Konusunu Oylayın.: Rahmetim gazabımı geçmiştir diyen Rabb´imizin bu kadar az kişiye hidayet vermesinin hikmeti nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Rahmetim gazabımı geçmiştir diyen Rabb´imizin bu kadar az kişiye hidayet vermesinin hikmeti nedir?
  1. 19.Şubat.2012, 14:30
    1
    Misafir

    Rahmetim gazabımı geçmiştir diyen Rabb´imizin bu kadar az kişiye hidayet vermesinin hikmeti nedir?






    Rahmetim gazabımı geçmiştir diyen Rabb´imizin bu kadar az kişiye hidayet vermesinin hikmeti nedir? Mumsema Dünya nüfusunun yaklaşık 1/5´inden biraz fazlasının müslüman olduğunu, büyük çoğunluğun müslüman olmadığını biliyoruz. "Rahmetim gazabımı geçmiştir" diyen Rabb´imizin bu kadar az kişiye hidayet vermesinin hikmeti nedir?


  2. 19.Şubat.2012, 14:30
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Dünya nüfusunun yaklaşık 1/5´inden biraz fazlasının müslüman olduğunu, büyük çoğunluğun müslüman olmadığını biliyoruz. "Rahmetim gazabımı geçmiştir" diyen Rabb´imizin bu kadar az kişiye hidayet vermesinin hikmeti nedir?


    Benzer Konular

    - Günahkârım bana yardim edin diyen kişiye tavsiye.

    - Er-Rabb nedir? İslamda er rabb kavramı

    - Son nefesinde “ Kâbe’nin Rabb’ine andolsun ki kazandım” diyen sahabinin adı nedir?

    - Gök taşlarının, gezegenlerin ve bu kadar büyük bir kainatın yaratılmasının hikmeti nedir?

    - Kişinin Sağlığında Parasını Evlatlarından Bir Kişiye Vermesinin Hükmü

  3. 19.Şubat.2012, 18:01
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: "Rahmetim gazabımı geçmiştir" diyen Rabb´imizin bu kadar az kişiye hidayet vermesinin hikmeti nedir?




    Dünyada, müslim-gayri müslim farkını gözetmeden bütün insanları yoktan var etmesi, göz-kulak gibi organlar vermesi, akıl, gönül, fikir, vicdan gibi manevi duyguları bahşetmesi, güneşi, ayı, denizi, toprağı, havayı hizmetlerine vermesi, hülasa bin bir çeşit nimetlerle donattığı yeryüzüne halife yapması, Allah’ın sonsuz rahmetini göstermeye yeter de artar bir delildir.

    Kıyamet günü, Allah’ın cezayı hakkeden milyonlarca insanı affedeceğini sahih hadislerden öğreniyoruz. İmanlı olmak şartıyla, cehenneme giren milyonlarca insanı da bir gün cehennemden kurtaracaktır. Hatta bir zerre/toz kadar küçük bir iman nuruna sahip olan veya iman nurundan bir kıvılcım taşıyan herkesi sonunda cehennemden kurtarıp cennete koyacak ve ebediyen onları da orada yaşatacaktır. Bütün bunlar da Allah’ın rahmetinin gazabını geçtiğini gösteren delillerdir.

    Gayri müslimlerin nüfusunun fazla olması, yaklaşık on beş asır önce Kur’an’ın haber verdiği bir gaybî haber olarak bir mucizedir. Aşağıda mealleri verilen ayetlerde bu gaybî haberleri görüyoruz:

    “...Bunda hiç şüphen olmasın. Çünkü o Rabbinden gelen hakikatin ta kendisidir; fakat insanların çoğu buna iman etmezler.” (Hud, 11/17)

    “Şunu unutma ki: Sen, büyük bir kuvvetle arzu etsen bile insanların çoğu iman etmezler.” (Yusuf, 12/103)

    “Elif, Lâm, Mîm, Râ. İşte bunlar sana indirilen kitabın âyetleridir. Sana Rabbin tarafından indirilen Kur’ân haktır, gerçektir, ama insanların çoğu buna inanmazlar.” (Ra’d, 13/1)

    “Bu Kur’ân’da Biz, her türlü manayı, insanlar için çeşitli tarzlarda tekrar tekrar açıkladık. Ama insanların çoğu küfürde/inkârcılıkta ısrar ettiler.” (İsra, 17/89)

    Bu ve benzeri ayetlerin verdiği haberlerin -her asırda- doğru çıkması, Kur’an’ın Allah’ın kelamı olduğunun tartışmasız göstergesidir. Bizim imanımızı kuvvetlendirmek için, bu gibi noktalara dikkat etmemiz gerekir. Yoksa, Allah’ın rahmetinin sonsuzluğunu kendi küçük aklımızla ölçmeye kalkmamız doğru olmaz. Bize düşen iman etmektir, teslim olmaktır. Tabii ki, hikmetleri de öğrenmeye çaılşma hakkımız var. Ancak, her hikmeti bilmemiz mümkün olmayabilir. Şayet bunu büyük bir mesele yaparsak, şeytan ayaklarımızı kaydırabilir. Öncelikle buna vurgu yapmayı uygun gördük.

