyle sürekli beraberdir ve bir süre sonra onun davranışlarını benimser. Çocuğun zihninde bu bilgiler aynı sistem içinde kaybolur. Çünkü uyarıcı aynı merkezden gelmektedir. Ancak uyaranlar zenginleştikte çocuğun zihinsel potansiyeli gelişir ve çocuk çok yönlü düşünmeyi öğrenir.

    Geniş aile ortamında büyüyen çocuklar

    Geniş ailede büyüyen çocuklar iki yönden şanslıdırlar. Birincisi, bu çocuklar büyük ebeveynlerin bilgi deneyim ve tecrübeleriyle büyüdüklerinden kimliklerini daha rahat tanımlayabiliyorlar. İkincisi, uyaranların çeşitliliği ve zenginliği çocuğun gelişimine katkı sağlıyor. Gün içinde çocuk bir çok kişiyi görme şansına sahip oluyor. Mesela çocuğu aile bireylerinden biri kucağına alır diğeri, soru sorar, biri yemeğini yetirir, biri oyuncaklarıyla oynatır. Ve bu kimselerin her biri kendi kişisel farklılıklarını yansıtırlar. Dolayısıyla çocuğun çevresinde ne kadar çok insan olursa o kadar çok dünya ile muhatap olmuş olur. Geniş ailelerde büyüyen çocuk bir çok uyarıcıyla aynı anda tanışır bu da onun hayatına zenginlik katar. Çünkü çocukla muhatap olan büyüklerin kimilerinin sözel zekası daha gelişmiştir, çocuğun kavramları tanımasına yardımcı olur. Kimilerinin mantıksal yönü ağır basar bu kimseler de çocuğun muhakeme yeteneğini geliştirir. Görsel zekası gelişmiş kişiler ise olaylara imgelerle yaklaşır, çocuğun çevresindeki görsel uyaranları fark etmesine yardımcı olur. Dışa dönek kişiler ise, başkalarıyla uyumlu olmasına katkı yaparlar. Doğayı çok sevenle de çocuğa, doğa sevgisi aşılarlar onu parka götürürken bile yoldaki çiçekleri gösterip açıklama yaparlar.

    Bakmak ve görmek

    Bütün güzel hoş ve yaraşan şeyler, gören göz için yapılır

    Kulak sadece vasıtadır, vuslata erense göz. Göz hal sahibidir, kulaksa dedikodu.

    Gözün bir an içinde gördüğünü dil yıllarca söylese anlatamaz

    Kulak anlayışın bir an gördüğünü anlattığını yıllarca dinlese bitiremez

    Acı tatlı bu gözle görünmez, basiret eli onları akıbet penceresinden görmeyi bilir

    Ahiri gören göz görebilir ahırı gören gözse gururdan körlükten ibarettir.

    Can yolu, mutlaka cismi viran eder, onu yıktıktan sonra da tekrar yapar

    Bu beş duyudan başka beş duygu daha vardır ki o duygular kırmızı altın gibidir, bunlar ise bakır gibi

    Allah duygu gözüne kör dedi, putperest dedi bizim zıddımız dedi

    Çünkü o köpüğü gördü de denizi görmedi, bu anı gördü de yarını göremedi

    İnsan duyulardan çıkmadı mı gayp alemine tamamıyla yabancıdır.

    Hele gönül gözü yok mu? O bu göze nisbetle yetmiş kat azizdir. Yetmiş derece kuvvetlidir. Bu iki duygu gözü onun nimetiyle geçinmededir.

    O bakış nura mensuptur, bu bakış nara. Ateş nura karşı adamakıllı kara görünür

    Baş gözü daima bedeni görür, can gözüyle hünerli canı

    Göz sağlam oldu mu aslı görür. Fakat insan şaşı olursa aslı değil de feri görür ancak

    Bir bakış vardır iki fersahlık yolu görür

    Bir bakış vardır iki alemi de görür

    Padişahın yüzünü de

    Bir hayret lazım ki düşünceleri silip süpürsün

    Aklı zekayı sat da hayranlığı satın al. Akıl ve zeka zandır, hayranlıksa bakış görüş

    Şu halde sen hemen öylece hayran ol yalnız. Hayran ol ki önde, arkadan Hakk'ın yardımı gelsin.

    (Şirazi'den)

    alıntı...



  3. 23.Şubat.2012, 14:17
    2
    Site Doktoru



    Alıntı
    Çocuklarımız neden yalnız büyüyorlar


    Büyük aile geleneğinden uzaklaşarak çekirdek aileye döneli uzun zaman oldu. Ancak aile yapısının değişmesi çocukları da etkilemektedir. Geniş ailelerde büyüyen çocuklar büyük ebeveynlerden de beslenirken, mikro ailede büyüyen çocuk evin içinde anne babasından başka kimseyi göremiyor. Küçük ailelerde çocuk yalnızlaşıyor ve kendini yalıtılmış bir alana hapsedilmiş hissediyor.

    2011-11-23
    - Anne çeşitli nedenlere bağlı olarak evinden çıkmıyorsa çocuk yalnız kalır.

    - Ailenin yakın akrabalarla sorunu varsa çocukla irtibat kesiliyor ve çocuk yalnızlaşıyor. Oysa akrabalarla ilişkiler çocuğun kişilik gelişimini beslemekte ve desteklemektedir

    - Ailenin yakınlarından uzak yaşaması, ekonomik nedenlere bağlı olarak aile bireyleriyle görüşememesi çocuğu yalnızlaştırıyor.

    - Ailenin küçülmesi ve büyük ebeveynlerin aile ortamından uzaklaştırılması çocuğun akrabalarından kopmasına neden oluyor.

