Konusunu Oylayın.: Sünneti terk edenlere tehdit var mıdır ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Sünneti terk edenlere tehdit var mıdır ?
  1. 12.Şubat.2012, 07:56
    1
    Misafir

    Sünneti terk edenlere tehdit var mıdır ?

  2. 12.Şubat.2012, 13:08
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Sünneti terk edenlere tehdit var mıdır ?





    Bazı ehliyetsiz insanları görüyoruz ki, yalnız Kur'an-ı Kerim'in getirdiği İlâhî hükümleri kabul edip, dinin diğer temel kaynakları olan Sünnet, İcma ve Kıyas'ı reddediyorlar. Maksatları ise, halkın itikadını bozmak ve saptırmaktan ibarettir. Bunlar, Kur'an'ı tek mezhep kabul edip, sünnet-i Peygamberiyeyi ve İslâm'ın diğer delillerini hafife alırken, işlerine gelen hadisleri kabul edip, gelmeyenleri reddederler. Şuurlu Müslümanları aldatamadıkları gibi takdir de göremezler, buna hakları da yoktur.

    Malumdur ki, Müslümanlar Kur'an-ı Kerim'de nazil olan İlâhî hükümlere inanıp onlara uymaya mecbur oldukları gibi, hadislerle buyrulan dinî hükümleri de kabul etmeye mecburdurlar.

    Bunlar, asırlardan beri tefsir, hadis, fıkıh ve diğer sahalarda yazılmış olan, bütün ilim ve fikir ehlinin takdirini kazanan çok kıymetli eserleri hiç dikkate almazlar.


    Evet, Kur'an-ı Azimüşşan'ın gölgesine sığınarak yanlış yönlendirmede bulunan bir kimse, hiç olmazsa şunu bilmelidir ki, bir Müslüman ne kadar bilgisiz de olsa Kur'an'ı Azimüşşan'ın Allah kelamı olduğununa katiyyen şüphe ve tereddütü olmadığı gibi, sünnet-i seniyyenin de İslâm'ın ikinci bir delili ve dayanak noktası olduğunu kesin olarak bilir ve öyle de inanır.

    Şu halde, "İslâm dininin esası yalnız Kur'an'dır, biz yalnız onda olan hükümler ile amel ederiz, onun haram dediğine haram, helal dediğine helal deriz" diyerek sünneti dikkate almamak, ona kıymet vermemek, Peygamberimiz (asv)'in değerini ve görevini idrak etmemektir. Kur'an'ı tebliğ eden ve en başta tefsir eden O'dur.

    Peygamberimiz (a.s.m.) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmaktadır:

    "Bana Kur'an-ı Kerim ve onunla birlikte, bir onun kadarı daha (yani sünnet) verildi."

    Başka bir hadis-i şerifte de, "Bir kişiye, koltuğuna yaslanmışken hadisim ulaşır da, 'Aramızda Allah'ın kitabı var, ondaki helali helal, haramı da haram sayarız.' derse (bilsin ki) Resûllullah 'ın haram kıldığı da Allah 'ım haram kıldığı gibidir." buyurulmuştur.

    Ulemanın bir kısmı şöyle der: Sünnetin getirdiği her hükmün, uzak veya yakın, Kur'an'da aslı vardır. Sünnet, sonuçta Kur’ana’a ulaştırır. Onun öz halinde anlattığını açıklar, anlaşılmayan konuları ise açığa kavuşturur.

    Şatıbî, Kur'an ile yetinme fikrine sahip olanların sünnetten ayrılan nasipsiz kişiler olduğunu söyledikten sonra, "Bid'at ehlinden bir çoğu hadisi terk edip Allah'ın kitabını yanlış yorumlayarak hem kendileri sapıttı, hem de başkalarını sapıttırdılar." der.

