Konusunu Oylayın.: Bazı Hadis-i şeriflerde, Allah 'ın kullarının amellerini meleklere sorduğu ifade edilir? Allah kullarına melekler vasıtasıyla mı ulaşmaktadır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Bazı Hadis-i şeriflerde, Allah 'ın kullarının amellerini meleklere sorduğu ifade edilir? Allah kullarına melekler vasıtasıyla mı ulaşmaktadır?
  1. 21.Şubat.2012, 21:53
    1
    Misafir

    Bazı Hadis-i şeriflerde, Allah 'ın kullarının amellerini meleklere sorduğu ifade edilir? Allah kullarına melekler vasıtasıyla mı ulaşmaktadır?






    Bazı Hadis-i şeriflerde, Allah 'ın kullarının amellerini meleklere sorduğu ifade edilir? Allah kullarına melekler vasıtasıyla mı ulaşmaktadır? Mumsema Bazı Hadis-i şeriflerde, Allah 'ın kullarının amellerini meleklere sorduğu ifade edilir? Allah kullarına melekler vasıtasıyla mı ulaşmaktadır?


  2. 21.Şubat.2012, 21:53
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 22.Şubat.2012, 00:07
    2
    Yetim
    Hadimul Müslimin

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2007
    Üye No: 9
    Mesaj Sayısı: 1,994
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Hadimul Müslimin

    Cevap: Bazı Hadis-i şeriflerde, Allah 'ın kullarının amellerini meleklere sorduğu ifade edilir? Allah kullarına melekler vasıtasıyla mı ulaşmaktadır?




    Bazı hadis-i şeriflerde Allah-u Zülcelal’in kullarının amellerini meleklere sorduğu ifade edilir. Bu hadisler, meselenin aslını bilmeyenlerin kafasında, (Haşa): “Allah kullarına melekler vasıtasıyla mı ulaşıyor?” şeklinde bir soruya sebep olur. Mesela böyle hadislerden biri şöyledir:
    “Sevap ve günahları yazan meleklerden başka, Allah’ın yeryüzünde dolaşan melekleri vardır. Bunlar, Allah’ı zikreden bir topluluk bulduklarında: “Aradığınıza koşun!” diyerek arkadaşlarını çağırırlar. Bu çağrıyı duyan melekler derhal toplanırlar ve onların çevresini dünya semasına kadar çevirirler. Allah onlara: “Kullarımı ne halde bıraktınız?” diye sorar. Onlar: “Sana hamdeder, seni tazim eder ve zikreder halde bıraktık.” derler. Sonra Allah-u Zülcelal ile melekler arasında şu konuşma geçer:
    “Onlar beni görmüş mü?”
    “Hayır”
    “Şayet beni görselerdi ne olurdu?”
    “Seni görselerdi şüphesiz daha çok hamdederler, daha çok ta’zim ederler ve daha çok seni zikrederlerdi.”
    “Onlar ne istiyorlar?”
    “Cenneti istiyorlar.”
    “Onlar cenneti görmüşler mi?”
    “Hayır!”
    “Cenneti görselerdi nasıl olurdu?”
    “Eğer cenneti görselerdi onu isteme de daha çok isterler ve daha titiz davranırlardı.”
    “Neyden Bana sığınıyorlar?”
    “Cehennemden sana sığınıyorlar.”
    “Cehennemi gördüler mi?”
    “Hayır!”
    “Cehennemi görselerdi nasıl olurdu?”
    “Şayet cehennemi görselerdi ondan daha çok kaçarlar, daha çok korkarlar ve onun azabından daha çok Allah’a sığınırlardı.”
    “Sizi şahid kılarım ki onları bağışladım.” (Tirmizi)
    Evet, bu ve buna benzer bir çok hadis vardır. Burada Allah-u Zülcelal’in meleklerine sorması, kullarını onlar vasıtasıyla öğrenmesi için değildir. Çünkü Allah-u Zülcelal’in ilmi herşeyi kuşatmıştır. O, olmuş ve olacak her şeyi aynı anda bilir. Melekler Allah-u Zülcelal’in memurlarıdır, fakat icraatçıları değildir.
    Öyle ise, Rabbimizin bildiği bir şeyi meleklere sormasının hikmeti nedir?
    Bunun hikmetlerinden birincisi, bir lütuf olarak Rabbimizin melekleri insanoğlunun en güzel haline şahid kılmasıdır. Mahşer gününde meleklerin güzel şahadette bulunmaları kullar için bir ikram ve lütuftur.
    Bunun ikinci hikmeti, Allah-u Zülcelal’in insanları yaratırken meleklerle olan konuşmalarıyla ilgilidir. Bir konuşma ayet-i kerimede şöyle açıklanmıştır:
    “Hani Rabbin meleklere, ‘Yeryüzünde emirlerimi yerine getirip varlıklar üzerinde tasarrufta bulunacak bir halife yaratacağım’ buyurduğunda, melekler, ‘Yer yüzünde fesat çıkarıp kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Halbuki biz seni hamd ile tesbih eder, seni her türlü noksanlıktan yüce tutarız’ demişlerdi. Allah ise, ‘Ben sizin bilmediğinizi bilirim’ buyurmuştu.” (Bakara; 30)
    Ayet-i kerimede buyrulduğu gibi, Allah-u Zülcelal, bazı melekleri insan oğlunun zikir, tesbih ve namaz gibi muhim ibadetle-rine şahid tutarak insanın yaratılışındaki yüksek gayeyi onlara göstermiş olmaktadır. Onlara: “Kullarımı ne halde bıraktınız?” sorusu bunu onlardan öğrenmek için değil, melekleri insanoğlunun büyüklüğüne, içlerinde yaratılış gayelerine uygun hareket edenlerin bulunduğuna şahid tutmak içindir.


