Konusunu Oylayın.: İslam'da Kardeşlik ve Beraberlik

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İslam'da Kardeşlik ve Beraberlik
  1. 14.Şubat.2012, 18:00
    1
    Misafir

    İslam'da Kardeşlik ve Beraberlik






    İslam'da Kardeşlik ve Beraberlik Mumsema İslam'da Kardeşlik ve Beraberlik


  2. 14.Şubat.2012, 18:00
    1
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir
  3. 14.Şubat.2012, 21:45
    2
    Yetim
    Hadimul Müslimin

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2007
    Üye No: 9
    Mesaj Sayısı: 1,994
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Hadimul Müslimin

    Cevap: İslam'da Kardeşlik ve Beraberlik




    İslamda Kardeşlik

    Çeşitli kardeşlikler vardır; din kardeşliği, anababa kardeşliği, iş kardeşliği, memleket kardeşliği, yol kardeşliği ve insan kardeşliği gibi. Esas kardeşlik din kardeşliğidir. Din, İslâm dinidir. Allah Teâlâ'ya, Hz. Peygamber (s.a.s.)'e ve Hz. Peygamber'in getirdiğini kalbiyle kabul edip tasdik eden ve diliyle de ikrar eden mü'mindir. Allah Teâlâ, Mü'minleri kardeş ilan etmiştir. Kardeşlere karşı kardeşlik hukuku geçerlidir. Hiçbir haklılık Allah Teâlâ'yı, Hz. Peygamber (s.a.s.)'i ve Hz. Peygamber'in getirdiğini inkâr etmedikçe kardeşliği bozmaya yetmez. Bu kardeşliği bozmak ancak şeytanın ve adamlarının işine yarar.
    A. İslâm Kardeşliğinin Gerçekleşmesinin Şartları:
    1. Hedef birliği
    2.Yol birliği
    3. Kültür birliği
    4. Anlayış birliği
    5. Davranış birliği.
    Hedef birliği olmasına rağmen kardeşliğin gerçekleşmemesi hedef birliğinin kâfi gelmediğini gösterir. Yine aynı şekilde yol birliği de kâfi gelmemektedir. Davranış birliği anlayış birliğine o da kültür birliğine bağlıdır. Demek ki kardeşliğin gerçekleşmesi kültür birliğine ve bu birliktelik üzerinde terbiye olmaya ve bu anlayışa göre hayatı tanzim etmeye bağlıdır.

    1. Hedef birliği:
    Hedef iki kısımdır; ana hedef ve ara hedeftir. Bir cemaatin, kendi içinde birlik olabilmesi için hem ana hedefte hem de ara hedefte birleşmesi gerekir. Fakat bütün müslümanlar arasındaki birlik oluşunda ise ana hedefte birleşmeleri gerekir. Ana hedef Allah Teâlâ'nın rızasını kazanmaktır. Ara hedef, dünyevî ve uhrevî olmak üzere iki kısımdır. Dünyevî ara hedefler, kişinin dünyada maddî olarak huzurlu bir hayat sürmesini sağlayacak imkanlardır. Uhrevî ara hedefler, şahsın, ailenin, kurumların, İslâm dünyasının ve bütün insanlığın İslâmlaşmasını sağlamaktır.

    2. Yol birliği:
    Yolu da ikiye ayırmak gerekir; ana yol ve yan yol. Ana yol herkesin, bütün bir ümmetin yoludur. Yan yol ise bir veya birkaç cemaate ait olabilir. Ana yol usûl ve fürû'da İslâm Akîdesinin ve İslâm Fıkhının ana gövdesini oluşturan icmadır ki bütün ümmetin içinde ve üzerinde bulunduğu ve herkesi birleştiren yoldur. Ana yolun şartı ana yola paralel olup zıt olmamasıdır. Yol, ifratın ve tefritin ortası istikâmettir. Yolu Allah Teâlâ belirlemiş, bu yola Fâtiha sûresinde sırâtı müstakîm ismini vermiştir. Bu yolun en önemli özelliği hak oluşudur.

    3. Kültür birliği:
    Kültürden maksat, İslâm kültürü ve çağın kültürüdür. İslâm kültürünün temeli vahiydir. Vahyin iki musluğu Kur'ân-ı Kerîm ve Hadîs-i Şerîflerdir. İslâm Medeniyetinin de temeli bu iki kaynaktır. Âyet ve hadisleri iyi anlamak için bu ikisinden çıkarılan usûliddîn ve usûli fıkhı iyi anlamak gerekir. Bu iki usûl iyi kavranılırsa birlik elde etmenin temeli atılmış olur.

    4. Anlayış birliği:
    Anlayışın kaynağı sahih, yeterli ve isabetli ilimdir. Kültür birliği dediğimiz ilim birliği olursa anlayış birliği hasıl olur. Usûliddîn ve usûli fıkıh iyi kavranılırsa bütün bilgiler bu iki ölçü ile ölçülürse ne kadar bilgiler öğrenseler de anlayış birliğine engel olmazlar. Anlayış birliği davranış birliğine götürür. Bütün müslümanların anlayış birliğinin ölçüsü icmada birleşmiş olmalarıdır. İcmaya muhalif olmadıkça farklılıkları birliğe engel olmaz. Müslüman cemaatler arasındaki ihtilaf, cehaletten veya nefisten kaynaklanmaktadır. Aynı cemaat içindeki birliktelik, hem icma hem de icmaya muhalif olmayan kültürün birlikteliği ile elde edilmektedir.

