Konusunu Oylayın.: Ateistlerle ağız dalaşına girmek caiz midir ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Ateistlerle ağız dalaşına girmek caiz midir ?
  1. 22.Şubat.2012, 07:42
    1
    Misafir

    Ateistlerle ağız dalaşına girmek caiz midir ?






    Ateistlerle ağız dalaşına girmek caiz midir ? Mumsema Ateistlerle ağız dalaşına girmek caiz midir ?


  2. 22.Şubat.2012, 07:42
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 22.Şubat.2012, 12:58
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Ateistlerle ağız dalaşına girmek caiz midir ?




    "Ateizm,Allah'a veya ruhsal varlıklara olan metafizik inançların reddedilmesidir."
    Genelde Ateistlere Karşı tartışma ve Allahı buldurma gereksinimi vardır ve ilmi olan olmayan herkes bu mücadelede nedense kahramanca! faaliyet halindedirler. Birilerine vesile olmak dürtüsü. Hakikatı duyurmak dürtüsü insanı hep saran bi arzudur. Halbuki Bilinmesi gereken, öncelikle bilinmesi gereken, bir ateistin neyi temsil ettiği ve ne olduğudur.. herşeyden önce bilinmesi gerekmektedirki tartışmak galibiyet getirmez. tartışmanın galibi olmaz. hidayetten nasibide olması lazımdır kişinin. Kalbini o muazzam davete açması gerekmektedir.. Kendini ateist sananlardan zarar gelmez. Asıl zarar din sanılan akımlardan ve misyonerlikten gelir. Diğer yandan ateizm denilince neden akla Allah a inanmamak gelir ?inanmadıklarını iddia edenlerin, kendilerine ateist dedirtenlerin bir kısmı
    kendilerince tavır koyuyorlar ve duygusal tripler yapıyorlar akılları sıra. böylece Tanrının dikkatini çekebileceklerini sanıyorlar. hani insanlar arasında kaçınca kovalanmak vardır ya. Bununla birlikte ateist olmak karşı cinsi bazen cezbedebiliyor. Bazen kültürlerde ateist gözükmek aydın gözükmekle eşdeğer sayılabiliyor. Aykırı takılmanında bir adı ateizm olabiliyor. Bunlar fikren zararsız olanlardır. Bunlar genelde psikolojik sorunları olan, kendisi için yaşamayan, kendisini dışarıdan seyreden ve buna göre hareket eden kişi ve kişiliklerdir. En tehlikeli tayfa ise; zen ustalarının yaydığı fikirler, taoizm , tantra felsefesi vs vs. işte bu tehlikeli akımların fikri "Tanrıya ihtiyaç yok" şeklindedir.
    Bu her ne kadar saçma gelse bile, akılla tartışmada galip gelinme ihtimali düşük olan fikirlerdir. Sözde terbiye edilmiş insanın potansiyel Tanrısallığa ulaştığını savunmaları. yani kainatın enerjisiyle bütünleşme ve egoyu farkedip doğurgan zihin ( toplumsal zihin ) den kurtarıp içsel enerjiyi ve ritmi hissetme ve mutluluğu , sözde tanrıyı içeride farketme üzerine. Bir takım sapık alim müsveddeleride tasavvufla karıştırmışlardır. ve Budizm ile tasavvufu eşdeğer görüp sufi ye Kafir diyecek kadar ileri gitmişlerdir. konudan kopmadan devam edelim. Dolayısıyla sen ne kadar Tanrı ispatına girsende, karşı taraf kabul etse bile en fazla hissedeceği kainatın sinyal tarafı yani madde tarafı olucaktır ve en fazla; insandaki aklın sınırsız! olanı olan, kainatın merkezi aklını kabul edeceklerdir. ve sen "ahanda kabul etti" diye sevinirken halbuki yanlış yönlendirmiş olucaksın. gerçi bu tür fikre sahip olanlar sen rahatla diye kabul etmiş gözükürlerken kendi tanrılarını sana dayatmış olucaklar ve zaten kendisi hakkında fikir sahibi olamadığın Yaratıcı konusunda sen aklen yönlendirilmiş ve zehirleniş olucaksın. Allah maddeden soyuttur. madde yokluktan yaratılmıştır. örneğin insanı hareket ettiren gücün tanrı oldugunu savunurlar. halbuki bizim vucudumuzu harekettiren mana aleminde ruhtan gelen ve madde suretine bürünmüş şekillerdir ( gölge tecelli - sinyal ). ruhun kendiside değildir. ruhun madde alemindeki gölgeleridir.. Dolayısıyla madde alemindeki, maddeden yaratılmış olan aklın mana olana inanması için Efendimiz sav a ve onun tebliğine akıl yormaksızın inanması gerekmektedir. yani iş Allaha inanmak değildir. Allaha inanmak için yani mana olan Allaha inanmak için Davetçisini kabul etmek gerekir. aksi halde tartışmanın sonucunda inandırdıgını sandığın Allah , Efendimiz sav ın kastettiği Allah olmayacaktır. dolayısıyla yine inanmış olmayacaktır. Sonuç itibariyle sen kendini rahatlatıyor olsanda o maddeden ibaret olan Gölge tecellinin ve bu aleme madde süretinde yansıyan sinyallerin tümünü Allah kabul etmiş olucaktır. ve sen en fazla kendini rahatlamış ve bonus toplamış hissedeceksin.