    Bununla beraber, insanların çoğunun inkârcı olması, sonsuz rahmetle nasıl bağdaşabilir, meselesini şöyle açıklayabiliriz:

    Allah, ezeli ilim, hikmet ve iradesiyle şartlarını belirlediği bir imtihan açmıştır. Bu imtihanda başarılı olmak, ilgili şartları yerine getirmekle mümkündür. Bu imtihandan maksat ise, kaliteli insanları tespit etmek ve onları ödüllendirmektir. Bu sebeple, imtihanın gayesi, sayısal çoğunluğu değil, keyfiyetli, kaliteli çoğunluğu ortaya koymaktır.

    Hiç şüphesiz âdil olan Allah, kullarına asla zulmetmez. Fakat insanların keyfine göre de hareket etmez. İnsanların çoğunun cehenneme gitmesi doğrudur. Fakat meziyet sayıda değil, kalitedir. Tavus kuşunun altına bırakılan yüz yumurtadan 90 tanesi cılk çıkıp bozulsa bile, on tanesinin kıymetli birer tavus civcivi olmalarının hatırı için bu işlemden vazgeçmemek aklın gereğidir. Çünkü, eğer bu yumurtalar kuluçka işlemine tabi tutulmazsa hiçbir civciv söz konusu olmaz. Az bir zarar için pek çok olan bir yarardan vazgeçilmez. On tanenin sağlam çıkması, 90 tanenin zararını telafi ettiği gibi, fazladan kârlar da kazandırır.

    Eğer imtihan olmasaydı, başta Hz. Muhammed olarak peygamberler, evliyalar gibi yıldızların doğması mümkün olamazdı. Yaratıcı katında pek bir değere sahip olmayan –sürü türünden- bir yığın inkârcının cehenneme girmemesi için, imtihanı açmamak suretiyle böyle her biri dünyaya bedel kaliteli insanların ortaya çıkmasına engel olmak hikmete taban tabana zıttır.

    Hidayet, dosdoğru yol demektir. Hidayete erdirmek ise, bu yolu göstermektir. Allah, bir taraftan bu yolu gösterecek akıl gibi bir nimeti insanlara verirken, diğer taraftan bu akla yardımcı olacak ikinci bir hidayet yolunu peygamberler ve kitaplar vasıtasıyla insanlara lütfetmiştir.

    Fakat, imtihanın gereği olarak, insanlara aklın yanında özgür irade de vermiştir. İnsan oğlu, özgür iradesini kullanarak doğru veya eğri yolu seçme hakkına sahiptir. Yanlış yolu seçen kimsenin bunun faturasını Allah’a kesmesi cahilane bir hezeyandır. Her yıl takdir belgesini alan bir öğrencinin aklını kullanıp çalışması bir hidayet yansımasıdır. Bunun yanında tembelce oturup hiç çalışmayan birinin sınıfta kalması ise adaletin bir yansımasıdır. Bu başarsızlığını öğretmenin üstüne atması ayrı bir sahteciliktir.
    S.İslamiyet


  4. 19.Şubat.2012, 18:01
    2
    Silent and lonely rains



    Dünyada, müslim-gayri müslim farkını gözetmeden bütün insanları yoktan var etmesi, göz-kulak gibi organlar vermesi, akıl, gönül, fikir, vicdan gibi manevi duyguları bahşetmesi, güneşi, ayı, denizi, toprağı, havayı hizmetlerine vermesi, hülasa bin bir çeşit nimetlerle donattığı yeryüzüne halife yapması, Allah’ın sonsuz rahmetini göstermeye yeter de artar bir delildir.

    Kıyamet günü, Allah’ın cezayı hakkeden milyonlarca insanı affedeceğini sahih hadislerden öğreniyoruz. İmanlı olmak şartıyla, cehenneme giren milyonlarca insanı da bir gün cehennemden kurtaracaktır. Hatta bir zerre/toz kadar küçük bir iman nuruna sahip olan veya iman nurundan bir kıvılcım taşıyan herkesi sonunda cehennemden kurtarıp cennete koyacak ve ebediyen onları da orada yaşatacaktır. Bütün bunlar da Allah’ın rahmetinin gazabını geçtiğini gösteren delillerdir.