    5. Davranış birliği:
    Davranış birliği, dayanışma ve sevgiyi, başarı ve eseri doğurmaktadır. Davranış birliği güçlülük demektir.
    Farklı cemaatlerin varlığı bir zenginliktir. Cemaatler ayrı ayrı olsalar bile, üst kimlikte birleştikleri müddetçe birbirlerine düşman olmamaları gerekir. Düşmanlık ya cehaletten ya da nefse uymaktan kaynaklanır. İslâm kardeşliği üst kimlikte birleşmeye mecburdur. İslâm kardeşliğinin üst kimliği de icmadır. İcmada birleşmek mecburiyeti vardır. İcma herkesi bağlayıcıdır. İcmaya ters olmamak şartıyla herkes farklı düşünebilir ve farklı davranış sergileyebilir, delili olması şartıyla. Zira kişilerin helalı ve haramı belirleme yetkileri yoktur. Anlayış birliğini sağlayan usûl/ölçüdür. İtikâdî konularda ölçü, usûliddîn denilen İslâm Akâidi, amelî konularda ölçü, usûli fıkıhtır. Cemaatler bu iki usûlü ölçü alsalar ihtilaflarında derinlikli, ilim, irfan, insaf, takva sahibi âlimler hakem olsalar, cemaatler de bu zatların hakemliklerine müracaat etseler sıkıntılar kalkar ve huzur tesis edilmiş olur.

    Hedef birliği olmasına rağmen kardeşliğin gerçekleşmemesi hedef birliğinin kâfi gelmediğini gösterir. Yine aynı şekilde yol birliği de kâfi gelmemektedir. Davranış birliği anlayış birliğine o da kültür birliğine bağlıdır.
    Cemaatlerin varlığı zenginliktir. Cemaatlerin ayrı oluşu birbirine düşmanlığı doğurmaz. Düşmanlık ya cehaletten ya da nefse uymaktan kaynaklanır. İslâm kardeşliği üst kimlikte birleşmeye mecburdur. İslâm kardeşliğinin üst kimliği de icmadır. İcmada birleşmek mecburiyeti vardır. İcma herkesi bağlayıcıdır. İcmaya ters olmamak şartıyla herkes farklı düşünebilir ve farklı davranış sergileyebilir, delili olması şartıyla. Zira kişiler helalı ve haramı belirleme yetkileri yoktur. Anlayış birliğini sağlayan usûldür. İtikâdî konularda usûl, usûliddîn denilen İslâm Akâidi, amelî konularda usûl, usûl-i fıkıhtır.

    B. İslâm Kardeşliğinin Devamı ve Kemâli Kardeşler Arası Şu Şartlara Dikkat Etmekle Elde Edilir:

    1. Müslümanların birbirleri üzerindeki haklara uyması gerekir:
    Hz.Peygamber (s.a.s.) bu konuda şöyle buyurmuştur: "Müslümanın Müslüman üzerindeki hakkı beştir: Selam almak, hastayı ziyaret etmek, cenazeye katılmak, davete icabet etmek, hapşırana yerhamükallah demek."
    Başka bir hadiste de altı olduğu belirtilmiştir. Şöyle ki:
    a) Selâm vermek,
    b) Davete icâbet etmek,
    c) Nasihat etmek,
    d) Hapşırana yerhamükallah demek,
    e)Hastayı ziyaret etmek
    f) Cenazeyi uğurlamak.

    2. Allah için sevmek:
    Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Üç özellik vardır ki, bunlar kimde bulunursa o, imanın tadını tadar: Allah ve Rasûlünü, (bu ikisinden başka) herkesten fazla sevmek. Sevdiğini Allah için sevmek. Allah kendisini küfürden kurtardıktan sonra tekrar küfre dönmeyi ateşe atılmak gibi kerih görmek."
    Başka bir hadîs-i şerîfte şöyle buyurmuştur: "Allah için sevmek ve Allah için buğzetmek imandandır."
    Kıyâmet günü mü'mine fayda verecek olan dünyadaki İslâm kardeşliğidir. Bu durumu şu âyet-i kerîme ortaya koymaktadır:
    "Muttakiler dışında dünyadaki bütün dostlar, o gün birbirine düşmandır."
    Âyette geçen muttakîden maksat dostlukları sırf Allah rızası için olan mü'min ve mü' mini kâmildir. Kıyâmet gününde arşın gölgesinden istifade edecek olanların bir tanesi de birbirlerini Allah için sevenlerdi
    "Başka bir gölgenin bulunmadığı Kıyâmet gününde Allah Teâlâ, yedi insanı, arşının gölgesinde barındıracaktır: Âdil devlet başkanı, Rabbine kulluk ederek temiz bir hayat içinde büyüyen genç, Kalbi mescitlere bağlı Müslüman, Birbirlerini Allah için sevip buluşmaları da ayrılmaları da Allah için olan iki insan, Güzel ve mevki sahibi bir kadının beraber olma (zina) isteğine "Ben Allah'tan korkarım" diye yaklaşmayan yiğit, Sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse, Tenhada Allah'ı anıp gözyaşı döken kişi."