    Uyaranlar zengin olmalı

    Çocuğun çok sayıda insandan çok sayıda uyaran alarak büyümesi gerekir. Mesela yalan konuştuğunda aile büyüklerinden biri uyarır, diğeri bu çok kötü bir davranıştır bir daha yapma der, diğeri beden diliyle tepki verir ve çocuk farklı zamanlarda yapılan farklı hatalı davranışlarda o kadar olumsuz uyaranla karşılaşacak ki nerede ne yapması gerektiğini öğrenecektir. Yani çocuk topluma açıldığında olumsuz davranışla ilgili bilgi sahibi olacaktır. İnsanların olumlu ya da olumsuz uyaranlarıyla hayatı tanıyacak ve olaylara farklı boyutlardan bakmayı öğrenecektir.

    Annenin mizacı çocuğu etkiler

    Bilindiği üzere mizaç doğuştan getirdiğimiz kişisel özelliklerdir. Çevremizde gördüğümüz kimi insanlar sakindir kimileri serinkanlıdır, kimileri hemen heyecanlanır. Kimi dokunsaldır, kimi meraklıdır kimi alıngandır. Bütün bunlar mizaç farkıyla alakalı bir durumdur. Annenin mizaç özelliği çocuğu bir şekilde etkiler. Anne farkında olmadan her gün çocuğa aynı tutum içinde yaklaşır. Yemeğini belli usullerle yedirir, benzer konuşmalar yapar, benzer tepkiler verir. Çocuk anneyle sürekli beraberdir ve bir süre sonra onun davranışlarını benimser. Çocuğun zihninde bu bilgiler aynı sistem içinde kaybolur. Çünkü uyarıcı aynı merkezden gelmektedir. Ancak uyaranlar zenginleştikte çocuğun zihinsel potansiyeli gelişir ve çocuk çok yönlü düşünmeyi öğrenir.

    Geniş aile ortamında büyüyen çocuklar

    Geniş ailede büyüyen çocuklar iki yönden şanslıdırlar. Birincisi, bu çocuklar büyük ebeveynlerin bilgi deneyim ve tecrübeleriyle büyüdüklerinden kimliklerini daha rahat tanımlayabiliyorlar. İkincisi, uyaranların çeşitliliği ve zenginliği çocuğun gelişimine katkı sağlıyor. Gün içinde çocuk bir çok kişiyi görme şansına sahip oluyor. Mesela çocuğu aile bireylerinden biri kucağına alır diğeri, soru sorar, biri yemeğini yetirir, biri oyuncaklarıyla oynatır. Ve bu kimselerin her biri kendi kişisel farklılıklarını yansıtırlar. Dolayısıyla çocuğun çevresinde ne kadar çok insan olursa o kadar çok dünya ile muhatap olmuş olur. Geniş ailelerde büyüyen çocuk bir çok uyarıcıyla aynı anda tanışır bu da onun hayatına zenginlik katar. Çünkü çocukla muhatap olan büyüklerin kimilerinin sözel zekası daha gelişmiştir, çocuğun kavramları tanımasına yardımcı olur. Kimilerinin mantıksal yönü ağır basar bu kimseler de çocuğun muhakeme yeteneğini geliştirir. Görsel zekası gelişmiş kişiler ise olaylara imgelerle yaklaşır, çocuğun çevresindeki görsel uyaranları fark etmesine yardımcı olur. Dışa dönek kişiler ise, başkalarıyla uyumlu olmasına katkı yaparlar. Doğayı çok sevenle de çocuğa, doğa sevgisi aşılarlar onu parka götürürken bile yoldaki çiçekleri gösterip açıklama yaparlar.

    Bakmak ve görmek

    Bütün güzel hoş ve yaraşan şeyler, gören göz için yapılır

    Kulak sadece vasıtadır, vuslata erense göz. Göz hal sahibidir, kulaksa dedikodu.

    Gözün bir an içinde gördüğünü dil yıllarca söylese anlatamaz

    Kulak anlayışın bir an gördüğünü anlattığını yıllarca dinlese bitiremez

    Acı tatlı bu gözle görünmez, basiret eli onları akıbet penceresinden görmeyi bilir

    Ahiri gören göz görebilir ahırı gören gözse gururdan körlükten ibarettir.

    Can yolu, mutlaka cismi viran eder, onu yıktıktan sonra da tekrar yapar

    Bu beş duyudan başka beş duygu daha vardır ki o duygular kırmızı altın gibidir, bunlar ise bakır gibi

    Allah duygu gözüne kör dedi, putperest dedi bizim zıddımız dedi

    Çünkü o köpüğü gördü de denizi görmedi, bu anı gördü de yarını göremedi

    İnsan duyulardan çıkmadı mı gayp alemine tamamıyla yabancıdır.

    Hele gönül gözü yok mu? O bu göze nisbetle yetmiş kat azizdir. Yetmiş derece kuvvetlidir. Bu iki duygu gözü onun nimetiyle geçinmededir.

    O bakış nura mensuptur, bu bakış nara. Ateş nura karşı adamakıllı kara görünür

    Baş gözü daima bedeni görür, can gözüyle hünerli canı

    Göz sağlam oldu mu aslı görür. Fakat insan şaşı olursa aslı değil de feri görür ancak

    Bir bakış vardır iki fersahlık yolu görür

    Bir bakış vardır iki alemi de görür

    Padişahın yüzünü de

    Bir hayret lazım ki düşünceleri silip süpürsün

    Aklı zekayı sat da hayranlığı satın al. Akıl ve zeka zandır, hayranlıksa bakış görüş

    Şu halde sen hemen öylece hayran ol yalnız. Hayran ol ki önde, arkadan Hakk'ın yardımı gelsin.

    (Şirazi'den)

    alıntı...






+ Yorum Gönder