Konusunu Oylayın.: Gençlerde güvensizlik sorunu

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Gençlerde güvensizlik sorunu
  1. 23.Şubat.2012, 13:12
    1
    Misafir

    Gençlerde güvensizlik sorunu






    Gençlerde güvensizlik sorunu Mumsema Gençlerde güvensizlik sorunu


  2. 23.Şubat.2012, 13:12
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 23.Şubat.2012, 14:38
    2
    ebuturab
    Site Doktoru

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Mart.2007
    Üye No: 74
    Mesaj Sayısı: 1,714
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 20
    Bulunduğu yer: vuslat-ı nur

    Cevap: Gençlerde güvensizlik sorunu




    Alıntı
    Gençlerde güvensizlik sorunu
    Başarısız, çekingen ve mutsuz gençlerimizi gözlemleyip anlamaya çalıştığımızda bu çocukların güven duygularının zedelendiğini görürüz. Çekingen bir tavır içinde olan gençler, kendilerine Güvenmiyorlar, kendilerini ifade etmeleri gereken durumlarda yetersiz kalıyorlar.




    İnsanın varoluşsal gerçeğini ortaya koyabilmesi için çaba göstermesi bir gereksinimdir. Yani 'bende varım' diyebilmek insanlığımızın bir göstergesidir. Bunun için kişinin kendine güvenmesi ve toplumun bir parçası olarak görebilmesi gerekir.
    Özgüven, doğduğumuz andan itibaren gelişmeye başlayan, hem duygusal hem de toplumsal anlamda kendimizi güvende ve mutlu hissetmemiz için önemli olan, kişiden kişiye değişiklik gösteren karmaşık bir süreçtir. Özgüven gelişimi ise, bir süreçle birlikte işliyor ve sadece kişinin kendisini algılayışıyla değil çevresinin kendisini nasıl algıladığıyla da ilişki olarak gelişiyor. Güven duygumuzun rengi ise yaşadığımız olaylarla ortaya çıkabiliyor. Gündelik hayatta beklenmedik zamanlarda karşımıza çıkan çeşitli olaylar vardır. Yakınlarımızdan birini kaybedebiliriz, yeni bir işe başlayabilir bulunduğumuz ortamdan uzaklaşabilir, biriyle anlaşmazlığa düşebiliriz. Bütün bu süreçlerde olaylara karşı dayanma gücümüz ve tepkimiz, bakış açımız ve güven duygumuzla ilişkilidir.
    Özgüven duyguları gelişmiş çocuklar, karşılaştıkları problemlerde umutsuzluğa düşmeden, pes etmeden, farklı çözüm yollarını deneyerek sıkıntılarını atlatma yolunu seçerler. Başarısızlıkla karşılaştıklarında nedenini başkalarına yüklemektense nerde hata yaptıklarını araştırır ve bunu telafi etmeye çalışırlar. Arkadaş gruplarıyla ve yetişkinlerle sağlıklı iletişim kurabilirler. Kısacası özgüven kişinin elindeki en büyük güçtür.
    Çünkü kendimize olan güvenimiz; arkadaş seçimi, eş seçimi, iş ve okul başarısı, meslek seçimi, çocuk yetiştirme gibi yaşamın pek çok alanına yön verici bir rol oynar. Kişi bu gücü iyi kullanırsa her alanda mutlu ve başarılı bir kişi olmayı başarabilir.
    İKİ PENCERESİ VAR