    3. Kendisi için sevdiğini kardeşi için de sevmek, sevmediğini kardeşi için de sevmemek.
    Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
    "Sizden biriniz kendisi için sevdiği şeyi kardeşi için de sevmedikçe iman etmiş olmaz."
    İki türlü kardeş vardır: Birisi din kardeşi diğeri insan kardeşi. Din kardeşi Müslümanlardır, insan kardeşi aynı anababa (Âdem a.s. ve Havva) dan gelme olan kâfirlerdir. Kendimize istediğimiz imanı kâfirler için de istemezsek "küfre rıza küfürdür" kâidesi gereği kâfir oluruz. Yine Kendimize istediğimiz herhangi bir şeyi Müslüman kardeşler için istemezsek kâmil Müslüman olamayız. Birisi imanın temeline ait, diğeri imanın kemâline ait olmuş olur.
    İnsanlar birbirlerini üç derecede sever denmiştir:
    a) Kölesi kadar sever, ona malının fazlasını verir,
    b) Kendisi kadar sever, malının yarısını verir,
    c) Kendisinden fazla sever, kendisi muhtaç iken kardeşini kendisine tercih eder hepsini ona verir.
    Eğer biz insanlar birbirimizi kölemiz kadarbu gün işçimiz kadar diyebiliriz sevsek dünya cennet olur. Mü'minlerin birbirlerine olan alakasına dair Hz. Peygamber (s.a.s.): "Mü'min için mü'min birbirini perçinleyen duvar gibidir." 7 buyurmuştur.

    4. Müslüman kardeşin başına gelene üzülmek:
    "Mü'minler birbirlerini sevmekte, birbirlerini acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir organı hastalanınca diğer organlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar."


  4. 14.Şubat.2012, 21:45
    2
    Hadimul Müslimin



    İslamda Kardeşlik

    Çeşitli kardeşlikler vardır; din kardeşliği, anababa kardeşliği, iş kardeşliği, memleket kardeşliği, yol kardeşliği ve insan kardeşliği gibi. Esas kardeşlik din kardeşliğidir. Din, İslâm dinidir. Allah Teâlâ'ya, Hz. Peygamber (s.a.s.)'e ve Hz. Peygamber'in getirdiğini kalbiyle kabul edip tasdik eden ve diliyle de ikrar eden mü'mindir. Allah Teâlâ, Mü'minleri kardeş ilan etmiştir. Kardeşlere karşı kardeşlik hukuku geçerlidir. Hiçbir haklılık Allah Teâlâ'yı, Hz. Peygamber (s.a.s.)'i ve Hz. Peygamber'in getirdiğini inkâr etmedikçe kardeşliği bozmaya yetmez. Bu kardeşliği bozmak ancak şeytanın ve adamlarının işine yarar.
    A. İslâm Kardeşliğinin Gerçekleşmesinin Şartları:
    1. Hedef birliği
    2.Yol birliği
    3. Kültür birliği
    4. Anlayış birliği
    5. Davranış birliği.
    Hedef birliği olmasına rağmen kardeşliğin gerçekleşmemesi hedef birliğinin kâfi gelmediğini gösterir. Yine aynı şekilde yol birliği de kâfi gelmemektedir. Davranış birliği anlayış birliğine o da kültür birliğine bağlıdır. Demek ki kardeşliğin gerçekleşmesi kültür birliğine ve bu birliktelik üzerinde terbiye olmaya ve bu anlayışa göre hayatı tanzim etmeye bağlıdır.

    1. Hedef birliği:
    Hedef iki kısımdır; ana hedef ve ara hedeftir. Bir cemaatin, kendi içinde birlik olabilmesi için hem ana hedefte hem de ara hedefte birleşmesi gerekir. Fakat bütün müslümanlar arasındaki birlik oluşunda ise ana hedefte birleşmeleri gerekir. Ana hedef Allah Teâlâ'nın rızasını kazanmaktır. Ara hedef, dünyevî ve uhrevî olmak üzere iki kısımdır. Dünyevî ara hedefler, kişinin dünyada maddî olarak huzurlu bir hayat sürmesini sağlayacak imkanlardır. Uhrevî ara hedefler, şahsın, ailenin, kurumların, İslâm dünyasının ve bütün insanlığın İslâmlaşmasını sağlamaktır.

    2. Yol birliği:
    Yolu da ikiye ayırmak gerekir; ana yol ve yan yol. Ana yol herkesin, bütün bir ümmetin yoludur. Yan yol ise bir veya birkaç cemaate ait olabilir. Ana yol usûl ve fürû'da İslâm Akîdesinin ve İslâm Fıkhının ana gövdesini oluşturan icmadır ki bütün ümmetin içinde ve üzerinde bulunduğu ve herkesi birleştiren yoldur. Ana yolun şartı ana yola paralel olup zıt olmamasıdır. Yol, ifratın ve tefritin ortası istikâmettir. Yolu Allah Teâlâ belirlemiş, bu yola Fâtiha sûresinde sırâtı müstakîm ismini vermiştir. Bu yolun en önemli özelliği hak oluşudur.

    3. Kültür birliği:
    Kültürden maksat, İslâm kültürü ve çağın kültürüdür. İslâm kültürünün temeli vahiydir. Vahyin iki musluğu Kur'ân-ı Kerîm ve Hadîs-i Şerîflerdir. İslâm Medeniyetinin de temeli bu iki kaynaktır. Âyet ve hadisleri iyi anlamak için bu ikisinden çıkarılan usûliddîn ve usûli fıkhı iyi anlamak gerekir. Bu iki usûl iyi kavranılırsa birlik elde etmenin temeli atılmış olur.

