Konusunu Oylayın.: Şirk günahtan sayılır mı ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Şirk günahtan sayılır mı ?
  1. 22.Şubat.2012, 07:47
    1
    Misafir

    Şirk günahtan sayılır mı ?

  2. 22.Şubat.2012, 12:29
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Şirk günahtan sayılır mı ?




    Şirk kelimesi, ortaklık demek olup, tevhid kelimesinin zıddıdır. Şerik ise, ortak demektir. Kur`ân-ı Kerîm insanları tevhide, yani, Allah`ın birliğini kabûle dâvet etmiş, O`na zâtında, sıfat ve fiillerinde başkalarını şerik (ortak) kılmaktan şiddetle men`etmiştir. Kur`ân-ı Kerîm, ayrıca şirkin pek büyük bir günah ve zulüm olduğunu, Hak Teâlâ`nın kendisine şirk koşulmasını asla afvetmiyeceğini, bundan başka olan günahları - dileyeceği kimseler için - afv edeceğini de bildirmiştir. Yeryüzündeki herşey kendi emrine ve hizmetine verilmiş ve idaresine terkedilmiş olan insanın, kendi hizmetinde olan bâzı varlıkları ilâh kabûl ederek Allah`ı bırakıp onlara ibâdet etmesi ve onları Allah`a şerik koşması gerçekten son derece ağır bir günah, büyük bir zulümdür. Şirkin günah ve zulüm oluşu, sadece Allah`ın hukukuna karşı bir tecavüz, iftira ve hakaret oluşu sebebiyle değildir. Şirk aynı zamanda kâinatın ve umum mahlûkatın hukuklarına karşı da büyük bir hakaret ve tecavüzdür

    Mehmet Dikmen

    --------------------------

    Şirk kelimesi, ortak koşmak (ortaklık) demek, «tevhîd» kelimesinin zıddıdır. Şerik ise, ortak de-mektir. Çoğulu «Şüreka»'dır. Kur'an-ı Kerîm'de insanlar, tevhide, yani Allah'ı birlemeye davet edilmişler, O'na gerek Zâtında, gerek Sıfat ve Fiillerinde başkalarını şerik, yani ortak kılmaktan, yalnız Allah'a mahsus olan ibâdette başkalarını O'na ortak etmekten şid-detle menedilmiştir.

    Bu sebeple Kur'an-ı Kerîm'de; «Şirkin pek büyük bir günâh ve zulüm olduğu»(1) Hak Teâlâ'nın «Kendisine şerik koşulmasını asla affetmiyeceği, bundan başka olan günahları dileyeceği kimseler için affedeceği bildirilmektedir.»(2) Çünkü insan, Allah'ın yer-yüzündeki halîfesi (vekili)'dir. Zira yeryüzündeki herşey onun em-rine ve hizmetine verilmiş, onun idaresine terkedilmiştir.(3) Öyle ise nasıl olur da, kâinatı idare etmek için yaratılan insan, kendisi gibi veya kendi hizmetinde olan şeylerin bazısını ilâh olarak kabul ederek Allah'ı bırakıp, ona ibâdet eder veya onları Allah'a şerik koşar?

    İşte şirk insanı bu şekilde alçaltacağı ve Allah'ın onun için tak-dir ettiği yüksek ve şerefli mevkii idrak ederek O'na ulaşmasına en-gel olacağı içindir ki, günahların en ağın olduğu ve Allahu Teâlâ'-nın, kendisine şirk koşan bu gibi insanları asla affetmiyeceği bil-dirilmiştir.

    Şirkin Nev'ileri :

    Şirkin birçok nev'ileri vardır :

    1- Şirk-i İstiklâlî:

    Şirk nev'ilerinin en açığı; güneş, ay, yıldızlar gibi semavî var-lıklara, tabiat kuvvetlerine, yan veya tam ilâh zannedilen insanla-ra, hülâsa, Allah'tan başka canlı veya cansız varlıklara tapınmak ve onlara ibâdet etmektir. Şirkin bu şekilde; Allah'ı bırakarak; veya bir veya daha çok varlıkları ilâh veya ilâhlar olarak kabul edip on-lara tapınıldığından, bu türlü şirke, «Şirk-i İstiklâli» denmiştir.

    Hayır kaynağı olarak bir «hayır ilâhı», şer kaynağı olarak da bir «şer ilâhı» olduğuna inanan ve bu iki ilâha tapan «Seneviyye ve «Mecûsiler»'in şirki, bu şirke dahildir. «Zerdüşt» dininde olduğu gibi...