    Allah bu yüzden bu alemde habibiyle birlikte zikredilir.
    "La ilahe İllallah Muhammedün Resulullah" Davetçi olmadan "Mana Aklı -
    diğer bi deyişle Ruhun aklı" devreye girmez
    ve madde olan aklın sınırıda madde alemiyle sınırlıdır.


    Akıl akıl olsaydı ismi gönül olurdu Gönül gönlü bulsaydı bozkırlar gül olurdu Ruh Allahtandır. Allaha aittir.
    Ruh Allah Değildir. Fakat Allah a aittir.

    "Sana Ruh'tan sorarlar; De ki: "Ruh, Rabbimin emrindendir, size ilimden yalnızca az bir şey verilmiştir."
    (İsra Suresi, 85)

    Dolayısıyla Ruhu bile anlatamazken, Allahı anlatmak telaşına düşülmemelidir. Efendimiz Aleyhisselatü vesselam, Rabbimizin sevgilisidir. Sevgilisiyle ve sevgilisine olan sevgi ve tabi olmakla anlaşılacak bir hakikattır İslam. ve kalbimizdeki o sevgi nurunu yansıtmakla anlatabileceğimiz bir hakikattir Yaratıcı. Allah ın ispatı Efendimizdir. ( Salat ve selam üzerine olsun )

    ALİ İMRAN 31. (Resûlüm! ) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin
    ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyici

    Eyüp Bağ



  4. 22.Şubat.2012, 12:58
    2
    Silent and lonely rains



    "Ateizm,Allah'a veya ruhsal varlıklara olan metafizik inançların reddedilmesidir."
    Genelde Ateistlere Karşı tartışma ve Allahı buldurma gereksinimi vardır ve ilmi olan olmayan herkes bu mücadelede nedense kahramanca! faaliyet halindedirler. Birilerine vesile olmak dürtüsü. Hakikatı duyurmak dürtüsü insanı hep saran bi arzudur. Halbuki Bilinmesi gereken, öncelikle bilinmesi gereken, bir ateistin neyi temsil ettiği ve ne olduğudur.. herşeyden önce bilinmesi gerekmektedirki tartışmak galibiyet getirmez. tartışmanın galibi olmaz. hidayetten nasibide olması lazımdır kişinin. Kalbini o muazzam davete açması gerekmektedir.. Kendini ateist sananlardan zarar gelmez. Asıl zarar din sanılan akımlardan ve misyonerlikten gelir. Diğer yandan ateizm denilince neden akla Allah a inanmamak gelir ?inanmadıklarını iddia edenlerin, kendilerine ateist dedirtenlerin bir kısmı
    kendilerince tavır koyuyorlar ve duygusal tripler yapıyorlar akılları sıra. böylece Tanrının dikkatini çekebileceklerini sanıyorlar. hani insanlar arasında kaçınca kovalanmak vardır ya. Bununla birlikte ateist olmak karşı cinsi bazen cezbedebiliyor. Bazen kültürlerde ateist gözükmek aydın gözükmekle eşdeğer sayılabiliyor. Aykırı takılmanında bir adı ateizm olabiliyor. Bunlar fikren zararsız olanlardır. Bunlar genelde psikolojik sorunları olan, kendisi için yaşamayan, kendisini dışarıdan seyreden ve buna göre hareket eden kişi ve kişiliklerdir. En tehlikeli tayfa ise; zen ustalarının yaydığı fikirler, taoizm , tantra felsefesi vs vs. işte bu tehlikeli akımların fikri "Tanrıya ihtiyaç yok" şeklindedir.
    Bu her ne kadar saçma gelse bile, akılla tartışmada galip gelinme ihtimali düşük olan fikirlerdir. Sözde terbiye edilmiş insanın potansiyel Tanrısallığa ulaştığını savunmaları. yani kainatın enerjisiyle bütünleşme ve egoyu farkedip doğurgan zihin ( toplumsal zihin ) den kurtarıp içsel enerjiyi ve ritmi hissetme ve mutluluğu , sözde tanrıyı içeride farketme üzerine. Bir takım sapık alim müsveddeleride tasavvufla karıştırmışlardır. ve Budizm ile tasavvufu eşdeğer görüp sufi ye Kafir diyecek kadar ileri gitmişlerdir. konudan kopmadan devam edelim. Dolayısıyla sen ne kadar Tanrı ispatına girsende, karşı taraf kabul etse bile en fazla hissedeceği kainatın sinyal tarafı yani madde tarafı olucaktır ve en fazla; insandaki aklın sınırsız! olanı olan, kainatın merkezi aklını kabul edeceklerdir. ve sen "ahanda kabul etti" diye sevinirken halbuki yanlış yönlendirmiş olucaksın. gerçi bu tür fikre sahip olanlar sen rahatla diye kabul etmiş gözükürlerken kendi tanrılarını sana dayatmış olucaklar ve zaten kendisi hakkında fikir sahibi olamadığın Yaratıcı konusunda sen aklen yönlendirilmiş ve zehirleniş olucaksın. Allah maddeden soyuttur. madde yokluktan yaratılmıştır. örneğin insanı hareket ettiren gücün tanrı oldugunu savunurlar. halbuki bizim vucudumuzu harekettiren mana aleminde ruhtan gelen ve madde suretine bürünmüş şekillerdir ( gölge tecelli - sinyal ). ruhun kendiside değildir. ruhun madde alemindeki gölgeleridir.. Dolayısıyla madde alemindeki, maddeden yaratılmış olan aklın mana olana inanması için Efendimiz sav a ve onun tebliğine akıl yormaksızın inanması gerekmektedir. yani iş Allaha inanmak değildir. Allaha inanmak için yani mana olan Allaha inanmak için Davetçisini kabul etmek gerekir. aksi halde tartışmanın sonucunda inandırdıgını sandığın Allah , Efendimiz sav ın kastettiği Allah olmayacaktır. dolayısıyla yine inanmış olmayacaktır. Sonuç itibariyle sen kendini rahatlatıyor olsanda o maddeden ibaret olan Gölge tecellinin ve bu aleme madde süretinde yansıyan sinyallerin tümünü Allah kabul etmiş olucaktır. ve sen en fazla kendini rahatlamış ve bonus toplamış hissedeceksin.

    Allah bu yüzden bu alemde habibiyle birlikte zikredilir.
    "La ilahe İllallah Muhammedün Resulullah" Davetçi olmadan "Mana Aklı -
    diğer bi deyişle Ruhun aklı" devreye girmez
    ve madde olan aklın sınırıda madde alemiyle sınırlıdır.


    Akıl akıl olsaydı ismi gönül olurdu Gönül gönlü bulsaydı bozkırlar gül olurdu Ruh Allahtandır. Allaha aittir.
    Ruh Allah Değildir. Fakat Allah a aittir.

    "Sana Ruh'tan sorarlar; De ki: "Ruh, Rabbimin emrindendir, size ilimden yalnızca az bir şey verilmiştir."
    (İsra Suresi, 85)

    Dolayısıyla Ruhu bile anlatamazken, Allahı anlatmak telaşına düşülmemelidir. Efendimiz Aleyhisselatü vesselam, Rabbimizin sevgilisidir. Sevgilisiyle ve sevgilisine olan sevgi ve tabi olmakla anlaşılacak bir hakikattır İslam. ve kalbimizdeki o sevgi nurunu yansıtmakla anlatabileceğimiz bir hakikattir Yaratıcı. Allah ın ispatı Efendimizdir. ( Salat ve selam üzerine olsun )

    ALİ İMRAN 31. (Resûlüm! ) De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin
    ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyici

    Eyüp Bağ






+ Yorum Gönder