    4. Anlayış birliği:
    Anlayışın kaynağı sahih, yeterli ve isabetli ilimdir. Kültür birliği dediğimiz ilim birliği olursa anlayış birliği hasıl olur. Usûliddîn ve usûli fıkıh iyi kavranılırsa bütün bilgiler bu iki ölçü ile ölçülürse ne kadar bilgiler öğrenseler de anlayış birliğine engel olmazlar. Anlayış birliği davranış birliğine götürür. Bütün müslümanların anlayış birliğinin ölçüsü icmada birleşmiş olmalarıdır. İcmaya muhalif olmadıkça farklılıkları birliğe engel olmaz. Müslüman cemaatler arasındaki ihtilaf, cehaletten veya nefisten kaynaklanmaktadır. Aynı cemaat içindeki birliktelik, hem icma hem de icmaya muhalif olmayan kültürün birlikteliği ile elde edilmektedir.

    5. Davranış birliği:
    Davranış birliği, dayanışma ve sevgiyi, başarı ve eseri doğurmaktadır. Davranış birliği güçlülük demektir.
    Farklı cemaatlerin varlığı bir zenginliktir. Cemaatler ayrı ayrı olsalar bile, üst kimlikte birleştikleri müddetçe birbirlerine düşman olmamaları gerekir. Düşmanlık ya cehaletten ya da nefse uymaktan kaynaklanır. İslâm kardeşliği üst kimlikte birleşmeye mecburdur. İslâm kardeşliğinin üst kimliği de icmadır. İcmada birleşmek mecburiyeti vardır. İcma herkesi bağlayıcıdır. İcmaya ters olmamak şartıyla herkes farklı düşünebilir ve farklı davranış sergileyebilir, delili olması şartıyla. Zira kişilerin helalı ve haramı belirleme yetkileri yoktur. Anlayış birliğini sağlayan usûl/ölçüdür. İtikâdî konularda ölçü, usûliddîn denilen İslâm Akâidi, amelî konularda ölçü, usûli fıkıhtır. Cemaatler bu iki usûlü ölçü alsalar ihtilaflarında derinlikli, ilim, irfan, insaf, takva sahibi âlimler hakem olsalar, cemaatler de bu zatların hakemliklerine müracaat etseler sıkıntılar kalkar ve huzur tesis edilmiş olur.

    Hedef birliği olmasına rağmen kardeşliğin gerçekleşmemesi hedef birliğinin kâfi gelmediğini gösterir. Yine aynı şekilde yol birliği de kâfi gelmemektedir. Davranış birliği anlayış birliğine o da kültür birliğine bağlıdır.
    Cemaatlerin varlığı zenginliktir. Cemaatlerin ayrı oluşu birbirine düşmanlığı doğurmaz. Düşmanlık ya cehaletten ya da nefse uymaktan kaynaklanır. İslâm kardeşliği üst kimlikte birleşmeye mecburdur. İslâm kardeşliğinin üst kimliği de icmadır. İcmada birleşmek mecburiyeti vardır. İcma herkesi bağlayıcıdır. İcmaya ters olmamak şartıyla herkes farklı düşünebilir ve farklı davranış sergileyebilir, delili olması şartıyla. Zira kişiler helalı ve haramı belirleme yetkileri yoktur. Anlayış birliğini sağlayan usûldür. İtikâdî konularda usûl, usûliddîn denilen İslâm Akâidi, amelî konularda usûl, usûl-i fıkıhtır.

    B. İslâm Kardeşliğinin Devamı ve Kemâli Kardeşler Arası Şu Şartlara Dikkat Etmekle Elde Edilir:

    1. Müslümanların birbirleri üzerindeki haklara uyması gerekir:
    Hz.Peygamber (s.a.s.) bu konuda şöyle buyurmuştur: "Müslümanın Müslüman üzerindeki hakkı beştir: Selam almak, hastayı ziyaret etmek, cenazeye katılmak, davete icabet etmek, hapşırana yerhamükallah demek."
    Başka bir hadiste de altı olduğu belirtilmiştir. Şöyle ki:
    a) Selâm vermek,
    b) Davete icâbet etmek,
    c) Nasihat etmek,
    d) Hapşırana yerhamükallah demek,
    e)Hastayı ziyaret etmek
    f) Cenazeyi uğurlamak.

    2. Allah için sevmek:
    Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Üç özellik vardır ki, bunlar kimde bulunursa o, imanın tadını tadar: Allah ve Rasûlünü, (bu ikisinden başka) herkesten fazla sevmek. Sevdiğini Allah için sevmek. Allah kendisini küfürden kurtardıktan sonra tekrar küfre dönmeyi ateşe atılmak gibi kerih görmek."
    Başka bir hadîs-i şerîfte şöyle buyurmuştur: "Allah için sevmek ve Allah için buğzetmek imandandır."
    Kıyâmet günü mü'mine fayda verecek olan dünyadaki İslâm kardeşliğidir. Bu durumu şu âyet-i kerîme ortaya koymaktadır:
    "Muttakiler dışında dünyadaki bütün dostlar, o gün birbirine düşmandır."
    Âyette geçen muttakîden maksat dostlukları sırf Allah rızası için olan mü'min ve mü' mini kâmildir. Kıyâmet gününde arşın gölgesinden istifade edecek olanların bir tanesi de birbirlerini Allah için sevenlerdi
    "Başka bir gölgenin bulunmadığı Kıyâmet gününde Allah Teâlâ, yedi insanı, arşının gölgesinde barındıracaktır: Âdil devlet başkanı, Rabbine kulluk ederek temiz bir hayat içinde büyüyen genç, Kalbi mescitlere bağlı Müslüman, Birbirlerini Allah için sevip buluşmaları da ayrılmaları da Allah için olan iki insan, Güzel ve mevki sahibi bir kadının beraber olma (zina) isteğine "Ben Allah'tan korkarım" diye yaklaşmayan yiğit, Sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse, Tenhada Allah'ı anıp gözyaşı döken kişi."