    "Muhakkak ki, O zikri (Kur'an'ı) biz indirdik biz, şüphesiz O'nun hıfzedicisi de biziz." âyeti ile bu iki esastan Kur'an-ı Azimüşşan'ın lâfızları gibi manalarını da muhafaza etmeyi garanti altına almıştır. İslâm alimleri buradaki korumanın Kur'an'ı olduğu gibi sünneti de kapsadığını beyan etmişlerdir. Bu âyet-i kerime Kur'an'ın tefsir ve izahı mahiyetinde olan Peygamberimiz (asv)'in sünnet ve hadislerini de yani "Biz sana Kur'an'ı, insanlara indirilen hükümleri beyan etmen için indirdik." âyeti ile teminat altına almıştır. Çünkü âyette bildirilen "beyan" Kur'an'ın manasındandır. Bu beyan ise ancak Peygamberimiz (asv)'in sünnet ve hadisleri ile olur.

    " Resûlullah'ın size getirdiklerine yapışınız. O'nun size yasak ettiği şeylerden de uzak olunuz. Allah'dan korkunuz. Çünkü Allah'ın vereceği ceza ağırdır."(Haşr, 59/7)

    Elmalılı Hamdi Yazır Hazretleri tefsirinde bu âyete şöyle meal verir:

    "Peygamber size her ne verdiyse onu alın, almayın dediğini almayın, yapmayın dediğini yapmayın ve Allah'dan korkun da Allah'ın ve Peygamber (asv)'in emirlerine karşı gelmekten ve birbirinizin hakkını yemekten, devlete hıyanet eylemekten sakının...."

    Şu hale göre Kur'an sünnetsiz, sünnet de Kur'ansız düşünülemez. Bunlardan birini ihmal etmek, İslâm dinini anlamamaktan doğan bir hastalıktır ve bir dalalettir. Tabiri caiz ise Kur'an bir güneş ise sünnet-i seniyye onun ziyasıdır. Birisi için diğeri feda edilmez.

    Evet, nasıl Cenâb-ı Hakk, hafızlar ile Kur'an'ı hıfz(muhafaza)etmişse, İslâm alimlerinin vasıtası ile de sünnet ve hadisleri muhafaza etmiştir.

    Mehmet Kırkıncı



    ---------------------------------------

    İmam Şafii’nin Sünnete Bakışı

    İmam Şafii’ye göre Allah (c.c.), Rasûl’ünün sünnetlerine uymayı emretmiş ve dolayısıyla sünnetlere uymakta böylelikle farz kılınmıştır.

    İmam Şafii (r.a.) Risale’sinde şöyle der: Beyhaki de onun bu sözünü “Medhal” adlı eserinde nakleder:

    1- Allah Tealâ, Rasûl’ünü, İslam dini, farzlar ve Kur’ân’la ilgili olarak öyle bir yere koymuştur ki; onu, farz kıldığı taatlar ile haram kıldığı masiyetlerin kendisiyle bilindiği bir meşale olarak insanlara gönderdiğini açıklamıştır. Ayrıca kendisine imanla Rasûl’üne imanı beraberce zikrederek Rasûlullah (s.a.v.)’in faziletini beyan etmiştir. Allah (c.c.) bunu şöyle ferman ediyor: “Allah’a, peygamberine ve indirdiğimiz Kur’ân’a iman ediniz. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.” (Teğabun: 64/8)

    2- İmanın dışında kalan hususlar imana tabidir. İmanın tam olması ise Allah’a ve Rasûl’üne beraberce inanma şartına bağlamıştır. Yine Allah Tealâ şöyle buyuruyor: “Muhakkak müminler onlardır ki, Allah’a ve Rasûlüne iman etmişlerdir ve onun maiyetinde içtimai bir işle meşgul bulundukları zaman da ondan izin istemedikçe bırakıp gitmezler.” (Nur: 24/62)