    2- Şirk-i Teb'iz :

    «Şirk-i Teb'iz» denilen bu şirk nev'inde ise; Allah'a inanmak-la beraber, O'na başka şeyleri şerik (ortak), koşmak, yâni, ilâh ol-duğuna inanılan diğer varlıklarınıda Yüce Allah gibi ulûhiyet sıfa-tıyla muttasıl olduğuna inanmaktır. Hıristiyanlıkta sonradan uydu-rulup icad edilen «Teslis» akidesi, bu nev'i bir şirktir. Çünkü onlaz Hz. îsa'ya oğul, Hz. Meryem'e Ruhu'l - Kudüs adını vererek Oğul veya Ruhu'l - Kudüs'ün de bizzat Allah gibi kâdir-i mutlak ve âlim-i mutlak olduğunu sanmakta ve böylece Baba, Oğul ve Ruhu'l - Kudüs gibi üç başlı bir ulûhiyete inanmaktadırlar.

    3- Şirk-i Takrîb :

    «Şîrk-i Takrîb», adı verilen üçüncü nev'i şirkte ise; bu âle-min yaratıcısının bir olduğu kabul edilmekle beraber, «O'na yakın-lığı temin etmek ve O'nun katında şefaatçi olmak üzere Allahu Teâlâ'yı bırakarak O'ndan başkasına, yani putlara ve heykellere tapmak, hiçbir fayda veya zarar veremiyecek olan bu cansız ve kıymetsiz eşyaya ibâdet etmektir. «Veseniyye», yani «Putperestlik» denilen bu şekil, en âdi, kötü ve gülünç şirk şekli olması Ve İslâmiyetin zuhuru sırasında bütün dünyada salgın halinde bulunması sebebiyle, Kur'an-ı Kerîm'de en ağır kelimelerle sık sık zikredilmiş ve bu sapık inanç şiddetle yasaklanmıştır.(4)

    — Şirkin diğer bir şekli de; bir kısım insanların kendi ara-larından bazılarını «Rabb» olarak kabul etmeleri, onlara körü kö-rüne inanarak Allah'ın emir ve nehiyleri yerine, onların emrettik-lerini yapmaları, yasak kıldıklarını da yapmamalarıdır. Nitekim Kur'an-ı Kerîm'de, Yahudilerin Hahamlarını (yani kendi din adam-larım), Hıristiyanların da Rahiplerini Allah'dan başka birer Rabb edindikleri, yani emir ve yasaklarını bırakarak, kendi din adamla-rının emir ve yasaklarını tuttukları, halbuki bir tek Allah'a iba-detle emredilmiş oldukları beyan edilmektedir.(5)

    Yukarıda zikredilen bu şirk nev'ileri, şu âyet-i kerimede gayet açık olarak şöylece özetlenmiştir.(6)

    «... Hiçbirimiz Allah'dan başkasına tapmıyalım. O'na hiçbir şerik (ortak) koşmayalım. Allah'ı bırakıp içimizden bir kısmını ken-dimize Rab edinmiyelim.»

    Şirkin en kapalı görülen bir seldi de, yine Kur'an-ı Ke-rîm'de bildirilen, insanın kendi heves ve süflî arzularına körü körü-ne uymasidır. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de (7)

    «Kendi heves ve arzularım mâbûd edinen kimseyi gördün mü?..* buyurulmak suretiyle bu gibiler kötülenmişlerdir.

    O halde, açık veya kapalı olan her türlü şirkten dikkatle ka-çınmak lâzımdır. Hakîkî Tevhîd'e ancak bu şekilde ulaşılır.

    Allah'a şirk koşmanın bütün bu nev'ileri, bilhassa putperest-lik, güneş, ay ve yıldızlara ve tabiat kuvvetlerine, iki veya daha çok ilâha tapmak ve hıristiyanların teslis akidesi, Kur'an-ı Kerîm'-de şiddetle reddedilmiş, hakîkî tevhîd inancı bütün beşeriyete telkin edilmiştir. Böylece gerçek itaat ve ibâdetin ancak Allah'a yapıla-cağı, Allah'ın emirlerini terk ederek, başka bir kimsenin emirleri-ne veya süflî arzularına itaat etmenin bir nevi şirk hükmünde ol-duğu, birçok âyetlerde beyan buyurulmuştur.(8)

    (1) Lokman, 13

    (2) Nisa, 48

    (3) Bakara, 29-30

    (4) Bak: En'âm, 71. 136-138, 139; İbrahim, 30; Ankebut, 25; Araf. 191, 132. 195, 197; Hacc, 12. 13. 73; Meryem, 81: Furkan, 3: Sebe', 21; Fatır, 13. 14, 40; İsrâ, 56.