    3. Kendisi için sevdiğini kardeşi için de sevmek, sevmediğini kardeşi için de sevmemek.
    Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
    "Sizden biriniz kendisi için sevdiği şeyi kardeşi için de sevmedikçe iman etmiş olmaz."
    İki türlü kardeş vardır: Birisi din kardeşi diğeri insan kardeşi. Din kardeşi Müslümanlardır, insan kardeşi aynı anababa (Âdem a.s. ve Havva) dan gelme olan kâfirlerdir. Kendimize istediğimiz imanı kâfirler için de istemezsek "küfre rıza küfürdür" kâidesi gereği kâfir oluruz. Yine Kendimize istediğimiz herhangi bir şeyi Müslüman kardeşler için istemezsek kâmil Müslüman olamayız. Birisi imanın temeline ait, diğeri imanın kemâline ait olmuş olur.
    İnsanlar birbirlerini üç derecede sever denmiştir:
    a) Kölesi kadar sever, ona malının fazlasını verir,
    b) Kendisi kadar sever, malının yarısını verir,
    c) Kendisinden fazla sever, kendisi muhtaç iken kardeşini kendisine tercih eder hepsini ona verir.
    Eğer biz insanlar birbirimizi kölemiz kadarbu gün işçimiz kadar diyebiliriz sevsek dünya cennet olur. Mü'minlerin birbirlerine olan alakasına dair Hz. Peygamber (s.a.s.): "Mü'min için mü'min birbirini perçinleyen duvar gibidir." 7 buyurmuştur.

    4. Müslüman kardeşin başına gelene üzülmek:
    "Mü'minler birbirlerini sevmekte, birbirlerini acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir organı hastalanınca diğer organlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar."


  5. 14.Şubat.2012, 21:45
    3
    Yetim
    Hadimul Müslimin

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2007
    Üye No: 9
    Mesaj Sayısı: 1,994
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Hadimul Müslimin

    Cevap: İslam'da Kardeşlik ve Beraberlik

    5. Müslüman kardeşin ayıbını aramamak:
    Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Kendi ayıbı ile meşgul olması insanların ayıplarıyla meşgul olmasına engel olana ne mutludur."
    Akıllı adam kendi ayıbını görür, eğer göremez de bir başkası ayıbını kendisine gösterirse ayıbını kabullenir ve o ayıbı terk etmeye çalışır. Başka bir hadiste şudur:
    "Allah bir kula hayır murad ederse onu dinde fakîh kılar, dünya hakkında zâhid kılar ve kendisine nefsinin ayıplarını gösterir."
    Diğer bir hadiste de şöyle buyurulmaktadır: "Kim kardeşini bir günah sebebiyle ayıplarsa o günahı işlemeden ölmez."
    Müslüman kardeşin ayıbını araştırmak değil gizlemek gerekir. Ayıbı gizleyen hakkında Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur.
    Kim bir müslümanın ayıbını örterse Allah da o kimsenin dünya ve âhiretteki ayıplarını örter."

    6. Kardeşlerin arasını islâh etmek:
    Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Müminler sadece kardeştirler. O halde ihtilaf eden kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allaha karşı gelmekten sakının ki Onun merhametine nail olasınız."
    "Her pazartesi ve Perşembe günü ameller Allah'a arzolunur. Din kardeşi ile arasında düşmanlık bulunan kişi dışında Allah'a şirk koşmayan her kula günahları bağışlanır. (Meleklere) siz şu iki kişiyi birbiriyle barışıncaya kadar tehir edin, buyurulur."
    "Kim, din kardeşini bir yıl terk edip küserse, onun kanını dökmüş (günaha girmiş) gibidir."
    Hz. Peygamber (s.a.s.) bir gün sahabeye:- Oruç, namaz ve sadakadan daha üstün olan bir şeyi haber vereyim mi? buyurdu. Sahabe evet haber ver dediler. Hz. Peygamber (s.a.s.): "İki kişinin arasını bulmaktır. İki kişinin arasının bozuk olması (dini kökünden) kazır." buyurdu.

    7. Güleryüzlü olmak:
    Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:"Din kardeşini güleryüzle karşılamaktan ibaret bile olsa hiçbir iyiliği küçümseme!"
    Başka bir hadiste Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Din kardeşinin yüzüne gülümsemen sadakadır."
    Diğer bir hadiste de şöyle buyurulmaktadır:"Her ma'rûf sadakadır, din kardeşini güleryüzle karşılaman da ma'rûftandır."
    Başka bir hadîs-i şerîfte: "Allah Teâlâ mülayim huylu ve güler yüzlü kimseyi sever." buyurmaktadır.
    "Şüphe yok ki sizin bütün insanlara mal vermeye gücünüz yetmez, fakat onlara güler yüzünüz ve güzel ahlâkınız şâmil olmalıdır." buyurmaktadır.

