Konusunu Oylayın.: Tarihte ve değişik medeniyetlerde kardeşlik olgusu

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Tarihte ve değişik medeniyetlerde kardeşlik olgusu
  1. 14.Şubat.2012, 18:09
    1
    Misafir

    Tarihte ve değişik medeniyetlerde kardeşlik olgusu

  2. 05.Mart.2012, 06:43
    2
    CeylaN
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 2090
    Mesaj Sayısı: 71
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Bulunduğu yer: Ne önemi var ki?

    Cevap: Tarihte ve değişik medeniyetlerde kardeşlik olgusu




    Kardeşlik ahlakı ve hukuku gün geçtikçe örselenen ve ihmal edilen en önemli insani değerlerdendir. Genel anlamda hemen her coğrafyada ve toplumda insanın temel hak ve hürriyetleri bağlamında huzur ve mutluluk içinde yaşayabilmesi, söz konusu ahlakın ve hukukun varlığı ile yakından ilintilidir. Öteden beri insanlığı ve özellikle de inanan gönülleri birlik ve beraberliğe davet eden ilahi mesajlar, sağlıklı bir kardeşliğin zemin bulmasını ve siyasi görüşü, mezhebi ve etnik kökeni her ne olursa olsun “insan” vasfını taşıyan herkesin haklarına riayet edilmesini dini ve ahlaki bir görev olarak sunar. Bu noktada vahyin muhatabı olan insana hak ve hukuka riayetin gereği sıkça vurgulanır. Zira hukuka riayetin olmadığı ortamlarda barıştan, birliktelikten, sevgi ve saygıdan, kısacası erdemli bir hayattan söz etmek mümkün değildir.
    Bu nedenledir ki İslam, kardeşlik söylemini kardeşlik ahlakı ve hukukuna riayet ile temellendirmiş ve kardeşliğin böyle bir zeminde hayat bulacağına ve anlam kazanacağına işaret etmiştir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) de Ensar ve Muhacir örneğinde en somut biçimde görüldüğü gibi kardeşliği toplumda fonksiyonel hale getirmiştir.
    Kardeş olmak, arkadaş ve dost olmak; sevinçte ve kederde beraber olmayı göze almak demektir. Ne yazık ki içinde bulunduğumuz modern zamanlarda bu özellikler birer birer hayatımızdan çıkmakta, rekabet, lüks bir yaşam isteği, nimetleri paylaşımda bencillik, hedonizm ve adalet anlayışının değişmesi toplumsal bilincimizde önemli gedikler açmaktadır. Bütün bu olumsuz gelişmeler Hz. Peygamber ve sahabenin hayatı bağlamında yaşantımızı, bireysel ve toplumsal ilişkilerimizi, beklentilerimizi ve ahiretimizi yeniden düşünüp kaybolmaya yüz tutmuş değerlerimizi yeniden hayata dahil etmeyi gerekli kılmaktadır.
    Bu mülahazalar ışığı altında 2012 yılı Kutlu Doğum Haftası için belirlenen “Hz. Peygamber, Kardeşlik Ahlakı ve Kardeşlik Hukuku” konusunun sempozyum çerçevesinde ele alınarak gerek akademi camiası gerekse teşkilatımızdaki ilmi birikimler ortaya konulacak, sunulacak bildiriler ve yapılacak müzakereler kitap halinde basılarak ilgililerin istifadesine sunulacaktır.


  3. 05.Mart.2012, 06:43
    2
    Devamlı Üye



    Kardeşlik ahlakı ve hukuku gün geçtikçe örselenen ve ihmal edilen en önemli insani değerlerdendir. Genel anlamda hemen her coğrafyada ve toplumda insanın temel hak ve hürriyetleri bağlamında huzur ve mutluluk içinde yaşayabilmesi, söz konusu ahlakın ve hukukun varlığı ile yakından ilintilidir. Öteden beri insanlığı ve özellikle de inanan gönülleri birlik ve beraberliğe davet eden ilahi mesajlar, sağlıklı bir kardeşliğin zemin bulmasını ve siyasi görüşü, mezhebi ve etnik kökeni her ne olursa olsun “insan” vasfını taşıyan herkesin haklarına riayet edilmesini dini ve ahlaki bir görev olarak sunar. Bu noktada vahyin muhatabı olan insana hak ve hukuka riayetin gereği sıkça vurgulanır. Zira hukuka riayetin olmadığı ortamlarda barıştan, birliktelikten, sevgi ve saygıdan, kısacası erdemli bir hayattan söz etmek mümkün değildir.
    Bu nedenledir ki İslam, kardeşlik söylemini kardeşlik ahlakı ve hukukuna riayet ile temellendirmiş ve kardeşliğin böyle bir zeminde hayat bulacağına ve anlam kazanacağına işaret etmiştir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) de Ensar ve Muhacir örneğinde en somut biçimde görüldüğü gibi kardeşliği toplumda fonksiyonel hale getirmiştir.
    Kardeş olmak, arkadaş ve dost olmak; sevinçte ve kederde beraber olmayı göze almak demektir. Ne yazık ki içinde bulunduğumuz modern zamanlarda bu özellikler birer birer hayatımızdan çıkmakta, rekabet, lüks bir yaşam isteği, nimetleri paylaşımda bencillik, hedonizm ve adalet anlayışının değişmesi toplumsal bilincimizde önemli gedikler açmaktadır. Bütün bu olumsuz gelişmeler Hz. Peygamber ve sahabenin hayatı bağlamında yaşantımızı, bireysel ve toplumsal ilişkilerimizi, beklentilerimizi ve ahiretimizi yeniden düşünüp kaybolmaya yüz tutmuş değerlerimizi yeniden hayata dahil etmeyi gerekli kılmaktadır.
    Bu mülahazalar ışığı altında 2012 yılı Kutlu Doğum Haftası için belirlenen “Hz. Peygamber, Kardeşlik Ahlakı ve Kardeşlik Hukuku” konusunun sempozyum çerçevesinde ele alınarak gerek akademi camiası gerekse teşkilatımızdaki ilmi birikimler ortaya konulacak, sunulacak bildiriler ve yapılacak müzakereler kitap halinde basılarak ilgililerin istifadesine sunulacaktır.





+ Yorum Gönder