    Gayri müslimlerin nüfusunun fazla olması, yaklaşık on beş asır önce Kur’an’ın haber verdiği bir gaybî haber olarak bir mucizedir. Aşağıda mealleri verilen ayetlerde bu gaybî haberleri görüyoruz:

    “...Bunda hiç şüphen olmasın. Çünkü o Rabbinden gelen hakikatin ta kendisidir; fakat insanların çoğu buna iman etmezler.” (Hud, 11/17)

    “Şunu unutma ki: Sen, büyük bir kuvvetle arzu etsen bile insanların çoğu iman etmezler.” (Yusuf, 12/103)

    “Elif, Lâm, Mîm, Râ. İşte bunlar sana indirilen kitabın âyetleridir. Sana Rabbin tarafından indirilen Kur’ân haktır, gerçektir, ama insanların çoğu buna inanmazlar.” (Ra’d, 13/1)

    “Bu Kur’ân’da Biz, her türlü manayı, insanlar için çeşitli tarzlarda tekrar tekrar açıkladık. Ama insanların çoğu küfürde/inkârcılıkta ısrar ettiler.” (İsra, 17/89)

    Bu ve benzeri ayetlerin verdiği haberlerin -her asırda- doğru çıkması, Kur’an’ın Allah’ın kelamı olduğunun tartışmasız göstergesidir. Bizim imanımızı kuvvetlendirmek için, bu gibi noktalara dikkat etmemiz gerekir. Yoksa, Allah’ın rahmetinin sonsuzluğunu kendi küçük aklımızla ölçmeye kalkmamız doğru olmaz. Bize düşen iman etmektir, teslim olmaktır. Tabii ki, hikmetleri de öğrenmeye çaılşma hakkımız var. Ancak, her hikmeti bilmemiz mümkün olmayabilir. Şayet bunu büyük bir mesele yaparsak, şeytan ayaklarımızı kaydırabilir. Öncelikle buna vurgu yapmayı uygun gördük.

    Bununla beraber, insanların çoğunun inkârcı olması, sonsuz rahmetle nasıl bağdaşabilir, meselesini şöyle açıklayabiliriz:

    Allah, ezeli ilim, hikmet ve iradesiyle şartlarını belirlediği bir imtihan açmıştır. Bu imtihanda başarılı olmak, ilgili şartları yerine getirmekle mümkündür. Bu imtihandan maksat ise, kaliteli insanları tespit etmek ve onları ödüllendirmektir. Bu sebeple, imtihanın gayesi, sayısal çoğunluğu değil, keyfiyetli, kaliteli çoğunluğu ortaya koymaktır.

    Hiç şüphesiz âdil olan Allah, kullarına asla zulmetmez. Fakat insanların keyfine göre de hareket etmez. İnsanların çoğunun cehenneme gitmesi doğrudur. Fakat meziyet sayıda değil, kalitedir. Tavus kuşunun altına bırakılan yüz yumurtadan 90 tanesi cılk çıkıp bozulsa bile, on tanesinin kıymetli birer tavus civcivi olmalarının hatırı için bu işlemden vazgeçmemek aklın gereğidir. Çünkü, eğer bu yumurtalar kuluçka işlemine tabi tutulmazsa hiçbir civciv söz konusu olmaz. Az bir zarar için pek çok olan bir yarardan vazgeçilmez. On tanenin sağlam çıkması, 90 tanenin zararını telafi ettiği gibi, fazladan kârlar da kazandırır.

    Eğer imtihan olmasaydı, başta Hz. Muhammed olarak peygamberler, evliyalar gibi yıldızların doğması mümkün olamazdı. Yaratıcı katında pek bir değere sahip olmayan –sürü türünden- bir yığın inkârcının cehenneme girmemesi için, imtihanı açmamak suretiyle böyle her biri dünyaya bedel kaliteli insanların ortaya çıkmasına engel olmak hikmete taban tabana zıttır.

    Hidayet, dosdoğru yol demektir. Hidayete erdirmek ise, bu yolu göstermektir. Allah, bir taraftan bu yolu gösterecek akıl gibi bir nimeti insanlara verirken, diğer taraftan bu akla yardımcı olacak ikinci bir hidayet yolunu peygamberler ve kitaplar vasıtasıyla insanlara lütfetmiştir.

    Fakat, imtihanın gereği olarak, insanlara aklın yanında özgür irade de vermiştir. İnsan oğlu, özgür iradesini kullanarak doğru veya eğri yolu seçme hakkına sahiptir. Yanlış yolu seçen kimsenin bunun faturasını Allah’a kesmesi cahilane bir hezeyandır. Her yıl takdir belgesini alan bir öğrencinin aklını kullanıp çalışması bir hidayet yansımasıdır. Bunun yanında tembelce oturup hiç çalışmayan birinin sınıfta kalması ise adaletin bir yansımasıdır. Bu başarsızlığını öğretmenin üstüne atması ayrı bir sahteciliktir.
    S.İslamiyet





+ Yorum Gönder