    Özgüven, küçük yaştan itibaren çevremizden aldığımız olumlu ya da olumsuz geribildirimlerle şekillenir. Bu nedenle dışarıdan gelen geribildirimlerin hayatımızda büyük önemi vardır. Yani, güven duygumuzun iki penceresi vardır. Biri içeride, kendimizle ilgili düşüncelerimizi etkiler diğeri ise, dış dünyaya açılır ve çevrenin rengine göre değişir. İç özgüvende kişi, kendini sever ya da sevmez, güvenir, inanır, pozitif düşünür ya da olaylara olumsuz tarafından bakar. Kendine güvenen kişiler hangi alanlarda yetenekli olabileceklerini bilirler ve kendilerine inanırlar. Bu kimseler yaşadıkları sorunların üstesinden daha rahat gelirler ve olaylara olumlu tarafından bakarlar.
    Dışarıya açılan pencerede ise, kişi kendini başkalarının gözünden değerlendirir. Kendini başkalarının nazarında da olumlu görebilen kimseler, insanlarla ilişkilerinde duygularını kontrol edebilirler ve çevrelerinin etkisinde kalmazlar.
    Günümüz ebeveynlerinin en büyük hayali çocuğunun dışa dönük kendini ifade edebilen bir birey olarak yetiştirebilmektir. Hatta ebeveynler, bunu o kadar büyütüyorlar ki, çocuğu olduğundan daha farklı bir dünyaya sürükleyerek onun güven duygusunu daha çok zedeleyebiliyorlar. Elbette, çocuğumuzla ilgili düşüncelerimiz, beklentilerimiz, hayallerimiz olacaktır. Ancak bu konuda çocuğumuzun bizden ayrı bir birey olduğunu kabullenip, onun duygu ve düşüncelerini de dikkate almamız gerekiyor. Aksi halde, çocuklarımızın üzerine yeteneklerinin üstünde yük yükleyerek onların özgüvenlerini çelimsiz hale getirebiliriz. Aileler şunu bilmelidirler ki, çocuğun özgüveninin gelişmesinde en büyük kaktı kendilerine düşmektedir. Bu konuda ebeveynler ellerinden geleni yapmalı, çocuğa rekabet ortamının olmadığı, sevildiği sayıldığı bir aile ortamı oluşturmalıdırlar.
    Küçük yaşlarda deneyimlenen, olumsuz yaşantılar çocukların kendilerini değersiz ve beceriksiz hissetmelerine, dolayısıyla da öz güven gelişimlerinin engellenmesine neden olurken, olumlu ortamlarda büyüyen çocuklar daha başarılı, daha öz güvenli bireyler olarak sosyal yaşama adım atmaktadırlar. Bütün bunları göz önünde bulundurduğumuzda çocukların güven duygularının gelişmesi konusunda aileye büyük sorumlulukların düştüğünü görmekteyiz.
    Çocukları takdir edin

    * Anne babanın kendilerine olan güven düzeyleri çocuğu da etkileyeceğinden, öncelikle bu sorunu ortadan kaldırmalıdırlar.
    * Anne baba çocuğun olumlu taraflarını görmeli ve takdir etmelidir.
    * Çocuk aile içinde aşağılanmamalı, küçük düşürülmemeli hataları yüzüne vurulmamalıdır.
    * Anne baba çocuğun yeteneğinin üstünde bir beklenti içinde olmamalıdır.
    * Çocuk sosyal ortamlara yönlendirilmeli yeteneklerini geliştirebilmesi için desteklenmelidir. Aile içinde çocuğun düşünceleri de sorulmalı ve kendisine değer verildiği hissettirilmelidir.
    * Aile, çocuğa karşı hata yaptıklarında özür dilemeli ve onu adam yerine koymalıdırlar.


  4. 23.Şubat.2012, 14:38
    2
    Site Doktoru



    Alıntı
    Gençlerde güvensizlik sorunu
    Başarısız, çekingen ve mutsuz gençlerimizi gözlemleyip anlamaya çalıştığımızda bu çocukların güven duygularının zedelendiğini görürüz. Çekingen bir tavır içinde olan gençler, kendilerine Güvenmiyorlar, kendilerini ifade etmeleri gereken durumlarda yetersiz kalıyorlar.




    İnsanın varoluşsal gerçeğini ortaya koyabilmesi için çaba göstermesi bir gereksinimdir. Yani 'bende varım' diyebilmek insanlığımızın bir göstergesidir. Bunun için kişinin kendine güvenmesi ve toplumun bir parçası olarak görebilmesi gerekir.
    Özgüven, doğduğumuz andan itibaren gelişmeye başlayan, hem duygusal hem de toplumsal anlamda kendimizi güvende ve mutlu hissetmemiz için önemli olan, kişiden kişiye değişiklik gösteren karmaşık bir süreçtir. Özgüven gelişimi ise, bir süreçle birlikte işliyor ve sadece kişinin kendisini algılayışıyla değil çevresinin kendisini nasıl algıladığıyla da ilişki olarak gelişiyor. Güven duygumuzun rengi ise yaşadığımız olaylarla ortaya çıkabiliyor. Gündelik hayatta beklenmedik zamanlarda karşımıza çıkan çeşitli olaylar vardır. Yakınlarımızdan birini kaybedebiliriz, yeni bir işe başlayabilir bulunduğumuz ortamdan uzaklaşabilir, biriyle anlaşmazlığa düşebiliriz. Bütün bu süreçlerde olaylara karşı dayanma gücümüz ve tepkimiz, bakış açımız ve güven duygumuzla ilişkilidir.
    Özgüven duyguları gelişmiş çocuklar, karşılaştıkları problemlerde umutsuzluğa düşmeden, pes etmeden, farklı çözüm yollarını deneyerek sıkıntılarını atlatma yolunu seçerler. Başarısızlıkla karşılaştıklarında nedenini başkalarına yüklemektense nerde hata yaptıklarını araştırır ve bunu telafi etmeye çalışırlar. Arkadaş gruplarıyla ve yetişkinlerle sağlıklı iletişim kurabilirler. Kısacası özgüven kişinin elindeki en büyük güçtür.
    Çünkü kendimize olan güvenimiz; arkadaş seçimi, eş seçimi, iş ve okul başarısı, meslek seçimi, çocuk yetiştirme gibi yaşamın pek çok alanına yön verici bir rol oynar. Kişi bu gücü iyi kullanırsa her alanda mutlu ve başarılı bir kişi olmayı başarabilir.
    İKİ PENCERESİ VAR