    (5) Tevbe, 31

    (6) Âl-i İmrân, 64

    (7) Furkân, 43

    (8) Ali Arslan Aydın, İslam İnançları, (Tevhid Ve İlm-i Kelam), Gonca Yayınları: 289-291.
    S.İslmyt



  3. 22.Şubat.2012, 12:29
    2
    Silent and lonely rains



    Şirk kelimesi, ortaklık demek olup, tevhid kelimesinin zıddıdır. Şerik ise, ortak demektir. Kur`ân-ı Kerîm insanları tevhide, yani, Allah`ın birliğini kabûle dâvet etmiş, O`na zâtında, sıfat ve fiillerinde başkalarını şerik (ortak) kılmaktan şiddetle men`etmiştir. Kur`ân-ı Kerîm, ayrıca şirkin pek büyük bir günah ve zulüm olduğunu, Hak Teâlâ`nın kendisine şirk koşulmasını asla afvetmiyeceğini, bundan başka olan günahları - dileyeceği kimseler için - afv edeceğini de bildirmiştir. Yeryüzündeki herşey kendi emrine ve hizmetine verilmiş ve idaresine terkedilmiş olan insanın, kendi hizmetinde olan bâzı varlıkları ilâh kabûl ederek Allah`ı bırakıp onlara ibâdet etmesi ve onları Allah`a şerik koşması gerçekten son derece ağır bir günah, büyük bir zulümdür. Şirkin günah ve zulüm oluşu, sadece Allah`ın hukukuna karşı bir tecavüz, iftira ve hakaret oluşu sebebiyle değildir. Şirk aynı zamanda kâinatın ve umum mahlûkatın hukuklarına karşı da büyük bir hakaret ve tecavüzdür

    Mehmet Dikmen

    --------------------------

    Şirk kelimesi, ortak koşmak (ortaklık) demek, «tevhîd» kelimesinin zıddıdır. Şerik ise, ortak de-mektir. Çoğulu «Şüreka»'dır. Kur'an-ı Kerîm'de insanlar, tevhide, yani Allah'ı birlemeye davet edilmişler, O'na gerek Zâtında, gerek Sıfat ve Fiillerinde başkalarını şerik, yani ortak kılmaktan, yalnız Allah'a mahsus olan ibâdette başkalarını O'na ortak etmekten şid-detle menedilmiştir.

    Bu sebeple Kur'an-ı Kerîm'de; «Şirkin pek büyük bir günâh ve zulüm olduğu»(1) Hak Teâlâ'nın «Kendisine şerik koşulmasını asla affetmiyeceği, bundan başka olan günahları dileyeceği kimseler için affedeceği bildirilmektedir.»(2) Çünkü insan, Allah'ın yer-yüzündeki halîfesi (vekili)'dir. Zira yeryüzündeki herşey onun em-rine ve hizmetine verilmiş, onun idaresine terkedilmiştir.(3) Öyle ise nasıl olur da, kâinatı idare etmek için yaratılan insan, kendisi gibi veya kendi hizmetinde olan şeylerin bazısını ilâh olarak kabul ederek Allah'ı bırakıp, ona ibâdet eder veya onları Allah'a şerik koşar?

    İşte şirk insanı bu şekilde alçaltacağı ve Allah'ın onun için tak-dir ettiği yüksek ve şerefli mevkii idrak ederek O'na ulaşmasına en-gel olacağı içindir ki, günahların en ağın olduğu ve Allahu Teâlâ'-nın, kendisine şirk koşan bu gibi insanları asla affetmiyeceği bil-dirilmiştir.

    Şirkin Nev'ileri :

    Şirkin birçok nev'ileri vardır :

    1- Şirk-i İstiklâlî:

    Şirk nev'ilerinin en açığı; güneş, ay, yıldızlar gibi semavî var-lıklara, tabiat kuvvetlerine, yan veya tam ilâh zannedilen insanla-ra, hülâsa, Allah'tan başka canlı veya cansız varlıklara tapınmak ve onlara ibâdet etmektir. Şirkin bu şekilde; Allah'ı bırakarak; veya bir veya daha çok varlıkları ilâh veya ilâhlar olarak kabul edip on-lara tapınıldığından, bu türlü şirke, «Şirk-i İstiklâli» denmiştir.

    Hayır kaynağı olarak bir «hayır ilâhı», şer kaynağı olarak da bir «şer ilâhı» olduğuna inanan ve bu iki ilâha tapan «Seneviyye ve «Mecûsiler»'in şirki, bu şirke dahildir. «Zerdüşt» dininde olduğu gibi...