    3- Allah Tealâ bir ayette de şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Allah Tealâ’ya itaat ediniz ve peygambere de, sizden olan emir sahiplerine de itaatte bulununuz. Sonra bir şey hakkında ihtilafa düşerseniz, onu Allah-u Teâla’ya ve peygamberine arz ediniz.” (Nisa: 4/59) İlim ehlinden bazıları bu ayette geçen “emir sahipleri”nden muradın “Rasûlullah (s.a.v.)’in gönderdiği seriyyelerin komutanları” olduğunu söylemişlerdir. “İhtilafa düşerseniz” sözünün manası da “bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz” demektir. “İhtilafa düşerseniz” diye kastedilenler de “seriyyeye katılanlar ve itaat etmekle emrolundukları komutanlarıdır” “Onu, Allah Tealâ’ya ve peygamberine arz ediniz” kavlinden murat, “Allah’ın ve Rasûl’ünün sözüne bakın” demektir.

    4- İmam Şafii Rasûlullah (s.a.v.)’in emrine uymanın farz oluşuna şu ayeti de delil getirir: “Peygamber size neyi verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa da ondan kaçının.” (Haşr: 59/7)

    5- İmam Şafii (r.a.) bir gün bir hadis rivayet eder ve “sahihtir” der. Birisi:

    —Ey Ebû Abdullah! Sen de aynı kanaatte misin? diye laf edince, bozulur ve şöyle der:

    —Ey adam! Sen beni hiç Hıristiyan olarak gördün mü? Bana kiliseden çıkarken rastladın mı? Belimde Hıristiyan kuşağı gördün mü? Rasûlullah (s.a.v.)’den hadis rivayet edeceğim ve hem de aynı görüşte olmayacağım ha!
    İmam Şafii bu ayetlerin dışında, Rasûlullah (s.a.v.)’in emrine uymayı, ona taatın zaruri olduğunu gösteren diğer ayetleri de zikreder. Bu durumda Allah Tealâ, Rasûl’üne itaati farz kıldığından dolayı, hiç kimse Rasûlullah (s.a.v.)’in emrini reddedemez.
    alıntı...



  3. 12.Şubat.2012, 13:08
    2
    Silent and lonely rains




    Bazı ehliyetsiz insanları görüyoruz ki, yalnız Kur'an-ı Kerim'in getirdiği İlâhî hükümleri kabul edip, dinin diğer temel kaynakları olan Sünnet, İcma ve Kıyas'ı reddediyorlar. Maksatları ise, halkın itikadını bozmak ve saptırmaktan ibarettir. Bunlar, Kur'an'ı tek mezhep kabul edip, sünnet-i Peygamberiyeyi ve İslâm'ın diğer delillerini hafife alırken, işlerine gelen hadisleri kabul edip, gelmeyenleri reddederler. Şuurlu Müslümanları aldatamadıkları gibi takdir de göremezler, buna hakları da yoktur.

    Malumdur ki, Müslümanlar Kur'an-ı Kerim'de nazil olan İlâhî hükümlere inanıp onlara uymaya mecbur oldukları gibi, hadislerle buyrulan dinî hükümleri de kabul etmeye mecburdurlar.

    Bunlar, asırlardan beri tefsir, hadis, fıkıh ve diğer sahalarda yazılmış olan, bütün ilim ve fikir ehlinin takdirini kazanan çok kıymetli eserleri hiç dikkate almazlar.


    Evet, Kur'an-ı Azimüşşan'ın gölgesine sığınarak yanlış yönlendirmede bulunan bir kimse, hiç olmazsa şunu bilmelidir ki, bir Müslüman ne kadar bilgisiz de olsa Kur'an'ı Azimüşşan'ın Allah kelamı olduğununa katiyyen şüphe ve tereddütü olmadığı gibi, sünnet-i seniyyenin de İslâm'ın ikinci bir delili ve dayanak noktası olduğunu kesin olarak bilir ve öyle de inanır.

    Şu halde, "İslâm dininin esası yalnız Kur'an'dır, biz yalnız onda olan hükümler ile amel ederiz, onun haram dediğine haram, helal dediğine helal deriz" diyerek sünneti dikkate almamak, ona kıymet vermemek, Peygamberimiz (asv)'in değerini ve görevini idrak etmemektir. Kur'an'ı tebliğ eden ve en başta tefsir eden O'dur.