    8. Kardeşleri ziyaret:
    Muaz b. Cebel (r.a.), Rasûlallah (s.a.s.) Efendimizi şöyle buyururken işittim diyor:
    "Allah Teâlâ, 'sırf benim için birbirini seven, benim rızam için toplanan, benim rızam uğrunda birbirini ziyaret eden ve sadece benim rızam için sadaka verip iyilik edenler, benim sevgimi hak ederler."
    Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
    "Bir adam bir şehirdeki din kardeşini ziyarete gitmiş. Allah Teâlâ da o kimsenin geçtiği yola bir melek çıkarmış ve melek o kimseye: Nereye gidiyorsun? diye sorar. O kimse de: Şu şehirde bir din kardeşim var (onu ziyaret etmek için gidiyorum) diyor. Melek ona tekrar sorar: Onun sende ödeyeceğin bir iyiliği mi var? O adam: Hayır! Sırf onu Allah rızası için seviyorum (da onun için ziyarete gidiyorum.) diyor. Melek ona şöyle diyor: Ben sana Allah'ın gönderdiği elçisi olan meleğim, şüphesiz senin o kardeşi sevdiğin gibi Allah da seni seviyor."
    Başka bir hadiste de ziyaret âdâbını şöyle buyurarak öğretiyor: "Arasıra ziyaret et ki sevgi artsın!.."
    Başka bir hadîs-i şerîfte şöyle buyurmuştur: "Allah için ziyaret et! Zira kim Allah için (bir kardeşini) ziyaret ederse yetmişbin melek ona (yerine dönünceye kadar ikram ve değer vermek için) eşlik eder."
    Ziyaretle ilgili belli âdâba uymak gereklidir: İzin, gidiş, eve giriş, evde oturuş, elbisesi, konuşma vs.

    9. Hataları bağışlamak:
    İnsanın hata edebileceği gerçeği herkes için geçerlidir. Sadece bizim için değil karşıdaki insanlar için de geçerlidir. Suç işleyen insan affedilmeye layık olmasa bile kişi kendisini affetmeye layık görmeli de affetmelidir.
    Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur: "Rabbiniz tarafından bir mağfirete, genişliği göklerle yer kadar olan ve müttakiler için hazırlanmış olan bir cennete doğru yarışırcasına koşuşun! O muttakîler ki bollukta da darlıkta da Allah yolunda harcarlar, kızdıklarında öfkelerini yutar, insanların kusurlarını affederler. Allah da böyle iyi davrananları sever."
    Mevlânâ'nın oğlu Sultan Veled'e, size kötülük ediyorlar sen iyilik ediyorsun, sana zulmediyorlar sen affediyorsun, senden alakayı kesiyorlar sen ise onlardan alakayı kemsiyorsun neden böyle yapıyorsun diye sorduklarında onlara: "Benimle onlar arasında fark olmasın mı?" diye cevap veriyor.
    İnsanı yanlışlığa ve kötülüğe iten kişinin nefsidir. Kişinin nefsi kişinin köpeğine benzer. Nasıl ki kişinin köpeğinin yaptığı yanlışlıktan dolayı o kimseye hakaret edilmeyip affedilirse biz de o kimseyi affetmeliyiz. Ancak, köpeğine sahip ol denir. Şu da bir gerçektir ki dostun köpeğinin bile hatırı vardır denir. Nasıl ki o köpeğe dostundan dolayı iyilik edilirse sahibine ise daha fazla iyilik edilmelidir.
    Yine Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: "İyilikle kötülük bir olmaz, Sen (kötülüğü) en güzel bir şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur. Buna (bu güzel davranışa) ancak sabredenler kavuşturulur; buna ancak (hayırdan) büyük nasibi olan kimse kavuşturulur. Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işiten, bilendir."
    "Her kim, yerine getirmeye gücü yettiği halde öfkesini yenerse kıyamet günü bütün mahlukâtın önünde Allah onu çağıracak nihayette onu cennet hurilerinden dilediğini almakta muhayyer kılacaktır."

    10. Büyüklere hürmet ve küçüklere merhamet:
    Bu konuda Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
    "Küçüklerimize merhamet etmeyen ve büyüklerimizin hakkını bilmeyen bizden değildir."
    "Saçı sakalı ağarmış müslümana, aşırı gitmeyip ahkâmıyla amel etmekten kaçınmayan Kur'ân hâfızına ve âdil devlet başkanına saygı göstermek, Allah Teâlâ'ya duyulan saygıdandır."
    "Bir genç, yaşından dolayı bir ihtiyara ikram (ve hürmet) ederse Allah da o kimseye onun yaşına geldiğinde ikram (ve hürmet) edecek kimseyi (halk ve) takdir eder."

    11. Kimseye eziyet etmemek, eziyetlere tahammül etmek, elin ve dilin eziyetlerinden sakınmak.
    Ebû Mûsâ (r.a.) şöyle demiştir:
    Ey Allah'ın Rasûlü! Müslümanların hangisi en üstündür? diye sordum. Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurdu:
    "Dilinden ve elinden Müslümanların emniyette olduğu kimsedir." diye cevap verdi.
    Başka bir hadiste Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyuruştur:
    "Dilini tutan kurtuldu."