    2- Şirk-i Teb'iz :

    «Şirk-i Teb'iz» denilen bu şirk nev'inde ise; Allah'a inanmak-la beraber, O'na başka şeyleri şerik (ortak), koşmak, yâni, ilâh ol-duğuna inanılan diğer varlıklarınıda Yüce Allah gibi ulûhiyet sıfa-tıyla muttasıl olduğuna inanmaktır. Hıristiyanlıkta sonradan uydu-rulup icad edilen «Teslis» akidesi, bu nev'i bir şirktir. Çünkü onlaz Hz. îsa'ya oğul, Hz. Meryem'e Ruhu'l - Kudüs adını vererek Oğul veya Ruhu'l - Kudüs'ün de bizzat Allah gibi kâdir-i mutlak ve âlim-i mutlak olduğunu sanmakta ve böylece Baba, Oğul ve Ruhu'l - Kudüs gibi üç başlı bir ulûhiyete inanmaktadırlar.

    3- Şirk-i Takrîb :

    «Şîrk-i Takrîb», adı verilen üçüncü nev'i şirkte ise; bu âle-min yaratıcısının bir olduğu kabul edilmekle beraber, «O'na yakın-lığı temin etmek ve O'nun katında şefaatçi olmak üzere Allahu Teâlâ'yı bırakarak O'ndan başkasına, yani putlara ve heykellere tapmak, hiçbir fayda veya zarar veremiyecek olan bu cansız ve kıymetsiz eşyaya ibâdet etmektir. «Veseniyye», yani «Putperestlik» denilen bu şekil, en âdi, kötü ve gülünç şirk şekli olması Ve İslâmiyetin zuhuru sırasında bütün dünyada salgın halinde bulunması sebebiyle, Kur'an-ı Kerîm'de en ağır kelimelerle sık sık zikredilmiş ve bu sapık inanç şiddetle yasaklanmıştır.(4)

    — Şirkin diğer bir şekli de; bir kısım insanların kendi ara-larından bazılarını «Rabb» olarak kabul etmeleri, onlara körü kö-rüne inanarak Allah'ın emir ve nehiyleri yerine, onların emrettik-lerini yapmaları, yasak kıldıklarını da yapmamalarıdır. Nitekim Kur'an-ı Kerîm'de, Yahudilerin Hahamlarını (yani kendi din adam-larım), Hıristiyanların da Rahiplerini Allah'dan başka birer Rabb edindikleri, yani emir ve yasaklarını bırakarak, kendi din adamla-rının emir ve yasaklarını tuttukları, halbuki bir tek Allah'a iba-detle emredilmiş oldukları beyan edilmektedir.(5)

    Yukarıda zikredilen bu şirk nev'ileri, şu âyet-i kerimede gayet açık olarak şöylece özetlenmiştir.(6)

    «... Hiçbirimiz Allah'dan başkasına tapmıyalım. O'na hiçbir şerik (ortak) koşmayalım. Allah'ı bırakıp içimizden bir kısmını ken-dimize Rab edinmiyelim.»

    Şirkin en kapalı görülen bir seldi de, yine Kur'an-ı Ke-rîm'de bildirilen, insanın kendi heves ve süflî arzularına körü körü-ne uymasidır. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de (7)

    «Kendi heves ve arzularım mâbûd edinen kimseyi gördün mü?..* buyurulmak suretiyle bu gibiler kötülenmişlerdir.

    O halde, açık veya kapalı olan her türlü şirkten dikkatle ka-çınmak lâzımdır. Hakîkî Tevhîd'e ancak bu şekilde ulaşılır.

    Allah'a şirk koşmanın bütün bu nev'ileri, bilhassa putperest-lik, güneş, ay ve yıldızlara ve tabiat kuvvetlerine, iki veya daha çok ilâha tapmak ve hıristiyanların teslis akidesi, Kur'an-ı Kerîm'-de şiddetle reddedilmiş, hakîkî tevhîd inancı bütün beşeriyete telkin edilmiştir. Böylece gerçek itaat ve ibâdetin ancak Allah'a yapıla-cağı, Allah'ın emirlerini terk ederek, başka bir kimsenin emirleri-ne veya süflî arzularına itaat etmenin bir nevi şirk hükmünde ol-duğu, birçok âyetlerde beyan buyurulmuştur.(8)

    (1) Lokman, 13

    (2) Nisa, 48

    (3) Bakara, 29-30

    (4) Bak: En'âm, 71. 136-138, 139; İbrahim, 30; Ankebut, 25; Araf. 191, 132. 195, 197; Hacc, 12. 13. 73; Meryem, 81: Furkan, 3: Sebe', 21; Fatır, 13. 14, 40; İsrâ, 56.

    (5) Tevbe, 31

    (6) Âl-i İmrân, 64

    (7) Furkân, 43

    (8) Ali Arslan Aydın, İslam İnançları, (Tevhid Ve İlm-i Kelam), Gonca Yayınları: 289-291.
    S.İslmyt






+ Yorum Gönder