    Peygamberimiz (a.s.m.) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmaktadır:

    "Bana Kur'an-ı Kerim ve onunla birlikte, bir onun kadarı daha (yani sünnet) verildi."

    Başka bir hadis-i şerifte de, "Bir kişiye, koltuğuna yaslanmışken hadisim ulaşır da, 'Aramızda Allah'ın kitabı var, ondaki helali helal, haramı da haram sayarız.' derse (bilsin ki) Resûllullah 'ın haram kıldığı da Allah 'ım haram kıldığı gibidir." buyurulmuştur.

    Ulemanın bir kısmı şöyle der: Sünnetin getirdiği her hükmün, uzak veya yakın, Kur'an'da aslı vardır. Sünnet, sonuçta Kur’ana’a ulaştırır. Onun öz halinde anlattığını açıklar, anlaşılmayan konuları ise açığa kavuşturur.

    Şatıbî, Kur'an ile yetinme fikrine sahip olanların sünnetten ayrılan nasipsiz kişiler olduğunu söyledikten sonra, "Bid'at ehlinden bir çoğu hadisi terk edip Allah'ın kitabını yanlış yorumlayarak hem kendileri sapıttı, hem de başkalarını sapıttırdılar." der.

    "Muhakkak ki, O zikri (Kur'an'ı) biz indirdik biz, şüphesiz O'nun hıfzedicisi de biziz." âyeti ile bu iki esastan Kur'an-ı Azimüşşan'ın lâfızları gibi manalarını da muhafaza etmeyi garanti altına almıştır. İslâm alimleri buradaki korumanın Kur'an'ı olduğu gibi sünneti de kapsadığını beyan etmişlerdir. Bu âyet-i kerime Kur'an'ın tefsir ve izahı mahiyetinde olan Peygamberimiz (asv)'in sünnet ve hadislerini de yani "Biz sana Kur'an'ı, insanlara indirilen hükümleri beyan etmen için indirdik." âyeti ile teminat altına almıştır. Çünkü âyette bildirilen "beyan" Kur'an'ın manasındandır. Bu beyan ise ancak Peygamberimiz (asv)'in sünnet ve hadisleri ile olur.

    " Resûlullah'ın size getirdiklerine yapışınız. O'nun size yasak ettiği şeylerden de uzak olunuz. Allah'dan korkunuz. Çünkü Allah'ın vereceği ceza ağırdır."(Haşr, 59/7)

    Elmalılı Hamdi Yazır Hazretleri tefsirinde bu âyete şöyle meal verir:

    "Peygamber size her ne verdiyse onu alın, almayın dediğini almayın, yapmayın dediğini yapmayın ve Allah'dan korkun da Allah'ın ve Peygamber (asv)'in emirlerine karşı gelmekten ve birbirinizin hakkını yemekten, devlete hıyanet eylemekten sakının...."

    Şu hale göre Kur'an sünnetsiz, sünnet de Kur'ansız düşünülemez. Bunlardan birini ihmal etmek, İslâm dinini anlamamaktan doğan bir hastalıktır ve bir dalalettir. Tabiri caiz ise Kur'an bir güneş ise sünnet-i seniyye onun ziyasıdır. Birisi için diğeri feda edilmez.

    Evet, nasıl Cenâb-ı Hakk, hafızlar ile Kur'an'ı hıfz(muhafaza)etmişse, İslâm alimlerinin vasıtası ile de sünnet ve hadisleri muhafaza etmiştir.

    Mehmet Kırkıncı



    ---------------------------------------

    İmam Şafii’nin Sünnete Bakışı

    İmam Şafii’ye göre Allah (c.c.), Rasûl’ünün sünnetlerine uymayı emretmiş ve dolayısıyla sünnetlere uymakta böylelikle farz kılınmıştır.