    12. Din kardeşine sövmemek.
    13. Kötü lakap takmamak.
    14. Sui zanda bulunmamak
    15. Gıybet etmemek.
    16. Nemime yapmamak.
    17. İftira etmemek
    18. Yalan söylememek.
    19. İki yüzlü ve iki dilli olmamak.
    20. Tel'în/lanet etmemek.
    21. Canına ve malına kasdetmemek.
    22. Zulmetmemek.
    23. Kibirli olmayıp mütevâzı olmak.
    24. Haset etmemek.
    Dostla ilgili Hz. Ali (r.a.) şöyle demiştir: "Dost edinin, onlar sizin için dünya ve âhiret sermayesidir."
    Abdullah b. Ömer (r.a.) şöyle demiştir:
    "Ömrüm boyunca oruç tutsam, hiç uyumadan geceyi ibâdetle geçirsem, malımı parça parça Allah yolunda infak etsem ve bu hal üzere ölsem, fakat gönlümde Allah'a itaat edenlere karşı bir sevgi, isyan edenlere karşı da bir nefret duygusu olmasa, bütün bu yaptıklarımdan bir fayda göremem."


  6. 14.Şubat.2012, 21:45
    3
    Hadimul Müslimin
    5. Müslüman kardeşin ayıbını aramamak:
    Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Kendi ayıbı ile meşgul olması insanların ayıplarıyla meşgul olmasına engel olana ne mutludur."
    Akıllı adam kendi ayıbını görür, eğer göremez de bir başkası ayıbını kendisine gösterirse ayıbını kabullenir ve o ayıbı terk etmeye çalışır. Başka bir hadiste şudur:
    "Allah bir kula hayır murad ederse onu dinde fakîh kılar, dünya hakkında zâhid kılar ve kendisine nefsinin ayıplarını gösterir."
    Diğer bir hadiste de şöyle buyurulmaktadır: "Kim kardeşini bir günah sebebiyle ayıplarsa o günahı işlemeden ölmez."
    Müslüman kardeşin ayıbını araştırmak değil gizlemek gerekir. Ayıbı gizleyen hakkında Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur.
    Kim bir müslümanın ayıbını örterse Allah da o kimsenin dünya ve âhiretteki ayıplarını örter."

    6. Kardeşlerin arasını islâh etmek:
    Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Müminler sadece kardeştirler. O halde ihtilaf eden kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allaha karşı gelmekten sakının ki Onun merhametine nail olasınız."
    "Her pazartesi ve Perşembe günü ameller Allah'a arzolunur. Din kardeşi ile arasında düşmanlık bulunan kişi dışında Allah'a şirk koşmayan her kula günahları bağışlanır. (Meleklere) siz şu iki kişiyi birbiriyle barışıncaya kadar tehir edin, buyurulur."
    "Kim, din kardeşini bir yıl terk edip küserse, onun kanını dökmüş (günaha girmiş) gibidir."
    Hz. Peygamber (s.a.s.) bir gün sahabeye:- Oruç, namaz ve sadakadan daha üstün olan bir şeyi haber vereyim mi? buyurdu. Sahabe evet haber ver dediler. Hz. Peygamber (s.a.s.): "İki kişinin arasını bulmaktır. İki kişinin arasının bozuk olması (dini kökünden) kazır." buyurdu.

    7. Güleryüzlü olmak:
    Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:"Din kardeşini güleryüzle karşılamaktan ibaret bile olsa hiçbir iyiliği küçümseme!"
    Başka bir hadiste Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Din kardeşinin yüzüne gülümsemen sadakadır."
    Diğer bir hadiste de şöyle buyurulmaktadır:"Her ma'rûf sadakadır, din kardeşini güleryüzle karşılaman da ma'rûftandır."
    Başka bir hadîs-i şerîfte: "Allah Teâlâ mülayim huylu ve güler yüzlü kimseyi sever." buyurmaktadır.
    "Şüphe yok ki sizin bütün insanlara mal vermeye gücünüz yetmez, fakat onlara güler yüzünüz ve güzel ahlâkınız şâmil olmalıdır." buyurmaktadır.

    8. Kardeşleri ziyaret:
    Muaz b. Cebel (r.a.), Rasûlallah (s.a.s.) Efendimizi şöyle buyururken işittim diyor:
    "Allah Teâlâ, 'sırf benim için birbirini seven, benim rızam için toplanan, benim rızam uğrunda birbirini ziyaret eden ve sadece benim rızam için sadaka verip iyilik edenler, benim sevgimi hak ederler."
    Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
    "Bir adam bir şehirdeki din kardeşini ziyarete gitmiş. Allah Teâlâ da o kimsenin geçtiği yola bir melek çıkarmış ve melek o kimseye: Nereye gidiyorsun? diye sorar. O kimse de: Şu şehirde bir din kardeşim var (onu ziyaret etmek için gidiyorum) diyor. Melek ona tekrar sorar: Onun sende ödeyeceğin bir iyiliği mi var? O adam: Hayır! Sırf onu Allah rızası için seviyorum (da onun için ziyarete gidiyorum.) diyor. Melek ona şöyle diyor: Ben sana Allah'ın gönderdiği elçisi olan meleğim, şüphesiz senin o kardeşi sevdiğin gibi Allah da seni seviyor."
    Başka bir hadiste de ziyaret âdâbını şöyle buyurarak öğretiyor: "Arasıra ziyaret et ki sevgi artsın!.."
    Başka bir hadîs-i şerîfte şöyle buyurmuştur: "Allah için ziyaret et! Zira kim Allah için (bir kardeşini) ziyaret ederse yetmişbin melek ona (yerine dönünceye kadar ikram ve değer vermek için) eşlik eder."
    Ziyaretle ilgili belli âdâba uymak gereklidir: İzin, gidiş, eve giriş, evde oturuş, elbisesi, konuşma vs.

