Konusunu Oylayın.: Peygamberimizin Hayatından Günümüze Yansımalar

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Peygamberimizin Hayatından Günümüze Yansımalar
  1. 14.Şubat.2012, 00:01
    1
    Misafir

    Peygamberimizin Hayatından Günümüze Yansımalar






    Peygamberimizin Hayatından Günümüze Yansımalar Mumsema Peygamberimizin Hayatından Günümüze Yansımalar


  2. 14.Şubat.2012, 13:32
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Peygamberimizin Hayatından Günümüze Yansımalar




    Peygamberimizin hayatından günümüze yansımalar (2)



    Mehmet SÖNMEZOĞLU


    5-Hayata iyimser bakışı
    Hz. Peygamber (s.a.s.) hayata iyimser bakar ve etrafındakilere öyle tavsiye ederdi. Yüzünden tebessüm eksik olmazdı. En sıkıntılı anında bile üzüntüsünü belli etmez, yanındakilerin içini karartacak tavır sergilemezdi. Halbuki O, müşriklerin eziyetlerine maruz kalmış, hayatı boyunca türlü türlü sıkıntılarla karşılaşmıştır. Defalarca evlat acısı yaşamış, Hz. Fatıma hariç bütün çocuklarını sağlığında iken kaybetmiştir. Allah Rasûlü (s.a.s.) bütün bu üzüntü ve sıkıntı verici olaylar karşısında metanetini daima muhafaza etmiş, hiçbir zaman ümitsizliğe kapılmamıştır.

    6-Alçak gönüllülüğü
    Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadisinde “Ben ne bir kralım, ne de zorbayım bilakis Kureyş’ten kurutulmuş et yiyen bir kadının oğluyum” (İbn Mace, II, 1101) demiştir. Bu sözüyle halktan biri olduğunu vurgulamıştır. Kendisi kelime-i şehadette de ifadesini bulduğu şekliyle “Allah’ın kulu ve elçisidir.” Bu özellik, O’nun bütün hayatına yansımıştır. Sözgelimi bir topluluğa girdiğinde boş bulduğu yere oturduğunu görüyoruz. Gerçekten hayatını bir “devletli” gibi değil sıradan bir “Allah’ın kulu” olarak yaşamıştır. Debdebesiz, sade bir hayat tarzını seçen Hz. Peygamber’in hayatında peygamberliğini kişisel bir menfaat için kullanıldığı da görülmüş değildir.

    7-Aşırılıklar karşısındaki tutumu
    Hz. Peygamber (s.a.s.), aşırılıklardan hoşlanmaz, bu tür davranışlardan uzak durur, hiçbir zaman ifrata kaçan duygu ve düşüncelerin etkisi altında kalmaz, sahabeleri de bu konuda ikaz ederdi. İslam’a söz getirebilecek, insanları usandıracak, İslam’dan nefret ettirecek davranışları, İslam’ın temel prensiplerini zedeleyici hareketleri hiç hoş karşılamazdı. Sahabeden birisinin cemaate namaz kıldırırken uzun sureler okuyarak namazı iyice uzattığı haber verildiğinde Hz. Peygamber (s.a.s.) bu duruma kızar ve şöyle buyurur: “İnsanlar! İçinizde halkı nefret ettirenler var. Herhangi biriniz imamlığa geçip de halka namaz kıldırırsa namazı uygun bir şekilde kısa kessin. Zira onlar arasında hasta, yaşlı ve işi-gücü olanlar vardır.”

    8-Adaletli olması
    Peygamberimizin en belirgin özelliklerinden biri de insanlar arasında adaletle karar vermesi, adil davranmasıdır. Kur'an-ı Kerim’de yer alan adaletli olmakla ilgili uyarılar (Nisa Suresi, 135), doğrudan O’nun sözlerine ve uygulamalarına yansımıştır. Peygamberimiz hak hususunda titiz davranır, istemeden birine zarar verdiğinde, kendisine kısas yapılmasını isteyerek helalleşirdi. Hz. Peygamber (s.a.s.) adaletin zıddı olan zulmü her vesile ile kötülemiştir. “Müslüman, müslümanın kardeşidir ona zulmetmez…” buyurarak her türlü haksızlık ve zulümden insanları sakındırmıştır.