    İmam Şafii (r.a.) Risale’sinde şöyle der: Beyhaki de onun bu sözünü “Medhal” adlı eserinde nakleder:

    1- Allah Tealâ, Rasûl’ünü, İslam dini, farzlar ve Kur’ân’la ilgili olarak öyle bir yere koymuştur ki; onu, farz kıldığı taatlar ile haram kıldığı masiyetlerin kendisiyle bilindiği bir meşale olarak insanlara gönderdiğini açıklamıştır. Ayrıca kendisine imanla Rasûl’üne imanı beraberce zikrederek Rasûlullah (s.a.v.)’in faziletini beyan etmiştir. Allah (c.c.) bunu şöyle ferman ediyor: “Allah’a, peygamberine ve indirdiğimiz Kur’ân’a iman ediniz. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.” (Teğabun: 64/8)

    2- İmanın dışında kalan hususlar imana tabidir. İmanın tam olması ise Allah’a ve Rasûl’üne beraberce inanma şartına bağlamıştır. Yine Allah Tealâ şöyle buyuruyor: “Muhakkak müminler onlardır ki, Allah’a ve Rasûlüne iman etmişlerdir ve onun maiyetinde içtimai bir işle meşgul bulundukları zaman da ondan izin istemedikçe bırakıp gitmezler.” (Nur: 24/62)

    3- Allah Tealâ bir ayette de şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Allah Tealâ’ya itaat ediniz ve peygambere de, sizden olan emir sahiplerine de itaatte bulununuz. Sonra bir şey hakkında ihtilafa düşerseniz, onu Allah-u Teâla’ya ve peygamberine arz ediniz.” (Nisa: 4/59) İlim ehlinden bazıları bu ayette geçen “emir sahipleri”nden muradın “Rasûlullah (s.a.v.)’in gönderdiği seriyyelerin komutanları” olduğunu söylemişlerdir. “İhtilafa düşerseniz” sözünün manası da “bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz” demektir. “İhtilafa düşerseniz” diye kastedilenler de “seriyyeye katılanlar ve itaat etmekle emrolundukları komutanlarıdır” “Onu, Allah Tealâ’ya ve peygamberine arz ediniz” kavlinden murat, “Allah’ın ve Rasûl’ünün sözüne bakın” demektir.

    4- İmam Şafii Rasûlullah (s.a.v.)’in emrine uymanın farz oluşuna şu ayeti de delil getirir: “Peygamber size neyi verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa da ondan kaçının.” (Haşr: 59/7)

    5- İmam Şafii (r.a.) bir gün bir hadis rivayet eder ve “sahihtir” der. Birisi:

    —Ey Ebû Abdullah! Sen de aynı kanaatte misin? diye laf edince, bozulur ve şöyle der:

    —Ey adam! Sen beni hiç Hıristiyan olarak gördün mü? Bana kiliseden çıkarken rastladın mı? Belimde Hıristiyan kuşağı gördün mü? Rasûlullah (s.a.v.)’den hadis rivayet edeceğim ve hem de aynı görüşte olmayacağım ha!
    İmam Şafii bu ayetlerin dışında, Rasûlullah (s.a.v.)’in emrine uymayı, ona taatın zaruri olduğunu gösteren diğer ayetleri de zikreder. Bu durumda Allah Tealâ, Rasûl’üne itaati farz kıldığından dolayı, hiç kimse Rasûlullah (s.a.v.)’in emrini reddedemez.
    alıntı...



  4. 14.Kasım.2012, 15:52
    3
    Şema
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Mart.2007
    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 9,332
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    Cevap: Sünneti terk edenlere tehdit var mıdır ?

    Cevap için teşekkürler desertrose
    Sünnete uymayan kınanır


  5. 14.Kasım.2012, 15:52
    3
    Moderatör
    Cevap için teşekkürler desertrose
    Sünnete uymayan kınanır





+ Yorum Gönder