  4. 22.Şubat.2012, 00:07
    2
    Hadimul Müslimin



    Bazı hadis-i şeriflerde Allah-u Zülcelal’in kullarının amellerini meleklere sorduğu ifade edilir. Bu hadisler, meselenin aslını bilmeyenlerin kafasında, (Haşa): “Allah kullarına melekler vasıtasıyla mı ulaşıyor?” şeklinde bir soruya sebep olur. Mesela böyle hadislerden biri şöyledir:
    “Sevap ve günahları yazan meleklerden başka, Allah’ın yeryüzünde dolaşan melekleri vardır. Bunlar, Allah’ı zikreden bir topluluk bulduklarında: “Aradığınıza koşun!” diyerek arkadaşlarını çağırırlar. Bu çağrıyı duyan melekler derhal toplanırlar ve onların çevresini dünya semasına kadar çevirirler. Allah onlara: “Kullarımı ne halde bıraktınız?” diye sorar. Onlar: “Sana hamdeder, seni tazim eder ve zikreder halde bıraktık.” derler. Sonra Allah-u Zülcelal ile melekler arasında şu konuşma geçer:
    “Onlar beni görmüş mü?”
    “Hayır”
    “Şayet beni görselerdi ne olurdu?”
    “Seni görselerdi şüphesiz daha çok hamdederler, daha çok ta’zim ederler ve daha çok seni zikrederlerdi.”
    “Onlar ne istiyorlar?”
    “Cenneti istiyorlar.”
    “Onlar cenneti görmüşler mi?”
    “Hayır!”
    “Cenneti görselerdi nasıl olurdu?”
    “Eğer cenneti görselerdi onu isteme de daha çok isterler ve daha titiz davranırlardı.”
    “Neyden Bana sığınıyorlar?”
    “Cehennemden sana sığınıyorlar.”
    “Cehennemi gördüler mi?”
    “Hayır!”
    “Cehennemi görselerdi nasıl olurdu?”
    “Şayet cehennemi görselerdi ondan daha çok kaçarlar, daha çok korkarlar ve onun azabından daha çok Allah’a sığınırlardı.”
    “Sizi şahid kılarım ki onları bağışladım.” (Tirmizi)
    Evet, bu ve buna benzer bir çok hadis vardır. Burada Allah-u Zülcelal’in meleklerine sorması, kullarını onlar vasıtasıyla öğrenmesi için değildir. Çünkü Allah-u Zülcelal’in ilmi herşeyi kuşatmıştır. O, olmuş ve olacak her şeyi aynı anda bilir. Melekler Allah-u Zülcelal’in memurlarıdır, fakat icraatçıları değildir.
    Öyle ise, Rabbimizin bildiği bir şeyi meleklere sormasının hikmeti nedir?
    Bunun hikmetlerinden birincisi, bir lütuf olarak Rabbimizin melekleri insanoğlunun en güzel haline şahid kılmasıdır. Mahşer gününde meleklerin güzel şahadette bulunmaları kullar için bir ikram ve lütuftur.
    Bunun ikinci hikmeti, Allah-u Zülcelal’in insanları yaratırken meleklerle olan konuşmalarıyla ilgilidir. Bir konuşma ayet-i kerimede şöyle açıklanmıştır:
    “Hani Rabbin meleklere, ‘Yeryüzünde emirlerimi yerine getirip varlıklar üzerinde tasarrufta bulunacak bir halife yaratacağım’ buyurduğunda, melekler, ‘Yer yüzünde fesat çıkarıp kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Halbuki biz seni hamd ile tesbih eder, seni her türlü noksanlıktan yüce tutarız’ demişlerdi. Allah ise, ‘Ben sizin bilmediğinizi bilirim’ buyurmuştu.” (Bakara; 30)
    Ayet-i kerimede buyrulduğu gibi, Allah-u Zülcelal, bazı melekleri insan oğlunun zikir, tesbih ve namaz gibi muhim ibadetle-rine şahid tutarak insanın yaratılışındaki yüksek gayeyi onlara göstermiş olmaktadır. Onlara: “Kullarımı ne halde bıraktınız?” sorusu bunu onlardan öğrenmek için değil, melekleri insanoğlunun büyüklüğüne, içlerinde yaratılış gayelerine uygun hareket edenlerin bulunduğuna şahid tutmak içindir.





+ Yorum Gönder