    Özgüven, küçük yaştan itibaren çevremizden aldığımız olumlu ya da olumsuz geribildirimlerle şekillenir. Bu nedenle dışarıdan gelen geribildirimlerin hayatımızda büyük önemi vardır. Yani, güven duygumuzun iki penceresi vardır. Biri içeride, kendimizle ilgili düşüncelerimizi etkiler diğeri ise, dış dünyaya açılır ve çevrenin rengine göre değişir. İç özgüvende kişi, kendini sever ya da sevmez, güvenir, inanır, pozitif düşünür ya da olaylara olumsuz tarafından bakar. Kendine güvenen kişiler hangi alanlarda yetenekli olabileceklerini bilirler ve kendilerine inanırlar. Bu kimseler yaşadıkları sorunların üstesinden daha rahat gelirler ve olaylara olumlu tarafından bakarlar.
    Dışarıya açılan pencerede ise, kişi kendini başkalarının gözünden değerlendirir. Kendini başkalarının nazarında da olumlu görebilen kimseler, insanlarla ilişkilerinde duygularını kontrol edebilirler ve çevrelerinin etkisinde kalmazlar.
    Günümüz ebeveynlerinin en büyük hayali çocuğunun dışa dönük kendini ifade edebilen bir birey olarak yetiştirebilmektir. Hatta ebeveynler, bunu o kadar büyütüyorlar ki, çocuğu olduğundan daha farklı bir dünyaya sürükleyerek onun güven duygusunu daha çok zedeleyebiliyorlar. Elbette, çocuğumuzla ilgili düşüncelerimiz, beklentilerimiz, hayallerimiz olacaktır. Ancak bu konuda çocuğumuzun bizden ayrı bir birey olduğunu kabullenip, onun duygu ve düşüncelerini de dikkate almamız gerekiyor. Aksi halde, çocuklarımızın üzerine yeteneklerinin üstünde yük yükleyerek onların özgüvenlerini çelimsiz hale getirebiliriz. Aileler şunu bilmelidirler ki, çocuğun özgüveninin gelişmesinde en büyük kaktı kendilerine düşmektedir. Bu konuda ebeveynler ellerinden geleni yapmalı, çocuğa rekabet ortamının olmadığı, sevildiği sayıldığı bir aile ortamı oluşturmalıdırlar.
    Küçük yaşlarda deneyimlenen, olumsuz yaşantılar çocukların kendilerini değersiz ve beceriksiz hissetmelerine, dolayısıyla da öz güven gelişimlerinin engellenmesine neden olurken, olumlu ortamlarda büyüyen çocuklar daha başarılı, daha öz güvenli bireyler olarak sosyal yaşama adım atmaktadırlar. Bütün bunları göz önünde bulundurduğumuzda çocukların güven duygularının gelişmesi konusunda aileye büyük sorumlulukların düştüğünü görmekteyiz.
    Çocukları takdir edin

    * Anne babanın kendilerine olan güven düzeyleri çocuğu da etkileyeceğinden, öncelikle bu sorunu ortadan kaldırmalıdırlar.
    * Anne baba çocuğun olumlu taraflarını görmeli ve takdir etmelidir.
    * Çocuk aile içinde aşağılanmamalı, küçük düşürülmemeli hataları yüzüne vurulmamalıdır.
    * Anne baba çocuğun yeteneğinin üstünde bir beklenti içinde olmamalıdır.
    * Çocuk sosyal ortamlara yönlendirilmeli yeteneklerini geliştirebilmesi için desteklenmelidir. Aile içinde çocuğun düşünceleri de sorulmalı ve kendisine değer verildiği hissettirilmelidir.
    * Aile, çocuğa karşı hata yaptıklarında özür dilemeli ve onu adam yerine koymalıdırlar.





+ Yorum Gönder