    9-Cömert oluşu
    Hz. Peygamber (s.a.s.)’in yüce ahlakının özelliklerinden biri de, onun son derece cömert bir insan olmasıdır. Kendisinden bir şey istediğinde asla “hayır” demez ve hiç kimseyi geri çevirmezdi. Eline ne geçerse ihtiyacı olanlara dağıtır, onların zengin ve fakir olduklarına bakmaksızın isteyene verirdi. Öyle ki O, kendisini çok yakından tanıyan sahabeler tarafından “İnsanların en cömerdi” olarak tanıtılmıştır. (Müslim, II, 1802) Bir hadis-i şeriflerinde “Uhud dağı kadar altını olsa, hepsini dağıtacağını” ifade buyurmuştur.

    10-Müsamahakâr olması
    Hoşgörü Hz. Peygamber (s.a.s.)’in faaliyetlerinde önemli bir ilkedir. Bu ilkenin temelini de “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz, korkutmayınız” sözleriyle atmıştır. Hz. Peygamber'in, eşlerine, çocuklarına, hizmetinde bulunanlara ve yakın çevresine olduğu kadar kendisine kötülük yapanlar dahil bütün toplum kesimlerine gösterdiği hoşgörüsü takdire şayandır. Hz. Peygamber, hoşgörüyü karşılıklı uyulması gereken bir davranış biçimi olarak görmüş, bunun için de “Müsamahalı (hoşgörülü) davran ki, sana da hoşgörülü ile davranılsın” buyurmuştur.
    Hz. Peygamber (s.a.s.)’in üstün kişiliği kendi döneminde olduğu gibi, kendisinden sonraki dönemlerde de Müslüman toplumların yaşayışı için örnek olmuştur. Hz. Peygamber (s.a.s.), Allah’tan aldığı mesaj (Kur’an)la insanlığı cahiliye karanlığından, İslam’ın aydınlığına çıkarmış ve tüm zamanlara örnek bir toplum oluşturmuştur. Bugün bizler de huzurlu bir toplumun inşası için hayatımızın her alanında Allah Rasûlü’nü örnek almalı ve O’nun evrensel çağrısına icabet etmeliyiz.


  3. 14.Şubat.2012, 13:32
    2
    Moderatör



    Peygamberimizin hayatından günümüze yansımalar (2)



    Mehmet SÖNMEZOĞLU


    5-Hayata iyimser bakışı
    Hz. Peygamber (s.a.s.) hayata iyimser bakar ve etrafındakilere öyle tavsiye ederdi. Yüzünden tebessüm eksik olmazdı. En sıkıntılı anında bile üzüntüsünü belli etmez, yanındakilerin içini karartacak tavır sergilemezdi. Halbuki O, müşriklerin eziyetlerine maruz kalmış, hayatı boyunca türlü türlü sıkıntılarla karşılaşmıştır. Defalarca evlat acısı yaşamış, Hz. Fatıma hariç bütün çocuklarını sağlığında iken kaybetmiştir. Allah Rasûlü (s.a.s.) bütün bu üzüntü ve sıkıntı verici olaylar karşısında metanetini daima muhafaza etmiş, hiçbir zaman ümitsizliğe kapılmamıştır.

    6-Alçak gönüllülüğü
    Hz. Peygamber (s.a.s.) bir hadisinde “Ben ne bir kralım, ne de zorbayım bilakis Kureyş’ten kurutulmuş et yiyen bir kadının oğluyum” (İbn Mace, II, 1101) demiştir. Bu sözüyle halktan biri olduğunu vurgulamıştır. Kendisi kelime-i şehadette de ifadesini bulduğu şekliyle “Allah’ın kulu ve elçisidir.” Bu özellik, O’nun bütün hayatına yansımıştır. Sözgelimi bir topluluğa girdiğinde boş bulduğu yere oturduğunu görüyoruz. Gerçekten hayatını bir “devletli” gibi değil sıradan bir “Allah’ın kulu” olarak yaşamıştır. Debdebesiz, sade bir hayat tarzını seçen Hz. Peygamber’in hayatında peygamberliğini kişisel bir menfaat için kullanıldığı da görülmüş değildir.