    9. Hataları bağışlamak:
    İnsanın hata edebileceği gerçeği herkes için geçerlidir. Sadece bizim için değil karşıdaki insanlar için de geçerlidir. Suç işleyen insan affedilmeye layık olmasa bile kişi kendisini affetmeye layık görmeli de affetmelidir.
    Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur: "Rabbiniz tarafından bir mağfirete, genişliği göklerle yer kadar olan ve müttakiler için hazırlanmış olan bir cennete doğru yarışırcasına koşuşun! O muttakîler ki bollukta da darlıkta da Allah yolunda harcarlar, kızdıklarında öfkelerini yutar, insanların kusurlarını affederler. Allah da böyle iyi davrananları sever."
    Mevlânâ'nın oğlu Sultan Veled'e, size kötülük ediyorlar sen iyilik ediyorsun, sana zulmediyorlar sen affediyorsun, senden alakayı kesiyorlar sen ise onlardan alakayı kemsiyorsun neden böyle yapıyorsun diye sorduklarında onlara: "Benimle onlar arasında fark olmasın mı?" diye cevap veriyor.
    İnsanı yanlışlığa ve kötülüğe iten kişinin nefsidir. Kişinin nefsi kişinin köpeğine benzer. Nasıl ki kişinin köpeğinin yaptığı yanlışlıktan dolayı o kimseye hakaret edilmeyip affedilirse biz de o kimseyi affetmeliyiz. Ancak, köpeğine sahip ol denir. Şu da bir gerçektir ki dostun köpeğinin bile hatırı vardır denir. Nasıl ki o köpeğe dostundan dolayı iyilik edilirse sahibine ise daha fazla iyilik edilmelidir.
    Yine Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: "İyilikle kötülük bir olmaz, Sen (kötülüğü) en güzel bir şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur. Buna (bu güzel davranışa) ancak sabredenler kavuşturulur; buna ancak (hayırdan) büyük nasibi olan kimse kavuşturulur. Eğer şeytandan gelen kötü bir düşünce seni dürtecek olursa, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işiten, bilendir."
    "Her kim, yerine getirmeye gücü yettiği halde öfkesini yenerse kıyamet günü bütün mahlukâtın önünde Allah onu çağıracak nihayette onu cennet hurilerinden dilediğini almakta muhayyer kılacaktır."

    10. Büyüklere hürmet ve küçüklere merhamet:
    Bu konuda Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
    "Küçüklerimize merhamet etmeyen ve büyüklerimizin hakkını bilmeyen bizden değildir."
    "Saçı sakalı ağarmış müslümana, aşırı gitmeyip ahkâmıyla amel etmekten kaçınmayan Kur'ân hâfızına ve âdil devlet başkanına saygı göstermek, Allah Teâlâ'ya duyulan saygıdandır."
    "Bir genç, yaşından dolayı bir ihtiyara ikram (ve hürmet) ederse Allah da o kimseye onun yaşına geldiğinde ikram (ve hürmet) edecek kimseyi (halk ve) takdir eder."

    11. Kimseye eziyet etmemek, eziyetlere tahammül etmek, elin ve dilin eziyetlerinden sakınmak.
    Ebû Mûsâ (r.a.) şöyle demiştir:
    Ey Allah'ın Rasûlü! Müslümanların hangisi en üstündür? diye sordum. Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurdu:
    "Dilinden ve elinden Müslümanların emniyette olduğu kimsedir." diye cevap verdi.
    Başka bir hadiste Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyuruştur:
    "Dilini tutan kurtuldu."

    12. Din kardeşine sövmemek.
    13. Kötü lakap takmamak.
    14. Sui zanda bulunmamak
    15. Gıybet etmemek.
    16. Nemime yapmamak.
    17. İftira etmemek
    18. Yalan söylememek.
    19. İki yüzlü ve iki dilli olmamak.
    20. Tel'în/lanet etmemek.
    21. Canına ve malına kasdetmemek.
    22. Zulmetmemek.
    23. Kibirli olmayıp mütevâzı olmak.
    24. Haset etmemek.
    Dostla ilgili Hz. Ali (r.a.) şöyle demiştir: "Dost edinin, onlar sizin için dünya ve âhiret sermayesidir."
    Abdullah b. Ömer (r.a.) şöyle demiştir:
    "Ömrüm boyunca oruç tutsam, hiç uyumadan geceyi ibâdetle geçirsem, malımı parça parça Allah yolunda infak etsem ve bu hal üzere ölsem, fakat gönlümde Allah'a itaat edenlere karşı bir sevgi, isyan edenlere karşı da bir nefret duygusu olmasa, bütün bu yaptıklarımdan bir fayda göremem."





+ Yorum Gönder