    7-Aşırılıklar karşısındaki tutumu
    Hz. Peygamber (s.a.s.), aşırılıklardan hoşlanmaz, bu tür davranışlardan uzak durur, hiçbir zaman ifrata kaçan duygu ve düşüncelerin etkisi altında kalmaz, sahabeleri de bu konuda ikaz ederdi. İslam’a söz getirebilecek, insanları usandıracak, İslam’dan nefret ettirecek davranışları, İslam’ın temel prensiplerini zedeleyici hareketleri hiç hoş karşılamazdı. Sahabeden birisinin cemaate namaz kıldırırken uzun sureler okuyarak namazı iyice uzattığı haber verildiğinde Hz. Peygamber (s.a.s.) bu duruma kızar ve şöyle buyurur: “İnsanlar! İçinizde halkı nefret ettirenler var. Herhangi biriniz imamlığa geçip de halka namaz kıldırırsa namazı uygun bir şekilde kısa kessin. Zira onlar arasında hasta, yaşlı ve işi-gücü olanlar vardır.”

    8-Adaletli olması
    Peygamberimizin en belirgin özelliklerinden biri de insanlar arasında adaletle karar vermesi, adil davranmasıdır. Kur'an-ı Kerim’de yer alan adaletli olmakla ilgili uyarılar (Nisa Suresi, 135), doğrudan O’nun sözlerine ve uygulamalarına yansımıştır. Peygamberimiz hak hususunda titiz davranır, istemeden birine zarar verdiğinde, kendisine kısas yapılmasını isteyerek helalleşirdi. Hz. Peygamber (s.a.s.) adaletin zıddı olan zulmü her vesile ile kötülemiştir. “Müslüman, müslümanın kardeşidir ona zulmetmez…” buyurarak her türlü haksızlık ve zulümden insanları sakındırmıştır.

    9-Cömert oluşu
    Hz. Peygamber (s.a.s.)’in yüce ahlakının özelliklerinden biri de, onun son derece cömert bir insan olmasıdır. Kendisinden bir şey istediğinde asla “hayır” demez ve hiç kimseyi geri çevirmezdi. Eline ne geçerse ihtiyacı olanlara dağıtır, onların zengin ve fakir olduklarına bakmaksızın isteyene verirdi. Öyle ki O, kendisini çok yakından tanıyan sahabeler tarafından “İnsanların en cömerdi” olarak tanıtılmıştır. (Müslim, II, 1802) Bir hadis-i şeriflerinde “Uhud dağı kadar altını olsa, hepsini dağıtacağını” ifade buyurmuştur.

    10-Müsamahakâr olması
    Hoşgörü Hz. Peygamber (s.a.s.)’in faaliyetlerinde önemli bir ilkedir. Bu ilkenin temelini de “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız. Müjdeleyiniz, korkutmayınız” sözleriyle atmıştır. Hz. Peygamber'in, eşlerine, çocuklarına, hizmetinde bulunanlara ve yakın çevresine olduğu kadar kendisine kötülük yapanlar dahil bütün toplum kesimlerine gösterdiği hoşgörüsü takdire şayandır. Hz. Peygamber, hoşgörüyü karşılıklı uyulması gereken bir davranış biçimi olarak görmüş, bunun için de “Müsamahalı (hoşgörülü) davran ki, sana da hoşgörülü ile davranılsın” buyurmuştur.
    Hz. Peygamber (s.a.s.)’in üstün kişiliği kendi döneminde olduğu gibi, kendisinden sonraki dönemlerde de Müslüman toplumların yaşayışı için örnek olmuştur. Hz. Peygamber (s.a.s.), Allah’tan aldığı mesaj (Kur’an)la insanlığı cahiliye karanlığından, İslam’ın aydınlığına çıkarmış ve tüm zamanlara örnek bir toplum oluşturmuştur. Bugün bizler de huzurlu bir toplumun inşası için hayatımızın her alanında Allah Rasûlü’nü örnek almalı ve O’nun evrensel çağrısına icabet etmeliyiz.





+ Yorum Gönder